Termik santrallere filtre takılmasını erteleyen yasayı Cumhurbaşkanımız veto etti

AK Parti Sözcüsü Çelik, termik santrallere filtre takılmasını erteleyen yasanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından doğru bulunmadığını ve veto edildiğini söyledi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

TeÅŸkilat BaÅŸkanlığının sunumu baÅŸta olmak üzere gündem konularını deÄŸerlendirdiklerini dile getiren Çelik, “Adalet Bakanlığında yapılan çalışmalar o gündemle ilgili olarak da MYK’mız kendi deÄŸerlendirmesini yapacak, Yargı Reformu süreci gibi süreçlerle ilgili olarak.” diye konuÅŸtu.

Toplantıda, kamuoyunda tartışılan bir gündem maddesinin de ele alındığını belirten Çelik, “Meclis’te 21 Kasım’da kabul edilen torba yasanın 50’nci maddesine göre havayı kirleten 15 termik santrale baca filtresi takma zorunluluÄŸu 2,5 yıl ertelenmiÅŸti, düzenleme CumhurbaÅŸkanımızın onayını bekliyordu. Sayın CumhurbaÅŸkanımız bu düzenlemeyi doÄŸru bulmamış ve biraz evvel veto etmiÅŸtir.” dedi.

Enerji sektörünün son derece önemli bir sektör olduğunu ve sektörün kazanımlarını koruma ve ilerletme konusunda kararlı olduklarını söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı zamanda da çevre hassasiyetinin ülkemizin geleceÄŸini, nesillerin geleceÄŸini gözeten bir yaklaşım konusunda da çok yüksek bir hassasiyete sahibiz. Sayın CumhurbaÅŸkanımız bu çerçevede enerji sektörünün kazanımlarına, enerji sektörünün daha ileriye götürülmesine dönük hassasiyetini korumakla ve bunu daha da geliÅŸtirmek konusundaki iradesini ortaya koymakla birlikte 7 yıldır bu baca filtrelerinin takılmaması çerçevesinde buna yeni bir süre verilmesini yani 2,5 yıl kadar süre verilmesinin gerekli olmadığını deÄŸerlendirmiÅŸtir. Çünkü 7 yılda yapılmayan bir iÅŸlemin bu yeni süre verilmesiyle de yapılacağı konusunda bir kanaat oluÅŸmamıştır.”

Çelik, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın çevre meselelerine verdiÄŸi önem, çevre kirliliÄŸinin önlenmesi konusundaki hassasiyeti, bakanlıklara ve kurumlara verdiÄŸi talimat çerçevesindeki iradesinin bu yasa tasarısını veto etme sonucunu doÄŸurduÄŸunu dile getirdi.

Geçen haftanın yoÄŸun gündem maddelerinden birinin de “Cumhuriyet Halk Partisi tarafından CumhurbaÅŸkanlığı makamına atılan iftira” olduÄŸunu belirten Çelik, “Yalan haber üzerinden bir yalan siyaseti üretmiÅŸlerdi, bu yalan siyaseti vasıtasıyla kendi parti içi rekabetlerini, kendi parti içi yarışlarını CumhurbaÅŸkanlığı makamı üzerinden mevcut yönetim lehine bir olumlu duruma çevirmek ÅŸeklinde CumhurbaÅŸkanlığı makamına da iftira atan bir yaklaşımı maalesef parti sözcüleri, genel baÅŸkan yardımcıları ısrarla defalarca ifade ettiler.” diye konuÅŸtu.

“Yalan ellerinde patladı”

CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’ne giden bir CHP’linin CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’dan genel baÅŸkanlık için yardım talep ettiÄŸi ve ErdoÄŸan’ın da bunu olumlu bulduÄŸu iddialarını hatırlatan Çelik, “GeliÅŸmeler zincir ÅŸeklinde gerçekleÅŸti. Önce yalan haberi yapanlar bu haberin arkasından çekildiler.” dedi.

Haberin kaynağı olarak gazetecinin baÅŸka bir gazeteciyi, o gazetecinin bir CHP’liyi ve CHP Genel BaÅŸkanını iÅŸaret ettiÄŸini anlatan Çelik, ÅŸunları söyledi.

“Bu konuda hedef alınan Cumhuriyet Halk Partili isim de yine kendisine dönük komplonun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleÅŸtiÄŸini söyledi. Bu kadar çerçeveye raÄŸmen ısrarla bu yalan siyasetini sürdürmeye devam ettiler. Netice itibarıyla da bu yalan ellerinde patlamıştır. CHP Genel Merkezi’ni adres gösteren bu yalan siyasetinin adresi olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ni iÅŸaret eden bir tablonun net, berrak, tartışmaya şüphe vermeyecek ÅŸekilde ortaya çıkmasını saÄŸlamıştır. CumhurbaÅŸkanlığı makamından güçlü bir ÅŸekilde özür dilemeleri gerekiyor. İkide bir çıkıp CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’ne karşı ‘saray’ gibi bir çirkin ifade kullanarak halen bunun CumhurbaÅŸkanlığı makamı tarafından yapıldığını söylemeye devam ediyorlar. Biz anlıyoruz ki yalan haberin kaynağı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ni iÅŸaret etmesine raÄŸmen, bu yalan haber üzerine inÅŸa edilmiÅŸ yalan siyaseti çökmesine raÄŸmen hala bunda ısrar edenlerin, aynı cümleyi kuranların bu yalan siyasetinin üreticisi ve yayıcısı olduÄŸu konusundaki kanaatimiz pekiÅŸmiÅŸtir. Dolayısıyla bu yalan siyaseti konusunda kim ki CumhurbaÅŸkanlığı makamına iftira atan cümleleri kurmaya devam ediyor biliyoruz ki onlar bu iÅŸin içindedir.”

Çelik, “Yalan siyaseti bu ÅŸekilde sürdürüldüğü zaman bir özür beklemek fazla lüks olabilir ama netice itibarıyla bu ortaya çıktıktan sonra hem CumhurbaÅŸkanlığı makamından hem vatandaÅŸlarımızdan hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren vatandaÅŸlarımızdan güçlü bir özür dilemeleri gerekiyor. Denilebilir ki ‘yalan siyasetini üretenlerin özür dileyeceÄŸini düşünüyor musunuz?’ Tabii her zaman için bir ahlaki tutumu ortaya koyacaklarına dair bir beklenti içinde olmak iyidir ama koymazlarsa da bu onların meselesidir son yıllarda Türk siyasi hayatındaki en büyük skandallardan biri olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin üzerine yapışmıştır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Dünya Judo Åžampiyonası’nda madalya kazanan down sendromlu Talha Ahmet Erdem, DoÄŸukan CoÅŸar, Mehmet Can Topal ile dünya üçüncüsü Down Sendromlular Basketbol Milli Takımı’nı tebrik ederek, “Bunlar bizim için çok özel sporcular ve bütün sporcularımızla gurur duyuyoruz.” dedi.

Diyarbakırlı annelerin evlat nöbetinde 91’inci gününe girdiÄŸini hatırlatan Çelik, bu süre içerisinde vatandaÅŸların, sanatçıların ve pek çok çevrenin verdiÄŸi desteÄŸin takdire ÅŸayan olduÄŸunu dile getirdi.

Bu eylemin her şeyden önce vicdan eylemi olduğunu ve bu eylemi selamladıklarını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

“Hepsinin ellerinden öpüyoruz, her zaman yanlarında olduÄŸumuzu ifade ediyoruz. HDP’li yöneticilerin hakaretlerine, terör örgütünün tehditlerine raÄŸmen anne yüreÄŸi çocuÄŸunun peÅŸinden ayrılmıyor, anne yüreÄŸi çocuÄŸuna sahip çıkmaya devam ediyor. Kendi çocuklarının birtakım cümlelerin arkasına saklanmış emperyalist projelerin lejyoneri haline getirilmesine hem vicdanen hem de en güçlü ÅŸekilde yürekleriyle itiraz etmeyi sürdürüyorlar.

Tabii dikkat çekicidir, dünyanın herhangi bir yerindeki benzer ‘bir kiÅŸilik’ eylemi bile son derece güçlü bir ÅŸekilde haber yapan uluslararası medyanın Diyarbakır’daki annelerin vicdan çığlığını, insanlık çığlığını, çaÄŸrısını sistematik bir ÅŸekilde görmezden gelmesini de kayda geçiriyoruz. Nitekim Türkiye’de en ufak bir asayiÅŸ olayı olsa, en ufak bir siyasi olay olsa Avrupa BirliÄŸi’ndeki raportörler baÅŸta olmak üzere pek çok çevre hemen bildiri yayınlarlar, tweet atarlar, temsilcileri onları ziyaret eder ama maalesef Diyarbakır anneleriyle ilgili bu hassasiyeti görmüyoruz ama her ne olursa olsun sonuçta kazanan vicdan olacak, anne yüreÄŸi olacak bundan eminiz.”

Macron’un “Türkiye, NATO’dan yardım bekleyemez” sözlerine tepki

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın NATO Zirvesi’ne katılmak üzere Londra’ya gideceÄŸini hatırlatan Çelik, ErdoÄŸan’ın burada çeÅŸitli görüşmeler yapacağını söyledi.

Çelik, ErdoÄŸan’ın ABD BaÅŸkanı Donald Trump, Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel Macron, Almanya BaÅŸbakanı Angela Merkel, İngiltere BaÅŸbakanı Boris Johnson ile bir araya geleceÄŸini, ayrıca Fransa, İngiltere ve Almanya liderleriyle dörtlü formatta görüşeceÄŸini belirterek, “Suriye meselesi tabii ki önemli bir gündem olacak, Barış Pınarı Harekatı’ndaki tezlerimizi anlatmak için iyi bir fırsat olacak, DEAÅž’la mücadele gibi baÅŸlıklar, DEAÅž, PKK/YPG terör örgütüyle yürüttüğümüz mücadele önemli bir gündem teÅŸkil edecek.” dedi.

Göç meselesinin de İngiltere’deki NATO Zirvesi’nde gündeme geleceÄŸini ifade eden Çelik, “NATO’nun en büyük ikinci kara ordusuna sahip ülke olarak güvenlik kaygılarımızın müttefiklere anlatılması konusunda güçlü tezlere sahibiz. Åžimdiye kadar NATO misyonlarına özgürlük, demokrasi ve adalet için dünyanın her tarafında çaÄŸrı yapılan bütün görevlere en güçlü katılımı biz gerçekleÅŸtirdik. Bu çaÄŸrımıza NATO’daki müttefiklerimizden de aynı desteÄŸi bekliyoruz.” diye konuÅŸtu.

Çelik, NATO’nun Barış Pınarı, Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatlarıyla ilgili tutumlarına deÄŸinerek, “NATO’daki dostlarımız güvenlik kaygılarımızı anladıklarını söylemelerine raÄŸmen bununla ilgili yeterince pratik adım atmasalar da Türkiye kendi güvenliÄŸini saÄŸlayabilecek imkan ve kapasiteye sahiptir. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en büyük, güçlü ordularından biri olarak ülkemizin güvenliÄŸini saÄŸlama konusunda her zaman hazır olduÄŸunu ve hangi ÅŸartlarda olursa olsun bu güvenliÄŸi saÄŸlamak için verilen görevi yerine getireceÄŸini, en son bir kere daha Barış Pınarı Harekatı’nda bütün dünyanın gözleri önünde bütün dünyanın takdirini kazanan bir ÅŸekilde göstermiÅŸtir.” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütünün yöneticilerini en çok ağırlayan kiÅŸi Macron”

Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel Macron’un NATO’yla ilgili son açıklamalarına iliÅŸkin eleÅŸtirilerde bulunan Çelik, şöyle devam etti:

“En çok Barış Pınarı Harekatı’na karşı görüş beyan eden kiÅŸi Fransa Devlet BaÅŸkanı oldu. Aynı zamanda da terör örgütünün yöneticilerini en çok ağırlayan kiÅŸi de en çok misafir eden kiÅŸi de Macron oldu. Özellikle ‘Barış Pınarı Harekatı’nı yapan Türkiye, NATO’dan yardım bekleyemez’ diyecek en son ülke Fransa, en son lider Macron’dur. Çünkü dünyanın çeÅŸitli yerlerinde operasyon yapıyorlar, dünyanın çeÅŸitli yerlerindeki bu operasyonlarında ülkelerinin çıkarlarını korumak için tek taraflı yaptıkları operasyonlarda bile uluslararası topluma ve NATO’ya çaÄŸrı yapıyorlar. Bizim bir NATO müttefiki olarak NATO Genel Sekreteri’nin de söylediÄŸi gibi en çok saldırıya maruz kalmış, terörün en çok saldırısına muhatap olmuÅŸ bir NATO üyesi olarak yaptığımız çaÄŸrılara dönük bu olumsuz yaklaşımın başını çekmeleri onların çifte standardının bir göstergesidir.”

Çelik, Macron’un “Türkiye’nin Suriye’de ne iÅŸi var?” açıklamasına iliÅŸkin, “Burada Türkiye’nin Suriye’de ne iÅŸi olduÄŸu bellidir, terörle mücadele ediyor, Türkiye hem kendi sınırlarının hem NATO müttefiklerinin ve Avrupa’nın güvenliÄŸini saÄŸlıyor. Macron’a sorulması gereken soru, sizin Mali’de ne iÅŸiniz var ya da Afrika’nın çeÅŸitli yerlerinde ne iÅŸiniz var, birçok yerde BM kararı olmadan yaptığınız operasyonlar ne amaca hizmet etmektedir’, bunu sormak gerekiyor. Öncelikle kendisinin Mali’de ne iÅŸiniz var sorusuna anlamlı bir cevap vermesi gerekiyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Geçen günlerde Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanı sınırlandırma mutabakatına iliÅŸkin Çelik, “Türkiye’nin DoÄŸu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunması pekiÅŸtirildi. Petrol ve doÄŸal gaz arama çalışmaları konusunda Türkiye’nin eli güçlendi. DoÄŸu Akdeniz’deki bu tarihi adım artık DoÄŸu Akdeniz’de Türkiye’nin yeni bir aÅŸamaya geçtiÄŸini göstermektedir. Türkiye ne kendi haklarını ne de KKTC’deki kardeÅŸlerimizin haklarını koruma konusunda herhangi bir geri adım atacak ve herhangi bir taviz gösterecektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Çelik, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanı sınırlandırma mutabakatı ile DoÄŸu Akdeniz’deki bazı kısımlarının bir bölümünün belirlendiÄŸini vurgulayarak, ÅŸunları kaydetti:

“BM Deniz hukuku sözleÅŸmesinin ilgili maddeleri dahil uluslararası hukuka uygun olarak imzalanmış bir anlaÅŸmadır. AnlaÅŸmanın uluslararası hukuka uygunluÄŸu konusunda en ufak bir tereddüt yoktur. Burada özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Yunanistan’ın ve Mısır’ın itirazlarının hiçbir anlamı yok. Bunlar bir oldu bitti yaratarak Türkiye’nin Akdeniz’den çıkmasını engellemek, Türkiye’yi DoÄŸu Akdeniz’de sadece kendi sınırlarına hapsetmek ÅŸeklinde bir duvar örmeye çalışıyorlardı. Bu anlaÅŸmayla birlikte bu duvar hukuken de yıkılmıştır. Herhangi bir ÅŸekilde oldu bittiye izin verilmeyeceÄŸi gösterilmiÅŸtir. Libya kara suları Türkiye’nin anlaÅŸmasıyla devreye sokularak bizim münhasır ekonomik bölgenin batı sınırları çizilmiÅŸtir. Bu konuda da herhangi bir hukuki açık kalmamıştır.”

Şehir Üniversitesi ile ilgili tartışmalar

İstanbul Şehir Üniversitesi ile ilgili tartışmaların uzun bir zaman boyunca sosyal medyada gündem olduğunu hatırlatan Çelik, bu konuyla ilgili yönetim kurulunun ve bazı hocaların açıklama yaptığını söyledi.

Çelik, bu meseleye herhangi bir şekilde bugüne kadar girmediklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Fakat gelinen noktada Åžehir Üniversitesine dönük tamamen teknik olan bu sürecin, çirkin bir ÅŸekilde bir siyasal öç olarak deÄŸerlendirilmesi ya da hocalarımızın ve öğrencilerin hayatlarının altüst olacağı gibisinden bir takım yaklaşımlar ortaya konulması ve bunun aslında hem oranın yönetim kurulu tarafından yapılan açıklamalarla hem de Cumhuriyet Halk Partisi heyetlerinin o üniversitenin yönetimine yaptığı ziyaretlerde hükümetimizi, partimizi, CumhurbaÅŸkanımızı suçlayan açıklamaları karşısında bizim de bir ÅŸey söylememiz gerekiyor. Normalde siyasetin aslında girmeyeceÄŸi, mesafeli duracağı bir konuydu.”

İlgili kurumların gerekli açıklamayı yaptığını hatırlatan Çelik, “Üniversitedeki hocalarımızın ve üniversitenin ilmi birikimine hürmetimiz büyüktür. Hiçbir ÅŸekilde bu üniversitenin ilmi birikiminin heba edilmesi gibi bir ÅŸey söz konusu deÄŸildir. Aynı ÅŸekilde burada okuyan çocukların, hiçbir ÅŸekilde herhangi bir haktan mahrum edilmeleri, eÄŸitim ve öğretim hayatlarının o üniversite çerçevesinde devam etmesinin engellenmesi diye bir ÅŸey söz konusu deÄŸildir.” diye konuÅŸtu.

Ömer Çelik, bir üniversiteyi yok etmekle suçlandıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Cumhuriyet tarihinde en çok üniversite açmış, hükümet uygulamalarına imza atmış kiÅŸi CumhurbaÅŸkanımızdır, hükümetlerimizdir. Üniversite konusuna ne kadar önem verdiÄŸimiz biliniyor. Bir üniversiteyi yok etmek deÄŸil, biz sadece ihya ederiz ve yaÅŸatırız ama ortada bir durum var. CumhurbaÅŸkanımızın, baÅŸbakanlığı döneminde bu üniversiteye bir arsa tahsis edilmiÅŸ. Bununla ilgili klasörlerce dosya var. ÇeÅŸitli açıklamalar da yapıldı, teknik tarafını bilenler biliyor. Tamamen olayın hiçbir siyasi tarafı olmamasına raÄŸmen bu bir ÅŸekilde üniversite yönetimi tarafından, üniversite yönetiminden birilerinin yaptığı basın açıklamaları ve Cumhuriyet Halk Partisi heyetinin yaptığı basın açıklamalarıyla bir siyasal sürece dönüştürülmüştür. Siyasal bir elbise giydirilmeye, siyasal bir renk verilmeye, siyasal bir kılıf uydurulmaya çalışılmıştır ama kimse bu gerekçeleri görmüyor, süreci görmüyor.”

Arazinin, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın, cumhurbaÅŸkanı olmasından sonra BaÅŸbakanlıkça tamamen bu üniversiteye hibe edildiÄŸini açıklayan Çelik, ÅŸunları söyledi:

“Bu cumhuriyet tarihinde olmamış bir ÅŸey. Tahsis baÅŸka bir ÅŸey, hibe edilmesi ve mülkiyetin devredilmesi bambaÅŸka bir ÅŸey. Hiçbir üniversiteye yapılmamış bu ve bilabedel yapılıyor. İlgili kanunlara ve uygulamalara da aykırı. Üniversitenin bankadan kredi almak için sadece tahsil edilmesi gereken bir araziyi daha sonra kendisine hibe edildikten sonra CumhurbaÅŸkanımızın tahsis ettiÄŸi bu durumu bir mülkiyet ve bilabedel bir devre dönüştürüyorlar. Bunu bankaya teminat olarak gösterip, bankadan kredi alıyorlar. Yani olmayan bir uygulamadan usule aykırı bir iÅŸlemden bankadan kredi almaya giden bir süreç söz konusu. O dönemde Mimarlar Odası dava açıyor. Burada bu dava süreçleri, ilgili mahkemelerden ve Danıştay’dan geçerek yoluna devam ediyor ama mülkiyetin devredilmesi aykırı bir iÅŸlem, aynı ÅŸekilde devredilmiÅŸ bir mülkiyetin bankaya teminat olarak gösterilip, burada bir kredi istenmesi aykırı bir iÅŸlem. Daha sonra bu borçlar ödenemeyince ‘bunu öğrenci gelirleriyle öderiz’ deyip, öğrenci sayısının artırılmasıyla ilgili birtakım baÅŸvurular yapılıyor. Neticede Danıştay burada haksız bir mülk edinme sonucuna varıyor. Bu kararın arkasından banka yeni fiili duruma göre harekete geçiyor. Harekete geçerken ‘Mevcut durumda sizin taahhütlerini yerine getirmeniz bu finansmanı saÄŸlamanız ne ÅŸekilde olacaktır.’ diye söylüyor. Bankanın yaptığı standart bir uygulama olarak bir ihtiyati tedbir noktasına doÄŸru gidiyor.”

“Öğrenci ve hocaların maÄŸdur olması söz konusu deÄŸil”

Burada siyasal öçten bahsedildiÄŸini ifade eden Çelik, “Kulüplere yapıldı buralara neden yapılmıyor?” sorusunun sorulduÄŸunu dile getirdi.

Herhangi bir şekilde öğrencilerin ve hocaların mağdur olmasının söz konusu olmadığına dikkati çeken Çelik, meselenin, herhangi bir şekilde hocalara, öğrencilere, üniversitenin akademik ve bilgi birikimine dönük olmadığına işaret etti.

Çelik, durumun üniversitenin yanlış yönetilmesinden veya yönetilememesinden kaynaklanan bir mesele olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Mesele sadece yönetimle ilgili meseledir. Dolayısıyla burada hami üniversite, bu üniversitenin yönetimini ve borçlarını devralacaktır. Üniversitenin akademik birikimi ve entellektüel birikimi korunacak. Üniversite öğrencilerinin eÄŸitim öğretim hayatında bir aksama olmayacak. Åžimdi biz acaba yeterince bilgili deÄŸiller mi diye iyi niyetle düşünüyoruz. Üniversitede ders veren bazı hocalarımızın yaptığı öyle açıklamalar var, sanki bu üniversite ortadan kaldırılıyor, sanki bu üniversite imha ediliyormuÅŸ gibi. Bir üniversite meselesinin bu ÅŸekilde siyasallaÅŸmasından da fevkalade muzdaribiz. Bu kadar üniversite açmış CumhurbaÅŸkanımıza dönük olarak, hükümetlerimize, partimize dönük olarak kullanılan bu ifadeler tamamen yanlıştır, kınanması gereken ifadelerdir. Esasında burada kamu bir yük almaktadır. Yani üniversitenin yanlış yönetilmesinden doÄŸan zaafı gidermek için borçları kapatmak, bu borçları devralarak bir yük almaktadır.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bundan sonrasında düzenleme mekanizması YÖK’tür. Hami üniversite, Marmara Üniversitesidir. Burada siyasallaÅŸtıran taraf üniversite yönetiminin siyaseti suçlayan açıklamaları ve CHP yönetiminin bu ziyaretten sonra yaptığı açıklamalardır.” ifadesini kullandı.

“TANAP Türkiye’nin nasıl bir enerji köprüsü olduÄŸunu gösteren bir projedir”

Trans Anadolu DoÄŸal Gaz Boru Hattı’nın (TANAP) açılışının gerçekleÅŸtirildiÄŸini anımsatan Çelik, “Bu, Türkiye’nin nasıl bir enerji köprüsü olduÄŸunu, enerji üzerinden nasıl bir barış köprüsü olduÄŸunu gösteren çok önemli bir projedir. Avrupa ile Asya’yı birbirine baÄŸlayan stratejik bir denklemdir bu.” ifadelerini kullandı.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın açılışta TANAP ile Türkiye’nin enerji ihtiyacının yanı sıra Avrupa’nın enerji arz güvenliÄŸinin de saÄŸlanmış olacağını belirttiÄŸini ifade eden Çelik, “Bir kere daha görülmektedir ki burada ortaya konulan bu yaklaşım çerçevesinde Avrupa’ya gidecek enerji koridoru, Türkiye’nin bu güvenli yaklaşımı sayesinde Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak ÅŸekilde deÄŸerlendirilmiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.

Çelik, TANAP ile doÄŸal gazın, Türkiye’de 20 il, 67 ilçe ve 600 köyden geçerek Avrupa’ya ulaÅŸtığına iÅŸaret ederek, şöyle devam etti:

“Avrupa’nın bir kere daha Türkiye’den ayrı düşünülemeyeceÄŸi, Avrupa’nın bir kere daha hem güvenlik ihtiyacının hem ekonomik ihtiyaçlarının, özellikle enerji arzı ihtiyacının Türkiye’ye baÄŸlı olduÄŸu ve Türkiye’nin buna pozitif katkı yaptığı net bir ÅŸekilde görülmüştür. Tabii bunun, yapımı halen devam eden Trans Adriyatik DoÄŸal Gaz Boru Hattı’na (TAP) baÄŸlanmasıyla Avrupa gaz sevkiyatının baÅŸlaması TAP’ın tamamlanmasıyla gerçekleÅŸecek. 2020 yılında da TAP’ın tamamlanması bekleniyor. Biliyorsunuz, TANAP’ın temeli 2015’te CumhurbaÅŸkanımız, Azeri mevkidaşı ve Gürcü mevkidaşı tarafından atılmıştı. Bu kadar kısa zaman içerisinde tamamlandı, hayata geçti. Dolayısıyla projelerden biri bitiyor, biri baÅŸlıyor. Özellikle enerji konusunda dünyadaki savaÅŸları dikkate alırsak burada Türkiye’nin nasıl olumlu bir yaklaşım içerisinde olduÄŸu da net bir ÅŸekilde görülmüş oluyor.”

“Gelecek yıl 10 milyar metreküp Avrupa’ya ihraç edilecek”

TANAP’ın 6,5 milyar dolara mal olduÄŸunu, Åžahdeniz DoÄŸal Gaz Sahası’nda üretilen Azerbaycan’ın doÄŸal gazının, Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının enerji denkleminde yeni bir aÅŸamaya geçilmesi olduÄŸunu anlatan Çelik, “Gelecek yıl 10 milyar metreküp Avrupa’ya ihraç edilecek, kalan 6 milyar metreküp ise Türkiye için ayrılacak. Ek yatırımlarla TANAP’ın kapasitesinin önce 24, ardından 31 milyar metreküpe çıkması planlanıyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Ömer Çelik, tüm bu stratejik yatırımlarla Türkiye’nin hem dünyada hem de bölgesinde önemli bir güç, önemli bir enerji koridoru ve enerji merkezi olduÄŸunu gösterdiÄŸini ifade ederek, “Aynı zamanda da bölgesel barışa, bölgesel istikrar ve refaha verdiÄŸi önemi de göstermektedir. Önemli bir geliÅŸme olacak yeni yılda, ocak ayında Rusya ile TürkAkımı doÄŸalgaz boru hattının açılışı yapılacak. Törene Sayın Putin de katılacak.” bilgisini verdi.

“Her bir tuÄŸla ÅŸiddeti arttıran bir adımdır”

İsrail Savunma Bakanı Naftali Bennett’in, iÅŸgal altındaki Filistin’in Batı Åžeria bölgesindeki El-Halil kentinde yeni bir yerleÅŸim yeri kurulması için projenin baÅŸlatılma planını onayladığını anımsatan Çelik, projenin çok kötü bir neticesi olduÄŸunu ve Filistinlilere ait El-Hisbe’deki konutların yıkılması gerekeceÄŸini söyledi.

Çelik, Filistinlilere ait konutların yıkılmasıyla zor şartlarda yaşayan insanların daha zor koşullara mahkum edileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Hem de uluslararası hukuka aykırı bir ÅŸekilde, iki devletli çözüm projesinin mantığına aykırı biçimde yeni yerleÅŸim yerlerini hayata geçirecekler. Daha önce söylemiÅŸtim, bu iÅŸgal altındaki kanunsuz bölgelere yapılan her yeni yerleÅŸim, yerine konulan her bir tuÄŸla ÅŸiddeti arttıran bir adımdır. Buraya konulan her bir tuÄŸla, iki devletli çözüm projesini ortadan kaldıran bir yaklaşımdır. Bu mahallenin kurulmasıyla El-Halil’deki Harem-i İbrahim’in çevresindeki yerleÅŸim birimleri de coÄŸrafi olarak birleÅŸtirilmiÅŸ olacak.

Bu coÄŸrafi birleÅŸtirme ne anlama geliyor? Harem-i İbrahim’in içinde bulunduÄŸu Eski Åžehir bölgesinde yaÅŸayan Filistinliler zaten zor durumdalar, zaten İsrail askerinin zulmü altında, sürekli taciz ve hakaret altında yaşıyorlar. Onların hayatları daha da sıkıntılı hale gelecek. El-Halil’de yaklaşık 100 tane kontrol noktası var, bu yeni aÅŸamayla birlikte de maalesef burada uygulanan zulüm artmış olacak. Daha önce Sayın CumhurbaÅŸkanımız ifade etmiÅŸti, ABD BaÅŸkanı’nın Kudüs’ün baÅŸkent yapılmasıyla ilgili olarak, ÅŸimdiye kadarki Amerikan politikasını terk etmesi ve bunun neticesinde bir tablonun ortaya çıkması maalesef İsrail’i olumsuz yönde cesaretlendirmiÅŸtir. Bazıları bunun iki devletli çözüme katkıda bulunacağını söylüyordu. O zaman CumhurbaÅŸkanımızın uyarıları bunun tam tersi yönde bir etki yaratacağı yönündeydi, bu bir kere daha görülmüştür.”

İsrail’in, daha marjinal bir politika izlemeye baÅŸladığına deÄŸinen Çelik, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“1967’de İsrail’in iÅŸgal ettiÄŸi Batı Åžeria’da 252, iÅŸgal altındaki DoÄŸu Kudüs’te 13 yasa dışı Yahudi yerleÅŸim birimi vardır. Bu yerlerde 600 binden fazla maalesef yerleÅŸimci yaÅŸamaktadır. Filistinlilerden gasp edilen yerlerdir bunlar. Tüm uluslararası toplum bunu yasadışı ilan ederken, bu yasa dışı ilan ettiÄŸi konularda uluslararası toplumun güçlü bir adım atmaması neticesinde giderek buradaki zulüm ÅŸiddetlenmektedir.”

Çelik, İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmelerinin anlamını ortadan kaldıracak gelişmelere imza atıldığını, yapılanların açık bir işgal ve zulüm olduğunu, uluslararası toplumun sesini daha çok yükseltmesi gerektiğini vurguladı.

“Çevre hassasiyeti neticesinde meydana gelmiÅŸtir”

Çelik, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken gazetecilerin sorularını cevapladı.

ErdoÄŸan’ın termik santrallere filtre takılmasını erteleyen yasayı veto etmesinin ardından sürecin nasıl iÅŸleyeceÄŸine iliÅŸkin soru üzerine Çelik, konunun bu karar doÄŸrultusunda yeniden ele alınacağını söyledi.

Çelik, ErdoÄŸan’ın çevre konusundaki hassasiyeti dolayısıyla sürecin bu noktaya geldiÄŸini vurgulayarak, “Devlet her ÅŸeyi yüklenecek olsaydı bu veto gerçekleÅŸmezdi. CumhurbaÅŸkanımızın bu vetosunun doÄŸal mantığı, ÅŸirketlerin çevrenin korunmasına dönük hassasiyetleri yerine getirecek uygulamaları hayata geçirmesidir. Bu, CumhurbaÅŸkanımız tarafından imza atılan ilk vetodur ve bu da bir çevre hassasiyeti neticesinde meydana gelmiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.

ErdoÄŸan’ın yasayı veto etmesinin arka planıyla ilgili MYK’ye kapsamlı bir deÄŸerlendirme yaptığını aktaran Çelik, konuya yönelik hassasiyetin korunması noktasında bakanlar, milletvekilleri ve partililere talimatı olduÄŸunu bildirdi.

“Milletimiz de bu yetkiyi anayasayla vermektedir”

“CHP Genel BaÅŸkan Yardımcısı Aykut ErdoÄŸdu, anayasanın mevcut metninin kuvvetler ayrılığını getirmediÄŸini ve Türkiye’nin bu anlamda mevcut sistemde bir anayasasının olmadığını söyledi. Bu açıklamayı nasıl deÄŸerlendirirsiniz?” sorusu üzerine ise Çelik, bir siyasetçinin bu ifadeleri dile getirmesi durumunda partisi, milletvekilleri veya TBMM’deki parti grubunun meÅŸruiyetini ortadan kaldırmış durumunda olduÄŸunu ifade etti.

Çelik, siyasette eleÅŸtirinin demokratik bir hak olduÄŸunu hatırlatarak, “Türkiye’nin anayasası vardır. Türkiye’deki bütün kurumlar milletimizin verdiÄŸi yetkiyle meÅŸruiyete sahiptir. Milletimiz de bu yetkiyi anayasayla vermektedir.” ifadesini kullandı.

CHP’li büyükÅŸehir belediye baÅŸkanlarının kamu bankalarından kredi alamadığı iddiasına yönelik soruya karşılık Çelik, bu durumun sebebinin bankaların özerk iÅŸleyiÅŸine baÄŸlı olduÄŸunu ve herhangi bir siyasi deÄŸerlendirme yapılmasının doÄŸru olmadığını aktardı.

Çelik, bu iddianın toptancı bir yaklaşım olduğunu, AK Partili belediyelerin de faaliyetler kapsamında bakanlıklardan çeşitli taleplerinin bulunduğunu ve bunların bazılarının karşılanmadığını anlattı.

“Adil Öksüz’ün nerede olduÄŸunun söylenmesi doÄŸru olmaz”

İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, FETÖ’nün sözde TSK imamı Adil Öksüz’ün nerede olduÄŸunu bildiklerine iliÅŸkin açıklamasını deÄŸerlendiren Çelik, şöyle konuÅŸtu:

“Tabii ki yer söyleyemeyiz, bir deÄŸerlendirmede bulunamayız ama Bakanımızın ortaya koyduÄŸu irade ÅŸudur. FETÖ’ye dönük mücadelede herhangi bir tavsama yoktur. Bunlarla ilgili olarak aranan, peÅŸinde olduÄŸumuz kim varsa dünyanın neresinde biliyoruz. Ele geçirmeye çalışıyoruz, iade edilmesini saÄŸlamaya çalışıyoruz. Gayretlerimiz, bu örgüt tamamen bitene kadar, devletin damarlarından deÄŸil kılcal damarlarından tamamen temizlenene kadar sürecektir. Bununla ilgili bir iradedir. O bilginin tabii ki bir devlet bilgisi olarak, orada yürütülen mücadelenin hassasiyeti bakımından söylenmesi doÄŸru olmaz.”

“BaÅŸtan aÅŸağı yalan bir haberdir”

Çelik, Ankara BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Mansur YavaÅŸ’ın avukatlık yaptığı dönemde senetle mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığı iddiasıyla açılan davanın tarafı Necmettin Kesgin’e “saygın bir iÅŸ adamı” dediÄŸi iddiasına yönelik soru üzerine ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:

“BahsettiÄŸiniz ikinci kısım yalan, belli bir gazete ve grup tarafından yapılıyor. Biliyorsunuz seçim dönemi öncesiydi. ‘Saygın bir iÅŸ adamı’ gibisinden deÄŸerlendirme yapmadık. Hatta dedik ki biz bu meselede taraf deÄŸiliz. Biz kimseyi tanımıyoruz, davalık olan taraflar birbirini tanıyor. Zaten Sayın YavaÅŸ da bizim böyle bir ifade kullanmadığımızı açık bir ÅŸekilde söyledi. Kullandığımız ifade ÅŸudur, bir vatandaşın böyle bir iddiası var, böyle söylüyor, bir vatandaÅŸ bu ÅŸekilde gündeme getiriyor. Biz tarafları tanımıyoruz. ‘Saygın iÅŸ adamı ifadesini kullandınız’ diyerek manipülasyon yapıyor. BaÅŸtan aÅŸağı yalan bir haberdir.”

Edirne Cumhuriyet BaÅŸsavcılığının, Eski HDP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Selahattin DemirtaÅŸ’ın saÄŸlık durumuyla ilgili açıklamasını deÄŸerlendiren Çelik, BaÅŸsavcılık tarafından yapılan açıklamaya itibar edilmesi gerektiÄŸini ve bir geliÅŸme olması durumunda Adalet Bakanlığı tarafından açıklama yapılacağını bildirdi.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir