TBMM Başkanı Şentop: Yeni anayasa gerçekleşebilir bir şeydir, yeter ki iyi niyetle yapma konusundaki irade olsun

TBMM Başkanı Şentop Yeni anayasa gerçekleşebilir bir şeydir, yeter ki iyi niyetle yapma konusundaki irade olsun

TBMM Başkanı Şentop Yeni anayasa gerçekleşebilir bir şeydir, yeter ki iyi niyetle yapma konusundaki irade olsun

TBMM BaÅŸkanı Åžentop, “Yeni anayasa bir ütopya, eriÅŸilmez bir ÅŸey deÄŸildir. Bu gerçekleÅŸebilir bir ÅŸeydir, yeter ki iyi niyetle olsun, yapma konusundaki irade olsun.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Ülke TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

“FETÖ’nün 7 Åžubat MİT kumpasına” iliÅŸkin soruyu yanıtlarken Åžentop, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın baÅŸbakanlığı döneminde FETÖ’nün özellikle yargı ve emniyetteki yapılanmalarına dikkat ve hassasiyet gösterdiÄŸini belirtti.

ErdoÄŸan’ın kendisine 7 Åžubat sonrası “özel yetkili mahkemelerle” ilgili yürütülen çalışmaya katılmasına iliÅŸkin talimat vermesine raÄŸmen “bürokratik gerekçelerle çalışmadan uzak tutulduÄŸunu” dile getiren Åžentop, FETÖ’nün, yapılanması fark edildiÄŸi için harekete geçtiÄŸini söyledi.

Åžentop, 28 Åžubat darbesinin TSK deÄŸil, yargı eliyle yapıldığını ve AK Parti iktidarının ilk yıllarında Danıştay’ın aldığı kararlarla adeta milli eÄŸitim ve saÄŸlık bakanlıklarını yönettiÄŸini kaydederek, FETÖ’nün “bu güçlü vesayet organını” ele geçirmek için yargıda yapılanmaya baÅŸladığına iÅŸaret etti.

O dönem BaÅŸbakan olan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, FETÖ’nün yapılanmasını önlemeye yönelik adımlar attığını vurgulayan Åžentop, ErdoÄŸan’ın kararlı duruÅŸunun, FETÖ’nün baÅŸarılı olmasına izin vermediÄŸine dikkati çekti.

Åžentop, “FETÖ’cüler bir ÅŸey yapınca hükümet veya siyasi iktidar harekete geçmemiÅŸtir. Tam tersine FETÖ’cülere iliÅŸkin ipuçları ve varlığına karşı kanaat hasıl olmuÅŸ, buna karşı bir tavır geliÅŸtirildiÄŸi için onlar ortaya çıkıp hamleler yapmak durumunda kalmışlardır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Anlaşılamayan konular millete götürülebilir”

Meclis BaÅŸkanı Åžentop, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın “Yeni anayasaya ihtiyaç var.” açıklaması ve MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli’nin buna destek vermesine iliÅŸkin deÄŸerlendirmesinin sorulması üzerine, 1982 Anayasası’nın, yapım sürecinden itibaren tartışılan ve bizzat darbecilerin yaptığı anayasa olduÄŸunu, kabul edildiÄŸi dönemde milletin demokratik hayata dönüş için bu düzenlemeyi gerekli gördüğünü anlattı.

Anayasanın darbe gölgesinden kurtarılması gerektiğini belirten Şentop, öte yandan yapılan birçok değişiklik sebebiyle maddeler arasında uyumsuzluklar görüldüğünü söyledi.

Åžentop, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nin deÄŸiÅŸtirilmesini isteyen siyasetçiler bulunduÄŸunu dile getirerek, “(GüçlendirilmiÅŸ parlamenter sisteme geçelim.) ÅŸeklinde tartışmalar, aslında bir anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi tartışması. Bunu tartışıyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

2011 yılında oluÅŸturulan uzlaÅŸma komisyonunun yeni anayasa için görüş topladığını söyleyen Åžentop, o dönem BaÅŸbakan olan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın çalışma sonunda mutabık kalınan 60 maddenin geçirilmesini istediÄŸini aktardı. Mustafa Åžentop, “BaÅŸtan ‘Evet.’ dediler fakat sonra caydılar nedense, bilemiyorum. ‘Hayır’ dediler.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Şentop, yeni anayasa konusunda iktidar ile muhalefet arasında nasıl bir uzlaşma sağlanabileceğine ilişkin soruyu yanıtlarken geçmiş örneklerde de olduğu gibi bazı siyasi partilerin anayasa görüşmeleri için ön şart getirdiklerini, bu durumda anlaşmanın mümkün olmadığını söyledi.

“Olmayacak bir ÅŸeye heves etmeyelim. Tam mutabakatla anayasa yapabilmek mümkün deÄŸil.” diyen Åžentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada mutabık kalınacak yönler, mutabık kalınamayacak yönler var. Kanaatim, mutabık kalınacak konular kolaylıkla halledilebilir. Hatta bunlar için referanduma bile gerek olmaz. Millet zaten o yetkiyi vermiÅŸ. Belli sayısal çoÄŸunluÄŸu bulursanız anayasa yapma yetkisi vermiÅŸ. Bu yapılabilir. Anlaşılamayan konular iÅŸin sahibine, millete götürülebilir. ‘AnlaÅŸmazlığı millet gidersin.’ denilebilir. Yeni anayasa bir ütopya, eriÅŸilmez bir ÅŸey deÄŸildir. Bu, gerçekleÅŸebilir bir ÅŸeydir, yeter ki iyi niyetle olsun, yapma konusundaki irade olsun.”

“Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan tartışması gibi”

TBMM BaÅŸkanı Åžentop, “Yeni anayasa için kurucu meclis gereklidir.” ÅŸeklindeki söylemlerin anımsatılması üzerine, “Aslında tersi doÄŸrudur. Anayasayı yapan meclis, kurucu meclistir. Bir meclisin kurucu meclis olup olmadığını anayasa yaptığı zaman görüyoruz. Yaptığı zaman bu sıfatı alıyor. Kurucu meclis olduÄŸu için anayasa yapmıyor. O bakımdan bu tartışma abes. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan tartışması gibidir.” dedi.

Åžentop, İYİ Parti Genel BaÅŸkanı Meral AkÅŸener’in “Sıfırdan bir anayasa yapmak gibi bir iddiaysa bu, o zaman ikinci cumhuriyetin kuruluÅŸu anlamını taşır.” sözlerini deÄŸerlendirirken “Cumhuriyetleri numaralandırmak, Fransa adetidir. Fransızlar 5. cumhuriyetteler.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Åžentop, “Bu, 1924 Anayasası deÄŸil ki. Bu, o anayasa olmuÅŸ olsa ‘Cumhuriyet’in temel anayasasını deÄŸiÅŸtiriyorsunuz.’ der. Bunu deÄŸiÅŸtirmiÅŸ zaten 61’de darbeciler, 82’de bir daha deÄŸiÅŸtirmiÅŸler. Aslında belki bu anayasa, bu anlamda Cumhuriyet’in kuruluÅŸundaki temel anlayışlara, felsefeye dönüşe imkan verir. Åžu anki felsefe, darbecilerin ortaya koyduÄŸu bir paradigma, felsefe.” deÄŸerlendirmelerinde bulundu.

Yeni anayasa konusunda partilerin yaklaşımlarının hatırlatılmasının ardından Meclis BaÅŸkanı olarak bu konuda inisiyatif alarak partilerle görüşüp görüşmeyeceÄŸinin sorulması üzerine Åžentop, “Bir niyet varsa Meclis BaÅŸkanı olarak üzerime düşen ne varsa yaparım.” karşılığını verdi.

“FETÖ’nün oturmak istediÄŸi yer orasıydı”

27 Mayıs’taki anayasanın hazırlanış süreciyle ilgili deÄŸerlendirmede bulunan Åžentop, Türkiye’de darbeciler eliyle kurulan “vesayetçi sistemi” de sürücü kurslarındaki eÄŸitim araçlarına benzettiÄŸini belirtti.

Eğitim araçlarında eğitmenin oturduğu ön koltukta da gaz ve fren gibi aracı kontrol etmeye yarayan aparatların bulunduğunu, eğitmenin dilediğinde aracı yürütüp durdurabildiğini ve şoförü işlevsiz hale getirebildiğini anlatan Şentop, şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’deki vesayetçi sistem dediÄŸimiz sistem bu. Bu sistemde seçim kazanan baÅŸbakan, hükümet, ‘Åžunları yapacağım.’ diyor. Bakıyorsunuz, bir ÅŸey yapamıyor. Sistem böyle olunca bazıları saÄŸ tarafa oturmaya heves ediyor. Düşünülen nedir? Siyaset yoluyla ülkeyi yönetmek. O, sürücü kursu örneÄŸindeki aracın sol koltuÄŸudur. ‘Siyaset yapalım, kazanalım, gelelim, ülkeyi yönetelim.’ ama bazıları aracın mekanizmasını iyi bildiÄŸi için, ‘bürokratik elitler’, onlar esas diyorlar ki ‘Araç saÄŸ taraftan idare ediliyor. Sol taraf önemli deÄŸil, saÄŸ tarafa oturmak lazım.’ FETÖ’nün de oturmak istediÄŸi yer orasıydı. Siyasi parti kurmak, görev yapmak gibi hevesleri yoktu fakat 2002’den beri, CumhurbaÅŸkanımızın liderliÄŸinde Türkiye’deki o deÄŸiÅŸiklik önce fiilen siyasetin alanını geniÅŸleterek, daha sonra kanunlarda, anayasada yapılan deÄŸiÅŸiklilerle siyasetin alanı geliÅŸti, vesayetin alanı daraldı.

Vesayetin alanı daraldıkça aparatların bir kısmı söküldü, en son hükümet sistemi deÄŸiÅŸikliÄŸiyle beraber o aparatların söküldüğü kanaatindeyim ama araba yine aynı, arabanın tamamen yenilenmesi belki daha doÄŸru olacaktır.”

“Bunu bir rektör ataması baÄŸlamında izah edebilmek mümkün deÄŸil”

BoÄŸaziçi Üniversitesindeki olaylara iliÅŸkin Åžentop, rektör atamasının ardından protestoların yapıldığını dile getirerek, “Olan biten bundan mı ibarettir? İzmir’de, Ankara Kızılay’da, İstanbul Kadıköy’deki eylemler, BoÄŸaziçi Üniversitesine atanan rektörü beÄŸenmedikleri için yapılan gösteriler olarak izah edilebilir mi?” diye sordu.

Eyleme katılanlardan bir kısmının Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi, bir kısmının da hiç öğrenci olmadığının tespit edildiğini anımsatan Şentop, bu kişilerin profesyonel eylemci olduklarını, nerede eylem olursa oraya götürüldüklerini, daha önceki planlamalar içinde rolleri bulunanların olduğunu belirtti.

Şentop, ayrıca söz konusu kişilerden terör örgütleriyle bağlantılı olanların bulunduğunun da açıklandığını kaydetti.

Bütün bu olaylar beraber deÄŸerlendirildiÄŸinde meselenin sadece bir rektörü istememek, rektörün atanış ÅŸekline karşı çıkmak gibi bir baÄŸlam içinde düşünülmesini engellediÄŸini söyleyen Åžentop, “Buradaki mesele biraz daha geniÅŸ. Bütün dünyada yavaÅŸ yavaÅŸ özellikle çevremizde geliÅŸen, Rusya’daki olaylarla beraber birlikte baktığımızda sanki bir süre sonra yapılması düşünülen, beklenen muhtemel olaylar için burada bir eylemlilik çekirdeÄŸi oluÅŸturmak, bunu sıcak tutmak gibi bir amaç varmış gibi düşünüyorum çünkü bunu baÅŸka türlü izah edebilmek, bunu bir rektör ataması baÄŸlamında izah edebilmek mümkün deÄŸil, tüm parametreleri bir araya getirdiÄŸimizde.” ifadelerini kullandı.

2000 yılında Samsun’daki üniversiteye yapılan rektör atamasını hatırlatan Åžentop, bu dönemde öğretim üyelerince belirlenen ve YÖK tarafından CumhurbaÅŸkanına gönderilen üç isimden birincinin 297, ikincinin 73, üçüncünün de 71 oy aldığını, CumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer’in 71 oy alan üçüncü sıradaki kiÅŸiyi rektör olarak atadığını dile getirdi.

Yüksek oy alan rektör adayını destekleyen öğretim üyelerinin söz konusu atamaya tepki göstermek için Atatürk anıtına çelenk bırakmak ve basın açıklaması yapmak istediklerini ancak polisin buna müdahale ettiğini söyleyen Şentop, şöyle konuştu:

“100’ün üzerinde öğretim üyesinin bir kısmı cübbeleri yırtılarak, yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmış. Slogan, taÅŸkınlık yok, çelenk koyup açıklama okuyacaklar, buna müsaade edilmemiÅŸ. Öğretim üyeleriyle ilgili Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı davranmaktan dolayı dava açılmış, öğretim üyelerinin tamamı hakkında ayrıca üniversitede soruÅŸturma açılmış. Bu üniversitedeki öğretim üyeleriyle ilgili verilen cezalar var. Yine bazı siyasi partilerin yöneticileri, öğretim üyelerini Samsun’da denize dökeceklerini söylemiÅŸler. Öğretim üyelerinin ifadelerini almak için rektörlük makamına verilen yazıda, ‘CumhurbaÅŸkanının Anayasa’nın 130’uncu maddesine göre takdir hakkını kullanarak üniversite rektörlerini atadığı, bu nedenle de protesto edilmesinin suç teÅŸkil ettiÄŸi’ görüşü savunulmuÅŸ. Buna dayanarak ceza verildi öğretim üyelerine.”

Åžentop, BoÄŸaziçi’ndeki olayların ise rektör atamasıyla yorumlanabilecek parametrelerin dışına çıktığına iÅŸaret ederek, “Burada baÅŸka bir tablo var. BaÅŸka bir hazırlığın ipuçları görülüyor, seziliyor. Buna devlet müsaade etmez.” dedi.

“Meclis’ten yapmasını istediÄŸiniz somut bir ÅŸey yoksa bu maddi hatayı düzeltin’ diyeceÄŸiz”

Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu kararını da değerlendiren Şentop, şunları dile getirdi:

“Anayasa Mahkemesi, iki karar verdi ama kararlar teknik olarak birbirinden farklı. Burada seçme seçilme hakkının, kiÅŸi hürriyetinin ihlal edildiÄŸine dairdi ilk karar. ‘Milletvekili seçildiÄŸi için yeniden dokunulmazlık kazanmıştır, kazandıktan sonra da yargılamanın durdurulması lazımdı, durdurulmamıştır.’ diye verdi. Bunu ilk derece mahkemesine gönderdi. Bu konuda hukuki tartışmalar yapılabilir. Åžahsi kanaatim, ilk derece mahkemesi karar verdiÄŸi zaman ilk derece mahkemesinin karar verdiÄŸi sırada BerberoÄŸlu’nun dokunulmazlığı yoktu. İstinafa gitti, orada bir karar verildi, o zaman da dokunulmazlığı henüz yoktu. Yargıtay’a gittiÄŸinde BerberoÄŸlu seçildi ve Meclis’e geldi. Bu karar, Yargıtay aÅŸamasında verildi. Durma kararı verilmesi gerekiyorsa bunu Yargıtay verecek. Bir ihlal söz konusuysa bunun muhatabı ilk derece mahkemesi deÄŸil, Yargıtay olması gerekirdi. İkinci karar ise 14. Ağır Ceza Mahkemesi buna uymadığı için, uymaması sebebiyle bir ihlal ortaya çıkıyor. Mevcut ihlal devam ettiriliyor, bundan dolayı verilmiÅŸ bir karar.

Anayasa Mahkemesi, bu kararında, 145. paragrafında ‘Bu, hukuk düzeninin, anayasal düzenin ihlalidir mahkemeninki. TBMM baÅŸta olmak üzere, HSK ve diÄŸer kamu kurumları da bu konuda bir ÅŸeyler yapmalıdır.’ anlamında, ‘Gelin, hep beraber çözelim bu konuyu.’ gibi bir yaklaşım içinde, bir nevi Meclis’e de tembihte bulunuyor, öğüt veriyor. Bilgi için Meclis ve HSK’ye bunu gönderiyor. Ne gerek varsa? Çünkü Resmi Gazete’de yayımladığınız bir ÅŸeyden bilgi sahibi oluyoruz. İçerideki bu ifadelerde sanki Meclisin yapacağı bir ÅŸeyler var, onları Meclis yapmıyormuÅŸ da hatırlatalım gibi tablo ortaya çıkıyor. Bu, sadece benim anlayışım ya da evhamım falan deÄŸil. Birçok kiÅŸi böyle anlamış. Kararı baÅŸtan sona okudum. Meclis’in yapacağı bir ÅŸey görülmüyor. Meclis ne yapacak? BelirtilmemiÅŸ.”

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde hükmün bulunduÄŸunu, tavzih ve maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunulmasının mümkün olduÄŸuna iÅŸaret eden Åžentop, “Böyle bir talepte bulunacağız. ‘Burada Meclis ile ilgili ÅŸeylerden bahsediyorsunuz. Bu nedir? Bunu biz anlamadık, bunu bir izah edin, Meclis’ten ne yapmasını istiyorsunuz? EÄŸer gerçekten Meclis’ten yapmasını istediÄŸiniz somut bir ÅŸey yoksa o zaman bu maddi hatayı düzeltin.’ diyeceÄŸiz. Sonuç itibarıyla bir ÅŸey varmış gibi bir çaÄŸrışım ortaya çıkıyor. Buna kimsenin hakkı yok. Bu ÅŸekilde dolaylı da olsa Meclis’i töhmet altında bırakmaya Anayasa Mahkemesinin hakkı yok ama böyle bir intiba oluÅŸturmak, erkler ayrılığı bakımından da çok sıkıntılı bir tablo.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir