Dışişleri Bakanı Fidan, canlı yayında gündemi değerlendirdi
Dışişleri Bakanı Fidan, canlı yayında gündemi değerlendirdi
DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, “(İran’a olası saldırıda rejim deÄŸiÅŸikliÄŸi ihtimali) Böyle bir sıkıntı alanı var ama bu sıkıntı alanı, rejimi deÄŸiÅŸtirmeyle alakalı veya rejimi deÄŸiÅŸtirecek bir ÅŸey olmaz, savaÅŸta olsa bile.” dedi.
Bakan Fidan, CNN Türk’te katıldığı canlı yayında Ahmet Hakan CoÅŸkun’un sorularını yanıtladı.
İran meselesinin gündemi çok meÅŸgul ettiÄŸini belirten Fidan, “Bölgede çıkacak yeni bir savaşı bölgenin kaldıracak hali yok. CumhurbaÅŸkanımız da bu konuda maksimum hassasiyet içerisinde. Dolayısıyla olası bir savaşı önlemenin bütün imkanlarını kullanmak istiyoruz.” ifadesini kullandı.
Fidan, ABD ile İran tarafının 2 gün önce Umman’da bir araya geldiÄŸini, burada Umman arabulucuÄŸu ile tarafların dolaylı görüşmeler yaptığını anımsattı.
İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi’nin kendisine müzakerelerle ilgili bilgi verdiÄŸini aktaran Fidan, ABD tarafıyla da görüşüldüğünü dile getirdi.
Fidan, gerginliÄŸin “hemen neticeye ulaÅŸmanın zor bir konu” olduÄŸunu söyleyerek, tarafların müzakere etmeye devam etme hususunda bir irade koymuÅŸ olmasına iÅŸaret etti.
Bir araya gelme kararı alınmasının İstanbul’daki görüşmelerde mümkün kılındığını hatırlatan Fidan, bir araya geliÅŸte olumlu bir hava çıkmasının Ankara için önemli olduÄŸunu vurguladı.
Fidan, “daha yaratıcı çözümler bulunması” çaÄŸrısının yankı bulduÄŸunu kaydederek, “savaÅŸ tehdidinden uzaklaşılması gerektiÄŸi” mesajını verdi.
“Åžu anda en azından ani bir savaÅŸ tehdidi yok gibi duruyor.” diyen Fidan, müzakereler konusunda kapının aralandığını vurguladı.
Bakan Fidan, 30 Ocak’ta Erakçi ile İstanbul’da yapılan görüşmeler ve ABD’li yetkililerle temasların ardından müzakere kararı alınmasının ve buna nükleer dosyasından baÅŸlanmasının önemli bir karar olduÄŸunu dile getirdi.
Fidan, İran ile “4 maddeyi aynı anda al veya terk et” demenin gerçekçi bir çözüm arayışı olmadığını, bunu ABD’li yetkililere de anlattıklarını vurgulayarak, nükleer meselesinin en önemli konu olduÄŸunun altını çizdi.
İran’ın, zenginleÅŸtirilmiÅŸ uranyum meselesinde mevcut uygulamanın durumunun ne olacağı ve daha önceden zenginleÅŸtirilen uranyumun akıbetini konuÅŸmaya hazır olduÄŸunu aktaran Fidan, bunda çözüm olması halinde, diÄŸer konuların masaya getirilmesi gerektiÄŸini söyledi.
Fidan, nükleer meselenin, direkt ABD’nin ulusal güvenliÄŸi ve küresel güvenlikle ilgili olduÄŸunu ancak balistik füze, vekil güçler gibi diÄŸer meselelerin, ABD’nin güvenliÄŸine bire bir iliÅŸkili meseleler olmadığını, bunların İsrail ve bölgesel güvenlikle alakalı olduÄŸunu aktardı.
Dışişleri Bakanı Fidan, bunun daha çok bölge ülkelerinin sorunu olduğunu ifade etti.
Fidan, nükleer konuda bir çözüme gidilip her iki tarafı da tatmin eden bir anlayışın ortaya çıkması durumunda, Türkiye’nin bundan sonra oluÅŸacak güven ortamında, diÄŸer sorunların daha rahat çözülebileceÄŸini düşündüğünü vurguladı.
“Taraflar gelmekte olan bir saldırı konusunda zaman kazanmaya mı çalışıyor? İçtenlikli bir müzakere arzusu içindiler mi?” sorusuna Fidan, “Her ikisi. Bu, bir sürpriz deÄŸil, stratejinin kuralı bu.” yanıtını verdi.
Fidan, “Bu türden düşmanlıkların olduÄŸu yerlerde bu türden görüşmelere girdiÄŸiniz zaman, diÄŸer senaryonun hazırlığı yapılır. Her iki taraf da bunu kontrol eder.” dedi.
ABD’nin “biraz daha açıktan baskı unsuru gösterme” metodunu benimsediÄŸini belirten Fidan, Washington’un bölgeye filo ve bombardıman uçaklarını yollaması ve stratejik güçlerini kaydırmasının, Tahran’ın da füze sayısını çoÄŸalttığı açıklamalarının olası saldırının taraflar için sıkıntılı olacağının ipuçlarını verdiÄŸini söyledi.
Fidan, bunun işin doğasında olduğu tespitini yaparak, bu türden hassas bir konuda güç göstermeye ve hazırlıklı olmaya işaret etti.
İran’ın haziranda müzakereler sırasında saldırıya uÄŸradığını hatırlatan Fidan, “(ABD DışiÅŸleri Bakanı) Rubio’dan (son saldırıda) bir telefon aldık, ‘İranlılara söyle, önümüzdeki birkaç saat içerisinde her ÅŸey olabilir.'” ifadelerine yer verdi.
Erakçi’nin o dönem bunu duyunca müzakerelerin devam ettiÄŸini söylediÄŸini kaydeden Fidan, o dönem vuranın İsrail tarafı olduÄŸunu belirtti.
Fidan, kendilerine düşen görevin, bölgenin daha büyük sıkıntıya girmesine yol açacak bir felaketi önleyici tavır sergilemek olduğunu ve bu konuda ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Umman’daki görüşmeler ve Türkiye’nin tavrı
İran’ın kendi içinde bir karar alma mekanizması olduÄŸunu hatırlatan Fidan, görüşmelerin Umman’da yapılması, modelite ÅŸeklinin daha önce alınmış bir karar ve devam eden bir usul olduÄŸunu dile getirdi.
Fidan, kendisinin iki tarafa yüz yüze konuşmayı önerdiğini ancak tarafların karar alma mekanizmalarına saygı duymak gerektiğini belirtti.
İran’ın “müzakereler Türkiye’de olmasın” diye bir anlayışta olmadığına inandığını aktaran Fidan, “İran, bunu düşünecek durumda deÄŸil. Daha büyük potansiyel sıkıntılar var. Åžu anda onu önlemekle meÅŸgul, bu varlık ve yokluk meselesi.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin Umman’daki görüşmelerden iyi bir sonuç çıkmasını istediÄŸine dikkati çekerek, Ankara’nın iki taraf ile de çokça konuÅŸtuÄŸunu ve Katar, Suudi Arabistan, BAE, Mısır gibi ülkelerle de görüşmeler yaptığını bildirdi.
Filistin meselesinde, Türkiye’nin ortaya attığı fikirle bölgesel sorunları çözmede bölge ülkelerini bir araya getirdiÄŸini hatırlatan Fidan, “Filistin meselesinde muazzam bir mücadele koyduk, diplomatik mücadele. Aynı türden dayanışmayı ayrı ayrı çalışacağımıza, İran meselesinde de gösterelim. Bir platform oluÅŸturalım, fikir birliÄŸi yapalım, fikirlerimizi tartışalım ve hem Amerikalılara hem İranlılara buradan bir ses üretelim.” diye konuÅŸtu.
Fidan, bunu ABD’lilerin de çok sevdiÄŸini vurgulayarak, ABD’li muhataplarının bu türden çalışmanın Gazze’de verimini gördüklerini ifade ettiklerini söyledi.
Bölgesel sahiplenme üretmenin önemine vurgu yapan Fidan, “Bu, sizin beraber hareket etme pratiÄŸinizi geliÅŸtiriyor açıkçası ki, bölgede uzun yıllardır olmayan bir konuydu. Son birkaç yıldır bizim ortaya attığımız fikirlerle ve yapıcı davranışlarla bölge ülkeleri de buna müzahir. Gerçekten hem liderlik hem bakan düzeyinde bu konu ÅŸu anda çok iyi bir takım olarak gidiyoruz ama sorunlar büyük.” ifadelerini kullandı.
Fidan, bölgesel işbirliği platformlarına ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bölgenin esasında en büyük ihtiyacı, bölge ülkelerinin hepsinin birbirine güven telkin eder durumda olması. Bunun olmadığı bir ortamda biliyorsunuz, bölge ülkeleri, hegemona baÅŸvuruyorlar. ‘Gelsin, bize yardım etsin kendi bölgemizde’ diye. DiÄŸer aktörle araları iyi deÄŸil veya endiÅŸe ediyorlar. Bunu ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bunun yolu da yani biz uzun yıllardır düşünüyoruz CumhurbaÅŸkanımızın da bu konudaki perspektifi, bölgesel dayanışma ittifakını gerçekten daha kurumsal hale getirmek.”
Bunun siyasi, askeri ve ekonomik alanda olması gerektiğinin altını çizen Fidan, bu tartışmaların sürmesinin önemine işaret etti.
Bakan Fidan, “çok ileri bir takım tekliflerin de” gündeme geldiÄŸini aktararak, yakın gelecekte bu konuda bölge istikrarına “inanılmaz katkıda bulunulacak” bir takım geliÅŸmelerin olacağını düşündüğünü söyledi.
İran’a olası saldırının etkileri
İran’ın büyük bir saldırıya uÄŸraması halinde karşılık vereceÄŸini söylediÄŸini kaydeden Fidan, “Bu karşılığın içerisinde aslında bölge ülkelerindeki bir takım hedeflere saldırı da var.” dedi.
Fidan, bölge ülkelerinde enerji altyapılarının, “ABD üslerine saldırı” adı altında vurulmasının bölgedeki savaşın yaygınlaÅŸmasını da beraberinde getirebileceÄŸini dile getirerek, bunun olması halinde “nerede durulacağının” belli olmayacağını belirtti.
Türkiye’nin de bu iÅŸin tam yanı başında olduÄŸunu vurgulayan Fidan, “Bizim uzun yıllardır hassasiyet gösterdiÄŸimiz tehdit alanları var. Milli güvenliÄŸimizle ilgili yakından takip ettiÄŸimiz konular var, terörle mücadele baÅŸta olmak üzere. Bu konulara olumsuz etki edecek, var olan ortamı daha da negatif hale çevirecek bir senaryoyu biz görmek istemiyoruz açıkçası.” diye konuÅŸtu.
Fidan, bölgede her yıkıcı savaşın beraberinde çok büyük dramları ve istikrarsızlıkları meydana getirdiğini vurgulayarak, bunun Irak, Suriye ve Afganistan da görüldüğüne dikkati çekti.
İran’daki rejimin durumu
“İran’a yönelik bir hava saldırısı söz konusu olduÄŸunda, bu saldırıyı düzenleyecek olanlar rejimin yıkılmasını hedefliyorlar. Böyle bir saldırıda rejim yıkılır mı? sorusuna Fidan, “Hayır, yıkılmaz.” cevabını verdi.
Fidan, İran toplumunda var olan bir takım sıkıntılara yönelik sahici memnuniyetsizliklerin, protestoların, başkaldırıların ve bunlara sert cevapların ortada olduğunu belirterek, protestolardaki can kaybına yönelik ciddi spekülasyonlar olduğunu aktardı.
Bu konuda resmi rakamların 3 bin civarında olduğunu belirten Fidan, farklı mevkidaşlarının farklı sayılar söylediğini dile getirdi.
Fidan, insan hayatı söz konusu olduğunda bunların büyük rakamlar olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Böyle bir sıkıntı alanı var ama bu sıkıntı alanı, rejimi deÄŸiÅŸtirmeyle alakalı veya rejimi deÄŸiÅŸtirecek bir ÅŸey olmaz, savaÅŸta olsa bile. İran’da belli senaryoları dillendirmek istemiyorum ama hava saldırısıyla veya baÅŸka bir ÅŸeyle rejim deÄŸiÅŸmez. O, boÅŸ bir hayal. Åžu olur, hükümet zayıflar, sistem zayıflar, halk karşısında hizmeti götüremez hale gelir. Kendisi daha sonra, mevcut rejim çok daha radikal kararlar alıp belki düzeltmeyi tercih edebilir. Dönüşebilir.”
“Sorun rejimin kendisi deÄŸil. Sorun rejimin aldığı kararlar ve uyguladığı politikalar”
Fidan, İranlı muhataplarıyla iki tür konuşma gerçekleştirdiklerini belirterek, bunlardan birinin devletleri temsil eden dışişleri bakanları olarak kayıtlara geçen konuşmalar, diğerinin de kayda yansımayan şahsi görüşlerin aktarıldığı dostane görüşmeler olduğunu aktardı.
İran’daki sorunun rejimin kendisi olarak tanımlanmasının çok da doÄŸru bir yaklaşım olmayabileceÄŸini ifade eden Fidan, “Sorun rejimin kendisi deÄŸil. Sorun rejimin aldığı kararlar ve uyguladığı politikalar. Bu tabii rejimin kendisinden ne kadar ayrılır ne kadar ayrılmaz o baÅŸka bir tartışma konusu ama İran rejiminden çok daha merkezi, çok daha totalistik olan rejimler de var.” görüşünü paylaÅŸtı.
Fidan, İran’ın mutlaki monarÅŸi ile yönetilmediÄŸine dikkati çekerek, “Bölgede mutlaki monarÅŸi olanlar var. Onlar küresel bir sıkıntı içerisine girmedikleri zaman, küresel bir ÅŸikayet de olmuyor. Onların ne türden bir rejiminin olduÄŸu kimsenin umurunda deÄŸil. Dolayısıyla aslında burada alınan kararlar, ortaya konan politikalarda sıkıntı var. Belki rejim kadrolarının devrimden beri aynı kadrolar olması ve ülkeyi bir ulus devlet sistematiÄŸinden ziyade hala devrimi devam ettiren bir örgüt gibi görmeleri, yönetmeye bakmaları, bu bir sistemik sıkıntıya yol açıyor olabilir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
İran’ın kendi içinde orijinal bir yönetim sistemi olduÄŸunu aktaran Fidan, bu sistemin deÄŸiÅŸimle devamlılık arasında denge kurabildiÄŸini kaydetti.
Fidan, İngiltere’nin yönetim sisteminde seçimle gelen bir baÅŸbakanın yanı sıra her ÅŸeyi onaylama durumunda olan bir kralın da bulunduÄŸunu belirterek, “Åžimdi bakın bir ÅŸeyi imza atma yetkisi sizdeyse hiçbir ÅŸey sembolik deÄŸildir. Sizin imzanız olmadan hiçbir ÅŸey hayata geçmiyorsa, hiçbir ÅŸey sembolik deÄŸildir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Bütün milletlerin ulus devletleri yönetirken en büyük sıkıntısının değişimle devamlılık arasındaki altın oranı bulacak bir rejimi getirmek olduğunu belirten Fidan, ülkelerin bunu dengeleyebildiği oranda krizlere dayanıklı ve daha sağlıklı geleceklere sahip olduğunu ifade etti.
Fidan, İran’da hem halk seçimiyle gelen bir hükümet olduÄŸuna hem de seçimden bağımsız duran bir lider bulunduÄŸuna iÅŸaret ederek, şöyle devam etti:
“Bu lider sadece siyasi bir gücü temsil etmiyor, aynı zamanda dini bir duruÅŸu var. Yani onu takip etmek vacip. Fıkhen vacip, manevi olarak da vacip. Hem tasavvuf önderi hem fıkıh önderi hem de siyasi önder. Yani aslında yeryüzünde dağıtılmış bütün güçleri, alanları birleÅŸtirilmiÅŸ durumda. Bu nadir bulunan bir güç alanı. Dolayısıyla bu toplum üzerinde özellikle dindar, Åžia kesim üzerinde büyük bir etki oynuyor. Alınan her karar buradan güçlüdür. Çünkü meÅŸruiyet alanı burada. Bütün güç alanlarını kendi üstünde topladığı için.”
İran’ın atom bombası ürettiÄŸine yönelik iddialar
Milli İstihbarat TeÅŸkilatına (MİT) geçmeden önce Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunda Türkiye adına guvernör olarak bulunduÄŸunu hatırlatan Fidan, “İran’ın bir taraftan bu kadar uranyum zenginleÅŸtirmeyle iliÅŸkiye çok ciddi bir ısrarı var. DiÄŸer taraftan da liderin verdiÄŸi, rehberlik makamının verdiÄŸi ‘Atom bombası yapmak haramdır.’ fetvası var. Åžimdi bu fetva ortadayken sistem bomba üretemiyor. Ama bomba yapmaya yakın yetenekler geliÅŸtiriyor. Bomba yapmıyorsunuz ama yetenek geliÅŸtirdiÄŸiniz için sürekli yaptırıma tabisiniz. Bomba yapmış gibi muamele görüyorsunuz.” diye konuÅŸtu.
Fidan, İran’ın zenginleÅŸtirilen uranyumu silahlaÅŸtırmaya yönelik bir adım atmadığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Atom bombaları yok İranlıların. Yapmak istediklerine dair de bir veri yok. Çünkü, ÅŸimdi bakın, bir taraftan uranyumu zenginleÅŸtirmeniz lazım, bir taraftan baÅŸlık geliÅŸtirmeniz lazım, bunları bir de birleÅŸtirmeniz lazım. Åžimdi bunu, silahlaÅŸtırma konusunda İran bir adım atmış deÄŸil. Böyle bir ÅŸeyi de yok. Varsayımlar var, bunu isterse ÅŸu kadar zamanda yapar, bu kadar zamanda yapar diye varsayımlar var, sürekli güncellenen.”
Asıl sorunun İran’ın zenginleÅŸtirdiÄŸi uranyum miktarı olduÄŸunu dile getiren Fidan, İran’ın elindeki miktarla üretilebilecek nükleer bomba sayısına iliÅŸkin bazı analizlerin gerçeÄŸi yansıttığını kaydetti.
Fidan, “Ama tabii nükleer bomba sadece uranyum zenginleÅŸtirmesiyle olmuyor. Yani orada onu silaha dönüştürecek baÅŸka bir sürece, baÅŸka bir teknolojiye ihtiyaç var. Onun da olması gerekiyor. Åžimdi İran için en çok korkulan ÅŸey 3 element, zenginleÅŸtirilmiÅŸ uranyum, nükleer baÅŸlığa dönüşmesi ve bunun iletilmesi, füze. Åžimdi füzeyle, zenginleÅŸmiÅŸ uranyum olunca üçüncü elementi de yapmayla iliÅŸkili bir ÅŸey olursa o zaman bu sıkıntılı olur varsayım, her zaman için senaryo olarak. Dolayısıyla burada İran’ın anlaşılmayan tavrı, madem böyle bir niyetiniz yok, bu kadar zenginleÅŸtirmeyi de yapmayın, bu kadar büyük yaptırımlar da olmasın diye görüşler de var.” diye konuÅŸtu.
Nükleer silahlarla ilgili bir açılıma gidilmesi gerektiÄŸini belirten Fidan, “Günün sonunda uluslararası toplumun nükleer silahlarla ilgili çok ciddi bir açılıma gitmesi gerekiyor. Çifte standart var çünkü orada. Ağır çifte standart var.” yorumunu yaptı.
Fidan, Türkiye’nin 1970’lerden beri Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme AnlaÅŸması’na (NPT) taraf olduÄŸuna iÅŸaret ederek, bu anlaÅŸmada bazı adil olmayan hükümlerin bulunduÄŸunu vurguladı.
“Nükleer adaletsizlik”
AnlaÅŸmaya göre, anlaÅŸmanın imzalandığı tarih itibarıyla nükleer silah sahibi olan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaya devam edeceÄŸi maddesine dikkati çeken Fidan, “Bunlar BM’nin 5 daimi üyesi. DiÄŸer hiç kimse olamayacak. Bunun karşılığında da bu ülkelere barışçıl nükleer enerji için teknoloji aktarımında bulunacak ve nükleer silah sahibi olan ülkeler de bu silahlardan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklar. Ama son iki maddenin hiçbiri olmadı. Dolayısıyla bir nükleer adaletsizlik var.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Fidan, ABD’nin geleneksel müttefiklerine saÄŸladığı koruma kalkanının kalkma ihtimaline yönelik birtakım senaryolardan hareketle, belli ülkelerin de hızla nükleerleÅŸebileceÄŸine iliÅŸkin bazı senaryolar olduÄŸunu belirterek, “İleride daha fazla sayıda ülkeyi nükleer silah ararken görebiliriz ve bu İran veya Orta DoÄŸu’dan herhangi bir ülke olmayacak. Asya Pasifik’ten ve Avrupa’dan olacak.” dedi.
Türkiye’nin İran’ın nükleer silah sahibi olmasına nasıl yaklaÅŸtığına iliÅŸkin soruyu yanıtlayan Fidan, “Bölgede dengeyi deÄŸiÅŸtirecek dramatik deÄŸiÅŸimleri görmek istemiyoruz açıkçası. Yani bir güç dengesi var. Bunun bozulması bölgedeki iÅŸbirliÄŸi ruhunu ciddi oranda zedeler. İkincisi bunu farklı okuyan, İran’la birtakım daha farklı sorunları olan ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içine sokar ve aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Dolayısıyla bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye’nin nükleer silaha sahip olması gerekip gerekmediÄŸine iliÅŸkin soruya ise “Bunlar tabii birtakım stratejik yüksek konular. Bunlar geniÅŸ, büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar.” yanıtını verdi.
Suriye’deki geliÅŸmeler
Suriye’nin esas itibarıyla önemli bir yol katettiÄŸini dile getiren Fidan, “Suriye’nin birliÄŸi, bütünlüğü, istikrarı adına ve bunun kan dökülmeden, diyalog yoluyla geliÅŸiyor olması bizim için önemli bir husus. Biraz daha gidilmesi gereken mesafe var ama.” diye konuÅŸtu.
Fidan, “Büyük ölçüde YPG’nin iÅŸgal ettiÄŸi topraklardan çekilmesi ve ÅŸu anda Kürt nüfusun yaÅŸadığı yerde esas itibarıyla pozisyon alması, bir önceki haritaya göre çok daha saÄŸlıklı olması gereken bir durum. Ama bu durumdan daha iyi duruma da gidilebilir.” dedi.
Suriye’de terör örgütü YPG ile varılan mutabakat gereÄŸi tamamlanması gereken adımlar bulunduÄŸuna dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu adımlar her gün öyle veya böyle atılarak bir noktaya gidilmeye çalışılıyor. Burada iki tarafta da belli miktarda güvensizlik var ama belli adımlar atıp hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyorum. DiÄŸer taraftan YPG’nin de kendi içerisinde tarihi bir dönüşüm yaÅŸaması gerekiyor ki o tartışmalar da ÅŸu anda orada oluyor. YPG’de bu tartışmaların olması önemli. Yani daha gerçekçi, daha Suriyeli, Türkiye’nin güvenlik tehdidiyle veya Irak’ın güvenliÄŸiyle tehdit edecek bir durumda olmayan, yani PKK’nın kendi orijinal dört ülkedeki Kürt varlığına yönelik emellerinin artık bir parçası olmayan, bir durumda olurlarsa, bu hiç kimseye tehdit etmeden kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruÅŸuyla ilgili bir mücadele zemini olur. Burada siyasal mücadele esastır. Biz zaten Kürtlerin hakkını baÅŸtan beri destekliyoruz. (Suriye CumhurbaÅŸkanı) Ahmed Åžara’ya hep nasihatimiz de bu oldu. Onun getirdiÄŸi baÅŸkanlık kararnameleri var, ama dediÄŸim gibi yani bunu büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceÄŸiz.”
Fidan, terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Åžahin’in PKK’yla olan baÄŸlantısının güçlü ÅŸekilde sürüp sürmediÄŸine iliÅŸkin soruya ÅŸu yanıtı verdi:
“An itibarıyla sürüyor. Ama dediÄŸim gibi alandaki deÄŸiÅŸimin önüne geçecek bir durumda da deÄŸil. Çünkü alandaki deÄŸiÅŸim kendini güçle veya güç kullanıp tekniÄŸiyle dayatan bir konu. Bir de yani Amerikalıların durduÄŸu yer, DEAÅž’lıların artık oradan istifade edilme sürelerinin dolmuÅŸ olması, birçok parametre var burada. Belli bir realiteye uyanmaları gerekiyor yoksa kayıpları daha büyük olurdu.”
Suriye’de aÅŸiretlerin ayaklandığına iÅŸaret eden Fidan, “Biz bu realitenin zaten hayata geçeceÄŸini biliyorduk. Bakın böyle bir realite var. Bu realite, buralara gelmeden tatlılıkla hallolsun. Bir balon içerisinde yaşıyorsunuz, bir hayal içerisindesiniz. Bu realite kendisini dayatacak. Sadece zaman meselesi, an meselesi. Uyanın, daha büyük kayıp olmadan. Bunu hep söyledik.” dedi.
Suriye’deki Kürtlere iliÅŸkin durum
Fidan, Åžam’daki hükümetin bütün vatandaÅŸlara saÄŸladığı hak, eÅŸitlik ve özgürlük ortamının önemli olduÄŸuna dikkati çekerek, “Ülke olarak, devlet olarak, baÅŸta CumhurbaÅŸkanı’mız olmak üzere, Suriye’deki Kürtlerle ilgili inanılmaz büyük hassasiyetimiz oldu.” ifadesini kullandı.
MİT MüsteÅŸarı iken CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın adına ülkede iç savaşın çıkmasını engellemek için Suriye’ye gittiÄŸini anımsatan Fidan, “Kürtlerle ilgili durumu çok anlattık. Bakın bunların büyük bir kısmının vatandaÅŸlıkları yok. Bunlar kendilerine ait hissetmiyorlar. Bu ait olmama hissinin getireceÄŸi çok fazla sıkıntı var. Bu kabul edilebilir bir durum deÄŸil. Bunun için çok fazla çalışmamız oldu. Bir de biz kendimiz için ne istiyorsak bölgemiz için de aynısını istiyoruz.” diye konuÅŸtu.
Fidan, Suriye’deki Kürtlerin hala bir güvensizliÄŸi olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Her Sünni Arap’ı, DEAÅž’lı ilan eden bir PKK propagandası oldu. Bugün bile bazı milletvekilleri veya PKK sözcüleri, Suriye hükümetine ÅŸey yaparken hep böyle DEAÅž’lı dediler. Her Sünni Arap’ı DEAÅž’lı ilan ettiler veya mukabilinde de her Kürt’ü PKK’lı, YPG’li gören bir anlayış iki taraflı pompalandı. Åžimdi bu toksik anlayışların bir izale edilmesi gerekiyor ki yani güvende bir sıkıntı olmasın. Ben ÅŸuna seviniyorum açıkçası yani Ahmed Åžara ve arkadaÅŸlarının bu konudaki çizgisi, perspektifi düzgün. Åžu ana kadar geldikleri yerlerde herhangi bir katliam veya halka gerçekten zulmeden bir durum da yok. Bu önemli. İnÅŸallah bu sayfa da Kürtlerin ve Arapların lehine güzel bir ÅŸekilde kapanır. Türkiye de kendi milli güvenlik endiÅŸelerini artık giderilmiÅŸ varsayar ve Suriye daha iyi geleceÄŸe yol alır.” görüşünü paylaÅŸtı.
Bölgenin yeryüzü cenneti olmaması için hiçbir neden olmadığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti:
“Suni kavgalar, tarihten devraldığımız anlaÅŸmazlıklar, üstesinden gelemediÄŸimiz kavram kargaÅŸaları, çözemediÄŸimiz siyasal problemler, etnik problemler, mezhebi kavgalar. Bunlardan dolayı öyle bir zaman kaybı, kan kaybı, enerji kaybı oluyor ki bölgede. Dünyanın birçok yerinde muazzam mesafeler katedilirken burada kan, gözyaşı oluyor. Aslında dünyanın insanlığın ürettiÄŸi diÄŸer çözümlere de bakıp dersler alıp yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bence bu konuda epey bir mesafe katettik ve bölgenin en büyük ÅŸansı esas itibarıyla gerçekten uzun yıllardır Türkiye’de istikrarlı bir yönetimin olması ve CumhurbaÅŸkanı’mızın irade makamında bulunması. Bu gerçekten sadece Türkiye için deÄŸil, bölgenin de büyük bir ÅŸansı.”
Bakan Fidan kendisinin Suriye hakkındaki politika ve söylemlerine iliÅŸkin eleÅŸtirilere cevaben “Biz ne zaman YPG’yi eleÅŸtirsek, YPG’nin iÅŸgal ettiÄŸi yerlerden bahsetsek, bunlar şöyle diyorlar, ‘Kürtlerin kazanımlarına karşı bir hamle’ diyorlar.” dedi.
“YPG’nin örgütsel aklının Kürtlerin bulundukları bölgede komÅŸularıyla husumet iliÅŸkisi geliÅŸtirmelerine, refahlarının gittikçe daha düşük olmalarına ve onları bulundukları bölgede çoÄŸunluÄŸun bir parçası deÄŸil, azınlık haline getirmeye yönelik bir ideoloji” olduÄŸunu vurgulayan Fidan, örgütün küçük bir alan da olsa yönetme isteÄŸinde olduÄŸuna iÅŸaret etti.
Fidan, Kürt halkına imkan ve alternatif tanınırsa, duruma Türkiye’de olduÄŸu gibi baÅŸka bir yerden bakacağını dile getirerek, “Bunu söylediÄŸiniz zaman, bu fikrin sahibi olanlar, YPG’yle, örgütle Kürt’ü eÅŸitleyen kafa buradan Kürtlerin kazanımını ÅŸey yapıyor diyor. Halbuki biz görüyoruz. Sen adamın olduÄŸu yeri iÅŸgal etmiÅŸsin, Deyrizor’u, Rakka’yı. Burada yıllardır aÅŸiretlerle iliÅŸkilerimiz var. Hangi aktörün ne yaptığını, ne zaman olacağını da görüyoruz.” diye konuÅŸtu.
Kürtleri örgüt adına birtakım politikaları uygulamak için daha fazla bölgede nefret objesi haline getirilmesine gerek olmadığının altını çizen Fidan, bölge halklarının başka ülkelere şikayet edilmesi ve bölgeye İsrail ile Fransa gibi ülkelerin çağrılmasına tepki gösterdi.
Fidan, “Bölgenin halkısınız. Herkes nasıl konuÅŸuyor, siz de gelin konuÅŸun aktörlerle. Gelin Türkiye’yle konuÅŸun, gelin onunla konuÅŸun, gelin bununla konuÅŸun ama siz bir ön ÅŸartla geliyorsunuz.” diyerek, bu metodolojinin neyle sonuçlanacağını önceden gördüklerini belirtti.
Irak’taki terör örgütü PKK varlığı
“Bu iÅŸin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnÅŸallah Irak’ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiÅŸ daha kolay olur.” ifadelerini kullanan Fidan, Irak’taki terör örgütü PKK varlığının da büyük bir mesele haline geleceÄŸini kaydetti.
Fidan, Irak hükümetinin PKK konusunda bir irade ortaya koymak zorunda kalacağını vurgulayarak, Sincar’daki yapılanmanın orada duramayacağı ve durmaması gerektiÄŸini söyledi.
“Irak, ben bir egemen devletim, benim topraklarımın içinde silahlı bir örgüt olamaz noktasına mı gelecek?” sorusuna “Evet.” yanıtını veren Fidan, “Irak hükümetinin özellikle PKK ile ilgili sorunu sahiplenmesi son 5 yılın bir meselesi, söylem bazında.” dedi.
Fidan, eski Irak BaÅŸbakanı Mustafa Kazımi’nin göreve gelmesiyle Irak hükümetinin ilk defa bu konuyu dillendirmeye baÅŸladığına deÄŸinerek, şöyle devam etti:
“Sayın Sudani döneminde ve o günkü yapılan MGK toplantılarıyla PKK giderek daha fazla BaÄŸdat merkezine oturmaya baÅŸladı. Bizim de hep argümanımız ÅŸu oldu: PKK Türkiye’ye karşı kurulmuÅŸ bir organizasyon ama Türkiye’de iÅŸgal ettiÄŸi, edebildiÄŸi hiçbir alan yok. Ama Irak’ta, buna mukabil, çok geniÅŸ toprak parçalarını iÅŸgal ediyor. Suriye’de iÅŸgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade senin sorunun olmuÅŸ. Sen nasıl bir egemen devletsin ki bunu varlığına bu ÅŸekilde izin veriyorsun?”
Irak’ın gücünün terör örgütüne yeteceÄŸini belirten Fidan, bu yapılanmanın ülkede barındırılmasının sebebini bildiklerini ifade etti.
Fidan, Sincar’ın etrafının HaÅŸdi Åžabi unsurlarıyla çevrelendiÄŸi ve HaÅŸdi Åžabi Komisyonu BaÅŸkanı Falih el-Feyyad ile yirmiye yakın toplantı yaptığı bilgisini paylaÅŸarak, “HaÅŸdi Åžabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman, olay 2 veya 3 gün. Fazla bir süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon.” diye konuÅŸtu.
“Irak hükümeti kendi topraklarının baÅŸka bir silahlı unsur tarafından iÅŸgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor. Kimin milli güvenlik tehdidi olarak görüyor? Bilmiyorum. 6-7 sene önce Türkiye’ye yönelikti. Åžimdi öyle bir husus da pratikte yok.” ifadelerini kullanan Fidan, ülke içerisinde baÅŸka dengeler bulunduÄŸuna iÅŸaret etti.
Fidan, Irak’ta Nuri el-Maliki’nin baÅŸbakan olması ihtimalinin ortaya çıkmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, “Bizim resmi politikamız hiçbir zaman için, özellikle Irak’ta seçimle gelen, parlamento yoluyla gelen bir hükümeti, bir baÅŸbakanı herhangi bir ÅŸekilde tercih etmeme gibi bir durumumuz yok. Kim gelirse gelsin, biz orada çalışırız.” dedi.
Eskiden Maliki’nin baÅŸbakanlığı döneminde ortaya çıkan problemlerin insanları aynı sorunların yeniden ortaya çıkacağı endiÅŸesine sevk ettiÄŸini anlatan Fidan, ABD BaÅŸkanı Donald Trump’ın Maliki’nin adaylığına karşı çıkmasının Irak’ta dikkate alınacağı deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Irak’la ilgili alınmış BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının bulunduÄŸunu ve Irak petrollerinin parasının hala ABD’ye gittiÄŸini belirterek, “New York’tan her ay belli miktar dolar Irak bankalarına gelmezse Irak ekonomisinin yürüme ÅŸansı yok. Böyle bir mekanizma hala var. Amerika’nın elinde çok fazla ÅŸey var.” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, ABD’nin elinde Irak’a yönelik yaptırım aracı bulunduÄŸunu ve bunu belli noktalarda hatırlattığını dile getirdi.
Mahmur’da genellikle terör örgütünün sivil organlarının, Sincar’da askeri unsurların, Kandil’de komuta kontrol unsurlarının bulunduÄŸunu belirten Fidan, Pençe-Kilit Harekatı’nın kapsadığı alanın öbür tarafındaki Gare blokunda örgütün yüklenmelerinin bulunduÄŸunu söyledi.
Fidan, bu bölgelerde çok uzak olmayan bir zamanda da birtakım değişiklikler olabileceğini kaydetti.
Türkiye, Suriye’de olumlu yaklaşımların arkasında
Kendisinin SDG hakkındaki söylemlerine getirilen eleÅŸtiriler ve ÅŸikayetlere iliÅŸkin konuÅŸan Fidan, “Ben bu hükümetin CumhurbaÅŸkanımız (Recep Tayyip ErdoÄŸan) tarafından atanmış bir dışiÅŸleri bakanıyım. Belli bir hiyerarÅŸi içerisinde çalışıyorum. Bu kadar hayati konularda CumhurbaÅŸkanımızın iradesi dışında bir çerçeve çizmemiz, bir görüş oluÅŸturmamız mümkün deÄŸil.” dedi.
Fidan, MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye konusunda isabetli ve dengeli yorumlarının bulunduÄŸuna deÄŸindi.
Suriye’deki geliÅŸmelerin Kürtlerin ve bölge halkının lehine sonuçlandığından bahseden Fidan, kan dökülmeden bu aÅŸamaya gelinmesinin iyi bir geliÅŸme olduÄŸunu söyledi ve diyalogla devam edilmesini temenni etti.
Fidan, Türkiye’nin olumlu bütün yaklaşımların arkasında olduÄŸunu vurgulayarak, 50-60 yıl önceki “kır gerillacılığının” oluÅŸturduÄŸu zihniyetle menfaat elde etme çabasının beyhude olduÄŸunu anlattı.
Türkiye ve ABD’nin liderler düzeyindeki iliÅŸkisi
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın uzun süreli mücadeleyle baÅŸarı elde etmesine ve oluÅŸturduÄŸu istikrarlı havzaya liderlik etmesinin ABD BaÅŸkanı Trump tarafından saygıyla karşılandığına iÅŸaret eden Fidan, muhalefetin “CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın Trump sayesinde ayakta durduÄŸu” yönündeki eleÅŸtirilerine tepki gösterdi.
Fidan, Trump’ın Gazze’deki ateÅŸkes, Suriye’deki geliÅŸmeler ve Ukrayna’da ortaya konan duruÅŸ konusunda Türkiye ile temas halinde olduÄŸunu ve Türkiye’nin politikalarının Trump’ın bazı politikalarıyla örtüştüğünü dile getirerek, “Bu, Sayın ErdoÄŸan’ın kiÅŸisel olarak lehine olan bir ÅŸey mi? Bu, bu milleti, bu devleti, bizim ali çıkarlarımızı ilgilendiren stratejik konular.” diye konuÅŸtu.
Muhalefetin, ülkenin aleyhine de olsa iktidarın baÅŸarısızlığını dilemesinin sorunlu olduÄŸunu vurgulayan Fidan, “CumhurbaÅŸkanımıza bu dış politikadaki genel uyum konuları, beraber hareket etme, bundan dolayı bölgesel liderliÄŸine olan gösterilen saygı ve oradan bir uyum çıkmasının ülkemize kazandırdığı menfaat veya gelmesini önlediÄŸi diÄŸer sıkıntılar dışında ne katkısı var ÅŸahsi olarak CumhurbaÅŸkanımıza? CumhurbaÅŸkanımızın bu türden ÅŸeylere ihtiyacı mı var?” dedi.
Fidan, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın ortaya koyduÄŸu çabaların Gazze, Suriye, Ukrayna gibi bölgesel meseleleri çözmeye yönelik olduÄŸundan bahsetti.
DışiÅŸleri Bakanı, Kafkaslar’daki barışa verilen destek ve Azerbaycan-Ermenistan iliÅŸkilerinin normalleÅŸmesi gibi geliÅŸmelerin Türkiye ile ABD politikalarının örtüştüğü alanlar olduÄŸuna deÄŸindi.
Fidan, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın 19 Åžubat’ta ABD’de düzenlenecek Gazze zirvesine davet aldığını ancak kimin katılacağının henüz belirlenmediÄŸini söyledi.
19 Åžubat’ın ramazan ayının baÅŸlangıcı olduÄŸuna iÅŸaret eden Fidan, İslam dünyasından zirveye davet edilen diÄŸer liderler de bulunduÄŸunu ve bazı ülkelerden zirveye katılım olmama ihtimalinin olduÄŸunu belirtti.
Avrupa BirliÄŸi’yle iliÅŸkiler
Son birkaç yıldır ortaya konan çalışmalarla Avrupa BirliÄŸi (AB)-Türkiye iliÅŸkilerinin daha kötüye gitmediÄŸini ve daha iyiye götürmenin yollarının arandığını ifade eden Fidan, Gümrük BirliÄŸi’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konulara önem atfettiklerini aktardı.
Fidan, Avrupa’nın kıta dışına çıkması ve baÄŸlantısallık konuları gündeme geldiÄŸinde önemli aktörlerden birisinin de Türkiye olduÄŸunun altını çizerek, Rusya-Ukrayna Savaşı ile kuzeydeki doÄŸu-batı aksının ortadan kalktığını ve Türkiye’nin baÄŸlantısallık açısından coÄŸrafi öneminin arttığını söyledi.
AB ile 230 milyar dolar civarında ticaret hacmine sahip olduklarını hatırlatan Fidan, sağlıklı bir güncelleme olması durumunda bunun 2 katına çıkarak her iki tarafın lehine olabileceğini vurguladı.
Fidan, Gümrük BirliÄŸi gibi konuların ilerletilebilmesi için AB’deki Güney Kıbrıs Rum Kesimi gibi tarafların rezervini kaldırması gerektiÄŸine dikkati çekerek, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın 11 Åžubat’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi beklenen Yunanistan BaÅŸbakanı Kiryakos Miçotakis’e bu konuyu gündeme getirebileceÄŸinden bahsetti.
Yunanistan’la temaslar
BaÅŸbakan Miçotakis ile Yunanistan DışiÅŸleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in sorunları çözecek niyet ve kapasiteye sahip olduÄŸuna inandığını dile getiren Fidan, ülke içerisindeki siyasal ortamın stratejik sorunları çözmeye elveriÅŸli bir ortama imkan vermediÄŸine deÄŸindi.
Fidan, “(Yunanistan’dan) Gelen liderler bu tarihi sorunu çözmek ile siyasi bedel ödemek arasında sürekli bir ikilem içerisindeler.” diyerek, bu konuda muhataplarına yaratıcı çözümler sundukları bilgisini paylaÅŸtı.
Avrupalı muhataplarla en çok konuştukları konuların başında vize sorununun geldiğini aktaran Fidan, vize serbestisinin dondurulması konusunu tartışmanın gündemine aldıklarını söyledi.
Fidan, Avrupalıların Kovid-19 salgınında vize hizmetleri konusunda düşen kapasitenin güncellenmesi için çalıştığını dile getirerek, daha önce çoklu vize almış olan Türk vatandaşlarına kolaylık getirdildiğini hatırlattı.
Türkiye’den Avrupa’ya vize taleplerinin arttığına dikkati çeken Fidan, “Vize politikalarında Avrupa’da çok ciddi bir sıkıntı var. Çünkü merkez saÄŸ ve sol hükümetleri göçmen sorunundan dolayı politik zemini aşırı saÄŸa kaybetmiÅŸ durumdalar.” dedi.
Savunma sanayisindeki geliÅŸmeler
Fidan, Dışişleri Bakanlığının mili güvenlik sisteminin bir parçası olduğunu belirterek, savunma sanayisinde geliştirilen yeteneklerin kullanılmasının terörle mücadelede avantaj sağladığını kaydetti.
Savunma sanayisi ürünlerinin savaş şartlarında kullanıldığını ve güncellendiğini dile getiren Fidan, bu ürünleri satın alanların en az 1000 kez denenmiş ürünleri envanterine kattığını söyledi.
Fidan, DışiÅŸleri Bakanlığında İkili Savunma İşbirliÄŸinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı kurulduÄŸunu ifade ederek, “BaÅŸka ülkelerle olan savunma sanayi iÅŸbirliÄŸimiz, askeri iÅŸbirliÄŸimiz artık dış politikamızın önemli bir alanı oldu.” dedi.
Afrika’dan birçok ülkenin Türkiye’den savunma sanayi ürünü almak ve iÅŸbirliÄŸi yapmak istediÄŸini ve terörle mücadelede yanında olunmasını beklediÄŸini ifade eden Fidan, bu kümenin giderek büyüdüğünü söyledi.
Fidan, Türkiye’nin savunma sanayisinin büyümesi sayesinde havadan müdahale imkanlarının geliÅŸtiÄŸine iÅŸaret ederek, bu imkanlara daha erkenden sahip olunsaydı Türkiye’nin terörden daha erken kurtulabileceÄŸine deÄŸindi ve “Çünkü bunu bilen ülkeler vermiyorlar, müttefikiniz de olsa. Amerika vermedi bunu bize.” dedi.
Kaynak: AA
