Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Başörtüsüne anayasa değişikliği teklifi) İhtiyaç olursa bu işi referanduma da götürebiliriz
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Başörtüsüne anayasa değişikliği teklifi) İhtiyaç olursa bu işi referanduma da götürebiliriz
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “(Başörtüsüne anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi teklifi) Bunlar parlamentoda iÅŸi çözmezse çözüm yeri millet, gideriz millete. Gerekirse, ihtiyaç olursa dedik ki bu iÅŸi referanduma da götürebiliriz.” ifadesini kullandı.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Ömer Halisdemir Spor Salonu’nda düzenlenen Gençlik BuluÅŸması’nda yaptığı konuÅŸmada, Samsun’da çok farklı bir gün geçirdiklerini belirterek, ilgileri nedeniyle Samsunlulara teÅŸekkür etti.
Ülkenin her biri ayrı iftihar kaynağı projelerinde görev alan gençlerle bir arada olduklarını ifade eden Erdoğan, gençleri küçümseyenlere en güzel cevabı birlikte oldukları gençlerin verdiğini söyledi.
Erdoğan, ülkenin ufkunu karamsarlık bulutlarıyla kapatmak isteyenlerin, gençlerin yüreğinden saçılan aydınlık karşısında çaresiz kalacağına inandığını vurguladı.

 “Yoksullukların Türkiye’sinin tüm yükünü omuzlamış bir nesiliz”
Milletin umudunu kırma, enerjisini tüketme peşinde olanların gençlerin çalışkanlığı ve heyecanı karşısında bir balon gibi sönüp gideceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ömrünü bu aziz millete hizmete adamış bir büyüğünüz olarak sizlerle geçirdiÄŸim her an kendimi adeta yenilenmiÅŸ, ÅŸarj olmuÅŸ hissediyorum. Esasen bizim gençliÄŸimizin gündemi ile sizlerin gündemi arasındaki fark Türkiye’nin nereden nereye geldiÄŸini göstermesi bakımından çok önemli. Biz yasakların, yoklukların, yoksullukların Türkiye’sinin tüm yükünü omuzlamış bir nesiliz. Aklımızın erdiÄŸi günlerden itibaren hem geri kalmışlığın hem demokrasi eksikliÄŸinin sebep olduÄŸu sıkıntıları hayatımızın her anında yaÅŸadık. Åžimdi sizlere teker teker anlatsam inanmakta zorluk çekeceÄŸiniz öyle sorunlarla boÄŸuÅŸuyorduk ki kelimenin tam anlamıyla akıllara zarardı. Zaman içinde hepsinin gerisindeki sebepleri gördük, anladık. Bir yandan tarihimizi, kültürümüzü, deÄŸerlerimizi en iyi ÅŸekilde öğrenerek kendimizi yetiÅŸtirmenin diÄŸer yandan çağı kavramamıza imkan saÄŸlayacak güncel ve ilmi donanımı kazanmanın mücadelesini verdik. Bilgiye ve kaynaÄŸa eriÅŸme imkanının bir hayli sınırlı olduÄŸu bir dönemde bu mücadele kolay geçmedi.”

Erdoğan, burslarla yetişmediğini, hem çalışıp hem okuduğunu, bu şekilde eğitimini tamamladığını dile getirdi.
Hayatın meÅŸakkatli ve muhataralı yollarında ya fikren ya fiilen kaybettikleri nice arkadaÅŸlarının olduÄŸunu söyleyen ErdoÄŸan, “Ülke ve dünya çapında nice baÅŸarılara imza atan arkadaÅŸlarımız da oldu. VerdiÄŸimiz emekler, döktüğümüz terler, girdiÄŸimiz riskler boÅŸa gitmedi, kazanan yine biz olduk. Bugün sizlerle bir araya gelmemize vesile olan büyük projelerimizi, gelecek için kurduÄŸumuz büyük hayalleri, geçmiÅŸte ödediÄŸimiz o bedellere borçluyuz. Size olan güvenimiz sayesinde Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu böylesine güvenli ve kararlı bir ÅŸekilde ifade edebiliyoruz. Bizim Türkiye Yüzyılı’ndaki yoldaÅŸlarımız sizlersiniz.” diye konuÅŸtu.

TEKNOFEST kuşağı
ErdoÄŸan, birilerinin kuÅŸakları alfabe harfleriyle ifade etmeyi sevdiÄŸini belirterek, “Sizler için Z kuÅŸağı diyorlar. Halbuki biz karşımızda maziden atiye kurdukları köprüyle özgürlüğü, hakkaniyeti, çalışmayı, üretmeyi, hayatlarının merkezine koyan bir gençlik görüyoruz. Ben bu gençliÄŸe, Samsun’da da ifade ettim, TEKNOFEST açılışlarında ÅŸahit olduÄŸum manzaradan hareketle illa bir isim konulacaksa ‘TEKNOFEST kuÅŸağı’ denmesi gerektiÄŸini söylemiÅŸtim.” ifadelerini kullandı.

Gençlik buluşmaları devam edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin gençlerin dünyanın dört bir yanında gösterdikleri başarıları da yanlış anladığını aktardı.
Türkiye’yi hala tek parti devrinin içine kapanık, dünyadan kopuk, kendi insanıyla kavgalı, geleceÄŸine iliÅŸkin iddiası olmayan bir ülke zannedenlerin gençlere de böyle baktığını vurgulayan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“Aslı böyle deÄŸil. Kökü mazide, yani geçmiÅŸte olan, ati, gelecek olan bu gençlerimiz ülkemizin Türkiye Yüzyılı hazırlığının en önemli gücüdür. Sizler gibi gayretleri, kabiliyetleri, birikimleri, baÅŸarılarıyla sadece akranlarına deÄŸil aynı zamanda arkadan gelen yeni kuÅŸaklara da örnek teÅŸkil eden gençlerimiz bizim gurur kaynağımızdır. Geçen hafta Åžanlıurfa’da bir araya geldiÄŸimiz gençlerimize de ifade ettiÄŸim gibi artık bizler, sizin zamanınızın misafiriyiz. Olaya biz böyle bakıyoruz. Türkiye Yüzyılı sizlerin hem eseri hem asrı olacaktır.”

Bir gencin, her hafta bir ile giderek gösterdiÄŸi performans nedeniyle kendisine hayran olduÄŸunu söylemesi ve “Gençlik BuluÅŸmaları devam edecek mi? Önümüzdeki hafta nerede olacaksınız? Samsun’da olan heyecanı orada bulabilecek misiniz?” sorusunu yöneltmesi üzerine, ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“Tabii keramet ehli deÄŸilim. Haftaya Mardin’de olacağımızı biliyorum. Aynen Åžanlıurfa ve burada olduÄŸu gibi orada da gençlerle buluÅŸmayı ümit ediyorum. Åžanlıurfa’da resmi rakam olarak 110-120 bin kiÅŸi meydanda vardı. Bugün de 100 bine yakın bir katılımı Samsun’da gördük. Burası modern bir salon. Åžanlıurfa’da tarihi bir mekanı kültür merkezine dönüştürmüş, adını da İbrahim Tatlıses Kültür Merkezi koymuÅŸlardı. Çok güzel oldu o toplantı. Samsun’a rahatsızlığı nedeniyle gelemedi Orhan Bey (Gencebay) ama gelmeyi çok arzu ediyordu. Onun geliÅŸi bu toplantıyı çok daha zengin kılacaktı. İnÅŸallah bir baÅŸka buluÅŸmayı Orhan Bey ile gerçekleÅŸtiririz Samsunlu olması hasebiyle. Gençlik buluÅŸmaları devam edecek. Durmak yok yola devam.”

“Kadın mühendisler 1915 Çanakkale Köprüsü’nde çok büyük baÅŸarıya imza attı”
“1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu” projesinde görev alan kadın mühendis Destina Cücen YenidoÄŸdu, projede yer alanlara ve desteÄŸi için ErdoÄŸan’a teÅŸekkür etti.
ErdoÄŸan, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün her iki yakasındaki kulelerine Seyit Onbaşı’nın hatırasını yaÅŸatacak top mermisi figürlerinin yerleÅŸtirildiÄŸini ve böylece köprünün kulelerinin uzunluÄŸunun Eyfel Kulesi’nin uzunluÄŸunu geçtiÄŸini bildirdi.
Genç mühendislere tavsiyeleri sorulan Erdoğan, kadın mühendislerin 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu projesinde çok büyük başarıya imza attığını söyledi.
ErdoÄŸan, Limak Yatırım Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Ebru Özdemir’in de projede kadın mühendis ekibiyle çalışmayı arzu ettiÄŸini dile getirerek, “Her görüşmemde övgüyle bahsederdi. ‘BaÅŸkanım bakın benim ekibim hep bayanlardan oluÅŸuyor, genç kızlar, genç mühendisler…’ vesaire diye. Çok da heyecanlanıyordu. Ben de ona nükte yapardım. ‘Peki parayı da iyi veriyor musun?’ derdim. ‘Kendilerine sorabilirsiniz’ diyordu.” ifadesini kullandı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, “Hakikaten iyi maaÅŸ veriyor muydu?” sorusuna YenidoÄŸan, “Çok şükür Sayın BaÅŸkan’ım.” yanıtını verdi.
“Yılmadınız, usanmadınız, muhteÅŸem eseri meydana getirdiniz”
Bir işin üretim yapılırken öğrenilmesinin hiçbir şeyle mukayese edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Teori-pratik buluÅŸmasında pratik çok önemli. Teoriyle pratiÄŸin buluÅŸtuÄŸu yer Çanakkale Köprüsü. Düşünün öyle bir eseri meydana getiriyorsunuz ve yeri geldi belki halatların üzerinde gezdiniz. Ondan herkes ürker, korkar, çekinir filan ama sizler yılmadınız, usanmadınız, baretlerinizle orada o adımı attınız ve muhteÅŸem eseri meydana getirdiniz. Tarih sizi bu eserle hep anacak.”
ErdoÄŸan, uçak sanayisinde mühendislerin atacağı adımların çok önemli olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Tabii ara vermeden savunma sanayinde olsun, özellikle altyapı, üstyapıyla ilgili olsun Türkiye artık birçok ÅŸeyleri aÅŸtı, kırdı. Åžimdi biz altyapı sorununu bir defa aÅŸtık. Altyapı sorunu yaÅŸamıyoruz artık, üstyapı da hakeza öyle.” dedi.
 “208 üniversitemiz var”
GeçtiÄŸimiz günlerde İstanbul’da çeÅŸitli ülkelerden bir araya geldiÄŸi öğretim üyelerinin, “Siz artık altyapı sorununu bitirdiniz. Sizin altyapı diye bir sorununuz yok. İstanbul’u daha önce de gelmiÅŸ, görmüştüm ama ÅŸimdi bu geliÅŸimde baktım ki İstanbul birçok ÅŸeyleri aÅŸmış.” dediÄŸini anlatan ErdoÄŸan, şöyle devam etti:
“Bunu diyenlerin hepsi de profesör. Åžimdi birileri hani bir yerlerden ithal profesörler getirdiler ya… Biz iÅŸi bitirdik, altyapısıyla bitirdik, üstyapısıyla bitirdik. Bütün mesele ÅŸimdi bunu görmek. EÄŸer bunu görebiliyorsak mesele yok. Düşünün 76 üniversiteyle baÅŸladık, ÅŸu anda 208 üniversitemiz var. Ama kim derdi ki AÄŸrı, IÄŸdır, MuÅŸ’ta üniversite olacak da AÄŸrılı, IÄŸdırlı, MuÅŸlu Ahmet, Mehmet, buradan kalkıp İstanbul’a gitmeyecek, Ankara’ya gitmeyecek, burada kendi vilayetindeki üniversitede okuyacak.
Geçen hafta Urfa’da İbrahim Bey yine nüktesini yaptı, ‘Urfa’da Oxford vardı da biz gitmedik mi?’ dedi. Gerçekten buralara bu üniversiteler getirilmedi ki. Yoksa bu ülkenin çocukları zeki. Bu üniversitelerde okumak suretiyle çok daha erkenden bir yerlere ulaÅŸabilirlerdi. Ama gel gör ki bizden önce gelen yönetimler ülkemizin dört bir yanını üniversitelerle donatmadılar ama dört bir yanını biz üniversitelerle donattık, donatıyoruz. Biz diyoruz ki Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin kalkıp MuÅŸ’tan, AÄŸrı’dan Ankara’ya İstanbul’a gitmesin. Ankara, İstanbul, İzmir’deki profesörlerimiz gelsinler AÄŸrı, MuÅŸ, IÄŸdır, Hakkari’deki üniversitelerimizde yavrularımızı eÄŸitsinler, yetiÅŸtirsinler. Biz bunu baÅŸardık.”
 “Modern üniversiteler kurduk”
Erdoğan, üniversitelerdeki dönüşümün ardından maliyeti çok daha düşük eğitim öğretimin sağlandığını belirterek, şunları kaydetti:
“Modern üniversiteler kurduk ve modern üniversitelerle beraber saÄŸ olsun hocalarımız da oralara gelip, oralarda derslerini vermek suretiyle birçok ÅŸeyi baÅŸardılar. Ben mesela Rizeliyim. Mesela Rize’deki Recep Tayyip ErdoÄŸan Üniversitesi’nin lojmanlarından tut her ÅŸeyini hassasiyetle düşündük. Niye? Öğretim üyesi oraya gelsin diye. Modern lojmanlar ve 10-15 dakikada lojmandan öğretim üyemiz üniversiteye geçebiliyor, bunları yaptık. Üniversite hakeza öyle bir konumda. Åžu anda 19 bin öğrencisi var. Biz bunu 81 vilayetimize yaydık ve bundan sonraki süreçte de özellikle sizin branÅŸlarınızda bu iÅŸi yaygınlaÅŸtırarak gençliÄŸimizi çok daha yoÄŸun bir ÅŸekilde teknik, teknolojik alanda da yetiÅŸtirerek geleceÄŸe hazırlayacağız.”
Sağlık politikaları
Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi bir gencin, sağlık politikalarında 2023 vizyonunun ne olacağına ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, tıbbın çok önemli bir konu olduğunu vurguladı.
ErdoÄŸan, tıp alanında fiziki ihtiyaçların büyük oranda giderildiÄŸinin altını çizerek, “Neyle? Åžehir hastaneleri, eÄŸitim-araÅŸtırma hastaneleriyle… Eskiden Türkiye’de parası pulu olan Cleveland’a giderdi. Åžimdi, buraya gitmeye gerek yok, bizim artık Cleveland’larımız var. Åžu anda 20 tane dev ÅŸehir hastanemiz var, yapılmakta olanlar var. Ama ben özellikle tıptaki hocalarımıza, profesörlerimize diyorum ki biz fiziki olanı hallettik, sizden ricamız, siz de ÅŸu anda uzman doktorlarımızı, doçentlerimizi bir an önce yetiÅŸtirin de artık insan noktasında açığımız kalmasın, bunu halledelim.” diye konuÅŸtu.
ErdoÄŸan, YÖK BaÅŸkanı Erol Özvar’a ve TÜBİTAK BaÅŸkanı Hasan Mandal’a da bu konudaki görüşlerini ilettiÄŸini belirterek, “Sizler gibi baÅŸarılı olan gençlere de ciddi manada ihtiyacımız var. Allah, zihninizi berrak, baÅŸarılarınızın devamını ziyade eylesin, tebrikler.” dedi.
“Sayın KılıçdaroÄŸlu, bize pas attı”
Bir başka genç de başörtüsüne yönelik Anayasa değişikliği teklifini anımsatarak, teklifi sunan milletvekillerine teşekkür etti.
Annesinin de bu konuda sıkıntı yaÅŸadığını dile getiren genç, “Bu mücadelenin aslında bizatihi baÅŸ kahramanı olan size, annem özelinde ülkemizdeki tüm annelerimiz, ablalarımız ve kardeÅŸlerimiz adına da teÅŸekkür ediyorum.” diye konuÅŸtu.
Gencin, “DeÄŸiÅŸiklik teklifinin içeriÄŸi, detayları ne olacak, süreç nasıl iÅŸleyecek ve bu baÄŸlamda altılı masanın bu konu hakkında herhangi bir ortak noktada, fikirde bir araya gelebileceÄŸini düşünebiliyor musunuz?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Aramızda bu iÅŸin çilesini çekmiÅŸ olan çok arkadaşımız var. Dün, Grup BaÅŸkanvekilimiz Özlem Hanım, orada başı örtülü, başı açık bir grup arkadaşımızla basın açıklamasını yaptı. Bu basın açıklamasıyla birlikte, bir süreci baÅŸlattık. Buna gerek var mıydı? Aslında buna gerek yoktu. Fakat, burada saÄŸ olsun Sayın KılıçdaroÄŸlu, bize bir yerde bir pas attı. Bizim de bu pası deÄŸerlendirmemiz lazım. ArkadaÅŸlarla hemen çalışmaya baÅŸladık ve dedik ki ‘Yasal düzenlemeyle bu iÅŸ çözülmez. Ne olacak? Yapmamız gereken ÅŸey, gelin biz bir anayasal düzenleme yapalım ki önüne gelen bu konuyu istismar etmesin.’ Çünkü, Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun yaptığı bir istismardı, geçmiÅŸte bunu yaptılar, defaatle yaptılar.
Numan Bey’in eÅŸi de bu çileyi geçmiÅŸte çok çekti. Aynı ÅŸekilde benim kızlarım İmam Hatip’te okumalarına raÄŸmen onlar da bu çileyi çok çektiler. Bizim aile, okul kapısına gidip kızlarımızı bekledi. Öyle oldu ki ben kızlarımdan bir tanesini İstanbul’dan alıp Trabzon’a götürmek durumunda kaldım. Son sınıfını Trabzon’daki İmam Hatip’te okudu. Orada da benim İmam Hatip’ten bir arkadaşım müdürdü, ‘Gönder bana, merak etme’ dedi. Düşünebiliyor musunuz, İmam Hatip’te bile başörtüsüyle ilgili sorun var.”
“Gerekirse, ihtiyaç olursa bu iÅŸi referanduma da götürebiliriz”
Konunun sadece başörtüsü sorunu olmadığı deÄŸerlendirmesinde bulunan ErdoÄŸan, “Başı örtülü veya başı açık, burada kızlarımıza yapılan bu zulüm hakikaten ifade edilemez. Çünkü tam manasıyla bir hak ve özgürlük mücadelesi. ‘EÄŸitim öğretimde bir hak ve özgürlük mücadelesini anayasal teminat altına alalım ve bundan sonra bu iÅŸ paspas haline getirilmesin’ dedik. Åžimdi kendi içlerinde bu iÅŸin tartışması baÅŸladı. Bakalım nereye kadar bu konuda samimiler, bunu göreceÄŸiz.” dedi.
Erdoğan, kendilerinin bu konuda samimi olduklarına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Altılı masanın içinde samimi olanlar, olmayanlar, bunu da göreceÄŸiz. Åžu anda yola çıktık, arkadaÅŸlarımız bayanlar olarak bu basın toplantısını yaptı ve sonuna kadar iÅŸin takipçisi olacağız.
Gerekirse, ihtiyaç olursa dedik ki bu iÅŸi referanduma da götürebiliriz. Bununla neyi demek istiyoruz? Millete gidelim. Millet, nihai kararı verecek olan. ‘Egemenlik kayıtsız ÅŸartsız milletindir’ demiyor muyuz? ‘Milletindir’ diyoruz. EÄŸer bunlar parlamentoda bu iÅŸi çözmezlerse çözüm yeri neresi? Millet, gideriz millete. Çünkü bu ülkede artık başı açık, başı örtülü böyle bir sorun olmaması lazım. Lafa geldiÄŸi zaman ‘Yüzde 99’u Müslüman’ diyoruz. Tamam, nedir o zaman bu kavga, bu sıkıntı ne? Bırakalım, herkes rahatlıkla eÄŸitimini, öğretimini yapsın. Herhangi bir sıkıntıya mahal vermeden. ‘Gitsin temizlikçilik yapsın’ diyebiliyorsun, ‘Çarşıda pazarda ÅŸunu bunu yapsın’ diyebiliyorsun, tamam da okumasına niye engel oluyorsun? Okusun. Yani doktor olması yasak, mühendis olması yasak, temizlikçi olması veya tarlada, herhangi bir yerde çiftçi olması serbest. Böyle bir adaletsizlik olur mu? Bu, insan haklarına bir defa ters.”
ErdoÄŸan, bundan sonraki süreci takip edeceklerini belirterek, “Temennim odur ki parlamentoda beklenen sayıyı da almak suretiyle yola devam ederiz.” dedi.
“Sakarya’da 540 milyar metreküplük rezervi (doÄŸal gaz) çıkarıyoruz”
“Türkiye’nin dört bir tarafında devam eden milli projelerde her baÅŸarılı haberden sonra neler hissettiÄŸinizi anlatır mısınız?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, doÄŸal gaz ya da petrol çıktığı zaman orada yaÅŸanan sevinci, kendilerinin de İstanbul ya da Ankara’da yaÅŸadığını belirtti.
ErdoÄŸan, “Sakarya’da 540 milyar metreküplük rezervi (doÄŸal gaz) çıkarıyoruz. Raman’da da süreç ardı ardına geliyor. Bunlar bizi yurt dışına muhtaç olmaktan kurtaracak.” diye konuÅŸtu.
Bütün bunların Türkiye’yi yurt dışına muhtaç olmaktan kurtaracağına iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “Biz, bize yeter hale geleceÄŸiz. Ama 8 sene, ama 10 sene… Bu, Türkiye’nin çok büyük bir baÅŸarısı olacak. Bunu baÅŸardığımız andan itibaren de biz, vatandaşımıza daha ucuz ÅŸartlarda doÄŸal gaz verme imkanına kavuÅŸacağız.” diye konuÅŸtu.
Eskiden doÄŸru dürüst sismik araÅŸtırma gemisi olmayan Türkiye’nin, bugün 4 sondaj gemisinin olduÄŸuna dikkati çeken ErdoÄŸan, bunların, Türkiye’ye sınıf atlattığını vurguladı.
Sadece sismik araştırmayla, sondaj çalışmalarıyla kalmayıp gerekirse açık denizlere, farklı ülkelere giderek, buralarda da çalışma yapılabileceğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Åžimdi bizim bu gemilerimizi alma fiyatına baktığımız zaman, o kadar uygun fiyatlarla, o kadar uygun ÅŸartlarda aldık ki… Türkiye, ‘Bir baÅŸka ülkeden gemi alabilir miyim, kiralayabilir miyim’ bunları düşünürken, ÅŸimdi bu safhaya gelmiÅŸ oldu. Bu, Türkiye’nin sınıf atlamasıdır. Bu, Türkiye’nin kendi kendine yetme sürecidir. Bununla birlikte de biz, sadece kendi denizlerimizde deÄŸil, inÅŸallah baÅŸka ülkelerin denizlerinde de uluslararası sularda da bunları yapmaya devam edeceÄŸiz.”
BaÅŸbakanlığı döneminde merkezi Amerika’da olan enerji ÅŸirketi Chevron ile bir anlaÅŸmalarının olduÄŸunu anlatan ErdoÄŸan, “Chevron ile yaptığımız anlaÅŸmada kendilerine demiÅŸtik ki biz, size para vermeyiz, bulun, bulduÄŸunuz zaman yarısı sizin, yarısı bizim. Bunlar çalıştılar, bulamadılar. Bulamayınca da ayrılıp gittiler. Bu, bize neyi kazandırdı? İşte bu sismik araÅŸtırma gemileriyle sondaj gemilerini kazandırdı.” dedi.
“Savunma sanayii ÅŸimdi yüzde 80 yerli”
Bu gemilerin Türkiye’nin gücüne güç kattığını belirten ErdoÄŸan, son olarak bir geminin daha alındığını, onun da yakın zamanda filoya katılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte genç beyinlerin önemine vurgu yaptı.
“Savunma sanayiine yapılan yatırımlar, uzay alanında yapılacak yatırımların habercisi midir?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, “Uzay alanındaki çalışmayla alakalı, uzaya bir Türk’ün gönderilmesi çalışmamız vardı. Bununla ilgili Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ÅŸu anda gitmeye hak kazanan arkadaÅŸları bana getirdi, görüştük. Ve bunların içerisinden bir tanesini uzaya göndereceÄŸiz. Ve ilk adımı böylece atmış olacağız.” yanıtını verdi.
Uzay bilimleriyle alakalı gerek TUSAÅž, gerek Baykar’ın attığı adımlarla Türkiye’nin hızlı bir geliÅŸme içinde olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, şöyle devam etti:
“Mesela Bulgaristan CumhurbaÅŸkanı ülkemizdeydi. Baykar’ı ziyaret etti, gezdi. Kendisiyle yaptığımız toplantıda nasıl buldun diye sordum. ‘Åžu anda Türkiye savunma sanayinde İHA’larla, SİHA’larla, Akıncılar ile adeta bir devrim yapıyor, acaba beraber çalışamaz mıyız?’ dedi. ‘Bu özel sektör, bizim deÄŸil. Kendileriyle görüşmek suretiyle böyle bir adım atmaya yanaşırlar mı yanaÅŸamazlar mı özel sektör kendisi karar verir. Türkiye olarak bizler de sizlerle birlikte adım atmaya her zaman varız.’ dedik. GeçmiÅŸte biz, çok daha farklı bir konumdaydık. Göreve geldiÄŸimizde savunma sanayi yüzde 20 yerliydi, ÅŸimdi yüzde 80 yerli, bu konuma geldik. Bu ne demek? Artık biz, bize yetiriyoruz. F-16’nız var, mühimmatınız olmasa ne yapardınız? Bir iÅŸe yarar mı? Ama ÅŸimdi F-16’nın mühimmatını biz yapıyoruz. Özellikle SİHA’larda yapıyoruz. Åžimdi artık füzelerimizi yapmaya baÅŸladık. Bu üretim tabii Yunan’ı ürkütüyor. ‘Tayfun’ diyorsun, Yunan ürküyor, ‘Atina’yı vurur’ diyor. Eee vuracak tabii. Sen rahat durmazsan, sen Amerika’dan adalara, ÅŸuradan, buradan bir ÅŸey almaya çalışırsan Türkiye gibi bir ülke herhalde armut toplamayacak, bir ÅŸeyler yapması lazım. Bu gençler boÅŸuna yetiÅŸmiyor deÄŸil mi? Bu iÅŸi baÅŸaracağız, petrolü, silah ve mühimmatıyla da her ÅŸeyiyle.”
“GöbeÄŸimizi kendimiz keseceÄŸiz”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “4-5 bin tır Suriye’nin kuzeyine Amerika silah mühimmat gönderiyor. Bunu defaatle kendilerine söylememe raÄŸmen hiç umurlarında deÄŸil. Dedim kusura bakmayın, biz NATO’da sizinle beraberiz, beraber olmamıza raÄŸmen siz, bize bu yanlışı yapıyorsunuz ve terör örgütünün yanında yer alıyorsunuz. Öyleyse kendi göbeÄŸimizi kendimiz keseceÄŸiz baÅŸka çare yok.” diye konuÅŸtu.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’nin ilk insansız savaÅŸ uçağı Bayraktar Kızılelma’daki son durumun sorulması üzerine, “Kızılelma çok fazla sürmeyecek. Selçuk Bey’in ifadesine göre, herhalde bir ay içerisinde Kızılelma’yı uçurma durumu olabilir. Çok da muhteÅŸem bir eser olacak. Allah mahcup etmesin. Gerçekten Kızılelma’yı yakalayacağız.” cevabını verdi.
Konya’daki gençlerle buluÅŸmasında yamaç paraşütü sporuyla ilgilenen genç bir kızla arasındaki diyalogun ve ona verdiÄŸi “Bir bakalım” cevabının anımsatılıp, “Çocuklarınıza bir bakalım cevabını veriyor musunuz?” soruna ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Bungee jumping…. Korkuyorum. Kızlarımdan bir tanesi bunları yapardı, daha küçük, üniversite yılları. Onu yaptığı anda aman Allah’ım ne tehlikeli bir ÅŸey. Kızımı bu kadar seviyorum. Varı yoÄŸu iki kızım var. Üniversiteye gidiyor, Allah göstermesin, orada olumsuz bir ÅŸey olursa ne yapacağız? Tedbiri elden bırakmayacağız deÄŸil mi? Ben, o kızımıza da oradan ürkerek söyledim. Paraşüt olayına çok kurban verdik, sevgimden bunu söyledim, muhabbetimden söyledim. Hele lunaparklarda olan hadiseleri görüyorsunuz, bundan. ‘Uçak pilotu olacağım’ dediÄŸinde ben sana durma yürü derim.”
ErdoÄŸan, program sonunda konsere eÅŸlik etti
ErdoÄŸan, program sonunda, Samsun Devlet Klasik Türk MüziÄŸi Korosu’nun seslendirdiÄŸi ÅŸarkıları dinleyerek, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” ÅŸarkısına eÅŸlik etti.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ‘Isabelle’ ÅŸarkısını seslendirmesiyle sosyal medyada ünlenen 12 yaşındaki Fevzi Kaan Türker’i de dinledi.
Türker ile sohbet eden ErdoÄŸan, “Birazcık kilo vermen lazım deÄŸil mi?” dedi. Türker de kilo vermek için diyetisyene gideceÄŸini söyledi.
ErdoÄŸan’ın “Ama hakkı, boya verir. Ne gerekiyorsa yapmamız lazım. Åžu güzelliÄŸe bak. Allah nazardan saklasın.” demesi üzerine Fevzi Kaan Türker, “TeÅŸekkür ederim BaÅŸkanım, siz daha güzelsiniz.” karşılığını verdi.
Ailesi de çocuklarının konservatuvarda okumak istediÄŸini belirterek, Fevzi Kaan Türker’e bu yönde ek ders aldırdıklarını ifade etti.
Kaynak: AA
