Dışişleri Bakanı Fidan: Bölgedeki bütün gelişmelerin yakından takipçisiyiz

Dışişleri Bakanı Fidan Bölgedeki bütün gelişmelerin yakından takipçisiyiz

Dışişleri Bakanı Fidan Bölgedeki bütün gelişmelerin yakından takipçisiyiz

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, “Bölgedeki bütün geliÅŸmelerin hem yakından takipçisiyiz hem de içinde oluyoruz. ÇoÄŸu zaman arabulucu olarak.” dedi.

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD arasında bir anlaÅŸma yapılması gerektiÄŸini belirterek, “Åžu anda bir sessizlik süreci var. Ama bunu daha kalıcı hale getirmek için İran’la Amerika arasında bir anlaÅŸmanın yapılması gerekiyor. Bu noktada bizim gördüğümüz her iki tarafın da tekrar masaya oturup müzakereye girme yönünde bir iradesi var. Avrupalıların da İranlılarla götürmek istediÄŸi bir süreç var.” dedi.

Fidan, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Lahey’deki NATO Zirvesi’nde CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan ile ABD BaÅŸkanı Donald Trump arasındaki görüşmenin daha önce planlandığını ifade eden Fidan, görüşmede bölgesel konular baÅŸta olmak üzere Gazze, Rusya-Ukrayna ve İran’da yaÅŸananların gündeme geldiÄŸini ifade etti.

Fidan, görüşmenin oldukça yapıcı ve iyi geçtiğini söyledi.

ABD BaÅŸkanı Trump’ın NATO üyelerinin savunma harcamalarının yeterli olmadığı yönünde verdiÄŸi mesajın Avrupalı liderler tarafından alındığını aktaran Fidan, NATO üyelerinin gelecekteki 10 yıl içerisinde savunma harcamalarını iki ayrı kalemde yüzde 5’e çıkarma konusunda bir fikir birliÄŸine ulaÅŸtığını dile getirdi.

Bakan Fidan, zirvede CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın mevkidaÅŸlarıyla ikili görüşmeler yaptığını anlattı.

Gelecek yıl NATO zirvesinin Türkiye’de yapılmasına iliÅŸkin soru üzerine Fidan, zirvenin en son 2004’te Türkiye’de yapıldığını hatırlatarak, “Åžimdi 2026 yılına, geçen sene biliyorsunuz biz talip olmuÅŸtuk o kabul gördü, İstanbul’a ev sahipliÄŸi. İstanbul mu Ankara mı konusunda CumhurbaÅŸkanı’mız ÅŸu anda bu konuyu düşünüyor, istiÅŸare ediyor. Burada iki tane ayrı görüş var ÅŸu anda. Kendileri karar verecekler.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in, İran’a ÅŸiddetli saldırılarıyla baÅŸlayan çatışma sürecine iliÅŸkin soru üzerine Fidan, “Biliyorsunuz bölgedeki bütün geliÅŸmelerin hem yakından takipçisiyiz hem de içinde oluyoruz. ÇoÄŸu zaman arabulucu olarak. Çünkü bölgemizde savaÅŸların çıkmaması, var olanların son bulması hem bizim menfaatimize hem de bölgemizin menfaatine.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Gazzeye yönelik saldırıların ilk haftasında “İran ve İsrail arasında bir savaşın gelmekte olduÄŸunu” söylediÄŸini hatırlatarak, “İsrail’in İran’a saldırması, İran’ı meÅŸru müdafaa yapan bir pozisyona itti ve ortaya çıktı ki aslında İsrail öyle iddia ettiÄŸi kadar İran’ın nükleer kabiliyetlerini yok edecek güçlü bir ülke deÄŸil. Sadece onunla olan hesaplaÅŸmasını ortaya koydu. Burada tabii (İsrail BaÅŸbakanı Binyamin) Netanyahu’nun kendi iç siyasete yönelik siyasal hesaplamaları da var. Aslında maalesef iç siyasetin uluslararası politikada ne kadar fazla rol oynadığını burada yine gördük.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Tüm dünyanın, “kendi ikbali için bölgeyi ateÅŸe atmaktan çekinmeyen bir politik zihnin orada olduÄŸunu” gördüğünü kaydeden Fidan, başından beri yoÄŸun diplomasi yürüttüklerini kaydetti.

“Bölgenin teyakkuzda olması gerekiyor”

Fidan, “12 günde bu savaÅŸ ÅŸimdilik noktalandı ama nükleer kapasitenin ortadan kaldırıldığı varsayımından hareketle sonuçlanan bir ateÅŸkes var. AteÅŸkesin bozulması, daha sonra tekrar karşılıklı saldırıların baÅŸlaması ihtimaline karşı aslında bölgenin teyakkuzda olması gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

Bunun sadece iki ülkeye deÄŸil, bölgeye de çok büyük maliyet üreten bir savaÅŸ olduÄŸunu vurgulayan Fidan, “Malumunuz iki ülke arasında 1000 kilometreden fazla bir mesafe var, sınır yok. Dolayısıyla sınır aÅŸan, farklı ülkeleri de içine alan bir savaÅŸ. Åžu anda bir sessizlik süreci var ama bunu daha kalıcı hale getirmek için İran’la Amerika arasında bir anlaÅŸmanın yapılması gerekiyor. Bu noktada bizim gördüğümüz her iki tarafın da tekrar masaya oturup müzakereye girme yönünde bir iradesi var. Avrupalıların da İranlılarla götürmek istediÄŸi bir süreç var.” diye konuÅŸtu.

“Nükleer tesislerin büyük ölçüde hasar aldığı aÅŸikar”

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, “İran artık uranyum zenginleÅŸtirme noktasında duracak mı? Ya da kapasitesi yok edildi mi?” sorusuna yanıtında, nükleer meselenin İsrail ile İran arasında yaÅŸanan sürecin yalnızca bir boyutunu oluÅŸturduÄŸunu, bunun dışında baÅŸka unsurların da bulunduÄŸunu ifade ederek, “Amerika’nın gerçekleÅŸtirdiÄŸi askeri operasyon sonucunda, İran’daki nükleer tesislerin büyük ölçüde hasar aldığı ve kullanılamaz hale geldiÄŸi aÅŸikar.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Nükleer programın birçok bileÅŸeninin olduÄŸunu, tesisler kısmına büyük zarar verildiÄŸini kaydeden Fidan, “Burada açıkçası artık çok ciddi bir nükleer programa indirilmiÅŸ darbeden söz edebiliriz.” dedi.

Fidan, “Önümüzdeki en büyük meydan okuma müzakerelerde. Açıkça söylemek gerekirse, İran masaya oturduÄŸu zaman Amerikalılar sadece nükleer meselesiyle mi gelecekler karşılarına, yoksa baÅŸka dosyaları da getirecekler mi? BaÅŸka dosyaları getirirlerse İranlıların ben bu dosyaları konuÅŸacağını düşünmüyorum açıkçası. Ama nükleer konularda, (eski ABD BaÅŸkanı Barack) Obama döneminde var olan mutabakat gibi bir müzakerenin, bir anlayış birliÄŸine yönelik bir çabanın olacağını açıkçası düşünüyorum. Ama topyekun teslimiyet anlamına gelecek, nükleer dışındaki yeteneklerin de ortadan kaldırmasını talep edecek tekliflere an itibarıyla 12 günlük savaÅŸtan sonraki ÅŸu deÄŸerlendirme itibarıyla sıcak bakılacağını düşünmüyorum.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“(ABD-İran) UzlaÅŸma ihtimali var”

Nükleer programla ilgili müzakere masasının tekrar kurulup kurulmayacağı ve kurulursa Türkiye’nin burada arabulucu rolünün olup olmayacağının sorulması üzerine Fidan, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın her zaman üzerlerine düşen her türlü rolü oynamaya hazır olduklarını söylediÄŸini hatırlattı.

Fidan, “Ama ÅŸu anda Umman’da son birkaç yıldır baÅŸlatılmış sürecin tekrar aktive edileceÄŸine iliÅŸkin bir ön duyum var. Belki onu denemek isteyecekler tekrar. Nükleerde bir anlaÅŸmaya varabileceklerini düşünüyorum açıkçası.” ifadelerini kullandı.

Sunucunun “Amerika ve İran için mi söylüyorsunuz bunu?” sorusu üzerine Fidan, “Evet, yani bir yerde buluÅŸabilirler. Çünkü konu zenginleÅŸtirmenin tabiatıyla alakalı bir konu.” dedi.

Fidan, şöyle devam etti:

“DediÄŸim gibi burada bir uzlaÅŸma ihtimali var. Özellikle son nükleer tesislere yönelik saldırıdan sonra. Ama tabii, ben iki ülke adına da konuÅŸamam. İki ülke yetkilileriyle konuÅŸurken onlara tavsiye ettiÄŸim, ortada buluÅŸmalarını saÄŸlayan bazı fikirlerim de oldu açıkçası. Çünkü baÅŸlangıç pozisyonları aynı Rusya-Ukrayna Savaşı’nda olduÄŸu gibi yani çok farklı. Bunları ortada buluÅŸturacak, biraz da zamana yayacak bazı yaratıcı fikirlere ihtiyaç oluyor. Onları gündeme getiriyoruz taraflara. Bir kısmının kabul gördüğünü ve hemen devreye sokulduÄŸunu da aslında gördük. BaÅŸka aktörler de çünkü onlara da söylüyoruz, onlar da gündeme getiriyorlar.

Åžimdi temel mesele, Amerikalıların baÅŸlangıç pozisyonu İran’daki hiçbir zenginleÅŸtirme iÅŸleminin olmaması. İranlılar da barışçı nükleer zenginleÅŸtirmenin yani uluslararası hukuktan doÄŸan, anlaÅŸmalardan doÄŸan bir hak olduÄŸunu ileri sürüyorlar. Onlar nükleer anlaÅŸma, NPT’ye taraftarlar biliyorsunuz. Dolayısıyla burada özellikle son saldırıdan sonra baÅŸka bir ifade ile bir anlaÅŸmaya gidebilirler umudundayım. Ama hem iki tarafta da iyi niyete ihtiyaç var.”

Bakan Fidan, 2008-2010 yıllarında Türkiye adına guvernör olarak görev yaptığı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) güvenilirliğine ilişkin soruya da yanıt verdi.

UAEA’nın kurulma sebebinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme AntlaÅŸması olduÄŸunu belirten Fidan, söz konusu anlaÅŸmanın “5 ülke (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) meÅŸru yoldan nükleer silah sahibidir. Geri kalan ülkeler bu anlaÅŸmaya taraf olduÄŸu zaman nükleer silah sahibi olamazlar.” maddesini hatırlattı.

Fidan, ayrıca anlaÅŸmanın, “bu beÅŸ ülke zaman içerisinde nükleer silahlardan vazgeçme yolunda adım atacakları ve aynı zamanda imkanı olmayan, teknolojisi olmayan ülkelere de barışçıl nükleer enerji sahibi olmalarında yardımcı olacaklarına” iliÅŸkin maddelerini hatırlatarak, “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme AntlaÅŸması gerçekten çok önemli bir uluslararası güvenlik anlaÅŸması esas itibariyle uluslararası barışa ve güvenlik dengelerine hizmet etmek için ortaya konmuÅŸ bir anlaÅŸma. Ama antlaÅŸmanın üç ayağından sadece birinin devam ettiÄŸini, iki ayağının hiçbir zaman için hayata geçmediÄŸini söylüyoruz.” dedi.

Bu durumun beraberinde bazı itiraz ve problemleri getirdiÄŸine deÄŸinen Fidan, “Bir de üye olmayan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaları meselesi var. Bu dengeyi daha da bozuyor. Üye olan ülkelerin esas itibariyle üye olmayan ülkelere askeri stratejide dolaylı bir açıdan ve doÄŸrudan üstünlük kurduÄŸuna iliÅŸkinde çok net bir manzara ortaya çıkıyor.” diye konuÅŸtu.

Fidan, yıllar önce İran’daki nükleer kaynaklarla ilgili yapılan bir oylama sonucunda yaptırım kararları alındığına dikkati çekerek, “Bir de şöyle bir denge var, daimi 5 üye bunların hepsi nükleer silah sahibi ülkeler bunların mevcut konjonktürde hiçbir konuda anlaÅŸması mümkün deÄŸil. Yani beÅŸinin aynı anda bir araya gelip bir konuda yani gerçekten jeostratejik önemi olan bir konuda karar almaları ÅŸu anda çok zor. Ama altıncı bir ülkeyi nükleer silah sahibi yapmama konusunda hemfikirdirler. Ama sayı 4’e düşürelim, 3’e düşürelim, 2’ye düşürelim, öyle bir çaba yok. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor günün sonunda.” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, UAEA’nın sisteminin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

ABD DışiÅŸleri Bakanı Rubio’dan Fidan’a telefon

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’in İran’a saldırdığı gece ABD’li mevkidaşı Marco Rubio’dan telefon aldığı iddiasına iliÅŸkin soruya, “böyle bir görüşmenin gerçekleÅŸtiÄŸini” bildirdi.

ABD’nin “esas itibarıyla bir saldırı olması durumunda bu saldırıda görev almadıkları için, herhangi bir rollerinin olmadığı için İranlıların kendilerine saldırmamasını, saldırırlarsa buna da çok sert mukabele edeceklerini” ilettiÄŸini söyleyen Fidan, ayrıca “bölgede bulunan Amerikan varlığının güvenliÄŸinden de bu noktada endiÅŸe ettiklerine dair bazı konuları” belirttiklerini ifade etti.

Fidan, bunun üzerine İranlılarla iletiÅŸime geçtiklerini, “saldırı durumunda ABD’nin bir rolünün olmadığını, dolayısıyla ABD’nin onları savaşın içine çekecek bir müdahalede bulunmalarını istemediklerini arabulucu rolüyle” ilettiklerini anlattı.

Bakan Fidan, ayrıca Türkiye açısından olayı takip etmek için ilgili muhataplarla da görüşüldüğüne değindi.

Fidan, ABD BaÅŸkanı Donald Trump ve İran CumhurbaÅŸkanı Mesud PezeÅŸkiyan’ın Türkiye’de bir araya gelmesine yönelik iddialara iliÅŸkin, “Åžunu söyleyeyim CumhurbaÅŸkanımızın (Recep Tayyip ErdoÄŸan) liderliÄŸine olan güvenden dolayı olabilecek en ileri teklifler, durumlar gündeme geldi ama ben onlarla ilgili bir yorum yapmayayım.” dedi.

İsrail’in İran’a saldırılarının ardından ABD’nin olaya dahil olup olmayacağına iliÅŸkin ve 21 Haziran’da İran DışiÅŸleri Bakanı Abbas Erakçi’nin konuya iliÅŸkin ilk açıklamayı Türkiye’de yapmasına yönelik soruya yanıt veren Fidan, ÅŸunları kaydetti:

“Cumartesi günü İranlı meslektaşımızla görüştüğümüzde Amerikalılar savaÅŸta deÄŸildi. Daha doÄŸrusu Amerikalıların, İsraillilerin yaptığı gibi topyekun bir savaÅŸa girme niyetinde olduÄŸuna iliÅŸkin bir talepleri de olmadı. Nükleer tesislere iliÅŸkin bir konu vardı. Mevcut olan düşünce ÅŸu, İsrailliler bu tesisler ve tesislerden kaynaklanan tehdidi yok etmek için sürekli bir hareketlilik içinde, İranlılar da onların canını yakıyorlar. Onlar daha sonra da baÅŸka hedefleri vurmaya baÅŸlıyorlar ve bu savaÅŸ daha uzatıcı, daha yıpratıcı ve daha yaygınlaşır bir duruma dönecek. Yani bir bakıma nükleer tesisler ortadan kalkarsa belki bu konuda bir yavaÅŸlama olur düşüncesi eyleme geçiren ana düşünce oldu gibi. Åžimdi tabii ki ama ister nükleer tesisi vursun ister bir yeri vursun aktif olarak tabii ki bir savaÅŸ konusudur.”

Bakan Fidan, “Amerikalılar tabi bu operasyonu yaparken anlaşılan o ki uygun aktörlerle bir iletiÅŸimde bulunuyorlar. ‘Bizim amacımız bu, baÅŸka bir ÅŸeye müdahale etmeyeceÄŸiz’ diyorlar. Ben cumartesi günü İranlı meslektaşımla konuÅŸurken B52’ler havalanmıştı ABD’den.” diye konuÅŸtu.

Sunucuların, “(Erakçi) Biliyor muydu bunu, bilgi dahilinde mi?” ÅŸeklindeki sorularını yanıtlayan Fidan, “(İranlılar için) Onlara geliyor diye deÄŸil. Yok yok. Sadece B52’lerin havada o yöne doÄŸru gittiÄŸini söyledik. B52’ler bölgeye neden gelir? Böyle bir ÅŸey olma ihtimali üzerinde konuÅŸtuk.” ifadelerini kullandı.

Fidan, 21 Haziran’ı 22’sine baÄŸlayan gece İran’da üç nükleer tesisin bombalandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Ertesi gün konuÅŸurken İranlı meslektaşımızla bizim yine temel tavsiyemiz tabi geçmiÅŸ olsun dedikten sonra Amerikalıların niyetinin ne olduÄŸunu ilk önce bir anlamak gerekiyor. Topyekun bir imha edici savaÅŸa mı girmek, yoksa sadece nükleer tesislerle mi sınırlı kalan faaliyet. Görünen o ki nükleer tesislerle sınırlı. Onların sınırlı faaliyetine İran stratejisinde bu vardır, daha önce de ortaya çıktı. Yaptığımız görüşmede ÅŸunu gördüm ben, o da o mesajı verdi; ‘Bu sınırlı faaliyet böyle kalırsa bizim cevabımız da sınırlı olur. Bu önemli bir mesajdı. Biz bu mesajı ilettik. Tabi İran kendi içerisinde bunu tartıştı. Bir noktaya geldi. Ve daha sonra Sayın Trump’ın kendi paylaşımından (X sosyal medya hesabı) en üst ağızda ifade ettiÄŸi gibi yine bir karşılıklı haberleÅŸmeyle, mutabık kalmayla ‘sen benim buramı vurdun, ben de senin buranı vuracağım ama burayla sınırlı kalacağım’ meselesi oldu. Bunu biz aslında 2020 yılında Kudüs güçleri komutanı Kasım Süleymani suikaste kurban gittiÄŸinde de görmüştük. Orada da misilleme yapılırken buna benzer bir ön anlayış birliÄŸine ulaşılarak gitti ki daha yüksek yaygınlaÅŸma, eskalasyon vuku bulmasın. Bu da aslında ÅŸu anda savaÅŸ tarihinde ender rastlanacak durumlardan biri.”

“Karanlık bir dünyada çok ağır savaÅŸlar oluyor”

“Diplomasi içerisinde ülkeler bu tip durumlarda bilgi verir ya da haber verir mi? Alışık olunan bir durum mu? Yoksa alışılmadık bir süreci mi yaÅŸadık karşılıklı?” sorusu üzerine Fidan, ÅŸunları söyledi:

“Bakın şöyle, savaÅŸa girdiÄŸiniz zaman zaten esas olan haber vermemektir. Sürpriz etkisini kullanmaktır. Åžimdi haber vererek bir ÅŸey yapıyorsanız ÅŸunu söylüyorsunuz iki taraflı da ben seninle savaÅŸmak istemiyorum ama ÅŸartlar beni ÅŸu hareketi ÅŸu miktar yapmaya zorluyor. Sen bunu anla. Buna cevap verme. Verirsen de ona göre ver. Bu yeni diyorum ben.”

Fidan, Türkiye’nin istihbarat açısından nasıl durumda olduÄŸuna iliÅŸkin soruya yanıtında, Türkiye’nin bu konuda ciddi kapasite geliÅŸtirdiÄŸini vurguladı.

Başka ülkelere ait casus ağlarını ortaya çıkarttıklarını kaydeden Fidan, bunun kesintisiz bir çaba ve operasyonel yoğunlaşma istediğini belirtti.

Fidan, istihbarat dünyasında “çok ciddi kavgaların çok sessiz yapıldığını” belirterek, “İnsanlar kendi normal hayatlarına devam ederken aslında karanlık bir dünyada çok ağır savaÅŸlar oluyor. Burası çok önemli bir alan. Biz bu son olayda da İsrail’in İran üzerinde bunu çok ciddi kullandığını gördük. İsrail’in İran’da casus ÅŸebekelerini, networklerini oluÅŸturduÄŸu yıllardır bilinen bir olay. Esas itibariyle İranlılar da bundan defaatle sıkıntı çektiler. Ama görünen o ki tabi son suikastlar, son olaylar, son dron saldırıları da gösterdi ki çaba yeterli olmamış.” diye konuÅŸtu.

Türkiye’yi korumak için canla baÅŸla çalışan güvenlik güçlerinin olduÄŸunu vurgulayan Fidan, “Ülkemizi hem aklımızla hem yüreÄŸimizle savunuyoruz. Ölümden korkmuyoruz zaten. Yani orada bizi korkutacak bir ÅŸey de yok. Biz haklı olduÄŸumuzu da biliyoruz ama dediÄŸim gibi bizim için önemli olan profesyonel bir ÅŸekilde tehditleri iyi analiz ederek rasyonel bir diyalog kurarak diÄŸer aktörlerle konuyu yönetmek. Onda da gereken bütün konular yapılıyor. Ama en kötü senaryoya göre de hazırlıklı olmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“(Rusya-Ukrayna görüşmeleri) Biz ev sahipliÄŸi yapmaya hazırız”

Fidan, Rusya ve Ukrayna taraflarının İstanbul’da tekrar bir araya gelip gelmeyeceÄŸine yönelik soruya yanıtında, Rusya-Ukrayna tarafları arasında birinci turda alınan kararların uygulanmasının önemli olduÄŸunu söyledi.

Bakan Fidan, “Her iki tarafta birbirine olan sözü bir ÅŸekilde tuttuÄŸu sürece üçüncü tura geçme konusunda bir irade olabileceÄŸini görüyoruz. Ruslar bu konuda bir ön beyanda da bulundular. Biz ev sahipliÄŸi yapmaya hazırız. KolaylaÅŸtırıcı rolümüzü oynamaya hazırız. Yeter ki savaşın durmasına katkımız olsun veya savaÅŸta çekilen acıları bir nebze bu esir deÄŸiÅŸimi olduÄŸu gibi, naaÅŸ deÄŸiÅŸimi olduÄŸu gibi, yaralı ve çocuk deÄŸiÅŸimi olduÄŸu gibi bir nebze o acıları dindirelim.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Rusya’nın İstanbul’da yeni tur görüşmelere hazır oldukları yönündeki açıklamanın ardından Ukrayna’nın yanıtının ne olacağının sorulması üzerine Fidan, tarafların bir önceki toplantıda birbirlerine pozisyonlarını bildirdiÄŸini bir sonraki görüşmede bunların konuÅŸulacağını söyledi.

Fidan, tarafların ateşkes konusundaki tutumlarını ve şartlarını halihazırda birbirlerine resmi olarak ilettiklerini, ancak meselenin birkaç görüşmeyle çözülebilecek basitlikte olmadığını ifade etti.

Bakan Fidan, “En önemlisi bu kadar yoÄŸun devam eden, karşılıklı nefretin, yok edilme hissinin bu kadar yüksek olduÄŸu bir yerde, arka arkaya içerikli, sonuç üretebilen bir toplantı yapabilmek, buna ev sahipliÄŸi yapabilmek, bunları yönetebilmek gerçekten yani Türkiye’nin, CumhurbaÅŸkanımızın bir önemli bir diplomatik liderlik alanı.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“İnsanların hakikatle buluÅŸması için, zulme karşı durması için illa bu kadar zulmün gözümüzün önünde oluyor olmasına gerek yok”

Fidan, Gazze’deki insani durumun katlanılamaz boyutta olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Yardım kuyruÄŸunda bekleyen insanlar, her gün ortalama ellinin üstünde minimum insan ÅŸehit ediliyor. Bu bilerek, isteyerek yapılan bir uygulama.” dedi.

21-22 Haziran’da İstanbul’da yapılan İslam İşbirliÄŸi Toplantısı (İİT) DışiÅŸleri Bakanları Konseyi (DBK) 51. Oturumu’nda da Gazze meselesinin ele alındığını söyleyen Fidan, “Herkes ÅŸu anda özellikle Avrupa BirliÄŸi (AB) artık kendini tamamıyla İsrail’in politikalarından uzaklaÅŸtırmak için bir dil geliÅŸtiriyor. Günün sonunda Amerikalıların yürüttüğü Hamas’la müzakere süreci de masada, o da devam ediyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, ÅŸu anda birkaç maddenin müzakere edildiÄŸini ve bu konularda uzlaÅŸma saÄŸlanması halinde belli bir süreliÄŸine ateÅŸkes uygulanabileceÄŸine dair bir yaklaşım olduÄŸunu belirterek, “Aslında müzakere yürütülüyor olması bir yandan olumlu; ancak diÄŸer yandan sahada yaÅŸanan zulme sessiz kalınması, bu süreci yumuÅŸatıcı bir gerekçe gibi gösteriyor. Bu iki durumu birbirinden ayırmak, özellikle ÅŸehit edilen sivillerle ilgili tepkileri açıkça ortaya koymak gerekiyor. Uluslararası toplumda bu konuda artık ciddi bir farkındalık oluÅŸtu; herkes biliyor ki bu durum sürdürülebilir deÄŸil.” ifadelerini kullandı.

Gazze’de yaÅŸananların dünyayı etkilediÄŸini belirten Fidan, “Üzücü olan ÅŸu, insanların hakikatle buluÅŸması için, zulme karşı durması için illa bu kadar zulmün gözümüzün önünde oluyor olmasına gerek yok. Yani aslında biz ilkeli ve prensipli olabilirsek çok daha erkenden tavır konabilir birçok ÅŸeye. Ama insan fıtratı, olayın doÄŸasında da bu var. Zulüm arttıkça zulmü yapanların da baÅŸlarına belaların farklı ÅŸekilde geldiÄŸini görüyorsunuz. BaÅŸka coÄŸrafyalarda baÅŸka ÅŸeyleri tetikliyor. Elimizden geleni yapmaya devam edeceÄŸiz ama bu zulüm burada kalmayacak.” dedi.

Bakanı Hakan Fidan, 22 Haziran’da Şam’ın Duveyla Mahallesi’ndeki Mar İlyas Kilisesi’ne düzenlenen intihar saldırısı ve terör örgütü DEAŞ’ın saldırıyla bağlantısına ilişkin soruyu da yanıtladı.

Fidan, DEAÅž’ı “temeli itibariyle bir taÅŸeron örgüt”, saldırıyı ise büyük bir psikolojik harekatın parçası ÅŸeklinde tanımlayarak, “belli aktörlerin buradan harekete geçirilmesi amaçlanıyor, onu görüyoruz biz.” dedi.

Suriye’de BeÅŸÅŸar Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinden sonra Türkiye’nin, Lübnan, Irak, Ürdün ve Suriye ile bir toplantı yaptığını hatırlatan Fidan, şöyle devam etti:

“Tek bir ÅŸeyimiz vardı; DEAÅž’la ilgili bir harekat merkezinin bir an önce kurulması ve bu beÅŸ ülkenin harekete geçmesi. Çünkü bu yeni dönem ortaya çıkan zaafiyetten DEAÅž’ın istifade edeceÄŸini, DEAÅž’ın kendi böyle bir kararı olmasa da baÅŸka ülkeler ve unsurlar tarafından taÅŸere edilebileceÄŸine dair istihbaratın çok güçlü olmasına gerek yok. Bu bilinen bir vaka. Dolayısıyla bunu hemen önlemek için bir tedbirin alınması gerekiyordu. Bu noktada harekete geçtik. ama her aktör bizim kadar hızlı harekete geçmiyor.”

Fidan, provokasyonların devam edeceÄŸini söyleyerek, “Suriye’de halkın birliÄŸini, bütünlüğünü, huzurunu ve yaralarını sarma sürecini hedef alacak. Bu türden provokasyonlar olacak. Önemli olan yönetimin bu konuda hassas olması, bizimle iÅŸbirliÄŸine önem vermesi. Bu olacak bir müddet daha ve biz gerektiÄŸi gibi savaÅŸmaya devam edeceÄŸiz.” dedi.

“Gazze hiç gündemimizden düşmeyecek”

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, “Bir yerde kriz çıktı diye baÅŸka bir yerdeki dosya kapanmıyor” diyerek, Türkiye’nin dünya gündemindeki hiçbir konuyu unutmadığını vurguladı.

Suriye CumhurbaÅŸkanı Ahmed Åžara ile Åžam’daki Kasyun Dağı’nı ziyaretine iliÅŸkin çıkan görüntülere iliÅŸkin Fidan, Åžara ile tanışıklığının çok eskiye dayandığını belirterek, “Önemli olan oradan Åžam’a bakmak. Çünkü o Åžam’a bakarken de aslında kendisi sorumluluÄŸuna bakıyor. Üzerine düşen yüke bakıyor. Bir ülkenin geleceÄŸine iliÅŸkin oluÅŸan ağır bir yüke bakıyor. Yani onu konuÅŸtuk. Bir son deÄŸildi, bir baÅŸlangıçtı. Bu baÅŸlangıç devam ediyor. Åžam’ı yukarıdan görebileceÄŸiniz bir yer orası. Onun için gece vakti de oraya götürdü bizi. İyi bir sürpriz oldu.” dedi.

“Uluslararası sistemin nereye gittiÄŸini düşünüyorsunuz? Daha iyiye mi? Daha kötüye mi?” sorusu üzerine Fidan, uluslararası sistemin şüphesiz daha kötüye gittiÄŸini vurguladı.

Dışişleri Bakanı Fidan, mevcut uluslararası sistem kurulduğunda 55 ulus devlet aktörünün bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Tam da ÅŸu anda uluslararası sistemdeki ana çatışmanın olduÄŸu nokta bu: Saygı duyarak herkesin prensipte hareket ettiÄŸi bir dünyayı mı oluÅŸturalım? Yoksa gerçekten güçlünün hakim olduÄŸu ve güçlünün yeniden kural koyup, düzen koyup bunu diÄŸerlerine zorla kabul ettirdiÄŸi bir eksene mi gidelim? Bu yol ayrımındayız. Her ikisinin de olabilirliÄŸine iliÅŸkin emareler var ama ikincisine iliÅŸkin emare biraz daha fazla.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Bakan Fidan, gelecek günlerdeki programına iliÅŸkin soruya, “Önümüzdeki dönem gerçekten yine hareketli günler var. Gazze hiç gündemimizden düşmeyecek. İran-İsrail meselesini takip edeceÄŸiz. Suriye ile ilgili dosyalar devam ediyor. Rusya-Ukrayna ile ilgili muhtemelen bir tur daha olacak. Ona yönelik hazırlıklarımız devam ediyor.” ÅŸeklinde yanıt verdi.

Kaynak: AA