Bakan Göktaş: Sosyal medya platformlarına sorumluluk yükleyen kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz

Bakan Göktaş Sosyal medya platformlarına sorumluluk yükleyen kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz

Bakan Göktaş Sosyal medya platformlarına sorumluluk yükleyen kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir GöktaÅŸ, “Sosyal medya platformlarına sorumluluk yükleyen kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz.” dedi.

AAtölye’de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir GöktaÅŸ, gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı, deÄŸerlendirmelerde bulundu.

Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine iliÅŸkin ikinci duruÅŸma ve TekirdaÄŸ’da 2 yaşında öldürülen Sıla bebeÄŸin ilk duruÅŸma sürecinin devam ettiÄŸinin ve Bakanlığın dava sürecine nasıl bir katkı saÄŸladığının sorulması üzerine GöktaÅŸ, Türkiye’ye tekrar baÅŸsaÄŸlığı diledi ve büyük üzüntü duyduÄŸunu söyledi.

İlk günden itibaren hem Narin hem Sıla’nın davasına müdahil olduklarını, özellikle her iki dava için de Bakanlığın Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel ekipler kurduklarını belirten GöktaÅŸ, beÅŸ avukatın Diyarbakır’da olduÄŸunu, Sıla bebek için de TekirdaÄŸ’da avukatların davayı müdahil olarak takip ettiklerini ifade etti.

Bakan GöktaÅŸ, “SoruÅŸturmanın her aÅŸamasını çok büyük titizlikle takip ettik. Narin kızımızın mahkemesinde onun hukuki yollardan hakkını arayan yine biziz. Bu iki davada da özellikle faillerin en ağır cezayı alması için de Bakanlık avukatlarımız hakikaten çok yoÄŸun mücadele veriyor. Buradan faillerin en ağır cezaları alacaklarından eminim.” dedi.

Sıla’nın ilk davası olduÄŸunu ve bir duruÅŸmanın daha yapılabileceÄŸini, Narin’in ise ikinci duruÅŸması olduÄŸunu ve bugün yarın sonuçlanmasını beklediklerini belirten GöktaÅŸ, Bakanlık avukatlarının çok iyi hazırlandıklarını, bu iki davanın da bir an önce sonuçlanmasını ümit ettiklerini dile getirdi.

Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

“Narin’in davasına yönelik köydeki diÄŸer çocuklara yönelik psikososyal destek ekibi kurduk, çocuklara yönelik bir rapor çalışması gerçekleÅŸtirdik. Narin’in hem okul arkadaÅŸları hem yakın akrabaları da süreçten çok etkilendi. O çocuklara öncelik yakın ekip kurduk, Milli EÄŸitim Bakanlığımızla da çalıştık. Özellikle çocukların bu travmalarını atmaları için bölgede çalışmalarımızı da sürdürdük. Biz tabii ki iki kızımızın da katillerinin ve faillerinin en ağır cezayı almasının da takipçisi olacağız.”

“Mücadele etmemiz gereken bir dijital bağımlılık var”

Bazı ülkelerin 16 yaşından önce sosyal medya kullanımına sınırlandırma getirmesine yönelik konuya ilişkin Göktaş, Bakanlığın çalışmalarını da anlattı.

Göktaş, çocukların dijital dünyaya doğduğunu, küçük yaştan itibaren ellerinde çok hızlı bir şekilde tabletleri, telefonları kolaylıkla manipüle edebildiklerinin herkesin malumu olduğunu söyledi.

Dijital dünyanın hem faydaları hem zararları olduğuna işaret eden Bakan Göktaş, şöyle devam etti:

“Hem ülkemiz hem de dünyanın farklı ülkelerinin bu konuda da aslında endiÅŸelendiÄŸini ve bu minvalde önlemler alması gerektiÄŸini biliyoruz. Mücadele etmemiz gereken bir dijital bağımlılık var. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’mıza, dijital bağımlılığı da bir bağımlılık türü olarak belirledik. Dijital bağımlılık, madde bağımlısı kullanmış gibi beyinde aynı etkiyi yarattığını uzmanlar da söylüyor, araÅŸtırmalar da onu söylüyor. Sanal otizme maruz bırakabiliyor çocukları. Çocuklar çok uzun süre sosyal medya, dijital dünyada baÄŸlı kalınca, bir ÅŸekilde ellerinden tableti aldığınızda çocuklar da öfke kontrolü çıkabiliyor. DiÄŸer yandan dijital medyanın sunduÄŸu riskler de var. Bu riskler sanal zorbalık, karşılarında kimlerle oynadığını, kimlerle muhatap olduklarını bilmemeleri. Farklı türlü riskler, zararlı akımlar, zararlı içerikler ve çocukların nefret söylemiyle de karşı karşıya kaldıklarını duyuyoruz. Çocuklarda dikkat eksikliÄŸi ve hiperaktivite de oluyor. Sonuçta ben de bir anneyim. Literatüre baktığımızda da yeni söylemler ekleniyor. Nomofobi yani telefonsuz duramama, bu herkes için de geçerli bir söylem ama burada çocuklarımızın da ciddi manada etkilendiÄŸini görüyoruz.”

Dijital bağımlılığının tahribatı dolayısıyla Oxford’un “beyin çürümesi”ni ön plana çıkardığını anımsatan Bakan GöktaÅŸ, dünyanın ve Türkiye’nin dijital bağımlılığa iliÅŸkin kaygıları olduÄŸunu vurguladı.

Bakan Mahinur Özdemir GöktaÅŸ, Avustralya’nın 16 yaÅŸ altı çocuklara sosyal medyada sınırlama getirdiÄŸine dikkati çekerek, aynı ÅŸekilde Bakanlığın neler yapması gerektiÄŸine yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Göktaş, şöyle devam etti:

“Çocuklarımızı risklerden koruma zorunluluÄŸumuz ve mecburiyetimiz var. Bize karşı bir sorumluluk aynı zamanda ebeveynlerin ve ailelerin de zaman zaman talepleri geliyor. Bu platformu, ÅŸu platformu yasaklayın diye talepleri var. DUY ihbar hattımız var. Ebeveynler, aileler, çocukları için riskli gördükleri içerikleri, orada bizim uzmanlarımıza doÄŸrudan ihbar edebiliyor. Uzmanlarımızdan oluÅŸan bir ekibimiz var. 7 gün, 24 saat bu içerikleri inceliyoruz. Akabinde de ilgili kurumlara yönlendiriyoruz. Çocuk dostu platformların yaygınlaÅŸtırılmasını önemsiyoruz. Çocuklarımızı korumak adına önemli bir düzenlemeye ihtiyaç duyduÄŸumuz ortada. Åžu anda bir mevzuat eksikliÄŸimiz var bu konuda. Bakanlığımızın öncülüğünde bir mevzuat çalışmamızı baÅŸlattık, ilgili kurumlarla. Sosyal medya çocukların hem zihinsel hem sosyal geliÅŸimlerini ciddi manada etkiliyor. 16 yaÅŸ bizim de belirlediÄŸimiz bir yaÅŸ. Ancak biz de sosyal medya platformlarına sorumluluk yükleyen kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz.”

Aile ve Dijital Medya Çalıştayı düzenlediklerini, aileleri, çocukları ve uzmanları farklı farklı masalarda dinleme imkanı bulduklarını belirten Göktaş, ailelerin çocuklarıyla yeterince zaman geçirmediği sonucunun ortaya çıktığını anlattı.

GöktaÅŸ, ebeveynlere dijital okuryazarlık eÄŸitimleri vermek, sosyal medya yöneticilerine de belli baÅŸlı sorumluluk yüklemek gerektiÄŸinin altını çizerek, “Avrupa dijital pasaport düzenlemesine gidiyor. Bizim de bir kılavuz çalışmamız var. Sosyal medya platformlarına sorumluluk yüklüyoruz. KiÅŸisel verilerin güvenliÄŸi çok önemli. Onlara yaÅŸ doÄŸrulama sistemi getirmemiz gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

16 yaşındaki bir çocuğun sosyal medyada dolaşabileceğini aktaran Göktaş, sosyal medya yöneticilerinin çeşitli algoritmalarla belli başlı içerikleri kontrol altına alabildiğini çok iyi bildiklerini, çocuklara zarar verecek içeriklerin doğru kontrol edilmesi, filtrelenmesini isteyeceklerini ifade etti.

“Ebeveynlere de tabii sorumluluk düşüyor. Bu yasal düzenlemenin aynı zamanda cezai yaptırım tarafı olacak. Sonuç itibarıyla uymayana farklı ceza yöntemleri geliÅŸtirilebilecek. Biz bu konuda uzmanlarla, ailelerle, çocuklarla bir araya geldik” diyen GöktaÅŸ, Bakanlığın Bilim Kurulundan, akademik çalışmalardan yararlandıklarını hatırlattı.

Bakan GöktaÅŸ, “Mevzuat eksikliÄŸimiz var. Ülkemizin güvenliÄŸi ve geleceÄŸi için çocuklarımızı korumak adına bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyduÄŸumuz ortada. Biz de bunun öncüsü olmak istiyoruz. Tabii diÄŸer bakanlıklarla iÅŸbirliÄŸi içerisinde bu mevzuatı da en yakın zamanda hayata geçirmeyi arzu ediyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Nüfus düşüşü, milli güvenliÄŸimiz açısından da çok önemli”

Dünyada doÄŸurganlık hızının 2,52; Türkiye’de ise 1,51 olduÄŸunu ifade eden GöktaÅŸ, ÅŸu bilgileri verdi:

“Nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1’in çok çok altında olduÄŸunu görüyoruz. TÜİK’in 2018 verileri bize ÅŸunu söylüyor; ‘2023’te doÄŸurganlık hızımız 1,9 olacak. 2050’de doÄŸurganlık hızımız 1,50 olacak’ diyor. Fakat bugün bakıyoruz, 2018’den bu yana altı sene geçmiÅŸ ve 2050’de ulaşılması beklenen kritik sayıya 1,50’ye bugün ulaÅŸmış durumdayız. Nüfus oranlarının bu kadar düşük olması ne demek? 65 yaÅŸ üstü vatandaÅŸ sayımız bizim yüzde 10’u aÅŸmış durumda bu sene. 2030’da yaÅŸlı nüfus oranımız yüzde 13 olacak. 2040’ta yüzde 18 olacak. Bir yandan genç nüfusumuz azalırken, diÄŸer yandan yaÅŸlı nüfusumuzun da artabileceÄŸini gösteriyor. Bu trend sadece ülkemize özgü deÄŸil. Dünyanın bazı ülkelerinde de kaygılar var. Fakat Türkiye ilk defa OECD ortalamasının altına düştü. Bakanlık olarak göreve geldiÄŸimizde, acil bir eylem geliÅŸtirmemiz gerektiÄŸini de gösterdi. Bu bir milli güvenlik meselesi.”

Yurt dışında bazı ülkelerin Bakanlık isimlerini “Demografi Bakanlığı” olarak da deÄŸiÅŸtirdiÄŸini aktaran GöktaÅŸ, bu konuda “Kore’de ilkokulların, huzurevine dönüştürüldüğünü” bildirdi.

Bakan GöktaÅŸ, “Nüfus düşüşü, milli güvenliÄŸimiz açısından da çok önemli. İlk evlilik yaşı da arttı, kadınların ilk anne olma yaşı da yükseliÅŸte. Bir yandan nüfus oranlarımız artarken bir yandan doÄŸurganlık hızımız artıyor, yaÅŸlı nüfus oranımız artıyor ve çalışabilecek durumda olan kiÅŸi sayımız azalıyor. Bu hepimizi alarm seviyesine getirdi.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı önemli bir ihtiyaç”

GöktaÅŸ, “Türkiye’nin OECD ortalamasının altında kalması bizim ülkemiz için özel bir durum teÅŸkil ediyor. Sebepleri ve bu sebepler analiz edildikten sonra nasıl bir yol haritası var?” sorusu üzerine, araÅŸtırmalarda çalışan kadınların doÄŸurganlık oranının 1,38, çalışmayan kadınlarda ise 1,72 olduÄŸunu; aradaki farkın, kadınların iÅŸ gücüne katılma veya katılmamasını baÄŸdaÅŸtırmadığını gösterdiÄŸini söyledi.

Hem Kovid-19 salgını döneminin hem de 6 Åžubat 2023’te meydana gelen KahramanmaraÅŸ merkezli depremlerin bu konuda etkisinin olduÄŸunu düşündüklerini dile getiren GöktaÅŸ, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’nın önemli bir ihtiyaç olduÄŸunun altını çizdi.

Özellikle saÄŸlıklı aileleri korumaya yönelik adım atılması gerektiÄŸini vurgulayan GöktaÅŸ, “Ben bakanlığa geldiÄŸimde, kadınlara yönelik iki eylem planı olduÄŸunu gördük, bundan gurur duyuyoruz. Çocuklarımıza yönelik eylem planı, engellilere yönelik eylem planı… Ancak Aile Bakanlığı olarak aileleri korumaya yönelik bir eylem planımızın olmadığını fark edince Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’mızı hayata geçirdik.” diye konuÅŸtu.

Bakan GöktaÅŸ, bu noktada 8. Aile Åžurası’nı gerçekleÅŸtirdiklerini ve ilk kez aileyi odaÄŸa alan bir eylem planını hayata geçirdiklerine dikkati çekti.

“Nüfus Eylem Planı’mızı hayata geçireceÄŸiz”

“Türkiye’deki doÄŸurganlık oranının yükseltilmesi için Aile Enstitüsü çerçevesinde mi çalışmalar yapılacak yoksa doÄŸurganlık konusu baÅŸlı başına mı ele alınacak?” sorusu üzerine GöktaÅŸ, ÅŸunları kaydetti:

“Aile Eylem Planı’mızı oluÅŸtururken öncelikle aileleri riske alan hususları belirledik. 81 ilimizde yaptığımız ÅŸura sonucunda, geçtiÄŸimiz yıl 8. Aile Åžurası’nı hayata geçirdik. Burada da aslında çok faktörün olduÄŸunu biliyoruz. Dolayısıyla Aile Eylem Planı’mızda 5 stratejik amacımız var. Ailelerin refah seviyesinin yükseltilmesi, sosyal politika ve hizmetlerin geliÅŸtirilmesi, dijitalleÅŸmenin etkileri, diÄŸer yandan küresel riskler ve aynı zamanda da demografi, aileleri tehdit eden unsurları bir araya getirdik.

Bakanlığımız bünyesinde Aile ve Nüfus Politikaları Daire BaÅŸkanlığı kurduk fakat çalıştıkça ÅŸunun farkına vardık, bu konuyu ele almak sadece bir bakanlığın uhdesinde deÄŸil, bütüncül bir bakış açısı gerektiriyor. Dolayısıyla Nüfus Politikaları Kurulu oluÅŸturulmasına yönelik bir önerimiz oldu ve iki gün önce SaygıdeÄŸer CumhurbaÅŸkanı’mızın güçlü destekleriyle Nüfus Politikaları Kurulumuz oluÅŸtu. Bakanlığımızın bünyesinde kurulan bu kurulun baÅŸkanlığını CumhurbaÅŸkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz üstlenecek. Ayrıca ilgili bakanlıkların da olması hasebiyle bu konuyu aslında bütüncül bir ÅŸekilde ele almamız hem kısa hem orta hem de uzun vadede bir eylem planına ihtiyacımız var. Bu Nüfus Eylem Planı’mızı bu kurul vesilesiyle de hayata geçireceÄŸiz. İlk toplantımızı ocak ayı itibarıyla gerçekleÅŸtireceÄŸiz.”

“Türkiye’de yalnız yaÅŸayan ebeveyn sayısı ve tek ebeveynli hane sayısı arttı”

Bakan GöktaÅŸ, “Bakanlık olarak nüfus politikalarına iliÅŸkin en temel yaklaşımız nedir?” sorusu üzerine, 12 ilde saha araÅŸtırmasına baÅŸladıklarını söyledi.

Modern dünyanın getirileri olan bireyselleÅŸme, insanların kendisini yalnız hissetmesi, dijitalleÅŸme gibi faktörlerin aileyi ciddi manada etkilediÄŸini vurgulayan GöktaÅŸ “güçlü aile”, “biz”, “ortak hareket etme” güdüsünün yavaÅŸ yavaÅŸ kaybedildiÄŸini, bireyselleÅŸmenin, hedonist yaÅŸamın ön plana çıktığını farklı ülkelerin yaÅŸam tarzlarında gördüklerini dile getirdi.

Demografik dönüşümün dünyanın da gündeminde olduğunu aktaran Göktaş, ABD başkan adaylarının bu konuda güçlü önerileri ve önlemleri olduğuna işaret etti.

Bakan GöktaÅŸ, bu konuda Türkiye’nin Macaristan, Katar ve farklı ülkelerle beraber çalıştığını, aile kurumunun zayıflamasına iliÅŸkin ortak bir kaygılarının bulunduÄŸunu anlattı.

Türkiye’de yalnız yaÅŸayan ebeveyn sayısının ve tek ebeveynli hane sayısının arttığına dikkati çeken GöktaÅŸ, boÅŸanmaların artmasıyla paralel olarak doÄŸurganlık oranının da azaldığını söyledi.

Bu kapsamda Nüfus Politikaları Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanları, farklı kurumlardan temsilcilerin olacağını aktaran Göktaş, altı ayda bir, bir araya geleceklerini ifade etti.

“Aile Enstitümüz, Bakanlığımızın bütün hizmetlerine yönelik çalışmalar yürütebilecek”

Bakan Göktaş, bir an önce nüfus dinamizmi kazanabilmek, çalışabilecek durumda olan genç sayısını, genç ve dinamik nüfus yapısını korumak istediklerini dile getirdi.

Türkiye’de ortalama doÄŸurganlık yaşının 33, doÄŸurganlık oranı en yüksek ilin Şırnak, en düşük ilin Bartın olduÄŸuna dikkati çeken GöktaÅŸ, yürütülecek saha araÅŸtırmalarıyla beraber, bu sonuçları Nüfus Politikaları Kurulunda çok daha kapsamlı ele almak zorunda olduklarını vurguladı.

Aile Enstitüsünün kurulmasına verdiÄŸi destekten dolayı CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’a teÅŸekkür eden GöktaÅŸ, ÅŸunları kaydetti:

“10 yıl önce CumhurbaÅŸkanımız iki çocuktan bahsederken çok gündem oldu fakat ÅŸu gün baktığımızda Putin üç çocuÄŸu önerdi. Norveç BaÅŸbakanı, ‘Kendiniz için deÄŸil, ülkeniz için çocuk doÄŸurun.’ diyor. Bu konunun sadece sosyolojik, ekonomik sebeplerle açıklanamayacak durumda olduÄŸu aÅŸikar. Farklı sebepler, ÅŸehirleÅŸmenin getirdiÄŸi belli baÅŸlı alışkanlıklar var. Biz bu konuda önlem almak zorundayız. Hem dünyadaki geliÅŸmeleri takip etmek hem de ülkemizde çalışmalar üretmek için de bir Aile Enstitüsü ihtiyacımız oluÅŸtu. Aile Enstitümüz, özellikle Bakanlığımızın bütün hizmetlerine yönelik de çalışmalar yürütebilecek; kadın, çocuk, engelli ve yaÅŸlı konusunda.”

Aile rehberi konusu

Bakan GöktaÅŸ, “CinsiyetsizleÅŸtirmeye mücadele gündeminizde mi?” sorusu üzerine, “Aile kurumunun tehdit eden risklerden birisi de cinsiyetsizleÅŸtirme, dijital ve küresel tehditler.” dedi.

Zararlı akımların küresel tehdit olarak çocuklara empoze edilmeye çalışıldığını gördüklerini ifade eden GöktaÅŸ, “Her türlü tehditten hem çocuklarımızı hem de ailelerimizi korumak zorundayız.” diye konuÅŸtu.

“Çocuk istismarı, kadına yönelik ÅŸiddet ve bağımlılık gibi konularda sosyal risk haritaları ne zaman devreye girecek?” sorusu üzerine GöktaÅŸ, Bakanlık olarak 7’den 70’e herkese hizmet verdiklerini, özellikle belli baÅŸlı konularda önleyici tedbirler aldıklarını söyledi.

Bağımlılıkla mücadele konusunda Sağlık Bakanlığıyla birlikte çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Göktaş, şunları kaydetti:

“Bakanlığımızda sosyal risk haritası oluÅŸturmanın hizmetlerimizi daha iyi ÅŸekilde sahaya yansıtmamızı, aynı zamanda riskleri oluÅŸmadan tespit etmemiz adına da çok önemli olduÄŸunu vurgulamak istiyorum. İlk baÅŸta İstanbul Fatih’te, Ankara Pursaklar’da sosyal risk çalışmasını kendi verilerimizle baÅŸlattık. Herhangi bir kadına yönelik ÅŸiddet var mı, çocuÄŸun okul devamsızlığı var mı, bağımlılık riski var mı, herhangi bir istismar ihtimali veya bulgusu var mı, bağımlılıkla ilgili farklı buluntular var mı? Bunları görebiliyoruz. DiÄŸer yandan ihtiyaç sahibi vatandaÅŸlarımızı da o tabloda görebiliyoruz.

Fakat biz tek başımıza bunu yapmayalım, SaÄŸlık Bakanlığımızdan, Milli EÄŸitim Bakanlığımızdan, Gençlik ve Spor Bakanlığından ve ilgili bakanlıklarımızdan güçlü bir veriyle beraber bu sosyal risk haritamızı daha net bir tabloya, 81 ilimizde 922 ilçemize yaygınlaÅŸtırıyoruz. Bu çalışmamızı da baÅŸlattık. Bu mekanizmayı hayata geçirirken sadece bir veri toplamak deÄŸil bu verilerle kadına yönelik ÅŸiddeti nasıl önleyebiliriz, bir riski var mı, baÄŸlılıkla ilgili bir bulgu oluÅŸtuÄŸunda o mahalleye yönelik daha detaylı çalışma gerçekleÅŸtirebiliriz.”

Aile hekimlerinde olduÄŸu gibi her isteyen ailede “aile rehberi” bulunmasını arzuladıklarını dile getiren GöktaÅŸ, ailelerin talep etmesi doÄŸrultusunda Bakanlıktan bir danışanın haneyi ziyaret edeceÄŸini ve ailenin ihtiyaçlarını takip edeceÄŸini söyledi.

“Biz, kadına karşı ÅŸiddeti insan hakları mücadelesi olarak görüyoruz”

Kadına karşı şiddetin küresel bir mesele olduğunu, şiddetin sadece fiziksel olmasının yanı sıra psikolojik, ekonomik ve siber şiddetin de dijitalleşmeyle ortaya çıktığını belirten Göktaş, bunların her biriyle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin İstanbul SözleÅŸmesi’nden çekilmesi ve bu konuda yöneltilen eleÅŸtirilere iliÅŸkin soru üzerine, “Biz, kadına karşı ÅŸiddeti insan hakları mücadelesi olarak görüyoruz. Bu minvalde bizim çalışmamız aslında bir sözleÅŸmeyle baÅŸlamadı dolayısıyla bir sözleÅŸmeyle sonlanması söz konusu deÄŸil.” diyen GöktaÅŸ, bu konuya sıfır tolerans ilkesiyle yaklaÅŸtıklarını söyledi.

Göktaş, kadına şiddetle ilgili 1 vakanın bile fazla olduğunu, iddia bile olsa Bakanlık olarak duruma anında müdahil olarak mağdurun yanında yer aldıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu sene 60 binden fazla takip ettiÄŸimiz dava var. İstanbul SözleÅŸmesi ülkelere bir kanun uygulamasını zorunlu hale getiriyor. Dünyada eÅŸi benzeri az görünen çok güçlü 6284 sayılı Ailenin Koruması ve Güçlendirilmesi Kanunumuz var. Biz 81 ilimizde bu sene açtığımız 2 ŞÖNİM’le beraber 84 ŞÖNİM’le hizmet veriyoruz. 149 kadın konuk evimizle kadınlara hizmet veriyoruz. Bu 149 kadın konukevlerin 17’si ihtisaslaÅŸmış kadın konukevi.”

Türkiye’deki mevzuatın dünyada eÅŸi benzeri bulunmadığını ifade eden GöktaÅŸ, GAMER ve KADES’in de diÄŸer ülkeler tarafından örnek alınan uygulamalar olduÄŸunu anlattı.

Kadına ÅŸiddet konusuna siyaset üstü baktıklarını belirten GöktaÅŸ, bir tek kadının saçına zarar gelmesine ve bir kadının “gidecek yerim yok” demesine asla tahammül etmediklerini vurguladı.

ALO 183 ÅŸiddetle mücadele hattının kadınlara 7 gün 24 saat destek olduÄŸunu, buranın etkisini artırmak amacıyla 112 acil çaÄŸrı merkeziyle uyumlu hale getirildiÄŸini bildiren GöktaÅŸ, “418 sosyal hizmet merkezimiz ve 309 sosyal hizmet merkezi irtibat noktalarımızla da kadına karşı ÅŸiddet irtibat noktaları oluÅŸturduk. Bizler bu vakaları sıfırlayana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

“Åžiddeti reyting skalasından çıkarırsanız yayınlar çok daha farklı olur”

Bakan Göktaş, televizyonlarda kadını metalaştıran, kadına şiddeti normalleştiren yayınlardan oldukça rahatsız olduklarını belirtti.

Bu konuda RTÜK işbirliğiyle birçok kez yapımcılar, dizi yapımcıları, sosyal medya içerik üreticileri ve sosyal medya platformlarıyla bir araya geldiklerini söyleyen Göktaş, şunları ifade etti:

“Sonuç itibarıyla ÅŸiddeti televizyonda görmek hem çocuklarımıza zarar veriyor hem de ÅŸiddeti bir ÅŸekilde normalleÅŸtirdiÄŸini çok net bir ÅŸekilde söyleyebilirim. Biz ÅŸiddeti normalleÅŸtiren, kadını metalaÅŸtıran içerikleri televizyonda görmek istemiyoruz. Åžiddeti reyting skalasından çıkarırsanız yayınlar çok daha farklı olur. Artık aileler bize diyor ki ‘biz çocuklarımızla seyredebilecek içerik bulamıyoruz, film bulamıyoruz. İster istemez zararlı bir ÅŸeyle karşılaÅŸabiliyoruz, kadına veya çocuÄŸa ÅŸiddet içeriyor’. Gerçekleri yansıtmanın farklı yolları olabilir. Ancak burada kadını deÄŸersizleÅŸtiren yapımların oluÅŸması ve bunun üzerinden bir reyting saÄŸlanmasını doÄŸru bulmuyorum. Sizler vesilesiyle de bu konuda yapımcılarımıza tekrar sesleniyorum.”

“2024’te Türkiye Aile Destek Programı ile 46,5 milyar lira destek saÄŸlandı”

Sosyal yardımları kimseyi geride bırakmama anlayışıyla yürüttüklerini söyleyen GöktaÅŸ, devletin “ÅŸefkat elini” ayrım gözetmeksizin herkese ulaÅŸtırdıklarını bildirdi.

GöktaÅŸ, bu yıl Türkiye Aile Destek Programı ile 46,5 milyar lira destek saÄŸladıklarını belirterek, bu programın ilk baÅŸta pandemi sonrası bir yıl süre ile hayata geçirildiÄŸini ancak CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın programı KahramanmaraÅŸ merkezli depremlerden sonra bir yıl uzattığını anımsattı.

Ocak ayının sonunda Türkiye Aile Destek Programı’nın tamamlanacağının altını çizen GöktaÅŸ, bugüne kadar program kapsamında 106,8 milyar lira destek saÄŸladıklarını kaydetti.

Sosyal yardımların faydalanıcılarının yüzde 82’sinin çalışamayacak durumda olan engelli, yaÅŸlı ve çocuklardan oluÅŸtuÄŸuna dikkati çeken GöktaÅŸ, “Ancak buna raÄŸmen çalışabilir durumda olan vatandaÅŸlarımıza yönelik de biz sosyal yardım istihdam baÄŸlantısını da güçlendiriyoruz.” dedi.

70 bin 878 engelli kamuda istihdam edildi

Bakan GöktaÅŸ, engelli vatandaÅŸların tam ve eÅŸit katılımlarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini, 2023-2025 yılını kapsayan Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nı hayata geçirdiklerini hatırlattı.

2002’den bugüne kamuda engelli istihdamını CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın önderliÄŸinde 12 kat artırdıklarını belirten GöktaÅŸ, 70 bin 878 engellinin kamuda istihdamını saÄŸladıklarını ve kamudaki yüzde 3’lük kotanın tamamının dolduÄŸunu ifade etti.

İlerleyen günlerde tekrar engelli ataması gerçekleştireceklerini anlatan Göktaş, şunları söyledi:

“Bakanlık olarak gerçekten engellilere yönelik çok önemli çalışmalarımız var. 423 kamu, özel bakım ve rehabilitasyon merkezimizde 37 bin engelli vatandaşımıza hizmet saÄŸlıyoruz. 137 gündüzlü bakım ve rehabilitasyon merkezimizde de engelli kardeÅŸlerimize destek oluyoruz. Bu ay yine 190 kapasiteli 2 engelsiz yaÅŸam merkezi hayata geçirdik. Önümüzdeki yıl da farklı yerlerde benzer ÅŸekilde çalışmalarımızı sürdüreceÄŸiz. Evinde ağır engellisine, tam bağımlı engellisine bakan ailelere 544 bin 142 engelli vatandaşımız için aylık 9 bin 77 lira destek saÄŸlıyoruz. Evde bakım yardım alan engellere yönelik farklı destek projelerimiz de var. Ayrıca bizim ulusal vefa programımız var. İhtiyaç sahibi ailelere gidip evlerinde ihtiyaçlarını yerinde karşılıyoruz. Bu konuda da gerçekten çok önemli, çok güzel adımlar ve çalışmalar yürütüyoruz.”

“170 bin 270 ailemize sosyoekonomik destek saÄŸlıyoruz”

Bakan Göktaş, aileye odaklı çocuk koruma politikaları kapsamında evlat edinme, koruyucu aile, dezavantajlı çocukların ailelerinin yanında desteklenebilmesi için verilen set hizmetlerine ilişkin, şunları kaydetti:

“Biz çocuklara yönelik hayata geçirdiÄŸimiz her projede çocuÄŸun üstün yararını gözetiyoruz. En büyük önceliÄŸimiz saÄŸlıklı, güvenli, geleceÄŸe özgüvenle bakan çocuklarımıza bir gelecek saÄŸlamak. Dört çeÅŸit bizim korunma modellerimiz buluyor. Sosyoekonomik destek dediÄŸimiz dezavantajlı çocukların ailelerin yanında bakımını sunmak. Bu konuda 170 bin 270 ailemize sosyoekonomik destek saÄŸlıyoruz ve ailelerine her ay 1 milyar lira kaynak aktarıyoruz.”

Bakanlık olarak çok büyük bir dönüşüm gerçekleÅŸtirdiklerini, koÄŸuÅŸ tipi modelden ev tipi modele geçtiklerini ve bu konuda uluslararası kuruluÅŸların dahi hayranlıkla çalışmalarını takip ettiÄŸini belirten GöktaÅŸ, “Aile tipi modelde çocuklarımız aile ortamında büyüyor. 1366 çocuk evi ve çocuk evleri sitesinde 14 bin 565 çocuÄŸumuza 81 ilimizde hizmet veriyoruz. Bu yıl Ordu, Hatay ve Mersin’de bir yeni çocuk evi sitesi açacağız. Kayseri’de de bir ihtisaslaÅŸmış çocuk evi sitesi açacağız.” ifadelerini kullandı.

Göktaş, devlet koruması altındaki çocuklardan üniversiteye yerleşen sayısının geçen yıla oranla yüzde 30 arttığına dikkati çekerek, bu sene 421 çocuğun üniversitelere yerleştiğini söyledi.

“Koruyucu aile modelimiz hem ülkemizde hem de dünyada büyük takdir görüyor”

Koruyucu aile modelini çok önemsediklerine vurgu yapan GöktaÅŸ, “SaygıdeÄŸer Emine ErdoÄŸan hanımefendinin himayelerinde yürüttüğümüz koruyucu aile modelimiz hem ülkemizde hem de dünyada büyük takdir görüyor. UNICEF’in takdir ettiÄŸi ve iyi uygulama örneÄŸi olarak gösterdiÄŸi koruyucu aile modelimizi geçtiÄŸimiz 79’uncu BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu’nda da bir yan etkinlikle dünyaya tanıttık.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

GöktaÅŸ, koruyucu aile modelinde, aile yanında bakılan çocuk sayısının ÅŸu anda 10 bin 374’e ulaÅŸtığını ve bunu yaygınlaÅŸtırmayı hedeflediklerini belirterek, “Bizim çalışmamızı hem Azerbaycan hem de Özbekistan’ın birebir uygulamaya aldığını söylemek istiyorum. DiÄŸer ülkelerden de bu bakım hizmet oldukça modelimize ilgi var. En sonuncusunda da evlat edilme hizmetimizden de faydalanan çocuk sayımız 21 bin 116.” dedi.

Koruyucu aile sayısının 2002’de 505 olduÄŸunu, 2012’de CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın eÅŸi Emine ErdoÄŸan’ın himayelerine alındıktan sonra bu konuda farkındalığın arttığına dikkati çeken GöktaÅŸ, ÅŸunları anlattı:

“Aileleri bizzat ziyaret ediyoruz. İhtiyaçlarının yerinde karşılıyoruz. Ayrıca bu sene yeni gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz model profesyonel koruyucu aile sistemimiz. Bu da gerçekten çok önemli. Çünkü bazı ailelerimiz var, gerçekten ben onlara teÅŸekkür ediyorum. Onlar gönlünde taşıyor çocuklarını ve bazı milletvekillerimiz aynı ÅŸekilde çok severek çok özenerek koruyucu aile oldular. Ben bir kez daha bütün koruyucu ailelerimize bu minvalde teÅŸekkür ediyorum. Hakikaten bu hizmetin de artarak devam etmesini arzuluyorum.”

Suriye’deki yeni yönetimle çalışmalar

GöktaÅŸ, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak Suriye’deki yeni dönemde gerçekleÅŸtirilecek çalışmalara iliÅŸkin, “Suriye Görev Gücü’nde zaten bizim 5 tane sosyal hizmet merkezimiz var. Halihazırda toplum destek merkezlerimizi hayata geçirmiÅŸtik. Bu çalışmalarımızı Suriye’nin diÄŸer illerine de yaygınlaÅŸtırabiliriz.” dedi.

Özellikle kadınlar ve çocukların travmalarını yenmeye yönelik psikososyal destek tecrübesini de Suriyelilere aktarabileceklerini iÅŸaret eden GöktaÅŸ, “Biliyorsunuz iÅŸkencelerin yaÅŸandığı hapishanede çok fazla çocuk ve kadın var. Onların bir an önce travmalarını atlatmaları ve hayatlarını normale dönüştürmeleri yönelik çalışmalar yürütmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

GöktaÅŸ, Suriye’deki yeni yönetimde kadın ve çocuklardan sorumlu bir yetkili ataması yapıldığını hatırlatarak, “Onunla beraber de umarım önümüzdeki dönemde bizler de kendi tecrübelerimizi sahaya aktarmak, kadınlar ve çocukların topluma tekrar kazandırılması ve aynı zamanda Suriye’nin yeniden inÅŸa sürecinde kadınların da aktif rol almasına yönelik çalışmalar yürütmek istiyoruz. Çocukları yeniden eÄŸitim hayatına kazandırmaya yönelik bizim de çalışmalarımız var.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Sıla bebek ve Narin Güran cinayetlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Göktaş, şunları anlattı:

“Bu husus hepimizi derinden yaraladı ve bu hususun tekrarlanmaması için tabii hepimizin toplum üzerine çok büyük görevler düşüyor. Burada vaka olduÄŸu andan itibaren Bakanlık olarak davaya anında müdahil olduk, soruÅŸturmalarımızı tüm aÅŸamalarıyla gerçekleÅŸtirdik. Zaten sosyal risk haritamızı oluÅŸturma amaçlarımızdan bir tanesi de bu tür vakaları oluÅŸmadan önleyebilmek. Dolayısıyla bizim de kendi Bakanlığımız bünyesinde çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi geliÅŸtirmeye yönelik adımlar atıyoruz. Ancak bu davaların da bir an önce sonuçlanması ve faillerin bir an önce en ağır cezayı almasına yönelik de her türlü duruÅŸmayı takip edeceÄŸimizi ifade etmek istiyorum. Onlar bizim çocuklarımız, Türkiye’nin evlatları ve onların hakkını korumak da bize düşüyor.”

Kaynak: AA