Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralarını sarmaktır

Cumhurbaşkanı Erdoğan Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralarını sarmaktır

Cumhurbaşkanı Erdoğan Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralarını sarmaktır

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, tek gündemlerinin deprem, depremin yaralarını sarmak, Türkiye’yi ve ÅŸehirleri afetlere hazırlamak olduÄŸunu belirterek, “Seçim süreci, ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybına, yıkıma, acıya yol açan 6 Åžubat depremleri ve sonrasındaki artçı sarsıntılar sebebiyle millete geçmiÅŸ olsun dileklerini ileten ErdoÄŸan, “Depremde hayatını kaybeden 46 bin 104 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve baÅŸsaÄŸlığı diliyoruz.” dedi.

 

KahramanmaraÅŸ’ın Pazarcık ilçesi merkezli olarak 6 Åžubat saat 04.17’de yaÅŸanan 7,7 büyüklüğündeki ilk deprem anından itibaren devlet ve millet olarak tüm imkanları seferber ettiklerini bildiren ErdoÄŸan, bakanlıkların, kurumların, kuruluÅŸların tamamının sahip oldukları tüm arama kurtarma, yardım destek kapasitelerini deprem bölgesine yönlendirdiklerini belirtti.

ErdoÄŸan, yaklaşık 9 saat sonra meydana gelen Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki ikinci deprem felaketinin sonuçlarını daha da ağırlaÅŸtırdığını dile getirerek, “Üst üste gelen bu iki deprem, yakın tarihteki diÄŸer afetlerden farklı olarak 11 ilimizdeki 62 ilçe ve 10 bin 190 köyümüzde birden yıkıma yol açtı.” dedi.

Depremin ülkede ve özellikle de bölgede ağır kış ÅŸartlarının hüküm sürdüğü günlerde yaÅŸanmasının iÅŸleri daha da güçleÅŸtirdiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, “Yıkımın, ulaşımdan iletiÅŸime ve enerjiye kadar temel altyapıda yol açtığı hasarlar da ayrıca bir sıkıntı olarak karşımıza çıktı. Åžehirlerimizin afetlere acil müdahalede bulunacak kamu ve sivil toplum insan kaynağının önemli bir kısmının da deprem yıkıntıları altında kalması ise hem trajik hem pratik sonuçlarıyla zorlukları arttırdı. Buna raÄŸmen depremde, özellikle de ÅŸehirlerdeki kamu personeli ile acil müdahale ekipleri süratle toparlanarak kendi acılarını bir kenara bırakıp milletimizin yardımına koÅŸtular.” diye konuÅŸtu.

“Hayati rolleriyle adeta destan yazdılar”

AFAD’ın koordinasyonunda ülkenin 81 vilayetinin tamamındaki kamu gücünü saatler içinde deprem bölgesi için harekete geçirdiklerini bildiren ErdoÄŸan, depremin hemen ardından yola çıkan bakanların sabah 09.00’dan itibaren deprem sahasındaki ÅŸehirlere ulaşıp koordinasyonu üstlendiklerini anımsattı.

Her şehirde en az bir, bazı illere daha fazla sayıda bakanı daimi olarak görevlendirdiklerini ifade eden Erdoğan, ayrıca tüm bakanların deprem bölgesi şehirlerine defalarca giderek kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili eksikleri tespit edip bunları hızla tamamladıklarını, milletin acılarını da paylaştıklarını belirtti.

Valilikler ve kaymakamlıklar başta olmak üzere tüm birimleri, ülkenin dört bir yanından görevlendirdikleri mülki idare personeliyle takviye ettiklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milletvekillerimizin her birini hemen deprem bölgesi illerde görevlendirerek çalışmalara katkı vermelerini, depremzedelerimizin yanında olmalarını saÄŸladık. Askerimiz, depremden dakikalar sonra harekete geçerek diÄŸer bölgelerden gelen takviyelerle birlikte üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirdi, getirmeye devam ediyor. Polisimiz ve jandarmamız hem güvenliÄŸin ve düzenin saÄŸlanması hem arama kurtarma çalışmalarındaki destekleri hem yardım faaliyetlerinin yürütülmesindeki hayati rolleriyle adeta destan yazdılar. SaÄŸlık personelimiz kimi yerlerdeki zarar gören hastanelerimize raÄŸmen yıkıntıların altından yaralı olarak kurtarılan insanlarımıza ÅŸifa dağıtmak için insanüstü bir gayretle çalıştı, çabaladı.

Belediyelerimiz hem arama kurtarma hem yardım çalışmaları için baÅŸkanı, personeli, araç gereçleriyle deprem ÅŸehirlerine koÅŸtu. Tüm AFAD ekiplerinin yanı sıra madencilerimizi, ormancılarımızı, DSİ ekiplerimizi, karayolları ekiplerimizi arama kurtarma çalışmalarına katılmak için hemen bölgeye gönderdik. Bölgeye getirdiÄŸimiz 18 bin iÅŸ makinesi, 116 helikopter, 75 uçak, 38 gemi de çalışmalara katıldı. Gerekli eÄŸitime ve donanıma sahip tüm sivil arama kurtarma potansiyelimizi deÄŸerlendirdik.”

“Yarım milyon insanın depremzedelerin imdadına koÅŸtuÄŸu bir dönem yaÅŸadık”

ErdoÄŸan, uluslararası yardım çaÄŸrısına cevap veren NATO ve Avrupa BirliÄŸi dahil 90 ülkeden 11 bin 500’e yakın personele sahip profesyonel arama kurtarma ekiplerini hızla sahaya dağıttıklarını belirterek, böylece toplamda 35 bin kiÅŸiyle dünyada eÅŸi benzeri görülmemiÅŸ bir arama kurtarma gücünü bir araya getirdiklerini aktardı.

Yardım ve destek personeliyle toplamda 271 bin kamu görevlisi ve gönüllüsünün deprem bölgesinde vazife üstlendiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bireysel olarak gelenlerle yaklaşık yarım milyon insanın depremzedelerin imdadına koÅŸtuÄŸu bir dönem yaÅŸadık. Milletimizin bu zor günlerde gösterdiÄŸi tarihi dayanışma, geleceÄŸimize daha bir güvenle bakmamızı saÄŸlamıştır. Ancak yıkım öylesine çok, yıkım alanı öylesine büyük, iklim ve saha ÅŸartları öylesine zorluydu ki yine de çalışmaların ilk anlarında arzu ettiÄŸimiz hıza ve etkinliÄŸe ulaÅŸamadık. Åžartların önümüze çıkardığı engellere elbette teslim olmadık. Kapanan yolları süratle açarak, yıkılan altyapıyı hızla kullanılabilir hale getirerek, kamunun ve özel sektörün elindeki tüm araç ve insan gücünü devreye alarak kısa sürede düzeni saÄŸladık.”

Erdoğan, önceliği arama kurtarma çalışmalarına verdiklerini ve ideal bir arama kurtarma ekibinin 80 kişiden, en az da 20 kişiden oluşması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bir baÅŸka ifadeyle askeri personel sayısıyla bile aynı anda 1750 binaya müdahale imkanı vardı. Yıkılan ve dolayısıyla arama kurtarma yapılması gereken bina sayısı ise bırakın ekip sayısını toplam arama kurtarma personeli sayısı kadardı. Buna raÄŸmen ekiplerimiz, yıkıntılar altındaki son canlı insanımızı da oradan saÄŸ salim çıkartabilmek için günlerce durup dinlenmeden çalıştı, çabaladı. Sonuçta belki de bu çapta bir felakette dünyada örneÄŸi olmayan bir ÅŸekilde neredeyse depremin 10’uncu gününde arama kurtarma çalışmalarının çoÄŸunu tamamlamayı baÅŸardık.

Yıkıntıların altından çıkan her canlı insanımızla, 85 milyon hep birlikte sevinç gözyaÅŸlarına boÄŸulduk, hayatını kaybeden her bir insanımızla da yüreklerimiz daÄŸlandı, üzüntümüz gözyaşı olup yanaklarımızdan süzüldü. Bugün depremin 4’üncü haftasını geride bırakırken yaÅŸadığımız afetin büyüklüğünü daha iyi görüyor, kayıplarımızın acısını daha derinden hissediyoruz. Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten, kazadan, beladan muhafaza etsin diye duada bulunuyoruz.”

“11 ilimizdeki kullanılamaz hale gelmiÅŸ bina sayısı 230 bini buluyor”

Depremin yol açtığı geniÅŸ yıkımın geride kalan insanların hayatını zorlaÅŸtırdığına iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “Deprem bölgesindeki 11 ilimizdeki yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı yani kullanılamaz hale gelmiÅŸ bina sayısı 230 bini, buralardaki bağımsız bölüm sayısı ise 645 bini buluyor.” bilgisini verdi.

Evi hasarsız veya az hasarlı olanların bir kısmının da devam eden artçı sarsıntılar sebebiyle yaşadıkları kaygıyla evlerine giremediğini belirten Erdoğan, halihazırda 3 milyon 320 bin kişinin deprem bölgesinden tahliye edilerek diğer illere gittiğini, bölgedeki 800 bin kişinin ise köylerine sığındığını söyledi.

Erdoğan, deprem bölgesinde 1,5 milyonu aşkın kişinin çadırlarda, 53 bin kişinin konteynerlerde, 123 bin kişinin Milli Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu tesislerinde kaldığını, ülke genelinde Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında 160 bine, otellerde 137 bine yakın depremzedenin misafir edildiğini bildirdi.

Bölgede faaliyet yürüten kamu ve sivil yardım kuruluşlarının her gün 5 milyon 800 bin kişiye hizmet verdiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çadırlarda barınmanın zorluÄŸu ile diÄŸer ÅŸehirlere giden insanlarımızın bir an önce evlerine geri dönmek istediklerini bildiÄŸimiz için konteyner ÅŸehirlerin kurulumuna hız verdik. Konteyner kentleri, elektriÄŸiyle, suyuyla, kanalizasyonuyla, yoluyla, sosyal tesisleriyle adeta yeni bir yerleÅŸim yeri altyapısıyla kuruyoruz. Tabii bu da biraz vakit alıyor. Amacımız 2 aya kadar 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi daha iyi ÅŸartlarda barınabilecekleri bu alanlara taşımaktır. Gerekirse konteyner sayısını daha da arttırabiliriz. Ülkemizdeki üretimi ve yurt dışından gelen hibeleri bu doÄŸrultuda seferber ettik.”

“Ticari faaliyetlerin ayaÄŸa kaldırılması konusuna da önem veriyoruz”

Erdoğan, barınma sorununun yanında şehirlerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası olan ticari faaliyetlerin ayağa kaldırılması konusuna da önem verdiklerini vurgulayarak, esnafın hasarsız iş yerlerini açmaya, fabrikaların üretime başladığını, yıkılan veya kullanılamaz hale gelen iş yerleri için de mobil çözümler geliştirdiklerini anlattı.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Bugüne kadar 6 bin geçici ticarethane kurarak esnafımızın hizmetine verdik. Ayrıca 3 bin konteynerden oluÅŸan çarşılar kuruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bölgenin ayağa kaldırılmasında kritik öneme sahip sanayi tesisleri, fabrikalar, işletmeler ve diğer istihdam alanları için gereken tüm destekleri sağlayacklarını, şehirlerin inşa ve ihya çalışmalarını yeni organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri ve ticaret merkezleriyle planladıklarını kaydetti.

“Deprem bölgesindeki iÅŸletmelerin KOSGEB’e olan 2023 borçlarını, felakette hayatını kaybeden iÅŸletmecilerimizin ise tüm borçlarını siliyoruz.” diyen ErdoÄŸan, depremden zarar gören ilçelere yönelik bölgesel teÅŸviklerin kapsamının da geniÅŸletildiÄŸi vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Cazibe merkezleri destekleme programını tüm deprem bölgesi ilçelerimize teÅŸmil ederek hepsinin de altıncı bölge desteklerinden yararlanabilmesini temin ediyoruz. Kalkınma ajanslarımızın tüm kaynaklarını afet bölgesi ÅŸehirlerine aktararak projelerin finansmanındaki devlet katkısını en üst seviyeye çıkartıyoruz. Bireysel ve KOBİ kredilerinin ödemelerindeki ertelemeler yanında daha önce açıkladığımız 250 milyar liralık KGF destekli kredi paketine 100 milyar lira daha ilave ettik. Depremde ağır hasara uÄŸrayan yerlerde dükkanlarını hemen faaliyete geçirmek isteyen esnaf ve sanatkarlarımıza 250 bin liraya kadar 12 ay ödemesiz, 60 ay vadeli, yarısını da Hazinenin ödeyeceÄŸi yüzde 7,5 faizli kredi veriyoruz. Kısa çalışma ödeneÄŸi ve nakdi ücret desteÄŸi uygulamalarını da bölgedeki istihdamı güçlendirmek için devreye alıyoruz. Toplum yararına çalışma programıyla bölgeye saÄŸladığımız istihdamı, özellikle ihtiyaç sahibi ailelere öncelik vererek 50 bin kiÅŸiye çıkartıyoruz.

Erdoğan, çocukların eğitiminin aksamaması için de gayret gösterdiklerini, çadırlarda, konteynerlerde kurulan eğitim yuvalarında, öğrencileri hem yeniden okula hazırladıklarını hem depremin ruh dünyalarında yol açtığı tahribatı gidermeye çalıştıklarını söyledi.

İllerin ve okul binalarının durumlarına göre kademeli olarak ilk ve orta dereceli eÄŸitim kurumlarını açmaya baÅŸladıklarını dile getiren ErdoÄŸan, ilk etapta 3 ide 1 Mart’ta baÅŸlayan eÄŸitim öğretimin, 3 ilde 13 Mart’ta, 4 ilde ise 27 Mart’ta devreye gireceÄŸini hatırlattı.

“1 milyon 61 binden fazla depremzedeye hane başına 10 bin lira acil yardım ödemesi”

Erdoğan, depremzedelere psikososyal destek vermek için 8 bin personelin sahada olduğunu, sağlık hizmetlerini hastaneler yanında ihtiyaç duyulan yerlerde kurulan mobil sağlık merkezlerinde eksiksiz sunmanın gayreti içinde olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Çiftçilerimizin üretime devam edebilmelerini temin amacıyla kendilerine destek ödemelerinin peÅŸin yapılmasından yem ve gübre katkısına kadar her türlü kolaylığı gösteriyoruz. İnsanlarımızın barınma taleplerini karşılarken diÄŸer ihtiyaçlarını da ihmal etmiyoruz. Bugüne kadar 1 milyon 61 binden fazla depremzedeye hane başına 10 bin lira acil yardım ödemesi yaptık. Evleri kullanılamaz hale gelen depremzedelerimize hane başı 15’er bin lira taşınma yardımı ödemesine baÅŸladık. Kiraya çıkan depremzedelere 3 bin lira ile 5 bin lira arasında destek veriyoruz. Yakınları vefat eden depremzedelerimize de 100’er bin lira ödüyoruz.

DiÄŸer ÅŸehirlere giden depremzedelerimize hem valilik ve kaymakamlıklarımız hem belediyelerimiz hem sivil toplum kuruluÅŸlarımız, hem vatandaÅŸlarımız sahip çıkıyor. Bu insanlarımızın barınmadan gıda ve giyime kadar tüm ihtiyaçlarının el birliÄŸiyle karşılandığı dünyaya örnek olacak bir dayanışma görüyoruz. Hiç şüphesiz gerek depremin ilk günlerinde gerek daha sonraki süreçte canımızı acıtan istisnai örneklere de ÅŸahit olduk. Aldığımız tedbirler, hayata geçirdiÄŸimiz uygulamalar ve gösterdiÄŸimiz kararlı duruÅŸla bunları kısa sürede aÅŸtık. Devletimizin gücü ve milletimizin alicenaplığı öylesine büyüktü ki bu kötü emsaller önemsiz birer teferruat olarak kaldı.”

“488 bin yeni hane yaparak vatandaÅŸlarımıza teslim edeceÄŸiz”

KahramanmaraÅŸ merkezli 6 Åžubat’taki depremlerin ardından geçen 4 haftanın sonunda arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığı, barınma ve gıda sorunlarının çözüldüğü, enkaz kaldırma çalışmalarına hızla devam edilen bir noktaya gelindiÄŸini belirten ErdoÄŸan, yıkık ve acil yıkılacak olarak enkazı kaldırılması gereken 50 bin binanın bulunduÄŸunu bildirdi.

Depremden etkilenenleri hızla yeni evlerine taşımak istediklerini, en önemli gündemlerinin vatandaÅŸları bir an evvel güvenle ve huzurla yaÅŸayacakları yeni evlerine kavuÅŸturmak olduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, “Amacımız, önümüzdeki 2 ay içinde 244 bin konutun ve 75 bin köy evinin inÅŸasına baÅŸlamaktır. Bugün itibarıyla bunlardan yaklaşık 22 bininin inÅŸasına geçilmiÅŸtir. Mevcut planlamaya göre, 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaÅŸlarımıza teslim edeceÄŸiz. Hatta bu sayıya yaklaşık 40 bin binadaki 164 bin orta hasarlı bağımsız bölümü ekleyecek çalışmayı da baÅŸlatıyoruz.” diye konuÅŸtu.

Erdoğan, deprem bölgelerindeki kamu binalarının da öncelik sırasına göre TOKİ eliyle yapılacağını aktardı.

“TOKİ, depremden alnının akıyla çıktı”

Yeni yerleşim yerlerindeki yüksekliği 3 veya 4 katı geçmeyecek binaların, 3 oda ve bir salondan oluşacağını ifade eden Erdoğan, bu bölgelerin altyapısıyla, okuluyla, sağlık merkeziyle, camisiyle, çarşısıyla, parkıyla bir yaşam alanı olarak tasarlandığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yıkılan binaların olduÄŸu yerlerdeki ihya çalışmalarını zemini uygunsa seyreltilmiÅŸ yoÄŸunluÄŸa göre yürüteceÄŸiz. Hak sahiplerine konutlarını bir yıl içinde teslim etmeyi hedefliyoruz. Deprem bölgelerindeki ÅŸehirlerimizin yeniden inÅŸası ve ihyası sürecini son 20 yıldaki tecrübelerimiz ışığında hızla ve etkin ÅŸekilde yürütebilecek bir birikime sahibiz. Bugüne kadar 1 milyon 180 bin insanımızı ev sahibi yapan TOKİ, teknik yeterliliÄŸi ve uygulama kabiliyetiyle depremden alnının akıyla çıktı. Son olarak TOKİ vasıtasıyla 500 bin konut, 1 milyon altyapılı arsa ve 50 bin iÅŸ yeri projesiyle milletimizin huzuruna çıkmıştık. Depremde yıkılan ÅŸehirlerimizi yeniden ayaÄŸa kaldırma sürecini de TOKİ vasıtasıyla yaparak ülkemizin elindeki bu imkanı en iyi ÅŸekilde deÄŸerlendireceÄŸiz. Hayatını kaybeden vatandaÅŸlarımızı geri getiremeyiz ama bunun dışındaki tüm yıkımları, zararları, kayıpları telafi etme kararlığına sahibiz. Deprem bölgesindeki ÅŸehirlerimizde hayat tamamen normale dönmeden bize durmak, dinlenmek haramdır.”

Hükümet olarak Türkiye’yi depreme ve diÄŸer afetlere hazırlamak için kapsamlı çalışmalar yaptıklarını hatırlatan ErdoÄŸan, sel, yangın, heyelan, kuraklık gibi tabiat olaylarıyla çevredeki siyasi ve sosyal krizlerin Türkiye’ye etkilerine karşı alınacak tedbirleri ve müdahale adımlarını planladıklarını kaydetti.

Erdoğan, Van, Elazığ, Malatya, İzmir depremlerinde, Antalya, Muğla yangınlarında, Kastamonu, Bartın ve Giresun sel afetlerinde hükümetin ciddi ve başarılı sınavlar verdiğine işaret etti.

“Kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması için adeta yalvardık”

“İlkini tam da deprem günü KahramanmaraÅŸ’ta uygulamaya koyacağımız Afete Hazırlık Planlarıyla ülkemizin tamamını kuÅŸatan yeni hazırlıklar içindeydik.” diyen ErdoÄŸan, yaklaşık 10 yıldır mücadelesini yürüttükleri kentsel dönüşüm projelerinin de Türkiye’nin afet hazırlık çalışmalarından birisi olduÄŸunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ancak 6 Åžubat’ta bir kere daha gördük ki felaketler bizim hazırlıklarımızı beklemiyor. Dolayısıyla artık her ne yapacaksak daha hızlı, daha kararlı, daha etkin ÅŸekilde hayata geçirmemiz gerekiyor. Tek başına kentsel dönüşüm projelerinde yaÅŸadığımız sıkıntılar bile afetlerle mücadelede yeni bir anlayışı ve yöntemi hayata geçirmemizin ÅŸart olduÄŸunu gösteriyor. Milletimiz ÅŸahittir, kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması, bu adımlara engel olunmaması için adeta yalvardık. Bu konunun siyasetin malzemesi olamayacak kadar hayati öneme sahip bulunduÄŸunu, kaybedecek her anın bizi göz göre göre gelen büyük yıkımlara ve kayıplara biraz daha yaklaÅŸtırdığını söyledik. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası yaÅŸadığı kontrolsüz köyden kente göç akını ÅŸehirlerimizin sadece çevresinde saÄŸlıksız yapılaÅŸmaya yol açmakla kalmamış, merkezlerini de felç etmiÅŸtir. Bu ÅŸekilde ortaya çıkan kalitesiz yapı stokumuz bir süre sonra en büyük baÅŸ aÄŸrımız haline dönüşmüştür.

Tek çözüm, ÅŸehirlerimizi mümkün olan yerlerde, mahallinde, mümkün olmayan yerlerde ise çevredeki uygun alanlarda tekrar inÅŸa etmektir. Kentsel dönüşüm projeleriyle bugüne kadar yenilediÄŸimiz 3,3 milyon konut elbette önemlidir. Biz sürekli, 15 yıldır kentsel dönüşüm dedik, baÅŸta ana muhalefet olmak üzere yavru muhalefet onlar ise ‘Biz kentsel dönüşüme karşıyız’ dediler. Bununla ilgili çeÅŸitli mitingler yaptılar, vatandaşı topladılar ve ÅŸimdi de o vatandaÅŸ bizim önümüzü kesiyor, ‘Ne olur gelin bizim de binalarımızı artık yıkın.’ Bak biz 10 sene, 15 sene önce size ‘kentsel dönüşüm’ dedik, eÄŸer o zaman bizim bu talebimize uysaydınız bugün bu binalar bitmiÅŸ olacaktı. OturduÄŸum yer, Üsküdar Burhaniye’de oturuyordum, yalvardım ama kabul ettiremedim. Åžimdi ise o çevrede dört dörtlük binalar yapıldı, her biri birbirinden güzel, zemin artı 3. Bu güzellikteki binalarla adeta caddeler, aÄŸaçlandırmasıyla, yeÅŸiliyle, peyzajıyla farklı görüntü ortaya koyuyor.”

Kentsel dönüşüm kapsamında Üsküdar’da dört dörtlük binalar inÅŸa edildiÄŸini anlatan ErdoÄŸan, buraları görenlerin kendi mahallelerinde de benzer çalışmalar yapılmasını istediÄŸini aktardı.

ErdoÄŸan, bu konuda gerekli talimatı verdiÄŸini söyleyerek, “Zaman su gibi akıp gidiyor, öbür tarafta bakıyorsun bay bay Kemal gidiyor, mitingler yapıyor, ‘Sakın ha’ diyor, ‘Burada denize nazır evler yapılacakmış’ diyor. Tabii ki denize nazır evler de yapılacak ama kime yapılacak? Biz bunu kendimize yapmıyoruz ki burada oturan vatandaşımıza yapacağız. Diyoruz ki, ne olur gelin, ÅŸu anda oturduÄŸunuz imara aykırı olan bu evlerden kurtulun ve size gerçekten yakışan evleri bir an önce yapalım.” diye konuÅŸtu.

81 ilde 250 bin konutun yenilenmesi ile TOKİ’nin sosyal projelerinde ilave 250 bin konutun inÅŸasının sürdüğünü belirten ErdoÄŸan, “Yıllarca önümüzü kestiler. Fikirtepe… bir kısmı Kadıköy’de, bir kısmı Üsküdar’da… Yaptırmadılar ama ÅŸimdi yapılıyor. EÄŸer önümüz kesilmemiÅŸ olsaydı oralar da bitmiÅŸ olacaktı ama hep önümüzü kestiler. Son depremlerde yıkılan binaların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesi inÅŸaatlar olması, son dönemde özel sektörümüzün de bu konuda mesafe katettiÄŸine iÅŸaret ediyor. Bunun istisnası olan her hadiseyi yakından takip ediyor ve gereÄŸinin yapılmasını saÄŸlıyoruz.” dedi.

ErdoÄŸan, “bazı muhalefet partileri, belediyeler, STK görünümlü ideolojik yapılar ile tahriklere kapılanların kurbanı kentsel dönüşüm projelerindeki kayıpların” kendilerini büyük tehditle karşı karşıya bıraktığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“İstanbul baÅŸta olmak üzere, ülkemizde 6,5 milyon yapının acilen dönüşmesi gerçeÄŸi karşımızda dururken, siyasi hesaplar ve bireysel hırslarla süreci geciktirmenin vebali çok ağırdır. Buradan bir kez daha tüm vatandaÅŸlarıma 6 Åžubat acılarını tekrar yaÅŸamamak için eski ve riskli binalarını en kısa vakitte kentsel dönüşüme sokmaları çaÄŸrısında bulunuyorum. Özellikle de, hep İstanbul konuÅŸuluyor ama ben buradan ÅŸimdi ana muhalefetin başındaki zata da konuÅŸuyorum. İzmir KarabaÄŸlar’ın süratle kentsel dönüşüm ve deÄŸiÅŸime ihtiyacı var. İzmir’in belediyesi zatı ÅŸahanelerinde, niye burayla ilgili bir çalışma yapmadınız? Hadi yapın çalışmayı. KarabaÄŸlar’ı deÄŸiÅŸtirin, dönüştürün, bir adım atın, yok. Orada yaÅŸayan insanlar, insan deÄŸil mi? Onlar için ideal konutlara kavuÅŸma ve bunların içinde yaÅŸama hakları yok mu? Oranın aynı zamanda milletvekilisin ve ÅŸu anda da ana muhalefet olarak baÅŸtasın. Hadi bakalım büyükÅŸehir belediye baÅŸkanına söyle, ne yapacaksa yapsın görelim. Biz de alkışlayalım. Yapamazsınız, sizin öyle bir derdiniz yok, öyle bir aÅŸkınız yok. Aynı ÅŸey Ankara için de geçerli. Hadi yapın, Ankara BüyükÅŸehir sizde, atın adımları.”

Belediye baÅŸkanlığı döneminde İstanbul’da KiptaÅŸ’ı kurduÄŸunu anımsatan ErdoÄŸan, “Åžimdi KiptaÅŸ onlarda. Yapın bir ÅŸey. Yok, yapamazlar. Dertli olmak lazım. EÄŸer derdiniz yoksa hiçbir ÅŸey yapamazsınız.” dedi.

“110 bilim insanımız ve uzmanımızla tüm bu hususları enine boyuna deÄŸerlendirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin, şu bilgileri verdi:

“Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırmak için uzun vadeli, sübvansiyonlu bir finans yönetimini de önümüzdeki günlerde hayata geçiriyoruz. GeçtiÄŸimiz cuma günü İstanbul’da Dolmabahçe’de farklı ihtisas alanlarından 110 bilim insanımız ve uzmanımızla yaptığımız toplantıda tüm bu hususları enine boyuna deÄŸerlendirdik. Bu afetlere karşı nasıl tedbirler alacağız, tüm ilim adamlarıyla bunu deÄŸerlendirdik. Yaptığımız bu görüşmeleri, hepsini kayda aldık. Bu vesileyle Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Toplantısı’na iÅŸtirak ederek katkı veren tüm bilim insanlarımıza ve uzmanlarımıza bir kez daha ÅŸahsım, milletim adına teÅŸekkür ediyorum.”

Bu toplantıda afetler konusunda tespit ve tekliflerde büyük ölçüde fikir birliÄŸi olduÄŸunu gördüklerini aktaran ErdoÄŸan, “Ülkemizin karşı karşıya bulunduÄŸu risklerin bütüncül bir anlayışla öncesi, afet anı ve sonrasıyla beraber deÄŸerlendirilerek hukuki altyapısı ve uygulama yöntemlerinin buna göre belirlenmesi gerekiyor. Bu tabloya bakarak CumhurbaÅŸkanlığı Politika Kurullarına risk ve afet konularıyla ilgili çalışmaları takip edecek yeni bir kurul ekleyeceÄŸimizi oradaki hazırunla paylaÅŸtık.” ifadelerini kullandı.

“Toplumumuzu da afetlere karşı dirençli hale getirmek istiyoruz”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Dolmabahçe’deki Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Toplantısı’ndaki her tespiti ve teklifi dikkate alarak yol haritalarını sürekli geliÅŸtirerek çalışmalarını sürdüreceklerinin altını çizdi. ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Afet yasasından afet yönetiminin özellikle de kurumsal yapısının güçlendirilmesine kadar pek çok alanda yapacağımız çalışmalar için ÅŸimdiden hazırlıklara baÅŸladık. Sadece ÅŸehirlerimizi deÄŸil, toplumumuzu da afetlere karşı dirençli hale getirmek istiyoruz. Bu da ancak hükümeti, bakanlıkları, kurumları, belediyeleri, sivil toplumu, vatandaşı dahil tüm unsurlarıyla ülkemizde topyekun anlayış birliÄŸi, uygulama bilinci, denetleme kararlılığı saÄŸlamamızla mümkündür. Yeni dönemde bunu mutlaka baÅŸaracağız.”

Tarihin, kendilerine bir ülkenin her ÅŸeyi yerle bir olsa bile medeniyet ve kültür bilincine sahip tek bir ocaktan milletin yeniden dirilebileceÄŸini vurgulayan ErdoÄŸan, “Deprem bölgelerimizin yeniden inÅŸası ve ihyasını planlarken maddi telefi ile birlikte ruhlarımızda açılan yaraların tedavisini yani manevi gücümüzü tahkim etmeye de önem veriyoruz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’de, 1999 depremi yaÅŸandığında kiÅŸi başına milli gelirin 2 bin 800 dolar olduÄŸuna, ÅŸimdi ise bu rakamın 10 bin doları aÅŸtığına iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “Nereden nereye. Bu neyle oldu? İstikrar ve güvenle oldu. Kendimize inandık, azmettik. Peki bu yeter mi? Hayır, bu da yetmez. Bizim bunu 15-20, buralara çıkarmamız gerekiyor ve bunu da inÅŸallah önümüzdeki dönemde çıkaracağız. Bunu istikrar ve güven ikliminden aldığımız güçle yapacağız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin 20 yılda asırlık eksiklerinin tamamlandığı saÄŸlam bir altyapıya, bölgesel ve küresel düzeyde pek çok avantaja sahip bir ülke olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, böyle bir Türkiye’nin, sadece depremin yol açtığı sıkıntıları kısa sürede aÅŸmakla kalmayacağını ifade etti.

Yaşanılan bu büyük felaketin, çıkarılan dersler ve geleceğe olan güvenin verdiği motivasyonla daha büyük bir atılımın vesilesi haline getirilebileceğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Åžehirlerimizi yeniden kurarken, sadece beton ve demir yığınlarından oluÅŸan binalar yapmayacak, maziden atiye uzatacağımız köprülerle onlara ruh verecek, anlam katacak kimlikler de kazandıracağız. Bu akÅŸam arkadaÅŸlarımızla onu konuÅŸtum, bütün kamu binalarında lütfen ÅŸuna dikkat edeceÄŸiz, ne olursa olsun; bazı hastanelerimizde bizim ÅŸu anda ne var? Sismik izolatörler var. Bunu, kamu binalarımızda, özellikle de hastanelerimizde, okullarımızda yaygınlaÅŸtırmamız lazım. YaygınlaÅŸtıralım ki huzur bulalım. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakan ecdadın ve deprem yıkıntıları altında hayatlarını kaybeden insanlarımızın emanetine ancak bu ÅŸekilde sahip çıkabileceÄŸimize inanıyorum. Biz, tarihin her döneminde olduÄŸu gibi bugün de bir medeniyet tasavvuru, kültür ve sanat zevki olan bir milletiz. Åžair öyle diyor, ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmiÅŸiz, gelmiÅŸiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmiÅŸiz.’ Biz, böyle bir milletiz. Bizi, kimse öyle saÄŸda, solda, sokakta bulmadı. Küllerinden ayaÄŸa kalkan bir milletiz.”

ErdoÄŸan, Türkiye’nin son 70 yılda siyasi, ekonomik, sosyal ÅŸartların getirdiÄŸi bir “fetret dönemi” yaÅŸadığını söyleyerek, “Ama bu ara dönem artık geride kaldı. Depremde yıkılanla birlikte tüm ÅŸehirlerimizi sadece maddi unsurları ve altyapısıyla deÄŸil, medeniyet ve kültür deÄŸerleri ile de dünüyle bugünüyle yarınıyla bir bütün olarak ayaÄŸa kaldırmak boynumuzun borcudur.” diye konuÅŸtu.

“YaÅŸadıklarımızdan, acılarımızdan ibret alacağız”

Türkiye’nin, tarihi ve kültürü fanus içine sıkıştırılamayacak kadar zengin bir coÄŸrafyaya sahip olduÄŸunun altını çizen ErdoÄŸan, “İşte Hatay, Antakya… Düşünün, tamamen orası bir kültürler coÄŸrafyası. Müslüman var, Musevi var, öbür tarafta Hristiyan da var. Hepsi bir arada, ibadethaneleri bir arada. Bu zenginliÄŸi yeni yerleÅŸim yerlerimizde de yaÅŸatacağız.” dedi.

Erdoğan, depremin zarar verdiği tüm tarihi ve kültürel varlıklara hassasiyetle sahip çıkacaklarını vurgulayarak, insanların kimliğini biçimlendiren hiçbir maddi ve manevi kültür varlığını ihmal etmeyeceklerini söyledi.

Yeni yerleşim yerlerini, kültür merkezleriyle, kütüphaneleriyle, müzeleriyle, camileriyle, tüm donanımlarıyla, medeniyet tasavvurunu hayatın her alanında gerçekleştirebilecek şekilde kuracaklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kentsel dönüşüm projelerinin de bu esaslar dahilinde yürütülmesini saÄŸlayacağız. Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerine bina yapıldığı dönem artık bitmiÅŸtir. Bu konuda sorumluluÄŸu yerine getirmeyen kurumlardan hesap sormayı en önemli vazifemiz olarak kabul ediyoruz. Milyonların yüreÄŸine ateÅŸ düşürmektense, kimliÄŸine bakmaksızın, istismar peÅŸinde olan bir avuç muhterisin ve ihmali ile bu duruma sebebiyet verenlerin canını yakmaktan asla kaçınmayacağız. Tarihi tekerrür ettirmemek için yaÅŸadıklarımızdan, kayıplarımızdan, acılarımızdan ibret alacağız. DiÄŸer yandan ÅŸu gerçeÄŸi de unutmamamız gerekiyor, ülkemizin 6 Åžubat’ta yaÅŸadığı depremler, 11 ÅŸehrimizde yol açtığı yıkım yanında, insani ve ekonomik sonuçları ile diÄŸer 70 vilayetimizde de etkisi hissedilen genel bir afete dönüşmüştür. Türkiye’nin, ‘asrın felaketi’ olarak tanımlanan bu afetlerin yaralarını sarması, doÄŸrudan ve dolaylı etkilerini toparlaması için güçlü bir yönetime, güçlü bir siyasi iradeye ihtiyacı vardır. Yıkım alanı ve etkisi itibarıyla dünyada eÅŸi benzeri görülmemiÅŸ böyle bir felaketin üstesinden gelmek, devletimizle birlikte vatandaşımızın bekasını güvence altına almak, ÅŸehirlerimizi ve toplumumuzu afetlere karşı dirençli hale getirmek, tüm bunlar ancak siyasi istikrar ikliminin tahkimi ile mümkündür.”

“Gördüğümüz, duyduÄŸumuz her ÅŸeyi not ettik”

Tek gündemlerinin deprem, depremin yaralarını sarmak, Türkiye’yi ve ÅŸehirleri afetlere hazırlamak olduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, “Seçim süreci, beraberinde getirdiÄŸi yıpratıcı siyasi gerilimler ve gündemi uzunca bir süre kilitlemesi sebebiyle ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor. Halbuki Türkiye’nin ihtiyacı, deprem bölgesindeki yaraları saracak ve ülkenin tüm kayıplarını hızla telafi edecek bir odaklanmadır.” dedi.

“Bunun için gündem sapmasına yol açacak seçim sürecinin bir an önce geride bırakılması, ülkenin seçim gerilimi ve tartışmalarından hızla çıkması ÅŸarttır.” diyen ErdoÄŸan, seçimlerin daha önce açıkladıkları 14 Mayıs tarihinde yapılmasının, bu imkanı vereceÄŸini söyledi.

Seçim sürecindeki gündemlerinin yine deprem, depremin yol açtığı maddi ve manevi kayıpların telafisi olacağını kaydeden ErdoÄŸan, “Ülkemizin bir bölümü yıkılmış, 10 milyon insanımız evinden, iÅŸinden, huzurundan olmuÅŸken, siyasi çekiÅŸmelerle, polemiklerle, kavgalarla örülü bir seçim kampanyası yapmayı içimize sindiremeyiz.” diye konuÅŸtu.

Depremin ilk gününden itibaren asla siyasi tartışmalara girmediklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Söylenen her ÅŸeyi, sergilenen her tutumu not ettiÄŸimizi belirtmekle yetindik. Milletimizi, devletine karşı tahrik edenleri de yalan ve iftiralarla çalışmaları tehlikeye atanları da kamu görevlilerimiz ve vatandaÅŸlarımız bölgede mücadele ederken rahat koltuklarında ahkam kesenleri de insanımız can derdindeyken, mal bölüşümü derdine düşenleri de kısacası gördüğümüz, duyduÄŸumuz her ÅŸeyi not ettik. Depremzedelerimizin yaralarını sarıp, yüzlerini güldürene kadar bu notları tutmayı sürdüreceÄŸiz. Ülkemiz bu felaketin izlerini silip, yeniden normal gündemine döndükten sonra ise herkese hak ettiÄŸi cevabı verecek, herkesi hak ettiÄŸi muameleye tabi tutacağız. O güne kadar milletimize ve özellikle de depremzede vatandaÅŸlarımıza olan hürmetimiz gereÄŸi baÅŸka bir gündemle baÅŸka bir tartışmayla meÅŸgul olmayacağız.”

“Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla süreci baÅŸlatıyoruz”

“Esasen Türkiye’nin böyle bir vakit kaybına, enerji israfına, dikkat dağınıklığına tahammülü yoktur. Bunun için, Türkiye için hemen ÅŸimdi diyoruz.” diyen ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“KahramanmaraÅŸ, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Kilis, Adana, Åžanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ için ‘Hemen ÅŸimdi’ diyoruz. Bunlarla birlikte ülkemizin diÄŸer 70 vilayetinin her biri için ‘Hemen ÅŸimdi’ diyoruz. 10 Mart Cuma günü Anayasa’nın bize verdiÄŸi yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının, ertesi gün Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla süreci baÅŸlatıyoruz. Tabii bu kararın yayımlandığı 11 Mart itibarıyla seçim takvimi ile ilgili hususlar Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yetki alanına girmektedir.

Bu süreçte baÅŸka ile taşınan, baÅŸka ildeki yurt ve misafirhane gibi yerlerde konaklayan, çocuÄŸunun kaydını baÅŸka ile alan, saÄŸlık nedeniyle baÅŸka ile giden, seçmen kütüğünü yaÅŸadığı yere nakleden, velhasıl hangi sebeple olursa olsun, 6 Åžubat felaketinden sonra ikametgahını veya seçmen kaydını deÄŸiÅŸtiren depremzedelerimizin kendilerine saÄŸlanan hak ve imkanlardan mahrum kalmamalarını saÄŸlayacak bir CumhurbaÅŸkanlığı Kararnamesini de yayımlıyoruz. Depremle ilgili çalışmalarımızın ve seçim sürecinin, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Milletin ve tüm İslam aleminin Ramazan-ı Åžerif’in müjdecisi Berat Kandili’ni tebrik eden ErdoÄŸan, bu gecenin, bütün afetlerden kurtuluÅŸun vesilesi olmasını diledi.

ErdoÄŸan, bu mübarek gecenin Türkiye’ye, millete ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir