FETÖ 1998 – Ecevit’in bunlara sempatisi var, duyarsa hükümeti yıkar!

MAHMUT ÖVÜR – FETÖ’nün ‘önlenemeyen’ tırmanışı

Bütün kumpaslarına, binlerce insanı dinlemelerine, Uludere tezgâhlarına, 17-25 Aralık darbesiyle hükümete meydan okumalarına, MİT TIR’ları gibi ihanet operasyonlarına rağmen, FETÖ’nün gerçek yüzü ve küresel karanlık ilişkileri ancak 15 Temmuz’dan sonra daha net ortaya çıktı.
Ama hâlâ bunu göremeyen, hatta destekleyenler var. Sadece Kılıçdaroğlu‘nun “Kontrollü Darbe” tezi bile bugüne kadar FETÖ’ye yapılabilecek en büyük destek. Aslında son 40-50 yılda siyasetçiden, medya mensubuna, işadamından askerine herkesin FETÖ’ye destek verdiği bir süreçten söz ediyoruz.
FETÖ, başından beri CIA ve MİT ortaklığıyla önü açılan, daha o yıllardan itibaren de devletin içine sızan, sızarken de sağdan soldan bütün siyasileri kullanan bir yapı. Kimler destek vermemiş ki, 60’lı yılların MİT Müsteşarı Fuat Doğu‘dan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagör‘e, Özal‘dan Demirel‘e, Ecevit‘ten Tansu Çiller‘e, Mesut Yılmaz‘dan Hikmet Çetin‘e…
Hele biri var ki çok şaşırtıcı… Sosyal demokratlığıyla bilinen eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem. Cem‘in “cemaate” yani bugünkü FETÖ’ye verdiği desteğin haddi hesabı yok. Bugün eğer FETÖ başta Yunanistan olmak üzere Balkanlar’da etkiliyse bunu Bakan Cem’in sözlü ve yazılı desteklerine borçlu. Hatta Cem’in, FETÖ’cüler için Türkiye adına “nota” veren bir dışişleri bakanı.
Bu ilişkilerin en çarpıcısı ve somutu 28 Şubat Postmodern darbe sonrası yaşandı.
Tanığı da eski Emniyet Müdürü Cevdet Saral… İktidarda DSP, MHP ve ANAP koalisyonu var. Başbakan da Bülent Ecevit… Saral da Ankara Emniyet Müdürü… Saral, o dönemde FETÖ’nün polis teşkilatındaki yapılanmasıyla ilgili bir rapor hazırlatır. Ancak raporun sadece ilk iki bölümü yazılır, üçüncü bölümü yani finans ayağı daha yazılmadan inanılmaz bir operasyon başlar. Bu “Telekulak Operasyonu“dur.
Saral‘ın ekibi FETÖ raporunu hazırlarken, “Usulsüz dinleme yaptıkları” gerekçesiyle medyada manşet yapılır.
Kampanyanın öncüsü de Hürriyet gazetesidir.
Haber öyle etkili olur ki, Cevdet Saral ve arkadaşları hızla görevden alınır.
Saral, bu suçlamaların yalan, belgelerin sahte olduğunu söyler ama inandıramaz.
Yaşadıklarını şöyle anlatır:
“Mayıs içinde ana medyada ‘Telekulak Çetesi‘ başlıklarıyla bombardımana tutulduk. Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nin bütün devlet kurumlarını dinlediği şeklinde hazırlanan dosyalar yedi klasör halinde Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu‘na verildi. Ben bu haberlerin doğru olmadığını zamanın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan‘a anlattım.
Bakan Bey, sanki benim anlatımlarımı duymamış gibi davrandı. Bu görüşme 7 Haziran 1999’da oluyordu. Bakan ile yaptığım bu görüşmeden sonra ben ve ekibim açığa alındık. Bizi görevden alan İçişleri Bakanı Tantan bir hafta sonra da Fetullah Gülen‘in ABD’deki korumasının görev süresinin uzatılmasının onayını çıkarttı.” Bunlar kimin işine yaradı dersiniz? Saral, şu günlerde CHP’lilerin dikkatini çekmesi gereken çok daha çarpıcı bir tespit yapıyor:
Mesut Yılmaz Başbakan iken bir konuyu görüşmek için 1998’de ziyaret ettim.
Resmi görüşmeyi bitirdikten sonra ‘Sayın Başbakan bu Cemaat emniyette müthiş bir kadrolaşmaya gitti. Bizim aleyhimizde de müthiş kampanya yürütüyor.

Devamını Oku 

NOT: Mesut Yılmaz, Ecevit’in camaate sempatisi olduğu konusuyla ilgili yaptığı açıklamada:

“Eski Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral Emniyet’teki cemaat bağlantıları konusunda bir inceleme yapmak için benden izin istediğini ve benim de hükümet ortağımız DSP’nin Genel Başkanı Rahmetli Bülent Ecevit’in cemaat liderine “meftun” oldugu gerekçesiyle hükümetin bozulmaması için karşı çıktığımı söylemistir.

Üzerinden yaklasık yirmi sene geçtigi için detaylı olarak hatırlamadıgım bu olay konusunda bugün kendisini telefonla aradım ve  bilgi rica ettim.Sayın Saral rahmetli Ecevit’in özellikle yurtdısındaki eğitim kurumları nedeniyle cemaate karsı iyi niyetli ve hosgörülü bir yaklaşım içinde oldugunu, bu görüslerini zaten kamouyu önünde de dile getirdigini, ancak “meftun” ifadesinin tamamen kendi anlamlandırması oldugunu ifade etti.Dolayısıyla benim böyle bir ifadem kesinikle olmamıstır. Rahmetli Ecevit’in ruhunu taciz edeceğine inandıgım bu yanlıslıgın düzeltilerek kamuoyuna duyurulmasını rica ederim”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir