Esed rejiminin iÅŸkence merkezi: Sednaya “insan mezbahası”

Esed rejiminin işkence merkezi: Sednaya "insan mezbahası"

Esed rejiminin işkence merkezi: Sednaya "insan mezbahası"

Devrik Baas rejiminin farklı dönemlerinde, baba ve oğul Esed yönetimi altında fiziksel ve psikolojik işkence uygulamaları artış gösterdi.

Ümran Stratejik AraÅŸtırmalar Merkezinden Seba Abdullatif, Suriye’de devrik Esed rejiminin Sednaya Hapishanesi’ndeki mahkumlara karşı insanlık dışı muamelesini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Suriye’nin en korunaklı yapılarından biri olan Sednaya Askeri Hapishanesi, “insan mezbahası” olarak bilinir. Askeri istihbarat birimleri tarafından yönetilen bu hapishane, iki ana binadan oluÅŸur: Sivil mahkumlar için kullanılan kırmızı bina ve askeri personel için kullanılan beyaz bina. Kırmızı bina, tek kiÅŸilik hücrelerden oluÅŸan üç ayrı blok içeriyor. İnÅŸası 1981’de baÅŸlayıp 1987 yılında tamamlanan ve tutuklu sayısına iliÅŸkin kesin veriler bulunmayan bu ölüm merkezi, iÅŸkence ve sistematik vahÅŸi cinayetlerle ün kazandı. Devrik Esed rejiminin bir korku aracı olarak kullandığı bu mezbaha, özellikle Suriye Devrimi sırasında ortadan kaybolan kiÅŸilerin bulunduÄŸu merkez olarak tanındı.

Suriye devriminden sonra Sednaya

2011 yılında Suriye devriminin başlamasıyla Esad rejimi tarafından gerçekleştirilen tutuklama vakalarında büyük artış yaşandı. 2011 sonrasında ise tutukluların profili çarpıcı biçimde değişerek askerler, öğrenciler ve gençler arasında tutuklanma oranları arttı ve işkence, şantaj ve diğer insanlık dışı muamelelerin şiddeti de yükseldi. Bu durum, tutuklular üzerinde fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan yıkıcı etkiler bıraktı. Aileler, tutukluların akıbetini öğrenmek için veya serbest bırakılma vaadi karşılığında mali şantaja maruz kaldı. Verilere göre, tutuklananların çoğu 37 yaş altı, evli ve üniversite mezunu. Tutuklular farklı mezhep ve etnik kökenlerden gelseler de çoğunluğunu Sünniler oluşturuyor, ayrıca aralarında Humus, İdlib ve Halep gibi Suriye’nin çeşitli bölgelerinden gelenlerin yanı sıra Türk, Iraklı, Lübnanlı ve Filistinli gibi farklı uyruklara sahip kişiler de bulunuyor.

Tutuklama prosedürleri

Suriye’de BeÅŸÅŸar Esed rejimi tarafından gerçekleÅŸtirilen gözaltı vakaları, geleneksel gözaltı uygulamalarından çok bir tür kaçırma olarak nitelendiriliyor. Gözaltına alınanlar genellikle hangi kurum tarafından alıkonulduklarını bilmiyordu ve gözaltı gerekçeleri kendilerine açıklanmıyordu. Hukuki bir karar olmaksızın yapılan bu gözaltılar, çoÄŸunlukla Askeri SoruÅŸturma Åžubesi ve Filistin Åžubesi gibi güvenlik birimleri tarafından gerçekleÅŸtiriliyor ve ardından tutuklular Sednaya Hapishanesi’ne sevk ediliyordu. İstatistiklere göre birçok tutuklu, cinsel ÅŸiddet de dahil olmak üzere fiziksel ve psikolojik iÅŸkenceye maruz kaldı. Esed rejimi gözetiminde yapılan yargılamalar, esas olarak muhalifleri tasfiye etmeyi ve mallarını ellerinden almayı amaçlayan süreçler olarak nitelendiriliyor. Birçok tutuklu askeri sahra mahkemelerinde, Yüksek Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde veya Terör Mahkemesi’nde yargılandı. Suriye Ceza Kanunu’nun maddeleri, yasaklı partilere üyelik, ulusal duyguları zayıflatma, etnik veya mezhepsel nefreti kışkırtma ve yurt dışında yanlış haber yayma gibi suçlamalar temelinde ÅŸekilleniyor. Bu maddeler, muhalif hareketleri baskı altına almak amacıyla sistematik olarak kullanıldı.

İşkence araçları

Devrik Baas rejiminin farklı dönemlerinde, baba ve oğul Esed yönetimi altında fiziksel ve psikolojik işkence uygulamaları artış gösterdi. Devrimin başlangıcından sonra fiziksel işkence vakalarında ciddi bir artış yaşanırken, psikolojik işkence oranları da Hafız Esed dönemine kıyasla önemli ölçüde yükseldi. Tutukluların tamamı hapishane ve güvenlik birimlerinde fiziksel işkenceye maruz kalırken, hayatını kaybeden tutukluların cesetleri de bir işkence aracı olarak kullanıldı.

En yaygın fiziksel iÅŸkence yöntemleri arasında sopa, cop, kırbaç ve kamçı ile dövme yer alıyor. Ayrıca tutukluların çoÄŸu aç bırakılma, soÄŸuk su sıkılması ve tekmelenme gibi kötü muamelelere maruz bırakıldı. Rejim, elektrik ÅŸoku, askıya alınma, “uçan halı” ve “tekerlek” gibi iÅŸkence yöntemlerini büyük oranda kullanırken Alman sandalyesi, yüz ve vücut deformasyonu, sıcak aletlerle daÄŸlama, soÄŸuk suya daldırma, deri yüzme, aşırı yeme zorlaması, sürükleme, ezme ve tırnakların çekilmesi gibi iÅŸkence yöntemlerine de baÅŸvurdu.

Psikolojik işkence yöntemleri arasında gözleri bağlama, soyundurulma, dini değerlere hakaret, idam veya öldürme tehdidi, sözlü hakaret, tek kişilik hücrede tutma ve aileyi tutuklama tehdidi bulunuyor. Uyuma yasağı ve başkalarının işkencesini izlemeye veya işitmeye zorlama da rejim tarafından yaygın kullanılan uygulamalardandır. Bazı tutuklular küfür ve aşağılamalar eşliğinde yemeklerine ayakkabı sokulması, yemeklerinin tuvalete dökülmesi ya da üzerlerine tükürülmesi gibi insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldı. Hatta tutuklular birbirlerine işkence yapmaya zorlandı. Cinsel işkence yöntemleri arasında en yaygın olanı cinsel organlara yönelik darbeler olup, birçok tutuklu hassas bölgelerine yönelik fiziksel saldırıyla karşılaştı.

Sednaya maÄŸduru Mazen

Sednaya’da iÅŸkenceye maruz kalanlardan biri olan Mazen Hamada’nın hikayesine bakmak, Esed rejiminin Suriyeli muhaliflere karşı iÅŸkence politikasını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Mazen Hamada, Deyrizorlu bir Suriyeli aktivisttir. YaÅŸadığı ÅŸehirde uluslararası bir petrol ve gaz ÅŸirketinde çalışan Hamada, Suriye Devrimi’nin baÅŸlamasıyla barışçıl gösterilere katıldı ve sosyopolitik koÅŸullar nedeniyle rejime karşı muhalefet etti.

Mazen Hamada, Mart 2012’de Suriye rejimi tarafından terör suçlamasıyla tutuklandı; elektrik şoku, dayak ve vücuda zarar verme gibi ağır fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kaldı. Hamada, çeşitli hapishanelerde yaklaşık 15 ay tutulduktan sonra serbest bırakıldı.

Mazen Hamada, serbest bırakıldıktan sonra Suriye’deki tutukluların maruz kaldığı insan hakları ihlallerini ortaya çıkarmak için aktif bir ÅŸekilde çalışmaya devam etti, uluslararası platformlarda hapishanelerdeki iÅŸkenceler hakkında tanıklık ederek adalet çaÄŸrısında bulundu. Hamada, serbest bırakılmasının ardından Hollanda’ya iltica ederek insan hakları ve Suriye’deki adalet mücadelesine destek vermeyi sürdürdü, ancak rejimin ailesini tutuklamakla tehdit etmesi üzerine 2020 yılında Suriye’ye dönerken havaalanında Suriye istihbaratı tarafından yeniden tutuklandı. Hamada’nın cesedi 8 Aralık 2024’te Esed rejiminin devrilmesinin ardından Sednaya Hapishanesi’nde bulundu ve raporlara göre bir hafta önce öldürüldüğü açıklandı.

[Seba Abdullatif, Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde araştırmacıdır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA