AK Parti seçim beyannamesini açıkladı

AK Parti seçim beyannamesini açıkladı

AK Parti seçim beyannamesini açıkladı

AK Parti’nin, 14 Mayıs’ta yapılacak CumhurbaÅŸkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için hazırladığı seçim beyannamesi kamuoyuyla paylaşıldı.

“Türkiye Yüzyılı İçin DoÄŸru Adımlar Seçim Beyannamesi 2023” baÅŸlıklı beyannamenin ön sözünde, CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan‘ın kaleme aldığı “Türkiye Yüzyılı için milletimize ahdimizdir” yazısı yer aldı.

481 sayfadan ve 6 kısımdan oluÅŸan beyannamenin ilk bölümü “Afetlere karşı risk ve kriz yönetimi” baÅŸlığına ayrıldı.

Bu kapsamda, “Dirençli toplum, dirençli ÅŸehirler” vurgusu yapılan beyannamede, Türkiye Yüzyılı’nın, afetlere karşı dirençli toplum ve dirençli ÅŸehirlerin yüzyılı olacağı belirtildi.

Afet oluşmadan önce risk analizlerinin iyi yapılması, tüm afet türlerinde riskleri azaltıcı tedbirlerin belirlenip hayata geçirilmesi, afetlerin muhtemel etkilerinin hafifletilmesinin önemine işaret edilen beyannamede, afete müdahale aşamasında asıl olanın, hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmadan, güçlü bir koordinasyon içinde, profesyonel ve donanımlı ekiplerle can kaybını önleyecek tedbirleri hızla hayata geçirmek olduğu kaydedildi.

Afet sonrasında ise temel önceliğin, sağlam zeminlerde ve planlı şekilde, doğru inşaat tekniklerinin kullanılmasıyla kırsal ve kentsel alanlarda kalıcı barınma imkanlarının hızla oluşturulması, altyapı tahribatının giderilmesi, sosyal ve ekonomik koşulların normalleştirilmesi ile yaraların en kısa sürede sarılması olduğu vurgulanan beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Deprem baÅŸta olmak üzere tüm afet türleriyle mücadelede hedefimiz, AFAD koordinasyonunda baÅŸlattığımız afet yönetiminde dönüşümü tamamlayarak afetler karşısında finansal, kurumsal, fiziksel ve toplumsal olarak dirençli bir ülke ve toplum oluÅŸturmaktır. Afetlere karşı risk azaltma, hazırlık, müdahale ve yeniden inÅŸa aÅŸamalarının kalkınma sürecinin bir parçası olarak en iyi ÅŸekilde tasarlanması, bu doÄŸrultuda afetlere dayanıklı ve güvenli yerleÅŸim yerleri ve altyapıların oluÅŸturulması ve bu yönde toplumsal bilincin artırılması suretiyle afetlerin neden olabileceÄŸi kayıpların asgari düzeye indirilmesi temel vizyonumuzdur.

Türkiye Yüzyılında ‘afetlere dirençli ÅŸehirler ve afetlere dirençli toplum’ hedefiyle afetlerle kayba uÄŸramayan, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde, afet farkındalığı yüksek bir toplum modeline ulaÅŸmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, ülkemizi bütüncül bir afet hazırlığı ve yönetimi sistemine kavuÅŸturmak için çok önemli bir mesafe alarak Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’ni uygulamaya koyacak aÅŸamaya geldik.”

Afet ve risk yönetiminde bugüne kadar yapılan kurumsal reformlara yer verilen beyannamede, “Afetlere dirençli Türkiye” anlayışıyla, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluÅŸlarının paydaÅŸlığında, afetlere ait tüm süreçleri içeren bütünleÅŸik afet yönetim modelinin yürürlüğe konulduÄŸu hatırlatıldı.

“Binalar, saÄŸlam zeminlerde inÅŸa edilecek”

Türkiye’yi bütüncül bir afet hazırlığı ve yönetimi sistemine kavuÅŸturmak için hayata geçirilecek Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli ile Türkiye’nin yaÅŸanması muhtemel tüm afetlere karşı hazır hale getirileceÄŸinin altı çizilen beyannamede, yaÅŸanabilecek afetlerde vatandaşın can ve mal güvenliÄŸi için gerekli tüm önlemlerin alınacağı belirtildi.

Deprem, sel, yangın ve heyelan gibi doğal afetlere karşı önlemlerin, her alanda öncelikli hale geleceği vurgusu yapılan beyannamede, afet sonrası oluşabilecek sosyolojik, ekonomik, demografik, pandemik ve güvenlik problemlerini de kapsayan, afet öncesi, esnası ve sonrasını da içeren bir anlayışla bütüncül bir risk yönetiminin hedefleneceği kaydedildi.

Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen şehirlere dikkat çekilen beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Depremden etkilenen ÅŸehirlerimizi, altyapısı, okulları, camileri, hastaneleri, çarşıları, parkları, spor alanları gibi sosyal donatılarıyla bütüncül bir bakış açısıyla, ‘tarihe vefa, geçmiÅŸe saygı’ anlayışıyla yeniden inÅŸa edeceÄŸiz. 650 bin konutun yapımını bir yılda önemli ölçüde tamamlamayı hedefliyoruz. Fay haritalarını dikkate alarak yerleÅŸim merkezlerini ovalardan yamaçlara doÄŸru kaydırıyoruz. Zemin iyileÅŸtirme, izolatörlü ve çelik konstrüksiyonlu yapı ve yeni teknoloji ile radye temel, tünel kalıp sistemiyle binalarımızı en saÄŸlam zeminlerde inÅŸa edeceÄŸiz. KurduÄŸumuz Afet Yeniden İmar Fonu’nu alternatif kaynaklarla güçlendireceÄŸiz. Deprem bölgesinde bütüncül bir Ekonomik Rehabilitasyon Programı ve Kalkınma Hamlesi’ni hayata geçireceÄŸiz.”

“Topluma yeni fırsatlar sunulacak”

Deprem bölgesinde, sanayi ve ticaret koridoru oluşturularak, bölgenin sahip olduğu üretim, ticaret ve ihracat potansiyelinin ayağa kaldıracağı vurgulanan beyannamede, bu çerçevede, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ve DAP (Doğu Anadolu Projesi) bölge kalkınma idarelerinin ve kalkınma ajanslarının katılımıyla oluşturulacak bir programın uygulamaya konulacağı aktarıldı.

Bu programla, deprem bölgesinde bulunan illeri tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde cazibe merkezine dönüştürecek bir eylem planının uygulanacağına işaret edilen beyannamede, tarım ve sanayi sektörleri başta olmak üzere, bölgesel anlamda rekabet potansiyeli arz eden alanlarda yeni bir teşvik düzenlemesi yapılarak, hızlı ve etkili bir yatırım hamlesi başlatılacağı belirtildi.

Her ile göre öncelikli olan sektörlerin belirlenip, uygun bir planlamayla katma değeri yüksek ürün üretimi ve üretimde çeşitliliğin yükseltileceği ifade edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Hizmet sektörleri öncülüğünde, istihdam yoÄŸun alanlarda atılacak adımlarla bölgenin nüfus dinamiÄŸi desteklenecek, gençler baÅŸta olmak üzere topluma yeni fırsatlar sunulacaktır. Kültür, gastronomi ve termal gibi turizm potansiyeli yüksek olan alanlarda bölgenin altyapıları hızla geliÅŸtirilecek, tanıtımı daha da güçlü bir ÅŸekilde yapılacaktır. Özellikle jeotermal kaynakların deÄŸerlendirilmesinde saÄŸlık turizmi eksenli bir program geliÅŸtirecek, termal kaynaklarla beslenen seracılığa öncelik vereceÄŸiz. Bölgede en az bir üniversitemizin dünya ölçeÄŸinde markalaÅŸması saÄŸlanacak ve bölgemizdeki diÄŸer üniversitelerin faaliyetleri de özel bir program kapsamında desteklenecektir. Yatırımı, üretimi ve ihracatı destekleyici, lojistik dahil önemli altyapı projeleri Hassa Tüneli baÅŸta olmak üzere öncelikli olarak gerçekleÅŸtirilecektir. Ayrıca, kalıcı barınma çalışmaları kapsamında oluÅŸturulan belli ölçekteki uydu kentler ile bütünleÅŸen ekonomik altyapılar geliÅŸtirilecektir. Tüm yaÅŸam alanlarını, yüksek teknoloji ve akıllı ÅŸehir uygulamalarını içeren yenilikçi yaklaşımlarla donatacağız.”

“Türkiye Afet Müdahale Planı’nı güncelleyeceÄŸiz”

Güvenli ÅŸehirler stratejisi baÄŸlamında, her türlü afetlerle mücadele kapsamında, AFAD’ın yetki ve sorumluluklarının, insan gücü kapasitesi ile orantılı, daha uyumlu ve etkili bir koordinasyonu saÄŸlayacak ÅŸekilde güçlendirileceÄŸine iÅŸaret edilen beyannamede, afetlerle ilgili mevzuatın gözden geçirilerek, sürdürülebilir Afet Risk Yönetimi Kanunu’nun yürürlüğe konulacağı bildirildi.

Bu çerçevede, kurumlar arasındaki yetki sınırları açık bir şekilde ayrılacağı ve bütüncül bir yaklaşımın ortaya konulacağı aktarılan beyannamede, şunlar kaydedildi:

“En kötü senaryo dikkate alınarak, arama ve kurtarma ekiplerinin sayısını ve niteliÄŸini hızla ihtiyaç duyulan seviyeye yükselteceÄŸiz. GeniÅŸ alanlarda etkisini gösteren afetlere karşı müdahale etkinliÄŸini artıracak ÅŸekilde Türkiye Afet Müdahale Planı’nı (TAMP) güncelleyeceÄŸiz. Kurumların ve yerel teÅŸkilatların afetlerle müdahale kapasitelerini, araç-gereç, bilgi birikimi ve uzmanlık baÄŸlamında güçlendireceÄŸiz. DSİ, OGM, KGM gibi araç ve makine parkına sahip kurumların personeline afet anında nasıl müdahale edileceÄŸine yönelik sürekli ve nitelikli eÄŸitimlerin verilmesi saÄŸlanacaktır. Orman yangınları ile mücadele kapsamında hava ve kara taşıtlarını artırarak optimum düzeye çıkaracağız. Yangınlarla kısa sürede ve daha etkili mücadele edecek ÅŸekilde itfaiye teÅŸkilatlanmasını ulusal ve yerel ölçekte gözden geçireceÄŸiz. Uygun alanların afet esnasında lojistik merkeze dönüşmesini saÄŸlayacağız. Lojistik depo bulunmayan illerimizde barınma malzemelerinin stoklandığı cep depolarını tamamlayacağız.”

“Kentsel dönüşümü hızlandıracağız”

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve İl Afet Risk Azaltma Planlarının (İRAP) yaşanan afetler çerçevesinde gözden geçireceği, yeni gelişmeler ışığında ilave tedbirlerle detaylandırılacağı aktarılan beyannamede, afet risklerini esas alan bir şehir planlamasıyla, tüm şehirlerdeki yapıların gözden geçirileceği belirtildi.

Beyannamede, ÅŸunlar ifade edildi:

“Fay hattında yapılaÅŸmayı engelleyecek DoÄŸal Afetler ve Fay Yasasını çıkaracağız. Sadece deprem riski deÄŸil, çoklu afet risklerini dikkate alarak, imar planlarının bu çerçevede hazırlanmasını saÄŸlayacağız. Belediye meclisleri tarafından imar planlaması ve plan deÄŸiÅŸikliklerinin afet riski göz önünde bulundurularak yapılmasına yönelik tedbirler alınacaktır. Afet riski yüksek alanlardaki imar yoÄŸunluklarının üst sınırının Çevre, Åžehircilik ve İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Bakanlığı tarafından belirlenmesini saÄŸlayacağız. Yapı denetimi gibi zemin etüdü denetimini de zorunlu hale getirecek, tasarım ve yapım kontrollerinin saÄŸlıklı bir ÅŸekilde yapılmasını temin edeceÄŸiz. Müteahhitlik hizmetlerinin sunumunda teknik kapasitenin ve tecrübenin dikkate alınması için gereken standartları ve tedbirleri belirleyeceÄŸiz. Yapı saÄŸlığı izleme sistemlerini ülke genelinde yaygınlaÅŸtıracak, yapılarımızın düzenli ve saÄŸlıklı ÅŸekilde kontrol edilmesini saÄŸlayacağız. Mikro ölçekte tüm yerleÅŸim yerlerimizin hangi doÄŸal afet riskleriyle karşı karşıya olduÄŸunu ortaya koyacak, buralarda kentsel dönüşümü hızlandıracağız.”

Kentsel dönüşümde, “Dirençli Åžehir Konut Finansman Modeli”yle evini dönüştürmek isteyenlere, 15 yıla varan vadelerle uygun ödeme ÅŸartlarında finans desteÄŸi saÄŸlanacağı ifade edilen beyannamede, riskli bölgelerde bulunan ÅŸehirlerin yenileneceÄŸi, gerek duyulması halinde bazı ÅŸehirlerin güvenli bölgelere taşınacağı kaydedildi.

“Kentsel taÅŸkınların önüne geçeceÄŸiz”

Riskli bölgelerde inşa edilecek konutların zemin artı 3 veya 4 katlı olacağı, yatay mimariden taviz verilmeyeceği vurgulanan beyannamede, sosyal konut üretiminin, afet riski yüksek tüm bölgelerde yoğunlaştırılacağının altı çizildi.

Dijital Yapı Bilgi Bankası kurulacağı, Türkiye arazi kullanım veri altyapısının oluşturulacağı aktarılan beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Åžehirlerimizi toplanma alanlarını ulaşılabilir kılan, arama kurtarma ekiplerinin hızlı hareket edebileceÄŸi, saÄŸlık ve insani yardım çalışmalarının kolay yönetilebileceÄŸi akıllı konsepte sahip olarak yeniden tasarlayacağız. Åžehirlerde temiz içme suyu kullanımı için ÅŸebeke suyuna baÄŸlı bir ÅŸekilde sarnıç kültürü tarzında su depoları ve tankları yeÅŸil alanların altına konumlandıracağız. DoÄŸal afetlerden korunmak amacıyla kapsamlı, münferit bir TaÅŸkın Kanunu çıkaracağız. Atık su ve yaÄŸmur suyu sistemlerini birbirinden ayırarak, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi kaynaklı aşırı yağış rejimleri nedeniyle meydana gelen kentsel taÅŸkınların önüne geçeceÄŸiz. Toprak muhafaza, erozyon ile sel, çığ kontrolü kapsamında entegre havza rehabilitasyon projelerini riskli bölgeleri önceliklendirerek yaygınlaÅŸtıracağız. Yangınlarda risk oluÅŸturan sanayi tesislerinin yakın çevresindeki bitki örtüsünün oluÅŸturulmasında riskleri azaltıcı standartları güçlendireceÄŸiz. Potansiyel afet bölgelerinde elektrik iletim ve dağıtım ÅŸebekesinden bağımsız çalışabilecek ÅŸekilde mikro ÅŸebekeleri yaygınlaÅŸtıracağız.”

Tüm afet tehlikelerini kapsayacak zorunlu afet sigorta mekanizmalarının yaygınlaştırılacağına işaret edilen beyannamede, kamu kurumlarınca geliştirilen bilgi sistemlerindeki tüm verilerin birbirleriyle ilişkilendirilerek, bütüncül bir karar destek sistemi altyapısının oluşturulacağı belirtildi.

“Binaların risk analizi zorunlu hale getirilecek”

Kesintisiz, güvenli haberleşme sisteminin oluşturulması kapsamında, 81 ilde sayısal telsiz altyapısının kurulumunun tamamlanacağı ifade edilen beyannamede, geçici barınma standartları geliştirilerek, riski yüksek bölgelerde konteyner kurulumu için altyapısı hazır alanlar oluşturulacağı aktarıldı.

Yangın, deprem, sel, çığ gibi afetlere yönelik, kamu kurumları ile özel kesimin araç envanterinin sürekli güncel tutulacağı bütünleşik bir veri tabanı oluşturulacağı belirtilen beyannamede, afet anında bu araçların ilgili bölgeye hızla sevkinin sağlanacağı kaydedildi.

Marmara Bölgesi, İstanbul ve büyükÅŸehirler için hazırlanan “Risk Azaltma Programı”na yer verilen beyannamede, ÅŸunlar kaydedildi:

“İstanbul’u olası bir deprem karşısında daha güçlü hale getirmek için gerekli kurumsal ve yasal düzenlemeler yaparak kentsel dönüşüm çalışmalarımızı hızlandıracağız. İstanbul baÅŸta olmak üzere mevcut yapı stoÄŸunun taranması, depreme dayanıksız yapıların tespiti, güçlendirilmesi veya saÄŸlıksız yapıların yeniden inÅŸa edilmesi için hukuki dayanağı güçlendirilmiÅŸ düzenlemeleri hayata geçireceÄŸiz. Türkiye Yapısal Risk Analizi Projesi’ni İstanbul’dan baÅŸlatacağız. Özellikle 1999 öncesi inÅŸa edilen tüm binaların risk analizini yaptırmalarını zorunlu hale getireceÄŸiz.

Kanal İstanbul kapsamında inÅŸa edeceÄŸimiz 125 bin konutla birlikte, 500 bini Anadolu, 500 bini Avrupa yakasında olmak üzere iki kentsel dönüşüm rezerv ÅŸehrin kurulumunu gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Sadece İstanbul’u deÄŸil, tüm Marmara bölgesini, sanayisiyle, ticaretiyle, sosyal ve kültürel yapısıyla, konutlarıyla afetlere karşı hazırlayacak Afetlere Karşı İstanbul Mekansal Stratejik Planı’nı hayata geçiriyoruz. Aynı anlayışla Ege Bölgemizde de benzer bir çalışmayı hazırlayacağız. Marmara bölgesindeki yoÄŸunluÄŸun azaltılması amacıyla bölge dışında yeni endüstriyel geliÅŸim alanları ve lojistik hatları oluÅŸturacağız.”

“Proje bazlı destekler sunulacak”

İstanbul’daki ve diÄŸer büyükÅŸehirlerdeki kritik alt yapı tesislerinin afetlere karşı dayanıklılığının artırılacağı vurgulanan beyannamede, yapı denetim sürecindeki yaptırımların daha etkin bir ÅŸekilde hayata geçirilmesinin saÄŸlanacağının altı çizildi.

Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çerçevesinde, afet yönetimine yönelik yenilikçi çözümlerin ortaya konulabilmesi için yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasında etkin bir iÅŸbirliÄŸi mekanizmasının oluÅŸturacağı ifade edilen beyannamede, insani yardım, arama-kurtarma-müdahale, psiko-sosyal destek ve eÄŸitim gibi alanlarda faaliyet gösteren STK’lerin kapasitesinin geliÅŸtirilmesi için proje bazlı destekler sunulacağı aktarıldı.

Beyannamede, şunları kaydedildi:

“Mevzuatla meslek kuruluÅŸları ve STK’lerin afetlerle ilgili yasal dayanakları ile görev ve sorumluluklarının daha belirgin bir biçimde belirlenmesini saÄŸlayacağız. STK’lerin ve özel kesimin kriz yönetimi açısından sınıflama ve kodlamasını yaparak afet sonrası hızlı bir yetki ve sorumluluk dağılımı ve koordinasyonu saÄŸlayacağız. Afet yönetiminin kurumsal iÅŸleyiÅŸinde kamu, özel kesim ve sivil toplum iÅŸbirliÄŸini düzenlemeye yönelik ilke ve esasları içeren rehberler hazırlayacağız.”

Türkiye Yüzyılı’nın inÅŸasında da “SaÄŸlam Toplumsal Yapı” ana belirleyici unsur olacak

Beyannamenin, “SaÄŸlam Toplumsal Yapı” baÅŸlıklı ikinci bölümünde deÄŸerler, eÄŸitim, saÄŸlık, aile, kadın, çocuk, ÅŸehit yakınları ve gaziler, engelliler, yaÅŸlılar, çalışma hayatı, gençlik ve spor ile kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalar anlatıldı.

Türkiye Yüzyılı’nın inÅŸasında da “SaÄŸlam Toplumsal Yapı”nın ana belirleyici unsur olacağının vurgulandığı beyannamede, “Varlığımızın teminatı olan deÄŸerlerimiz, dayanışma ve iÅŸbirliÄŸimizi güçlendirecek ÅŸekilde sosyal uzlaşı, huzurlu bir yaÅŸam ve güven dolu bir gelecek sunmaktadır.” ifadesi yer aldı.

Adalet, insan onuru ve özgürlük, aile ve dayanışma gibi temel değerlerin gelecek dönemde de topluma güç vermesini sağlamaya devam edileceğinin belirtildiği beyannamede şu ifadelere yer verildi:

“Devletimizin geleceÄŸi ve milletimizin birliÄŸi adaletle kaimdir. İnsanımızın ÅŸahsiyetli, onurlu ve üretken bir hayat sürmesini teminen fikirde, teÅŸebbüste ve inançta özgürlük temel ilkelerimizdendir. Her dönem varlığını koruyan temel kurumlardan biri olan ailenin milletimizin temel taşı olma özelliÄŸinin bilincindeyiz. Aileyi insanımıza güçlü bir kimlik bilinci vererek dayanışmayı ve ortak kader anlayışını güçlendiren ana unsurlardan biri olarak görüyoruz. DeÄŸerlerimizin yaÅŸatılması ve paylaşılması, sadece milletimizin deÄŸil tüm insanlığın yararına olacaktır.”

Okullarda etüt imkanları yaygınlaştırılacak

EÄŸitimin tüm kademelerinde müfredata “DeÄŸerler EÄŸitimi”ni entegre eden yaklaşımın hayata geçirileceÄŸinin anlatıldığı beyannamede şöyle devam edildi:

“Mesleki eÄŸitim merkezlerinde çırak ve kalfa sayısını 2 milyona çıkartacağız. 5 milyon öğrencimize verilmekte olan ücretsiz öğle yemeÄŸi desteÄŸini devlet okullarımıza yaygınlaÅŸtıracağız. Küresel geliÅŸmeler ışığında sürekli güncelleme gerektiren eÄŸitim alanında baÅŸarının kritik faktörü öğretmenlerimizdir. Tüm öğretmenlerimiz her yıl hizmet içi eÄŸitime tabi tutulacaktır. Meslek liseleri baÅŸta olmak üzere eÄŸitim kurumlarımızda patent, faydalı model, marka ve tasarım tescil sayısını sürekli artıracak ve her yıl tescil alınan ürünlerin en az yüzde 10’unun ticarileÅŸmesini saÄŸlayacağız.

Tüm okullarımızda etüt imkanlarını yaygınlaÅŸtıracak, velilerimizin iÅŸ hayatıyla okul programlarını uyumlaÅŸtıracağız. Ortaöğretim sistemi üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla yükseköğretime geçiÅŸteki sınavların yılda birden çok kez yapılmasını saÄŸlayacağız. Üniversitelerimizin rekabet gücünü artırmak amacıyla uluslararası arenada öncü akademisyenlerin Türkiye’de eÄŸitim vermelerini teÅŸvik edeceÄŸiz. Belirli kriterlerle üniversitelerin yurt dışı kampüs/birim açmalarını destekleyeceÄŸiz. Uluslararası öğrenci sayımızı 260 binden 1 milyona çıkararak, Türkiye’yi dünyada en çok tercih edilen ilk beÅŸ ülkeden biri yapacağız. Uluslararası sıralamalarda ilk 500’de en az 10 üniversitemizin yer almasını saÄŸlayacağız.”

3 milyon sağlık turisti sayısı ve 10 milyar dolar sağlık hizmeti ihracatı

Beyannamede, savunma sanayisinde yerlileşme yönündeki uygulamalarda sağlanan başarıların sağlık alanında da benzer şekilde hayata geçirilmesinin sağlanacağı bildirildi.

SaÄŸlık Endüstrileri BaÅŸkanlığının kurulacağı belirtilen beyannamede, yerli ve milli aşının üretim kapasitesinin ilave yatırımlarla daha da artırılacağı ve Türkiye’nin bu alanda önemli bir ihracatçı konuma getirileceÄŸi kaydedildi.

SaÄŸlık turizminin geliÅŸtirilmesi için akreditasyon ve denetim altyapısının güçlendirileceÄŸi ifade edilen beyannamede, “2028 yılında 3 milyon saÄŸlık turisti sayısı ve 10 milyar dolar saÄŸlık hizmeti ihracatını hedefliyoruz.” denildi.

Aile diş hekimliği uygulaması hayata geçirilecek

Evde bakım ve teletıp uygulamalarının kapsamının genişletileceği ifade edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Aile diÅŸ hekimliÄŸi uygulamasını hayata geçireceÄŸiz. Aile hekimi başına düşen nüfusu 5 yılda 2 bin 500’ün altına indireceÄŸiz. Kovid-19 örneÄŸinden hareketle olası ani saÄŸlık ÅŸoklarına karşı mevcut erken uyarı sistemlerini daha da geliÅŸtireceÄŸiz. 2028 yılında 10 bin kiÅŸiye düşen yatak sayısını 31’den 35 seviyesine, SaÄŸlık Bakanlığı hastanelerinde nitelikli yatak oranını yüzde 79’dan yüzde 90’ın üzerine çıkaracağız.

Åžehir hastanelerinde 16 hastanemizi tamamlayıp toplam ÅŸehir hastanemizin sayısını 36’ya, toplam yatak sayısını 50 binin üzerine çıkaracağız. 100 bin kiÅŸiye düşen hekim sayısını 231’den 315’e, 100 bin kiÅŸiye düşen hemÅŸire ve ebe sayısını 364’ten 460’a çıkaracağız.”

Gelir seviyesi asgari hayat standardının altında hane kalmayacak

AK Parti’nin aileyi toplumun temel taşı olarak gördüğü vurgulanan beyannamede, ailenin fıtratını maddi ve manevi olarak daha da güçlendirmek ve her türlü olumsuz etkiye karşı korumanın temel öncelikler arasında olduÄŸu belirtildi.

Beyannamede ÅŸu ifadelere yer verildi:

“Gelir seviyesi asgari hayat standardının altında hane bırakmayacağız. Bunun için, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemini hayata geçireceÄŸiz. Bu çerçevede, Aile Bazlı VatandaÅŸlık Maaşı uygulamasını baÅŸlatacağız.

Yeni dönemde, aileyi güçlendirmeye dönük yenilikçi mekanizmalar geliştirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde uygulamaya koyacağımız Aile Koruma Kalkanı Programıyla ev hanımlarının emekliliğine destek sağlayacak, yeni ailelerin kurulmasını teşvik edecek, gençler öncelikli olmak üzere her ailede en az bir kişiye iş imkanı sağlayacak, aileyi ve çocuğu tehdit eden her türlü olumsuz eğilimlere karşı etkin bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.

Aile Koruma Kalkanı Programının finansmanı, uluslararası standartlarda dijital Aile ve Gençlik Bankası kanalıyla saÄŸlanacaktır. Bu sosyal amaçlı bankanın ana gelir kaynaklarından biri de Karadeniz’de keÅŸfedilen doÄŸal gaz gelirlerinin belirli bir yüzdesi olacaktır. Aile Koruma Kalkanı Programı kapsamında, ev hanımlarının emekliliÄŸine destek saÄŸlayacak, her ailede gençler baÅŸta olmak üzere en az bir çalışan olması saÄŸlanacak, yeni evlilikler teÅŸvik edilecektir. Ev hanımlarının evdeki emekleri karşılığında emeklilik gibi bir güvenceye sahip olmalarını en temel hakları olarak görüyoruz. Bu çerçevede, ev hanımlarının isteÄŸe baÄŸlı ödeyecekleri primlerin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız.”

Yeni evlenen çiftlere iki yılı geri ödemesiz kredi

Aile Koruma Kalkanı Programı kapsamında her ailede en az bir çalışanın bulunmasını saÄŸlayacakları kaydedilen beyannamede, “Bu amaçla, özel sektör iÅŸletmelerinin sigorta primlerinin tamamını belirli bir süreyle devlet olarak biz ödeyeceÄŸiz. Programı uygularken gençlere öncelik vereceÄŸiz.” denildi.

Beyannamede ayrıca, şunlara yer verildi:

“Yeni evlilikleri teÅŸvik etmek üzere, Aile ve Gençlik Bankası üzerinden yeni evlenen çiftlere iki yılı geri ödemesiz 48 ay vadeli 150 bin lira faizsiz evlilik kredisi vereceÄŸiz. Ayrıca, Aile ve Gençlik Bankasının faaliyetleri arasında, çocukların eÄŸitimi baÅŸta olmak üzere aile kurumunu koruyan ve güçlendiren çeÅŸitli hizmetler de desteklenebilecektir. Bu üç unsurlu programın Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi ile uyumunu gözetecek, programlar arasındaki dengeyi, çalışma hayatında yer almayı caydırmayacak bir seviyede kuracağız.

Sosyal destek programlarımız ekonomik ve sosyal yan etkileri de dikkate alınarak gözden geçirilecek, aile bütünlüğünü koruyucu ve geliÅŸtirici vasfı güçlendirilecektir. Sosyal yardımlardan yararlanma koÅŸullarını standardize edeceÄŸiz. Annelere olduÄŸu gibi babaların da esnek çalışma imkanlarını geniÅŸleteceÄŸiz. Kadın ve erkeÄŸin evlilik bağıyla kurulan aileyi her türlü zararlı eÄŸilimden koruyucu tedbirler alacağız.”

Çocuk dostu şehirler

Çocuk dostu ÅŸehirler modelinin oluÅŸturulacağı ve yaygınlaÅŸtırılacağı bildirilen beyannamede, teknoloji bağımlılığı dahil çocukların her türlü bağımlılıktan korunmasına yönelik koruyucu ve önleyici programların geliÅŸtirilerek uygulanacağı kaydedildi. Beyannamede, “Suça sürüklenen çocukların topluma kazandırılmasını saÄŸlayacağız. ÇocuÄŸa karşı ÅŸiddet, çocuk işçiliÄŸi, ihmal ve istismara karşı sıfır tolerans ile mücadelemize kararlılıkla devam edeceÄŸiz. Çocuklarımızı olumsuz etkileyebilecek içeriklerle mücadelemizi sürdüreceÄŸiz.” denildi.

Şehir yakınları ve gaziler, engelliler, yaşlılar

Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında şehit yakınları ve gazilerin iş ve işlemlerinin takip edileceği bir irtibat noktasının oluşturulacağı belirtilen beyannamede, şehit anne ve babalarının aylıklarını daha da iyileştirici düzenlemelerin hayata geçirileceği bildirildi.

“Engelsiz YaÅŸam Merkezleri’nde engel türüne göre branÅŸlaÅŸmaya gideceÄŸiz.” ifadelerinin yer aldığı beyannamede, ÅŸunlar kaydedildi:

“Evde bakıma ihtiyacı olan engelli ve yaÅŸlıya düzenli bakan ve bunun için Evde Bakım Yardımı alanları kısmi zamanlı olarak sosyal güvenlik kapsamına alacağız. Engellilerin istihdamını artırmak amacıyla korumalı iÅŸ yerlerinin kapsamını geniÅŸleteceÄŸiz. Engelli bireylerin ailelerine eÄŸitim desteÄŸi, uzun vadeli aile danışmanlığı ve psiko-sosyal destek hizmetlerini geliÅŸtireceÄŸiz.

YaÅŸlı bakım sigortası uygulamasını hayata geçireceÄŸiz. YaÅŸlıların birbirinden faklı birimlerden saÄŸlık hizmeti alması yerine geriatri hastaneleri ya da geriatri kliniklerinden hizmet almalarını saÄŸlayacağız. Emeklilik yaşını özellikle kadınlarda çocuk sayısına göre esneteceÄŸiz.”

Evde yaÅŸayan yaÅŸlılar için profesyonel bakım elemanlarının yetiÅŸtirileceÄŸine yer verilen beyannamede, “Yalnız yaÅŸayan ve bakım desteÄŸi almayan yaÅŸlıların kendi konutlarında bakım ve güvenlik gereksinimlerinin uzaktan takip edilmesi amacıyla uygun teknolojilerden yararlanacağız.” denildi.

Çalışma hayatı

Beyannamede çalışanların ve emeklilerin enflasyona ezdirilmeyeceği, asgari ücretin yanı sıra memur ve emekliler için enflasyonun üzerinde artışlarla refah payı almalarının sağlanacağı belirtildi.

Beyannamede, ÅŸunlar kaydedildi:

“Alın teri kurumadan hakkın verilmesi prensibiyle, tüm çalışanlarımıza kaliteli ve güvenceli bir çalışma hayatı saÄŸlamayı taahhüt ediyoruz. Pasif iÅŸgücü programlarının eriÅŸilebilirliÄŸini güçlendirecek, iÅŸsizlik sigortası fonundan yararlanma ÅŸartlarını kolaylaÅŸtıracağız. RehberliÄŸi ve gönüllü uyumu ön planda tutacak, risk odaklı denetim kapasitemizi daha da etkinleÅŸtireceÄŸiz. Mevsimlik tarım işçileri gibi gruplar için özel sosyal sigorta programları oluÅŸturacak, sosyal güvenlik kapsamını en üst düzeye çıkaracağız.”

Üniversiteli gençlere “Gençlik Kartı” uygulaması baÅŸlatılacak

Beyannamede, karar alma süreçlerinden sosyal politikalara, eğitimden istihdama kadar hayatın her kademesinde gençliğin dinamizminin ülkenin gelişmesi yolunda kullanılacağı belirtildi.

Beyannamede gençler için yapılacaklar şöyle sıralandı:

“Üniversiteli gençlerimize ‘Gençlik Kartı’ uygulamasını baÅŸlatacağız. Bu karta sahip olan gençlerimize tiyatro, sinema gibi kültürel ve sanatsal etkinliklerden ücretsiz veya indirimli yararlanma imkanı getireceÄŸiz. Üniversiteli gençlerimize aylık 10 GB ücretsiz internet eriÅŸim imkanı saÄŸlayacağız.

Yükseköğrenimdeki gençlerimize bir defaya mahsus olmak üzere cep telefonu ve bilgisayar ediniminde vergi muafiyeti sağlayacağız. Genç girişimcilerimiz için Tarım Girişimcilik Bölgeleri (TARGİB) kuracağız. TARGİB’lerde ziraat mühendisleri öncelikli olmak üzere, genç girişimcilerimize herhangi bir bedel almaksızın arazi tahsisi, kuracağımız Aile ve Gençlik Bankası tarafından ilk iki yıl ödemesiz ve beş yıl vadeli faizsiz kredi desteği ve belirli bir süreyle ürün alım garantisi veya sözleşmeli üretim modelinin uygulanmasını sağlayacağız. Kuracağımız tüm TARGİB’lerde; iş geliştirme, muhasebe ve finansman, insan kaynakları, bilişim ve hukuk gibi alanlarda teknik destek ve danışmanlık hizmetleri sunacak şekilde tüm giderlerini karşılayacağımız bir merkez oluşturacağız.

Gençlerin üç temel alanda beceri kazanmalarını saÄŸlayıcı, okul içi ve dışı programlar uygulamaya koyacağız. Bu çerçevede, en az bir müzik enstrümanını kullanabilmeyi, bir yabancı dil konuÅŸmayı ve bir spor dalında lisans sahibi olmayı destekleyeceÄŸiz. İmkanları kısıtlı kesimlere öncelik vermek kaydıyla bu üç alanda, beceri kazanan gençlerimizin üniversiteye giriÅŸini kolaylaÅŸtıracak ve burslu eÄŸitim görmelerini saÄŸlayacağız. Objektif kriterler altında belirlenecek 30 bin genç yeteneÄŸimizi günümüz ÅŸartlarında stratejik önemi haiz olan spesifik 20 alanda küresel arenada boy gösterebilecek nitelikle uzman olarak yetiÅŸtireceÄŸiz. Kendi iÅŸini kuran genç giriÅŸimcilerimize faizsiz kredi desteÄŸi sunacağız. Siyasete gençlerin bakış açısının daha fazla damga vurmasını saÄŸlayacak, gençlerimize siyasette daha fazla alan açacağız. Gençlerimize esnek çalışma koÅŸulları sunacağız.”

Kültür ve sanat

Köklü tarihi ve kültürel mirasa sahip Türkiye’nin, Türkiye Yüzyılı’nda kültür ve sanat alanında dünyada adından sıklıkla söz ettiren bir ülke konumuna geleceÄŸi vurgulanan beyannamede, müzesi ve kültür merkezi olmayan il, kütüphanesi olmayan ilçe bırakılmayacağı, kütüphanelerin 7 gün 24 saat açık olacak ÅŸekilde hizmet vereceÄŸi belirtildi.

Kültür endüstrileri giriÅŸimci ekosisteminin geliÅŸtirileceÄŸi kaydedilen beyannamede, bu kapsamda ‘Kültür Kentler’ kurulacağı, kitapçılar çarşısı, kitabevleri, sahaflar ile geleneksel sanatların icra edilmesine yönelik mekan desteÄŸi saÄŸlanacağı kaydedildi.

Beyannamede, ÅŸunlara yer verildi:

“Kültürümüze özgü ürünlere yönelik markalaÅŸma, pazarlama ve finansman desteÄŸi saÄŸlayacağız. Sahip olduÄŸumuz deÄŸerlerin sinema baÅŸta olmak üzere tüm sanat alanlarında iÅŸlenmesine yönelik teÅŸvik mekanizmasını daha da geliÅŸtireceÄŸiz. Ülkemizi önemli bir film çekim merkezi haline getireceÄŸiz. Çocuklarımızın geliÅŸim sürecinde önemli rol oynayan animasyon sektörünü stratejik olarak ele alıp, desteÄŸimizi artıracağız. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kayıtlı 25 miras sayımızı 2028’de 35’e çıkararak en çok kültürel deÄŸer kaydettiren ilk iki ülke arasına girmeyi hedefliyoruz.

Türk dilini dünyaya tanıtma çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceÄŸiz. Bu amaçla, dijital mecraları daha etkili bir ÅŸekilde kullanacak tedbirleri alacağız. Yunus Emre Enstitülerindeki Türkçe içerikleri ve bilgi merkezlerini zenginleÅŸtireceÄŸiz. 62 ülkede hizmet veren Yunus Emre Enstitülerimizin Kültür Merkezi sayısını, 2028 yılına kadar 128’e çıkarmayı hedefliyoruz.”

Ekonomi

Beyannamede, üçüncü bölüm İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi başlığına ayrıldı.

AK Parti Seçim Beyannamesi’nde “Yeni dönemin atılım programı olarak bu beyanname ile ortaya koyduÄŸumuz Türkiye Yüzyılı, sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmamızın yüzyılı olacak, bugüne dek saÄŸlanan kazanımların meyvelerinin toplanarak ekonomimizin ÅŸahlanacağı bir devri baÅŸlatacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Yeni dönemde, “insan” odaklı sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yaklaşımla, yüksek büyüme ve nitelikli istihdam artışı hedeflerine doÄŸru kararlılıkla ilerleneceÄŸi, tüm politikaların bu yönde hayata geçirileceÄŸi ifade edilen beyannamede, özel sektör öncülüğünde yenilikçilik ve giriÅŸimciliÄŸin desteklenerek dışa açık bir ekonomi olarak rekabetçiliÄŸin her alanda geliÅŸtirileceÄŸi kaydedildi.

Küresel gelişmelere karşı alınacak tedbirlerle enflasyonun tek hanelere düşürüleceğine işaret edilen beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

“14 Mayıs seçimleri sonrasında oluÅŸacak yeni kabine içinde yine güçlü bir ekonomi ekibi görev üstlenecektir. Ekonomi ekibimiz kamu, özel kesim ve sivil toplum ile diyalog ve istiÅŸare içinde makroekonomik politika çerçevemizi güncelleyecek, yeni ÅŸartlara ve ihtiyaçlara göre alınması gereken tedbirleri kamuoyu ile paylaÅŸacaktır. Öngörülebilir, ÅŸeffaf ve etkili politikalar setinin kararlı bir siyasi irade ile hayata geçirilmesi için beÅŸ yılın yol haritası niteliÄŸinde, çalışmalarını yürüttüğümüz Ekonomi Eylem Planı uygulamaya konacaktır.”

Beyannamede, büyüme ve istihdam vurgusu

Ekonomi kısmındaki “Birlikte Yapacağız” bölümünde “2024-2028 dönemi arasında yıllık ortalama yüzde 5,5 seviyesinde büyüme ile 2028 yıl sonunda 1,5 trilyon dolar milli gelir büyüklüğüne ve 16 bin dolarlık kiÅŸi başı gelir düzeyine ulaÅŸmayı öngörüyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Yüksek büyüme politikaları kapsamında, istihdamın istikrarlı şekilde artırmaya devam edileceği belirtilen beyannamede, 2028 yılına kadar ilave 6 milyona yakın istihdam ile toplam istihdamın 36 milyona çıkartılarak işsizlik oranının yüzde 7’nin altına indirileceği vurgulandı.

Kadınların iÅŸgücüne katılımının yüzde 40’ın üzerine, istihdam oranının yüzde 35’in üzerine yükseltileceÄŸi aktarılan beyannamede, “Kadınların çalışma hayatına giriÅŸini kolaylaÅŸtıracak ve kadın istihdamını teÅŸvik edecek düzenlemeler yoluyla esnek çalışma olanaklarını artıracak, kadın kooperatiflerini güçlendirecek, çocuk bakım hizmetleri ve ihtiyaca göre belirlenmiÅŸ mesleki eÄŸitim programları hayata geçireceÄŸiz.” denildi.

Cari fazla veren Türkiye hedefi

“Cari Fazla Veren Türkiye Vizyonu” doÄŸrultusunda, yatırım ortamının geliÅŸtirilmesi, mal ve hizmet ihracatının nitelik ve nicelik bakımından artırılarak yüksek katma deÄŸerli ihracat artışının saÄŸlanması, ithalata bağımlılığın azaltılması ve cari iÅŸlemler dengesinin iyileÅŸtirilmesinin öncelikler arasında yer aldığı vurgulanan beyannamede, cari iÅŸlemler dengesinin kalıcı olarak iyileÅŸtirilmesiyle orta vadede cari fazla veren bir Türkiye’nin hedeflendiÄŸi belirtildi.

Beyannamede, sürdürülebilir kalkınma hedefinin önünde en önemli engel olan cari açığı ortadan kaldırılması kararlılığının altı çizildi.

2022 yılı sonu itibarıyla 254,2 milyar dolar olan ihracatın 2028 yılında en az 400 milyar dolara yükseltileceğine işaret edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Rekabet gücü yüksek, yüksek katma deÄŸerli ve markalı ihracatı odağına alan politikalarımıza hız vereceÄŸiz. Uzay ve havacılık, çip, elektronik, yapay zeka, biyoteknoloji, sentetik biyoloji, aşı, ilaç ve tıbbi cihaz sektörleri baÅŸta olmak üzere, kamu-özel sektör iÅŸbirliklerine hız kazandırarak, mega yatırım projelerini hayata geçireceÄŸiz.”

“Sosyal konut projelerine kararlılıkla devam edeceÄŸiz”

Beyannamenin Enflasyonla Mücadele başlığında, enflasyonun orta vadede yeniden tek haneli rakamlara düşürüleceği belirtildi.

Bütüncül bir anlayış içinde ekonomi politikalarının araçlarının kullanılacağı, para ve maliye politikalarını birbirini destekler mahiyette uygulamaya devam edileceÄŸi ve öngörülebilirliÄŸin artırılacağı ifade edilen beyannamede, “Finansal enstrümanları daha da geliÅŸtirerek TL cinsi tasarrufları artıracağız. Enflasyonun dar gelirli vatandaÅŸlarımız üzerindeki olumsuz etkisini giderecek politikalara hız kazandıracağız. Gelir düzeyi düşük vatandaÅŸlarımızın harcama kompozisyonu içinde önemli bir yer tutan kira harcamalarını düşürmeye dönük olarak sosyal konut projelerine kararlılıkla devam edeceÄŸiz.” ifadelerine yer verildi.

İstanbul’un küresel ticaretin önde gelen bir merkezi olması amacıyla İstanbul Finans Merkezi projesinin nitelikli ve çok boyutlu bir finansal hizmetler ekosistemi oluÅŸturma hedefi konulan beyannamede, mali disiplinden taviz verilmediÄŸi belirtildi.

KahramanmaraÅŸ merkezli depremlerin hatırlatıldığı beyannamede, “YaÅŸadığımız afet ve bunun gerektirdiÄŸi yeni harcamaları da dikkate alarak kamu maliyesinde verimliliÄŸi ve tasarrufu artıracak kapsamlı bir programı devreye alacağız. Harcamaları etkinleÅŸtirecek, ekonomimizin daha rekabetçi, kaynakları daha adil ve etkin dağıtacak bir yapıya dönüşümünü saÄŸlayacak ÅŸekilde teÅŸvik ve destekleri sadeleÅŸtirerek yeniden yapılandıracağız.” ifadeleri kullanıldı.

Beyannamede, maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi destekleyecek bir anlayış içinde sürdürüleceğinin altı çizildi.

“Emekli aylıklarına refah payı artışı”

Harcamalar ve gelirler yönüyle enflasyondan olumsuz yönde etkilenen kesimlerin desteklemesinin devam edileceÄŸinin belirtildiÄŸi beyannamede “Çalışanlar ile emeklilerin satın alma güçlerinin korunmasına yönelik adımlar atmaya devam edeceÄŸiz. Memurların, işçilerin ve emeklilerin aylıklarına 2023 ve 2024 yıllarında enflasyonun üzerinde en az büyüme oranında refah payı artışı vereceÄŸiz.” denildi.

Beyannamede, İstanbul başta olmak üzere, bölgesel geçim endeksleri dikkate alınarak kamu çalışanlarının sosyo-ekonomik koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacağı kaydedildi.

Çocuklar ve yaşlılar öncelikli olmak üzere hassas tüketici gruplarına özel önlemler getirileceği aktarılan beyannamede, tüm piyasalarda rekabet ihlallerinin tespitinde ve soruşturma süreçlerinin yürütülmesinde etkinliğin artırılacağı vurgulandı.

Piyasa gözetimi ve denetimi ile ürün güvenliği mevzuatının, yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi ve yapay zeka üçgeninde güncel hale getirileceği aktarılan beyannamede, piyasa gözetimi ve denetimi konusunda yetkili kurumların etkin bir koordinasyon içinde görev yapmalarını sağlayıcı tedbirlerin hayata geçirileceği bildirildi.

“Ülkemizin geleceÄŸini, yüzyılın enerjisi ile aydınlatacağız”

Enerji alanında dışa bağımlılığı azaltarak cari açık sorununa kalıcı çözüm üretme politikalarına destek verileceÄŸine de vurgu yapılan beyannamede, Türkiye’nin, dünyada 12’nci sıradaki elektrik kurulu gücünde ilk 10 ülke arasına gireceÄŸi ifade edildi.

Elektrik kurulu gücünün 2028 yılında 135 GW’ın üzerine çıkacağı belirtilen beyannamede, 2021 yılı itibarıyla yüzde 71 olan birincil enerjide dışa bağımlılık oranının, 2028 yılında yüzde 56’ya, 2053 yılında ise yüzde 13 seviyesine indireceğine işaret edildi.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tam kapasiteyle devreye alınmasının ardından ilave nükleer santraller kurulmasına yönelik çalışmalara devam edeceÄŸi vurgulanan beyannamede, “Karadeniz doÄŸal gazını vatandaşımıza ulaÅŸtıracağız. Mevcut 710 milyar metreküplük rezerve ilave yeni keÅŸiflerle ülkemizin geleceÄŸini, yüzyılın enerjisi ile daha da aydınlatacağız. Aynı zamanda, Karadeniz doÄŸal gazından yerli üre gübresini de üretmeye baÅŸlayacak, gübrede dışa bağımlılığı azaltacağız.” vaatleri yer aldı.

“Ülkemizi Dijital Türkiye hedefine ulaÅŸtıracağız”

Beyannamenin, “Milli Savunma Sanayi” bölümünde tam bağımsız savunma sanayisi vurgusu yapıldı. Yeni teknolojilere yatırımın süreceÄŸi ve yerlileÅŸme oranını artırılacağının belirtildiÄŸi beyannamede, ÅŸu ifadelere yer verildi:

“2028 yılında savunma sanayisinde ihracatımızı en az 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Milli muharip uçak, dikey iniÅŸ/kalkış yapabilen SİHA’lar ve muharip insansız uçaklar ile insansız kara ve deniz araçları, uydu sistemleri, elektronik harp, siber güvenlik, uzun menzilli hava savunma ve füze sistemleri, nanoteknoloji, biyoteknoloji, lazer, kuantum teknolojileri ve yapay zeka destekli otonom sistemler gibi yenilikçi ve çığır açan teknolojilere yatırım yaparak savunma sanayimize yeni kabiliyetler kazandıracağız.”

Beyannamede “Türkiye Yüzyılı, Dijitalin Yüzyılı olacaktır. Bu yüzyılda dijital devlet, siber güvenlik, büyük veri ve yapay zeka, blokzincir gibi yenilikçi dijital teknolojilerde gerçekleÅŸtireceÄŸimiz atılımlarla, ülkemizi Dijital Türkiye hedefine ulaÅŸtıracağız.” vurgusu yapıldı.

Ulusal Güvenlik Stratejisi gözden geçirerek ilave alınması gereken tedbirlerin belirleneceÄŸi ve Türkiye’nin en üst düzeyde güvenliÄŸini ve etkinliÄŸini saÄŸlayacak bir mekanizmanın oluÅŸturulacağı belirtilen beyannamede, “Güçlü ve Büyük Türkiye” temalı 2023-2026 dönemi Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planının uygulamaya konulacağı bildirildi.

Beyannamede, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada kabul edilen caydırıcı bir “Siber Güç” haline getirileceÄŸinin altı çizildi.

Togg’da 1 milyon araç hedefi

Türkiye’nin 15 milyar dolar biliÅŸim ihracat rakamına ulaÅŸmasının hedeflendiÄŸi beyannamede, “Türkiye’yi yeni nesil elektrikli otomobil üssü haline getirme hedefimiz doÄŸrultusunda, yerli otomobilimiz Togg’un seri üretimini yıllar içinde artırarak 2030 yılına kadar 1 milyon araca ulaÅŸacağız.” ifadesi kullanıldı.

Beyannamede, “Ay Misyonu” kapsamında insansız uzay aracının tasarım ve üretim çalışmalarını tamamlayarak bu görevde kullanılacak hibrit yakıtlı, özgün ve milli uzay roketi motorunu geliÅŸtirileceÄŸi belirtildi. Türkiye’nin insanlı ilk uzay görevi kapsamında bir Türk vatandaşının bilim misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilmesi çalışmalarını tamamlayacağı vurgulandı.

Beyannamenin “UlaÅŸtırma” baÅŸlığında, 2053 net sıfır emisyon hedefi doÄŸrultusunda, emisyon yoÄŸun sektörlerden biri olan ulaÅŸtırma sektöründe yatırımların yeni teknolojileri en üst düzeyde kullanılarak ve yeÅŸil dönüşüme uyumu dikkate alınarak gözden geçirileceÄŸi, akıllı ve sürdürülebilir ulaşım uygulamalarının geliÅŸtireceÄŸi belirtildi.

İstanbul – Ankara arasında saatte 400 kilometre hıza çıkabilen Süper Hızlı Tren açılışının 2028 yılında yapılacağı belirtilen beyannamede, “İstanbul BoÄŸazı’nda yaÅŸanan gemi trafiÄŸinin azaltılması ve ülkemizin jeopolitik konumundan kaynaklı gücünün daha artması ve İstanbul BoÄŸazı’ndaki seyir emniyetinin saÄŸlanması amacıyla hayata geçireceÄŸimiz Kanal İstanbul Projesi’nin baÄŸlantı yollarına ve altyapı çalışmalarına hızla baÅŸlayacağız.” denildi.

Turizmde 100 milyar dolar gelir hedefi

5G teknolojinin nüfusun yüzde 100’ünü kapsayacağı, 6G teknolojisi için çalışmaların baÅŸlayacağı belirtilen beyannamede, “GeniÅŸleyen uydu filosu ve uluslararası iÅŸ birlikleri ile Türkiye’yi küresel ölçekte hizmet verebilen dünyanın en büyük 10 uydu operatöründen birine dönüştüreceÄŸiz. 2023 yılı içerisinde yerli ve milli uydumuz Turksat 6A’yı uzaya fırlatacağız.” hedefine yer verildi.

Beyannamede stratejik tarım ürünlerinin yeterliliÄŸinin izlenmesi için “Arz GüvenliÄŸi Takip Sistemi” kurulacağı da ifade edildi.

Turizmde turist sayısının 90 milyona, toplam gelirin de 100 milyar dolara çıkartılacağı vurgulanan beyannamede, “Sürdürülebilir turizm anlayışıyla ülkemizin dünya turizmindeki payını artıracak insan odaklı, güvenilir, yenilikçi ve çevreye duyarlı bir bakış açısıyla, geçmiÅŸten aldığımız güç ve sahip olduÄŸumuz tecrübe ile turizmde lider bir Türkiye’nin inÅŸası ve ihyası yönünde çalışmalarımızı sürdüreceÄŸiz.” ifadeleri kullanıldı.

Yüksek standartlı demokrasi hedefi, tamamlayıcı reformlarla hayata geçirilecek

Beyannamedeki “Adalet, Demokrasi, İnsan Hak ve Hürriyetleri” bölümünde, “Yüksek Standartlı Demokrasi”, “Türkiye Yüzyılı’na Yeni Anayasa”, “Hak ve Özgürlükler: Özgürlükler Yüzyılı” ile “Adalet Reformu” alt baÅŸlıkları yer aldı.

“Yüksek Standartlı Demokrasi” baÅŸlığında, gelecek dönemde, elde edilen tecrübeler ışığında yüksek standartlı demokrasi hedefinin, tamamlayıcı reformlarla hayata geçirileceÄŸi vurgulandı.

Buna göre, katılımcı, çoÄŸulcu ve ÅŸeffaf bir anlayışla “Yasama Reformu” yapılacak, Siyasi Partiler Kanunu, özgürlükçü anlayışla ve çerçeve yasa ÅŸeklinde yenilenecek.

Seçim kanunlarının mevzuattaki dağınık görünümüne son verilerek, bu konuda temel bir kanun düzenlenecek.

Kamu görevine ilk defa yapılacak atamalarda, görevin niteliğinin gerektirdiği haller dışında mülakat usulü kaldırılacak, atamalar yazılı sınav sonuçlarına göre yapılacak.

Belirli sayıda vatandaşın kanun teklifi vermesine veya bir kanunun iptal için Anayasa Mahkemesi’ne baÅŸvurmasına imkan tanınmasını saÄŸlayacak “Halk TeÅŸebbüsü” ile katılım güçlendirilecek.

Dijital oylama ve müzakere yöntemleri geliÅŸtirilerek “e-demokrasi” platformu oluÅŸturulacak.

“Hak Arama Hürriyetinin” kapsamı geniÅŸletilerek, dilekçe verme, bilgi edinme, kamu denetçisine baÅŸvurma, yargıya eriÅŸim ile diÄŸer baÅŸvuru haklarını kapsayacak ÅŸekilde anayasal bir norm oluÅŸturulacak.

Siyasi parti kapatma davalarının açılması ve kararın yerine getirilmesi TBMM iznine bağlanacak.

“Uluslararası insan hakları mekanizmaları ile iÅŸbirliÄŸi geliÅŸtirilecek”

Alevilerin beklenti ve taleplerini karşılayan politikalar artırılarak sürdürülecek, romanların başta istihdam, iskan ve eğitim olmak üzere tüm sorunlarının çözümüne hız verilerek her türlü ayrımcılık zeminini ortadan kaldırılacak.

İnsan Hakları Eylem Planı geliştirilerek uygulanmaya devam edilecek. Başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi olmak üzere uluslararası insan hakları mekanizmaları ile işbirliği geliştirilecek.

Avrupa BirliÄŸi’ne üyelik süreci, karşılıklı hak ve yükümlülükler çerçevesinde, ortaklık hukukunun yenilenme ihtiyaçları da gözetilerek kararlılıkla sürdürülecek.

“Yeni Anayasa herkesin birinci sınıf vatandaÅŸ olduÄŸu yapıda olacak”

Tamamen milli iradeden doÄŸan, geniÅŸ katılımlı, çoÄŸulcu, özgürlükçü, baÅŸtan sona milletin temsilcilerinin hazırlayacağı yeni Anayasa Türkiye Yüzyılı’na kazandırılacak.

Yeni Anayasa, milletin kendi iradesi ve kendi eliyle yaptığı, her bir vatandaşın “içinde ben varım”, “benim iradem var” dediÄŸi, yaÅŸam hakkını, düşünce ve kanaat özgürlüğünü, inancı ve inandığını yaÅŸama özgürlüğünü, aileyi, toplumu ve mülkiyet hakkını koruyan yapıda olacak.

Yeni Anayasa, bir daha hiç kimsenin başörtüsü zulmü gibi çağ dışı uygulamalara, zorbalık ve baskılara tevessül etmesine dahi izin vermeyecek. Irk, din, mezhep, dil, renk ve kültür farkı göz etmeden herkesi kuşatan, insan onuru ortak temelinde buluşturan, kucaklayıcı, bütünleştirici, çeşitlilikte birliği savunan, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu yapıda olacak.

Demokratik katılımı genişletecek, siyasal katılımın önündeki vesayetlere izin vermeyecek yeni Anayasa, bilgi teknolojileri ile vatandaşın yönetim süreçlerine ortaklığını temin edecek.

İmar hukuku, anayasal düzeyde ele alınacak

“Hak ve Özgürlükler: Özgürlükler Yüzyılı” baÅŸlığı altında, Türkiye Yüzyılı’nın, güçlünün deÄŸil, haklının yüzyılı olacağı vurgulandı.

Bu kapsamda, insanın canını hiçe sayan sorumluların etkin bir soruşturmayla adalet önüne çıkarılması, yaptıklarının yanlarına kar kalmaması için kurumsal ve yasal altyapı güçlendirilecek, ceza yaptırımları ağırlaştırılacak.

İnsanın hayatına mal olan ihmal ve kusur iddialarında şüpheli konumda olan kamu görevlileri için idareden soruşturma izni alınması usulü kaldırılacak.

İmar hukuku, anayasal düzeyde ele alınacak ve insanın yaşanabilir, sürdürülebilir, güvenli çevre hakkını koruyacak düzenlemeler yapılacak.

Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da deÄŸiÅŸiklik yapılarak denetim görevinin ihmal edilmemesini temin eden, ağır yaptırımlar içeren düzenleme yapılacak.

Yaşam Hakkı Eylem Planı

“YaÅŸam Hakkı Eylem Planı” kapsamında, ÅŸiddete baÅŸvurma riski bulunup akıl saÄŸlığı yerinde olmayan, ÅŸiddet geçmiÅŸi bulunan kiÅŸilere karşı toplumun korunması, ulaşım ve trafik kazalarının azaltılması, bireysel silahlanmanın kontrol altına alınması, insan hayatı için tehlike arz eden meslek kollarında iş güvenliÄŸi standartları ve denetiminin yükseltilmesi, ÅŸiddetin basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında özendirilmesinin önlenmesi saÄŸlanacak.

Konut güvenliğinin sağlanması, doğal afetlere hazırlık ve maden kazalarının önlenmesi için çalışmalar yürütülecek.

İşkence ve kötü muameleye karşı sıfır tolerans

İşkence ve kötü muameleye karşı sıfır tolerans anlayışının benimsenmesine kararlılıkla devam edilecek.

İnsan haklarını koruma mekanizmalarının, işkence ve kötü muameleye karşı denetim ve önleme fonksiyonlarını daha etkin yerine getirebilmeleri için bağımsızlıkları güçlendirilecek.

Hakimler, Cumhuriyet savcıları, kolluk görevlileri ve ceza infaz memurlarının insan hakları eğitimleri, AİHM standartları çerçevesinde artırılacak.

Cezaevi koşulları, insan onur ve haysiyetini gözetecek, işkence ve kötü muameleyi önleyecek şekilde iyileştirilecek.

Tüm okullarda etüt imkanları yaygınlaştıracak, velilerin iş hayatıyla okul programları uyumlaştırılacak.

İfade özgürlüğü

Değişen toplumsal ihtiyaç ve koşullar dikkate alınarak ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikteki mevzuat gözden geçirilecek ve uygulamadan kaynaklanan eksiklikler giderilecek.

İfade özgürlüğü ile kişinin şeref ve haysiyetinin korunması gibi diğer hak ve özgürlükler arasında ne demokratik toplum düzeni ne de bireysel haklardan vazgeçmeyen makul denge korunacak.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının fiilen kullanımının güçlendirilmesine yönelik kolluk görevlilerinin meslek içi insan hakları eğitimi geliştirilecek.

“Ayrımcılık ve Nefretle Mücadele Kurulu” oluÅŸturulacak

Ayrımcılık ve nefretle etkin mücadele için “Ayrımcılık ve Nefretle Mücadele Kurulu” oluÅŸturulacak. Kurul, ulusal ve uluslararası ölçekte hak ihlali gözlem, deÄŸerlendirme ve tespitlerini içeren “Ayrımcılık ve Nefretle Mücadele Uluslararası Endeksi” yayınlayarak nefret suçları ile küresel mücadelenin etkin bir parçası olacak. Nefret suçuna iliÅŸkin yeni ve müstakil bir düzenleme yapılacak.

Kentsel dönüşüm süreçleri hızlandırılacak

Kentsel dönüşüm süreçleri, sağlıklı bir çevrede yaşama, yaşanabilir şehirler kurma ve mülkiyet hakkı esasları gözetilerek hızlandırılacak.

Depreme dayanıklılığı yüksek, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir kentler inşa edilecek, bu amaca aykırı iş ve işlemler ceza yaptırımı içine alınacak.

Farklı kanunlar ve mevzuatlarla düzenlenmiÅŸ, birden fazla kurum ve kuruluÅŸ tarafından gerçekleÅŸtirilen sosyal yardımlar, bütüncül ÅŸekilde tek bir mevzuat çatısı altında toplanarak aile bazlı “vatandaÅŸlık maaşı” ödenecek.

Yeni nesil hak ve özgürlükler

Çevre, enerji, su, gıda gibi tüm imkan ve kaynakların sahibi değil, emanetçisi olunduğu bilincinin yediden yetmişe oluşturulması için çalışılacak.

“Emanet adaleti” ismi verilen bu yaklaşımla, önceki nesillerden devralınan ülke kaynaklarının korunarak, gözetilerek ve büyütülerek sonraki kuÅŸaklara bırakılması için çalışılacak.

Hak ve özgürlükleri koruyucu mekanizmalar

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun yapısı güçlendirilecek. Temel hak ve özgürlükleri daraltan kanun değişikliklerinin kabulü için nitelikli çoğunluk koşulu getirilecek.

Kamu Denetçiliği Kurumuna resen inceleme başlatma yetkisi sağlanacak, kurumun kararlarının etkinliği artırılacak.

Adalet Reformu

Beyannamedeki “Adalet Reformu” baÅŸlığında, Türkiye Yüzyılı’nda, adaletin hızla tecellisine yönelik düzenlemeler yapılacak ve insan hayatını her türlü ihmal, tedbirsizlik ve suistimalden koruyan yeni uygulamalar hayata geçirilecek.

“Adalete Zahmetsiz EriÅŸim” ilkesiyle adalete eriÅŸimi zorlaÅŸtıran düzenleme ve uygulamalar deÄŸiÅŸtirilecek, yargısal süreçler sadeleÅŸtirilecek.

Adliye bulunmayan ilçelerde adli hizmet irtibat noktası oluşturulacak. Ücretsiz aile avukatlığı sistemi getirilecek.

Koruyucu hukuk uygulamalarının geliÅŸtirilmesi kapsamında, “Hukuk ve Adalet” dersi ortaokul ve lise müfredatında zorunlu hale getirilecek.

Lekelenmeme hakkına, daha güçlü korunabilmesi için Anayasa’da yer verilecek.

Daha hızlı ve öngörülebilir adalet için, ihtisas mahkemelerinin sayısı artırılacak. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının mesleğin başından itibaren ihtisaslaşmaları sağlanacak.

Adalet Bakanlığına bağlı adli kolluk teşkilatı kurulacak. Böylece polisin adli ve idari görevleri arasındaki ayrım kesin olarak belirlenecek, adli soruşturmaların etkinliği artırılacak.

Aile içi şiddet ve kadına karşı şiddetten kaynaklanan suçların etkin şekilde soruşturulması amacıyla kurulan özel soruşturma büroları ülke genelinde yaygınlaştırılacak.

Ülke ve dünyadaki gelişmeleri dikkate alan, halkın ve avukatların ihtiyaç ve beklentilerine azami düzeyde cevap veren yeni bir Avukatlık Kanunu çıkarılacak.

Cezasızlığı önleyecek şekilde infaz sistemi yenilenecek. Cezaevine girdi-çıktı yapılmasına neden olan düzenlemeler değiştirilecek.

Dış politika

Beyannamede, Türkiye’nin dış politikasında istikrar, denge ve atılım hedeflerini eÅŸ zamanlı hayata geçirmeye devam edeceÄŸi vurgulanarak, “Hedefimiz; Cumhuriyet’imizin yeni yüzyılında yirmi yıllık saÄŸlam dış politika temellerinin üstüne uluslararası sistemde etkin, bağımsız, dinamik ve dirençli bir Türkiye ekseni inÅŸa etmektir.” ifadeleri kullanıldı.

AK Parti’nin bölgesel ve küresel meydan okumalarla baÅŸ edebilmek ve krizlerin üstesinden gelebilmek için yirmi yıllık tecrübesinin ışığında hareket edeceÄŸine yer verilen beyannamede, ÅŸunlar kaydedildi:

“Riskleri minimize ederek ve fırsatları etkin ÅŸekilde kullanarak ülkemizin uluslararası konumunu daha da güçlendireceÄŸiz. Yeni yüzyılda Türkiye eksenli yeni inisiyatifler üstlenerek küresel barışa ve istikrara daha fazla katkı vereceÄŸiz. ÖnceliÄŸimiz; Türkiye’nin bağımsızlığını merkeze alan, güvenliÄŸini en üst düzeyde saÄŸlayan, askeri gücünü pekiÅŸtiren, ekonomik refahını büyüten ve demokrasisini güçlendiren bütüncül bir dış ve güvenlik politikasını sürdürmektir. Amacımız; Türkiye’nin son yirmi yılda elde ettiÄŸi kazanımları saÄŸlamlaÅŸtırmak, bölgedeki istikrara ve sürdürülebilir bir düzenin oluÅŸumuna katkı sunarak barışçıl, adil ve istikrarlı bir uluslararası düzenin inÅŸa edilmesini saÄŸlamaktır.”

“Çevremizde barış, istikrar ve refah kuÅŸağı inÅŸa edeceÄŸiz”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bağlamında, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli İstihbarat Başkanlığı başta olmak üzere dış politikanın planlanması ve yürütülmesinde kritik öneme sahip kurumların daha da güçlendireceğinin belirtildiği beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Yüzyılı’nda dış politika, güvenlik ve savunma alanlarındaki milli önceliklerimizi üç stratejik kuÅŸakta hayata geçiriyoruz. Bir; çevremizde barış, istikrar ve refah kuÅŸağı inÅŸa edeceÄŸiz. İki; kıtasal açılımlarımızı yeni hamlelerle kurumsallaÅŸtıracağız. Üç; daha adil bir küresel düzenin kurulmasına öncülük edeceÄŸiz. Bu üç kuÅŸaktaki politikalarımızı da çok boyutlu ve çok yönlü bir diplomasi yürüterek Türkiye eksenini kuracağız. Ülkemizin etrafında bir barış, istikrar ve refah kuÅŸağı tesis etmek ana hedefimizdir. Bu doÄŸrultuda komÅŸu ülkelerle ve bölgelerle iliÅŸkilerimizi, iyi komÅŸuluk ilkesi ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürüteceÄŸiz.”

“Yeni göç hareketliliÄŸinin oluÅŸmasını engellemeye devam edeceÄŸiz”

Bir yandan sınır güvenliğini sağlamlaştıran, terörizm ile mücadeleye devam eden ve egemenlik haklarını koruyan politikaların en aktif şekilde uygulanacağı, diğer yandan komşu ülkelerle ilişkilerin milli menfaatlere saygı, işbirliği, refahın büyütülmesi, istikrar ve barış temelinde daha da güçlendireceğinin vurgulandığı beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Çevremizdeki coÄŸrafya ve bölgelerde çatışmaların ve krizlerin sona erdirilmesi için her türlü çabayı göstereceÄŸiz. Çevremizde barış ve refah kuÅŸağı oluÅŸturmak için ikili iliÅŸkilerimizde normalleÅŸme süreçlerine devam edeceÄŸiz. Bölgemizde ortak serbest ticaret alanları oluÅŸturacağız ve Türkiye’nin bir lojistik ve ticaret üssü olmasını saÄŸlayacağız. Bölge ülkelerinin yeniden imarına katkı vermeye devam edeceÄŸiz. Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını, bu ülkelerde terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasını ve Irak’ta kapsamlı ve kalıcı bir istikrarın saÄŸlanmasını esas alan politikamızı sürdüreceÄŸiz. KomÅŸumuz Suriye’deki savaşı, bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliÄŸi temelinde, Suriye halkının meÅŸru beklentileri doÄŸrultusunda çözmek için tüm imkanlarımızı seferber edeceÄŸiz. Suriye’nin kendi halkı ve komÅŸularıyla barışık, terör örgütleri, vekalet savaÅŸları, ayrılıkçı gündem ve dış müdahaleden arındırılmış bir ülke haline getirilmesi için her türlü diplomatik ve diÄŸer tedbiri alacağız. Güvenli bölgelerde devam eden çatışma sonrası istikrar saÄŸlama sürecini desteklemeye, yeni göç hareketliliÄŸinin oluÅŸmasını engellemeye ve Türkiye’de geçici koruma statüsünde bulunan sığınmacıların geri dönüşünü kolaylaÅŸtıracak mekanizmaları daha etkin ÅŸekilde hayata geçirmeye devam edeceÄŸiz. Suriye’de BM zemininde devam eden çok taraflı çözüm sürecini ve Astana Süreci kapsamında çatışmayı sonlandırmak için oluÅŸturulan mekanizmada etkin rol oynamaya devam edeceÄŸiz. Suriye’de akan kanın durdurulması için tüm taraflarla temaslarımızı yoÄŸunlaÅŸtıracağız.”

“KomÅŸularımızla barışçıl diplomasiyi ilk çözüm göreceÄŸiz”

Beyannamede, Irak’ı OrtadoÄŸu’daki bölgesel istikrar açısından en önemli ülkelerden biri olarak görüldüğü belirtilerek, ÅŸu ifadelere yer verildi:

“Bu kapsamda Irak’ın siyasi birliÄŸi ve toprak bütünlüğü temelinde, ülkedeki tüm kesimleri kucaklamaya devam edeceÄŸiz. İki ülke arasında her türlü ulaşım baÄŸlantısını arttırmak için gerekli altyapı çalışmalarına ağırlık vereceÄŸiz. Irak’ta terör örgütlerinin mevcudiyetinin ve eylemlerinin sonlandırılması ile Irak’ın adeta çimentosu olan Türkmen soydaÅŸlarımızın adil temsiliyete kavuÅŸturulmasına yönelik çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceÄŸiz. İran ile baÅŸta ekonomik iliÅŸkiler olmak üzere birçok alanda yürüttüğümüz iÅŸbirliÄŸini devam ettireceÄŸiz. Amacımız bölgesel istikrarın ve düzenin tesis edilerek çatışmasız bir OrtadoÄŸu’nun inÅŸa edilmesine maksimum katkı sunmaktır. Bu amaca ulaÅŸmak için bütün komÅŸularımızla barışçıl diplomasiyi ilk çözüm merci olarak göreceÄŸiz.”

“NATO ittifakına katkılarımızı sürdüreceÄŸiz”

Türkiye olmadan Avrupa’da güvenlik ve istikrarın saÄŸlanmasının mümkün olmayacağının vurgulandığı beyannamede, şöyle devam edildi:

“NATO ittifakı bünyesindeki konumumuzu tahkim ederek, güvenliÄŸin bölünmezliÄŸi ilkesinden hareketle ittifaka katkılarımızı sürdüreceÄŸiz. ABD ile iliÅŸkilerimizi karşılıklı saygı ve eÅŸit ortaklık temelinde geliÅŸtireceÄŸiz. KurduÄŸumuz stratejik mekanizmayı güçlendirerek baÅŸta PYD/ YPG, FETÖ ve yaptırımlar konuları olmak üzere ülkemizin güvenlik önceliklerine uygun somut adımların atılmasını saÄŸlayacağız. Rusya ile siyasi ve ekonomik iliÅŸkilerimizi, enerji alanındaki iÅŸbirliÄŸimizi devam ettireceÄŸiz. Suriye ve Ukrayna meselesi baÅŸta olmak üzere bölgesel sorunların uluslararası hukuk ilkelerini gözeterek barışçıl bir ÅŸekilde çözümünü destekleyeceÄŸiz. OrtadoÄŸu ve Kuzey Afrika’da kalıcı barış, refah ve istikrarın temini için çalışmayı sürdürecek; halihazırda yürütülen normalleÅŸme süreçlerine milli menfaatlerimiz temelinde katkıda bulunmaya devam edeceÄŸiz. Filistin meselesindeki pozisyonumuz iki devletli çözüm zemininde İsrail’in iÅŸgal ettiÄŸi topraklardan geri çekilmesidir. Tarihi baÄŸlarımız ve vicdani hassasiyetlerimiz çerçevesinde Filistin davasını her vesileyle hatırlattığımız ilkeler temelinde desteklemeye devam edeceÄŸiz. Libya’da devam eden siyasi diyalog sürecini aktif ÅŸekilde destekleyeceÄŸiz.”

Güvenlik ve asayiş

CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı İçin DoÄŸru Adımlar” baÅŸlıklı seçim beyannamesinin “Güven ve İstikrarla Huzurlu Gelecek” bölümünde terörle mücadele, güvenlik, asayiÅŸ, uyuÅŸturucuyla mücadele, trafik güvenliÄŸi, göç yönetimi ve diÄŸer alanlarda AK Parti iktidarları döneminde bugüne kadar yapılanlara yer verildi.

Beyannamede, seçimlerin ardından yapılacak çalışmalar, hayata geçirilecek projeler ve yeni düzenlemeler anlatıldı.

Buna göre, vatandaÅŸların geleceÄŸe huzurla bakması, her türlü hak ve menfaatini tam güvende hissetmesi Türkiye Yüzyılı’nın en önemli esaslarından olacak.

“İstikrarlı iç güvenlik” anlayışıyla ulaşılan kurumsal entegrasyon ve hizmet kalitesi kalıcı hale getirilecek. “İstikrarlı iç güvenlik” stratejisinin temelinde “önleyicilik” olacak, suçun iÅŸlenmesinin önlenmesi hedeflenecek. Türkiye’nin, “suçun/zararın oluÅŸmadığı bir ülke” haline getirilmesi amaçlanacak.

Teröre karşı mücadelenin yanına terörizme karşı mücadele de eklenecek, bu alanda önemli bir zihni dönüşüm gerçekleştirilecek.

Ayrıca terörün finansmanıyla mücadele derinleştirilecek. Terör örgütlerinin, sivil toplum ve belediyeler gibi özgürlük ve kaynak alanlarını istismar etmelerine izin verilmeyecek.

Terör örgütlerinin demokratik mekanizmaları istismarına karşı demokrasi ve hukukunun güçlendirilmesine devam edilecek. Geçmişte terörden yoğun şekilde etkilenen bölgelerde sivil toplum kuruluşlarının kapasite gelişimlerine özel destekler verilecek.

Uyuşturucuyla mücadele

UyuÅŸturucuyla mücadele kapsamında ise dünyadaki arz ve pazar hareketliliÄŸi takip edilecek, sadece Orta DoÄŸu deÄŸil, Afrika üzerinde oluÅŸan pazarların Türkiye’ye olası etkileri de izlenerek, Latin Amerika’dan Çin’e kadar uzanan geniÅŸ bir alanda arzla mücadele politikası hayata geçirilecek.

Farkındalık çalışmaları artarak sürdürülecek. Terör örgütlerinin finansman kaynağı olarak kullanılan tüm uyuşturucu ağları ve şebekelerinin çökertilmesine devam edilecek, narkoterör mücadelesi kesintisiz şekilde sürecek.

Trafik güvenliÄŸi çerçevesinde “güvenli sistem yaklaşımı” ve “trafikte sıfır can kaybı” ilkesi esas alınarak 2050’ye kadar hiçbir vatandaşın hayatını kaybetmediÄŸi ve ciddi derecede yaralanmadığı bir ülke hedefinin gerçekleÅŸtirilmesi yolunda faaliyetlere kararlılıkla devam edilecek. Çocuk trafik eÄŸitim parklarının sayısı ülke genelinde artırılacak.

Yeni suç türlerine karşı önleyici kapasite geliÅŸtirilecek, suç ve suçluyla mücadelede “geç kalmamak” temel yaklaşım olacak. Suç ve suçlunun takibinde kapasite artırılacak. “Suçun oluÅŸmasını beklemeden, caydırıcılığı suç oluÅŸmadan ortaya koymak, güvenliÄŸin görünür olmasını saÄŸlamak, asayiÅŸ sahasında suça meyilli insanların istismar edebileceÄŸi bir boÅŸluk bırakmamak” da temel stratejiler arasında yer alacak.

Düzensiz göçle mücadele sürecek

Göç yönetimi kapsamında ise “gönüllü-güvenli-onurlu geri dönüşlerin” sayısı artırılacak. Düzensiz göçle mücadele çalışmaları kesintisiz ve artarak devam edecek.

Özellikle büyük şehirlerde göç kaynaklı mekansal yoğunlaşmaya fırsat verilmeyecek. Zorunlu insani gerekçelere dayanan göçler hariç, mevzuata uygun olmayan, amaçsız, kitlesel veya bireysel hiçbir göç girişimine izin verilmeyecek.

Türkiye Yüzyılı’nda muhtarlık kurumu, kalkınmanın itici güçlerinden biri olacak. Muhtarlar tarafından getirilecek toplum yararına projelere yönelik destek programları oluÅŸturulacak.

Yeni anayasa vurgusu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sürekli geliştirilecek. Bu sisteme dair reformları da içerecek şekilde yeni anayasa öncelikler arasında yer alacak.

ÇoÄŸulcu demokrasi anlayışına uygun olarak TBMM’de genel görüşme açılması ve meclis araÅŸtırma komisyonu kurulması kolaylaÅŸtırılacak.

Yürütme organı temsilcilerinin bütçe görüşmeleri dışında da ilgili meclis komisyonlarına giderek parlamentoyu düzenli aralıklarla bilgilendirmelerini ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunmalarını sağlayacak mekanizmalar güçlendirilecek.

CumhurbaÅŸkanlığı İletiÅŸim BaÅŸkanlığı bünyesinde dezenformasyonla mücadele sürdürülecek. CumhurbaÅŸkanlığı İletiÅŸim BaÅŸkanlığı ile Anadolu Ajansı (AA), Basın İlan Kurumu ve TRT’nin ulusal ve uluslararası yayıncılık imkanlarının, Türkiye’deki geliÅŸmeleri, dezenformasyonla mücadeleyi, bölgesel ve küresel atılımları yansıtacak ÅŸekilde güçlendirilmesine devam edilecek.

CumhurbaÅŸkanlığı İletiÅŸim Merkezinin (CİMER), Türkiye Yüzyılı’nda dijitalleÅŸme baÅŸta olmak üzere geliÅŸen ve deÄŸiÅŸen koÅŸullar çerçevesinde etkinliÄŸi artırılacak.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir