Çocukların ekranlarda maruz kaldığı LGBT tehdidine karşı ailelere çağrı
Çocukların ekranlarda maruz kaldığı LGBT tehdidine karşı ailelere çağrı
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Üner Karabıyık, “Özellikle çocukları ekranlarla baÅŸ baÅŸa bıraktığımızda onları bir manada yetim bırakıyoruz ve dijital dünyada pek çok tehlikeye, tehdide maruz kalıyorlar.” dedi.
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Üner Karabıyık, “Anneler ve babalar artık bu çaÄŸda evlat nöbetleri tutmak zorundalar. Çocuklarıyla daha fazla kaliteli zaman geçirmek zorundalar. Özellikle de çocukları ekranlarla baÅŸ baÅŸa bıraktığımızda onları bir manada yetim bırakıyoruz, dijital yetimler haline geliyor çocuklar ve o dijital dünyada pek çok tehlikeye, tehdide maruz kalıyorlar.” dedi.
LGBT propagandası ve dayatmasının anlatıldığı “GökkuÅŸağı FaÅŸizmi” isimli belgesel tabii dijital platformunda izleyiciyle buluÅŸurken, belgeselde yer alan kiÅŸi ve kurumlar LGBT destekçisi kimi kesimlerin hedefi oldu.
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Üner Karabıyık, bu duruma iliÅŸkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapım ekibinin kendileriyle temasa geçerek böyle bir projeleri olduÄŸunu söylediklerini, vakıf olarak yapılan çalışmalarla, ortaya çıkan müktesebatla, Yüksek İstiÅŸare Heyeti ve Bilim Kurulu’ndaki akademisyenlerin destekleriyle sürece katkı sunduklarını belirtti.

CinsizyetsizleÅŸtirme projelerini toplum geneline yaygınlaÅŸtırmak isteyenlerin çok temel bir taktik uyguladıklarını ifade eden Karabıyık, “Konuyu tamamen bireyselleÅŸtirip, LGBT bireylerle bizleri karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Biz de bunun farkındayız ve bu tuzaÄŸa düşmeyeceÄŸiz. Yaklaşık 6 yıldır bu konuları çalışıyoruz. Başından beri özellikle dikkat ettiÄŸimiz husus bu. Bunu niye yapıyorlar? Çünkü bireylerle bizi karşı karşıya getirdiklerinde, konuyu bireysel hak ve özgürlükler baÄŸlamında ele almaya dair bir kurguları var. Halbuki biz burada gençlerimizi hedef alan projeye, onun arkasındaki mekanizmaya özellikle dikkat çekip o yapıyla mücadele etme kararlılığındayız.”dedi.
Karabıyık, bunun küresel bir proje olarak gençleri hedef aldığını, maksadının da gençleri ailelerinden kopararak aile kurumunu zayıflatmak olduğunu kaydederek, şunları söyledi:
“Bizim son dönemde yayınladığımız bir rapor var, sosyokültürel terör. Sosyokültürel terörizm örneÄŸi olarak da LGBT aktivizmini ele alıyor bu raporumuz. ‘Bölücü terör örgütünün gençleri daÄŸa kaçırma mekanizması nasıl iÅŸliyor, LGBT aktivizmi gençlere nasıl el atıyor?’ Bu soruya cevap arıyor. Raporda ortaya konan bilimsel gerçek ÅŸu, bölücü terör örgütünün gençleri daÄŸa kaçırma metotlarıyla, LGBT aktivizmi diye masumlaÅŸtırılmaya çalışılan bu cinsiyetsizleÅŸtirme projelerini uygulayanlar, birebir aynı metotları, söylemleri uyguluyorlar ve aynı doktrinden besleniyorlar. O doktrinin de hedefinde aile kurumu var. Çünkü aileden gençleri kopardıklarında hem terör örgütüne onları taşıyabiliyorlar, daÄŸa kaçırabiliyorlar hem de bu LGBT tuzağına düşürebiliyorlar.”
“Bugüne kadar 50 gencin o alandan çıkmalarına vesile olduk”
Karabıyık, “GökkuÅŸağı FaÅŸizmi” belgeselinin bu manada söz konusu mekanizmanın nasıl iÅŸlediÄŸini, ortaya koyduÄŸu söylemlerin altının ne kadar boÅŸ olduÄŸunu bilimsel verilerle ortaya koymasının çok önemli olduÄŸuna dikkati çekerek, belgeselin yayınlandığı andan itibaren çok ciddi bir ilgi gördüğünü, TRT’nin en popüler yapımlarının ilk gün izlemelerinin üzerinde bir izleme rakamına ulaÅŸtığını aktardı.
Belgeseli izledikten sonra konuya dair farkındalığı artanların verdiÄŸi tepkilerin önlerine geldiÄŸini belirten Karabıyık, “Bunlardan bir tanesi de cinsel kimlik karmaÅŸası yaÅŸayan gençlerin ve onların ailelerinin Aile Vakfımıza müracaatlarında bir artış var ÅŸu anda. Çünkü Aile Vakfımızın yetkin ekibi, uluslararası teknikler konusunda eÄŸitimler aldı. Bu ekiple biz cinsel kimlik karmaÅŸası yaÅŸayanların talep etmeleri halinde onların rehabilitasyon sürecinde destek oluyoruz.” bilgilerini verdi.
Karabıyık, bugüne kadar cinsel kimlik karmaÅŸası yaÅŸayıp bu sıkıntılı alana düşen gençlerden 50 tanesinin o alandan çıkmalarına vesile olduklarını vurgulayarak, “Kendisini LGBT birey olarak tanımlayan, bizim marjinal cinsel kimlikli vatandaÅŸ dediÄŸimiz bu 50 genç vakfımıza müracaat ettiler. Uzman psikologlarımızla yaÅŸadıkları cinsel kimlik karmaÅŸasına dair süreçleri uluslararası tekniklerle ele alıp, onların bu sıkıntıdan kurtulmalarını temin ettik. Bu da çok önemli bir gerçeÄŸi ortaya koyuyor. ‘Bu doÄŸuÅŸtan geliyor, tedavi edilemez.’ diyenlerin tezleri sahada fiili olarak çürütülmüş oluyor.” diye konuÅŸtu.

Fotoğraf: Muhammed Enes Yıldırım/AA
“Dijital anne-babalar olmayı öğrenmemiz, bunun sorumluluÄŸunu üstlenmemiz gerekiyor”
Cinsel kimlik karmaÅŸası yaÅŸayan ve Aile Vakfı’nda rehabilitasyon süreci yürütülen gençlerden birinin kendilerine “Annelerin ve babaların çocuklarının dünyasına daha fazla girmesi gerekiyor.” önerisinde bulunduÄŸunu belirten Karabıyık, ÅŸunları kaydetti:
“Anneler ve babalar artık bu çaÄŸda evlat nöbetleri tutmak zorundalar. Çocuklarıyla daha fazla kaliteli zaman geçirmek zorundalar. Özellikle de çocukları ekranlarla baÅŸ baÅŸa bıraktığımızda onları bir manada yetim bırakıyoruz, dijital yetimler haline geliyor çocuklar ve o dijital dünyada pek çok tehlikeye, tehdide maruz kalıyorlar. Dijital anne-babalar olmayı öğrenmemiz, bunun sorumluluÄŸunu üstlenmemiz gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde dijital dünyada çocuklarımız yalnız kalıyor, pek çok tehlike ve tehdide maruz kalıyorlar ve orada algoritmalar sebebiyle ortaya çıkan tehlikeli ortamda manipüle ediliyorlar.”
Karabıyık, pornografik içeriklere maruz kalma yaşının ÅŸu anda sosyal medya sebebiyle 9’a kadar düşmüş durumda olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Bu pedofili tehlikesini artırıyor. Dijital mahremiyet konusunda anne-babalarımızın çok ciddi kendilerini geliÅŸtirmeleri lazım. İstanbul Aile Vakfı da Dijital Mahremiyet EÄŸitimi projesini hayata geçirdi. Vakfımızın web sitesinde, YouTube kanallarında bununla ilgili akademik çok çeÅŸitli bilgiler var. Özellikle onları izlemelerini, takip etmelerini tavsiye ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Vakfın bu alandaki çalışmalarından da bahseden Karabıyık, saha araştırmaları, her yıl düzenledikleri ve alanında uzman kişileri bir araya getiren çalıştaylar ve akademik camianın çalışmalarını paylaştığı uluslararası sempozyumlarla çalışmalara yön verdiklerini, buradan çıkan verilerle stratejik planlarını yaptıklarını, stratejik hedeflerini belirlediklerini ve o hedeflere ulaşmaya dönük faaliyet planlamaları yaptıklarını anlattı.
Karabıyık, Aile Yılı kapsamında 9 stratejik hedef belirlediklerini, bu hedeflerden öne çıkan en önemli projenin problemli ekran sürelerini kısaltmak olduÄŸunu kaydederek, “Bunun için İstanbul ValiliÄŸi ile beraber Valilik Ödev Evleri’nde hem anne babalara hem de çocuklara problemli ekran kullanımını azaltmaya dönük Ekran KoçluÄŸu DesteÄŸi veriyoruz.” dedi.
Bunun yanı sıra aile dostu ekosistemin güçlenmesini çok önemsediklerini belirten Karabıyık, “Çünkü aileye yönelen bu tehditler birbirinden bağımsız gibi görünen ama pek çok kaynaktan, farklı mecralardan koordine bir ÅŸekilde yöneliyor. Sanat dünyası, iÅŸ dünyası, akademi dünyası, sivil toplum üzerinden bu çarpık ideoloji ve doktrinlerin topluma zerk edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bunlardan en somutu toplumsal cinsiyet ideolojisi.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Kadın hakları konusundaki toplumun hassasiyetini istismar ediyorlar”
Karabıyık, “Toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸini bize kadın erkek eÅŸitliÄŸi diye takdim ettiler. Ama bunun ne kadar büyük bir yalan ve kandırmaca olduÄŸunu Paris 2024 Olimpiyatlarında gördük. İtalyan kadın boksörün karşısına Cezayirli biyolojik erkek boksörü çıkarttılar ve o kadın boksör ringde ÅŸiddete maruz kaldı, istismara uÄŸradı ve madalyası gasp edildi. Paris 2024 Olimpiyatları bu gerçeÄŸi tüm dünyanın gözleri önüne serdi. Açılış seremonisindeki rezalete hiç girmiyorum bile.” ifadelerini kullandı.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler raportörlerinin 900’den fazla kadın sporcunun madalyasının, biyolojik erkekler tarafından toplumsal cinsiyet ideolojisi sebebiyle gasp edildiÄŸini raporladıklarını aktaran Karabıyık, “Bu savrulma o kadar üst seviyeye çıktı ki bir sistem bozumundan söz edebiliriz. İskoçya’da yaÅŸandı bu vaka, benzer vakalar Kanada’da ve Amerika’da da var. Kadınlara tecavüz ediyor, mahkeme sürecinde diyor ki ‘Ben kadın olmaya karar verdim.’ Toplumsal cinsiyet ideolojisi sebebiyle o mahkumu kadın hapishanesine koyuyorlar. Orada birkaç kadına daha tecavüz ediyor. Sistem bozumu dediÄŸimiz husus bu.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Karabıyık, toplumsal cinsiyet ideolojisinin ülkeleri, devletleri ve toplumları savurduğu noktaya dikkate çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunun kadın erkek eÅŸitliÄŸi olmadığını bilmek zorundayız ve ÅŸuna karşı çok dikkatli olmalıyız. Sözde kadın hakları savunucuları toplumsal cinsiyet ideolojisi üzerinden LGBT propaganda ve dayatmasında kalkan görevi görüyorlar. Kadın hakları konusundaki toplumun hassasiyetini istismar ediyorlar. O yüzden bizim medeniyet deÄŸerlerimizden beslenen yeni bir kadın hakları savunuculuÄŸu çerçevesi ortaya koymamız gerekiyor. Bu feminist çizgide, aşırı marjinal sol örgütlerin tasallutundaki sözde kadın hakları savunuculuÄŸunun da ikiyüzlü tutumunu herkesin fark etmesini saÄŸlamamız gerekiyor.”
Kaynak: AA
