Suriye yeni yönetimi ülkeye yönelik enerji yaptırımlarının kaldırılmasını bekliyor
Suriye yeni yönetimi ülkeye yönelik enerji yaptırımlarının kaldırılmasını bekliyor
Suriye’deki 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesinin ardından İran’ın, Åžam’a ham petrol sevkiyatını kesmesi, Suriye halkının enerji ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağı ve bölgedeki yaptırımların nasıl ÅŸekilleneceÄŸi konusunu gündeme taşıdı.
İç savaşın baÅŸladığı 2011’den bu yana, rejimin sivil halka yönelik baskılarına karşılık Batılı ülkelerin, Åžam ile diplomatik iliÅŸkilerini keserek enerji sektörüne yönelik kısıtlayıcı politikalar izlemesi, Suriye’yi yakıt tedarikinde İran’a bağımlı hale getirdi.
Rejim döneminde bölgeye günlük yaklaşık 70 bin varil petrol tedarik eden ve Suriye’deki baskıcı Baas rejimini çok uzun süre destekleyen İran’ın, rejimin devrilmesinin ardından Suriye’ye yakıt sevkiyatını durdurmasıyla günde 90 bin ila 100 bin varil arasında ham petrol iÅŸleyen bölgenin en büyük petrol rafinerisi Baniyas’ın faaliyetleri kesintiye uÄŸradı.
Uluslararası haber kaynaklarına göre, rafinerinin Genel Müdürü İbrahim Musalim, Suriye’nin yeni hükümetinin ülkeye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını beklediÄŸini ve bunun, Suriye’nin İran dışı kaynaklardan petrol ithal etmesine olanak tanıyacağını belirtti.
Söz konusu açıklamalar, bölgedeki yaptırımların gelecek dönemde hafifleyebileceğine yönelik beklentileri kuvvetlendirdi.
Yaptırımlar ve terör örgütü PKK/YPG Suriye’yi petrol darboÄŸazına mahkum etti
Avrupa BirliÄŸi (AB), devrik BeÅŸÅŸar Esed rejiminin baskıcı yönetimine karşılık toplamda 318 kiÅŸi ve 86 kuruluÅŸa yaptırım uyguladı. Uygulanan yaptırımlar arasında, Suriye’den ham petrol ve petrol ürünlerinin ithalatının yasaklanması ve Suriye petrol endüstrisine yapılan yatırımların engellenmesi gibi önlemler bulunuyor.
Ayrıca, müdahaleler arasında Suriye’de yeni elektrik santrali inÅŸaatına yönelik yatırımların yasaklanması, yeni santrallerin inÅŸa sürecine teknik veya finansal yardım saÄŸlanmasının engellenmesi ve petrol ile doÄŸal gaz endüstrisi için gerekli ekipmanların Suriye’ye ihracatının kısıtlanması yaptırımları yer alıyor.
AB ülkelerinin yanı sıra, AÄŸustos 2011’de ABD’de Suriye rejiminin bölgedeki baskıcı uygulamalarına karşılık Suriye kökenli petrol ve petrol ürünlerinin ithalatını yasaklamış, ABD vatandaÅŸlarının Suriye petrolü veya petrol ürünleriyle ilgili iÅŸlemlere katılmalarını engellemiÅŸti.
Yaptırımlara ek olarak, rejimin terör örgütü PKK/YPG’nin bazı bölgelerdeki iÅŸgaline izin vermesi sonrası terör örgütü bu bölgelerdeki petrol kaynaklarını ele geçirmiÅŸ ve ülkenin buradan elde ettiÄŸi gelirlerinden mahrum kalmasına yol açmıştı.
ABD yönetimi, Esed rejimine yönelik Sezar yaptırımları olarak bilinen müeyyideleri uygulamaya devam ederken, stratejik ortağı PKK/YPG elindeki ham ve iÅŸlenmiÅŸ petrolün büyük kısmını rejim bölgelerine satıyordu. Terör örgütü, Esed rejimine ve Irak’ın kuzeyine sattığı petrolden yıllık 1,2 milyar doların üzerinde gelir elde ediyordu. Hesaplamalara göre, PKK/YPG, Suriyelilerin her yıl yaklaşık 2,5 milyar dolarlık petrolünü gasbediyordu.
Bölgedeki istikrarın yeniden sağlanabilmesi için Batı yaptırımlarının hafifletilmesi şart
AraÅŸtırma kuruluÅŸu Energy Aspects Jeopolitik AraÅŸtırmalar Bölümü BaÅŸkanı Richard Bronze, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye’nin petrol üretiminin eski haline dönmesi için çözümün Batı ülkelerinin yaptırımlarını hafifletmesinden geçtiÄŸini belirtti.
Bronze, Baniyas petrol rafinerisinin operasyonlarına devam edebilmesi için yeni bir ham petrol kaynağına ihtiyaç duyacağını belirterek, alternatif bir çözüm bulunmadığı sürece bölgede yakıt sıkıntısının derinleşeceği uyarısında bulundu.
Suriye’nin petrol üretiminin eski seviyelerine ulaÅŸmasının uzun zaman alacağına dikkati çeken Bronze, “Batı yaptırımlarının hafifletilmesi ve kilit petrol üretim bölgelerinde güvenlik durumunun makul bir seviyede istikrar kazanması gerekecek. Ancak bu iki koÅŸul saÄŸlansa bile, uluslararası petrol ÅŸirketlerinin Suriye’ye geri dönüp yatırım yapmayı ne kadar cazip bulacaklarını deÄŸerlendirmeleri gerekecek.” dedi.
Bronze, yeni Suriye yönetiminin bu zorlukları aÅŸmak için uluslararası yardıma baÅŸvurabileceÄŸini belirterek, “Kısa vadede saÄŸlanabilecek yardımlar, avantajlı ödeme koÅŸullarıyla sunulacak tedarikler veya satın alımları finanse edecek krediler olabilir. Uzun vadede ise odak, Suriye’nin petrol sektörünün yeniden inÅŸası olacak ve bu süreç, geniÅŸ çaplı yeniden yapılanma çabalarının bir parçası haline gelecektir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Türkiye’nin, Åžam’daki yeni yönetime destek amacıyla bu süreçte rol oynayabileceÄŸini vurgulayan Bronze, “Türk ÅŸirketleri, yeniden yapılanma fırsatlarını öncelikle ticari açıdan deÄŸerlendireceklerdir. Bu deÄŸerlendirme ise finansal ve güvenlik durumunun önümüzdeki birkaç ay içinde nasıl ÅŸekilleneceÄŸine baÄŸlı olacak.” ifadelerini kullandı.
Türkiye destek sağlayabilir
İtalya’da bulunan Ricerche Industriali ed Energetiche’de (RIE) enerji jeopolitiÄŸi ve piyasaları alanında araÅŸtırma görevlisi Francesco Sassi de İran petrolü olmadan Suriye’nin yeni yönetiminin enerji güvenliÄŸini saÄŸlama kapasitesine dayalı meÅŸruiyetini sürdürebilmesi için alternatif kaynakların bulunması gerektiÄŸine iÅŸaret etti.
Sassi, Türkiye’nin Åžam’a destek saÄŸlamak amacıyla müdahaleye çaÄŸrılabileceÄŸinin altını çizerek, “Ancak Türkiye, İran ya da Irak gibi bol petrol kaynaklarına sahip bir ülke deÄŸil. Türkiye, petrol ithal eden bir ülke ancak Baniyas petrol rafinerisine istikrarlı tedarik saÄŸlamak için alternatif anlaÅŸmalara aracılık edebilir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Bu noktada, Suriye’nin petrol arz güvenliÄŸinin saÄŸlanmasının önemine dikkati çeken Sassi, bu konuda baÅŸarısız olunması durumunda ülkenin istikrarsızlaÅŸacağını da sözlerine ekledi.
Kaynak: AA
