ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı’nda “Gazze” konusu ele alındı

ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı'nda "Gazze" konusu ele alındı

ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı'nda "Gazze" konusu ele alındı

İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı (İİT) 51. DışiÅŸleri Bakanları Konseyi Dönem BaÅŸkanlığı kapsamında düzenlenen “ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı” çerçevesinde “Krizler Karşısında Liderlik: Gazze ÖrneÄŸi” adlı panel gerçekleÅŸtirildi.

Eski Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Ahmet Rıza Demirer moderatörlüğünde düzenlenen panele, Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın, Marmara Üniversitesinden Akademisyen Dr. Esra Çavuşoğlu ve Filistinli akademisyen Dr. Nihad Abunasser Melikoğlu konuşmacı olarak katıldı.

AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Özhan, konuÅŸmasında, Gazze’de yaÅŸanan insanlık trajedisini dile getirmenin önemine dikkati çekerek, uluslararası kurumların iÅŸlevsiz kaldığı, siyasi mekanizmaların baÅŸarısız olduÄŸu ve ahlaki liderliÄŸin çoÄŸu zaman eksik kaldığı dönemlerde medyanın sorumluluÄŸunun yalnızca olayları aktarmakla sınırlı olmadığını söyledi.

Özhan, gazetecilerin gerçeÄŸi ortaya çıkarmak için hayatlarını riske attıklarını belirterek, “Medya, gerçeÄŸi korumak, kanıtları muhafaza etmek ve aksi takdirde sesini duyuramayacak insanlara söz hakkı vermek gibi ahlaki bir sorumluluk üstlenmelidir. GerçeÄŸi tarihin ellerine bırakamayız. Onu korumalıyız.” ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansının Gazze’de yaÅŸananları sadece editöryel bir tercih olarak deÄŸil insani, hukuki ve ahlaki bir görev olarak gördüğünü de aktaran Özhan, bu kapsamda İsrail’in Gazze’de iÅŸlediÄŸi suçları tüm açıklığıyla ortaya koyan “Kanıt” ve “Tanık” adlı 2 kapsamlı kitap hazırladıklarını dile getirdi.

Özhan, bu kitapların sahada hayatlarını riske atan AA çalışanlarının katkılarıyla hazırlandığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Foto muhabirlerimizin çektiÄŸi fotoÄŸrafları veya muhabirlerimizin kaydettiÄŸi videoları, sadece arÅŸivlerimizde saklanacak ve abonelerimize sunulacak haber malzemeleri olarak görmedik. Bunları korunması gereken gerçekliÄŸin kayıtları, gerçeÄŸin parçaları ve bu suçların sorumlularını hesap sorulabilir kılmak için hukuki bir dile çevrilebilecek materyaller olarak gördük.”

Bu kitaplardaki bazı içeriklerin özellikle beyaz fosfor kullanımı gibi çeşitli savaş suçlarının belgelenmesinde önemli rol oynadığını ve eserin, uluslararası yargı süreçlerinde delil olarak kabul edildiğinin altını çizen Özhan, bu içeriklerin çekimi sırasında sahada görev yapan 2 AA çalışanının da hayatını kaybettiğini belirtti.

Özhan, küresel medyanın çoÄŸu zaman Gazze halkını, özellikle kadın ve çocukları yalnızca istatistikler ve can kaybı rakamları üzerinden deÄŸerlendirdiÄŸine iÅŸaret ederek, bu yüzden “Tanık” projesinde Gazze’deki kadınların yalnızca maÄŸdur olarak sunulmadığını, hayata tutunan, yeniden inÅŸa eden, yaÅŸamı koruyan ve dünyanın gözleri önünde yaÅŸanan adaletsizliÄŸe tanıklık eden güçlü aktörler olarak ele alındığını kaydetti.

Gazze’de kadınlar güçlü liderlik örneÄŸi sergiliyor

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın da konuşmasında, literatürde liderlik için çok sayıda teori ve tanım bulunduğunu ancak kriz dönemlerinde güçlü liderliğin her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyledi.

Bazen en güçlü liderlik biçiminin tüm zorluklara raÄŸmen ayakta kalabilmek olduÄŸunu vurgulayan Açıkalın, Gazze’deki kadınların savaşın ortasında çocuklarına bakmaya, yemek hazırlamaya ve günlük yaÅŸamı sürdürmeye devam ederek dünyaya “hala buradayım” mesajı verdiÄŸini, bunun sessiz fakat güçlü bir liderlik örneÄŸi olduÄŸunu dile getirdi.

Açıkalın, Gazze’de eÅŸlerini kaybeden kadınların yetim çocuklara sahip çıktığına ve annelerini kaybeden bebeklere diÄŸer kadınların baktığına iÅŸaret ederek, Filistinli kadınların savaÅŸ koÅŸullarında toplumun bir arada kalmasını saÄŸlayan temel unsur olduÄŸunu kaydetti.

“Kadınlar, İsrail soykırımının bilinçli hedefleri haline getirilmiÅŸtir”

Marmara Üniversitesinden Akademisyen Esra ÇavuÅŸoÄŸlu da Gazze’de ağır koÅŸullar altında kadınların olaÄŸanüstü bir direniÅŸ ve liderlik sergilediÄŸine dikkati çekti.

ÇavuÅŸoÄŸlu, “Kadınlar, İsrail soykırımının bilinçli hedefleri haline getirilmiÅŸtir. Bu, İsrail’in soykırım politikasının bir parçasıdır. Neden? Çünkü özellikle Gazze’deki kadınların doÄŸurganlık kapasitesi hedef alınmaktadır.” diye konuÅŸtu.

Filistinli kadınların tüm zorluklara raÄŸmen kampların yönetiminde, ailelerin geçiminde ve toplumsal dayanışmanın sürdürülmesinde öncü rol oynadığını vurgulayan ÇavuÅŸoÄŸlu, uluslararası toplumu ve İslam ülkelerini Gazze’deki kadınlara destek için daha fazla adım atmaya çağırdı.

“Gazze’deki trajedi, Nekbe’den de önce baÅŸladı”

Filistinli akademisyen Nihad Abunasser MelikoÄŸlu da büyükannesinin 6 yaşındayken, İsrail’in kuruluÅŸu sürecinde yüz binlerce Filistinlinin zorunlu göçe tabi tutulduÄŸu “Nekbe”yi yaÅŸadığına dikkati çekerek, kendisinin de çocukluÄŸundan beri ailesinden duyduÄŸu hikayelerle büyüdüğünü anlattı.

Gazze’deki trajedinin 7 Ekim’de baÅŸlamadığını vurgulayan MelikoÄŸlu, bunun 1948’deki Nekbe’den de önce baÅŸladığını ve bugüne kadar devam ettiÄŸini söyledi.

MelikoÄŸlu, “7 Ekim’den sonra bir ÅŸeyler bozuldu. ÖrneÄŸin, 7 Ekim’den önce cinsel saldırı hakkında hiçbir ÅŸey duymamıştık ancak tüm dünyanın sessizliÄŸi, bu siyonistlere istediklerini yapma konusunda yeÅŸil ışık yaktı.” dedi.

Gazze’deki Filistinlilerin her gün İsrail güçlerince yerinden edildiÄŸini dile getiren MelikoÄŸlu, insanların evlerini, mahallelerini, anılarını bırakarak daha güvenli olduÄŸu söylenen bölgelere taşınarak çadırlarda kalmak zorunda kaldığını vurguladı.

MelikoÄŸlu, Gazze’de İsrail’in saldırıları nedeniyle günde 20’den fazla yer deÄŸiÅŸtiren insanların olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Gazze’nin mevcut koÅŸullarında çadır sahibi olmak bile kolay deÄŸil.” ifadesini kullandı.

Gazze’deki kadınların, İsrail güçlerince cinsel saldırıya maruz kalma riski yaÅŸadığını ifade eden MelikoÄŸlu, birçok gencin, çocuÄŸun, yaÅŸlının ve hamile kadının da gözaltına alındığını ve iÅŸkence gördüğünü kaydetti.

MelikoÄŸlu, kayıp vakalarının da Filistinli ailelerin yaÅŸadığı büyük bir sorun olduÄŸuna deÄŸinerek, “Eskiden İsrail ordusu, kimi zaman gözaltına aldığı kiÅŸileri açıklıyordu ama artık bunu da inkar ediyor. Hapishaneden çıkan bazı kiÅŸiler, örneÄŸin, ‘AyÅŸe’yi İsrail hapishanesinde gördük’ diyerek, ailelere bilgi verebiliyor. Bu ÅŸekilde insanlar eÅŸlerinin, çocuklarının veya kardeÅŸlerinin akıbetini öğrenmeye çalışıyor.” diye konuÅŸtu.

Kaynak: AA