MHP Genel Başkanı Bahçeli: TFF süreci yönetemediği gibi, Fenerbahçe ve Galatasaray da soğukkanlı hareket edememiştir
MHP Genel Başkanı Bahçeli TFF süreci yönetemediği gibi, Fenerbahçe ve Galatasaray da soğukkanlı hareket edememiştir
Milliyetçi Hareket Partisi Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli, Süper Kupa finaline iliÅŸkin, “Türkiye Futbol Federasyonu süreci yönetemediÄŸi gibi, Fenerbahçe ve Galatasaray futbol kulüpleri de aklı başında, saÄŸduyulu ve soÄŸukkanlı hareket edememiÅŸtir” dedi.
Bahçeli, parti genel merkezinde Liderlik ve Siyaset Okulu 19. Dönem Sertifika Töreni’nde konuÅŸtu.
Siyaset ve Liderlik Okulunun kesintisiz ÅŸekilde 2009’dan beri açık ve faal olduÄŸunu belirten Bahçeli, o tarihten bugüne kadar çok sayıda kardeÅŸlerinin zamanlarından tasarruf ederek, günlük meÅŸgalelerinden fedakarlık yaparak Siyaset ve Liderlik Okulunun kapısından girdiÄŸini söyledi.
Tarihin tozlu raflarına düğümlenerek bırakılan mahut tartışma konularını, dış baÄŸlantılı operasyon ikmaliyle tekrar gündeme taşımanın yalnızca aymazlık deÄŸil aynı zamanda ahmakça ve alçakça bir tezgah olduÄŸunu belirten Bahçeli, “Milli ve manevi deÄŸerlerimizin istismar edilmesini tahrik ve provoke edenler, ne bu vatana ne bu millete ne de yüzyıllık Cumhuriyet müktesebatına sevgi ve saygı duymayan laçka tipler, layüsel asalaklardır.” diye konuÅŸtu.
Türk milletinin varoluÅŸunun muazzam fazileti ve fikrine dost olmayanların, milli ve manevi hayatının tüm güzelliklerine karşı adı konulmamış, ilanı yapılmamış bir savaÅŸ halinde olduÄŸunu ifade eden Bahçeli, “Ellerinden gelse milletimizi, gökyüzünden, güneÅŸ ışığından, hatta ve hatta karanlıktan bile mahrum etmeyi isteyen hainler, iç ve dış husumet cephesinde birleÅŸen, namusuyla çıkarlarını bir tutan iÅŸbirlikçiler vardır ve hüviyetleri bellidir.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“30 Aralık 2023 Cumartesi günü Anıtkabir’de ‘Kahrolsun Cumhuriyet, ÅŸeriat gelecek’ diyerek avaz avaz bağıran bir sapığın provokasyonuyla yeni yılın ilk günü Galata Köprüsü’nde düzenlenen ‘Åžehitlerimize rahmet, Filistin’e destek, İsrail’e lanet’ yürüyüşünde, kelime-i tevhid sancağını taşıyan masum bir insanımıza hilafet bayrağı açtığı iddiasıyla saldıran meczubun eylemi zamanlama itibarıyla tesadüf deÄŸildir. Adeta 6 Nisan 1909 akÅŸamı Galata Köprüsü’nde vurulan Hasan Fehmi’nin veya 9 Haziran 1910’da Eminönü’nde kurÅŸunlanan Ahmet Samim vakalarının tekrarı yaÅŸatılmak istenmiÅŸtir. Be hey cahiller güruhu, be hey kendini bilmezler grubu, be hey siyasi iÅŸportacılar kafilesi, hilafet bayrağı diye bir ÅŸey var mıdır? Böyle bir bayraÄŸa tarihin hangi döneminde ÅŸahit olunmuÅŸtur? Åžayet rahatsızlık, ÅŸayet hazımsızlık kelime-i tevhidden ise tarafımızı ve kararımızı açık açık seslendiriyor ve tarihe not düşüyorum, ‘Lailaheillallah Muhammeden resulüllah.’
Merhum büyüğümüz Dündar TaÅŸer ‘Biz Kimiz’ diye sormuÅŸ ve şöyle cevap vermiÅŸtir, ‘Biz dünyanın en büyük imparatorluklarını kurmuÅŸ ve hakimiyetini eski dünyanın bilinen her köşesinde yürütmüş bir milletiz.’ Yani biz Müslüman Türk milletiyiz. Ülkümüz Turan, istikametimiz Kızılelma, hedefimiz ilayı kelimatullahtır. Her Arapça yazıyı veya görseli irtica diye sunanlar, korku tacirliÄŸine soyunanlar, milli birlik ve dayanışma ruhumuza beÅŸinci kol faaliyetiyle saldıranlar yabancı istihbarat örgütlerinin sızmalarıdır, yeminli Türkiye düşmanlarının süzmeleridir.”

“Türkiye’nin rejim sorunu yoktur”
Sanal korkular üretip toplumsal kutuplaÅŸmayı sertleÅŸtirmeyi planlayanların, dışarıdan kontrol edilip tıpkı bir mayın gibi toplum ve siyaset bünyesine yerleÅŸtirilenlerin iyi niyetli olmadıklarını, yerli, milli, ahlaklı olmadıklarını ve insan yerine bile konulmayı hak etmediklerini söyleyen Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti’nin rejim sorunu, müesses nizamıyla ilgili farklı bir arayışı yoktur, olması da düşünülemez.” dedi.
Bahçeli, 29 Ekim 1923’ün kurucu fikrine, kuruluÅŸ ruhuna, hukuki iradesine, siyaset ve idare felsefesine, tarihsel karar ve ilkelerine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Ant olsun ÅŸerefimiz bileceÄŸiz, her türlü maksatlı polemik ve sinsi gayenin de karşısında duracağız. Hilafet tartışmasını kamçılayanların, çanak tutanların, istismar edip alarm zilleri çalanların hepsi birden hastalıklıdır, açıkça ipotek altındadır. Toplumsal tansiyonu yükseltmek amacıyla el ovuÅŸturan, bunun yanında tarlası sürülmüş, aklı rehin alınmış, öfke nöbetlerine kapılmış, neye ve kimlere hizmet ettikleri az çok belirgin olan, üstelik utanmadan, sıkılmadan, onursuzca partimizin sembolü bozkurdu haydutça kullananların Türkiye’yi darboÄŸaza sokmak için nasıl bir örtülü faaliyet içinde oldukları çok net görülmektedir. Alttan alta Cumhuriyet’in miras ve emanetlerine tahammülsüz olanlarla sözde milliyetçilik maskesi takanların dolaylı ÅŸekilde el ele verdikleri, iç barış ve huzur ortamını bozucu giriÅŸimlerin asıl faili oldukları, bir nevi DEM’lendikleri, hayat çizgilerini dümenciliÄŸe baÄŸladıkları ortadadır. Devlete ve millete karşı siyaset yapılamaz, yapılırsa bunun adı siyaset deÄŸil hıyanetle anılacaktır. Türk milletinin sinir uçlarıyla oynamanın adı milliyetçilik olamaz, olur diyen varsa hevesleri kursaklarında kalacaktır. Türk milliyetçiliÄŸi, vatan ve millet sevdalısı Türk milliyetçileri etnik ve mezhep kışkırtıcısı, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı kılavuz haline getiren kanser hücrelerine sabır gösteremez, onlarla aynı hizada asla bulunamaz.”
Türkiye’nin parlayan çehresini, güçlenen iradesini, yükselen itibarını gölgelemek, yapay iç sorunlara gömülmesini projelendirmek amacıyla iç ve dış mahreçli bir operasyonun günbegün ilerleyiÅŸ kaydettiÄŸini dile getiren Bahçeli, “Bu karanlık kampanya sürecinin 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerine kadar artarak devamı beklenmelidir.” diye konuÅŸtu.

Süper Kupa finali
Ertelenen Süper Kupa finaline ilişkin de konuşan Bahçeli, şunları dile getirdi:
“Riyad’da oynanması gündemdeyken ertelenen Süper Kupa finalinden sonra yaÅŸanan sipariÅŸ heyecan dalgası, Türkiye’nin bölgesel iliÅŸkilerini ve komÅŸu ülkelerle kurmaya çalıştığı çok boyutlu diyalog köprülerini dinamitleme amacına hizmetten baÅŸka bir ÅŸeye yaramamıştır. Türk futbolunda olmayan sadece futboldur, bunun dışında ne aranırsa bulunacaktır. Türkiye Futbol Federasyonu süreci yönetemediÄŸi gibi, Fenerbahçe ve Galatasaray futbol kulüpleri de aklı başında, saÄŸduyulu ve soÄŸukkanlı hareket edememiÅŸtir.
Hiç kimse Gazi Mustafa Kemal Atatürk üzerinden siyasi hesaplaÅŸma sayfası açmanın peÅŸinde koÅŸmamalıdır. Aziz Atatürk’ün bir futbol müsabakasında kaygı verici ÅŸekilde istismarı, müsabakanın günler öncesinde her ihtimalin hesaplanarak lazım gelen tedbirlerin alınmasından imtina edilmesi sadece ihmal veya öngörüsüzlük olarak deÄŸerlendirilemez. EÄŸer böyleyse Türk futbolu duvara toslamış demektir.”
Süper kupa finalinin oynanması için Riyad’ın niçin seçildiÄŸi kadar, muhatap ülkeyle hazırlanan protokole neden uyulmadığının da kafaları bulandıran ve kuÅŸkuları çoÄŸaltan bir muamma olduÄŸunu söyleyen Bahçeli, ÅŸunları kaydetti:
“Türkiye’nin siyasi, stratejik ve diplomatik gücünü tahkim ve takviye yerine tahrip etmek hiç kimseye verilmiÅŸ imtiyazlı bir hak olamaz. En baÅŸta Türkiye Futbol Federasyonu BaÅŸkanı olmak üzere, Riyad krizine dahil olan her kim varsa kuru bir özürle veya bir ÅŸey olmamış gibi davranarak vaki sorundan muafiyet kazanamaz. Türk sporunu siyasi çekiÅŸmelerin içine çekerek nefret söylemini yaymaya çalışmanın ne vatanseverlikle ne de milletseverlikle baÄŸdaşır bir tarafı yoktur. Muhalefet partilerinin Türkiye’nin saygınlığını kundaklamanın yanı sıra kötülemek ve kötü göstermek için çok çirkin yollara tevessül ettikleri saklanamaz bir gerçektir. Atatürk’le en küçük baÄŸ ve baÄŸlantısı kalmamış olanların, bu kapsamda çığırtkanlık yapması, bir kaşık suda fırtına koparmaları samimiyetsiz ve sahtekar bir siyasetin acıklı hal özetinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye demektir, Cumhuriyet demektir, Milli Mücadele demektir, istiklal demektir, istikbal demektir, biz demektir, muhterem hatıraları ve müstesna emanetleri ilelebet yaÅŸatılacaktır. Bayatlamış ezberleri tedavüle sokmak için fırsat kollayanlara, sekülerizmle muhafazakarlığı çatıştırmak için zemin yoklayanlara milletimizin aldanması, prim vermesi, ortam açması eÅŸyanın tabiatına aykırıdır. İnanan-inanmayan, laik-antilaik, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Cumhuriyetçi-Osmanlıcı ihtilaf ve ikiliÄŸine oynayan her kim varsa onlara dikkat ediniz, onlar ki, son günlerde kıskıvrak yakalanan Mossad ajanlarından çok daha tehlikeli olan namertlerdir.”

Sosyal medya eleÅŸtirisi
Sosyal medyanın aşırı terörize edildiÄŸi, suç ve suçluyu övme mecrasına döndüğünün görüldüğünü ifade eden Bahçeli, “Klavyenin başına geçen Türk ve Türkiye karşıtları ajitasyonla, duygusallıkları kaşıyarak, yalan haberler yayarak, itibar ve haysiyetlere en ağır saldırıları yaparak milli varlığımıza ve insan huzuruna kastetmektedirler. Teröristler nasıl maÄŸaralarda saklanıyorsa, aynı emel ve hedefte olanlar, bunlara yardım ve yataklık içinde bulunanlar, insan onuruna nefret saçanlar sosyal medyanın çukurlarında yuvalanmışlardır.” deÄŸerlendirmesini yaptı.
Sosyal medyanın “artık taşınması imkansız bir yük ve zehirli” olduÄŸunu söyleyen Bahçeli, ÅŸunları aktardı:
“Ya sosyal medya kullanımını A’dan Z’ye yeni baÅŸtan, ahlaki ve milli temelde düzenlemeyiz ya da Batı’nın içimize konuÅŸlandırdığı bu melanet ve mikrop yuvasını hepten iÅŸlevsiz hale getirmeliyiz. GeldiÄŸimiz bu aÅŸamada sosyal medya düşman yatağına dönüşmüş, milli ve manevi hayatımızı çürütmeye baÅŸlamıştır. Bu düşüncemi çok sesliliÄŸin bastırılması, özgürlüğün kısıtlanması, demokrasinin kısırlaÅŸtırılması biçiminde okuyup iddia edecek sefillere de yüzümüz dönüktür. EÄŸer ihtiyaç olan vaki tedbiri bugün alamazsak, toplumsal barış zedelenecek, kaos taban ve temsil bulacaktır. Dedikodu ve fitnenin demokrasiyle ilgisi yoktur. Bir baÅŸkasının hak, hukuk ve hürriyetini gözetmeyen çirkefliklerin ve müfteriliklerin insani miras ve deÄŸer hazinesiyle iliÅŸiÄŸi yoktur. Sosyal medya vasıtasıyla açıklanan doÄŸrulara bir süre sonra itibarımız bile kalmayacaktır.”

“‘İnsan hakları, barış’ diyorlar kanlı silahlarını emperyalist ülkelerin istihbarat örgütlerinden alıyorlar”
Despotluk, diktatörlük, tek adamlık yalanıyla mangalda kül bırakmayanların gerçek manada faşizmin fidanlığında yeşerdiklerini, kendilerinden başka her şeye yabancılaştıklarını, sevgi ve hoşgörüden mahrum olduklarının meydanda olduğunu anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
“Türkiye’de diktatörlük hakim olsaydı her akÅŸam televizyonlara çıkıp ileri geri konuÅŸanlar, Can Atalay davasıyla ilgili devlet ve yargıya meydan okuyanlar, bölücüleri ve teröristleri pervasızca destekleyenler, adliye koridorlarında ‘kahrolsun istibdat, yaÅŸasın hürriyet’ sloganı atan çapulcular, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek için vızır vızır ortalıkta gezenler, sorarım sizlere nasıl olacak, nasıl tutunacak, nasıl küstahça küfür ve hakaretlerini sıralayacaklardı?
Diktatörlük olsaydı, cezaevindeki bir terörist, Türk devletine nasıl iÅŸgalci diyecek, vatanımızın bir bölümünü hangi hakla sözde kürdistan olarak tanımlama cesareti gösterecekti? Diktatörlük olsaydı, müstevlilere yaranmak için memleketin ele geçirildiÄŸini kimler ileri sürebilecekti? Çok baÅŸlı koalisyonların Türkiye’yi hangi zor ve içinden çıkılamaz hallere soktuÄŸu ne çabuk unutulmuÅŸtur? 21 gün süren koalisyonları sahte demokratlar nasıl izah edeceklerdir? ‘Demokrasi’ diyorlar, devleti yıkmak için kudurmuÅŸ gibi çırpınıyorlar. ‘Özgürlük’ diyorlar, Mehmetlerimizi ÅŸehit etmek için kamufle oluyorlar. ‘İnsan hakları, barış’ diyorlar, kundaktaki bebeklere kurÅŸun atmak, vatanımızı ve milletimizi parçalamak amacıyla kanlı silahlarını emperyalist ülkelerin istihbarat örgütlerinden alıyorlar.”

“Muhalefet karanlıktır, karanlıktadır”
Anayasa Mahkemesinin bölücülere, teröristlere hak ihlali kararlarını cömertçe verdiÄŸini söyleyen Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi, milletimizin gasp ve ihanet edilen haklarını ne yapacak, nasıl savunacak, hiç olmazsa adalet ve hukuk namusuna bir nebze olsa da sahip olduÄŸunu ne zaman gösterecektir? Bütün dayatmalara ve baskılara direnerek Türk adaletinin onurunu müdafaa eden Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin ÅŸerefli hakimlerini de yürekten kutluyor ve aldıkları kararı destekliyoruz.” diye konuÅŸtu.
Arthur Conte’nin “Diktatörler Yüzyılı” isimli kitabında, 20. yüzyılın diktatörler devri olduÄŸu anlattığını ve diktatörlüğün kaynağı olan 20 maddenin sıralandığını aktaran Bahçeli, “Bu 20 maddeye bugün bile giren pek çok ülke vardır, ancak bunlardan birisi dahi Türkiye’nin sosyal, siyasal ve toplumsal bünyesini yansıtmamaktadır. Demokrasi aydınlık, diktatörlük karanlıktır. Bugün Türkiye’yi ve CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ni asılsız ve ahlaksız isnatlarla karalamaya çalışanların hemen hemen hepsinin durdukları yer alaca karanlıktır. Diyebiliriz ki, muhalefet karanlıktır, karanlıktadır.” ifadelerini kullandı.
Muhalefetin, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı sabote etmek için emperyalist çevrelerden “vekalet aldığını” anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu nedenle zillettedir, hüsrandadır, hezimettedir, ahlaken iflastadır. Mussolini demokrasiyi, ‘Az veya çok kokuÅŸmuÅŸ özgürlük kadavrası’ olarak yaftalamış, Hitler, Salazar, Franko ve benzerleri demokrasiyi infaz etmiÅŸlerdi. Biz demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, milli egemenliÄŸe yürekten baÄŸlıyız. Nihayet siyasi mücadelemizi baÅŸkaları gibi savruk ve sorumsuz yapmayız, yapamayız. ‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ irademizi korumakla mükellefiz. ‘Her ÅŸeyden önce Türkiye’ demeyi inançla sürdürmenin azmindeyiz. Bir iÅŸi en iyi yapan bilir, siyaseti de insanı seven, sabır gösteren, milli ve manevi deÄŸerleri içselleÅŸtirmiÅŸ olanlar en doÄŸru ve dengeli ÅŸekilde icra edeceklerdir.”
Olgunluğun, fikri ve siyasi basiretin timsali olduğunu söyleyen Bahçeli, şunları aktardı:
“KuÅŸkusuz acele ÅŸeytandan, sükunet Rahman’dandır. 55 yıllık birikim, tecrübe, sabır, sebat, ihtiyat, tedbir, saÄŸduyuyla; açık sözlülük ve kalenderlikle yurdumuzun her köşesinde insanımızın huzur ve refahı, milletimizin dirliÄŸi ve birliÄŸi için siyasetimizi ÅŸevkle yapacağız. Çok şükür, tutulmayan sözlerle silahlandırılmış uykusuz gecelerimiz yoktur. AnlaÅŸmazlıkları çoÄŸaltıp yaygınlaÅŸtıranlara, sonra da düşmanlığa dönüştürmek için gün sayanlara kesinlikle itibarımız yoktur. Zaif ve naif deÄŸiliz. Nefsimizle fani, ruhumuzla baki olduÄŸumuzun idrakindeyiz.”
Türk devleti ve Türk milletinin akıl, adalet, kardeÅŸlik, iman mihverinde gücüne güç katacağını dile getiren Bahçeli, “Osmanlı ile Cumhuriyet her anlamda kenetlenecektir. GeçmiÅŸle gelecek milli vicdanda kucaklaÅŸacaktır.
Tarihten husumet çıkarmak için her puslu havayı kullananlara Allah’ın izniyle müsaade edilmeyecek, yeni yüzyılın hedefleri bütüncül tarih zemininden elhak cihanı kavrayacaktır.” dedi.
Değerlerin, davranışları yargılarken ve hayattaki amaçları seçerken, toplumsal olarak paylaşılan, amaçları ve davranışları belirlemede neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ifade eden standartlar olduğunu ifade eden Bahçeli, değerler krizinin temelinde, insanın psikolojik ihtiyaçlarının geri plana atılarak maddiyatın bütün hayatı sarması olduğunu söyledi.
“Görevimiz Türkiye’yi, soydaÅŸlarımızı ve din kardeÅŸlerimizi savunmak, arkalarında durmaktır”
Siyasetlerinin özünde gönül hareketi olduğunu belirten Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin müessir ve müthiÅŸ siyaseti doÄŸrultusunda, bölgesel kuvvet dengesi tersine döndükçe zalimler yeni oyunlar kurmaktadır. Maalesef komÅŸu coÄŸrafyalarda gönüller yıkılmakta, mazlumlar katledilmektedir. Bölücü terör örgütü, sözde müttefik ülkelerce silahlandırılıp üzerimize salınmaktadır. Türkiye’ye sızdırılan, dinimizi istismar eden, FETÖ taktikleri kullanan namussuz casuslar enselenmiÅŸtir.”
MHP Genel BaÅŸkanı Bahçeli, Gazze’de soykırım suçu iÅŸlendiÄŸini dile getirerek, “Irak ızdırap içinde, Yemen bıçak sırtında, Somali yangın yeridir. İran’ın Kirman ÅŸehrinde yaÅŸanan bombalı terör saldırısı 100’ü aÅŸkın masum insanın can vermesine, yüzlerce masumun da yaralanmasına neden olmuÅŸtur. Buradan dost ve kardeÅŸ ülke İran’a baÅŸsaÄŸlığı diliyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Terör devleti İsrail kontrolden çıkmış, Beyrut’ta suikast düzenlemiÅŸtir. Bizim görevimiz Türkiye’yi, soydaÅŸlarımızı ve din kardeÅŸlerimizi amasız, fakatsız savunmak, arkalarında durmaktır. Tevarüs ettiÄŸimiz medeniyetimizin icap ve iradesi budur.” ifadelerini kullandı.
“Zaman Türk devri, zemin tüm dünyadır”
Eski çağ hükümdarlarının yabancı kavimlere yaptıkları zulüm ve kıyımlardan gururlanıp, bunu da eserleri ve kitabeleri ile tarihe mal ettiklerini dile getiren söyleyen Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ancak Göktürk Anıtlarında zafer ve zulümlerle övünmek şöyle dursun, sadece Türk milletinin felaket günlerinde derya gibi akan kanlarından, daÄŸ gibi yığılan kemiklerinden bahsedilmektedir. Göktürk hakanları daima barışı kurmak ve korumakla övünmüşler, savaşı da müdafaa zorunluluÄŸu ile yaptıklarını belirtmiÅŸlerdir. Türkçede il kelimesi hem devlet hem de devletin ilk vazifesi olan barış manasına gelmiÅŸ ve bu nedenle barışın tesisine memur olan kimselere ‘ilçi’ denmiÅŸti. Türk töresinde, ‘İlçiye zeval yoktur’ sözü de bu vazifenin ehemmiyet ve kutsiyeti ile alakalıydı. Özellikle Osman İmparatorluÄŸu ‘Devlet-i ebed müddet’in milletler arası yüksek ve mudil bir siyasi dayanak olduÄŸunun farkındaydı. Maziyi atiye taşıyacak feyizle, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti, yeni yüzyılda dünyaya adalet, barış, huzur, istikrar, hakkaniyet, insaniyet ve adil paylaşım alanlarında örnek olacaktır.
Türk asrı olan 16’ncı yüzyılda İstanbul’u anlatan bir Fransız elçisinin tespitleri ÅŸu ÅŸekildeydi; ‘Nizam ve asayiÅŸ inanılmaz derece kuvvetli idi. Geceleyin ÅŸehirleri muhafaza için elinde bir sopa ve fenerle gezen tek bir kimsenin dolaÅŸması kafiydi. Halbuki Paris’te aynı vazife bir kıta askerin başında bir kumandan tarafından zorlukla yapılıyordu.’ Gelecek Türk milletinindir. Yeni bir Türk asrı önümüzdedir. GeleceÄŸin süper gücü Türkiye Cumhuriyeti’dir. Hiçbir bozguncu, hiçbir devlet ve millet muhalifi milli ülkülerimizin gerçekleÅŸmesini engelleyemeyecektir. Zaman Türk devri, zemin tüm dünyadır. Büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacib’ten ilham alarak diyorum ki; ‘Nice bulanık iÅŸi el sürünce süzeriz, nice ters düğümü bakınca çözeriz. Kaçana yetiÅŸir, uçanı tutarız. Kırığı sarar, bozuÄŸu düzeltiriz. Biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz, biz Cumhur İttifakı’yız, biz Türk milletiyiz, hep birlikte Türkiye’yiz, 31 Mart’ta da mutlaka baÅŸarılı olacağız.”
Kaynak: AA
