CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Yılmaz: İsrail’in Golan Tepelerini aÅŸan eylemlerini son derece tehlikeli görüyoruz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: İsrail'in Golan Tepelerini aşan eylemlerini son derece tehlikeli görüyoruz
CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İsrail’in Golan Tepeleri’ni aÅŸan, iÅŸgal ettiÄŸi alanları geniÅŸletici eylemlerini son derece tehlikeli ve Suriye’nin istikrarını bozmaya çalışan eylemler olarak görüyoruz.” dedi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2025 yılı bütçeleri üzerine yaptığı konuşmasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına Genel Kurulu selamlayarak başladı.
Bütçe görüşmelerinin sadece ekonominin konuşulduğu platformlar olmadığını ifade eden Yılmaz, hükümet adına bölgedeki gelişmelere ilişkin fikirlerini Genel Kurul ile paylaşmak istediğini söyledi.
Suriye’de yeni bir dönem ile karşı karşıya olunduÄŸunu vurgulayan Yılmaz, antidemokratik, otoriter yönetimin, diktatörlüğün devrildiÄŸini, Suriye halkının yeni bir ortam oluÅŸturduÄŸunu ifade etti.
KomÅŸu Suriye’de geçici bir idarenin söz konusu olduÄŸunu, bundan sonraki süreçte kalıcı bir siyasi yapıyla Suriye’nin yoluna devam etmesini beklediklerini anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Cumhuriyeti olarak buradaki tavrımız, tutumumuz son derece açıktır. Suriye’de, hangi dinden, mezhepten, inançtan, etnik kimlikten olursa olsun Suriye halkının tamamını kapsayan bir siyasi yapılanmayı savunuyoruz ve buna katkıda bulunmak için elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünden, egemenliÄŸinden yanayız. Suriye’nin bir bütün olarak varlığını devam ettirmesini, huzur, refah içinde bir gelecek oluÅŸturmasını istiyoruz. KomÅŸularına, bölgeye istikrarsızlık aktarmayan, kendi içinde huzuru, istikrarı yakalamış hem de tüm bölgenin huzuruna istikrarına refahına katkıda bulunan bir Suriye görmek istiyoruz. Bu elbette kolay deÄŸil. İçinde bulunduÄŸumuz süreç elbette bazı belirsizlikler, riskler içeriyor ama biz tüm gayretimizle Suriye halkının tamamının yanındayız, yanında olmaya devam edeceÄŸiz.”
“Åžartlar oluÅŸtuÄŸunda, Suriye çok hızlı toparlanacaktır”
CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Yılmaz, Suriye’nin çok çeÅŸitli medeniyetlere ev sahipliÄŸi yapmış bir coÄŸrafya olduÄŸunu aktardı.
Suriye’nin ÅŸehir kültürü, estetiÄŸi geliÅŸmiÅŸ, ticareti, ekonomiyi bilen bir coÄŸrafya olduÄŸuna dikkati çeken Yılmaz, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:
“İnanıyorum ki uygun ÅŸartlar oluÅŸtuÄŸunda, Suriye çok hızlı toparlanacaktır. Yeter ki hep birlikte destek olalım. Suriye’nin maalesef geçtiÄŸimiz 13-14 yılda altyapısı, ekonomisi, kurumları tahrip edildi. Åžimdi yeniden inÅŸa zamanı. Suriye’yi ekonomisiyle, kurumlarıyla, altyapısıyla hep birlikte inÅŸa etmek durumundayız. Burada, uluslararası topluma ve tüm sorumlu ülkelere görev düşüyor. Gelin hep birlikte Suriye’nin yeniden inÅŸa sürecine katkıda bulunalım. Özellikle BirleÅŸmiÅŸ Milletlerden Avrupa BirliÄŸi’ne, bölgedeki dost, kardeÅŸ ülkelere varıncaya kadar el birliÄŸiyle bunu yapmamız lazım. Bunu Suriye halkıyla birlikte yapabiliriz. Suriyeli vatandaÅŸlar, devrim sonrası ellerinden geldikçe sokaklarını, evlerinin önünü temizlemeye gayret ediyorlar. Bunu yapan bir toplum kendi geleceÄŸini de çok iyi inÅŸa eder. Yeter ki biz birlik içinde onlara destek verelim.”
Yılmaz, Suriye’de yeniden inÅŸa süreci, güvenlik, siyasi istikrar, altyapı, ekonomi oluÅŸtukça, Türkiye’de uzun yıllardır misafir ettikleri Suriyelilerin, vatanlarına onurlu, güvenli, gönüllü bir ÅŸekilde dönme imkanına kavuÅŸacaklarını dile getirdi.
Bu dönüşün bir anda gerçekleÅŸmeyeceÄŸini, baÅŸlayan bu sürecin etkilerinin zaman içinde görüleceÄŸini vurgulayan Yılmaz, Suriye’de uygun ortamı saÄŸlamanın önemine iÅŸaret etti.
“Suriye’ye dışarıdan hiçbir gücün müdahale etmesini istemiyoruz”
Suriye’nin terörün yuvalanıp komÅŸu ülkeleri tehdit ettiÄŸi bir ülke deÄŸil istikrar üreten bir ülke olacağını vurgulayan Yılmaz, ÅŸunları kaydetti:
“Suriye’deki istikrara, olumlu geliÅŸmelere dışarıdan hiçbir gücün müdahale etmesini istemiyoruz. İsrail’in Golan Tepeleri’ni aÅŸan, iÅŸgal ettiÄŸi alanları geniÅŸletici eylemlerini son derece tehlikeli ve Suriye’nin istikrarını bozmaya çalışan eylemler olarak görüyoruz. İsrail baÅŸta olmak üzere hiçbir ülke bu kadar acı çekmiÅŸ, onurlu bir ÅŸekilde direnmiÅŸ, ülkesini inÅŸa etmeye çalışan bu halka bunu yapma hakkına sahip deÄŸildir. Eylemleri gayrimeÅŸrudur. Bunları hiçbir ÅŸekilde tasvip etmediÄŸimizi buradan ifade etmek istiyorum. Hiçbir yabancı güç, Suriye’nin istikrarını bozucu, geleceÄŸini inÅŸa etme çabasını tahrip edici bir tutum içine girmemelidir. Tabii aynı temennileri, Gazze, Batı Åžeria ve Filistin halkı için de ifade etmek istiyorum. Suriye halkı, çok uzun bir mücadeleyle, birçok acılar yaÅŸayarak bugünkü ortamı oluÅŸturdu. Sabrettiler ve zafere ulaÅŸtılar. Sabredenler, zafer kazandılar. Bunu gönülden kutluyoruz. İnÅŸallah Filistin halkı da uzun yıllardır süren bu mücadelelerini bir gün zaferle taçlandıracaklar. Bunda hiçbir şüphe duymuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak haklı mücadelelerinin yanında olmaya sonuna kadar devam edeceÄŸiz. Filistin halkının Filistin davasının yanında olmaya devam edeceÄŸiz.
“Bizim zihniyetimizin Åžeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaÅŸat ki devlet yaÅŸasın’ ifadesine dayanır”
AK Parti hükümetlerinin 20 yıldan fazla süredir ülkeyi yönettiğini ifade eden Yılmaz, altyapıdan ekonomiye, demokratik reformlardan dış politikaya, çok çeşitli hizmet ve eserler ortaya koyduklarını söyledi.
Hizmetler kadar önemli olan konunun, hizmetleri yapmalarını saÄŸlayan zihniyetleri olduÄŸunu vurgulayan Yılmaz, “Bizim zihniyetimizin Åžeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaÅŸat ki devlet yaÅŸasın’ ifadesine dayanır. Zihniyetimizin temeli budur. Böyle bakmasak bu kadar hizmeti yapamaz, bu kadar reformu gerçekleÅŸtiremezdik. Bizim zihniyetimiz milleti esas alır.” ifadelerini kullandı.
Cumhur İttifakı’nı da milletin kurduÄŸuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuÅŸtu:
“15 Temmuz gecesi ve izleyen günlerde, sokaklarda, meydanlarda bizatihi milletimizin kurduÄŸu bir ittifaktır Cumhur İttifakı. Bizim anlayışımız milletle devletin farklı yönlere baktığı bir anlayış deÄŸildir. Türkiye bundan uzun yıllar çekti. Devletle milleti ayrıştıran, devleti baÅŸka tarafa bakan, milleti baÅŸka bir tarafa bakan anlayışlara karşıyız. Böyle olan bir ülkenin geliÅŸmesi, güçlenmesi de mümkün deÄŸildir. Bizim anlayışımız milletle devleti buluÅŸturan bir anlayıştır. GeldiÄŸimiz noktada, yaptığımız birçok demokratik reform iÅŸte bu zihniyetimizin bir sonucudur.”
“Hiçbir zaman dar bir millet anlayışına sahip olmadık”
Millet anlayışlarının ırka, belli bir etnik kimliÄŸe, kesime dayalı bir anlayış olmadığını, köklü bir tarihten gelen, köklü bir medeniyetin temsilcisi olduklarını vurgulayan Yılmaz, “Hiçbir zaman dar bir millet anlayışına sahip olmadık. Bizim anlayışımız kapsayıcı bir millet kavramına dayanır ve o milletin tüm unsurlarını, zenginliÄŸini kapsayan bir anlayıştır. Bu anlayışımızı modern dünyanın getirdiÄŸi demokratik birikimle, hukuk devletiyle, eÅŸit vatandaÅŸlık kavramıyla bütünleÅŸtirdiÄŸimizi ifade etmek isterim.” dedi.
“Her türlü vesayetçi anlayışı reddediyoruz”
Türkiye’nin uzun dönem vesayetçi demokrasiyle yaÅŸadığını, askeri müdahalelere maruz kaldığını anımsatan Yılmaz, Türkiye’nin bugün, vesayetçi anlayışları tarihin çöplüğünü attığını vurguladı. Yılmaz, “Her türlü vesayetçi anlayışı reddediyoruz. VatandaÅŸ, özgür iradesiyle belli bir dönem için kendisini kimlerin seçeceÄŸine karar verir. Onların performansına, baÅŸarısına bakar bir sonraki seçimde devam ettirir veya ettirmez. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak bu aziz milletten özgür iradeleriyle defalarca yetki aldık ve almaya da devam ediyoruz. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Bizim meselemiz terörsüz Türkiye’dir”
Genel Kurulda milletvekillerinin Alevi ve Kürt vatandaşlarla ilgili çok sayıda fikir ve görüş ifade ettiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Ben de kendi bakışımızı ifade edeceÄŸim. Buna hiç kimse katılmak zorunda deÄŸil. Kimseyi yüzde 100 ikna etme gibi bir sorumluluÄŸumuz yok. Önemli olan, inandığımız ÅŸey neyse samimi olarak onu ortaya koymak. Kürt vatandaÅŸlarımız, ülkemizin eÅŸit, onurlu vatandaÅŸlarıdır. Bizim Kürtlerle, Kürtçe ile bir sorunumuz yoktur. Terörle, hukuk dışı yapılarla, ülkemizin huzurunu bozan, birliÄŸini bozma riski olan yapılarla sorunumuz vardır. Çok açık ve net bunu böyle görmemiz lazım. Hiç kimsenin Kürt vatandaÅŸlarımızın tamamını temsil etme hakkı yoktur. Böyle bir yaklaşım sergilendiÄŸini görüyorum. Bir defa bu Kürtlere en büyük haksızlıktır. Her topluluk gibi Kürtler de homojen deÄŸillerdir. Farklı görüşleri, siyasi anlayışları, inanç grupları, talepleri, beklentileri vardır. ‘Ben bütün Kürtleri temsil ediyorum, Kürtler adına konuÅŸuyorum’ gibi bir tavrın demokratik olmadığını, Kürtlere de haksızlık olduÄŸunu ifade etmek istiyorum. Bizim meselemiz terörsüz Türkiye’dir. Türkiye Yüzyılını 85 milyon için huzurun yüzyılı yapmaya niyetliyiz, kararlıyız. Terörün gölgesinde siyaset olmaz. Nasıl ki demokrasi askeri ve bürokratik vesayet altında olmazsa, hiçbir siyasi partinin de terör örgütlerinin gölgesi altında siyaset yapmaması gerekir.”
“Kimliklerin istismarına ve kimlik siyasetine karşıyız”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bugün gelinen noktada Aleviliğin rahat bir şekilde tartışıldığını, konuşulduğunu aktardı.
Alevi vatandaşlarla ilgili son 20 yılda çok çeşitli çalışmalar yapıldığını anımsatan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Devlet olarak bize düşen vatandaÅŸlarımızın somut taleplerini görüp o somut taleplere nasıl cevap vereceÄŸimizi ortaya koymaktır. Ne Sünni kesimden ne Alevi kesimden ne de baÅŸka bir kesimden bir topluluÄŸun yüzde 100’ünü memnun edecek bir formül var mıdır? Ben bilemiyorum, doÄŸrusu olduÄŸunu da zannetmiyorum. Önemli olan genel kitleyi memnun edecek bir takım iÅŸler yapabilmektir. Bunu baÅŸarabiliyorsanız, toplumun huzurunu refahını da artırıyorsunuz demektir. Biz de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kürt vatandaÅŸlarımız, Alevi kardeÅŸlerimiz, hepimiz bu toplumun temel unsurlarıyız, birer parçasıyız. Hiç kimsenin bir diÄŸerini kendisine benzetme gibi bir yükümlülüğü yok. Herkes özgür bir ÅŸekilde nasıl istiyorsa inancını, kimliÄŸini yaÅŸamak durumundadır. Kimliklere sonuna kadar saygılıyız ama kimliklerin istismarına ve kimlik siyasetine karşıyız.”
“Kıymeti zaman içinde daha iyi anlaşılacak”
Bazı milletvekillerinin CumhurbaÅŸkanlığı hükümet sistemi ile ilgili eleÅŸtirilerinin olduÄŸunu belirten Yılmaz, “Ekonomik krizlerin derinleÅŸtiÄŸi, küresel, jeopolitik risklerin arttığı, enerjiden suya birçok krizin dünyayı beklediÄŸi bir dönemde ülkemizin siyasi istikrarının korunması, karar alma süreçlerindeki etkinliÄŸin artırılması hayati önemdedir. CumhurbaÅŸkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye bunu saÄŸlamıştır. Bunun da kıymetinin zaman içinde daha da iyi anlaşılacağına inanıyorum.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, yeni anayasa ve iç tüzük ile Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nun da bütün sivil toplum ile tartışılmasının faydalı olacağını sözlerine ekledi.
“CumhurbaÅŸkanlığının aşırı büyük bütçesi var söylemleriniz bu rakamlar tarafından teyit edilmiyor”
Bütçenin yüzde 17,5’inin personel harcamalarına, önemli bir kısmının ise Millet Kütüphanesi’nin harcamalarına gittiÄŸini ifade eden Yılmaz, bugüne kadar Millet Kütüphanesi’ni 6,4 milyon kiÅŸinin ziyaret ettiÄŸini bildirdi.
BaÅŸbakanlık makamının olduÄŸu dönemle bugünü kıyaslayan Yılmaz, “2018’den bir örnek vereyim size. 2018 yılında CumhurbaÅŸkanlığının bütçe içindeki payı yüzde 0,11. BaÅŸbakanlığın payı yüzde 0,21. İkisinin toplam payı yüzde 0,32. Yani binde 3 diyelim. Bugün BaÅŸbakanlık ile CumhurbaÅŸkanlığının birleÅŸtiÄŸi bir durumdayız ve bugün CumhurbaÅŸkanlığının bütçedeki payı sadece yüzde 0,11. Yani geçmiÅŸtekinin üçte biri nispetinde bir oran. Dolayısıyla çok detaya girmek istemiyorum. CumhurbaÅŸkanlığının aşırı büyük bütçesi var söylemleriniz bu rakamlar tarafından teyit edilmiyor.” diye konuÅŸtu.
Planlamayla ilgili tartışmalar yapıldığını anımsatan Yılmaz, geçmişte bulunduğu görevlerden bahsederek planlamayı iyi bilen kişilerden biri olduğuna inandığını kaydetti.
Yılmaz, planlamanın nasıl yapılacağının önemine değinerek serbest piyasayla, dünyaya açık ve demokratik bir sistemle bütünleşen stratejik bir planlamayı tercih ettiklerini ve bu yüzden Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) devamı olarak Strateji ve Bütçe Başkanlığının kurulduğunu anlattı.
Başkanlığın, yatırım bütçesi ile cari bütçeyi bütünleştiren bir yapıya sahip olduğuna işaret eden Yılmaz, Başkanlığın makro ve sektörel birimleri olduğunu, bölgesel planlamaya ilişkin birimlerin Başkanlıktan ayrılarak Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret bakanlıklarına entegre edildiğini aktardı.
Yılmaz, 29 Aralık’ta Åžanlıurfa’da GüneydoÄŸu Anadolu Projesi’nin (GAP) yeni bölge eylem planını açıklayacaklarını belirterek, planın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yürütüleceÄŸini söyledi.
DPT’nin 1960 darbesinden sonra kurulmasından dolayı merkez saÄŸ siyasetin planlamaya olumsuz baktığını ifade eden Yılmaz, buna karşın, “Türkiye’de bir planlama teÅŸkilatı kurulmalı” fikrinin Adnan Menderes’e ait olduÄŸunu dile getirdi.
Savunma sanayisi alanında devrim denilebilecek dönüşüm ve büyük bir baÅŸarı hikayesinin olduÄŸunu kaydeden Yılmaz, bu geliÅŸmeye güç veren CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’a şükranlarını sundu.
Savunma sanayisinde dışa bağımlılığı yüzde 80’den yüzden 20’ye düşürmenin kolay olmadığını bildiren Yılmaz, savunma sanayisini daha da güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi.
Yılmaz, Altay tankının neden geciktiÄŸine iliÅŸkin soru üzerine de “Altay tankının normalde 2015 yılında envantere girmesi bekleniyordu. Almanya tarafından konfigürasyonda bulunan alt sistemler için özellikle motor ve transmisyon ihracat lisansı verilmemesi nedeniyle bu gecikme yaÅŸanmıştır. Bu savunma sanayisinin ne kadar zor bir alan olduÄŸunu da gösteren güzel bir örnektir. Açık ve kapalı yaptırımlarla, ambargolarla karşı karşıya olduÄŸumuz halde savunma sanayisinde biz bunları baÅŸardık ama bunu da aşıyoruz, 2025 yılı aÄŸustos ayında Altay tanklarının seri üretime baÅŸlaması ve envantere girmesi planlanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Tarihimizde ilk defa bir AB ve NATO üyesi ülkeyle askeri gemi ihracat sözleÅŸmesi yapıldı”
Savunma Sanayii BaÅŸkanı Haluk Görgün’ün neden Genel Kurulda olmadığına iliÅŸkin soru sorulduÄŸunu anımsatan Yılmaz, Görgün’ün önemli bir anlaÅŸma yapmak üzere Portekiz’de olduÄŸunu bildirdi.
Yılmaz, “Bugün Sayın Haluk Görgün, Portekiz’de Portekiz donanması için 2 adet denizde ikmal ve lojistik destek gemisi imza törenine katıldı ve bu imzalar atıldı. Tarihimizde ilk defa bir AB ve NATO üyesi ülkeyle askeri gemi ihracat sözleÅŸmesi yapıldı. Hayırlı, uÄŸurlu olsun. BaÅŸta savunma sanayimiz olmak üzere emeÄŸi geçen herkese çok teÅŸekkür ediyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolardı ihracatımız, bu sene inÅŸallah 7 milyar dolara yakın bir ihracatı gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Bunu hedefliyoruz.” diye konuÅŸtu.
Basın özgürlüğüyle ilgili eleÅŸtiriler olduÄŸuna deÄŸinen Yılmaz, “Türkiye’nin basın özgürlüğünü deÄŸerlendirirken çeÅŸitli siyasi sorunlar yaÅŸadığımız bazı batılı ülkelerden, müttefiklerimizden yapılan ölçümleri deÄŸil, Türkiye’nin reel durumunu dikkate almanın çok daha saÄŸlıklı ve hakkaniyetli olduÄŸunu düşünüyorum. Ülkemizde bugünkü medya çeÅŸitliliÄŸi, yapılan tartışmalar, medya özgürlüğünün hiç de azımsanmayacak boyutta olduÄŸunu göstermektedir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
ABD’de 2 yıl boyunca yaÅŸadığını anımsatan Yılmaz, orada medyanın sayıca Türkiye’den fazla olabileceÄŸini ancak Türkiye kadar çok sesli olmadığını söyledi.
“Basın İlan Kurumunun yerel basını desteklemediÄŸi ve Yeni Adana gazetesinin kapatıldığına” iliÅŸkin ifadeler olduÄŸunu dile getiren Yılmaz, “Benim aldığım bilgiye göre, kurumun süreli yayınları kapatma yetkisi bulunmadığı gibi Adana ilinde yayınlanan Yeni Adana gazetesi kendi tasarrufuyla resmi ilan ve reklam yayımlama hakkından feragat etmiÅŸtir. Ayrıca kurumun söz konusu gazeteyle alakalı uygulamış olduÄŸu herhangi bir müeyyide bulunmamaktadır.” dedi.
Türkiye Varlık Fonu’nun denetlenmediÄŸi eleÅŸtirilerine cevap veren Yılmaz, Varlık Fonu’nda çoklu bir denetim sistemi olduÄŸunu kaydetti.
Varlık Fonu’ndaki bütün ÅŸirketlerin bağımsız denetim kuruluÅŸlarınca bağımsız dış denetime tabi tutulduÄŸunu belirten Yılmaz, daha sonra bunların konsolide edilerek CumhurbaÅŸkanlığına gönderildiÄŸini, Devlet Denetleme Kurulunun, gelen bu bağımsız denetim raporlarını inceleyip TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna ilettiÄŸini ve nihai denetim yetkisinin, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda olduÄŸunu söyledi.
Yılmaz, fon bünyesindeki şirketlerin bir yandan kendi özel hukuklarına göre, bir taraftan da dış denetime tabi tutulduğunu bildirdi.
Türkiye Diyanet Vakfının denetlenmediğine dair değerlendirmeler bulunduğunu anlatan Yılmaz, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Vakfın, diğer tüm kamu yararına faaliyet yürüten vakıflar gibi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlendiğini ifade etti.
Diyanet İşleri BaÅŸkanlığının kurban kesiminde kar elde ettiÄŸiyle ilgili deÄŸerlendirmeler olduÄŸunu aktaran Yılmaz, Diyanet’in 1993’ten beri yürüttüğü bu faaliyetlerinde bir kar amacı gütmediÄŸini bildirdi.
Yılmaz, Başkanlığın son 5 yılda 3 milyon 164 bin 209 hisse kurban kestiğini ve bunları yaklaşık 103 milyon insana ulaştırdığını söyledi.
Bütçe için “Faiz ve borç bütçesi” olarak nitelendirenlerin olduÄŸuna iÅŸaret eden Yılmaz, şöyle konuÅŸtu:
“Gerek kamu borcu gerek hane halklarının borcu gerek ÅŸirketlerin borcu, hangisine bakarsanız bakın, dünya ortalamalarının da geliÅŸmekte olan ülkeler ortalamalarının da oldukça altında rakamlara sahibiz. Bugün geldiÄŸimiz noktada, kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 25-26 seviyelerinde. Bu, Avrupa’da yüzde 80’lerde, 90’larda. Maastricht Kriteri yüzde 60 ama Avrupa bunun üstünde, biz oldukça altındayız.”
Bütçedeki faiz yüküne iliÅŸkin konuÅŸan Yılmaz, “2002 yılında bütçe harcamalarımızın, 100 lira bütçeye para harcanıyorsa 43,2 lirası faize gidiyormuÅŸ. 2025 yılında depremden, diÄŸer dönemsel etkilerden dolayı yükümüz bir miktar artmış olmasına raÄŸmen faize ödediÄŸimiz kaynağın bütçe içindeki payı yüzde 13,2’dir. Tabii ki bunu daha da aÅŸağılara çekeceÄŸiz. Deprem yükümüz azaldıkça, finansal anlamda Türkiye daha farklı koÅŸullara doÄŸru gittikçe burada da orta vadede daha farklı bir yapı oluÅŸacaktır. Bu kadar hizmet yapabildiyse AK Parti, iÅŸte bunun sayesinde yaptı. Faiz bütçesini, hizmet bütçesine dönüştürdüğü için yaptı ve aynı anlayışla devam edeceÄŸiz.” ifadelerini kullandı.
2002’de 100 lira verginin 85,7 lirasının faize gittiÄŸini, bugün ise 17,5 lirasının faize gittiÄŸini belirten Yılmaz, bunun da fazla olduÄŸunu ve düşürülmesi gerektiÄŸini söyledi.
Gelir getirici önerilere karşı çıkılması, harcamaların artırılması durumunda bütçe açığının ortaya çıkacağını vurgulayan Yılmaz, “Popülist politikalarla vatandaşın kısa vadede hoÅŸuna gidecek ama orta ve uzun vadede hiçbir vatandaşımıza fayda getirmeyecek, ülkemize istikrar ve refah getirmeyecek politikaları ısrarla dile getirmek tabii ki herkesin tercihine kalmış bir durum. Biz gerçekçi olmak istiyoruz. Reel politikalarla vatandaşımıza samimi bir ÅŸekilde tablo neyse ortaya koyup, gerçekçi politikalarla bu sorunları aÅŸma gayreti içindeyiz ve onun için de programlı bir ÅŸekilde yolumuza devam ediyoruz. Kararlı bir ÅŸekilde de bu programımızı uygulayacağız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Programın olumlu sonuçlarını almaya baÅŸladıklarını, enflasyonda bir düşüş seyri baÅŸladığını kaydeden Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecinin sürmesini, çok daha makul düzeylere doÄŸru gelmesini bekliyoruz. Tabii ki kararlı bir duruÅŸla bunu yapmak zorundayız. Halkımızın en önemli beklentisi de budur. İstikrar içinde büyümek, kalıcı sosyal refah artışı saÄŸlamak politikamız budur. Fiyat istikrarı saÄŸlandıkça, enflasyon düştükçe hem büyümemiz daha reel bir zeminde, sürdürülebilir bir ÅŸekilde gerçekleÅŸecek hem de gelir dağılımımız daha iyi bir noktaya çıkacaktır.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, asgari ücrete yüzde 94,6 artış yaptıkları 2022’de enflasyonun yüzde 65 civarında, yüzde 107,3 artış yaptıkları 2023’te yüzde 64 civarında olduÄŸunu anımsatarak asgari ücrete 2024’ün ocak ayında yüzde 49,1 artış yaptıklarını hatırlattı.
“EmeÄŸin milli gelirden aldığı pay, son 20 yılda yüzde 27,6 oldu”
Bu 3 yıla bakıldığında çalışanları enflasyona ezdirmemek için ciddi bir çaba olduÄŸunun görülebileceÄŸinin altını çizen Yılmaz, “Bunun milli gelir hesaplarına yansıması da söz konusu. EmeÄŸin milli gelirden aldığı pay son 20 yıllık dönemde yüzde 27,6 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. 2022’de bu, bir miktar düştü, 23,6’ya geriledi, 2024’te hızlı bir toparlanma sürecine girdik, az önce bahsettiÄŸim artışlar, diÄŸer çabalarla. 2024 yılının birinci çeyreÄŸinde emeÄŸin milli gelirden aldığı pay yüzde 37,1 seviyesine kadar yükseldi. İkinci çeyrekte yüzde 35,5, üçüncü çeyrekte 32,4. Dolayısıyla tarihsel ortalamalarımızın üstüne çıktığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz.” diye konuÅŸtu.
Asgari ücretle ilgili müzakerelerin devam ettiğini belirten Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Özellikle küçük iÅŸletmelerin, emek yoÄŸun iÅŸletmelerin, yine belli yörelerin üretim gücünü koruma bakımından asgari ücretin dengeli bir yapıda geliÅŸmesi önemli. İşletmeler, sürdürülebilir olmazsa, verimlilik olmazsa saÄŸlıklı bir ÅŸekilde istihdam ve ücret oluÅŸumu geliÅŸmez. Dolayısıyla verimliliÄŸi artırarak, rekabet gücümüzü yükselterek reel zeminde kalıcı bir ÅŸekilde çalışanlarımızın refahını artırmaya devam edeceÄŸiz.”
Yılmaz, 2000’li yıllarda bedeli ödenen ilaç sayısı 3 bin 986 iken bugün bu sayının 8 bin 845’e çıktığını dile getirerek, ÅŸunları kaydetti:
“Sadece bu yıl, geçtiÄŸimiz 11 ayda 50 adet yurt içi, 3 adet yurt dışı olmak üzere toplam 53 adet kanser ilacı geri ödeme kapsamına alınmıştır. Bu yönde çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Toplam ilaca verilen para da ciddi bir düşüş var, doÄŸru ama bu ilaç sayısının azalmasından deÄŸil, bu dönemde uyguladığımız, dünyada hakikaten en düşük seviyeleri saÄŸlayıcı ilaç fiyatlandırma, tarifelendirme sistemimizden kaynaklanıyor.”
“Bir annenin yüreÄŸine su serpebildiysek ne mutlu bize”
Genel Kurulda, bütçe üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
“Ahmet Türk ile barış yemeÄŸine katıldığınıza piÅŸman mısınız?” sorusunun yöneltildiÄŸi CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Yılmaz, “Bugün olsa yine giderim, barış yemeÄŸine katılırım, o ailelerin barışması için elimden gelen gayreti sarf ederim. O bir insani görevdir. Bunu siyasi tartışmalara konu etmeyi de doÄŸru bulmuyorum. Bir annenin yüreÄŸine su serpebildiysek ne mutlu bize.” diye konuÅŸtu.
Soru önergelerinin cevaplanmadığına ilişkin eleştiri üzerine Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığıyla, bağlı ve ilişkili kuruluşlarla ilgili soru geldiğinde kendisinin soru önergelerini cevapladığını söyledi.
Bir bakanlıkla ilgili müstakil soru önergesi geldiÄŸinde, bakanlığın bunu cevaplamasını istediÄŸini ifade eden Yılmaz, “Aynı soru hem bana hem bakanlığa gelebilir. Bir karmaÅŸa oluÅŸturmamak, tek elden açıklayıcı bilginin ulaÅŸması ÅŸeklinde usulümüzü hayata geçiriyoruz.” dedi.
Tasarruf tedbirleri
Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili tasarruf tedbirlerine ilişkin sorular yöneltildiğini anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Tasarruf tedbirlerini bu yıl olabildiÄŸince kapsamlı hazırlamaya gayret ettik. Hiçbir kuruluÅŸumuz istisna olmadı. Bir tane kurumumuz istisna. O da Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bunu niye istisna tuttuk? Çünkü farklı bir yapısı var. Yürütmenin bir parçası olarak görmedik. ‘Halkın seçtiÄŸi temsilciler kendi kararlarını kendileri verirler’ diye o saygıyla genelgeye dahil etmedik. Meclis BaÅŸkanımız kendisi bir açıklama yaptı. Bu sürece Meclisin kendi iradesiyle dahil olduÄŸunu, tasarruf tedbirlerini kendi uhdelerinde alacaklarını ifade ettiler.”
Cevdet Yılmaz, Suriye’deki Kürtlere yönelik yaklaşımlarının sorulduÄŸunu belirterek, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:
“Suriyeli Kürtlerle PKK’yı birbirinden net bir ÅŸekilde ayrı görüyoruz. Terör örgütlerinin baskısıyla, dayatmasıyla karşı karşıya olan kim olursa olsun buna karşıyız. Suriye’deki Kürtler o coÄŸrafyanın, ülkenin asli vatandaÅŸlarıdır, unsurlarıdır. Yeni oluÅŸacak Suriye’de, Kürtlerin, terör örgütlerinin baskısından kurtulmuÅŸ olarak, hak ettikleri ÅŸekilde o yapılar içinde temsil edilmelerini, temel hak ve özgürlüklerini en güzel ÅŸekilde yaÅŸamalarını, refahlarını artırmalarını istiyoruz. Onlar da bizim kardeÅŸlerimiz, ülkemizdeki Kürt vatandaÅŸlarımızın, yakınları, akrabaları. Dolayısıyla onlara farklı bir bakış açımız söz konusu olamaz ama Türkiye içinde de Türkiye dışında da kim olursa olsun terör örgütleriyle mücadelemizi en yoÄŸun ÅŸekilde sürdüreceÄŸiz.”
Eğitim bütçesi
Cevdet Yılmaz, milli eğitime ayrılan bütçeye ilişkin soru geldiğini ifade ederek, bütçeden en büyük payı bu sene de Milli Eğitim Bakanlığının aldığını dile getirdi.
EÄŸitime gelecek dönemde de destek olacaklarını vurgulayan Yılmaz, “Yaptığımız bu yatırımlar sayesindedir ki Uluslararası Matematik ve Fen EÄŸilimleri AraÅŸtırması (TIMSS) 2023 sonuçlarına göre 4. sınıf fen bilimleri alanında OECD ülkeleri arasında ikinci, bu alandaki ortalama puanla tüm Avrupa ülkeleri arasında da birinci sıraya yerleÅŸmiÅŸ durumdayız. TIMSS 2023 ortalama 8. sınıf fen bilimleri puanımız da 2019’a göre 15 puan artmıştır.” diye konuÅŸtu.
Yılmaz, “CumhurbaÅŸkanlığı tasarruf tedbirlerine uyuyor mu?” sorusu üzerine, CumhurbaÅŸkanlığı da dahil bütün kurumların tasarruf tedbirleri kapsamında olduÄŸunu söyledi.
Tasarruf konusunda diğer kurumlardan ne bekliyorlarsa Cumhurbaşkanlığından da aynı yaklaşımı beklediklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“CumhurbaÅŸkanlığımız, bu ülkenin yönetim yapısının kalbidir. Birçok ulusal, uluslararası hizmetin yürütüldüğü, yönetim hizmetlerinin yapıldığı bir alandır. Elbette ihtiyaç duyulan alanlarda harcamalar da yapılmaktadır.”
Genel Kurulda bütçe üzerinde ÅŸahsı adına söz alan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri’nin uzun yıllardır beklediÄŸi hızlı tren projesinin baÅŸladığına iÅŸaret ederek, bu projenin en geç 3 yıl içerisinde bitirilmesini istedi.
Yeniden Refah Partisi Genel BaÅŸkanı ve İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan ise Türkiye’nin 2025 yılı bütçesinin vatandaÅŸların bütçesi olmadığını söyledi. Erbakan, “Bu bütçede paylaşımda adalet yoktur. Borç, faiz, vergide adaletsizlik vardır. Bu bütçe borç, faiz, zam ve vergi bütçesidir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2025 yılı bütçeleri Genel Kurulda kabul edildi.
Daha sonra 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.
Kaynak: AA
