Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor

Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor

Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor

Türkiye, petrol ve doğal gazda üretim hedeflerini yükseltirken küresel enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmalarla sınır ötesi arama ve üretim sahalarında etkinliğini artırıyor.

Enerjide bağımsızlık hedefine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, arz güvenliÄŸinin önemli bir sac ayağı olan petrol ve doÄŸal gaz arama ve üretim çalışmalarını, Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası ve Gabar baÅŸta olmak üzere kara ve deniz alanlarında güçlendirmeye devam ediyor.

Mevcut durumda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doÄŸal gaz üreten Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) üretiminin 2028’de 500 bin varile, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkması hedefleniyor.

Bu doğrultuda TPAO, yurt dışı büyüme stratejisiyle uluslararası enerji şirketleriyle işbirliklerini artırarak yerli ve milli adımlarını sınır ötesi sahalara taşıyor.

Bu kapsamda ÅŸirket dün, Shell ile Bulgaristan’ın deniz yetki alanındaki Khan Tervel Sahası’nda petrol ve gaz arama çalışmalarına ortak olmak üzere anlaÅŸma imzaladı.

TPAO’nun bp ile 12 Åžubat’ta yaptığı mutabakat zaptıyla da petrol ve gazda uluslararası ve bölgesel iÅŸbirliÄŸinin artırılması hedefleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaÅŸmada temel önceliÄŸin Kerkük baÅŸta olmak üzere Irak’ta iÅŸbirliÄŸi olduÄŸunu, Libya, Kazakistan ve Azerbaycan’daki projelerin de deÄŸerlendirileceÄŸini belirtmiÅŸti.

5 Åžubat’ta Chevron ile imzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye ve uluslararası ölçekte potansiyel sahalarda ortak arama ve üretim faaliyetlerinin geliÅŸtirilmesi öngörülürken 8 Ocak’ta ExxonMobil’in alt ÅŸirketi ESSO Exploration International Limited ile yapılan mutabakatla Karadeniz ve Akdeniz’in yanı sıra karşılıklı belirlenecek diÄŸer uluslararası alanlarda iÅŸbirliÄŸi hedefleniyor.

Türkiye böylece, sahip olduğu enerji filosuyla derin deniz arama ve sondajdaki teknik kapasitesini uluslararası şirketlerin deneyimiyle birleştirerek operasyonel etkinliğini artırmayı ve yeni keşiflerin önünü açmayı amaçlıyor.

Geçen yıl TPAO’nun Diyarbakır Havzası’nda konvansiyonel olmayan kaynakların geliÅŸtirilmesi amacıyla TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile imzaladığı ortak giriÅŸim anlaÅŸmasının da modern teknoloji ve bilgi transferi yoluyla üretim kapasitesini güçlendirmesi, Türkiye’nin petrol aramacılığında yeni bir dönemin kapılarını aralaması bekleniyor.

Ayrıca, TPAO’nun nisanda Somali’de daha önce sismik araÅŸtırma yaptığı sahada sondaja baÅŸlaması, Libya’da Repsol ve MOL ile kurduÄŸu ortaklıklarla 2 blokta, Pakistan’da ise 5 sahada hidrokarbon arama faaliyetleri yürütmesi bekleniyor.

Başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda yeni enerji projeleri için uluslararası ortaklıklar kurma hedefiyle sürdürülen çalışmalar, ülkenin yalnızca kaynak geliştiren bir aktör değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji sahnesinde etkin bir oyuncu olma vizyonunu pekiştiriyor.

İşbirlikleri ulusal şirketlerin küresel faaliyetlerini destekliyor

ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulundan Profesör Brenda Shaffer, AA muhabirine, Türkiye’nin uluslararası enerji ÅŸirketleriyle yaptığı anlaÅŸmaların, arz güvenliÄŸi politikalarındaki “çeÅŸitlendirme” ilkesinin bir yansıması olduÄŸunu söyledi.

Shaffer, birden fazla büyük ÅŸirketi kendi pazarına çeken ve yurt dışındaki ortak projelere dahil eden Türkiye’nin, bu sayede farklı ve ileri teknolojilere eriÅŸim saÄŸlamanın yanı sıra tek bir ÅŸirkete bağımlı olma riskini de azalttığına dikkati çekti.

Türkiye’nin bu tür iÅŸbirlikleriyle ulusal ÅŸirketlerinin küresel ölçekte faaliyet göstermesine katkı saÄŸladığını anlatan Shaffer, ÅŸunları kaydetti:

“Ankara, ulusal enerji ÅŸirketlerini farklı coÄŸrafyalarda faaliyet gösteren uluslararası ÅŸirketlere dönüştürmek istiyor. Uluslararası enerji ÅŸirketleriyle kurulan iÅŸbirlikleri, bu hedefin gerçekleÅŸtirilmesini kolaylaÅŸtırmakta. Türkiye, güçlü bir diplomatik veya askeri varlığa sahip olduÄŸu zorlu coÄŸrafyalarda, uluslararası ÅŸirketlerin tek baÅŸlarına yapabileceklerinden daha etkili ÅŸekilde faaliyet alanları açabilmekte ve bu alanları yönetebilmekte.”

Shaffer, bu anlaÅŸmaların yurt içi faaliyetlere etkisine iliÅŸkin de “Önde gelen uluslararası enerji ÅŸirketleriyle kurulan ortaklıklar, Türkiye’de arama faaliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla yeni doÄŸal gaz ve petrol keÅŸiflerinin yapılmasına da yol açabilir.” dedi.

Söz konusu anlaÅŸmalar kapsamında farklı coÄŸrafyalardaki potansiyel ortaklıklara da deÄŸinen Shaffer, “Suriye dahil olmak üzere DoÄŸu Akdeniz’de Chevron ile birlikte çalışmak Türkiye açısından birçok avantaj yaratmakta. Birincisi, Chevron son derece ileri bir teknolojik kapasiteye sahip. İkincisi, Chevron’un İsrail gibi DoÄŸu Akdeniz’deki birçok ülkede projeleri var. Bu durum, arama faaliyetlerini ilerletirken çatışmadan kaçınma imkanı sunuyor.” ifadelerini kullandı.

“İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz’den gelecektir”

Atlantik Konseyi Kıdemli AraÅŸtırmacısı John Roberts da Türkiye’nin, Sakarya Gaz Sahası’ndaki deneyimlerinden ders çıkararak, teknik ve ticari verimliliÄŸi artırmak amacıyla büyük uluslararası ÅŸirketlerle ortak giriÅŸimlere yöneldiÄŸini söyledi.

Bu geliÅŸmelerin Bakan Bayraktar’ın liderliÄŸindeki enerji stratejisinin parçası olduÄŸunu anlatan Roberts, “Bunun son derece doÄŸru ve pratik bir adım olduÄŸunu düşünüyorum. Bu yaklaşım özellikle, Türkiye’nin en hızlı geri dönüşü hedeflediÄŸi Karadeniz için çok uygun. Zamanla Akdeniz için de önem kazanabilir.” dedi.

Roberts, bu iÅŸbirliklerinin olası sonuçlara iliÅŸkin deÄŸerlendirmesinde ise “İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz’den gelecektir. Çünkü Karadeniz, (hidrokarbon) oluÅŸumlarının aynı bölgede yoÄŸunlaÅŸtığı, geliÅŸmekte olan bir enerji bölgesi. Romanya’daki Neptun Deep, Türkiye’deki Sakarya ve kuru kuyuya raÄŸmen Bulgaristan’daki Khan Asparuh buna örnek gösterilebilir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, yerleÅŸik ve güçlü uluslararası enerji ÅŸirketleriyle yeni ortaklıklar geliÅŸtirmesini “heyecan verici” olarak niteleyen ve bunun bölgesel enerji sektörü açısından önemine dikkati çeken Roberts, şöyle devam etti:

“Özellikle petrol üretiminde artış gibi gerçek çıktılar saÄŸlanabilirse bunun önemli bir etkisi olur. Çünkü Türkiye’nin ithalatını azaltır. Ayrıca uluslararası ÅŸirketlerin devreye girmesi Türkiye’nin gerçek bir enerji merkezi haline gelmesinin önünü açabilir. Burada kastettiÄŸim, Türkiye’nin sadece bir enerji geçiÅŸ noktası olması deÄŸil ki ÅŸu anda bu konumda, aynı zamanda enerji ticaretinin yapıldığı bir merkez haline gelmesi. Bunun gerçekleÅŸmesi ise kağıt üzerinde var olan ya da bir ticaret merkezi oluÅŸturmak amacıyla yıllardır önerilen düzenlemelerin hayata geçirilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin büyük uluslararası enerji ÅŸirketleriyle ortaklık kurması, gündemde olan bu düzenlemelerin benimsenip uygulanma ihtimalini güçlendiriyor.”

“Uluslararası iÅŸbirliÄŸiyle birçok kazanım elde etmek söz konusu”

Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz da bugüne kadar Türkiye’nin kara alanlarının beÅŸte biri ve deniz alanlarının yüzde 1’inde arama ve sondaj yapıldığını, bunun yalnızca olanak eksikliÄŸi deÄŸil, ülkenin jeolojisinin yeterince tanınmamış olmasından da kaynaklandığını söyledi.

Türkiye’nin petrol ve gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 90’ının ithalatla karşılandığını ve bunun enerji faturalarıyla cari açığı artırdığını kaydeden Karbuz, “Petrol ve gaz arama seferberliÄŸi Türkiye’nin enerji güvenliÄŸi ve geleceÄŸi açısından çok önemli.” dedi.

Karbuz, geçmiÅŸte kaynakların yeterince deÄŸerlendirilemediÄŸini ancak 2017’de ortaya konulan Milli Enerji ve Maden Politikası’yla Gabar petrolü ile Sakarya gazı gibi ilk somut kazanımların elde edildiÄŸini anlattı.

Kaynakların arama ve üretiminde iÅŸbirliÄŸinin önemine deÄŸinen Karbuz, “Aramacılık ve üretim konusunda teknoloji, bilgi, beceri, deneyim ve mali gücü olan uluslararası dev ÅŸirketlerle iÅŸbirliÄŸi yapmakla da birçok kazanım elde etmek söz konusu.” ifadesini kullandı.

Karbuz, “Yurt içinde oluÅŸturulan iÅŸbirlikleri, uluslararası arenada yapılabilecek iÅŸbirliklerine kapı açabilir ve TPAO’nun küresel ölçekte bir oyuncu olma yolunda attığı tohumları çoÄŸaltır. Bu tohumların mümkün mertebede Karadeniz, Hazar ve özellikle Suriye, Libya, Mısır, Lübnan olmak üzere Akdeniz bölgesi gibi yakın coÄŸrafyalara atılması, ülkemizin muhtemel jeostratejik ve jeoekonomik kazanımları için faydalı olur.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA