Erdoğan: Terörle arasına mesafe koyan kesimleri ortak paydada buluşmaya davet ediyoruz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Terörle ve ÅŸiddetle arasına mesafe koyan tüm kesimleri, milli meselelerde aynı ortak paydada buluÅŸmaya davet ediyoruz.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Meclisin 27. Dönem Üçüncü Yasama Yılı’nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap etti.

“Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum.” diyerek sözlerine baÅŸlayan ErdoÄŸan, Büyük Millet Meclisinin açılışından bugüne kadar, bu çatı altında milli iradenin üstünlüğü inancıyla ülkeye hizmet eden tüm milletvekillerini saygıyla andığını söyledi.

Halen hayatta olan milletvekillerine saÄŸlık ve afiyet, vefat edenlere Allah’tan rahmet dileyen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “İstiklal Harbimizin BaÅŸkomutanı, Meclisimizin ilk BaÅŸkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhuriyetimizin bugünlere gelmesinde emeÄŸi geçen herkese ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Malazgirt’ten Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin kuruluÅŸuna, İstanbul’un fethinden İstiklal Harbi’ne ve terörle mücadele sürecine kadar bu toprakların vatan olması ve ilelebet öyle kalması için mücadele eden, ÅŸehit veya gazi olan tüm kahramanları rahmetle, minnetle yad eden ErdoÄŸan, “Halen tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ÅŸiarıyla sınırlarımız içinde ve dışında canları pahasına mücadele eden güvenlik güçlerimizin her birini Rabbim muhafaza buyursun diyorum. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Katar’da, Somali’de, Lübnan’da, Balkanlarda ve daha pek çok yerde bayrağımızı gururla dalgalandıran güvenlik güçlerimize Mevla’dan baÅŸarılar diliyorum.” diye konuÅŸtu.

Türkiye’nin yumuÅŸak gücü olarak dünyanın hemen her köşesinde, son derece zor ÅŸartlar altında, insani yardım ve kalkınma faaliyeti yürüten sivil toplum kuruluÅŸlarının temsilcilerine de muvaffakiyetler temenni eden ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Bu yıl, İstiklal Harbimizin baÅŸlamasının 100’üncü yıl dönümü. Bir asır önce Samsun’dan baÅŸlayıp Amasya, Erzurum, Sivas duraklarının ardından Ankara’da ilk menziline ulaÅŸan bu kutlu yolculuk, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla yeni bir safhaya evrilmiÅŸtir. KurtuluÅŸ Savaşımızı bizzat sevk ve idare eden Büyük Millet Meclisi, dönemin tüm zorluklarına göğüs gererek, bu mücadeleyi zaferle taçlandırmıştır. 600 yıllık bir çınarın yerine dikilen genç Türkiye Cumhuriyeti fidanı, inÅŸallah 4 yıl sonra bir asrını geride bırakacaktır. Milletimiz, sadece bu topraklardaki bin yıllık varlığı döneminde Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti olarak üç devlet kurmuÅŸtur. CumhurbaÅŸkanlığı forsunda sembolleri yer alan devletlerimize baktığımızda 2 bin 200 yılı aÅŸkın bir mirasa sahip olduÄŸumuzu görüyoruz. Dünyada böylesine derin, yaygın ve kesintisiz devlet tecrübesine sahip bir baÅŸka millet yoktur. Bu süreklilik aynı zamanda millet olarak bizim hiçbir zaman esareti kabul etmediÄŸimizi; özgürlüğümüze, onurumuza, ideallerimize hep baÄŸlı kaldığımızı ifade ediyor.

Türkiye’yi sınırları cetvelle çizilmiÅŸ, bağımsızlığı bahÅŸedilmiÅŸ, müesseseleri suni olarak kurulmuÅŸ; medeniyet müktesebatı, tarihi, kültürü, hedefleri olmayan toplumlar ve devletçiklerle karıştıranlar oluyor. Ülkemizin ve milletimizin kadim geçmiÅŸini ve bugünkü gücünü anlamayanlara, bu gerçekleri her fırsatta hatırlatmanın görevimiz olduÄŸuna inanıyorum. Bir asır önce ‘hasta adam’ diyerek adeta gömmeye hazırlandıkları bu millet, İstiklal Harbi ile kıyam etmiÅŸ ve hürriyetini tekrar kazanmıştı.”

“Önce milletim, önce memleketim”

“Son dönemde de PKK’dan DEAÅž’a ve FETÖ’ye kadar envaiçeÅŸit terör örgütüyle dize getirmeye kalktıkları bu necip millet, bir kez daha kıyam ederek, istiklaline ve istikbaline olan baÄŸlılığını göstermiÅŸtir.” diyen ErdoÄŸan, bu süreçte verdiÄŸi mücadele ile TBMM’nin de ikinci defa gazilik unvanıyla ÅŸereflendiÄŸini vurguladı.

ErdoÄŸan, “15 Temmuz gecesi bu millete sıkılan her kurÅŸun, atılan her bomba, bizi büyük ve güçlü Türkiye’nin inÅŸası yolundan vazgeçirmek bir yana, kararlılığımızı daha da perçinlemiÅŸtir. İstiklal Marşı ‘korkma’ diye baÅŸlayan bir milleti, darbeyle teslim alacaklarını sananlar, daha gün doÄŸmadan ‘hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal’ nidasına teslim olmuÅŸlardır. Åžayet bugün geleceÄŸimize çok daha güvenle ve cesaretle bakıyorsak, iÅŸte bu mücadelenin baÅŸarısı sayesindedir.” dedi.

Bu vesileyle herkesi, milletin yakın tarihteki en büyük demokrasi, hak ve özgürlük zaferi olan 15 Temmuz’un ÅŸanını, ÅŸerefini, anlamını koruma hususunda azami hassasiyet göstermeye davet eden CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Aynı ÅŸekilde, milli iradenin tecelligahı olan TBMM’nin itibarının gözetilmesini de her ÅŸeyin üzerinde tutmamız gerekiyor. Çok partili siyasi hayata geçiÅŸi saÄŸlayarak ülkemizi demokrasiyle tanıştıran bu Meclise sahip çıkmak, milli iradeye ve hukuk devletine de sahip çıkmak demektir. Bu sebeple, milli iradenin üstünlüğü yerine küçük bir azınlığın çıkarlarını korumayı amaçlayan tüm darbelerin, cuntaların, siyaseti ve hukuku örseleyen nice ayak oyunlarının ilk hedefinde hep bu Meclis olmuÅŸtur. Hamdolsun her seferinde milli irade üstün gelmiÅŸ, Meclisimiz yeniden millet adına görev üstlenmiÅŸtir.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

ANADOLU AJANSI

✔@anadoluajansi

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Meclisin 27. Dönem Üçüncü Yasama Yılı’nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap etti http://v.aa.com.tr/1598903 

Embedded video

18 people are talking about this

TBMM’nin, İstiklal Harbini yönetirken de 15 Temmuz’da darbecilerin karşısına cesaretle dikilirken de milletin adına tarihte eÅŸine az rastlanır bir mücadele verdiÄŸini belirten ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“İnÅŸallah gelecekte de bu kutlu çatı altında aynı mücadele kararlılıkla verilmeye devam edecektir. Siyaset yaparken de Meclis çalışmalarını yürütürken de hepimiz önce bu ülkeye ve millete karşı sorumlu olduÄŸumuzu unutmayacağız. ‘Önce milletim, önce memleketim’ demeyen hiç kimsenin bu kutlu kurumun çatısı altında yer almaya hakkı olmadığını düşünüyorum. Türkiye’nin en büyük gücü, milletiyle ve onu temsil eden kurumlarıyla sergilediÄŸi birliktir, beraberliktir, dayanışmadır. Bu öyle bir güçtür ki ne parayla ne teknolojiyle ne de diÄŸer imkanlarla kıyas kabul eder.

İşte bunun için her fırsatta bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeÅŸ olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyoruz. İşte bunun için terörle ve ÅŸiddetle arasına mesafe koyan tüm kesimleri, milli meselelerde aynı ortak paydada buluÅŸmaya davet ediyoruz. Bu hissiyatla hareket eden herkesle ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın tüm meselelerini konuÅŸmaya, görüşmeye, birlikte hareket etmeye hazırız. Milletimizin ve onların temsilcileri olan siz milletvekillerinin sesine hiçbir zaman kulağımızı ve yüreÄŸimizi kapatmadık, kapatmayacağız. Yeter ki siyasi konulardaki rekabetimizi ve farklılıklarımızı, ülkemize ve milletimize karşı olan sorumluluklarımızın önüne geçirmeyelim. İnÅŸallah önümüzdeki yasama dönemi, Meclis çatısı altında bu yönde örnek bir iÅŸ birliÄŸi sergileyeceÄŸimiz bir devir olarak tarihe geçecektir.”

Türkiye’nin, Cumhuriyet döneminde yeniden ayaÄŸa kalkma mücadelesi verirken aynı zamanda darbeler, vesayet, geri kalmışlık, iÅŸ bilmezlik gibi nice sıkıntılarla da boÄŸuÅŸmak zorunda kaldığını belirten ErdoÄŸan, “Şöyle geriye dönüp baktığımızda, demokraside, ekonomide, altyapıda, sanayide, ticarette, eÄŸitimde, saÄŸlıkta velhasıl her alanda uzunca bir süre milletimizin oldukça düşük hizmet standartlarına mahkum edildiÄŸini görüyoruz.” diye konuÅŸtu.

Bu durumun en önemli nedenlerinden birinin, siyaset kurumunun kendi içindeki rekabeti ülkeye hizmetin üzerinde tutması olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, “Bunu gördüğümüz için yaklaşık 18 yıl önce, Türkiye’nin yönetimine talip olarak milletimizin huzuruna çıktığımızda, ilk önce siyasetin üslubunu ve tarzını deÄŸiÅŸtirmekle iÅŸe baÅŸladık. Daha da önemlisi yalnızca karşımızdaki devasa sorunları görmekle kalmayıp, asıl onun gerisindeki büyük potansiyele odaklandık.” ifadelerini kullandı.

“Biz ülkemize, milletimize, kendimize ve politikalarımıza inandık.” diyen ErdoÄŸan, her ÅŸeyden önce TBMM’nin sorunları çözme ve Türkiye’nin önünü açma iradesinin büyüklüğüne de inandıklarını vurguladı.

Demokrasiyi, hak ve hürriyetleri tüm kesimler için genişleterek, inanç ve ifade özgürlüğünü gerçek anlamda tesis ederek güçlendirebileceklerine inandıklarını da söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“EÄŸitim öğretimde çocuklarımızı 70-80 kiÅŸilik sınıflardan 20-30 kiÅŸilik sınıflara indirmek suretiyle onları oralardan kurtarabileceÄŸimize, üniversiteye girmek için yaÅŸanan yığılmayı önleyebileceÄŸimize inandık. SaÄŸlıkta vatandaÅŸlarımızı hastane kapılarında eziyet çekmekten kurtarabileceÄŸimize, herkese insanca hizmet saÄŸlayabileceÄŸimize inandık. Sosyal güvenlikte ülkemizde yaÅŸayan istisnasız herkesi kucaklayabilecek sürdürülebilir bir sistemi kurabileceÄŸimize inandık. Kadınlardan gençlere, engellilerden yaÅŸlılara, kimsesizlerden bakıma muhtaçlara kadar herkesin yanında olabileceÄŸimize inandık. Ulaşımda ülkemizin her yerine kara yoluyla, hava yoluyla, demir yoluyla hızlı, konforlu ve güvenli ÅŸekilde eriÅŸilebilmesini saÄŸlayabileceÄŸimize inandık.

Enerjide kendi su, güneÅŸ, rüzgar, termal ve kömür kaynaklarımızı en etkin ÅŸekilde deÄŸerlendirebileceÄŸimize inandık. Bayındırlıkta yerleÅŸim yerlerimizin tamamını, insanlarımızın ihtiyaçlarına uygun ve modern bir ÅŸehirleÅŸme anlayışıyla dönüştürebileceÄŸimize inandık. Sanayimizi dünyayla rekabet edebilecek düzeye çıkartabileceÄŸimize inandık. Savunma sanayinde ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarabileceÄŸimize inandık. İhracatımızı hem çeÅŸit hem pazar hem de rakam itibarıyla katbekat artırabileceÄŸimize inandık. Büyümemizi, ülkemizin potansiyeline ve hedeflerine uygun seviyelere yükseltebileceÄŸimize inandık.”

“Neyi baÅŸardıysak yüce Meclisle gerçekleÅŸtirdik”

İstihdamı, herkesin kendisini ve ailesini geçindirebileceÄŸi bir iÅŸ bulabileceÄŸi seviyeye getirebileceklerine de inandıklarını ifade eden ErdoÄŸan, “Adaletten güvenliÄŸe her alanda, milletimizi özlemle beklediÄŸi hizmetlere kavuÅŸturabileceÄŸimize inandık. Dış politikada, bayrağımızın onurunu, pasaportumuzun ve paramızın deÄŸerini, ülkemizin itibarını hak ettiÄŸi yere çıkarabileceÄŸimize inandık. İşte bu inançla yürüttüğümüz BaÅŸbakanlık ve CumhurbaÅŸkanlığı görevlerimiz döneminde ne yaptıysak, neyi baÅŸardıysak, hepsini de yüce Meclisle birlikte, sizlerle birlikte gerçekleÅŸtirdik.” diye konuÅŸtu.

Demokrasilerde iktidar kadar muhalefetin de önemli olduÄŸuna inandıkları için bu baÅŸarıyı, hiçbir ayrım yapmadan yüce Meclisin tüm milletvekillerine ait gördüklerini belirten ErdoÄŸan, “Demokraside, ekonomide, altyapıda Cumhuriyet tarihinin en büyük atılım hamlesinin gerçekleÅŸmesinde, icraatıyla, teklifiyle, tenkidiyle emeÄŸi olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’nin uzun, meÅŸakkatli, zaman zaman kesintili de olsa demokraside bugün geldiÄŸi yer, hepimizin ortak zaferidir.” dedi.

ErdoÄŸan, özellikle CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nin hayata geçilmesiyle herkesi çok daha aydınlık bir geleceÄŸin beklediÄŸini vurgulayarak, “Meclisimizin gayreti, milletimizin takdiriyle hayata geçen yeni yönetim sistemimiz, artık sorunlarımızı herhangi bir müdahaleye meydan vermeden, demokrasinin imkanlarıyla çözebileceÄŸimizin en büyük ispatıdır. Bir yılını geride bıraktığımız CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ni, sürekli güncelleyerek, sürekli geliÅŸtirerek bizden sonraki nesillere en büyük mirasımız olarak bırakacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Tarih ve medeniyet birikiminin yüklediÄŸi sorumluluk…”

Kadim bir medeniyet ve tarih birikiminin varisi olmanın, Türkiye’ye büyük itibar kazandırma yanında, ağır sorumluluklar da yüklediÄŸine dikkati çeken ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

“Bugün bölgemizde ve dünyada, kalbiyle ve gözüyle bizi takip eden yüz milyonlarca insan bulunuyor. Türkiye, yalnızca komÅŸularının deÄŸil, onlarla birlikte bugün bize uzak gibi gözükse de aslında aynı tarih ve medeniyet dairesinde birlikte olduÄŸumuz tüm kardeÅŸlerinin ve dostlarının meseleleriyle ilgilenmek zorundadır. Suriye’ye sırtımızı dönemeyeceÄŸimiz gibi Filistin’e, Libya’ya, Pakistan’a, Afganistan’a, Arakan’a, Türkistan’a da sırtımızı dönemeyiz. Irak’ı, İran’ı görmezden gelemeyeceÄŸimiz gibi, Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Türkmenistan’a, Kırgızistan’dan Kırım’a kadar Asya coÄŸrafyasının hiçbir köşesine bigane kalamayız.

Kıbrıs’taki, Yunanistan’daki, Bulgaristan’daki soydaÅŸlarımızın haklarını korumak nasıl vazifemiz ise tüm Balkan ve Avrupa coÄŸrafyasına da aynı gözle bakmakla mükellefiz. Akdeniz’in, Ege’nin, Karadeniz’in her karışındaki geliÅŸme bizi doÄŸrudan ilgilendirir. Avrupa’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Güney Asya’ya kadar her yerde bu anlayışla varlık gösteriyoruz. Türkiye olarak bu geniÅŸ coÄŸrafyada, sadece yaÅŸatmak, yardımcı olmak ve imkan varsa birlikte kazanmak için çalışırız, mücadele ederiz.”

“İnsani duruÅŸumuzdan asla vazgeçmedik”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’nin sınırları dışındaki hiçbir faaliyetinin iÅŸgal, ilhak, istismar amaçlı olmadığının altını çizerek, ÅŸunları kaydetti:

“Kendi güvenliÄŸimiz, huzurumuz ve refahımız adına neyin peÅŸindeysek, yakındaki ve uzaktaki tüm dostlarımız için de aynı mücadeleyi veriyoruz. Birileri sınırlarından binlerce kilometre öteye kaynakları sömürmek, bu uÄŸurda gerekirse terör örgütlerini, canileri, diktatörleri desteklemek için gidiyor olabilir. Biz ise çevremize sadece yaÅŸatmak, yardım etmek ve imkan varsa birlikte kazanmak anlayışıyla bakıyoruz. İnsan merkezli bu anlayışın elbette bir bedeli var. Ne bedel ödersek ödeyelim, Türk milletini diÄŸerlerinden ayıran bu insani duruÅŸumuzdan hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceÄŸiz.”

“Sınamaların farkındayız”

Türkiye’de çeÅŸitli ülkelerden gelen yaklaşık 5 milyon yabancının bulunduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, “Esasen Anadolu nüfusunun kahir ekseriyeti, son 150 yıldır neredeyse kesintisiz bir ÅŸekilde canını ve geleceÄŸini kurtarmak için bu topraklara akın etmiÅŸ insanlardan meydana geliyor.” diye konuÅŸtu.

Bu yöneliÅŸin yakın tarihte de devam ettiÄŸine dikkati çeken ErdoÄŸan, 30 yıl önce Bulgaristan’dan yüzbinlerce soydaşın Türkiye sınırlarına dayandığını, o dönemde kapıları kapatıp, onları zulmün pençesine terk etmenin akıldan bile geçmediÄŸini kaydetti.

Bulgaristan’dan gelen soydaÅŸların ardından Türkiye’ye yönelen göç hareketlerini hatırlatan ErdoÄŸan, “Irak’taki yüzbinlerce Kürt kardeÅŸimiz, üzerlerine yaÄŸan bombalardan kaçmak için ülkemize sığındığında yine sınırları kapatmayı asla düşünmedik. Orta Asya’dan, Türkistan’dan, Kafkaslar’dan, Balkanlar’dan, Kuzey Afrika’dan gelen soydaÅŸlarımızı, dostlarımızı daima baÄŸrımıza bastık. Son olarak Suriyeli kardeÅŸlerimiz rejimin ve terör örgütlerinin baskısı altında ezildiÄŸinde, yine gönlümüzün ve sınırlarımızın kapılarını açtık.” dedi.

Suriye krizi uzadığı için halen Türkiye sınırları içinde yaşayan 3 milyon 650 bin misafirin yol açtığı ekonomik, sosyal ve kültürel sınamaların farkında olduklarını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’den baÅŸka böyle bir yükü omuzlayabilecek ve bu kadar uzun süre yönetebilecek bir baÅŸka ülke olmadığını da biliyoruz. Bununla birlikte, milyonlarca sığınmacıyı ilanihaye kendi topraklarımızda misafir etmeye devam etmek gibi bir düşüncemiz de yoktur. Yaklaşık 8 yıldır ülkemizde misafir ettiÄŸimiz bu insanların evleri, yurtları, vatanları zaten vardır. Bize düşen, sığınmacıların bir an önce kendi ülkelerinde hayatlarını sürdürebilecekleri güvenli bir iklimi oluÅŸturmaktır.”

ErdoÄŸan, Türkiye’deki sığınmacıların güvenli bölgelere yerleÅŸtirilmesi için uluslararası topluma çok sayıda çaÄŸrıda bulunduklarını söyledi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Antalya’da dört yıl önce yapılan G-20 zirvesinde, toplantıya katılan liderlere Suriye’de güvenli bölge oluÅŸturmayı ve sığınmacıları kendi topraklarında iskan etmeyi teklif ettiÄŸini, söze gelince herkesin bu projeyi memnuniyetle karşıladığını ancak hiçbir ülkenin atılacak somut adımlar konusunda elini taşın altına koymadığını vurguladı.

Türkiye’ye dönük Suriye kaynaklı terör tehdidinin artık tahammül edilemez boyutlara ulaÅŸtığının altını çizen ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Bu durum bizi, Suriye topraklarını gerek ülkemiz gerekse mülteciler için güvenli hale getirme iÅŸini bizzat gerçekleÅŸtirmeye mecbur bıraktı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını bu anlayışla hayata geçirdik. İdlib’te, Rusya ve İran’la birlikte yürüttüğümüz Astana Süreci ile büyük bir insani dramın yaÅŸanmasının önüne geçtik. Kolay deÄŸil, 4 milyon nüfusu olan bir ÅŸehir. Burada zulme uÄŸrayan insanlara verdiÄŸimiz destek çok insani ve tarihi bir durumdur.”

Ağırlıklı olarak Cerablus olmak üzere ÅŸimdiye kadar, güvenli hale getirilen yerlere geri dönen Suriyeli sığınmacı sayısının 360 bini bulduÄŸunu açıklayan ErdoÄŸan, yaklaşık 4 milyon kiÅŸinin yaÅŸadığı İdlib’teki kırılgan durumu kontrol etmek için de tüm taraflarla yakın iÅŸ birliÄŸi içinde çalıştıklarını belirtti.

ErdoÄŸan, Fırat’ın doÄŸusundaki bölgeyle ilgili uzun ve zahmetli bir süreç yaÅŸadıklarını, bugünkü noktaya tüm bu geliÅŸmelerin sonunda geldiklerini ifade etti.

“Kendi yolumuzda devam etmekten baÅŸka çaremiz kalmamıştır”

Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğünden, Suriye halkının siyasi ve idari birliÄŸinden yana olduÄŸunu söyleyen ErdoÄŸan, “Suriye’deki mevcudiyetimizin tek sebebi, sınırlarımıza yönelik terör tehditlerinin, aynı zamanda ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşlerini de engelleyen bir bariyer haline dönüşmüş olmasıdır. Biz asla savaÅŸtan, çatışmadan, kan dökülmesinden, ölümden, acı çekilmesinden yana deÄŸiliz. Tam tersine, hem kendimiz hem de Arap’ıyla, Kürt’üyle, Türkmen’iyle, Süryani’siyle, Ezidi’siyle, Hristiyan’ıyla tüm Suriye halkı için güvenli, huzurlu, müreffeh bir gelecek istiyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Buna karşılık birileri, terör ve sığınmacı yükünü ülkemizin omuzlarına yükleyerek, adeta bize diz çöktürmeye çalışıyor.” diyen ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

“Soruyorum sizlere. Türkiye böyle bir dayatmayı, böyle bir ÅŸantajı, böyle alçakça bir oyunu kabul edecek kadar aciz bir ülke midir? Türkiye, birtakım nevzuhur devletlere yapıldığı gibi masa başında yazılan senaryoların figüranlığını yapacak kadar köksüz bir ülke midir? Türkiye, ecdadından tevarüs ettiÄŸi tüm deÄŸerleri bir çırpıda kenara atacak, geleceÄŸini baÅŸkalarının eline teslim edecek kadar sahipsiz bir ülke midir? Åžayet böyle olduÄŸunu düşünenler varsa, hiç kusura bakmasın, milletimizi de bizi de tanımıyor demektir. Açık ve net söylüyorum; biz bu dayatmaya, bu senaryoya rıza göstermeyiz. Millet olarak gerekirse ser veririz ama istiklalimizden ve onurumuzdan kesinlikle taviz vermeyiz.

Suriye konusunda karşı karşıya bulunulan durum tam da budur. Türkiye’yi, terör örgütünün tasfiyesi ve Suriye topraklarının sığınmacılar için güvenli hale getirilmesi konusunda yıllardır oyalayanların bizzat yüzlerine, artık bu oyunun sonunun geldiÄŸini defaatle söyledik. Sınırlarımızın bitiÅŸiÄŸindeki sıkıntıyı müttefiklerimizle birlikte çözmek için her yolu denedik, ziyadesiyle sabırlı davrandık, kararlılığımızı da sürekli ifade ettik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları bu konudaki kararlılığımızın somut birer tezahürüdür. Maalesef, özellikle Fırat’ın doÄŸusunda bu yöntemle arzu ettiÄŸimiz neticelerin hemen hiçbirine ulaÅŸamadık. Türkiye’nin artık bu konuda kaybedecek tek bir günü dahi yoktur. GeldiÄŸimiz noktada, kendi yolumuzda devam etmekten baÅŸka çaremiz kalmamıştır.”

Münbiç dahil, Fırat’tan Irak sınırına kadar oluÅŸturulacak 30 kilometre derinliÄŸindeki güvenli bölgede bir milyonu yeni yerleÅŸim yerlerinde, bir milyonu mevcut yerlerde olmak üzere, iki milyon kiÅŸiyi iskan etmeyi planladıklarını belirten ErdoÄŸan, “Planlarımız hazır. Proje çalışmalarımız hazır. Bunları, devlet baÅŸkanlarıyla, baÅŸbakanlarla, hepsiyle BM Genel Kurulundaki ikili görüşmelerde paylaÅŸtık.” diye konuÅŸtu.

Uluslararası toplumun desteğiyle inşa edecekleri 5 bin nüfuslu 140 köye ve 30 bin nüfuslu 50 ilçeye bir milyon kişi yerleştireceklerini anlatan Erdoğan, kurulacak köyler ve ilçelerle ilgili ön çalışmaları yaptıklarını, yerleri tespit ettiklerini ve maliyetleri çıkardıklarını söyledi.

DiÄŸer bölgelerde de iyileÅŸtirme çalışmaları yürüteceklerini kaydeden ErdoÄŸan, “Bölgeyi terör örgütünün iÅŸgalinden kurtarır kurtarmaz, inÅŸallah, uluslararası toplumdan alacağımız destekle derhal iÅŸe baÅŸlayacağız. Bu bakımdan bir Uluslararası Donörler Toplantısı yapmak suretiyle bu adımı da atacağız. Hem ülkemizin bekası hem terör örgütleriyle mücadelemizin baÅŸarısı hem de Suriyeli misafirlerimizi evlerine huzuru kalple geri döndürmek için bu adımı atmak mecburiyetindeyiz.” ifadelerini kullandı.

“S-400 sistemini satın alma yoluna giderek kendi çözümlerimizi ürettik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii bu arada, daha 4-5 yıl önce sınırlarımızdan içeriye bombalar, roketler yaÄŸarken bize hava savunma sistemi satışının reddedildiÄŸini de unutmadık. Tehditlerin önüne geçmek için S-400 sistemini satın alma yoluna giderek kendi çözümlerimizi ürettik. NATO’nun bizim bu beyanımızı destekler mahiyetteki açıklamalarına raÄŸmen bu konu bahane edilerek ülkemize karşı gösterilen düşmanca tavrın rasyonel bir açıklaması yoktur. Tüm bu tecrübeler bize, atmakta olduÄŸumuz adımın ardından karşı karşıya kalacağımız fotoÄŸrafla ilgili bir fikir veriyor.

Türkiye, kendi güvenliÄŸini ve kardeÅŸlerinin geleceÄŸini, bölgede hesabı olan güçlerin keyfine terk edecek deÄŸildir. Birlikte çalışma imkanlarını sonuna kadar zorlarız ama bu mümkün deÄŸilse de kendi yolumuzu açarız, nitekim ÅŸu anda açmaya da baÅŸladık. Hiç şüphesiz iÅŸimiz kolay olmayacak. Ama Allah’ın yardımı, milletimizin desteÄŸi, mazlumların duası, güvenlik güçlerimizin kahramanlığı sayesinde bu mücadeleden de alnımızın akıyla çıkacağımızdan şüphe duymuyorum. TBMM’nin tüm milletvekilleri ve gruplarıyla, bu süreçte devletimizin, hükümetimizin, güvenlik güçlerimizin yanında yer alacağına inanıyorum.”

Türkiye’nin, iç ve dış güvenlik konuları yanında, ekonomi baÅŸta olmak üzere, birlik ve beraberlik içinde çözüm yolları araması gereken baÅŸka meselelerinin de olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, “Bugünün Türkiyesi, diÄŸer alanlarda olduÄŸu gibi ekonomide de 2000 yılı öncesinin Türkiyesi deÄŸildir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Makro ekonomik görünümden altyapıya kadar her alanda adeta çaÄŸ atladık”

Makro ekonomik görünümden altyapıya kadar her alanda adeta çaÄŸ atlandığını ifade eden ErdoÄŸan, böylece Türkiye’nin geliÅŸmekte olan ülke grubunda bir üst kategoriye yükseldiÄŸine iÅŸaret etti.

ErdoÄŸan, Türkiye’nin özellikle son yıllarda küresel çaplı spekülatif saldırıların da odağında yer aldığını gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Ticaret savaÅŸlarının yıkıcı sonuçları ve Avrupa BirliÄŸinin kendi içindeki sorunlarının tırmanmasıyla, bu saldırıların etkileri daha da artmıştır. Her ÅŸeye raÄŸmen, bu durum karşısında kararlı ve güçlü bir duruÅŸ sergilediÄŸimizin altını çizmek istiyorum. Mesela, geçtiÄŸimiz yılın aÄŸustos ayından itibaren finans sistemimizi hedef alan saldırılar, ekonominin kendi dinamikleri içinde gerçekleÅŸen hadiseler deÄŸildi. Öyle ki, bu süreçte sadece bir gecede 10 milyar dolardan daha fazla, ülkemizdeki cari kurun çok üzerinde döviz satın alma emirleriyle karşılaÅŸtığımız durumlar oldu.”

Döviz kurundaki yükselişle başlayan finansal dalgalanma, faizlerden enflasyona, büyümenin negatife dönmesinden işsizliğin artışına kadar pek çok zincirleme etkiye yol açtığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“AÄŸustos ayındaki sıkıntının ardından, ekonomi yönetimimiz bu tür tehditlere karşı pek çok önlem almış, bunları zamanla hem geliÅŸtirmiÅŸ hem de baÅŸarıyla uygulamıştır. Öncelikle, saldırı dalgasının ilk ayağı olan döviz kuru, nispeten istikrarlı bir çizgiye oturtulmuÅŸtur. Ardından, ülkemiz ekonomisinin gerçekleriyle orantısız bir ÅŸekilde yükseltilmiÅŸ olan faizin kademeli olarak aÅŸağıya inmesi için ihtiyaç duyulan adımlar da atılmıştır.

Böylece, geliÅŸmekte olan ekonomilerden pozitif yönde ayrılan Türkiye’nin kredi risk puanı iyileÅŸmeye baÅŸlamıştır. Bankacılık sistemimiz güçlü yapısını koruyor ve riskleri rahatlıkla yönetilebilecek bir seviyeye gelmiÅŸtir.”

Faizlerin, bir önceki yıl sonuna göre bugün, ticari kredilerde 10 puan, konut kredilerinde 15 puan, ihtiyaç kredilerinde 13 puan gerilediğini anımsatan Erdoğan, faizlerin düşmeye başlamasıyla, konut başta olmak üzere piyasalarda bir canlanmanın gözlendiğinin altını çizdi.

Enflasyonda, TÜFE’nin yüzde 25’ten yüzde 15’e, ÜFE’nin ise yüzde 45’ten yüzde 13,5 seviyesine gerilediÄŸine dikkati çeken ErdoÄŸan, “Önümüzdeki günlerde yeni verilerin açıklanmasıyla, enflasyonun yeniden tek haneli rakama ineceÄŸine inanıyorum. Enflasyonun da gerileme eÄŸilimine girmesiyle, büyüme yeniden olumlu yönde bir seyir izlemeye baÅŸladı.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Muhtemelen bu yıl tüm zamanların turist rekorunu kıracağız”

Erdoğan, sanayi üretiminin temmuzda bir önceki aya göre yüzde 4,3 oranında artış kaydettiğini, ihracatın her ay yeni rekor kırarak yıllık bazda 170 milyar dolar sınırını geçtiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Buraya nereden geldik, 36 milyar dolardan geldik. 36 milyar dolar ihracattan ÅŸimdi 170 milyar dolar ve daha da artacak. Turizmde çok bereketli ve karlı bir sezon geçiriyoruz. Muhtemelen bu yıl tüm zamanların turist rekorunu kıracağız. Turizm gelirlerimiz geçen yıl yüzde 12 artmıştı, bu yıl yüzde 10 daha artacak. Burada da 50 milyon turisti inÅŸallah yakalayacağız.”

“IMF defterini tekrar açılmamak üzere Mayıs 2013’te kapattık”

Uluslararası yatırımlar dünyada azalırken, Türkiye’nin bu konuda oldukça iyi bir konumda yer almayı sürdürdüğünü ifade eden ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Bir dönem epeyce gerilemiÅŸ olan Merkez Bankamızın döviz rezervleri yeniden 100 milyar doların üzerine çıktı. BaÅŸbakanlığım döneminde hatırlayın 136 milyar dolara ulaÅŸmıştı. Biz demek ki bu rakama alışığız ve yeniden bu rakamları yakalayacağız. Åžu aralar 103 milyar dolar seviyesine ulaÅŸtı. Bu geliÅŸmeler sayesinde, ülkemiz ekonomisinin en büyük zaafı olarak gösterilen cari iÅŸlemler dengesinde, tarihimizde ilk defa 4,4 milyar dolar artıya geçtik.

Ekonomik göstergelerin hemen tamamı, önümüzdeki dönem için olumlu yönde geliÅŸmelerin yaÅŸanacağına iÅŸaret ediyor. Bu geliÅŸmeler, OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluÅŸları da, ülkemizin büyüme tahminlerini sürekli olumlu yönde revize etmeye yöneltiyor. Türkiye, diÄŸer alanlarda olduÄŸu gibi, ekonomide de dimdik ayakta kalmayı baÅŸarmıştır. Bu vesileyle, ekonomik olmaktan ziyade siyasi kriterlerle perde gerisinden ülkeleri yönetmeye kalkan IMF defterini, tekrar açılmamak üzere Mayıs 2013’te kapattık. Malum, göreve geldiÄŸimizde IMF’ye olan borç 23,5 milyar dolardı. Mayıs 2013 sıfırladık. Son yıllarda yaÅŸadığımız hadiseler bize, ekonominin dinamik bir alan olduÄŸu, sürekli reformlarla beslenmesi gerektiÄŸi, hedeflere ancak yapısal dönüşümlerle ulaşılabileceÄŸi gerçeÄŸini elbette unutturmuyor.”

Dengelenme ve yeniden büyüme sürecini başarıyla yürüttüklerini vurgulayan Erdoğan, mali disiplinden asla taviz vermediklerini vurguladı.

YaÅŸanan hadiselere raÄŸmen hem bütçe açığının hem de borç stokunun milli gelire oranının, Avrupa BirliÄŸi standartlarına göre çok iyi bir seviyede olduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, “2023 hedeflerimize uygun yeni stratejileri ve reformları da kesintisiz sürdürmekte kararlıyız. Meclisimiz tarafından kabul edilen 11. Kalkınma Planındaki yol haritamızı takip ederek, önümüzdeki seçimsiz 4 yılı en iyi ÅŸekilde deÄŸerlendireceÄŸiz. Ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirene kadar durup dinlenmeden çalışmaya devam edeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

Geçen hafta BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Genel Kurulunda, adalet teması etrafında dünya meselelerinin kapsamlı bir deÄŸerlendirmesini yaptıklarını anımsatan ErdoÄŸan, BM sistemi baÅŸta olmak üzere, her alanda adaleti savunurken, Türkiye’nin bu konuda geride kalmasını kabul edemeyeceklerini belirtti.

Bunun için Nisan ayında kamuoyuyla paylaÅŸtıkları Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ilk paketinin hazırlıklarının tamamlandığını anlatan ErdoÄŸan, böylesine önemli bir konunun, Meclis’te mümkün olan en geniÅŸ uzlaÅŸmayla tartışılması ve kabul edilmesinin önemli olduÄŸunu düşündüklerini, bunun için ilk reform paketini tüm milletvekillerinin deÄŸerlendirmesine sunulduÄŸunu ifade etti.

Erdoğan, şunları söyledi:

“Daha çok hak ve özgürlükleri geniÅŸletmeyi amaçlayan hususları içeren bu paketi yenileri de takip edecektir. Gerek komisyonlarda, gerekse genel kurulda bu reform paketlerinin yapıcı bir anlayışla tartışılacağını umut ediyorum. Yargı Yılı açılışında da belirttiÄŸim gibi, hukuk baÅŸkadır, adalet baÅŸkadır. Meclis’in görevi, adaletin tesisine imkan saÄŸlamak için en ideal hukuk düzenlemelerini yapmaktır. Kendimiz ve tüm insanlık için adalet peÅŸinde koÅŸarken, bunun çerçevesini oluÅŸturan kanunlarımızı da sürekli geliÅŸtirmek zorundayız.” diye konuÅŸtu.

“Milletimizin bizden beklentisi uyum içinde çalışmamız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendileri ve tüm insanlık için adalet peşinde koşarken, bunun çerçevesini oluşturan kanunların da sürekli geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasamıza göre devletin başı, yeni yönetim sistemimize göre de aynı zamanda yürütmenin sorumlusu olarak, yargı reformu çerçevesinde atılacak adımları tüm milletvekillerimizle birlikte gerçekleÅŸtirmeye önem veriyoruz. Yasamanın, yürütmenin ve yargının kendi içlerinde bağımsız olmaları, devletin başı olan CumhurbaÅŸkanı’nın öncülüğünde belirli amaçlar için iÅŸ birliÄŸi içinde çalışmalarına mani deÄŸildir. Elbette CumhurbaÅŸkanı, milletvekillerinin yerine geçip kanun çıkarmaya, hakimlerin yerine geçip hüküm vermeye kalkacak deÄŸildir.”

Kuvvetler ayrılığının, demokrasinin özünü oluÅŸturan güçlerin çatışması deÄŸil, makul bir denge içinde aynı hedefler doÄŸrultusunda faaliyetlerini yürütmeleri anlamına geldiÄŸini vurgulayan ErdoÄŸan, bu anlayışla Anayasa’nın verdiÄŸi göreve uygun ÅŸekilde tüm kurumların ahenk içinde çalışmalarını temin gayesiyle çaba gösterdiklerini anlattı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“İdeolojik saplantılar ve günlük siyasi çıkarlar uÄŸruna bu dengeyi bozmaya yönelik söz ve eylemler içine girenler bize deÄŸil, ülkeye ve devlete zarar verdiklerini bilmelidirler. Milletimizin bizden beklentisinin de uyum içinde çalışmamız olduÄŸuna inanıyorum. Bugüne kadar millet iradesinin üstünlüğü dışındaki tüm yolları reddettim, aksi yöndeki her giriÅŸime karşı mücadele verdim. Vesayetin cezaevine attığı, darbecilerin hayatına kast ettiÄŸi bir siyaset ve devlet adamı olarak, baÅŸka bir yolu, yöntemi aklımdan dahi geçirmedim. Milletimize de dünyaya da sözümüzü, öyle kapalı kapılar ardında deÄŸil, meydanlarda, kürsülerde, ekranlarda söylemeye devam edeceÄŸiz.”

“Deprem deÄŸil bina öldürür”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, geçen hafta İstanbul’da yaÅŸanan 5,8 büyüklüğündeki depremin, karşı karşıya bulunulan tehlikeyi bir kez daha hatırlattığını vurguladı.

Anadolu coÄŸrafyasının, binlerce yıldır çok ciddi depremlerle sarsılan, yıkımlar ve acılar yaÅŸayan bir yer olduÄŸuna deÄŸinen ErdoÄŸan, Türkiye’nin yüzde 70’inin birinci veya ikinci derece deprem bölgesi olduÄŸunu anlattı.

Türkiye nüfusunun ve sanayi tesislerinin dörtte üçünün, birinci ve ikinci derece deprem bölgelerinde yer aldığına iÅŸaret eden ErdoÄŸan, 1999 yılında yaÅŸanan İstanbul, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Düzce ve Bolu’da çok ciddi yıkımlara, can kayıplarına yol açan depremlerin görüntülerinin hafızalarda tüm canlılığıyla durduÄŸunu söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece 17 AÄŸustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinde, 2010 yılındaki Meclis AraÅŸtırma Komisyonu rakamlarına göre 18 bin 373 canımızı kaybettik. Aynı ÅŸekilde; 2011 yılında Van’da, 2003 yılında Bingöl’de, 1998 yılında Adana’da, 1992 yılında Erzincan’da, 1983 yılında Erzurum’da, 1976 yılında Çaldıran’da, 1975 yılında Lice’de, 1971 yılında yine Bingöl’de, 1970 yılında Gediz’de yaÅŸanan depremleri de son 50 yılın büyük acıları olarak hatırlıyoruz. Bu depremlerde de on binlerce insanımız hayatını kaybetmiÅŸ, yüz binlercesi yaralanmıştır. ‘Deprem deÄŸil bina öldürür.’ gerçeÄŸi, her depremde bir kez daha yüzümüze adeta ÅŸamar gibi inmiÅŸtir.”

“Yaklaşık 1,5 milyon acil dönüşüm bekleyen yapı var”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’de inÅŸaat faaliyetlerinin çok uzun yıllar boyunca, sadece estetik ve diÄŸer unsurlar deÄŸil, afet faktörü de gözetilmeden özensiz bir ÅŸekilde yürütüldüğünü kaydetti.

Hükümete geldikten sonra bu konuyu öncelikleri arasına aldıklarını belirten ErdoÄŸan, TOKİ öncülüğünde projelerle, Türkiye’de ilk defa sistematik ve yaygın bir depreme dayanaklı yapı stoku oluÅŸturmaya baÅŸladıklarını anlattı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Åžu ana kadar TOKİ vasıtasıyla, 4 milyona yakın vatandaşımızın yaÅŸadığı 850 bin güvenli konutu tamamlayıp sahiplerine teslim ettik. Bununla kalmadık, belediyelerimizle birlikte ülke genelinde 6,7 milyon yapının çeÅŸitli derecelerde dönüşümünü hedefleyen bir sürece girdik. Bugüne kadar 1 milyon 112 bin yapının dönüşümünü baÅŸlattık, önemli bir kısmını da bitirdik. Ayrıca projeden malzemeye ve yapı denetimine kadar, inÅŸaat sürecine iliÅŸkin tüm alanlarda standartları, depreme göre yeniledik, geliÅŸtirdik. Böylece, özel sektörün yaptıklarıyla birlikte, 35 milyon vatandaşımızın güvenli evlerde yaÅŸayabilmesini saÄŸlayan bir dönüşümü gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduk. Åžimdi önümüzde yaklaşık 1,5 milyon acil dönüşüm bekleyen yapı var. Her yıl 300 bin konutu devlet ve özel sektör olarak inÅŸa ederek, 5 yılda da bu acil dönüştürülmesi gereken yapıları yenilemeyi planlıyoruz.”

Kentsel dönüşüm projelerinin hızlı, yerinde ve gönüllülük esasına göre yürütülmesinin şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, diğer taraftan pek çok farklı kurum tarafından yürütülen ve koordinasyon eksikliği sebebiyle imkanların boşa harcanmasına sebep olan afet yönetimi sistemini de baştan sona değiştirdiklerini aktardı.

“Deprem gibi hayati meselelerin siyaset üstü olduÄŸuna inanıyoruz”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’de bugün depremden sele, yangından heyelana kadar tüm afet çalışmalarının, 2009 yılında kurdukları Afet ve Acil Durum Yönetimi BaÅŸkanlığı (AFAD) tarafından sevk ve idare edildiÄŸini, ayrıca sığınmacılara geçici barınma hizmeti verilmesi ile sınırlar dışındaki afetlere müdahale çalışmalarının da AFAD’ın sorumluluÄŸu altında olduÄŸunu belirtti.

Hem kriz, hem de risk yönetimini birlikte yürüten bir sistemle, 81 ilin tamamında afetlere karşı hazırlık yapıldığını ve müdahalede bulunulduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kızılay baÅŸta olmak üzere, sivil toplum kuruluÅŸu mahiyetindeki yardım ve müdahale birimleri de, bu kurumumuz tarafından koordine ediliyor. Bir yandan afet risklerinden arındırılmış yerleÅŸim yerleri inÅŸa etme, diÄŸer yandan afet öncesi bilinçlendirme ve afet sonrası yardım çalışmalarıyla ilgili güçlü bir kurumsal altyapı oluÅŸturmuÅŸ bulunuyoruz. Henüz istediÄŸimiz seviyeye ulaÅŸamadığımız bir gerçek olmakla birlikte, bugün Türkiye’nin 17 yıl öncesine göre afetlere daha hazırlıklı olduÄŸu bir gerçektir. GeçtiÄŸimiz hafta yaÅŸanan deprem bize, bu yöndeki çalışmalarımızı hızlandırmamız ve yaygınlaÅŸtırmamız gerektiÄŸini göstermiÅŸtir. Biz, bu doÄŸrultuda üzerimize düşenleri kararlılıkla yapmaya devam edeceÄŸiz. Deprem gibi hayati meselelerin siyaset üstü olduÄŸuna ve bu ÅŸekilde konuÅŸulması, tartışılması, çalışılması gerektiÄŸine inanıyoruz. Aksi yöndeki her tavır ve beyan, hiç kimseye, ülkemize zarar vermekten baÅŸka fayda saÄŸlamayacaktır. Rabbim ülkemizi her türlü tabii afetten muhafaza etsin.”

ErdoÄŸan, sözlerini, TBMM’nin 27. Dönem 3. Yasama Yılı’nın hayırlı olması temennisi ve milletvekillerine baÅŸarı dilekleriyle tamamladı.

TBMM BaÅŸkanı Mustafa Åžentop, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın konuÅŸmasının ardından, kabul edilen Danışma Kurulu önerisiyle birleÅŸimi yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

“Bir gece ansızın gelebiliriz”

Erdoğan, Meclisten ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Fırat’ın doÄŸusuna yönelik verdiÄŸi mesajların hatırlatılmasının ardından, “Süre tanıdığınızı belirtmiÅŸtiniz. Bu konuda bir geliÅŸme var mı?” sorusuna karşılık ErdoÄŸan, “Bunların hepsinin toplam açılımı nedir? Bir gece ansızın gelebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne iliÅŸkin bir soru üzerine ErdoÄŸan, “Milli Güvenlik Siyaset Belgeleri, ben 17-18 yıldır iÅŸin içindeyim. Hiçbir zaman açıklanmaz. Eskiden Bakanlar Kurulu, ÅŸimdi kabine ve aynı zamanda Milli Güvenlik Kurulu sadece onun detayına hakimdir, sahiptir.” diye konuÅŸtu.

PYD/YPG gibi terör örgütlerinin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne eklenmesinin söz konusu olup olmadığı sorusuna ErdoÄŸan, bu örgütlerin zaten bulunduÄŸunu söyledi.

Eski bakanlardan Faruk Çelik’in “CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nde, cumhurbaÅŸkanı seçiminde yüzde 50 artı 1 Türkiye’yi yorar, yüzde 40 olmalı” ÅŸeklinde önerisinin olduÄŸunun hatırlatılmasının ardından, “Bu öneri konuÅŸulabilir mi kampta?” ÅŸeklindeki soru üzerine CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Kızılcahamam’daki kampta onu konuÅŸmamız önemli deÄŸil, onun konuÅŸma yeri burası (TBMM). Çünkü Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi gerektiriyor. O nerede konuÅŸulacak? Burada. Biz sadece iktidar olarak kendimiz ön hazırlık yaparız. Ön hazırlığımızı buraya getirebiliriz. Onun için de tabii iktidarıyla muhalefetiyle el ele vermek ve ondan sonra da böyle bir ÅŸey hakikaten gerçekleÅŸtirilebilirse bu olabilir. Aksi takdirde bunların üzerinde bizim Kızılcahamam’da durup konuÅŸmamız, asıl o bizi yorar.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“Oranın düşürülmesine, yüzde 50 artı 1’in yüzde 40’lara indirilmesi önerisine siz nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna ise ErdoÄŸan, “O bir defa, bir yıl önce çıkarmış olduÄŸumuz, millete götürüp de milletin onay verdiÄŸi yeni yönetim sistemini tekrar gündeme getirmek, asıl milleti o yorar. Daha yeni çıkardık.” karşılığını verdi.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir