Erdoğan: Meclis açılır açılmaz Libya tezkeresini sunacağız

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Libya’ya asker gönderme tezkeresine iliÅŸkin, “Meclis açılır açılmaz ilk iÅŸ, asker gönderme tezkeresini Meclisimize sunacağız.” dedi.

Türkiye CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin GeniÅŸletilmiÅŸ İl BaÅŸkanları Toplantısı’nda konuÅŸtu.

KonuÅŸmasına tüm katılımcıları selamlayarak baÅŸlayan ErdoÄŸan, toplantının hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz etti.

Türkiye’nin içinde ve dışında önemli geliÅŸmeler yaÅŸandığı bir dönemden geçildiÄŸini belirten ErdoÄŸan, “Suriye’de sınırlarımız boyunca kurulan terör koridoru tuzağını hamdolsun bozduk. Son olarak Barış Pınarı Harekatı ile Rasulayn ve Telabyad arasındaki hattı da güvenli hale getirdik. Böylece Suriye içinde terörden arındırdığımız toplam alanı 8 bin 200 kilometrekareye çıkardık.” diye konuÅŸtu.

Bu süreçte bölgede müzakere yürüttükleri ülkelerin kendilerine verdikleri sözler olduÄŸunu anımsatan ErdoÄŸan, “Terör örgütünün tüm sınır hattı boyunca 30-32 kilometre derinliÄŸin dışına çıkartılması taahhütlerinin yerine getirilmediÄŸini görüyoruz. Aynı ÅŸekilde 30 kilometrelik hattın dışından da zaman zaman bölgemize yönelik tacizler sürüyor. Bölücü terör örgütü sivilleri hedef alan kanlı eylemleriyle bölgeye barış ve istikrarın gelmesini engelliyor. Türkiye olarak bölgede inÅŸa etmeyi planladığımız yerleÅŸim alanlarına baÅŸlayabilmemiz için öncelikle güvenliÄŸi ve huzuru saÄŸlamamız gerekiyor. Bu doÄŸrultuda gereken her adımı atmakta kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

“Avrupa ülkelerinin de elini taşın altına koyması gerekiyor”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, İdlib tarafındaki durumun çok daha endiÅŸe verici olduÄŸuna dikkati çekerek, “Rejimin saldırıları ve tacizleri özellikle bölgede kalıcı bir ateÅŸkesi mümkün kılmıyor. Bu saldırılardan kaçan 100 bine yakın kiÅŸi sınırımıza doÄŸru harekete geçti. Biz Avrupa baÅŸta olmak üzere tüm dünyaya, yeni bir sığınmacı dalgasına tahammülümüzün olmadığını açıkça söyledik. ‘Åžayet Türkiye’nin İdlib’deki çabalarına gereken destek verilmezse ortaya çıkacak sonuçların bedelini herkes ödeyecektir’ dedik. 4 milyona yakın insanın yaÅŸadığı İdlib’de sükunetin saÄŸlanması için Avrupa ülkelerinin de elini taşın altına koyması gerekiyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Bir başka önemli faaliyet alanlarının Kıbrıs açıklarındaki petrol ve doğal gaz arama konusu olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halen 2 sismik araÅŸtırma ve 2 sondaj gemisi ile bölgede faaliyet gösteriyoruz. Ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaÅŸayan kardeÅŸlerimizin hakkını, hukukunu korumak için gereken her ÅŸeyi yapmakta kararlıyız. Biliyorsunuz Türkiye’nin Kıbrıs’taki petrol ve doÄŸalgaz arama çalışmaları baÅŸladığında Cumhuriyet Halk Partisi buna da karşı çıktı. CHP’li bir milletvekili bununla ilgili Meclis’e bir soru önergesi verip ‘Bir kova bile petrol çıkmadı’ diyerek adeta kin kustu. Halbuki bu tür çalışmaların sabırla yürütülmesi gerekiyor, bunlar bilmezler ki bu tür aramalarda 1, 2, 3, 4, 5 sondajla petrol çıkar mı, çıkmaz mı? Önce bunları bir öğrenin, bir sorun, soruÅŸturun, bu iÅŸler nasıl oluyor, acaba bunların zaman zaman hiç çıkmadığı da oluyor mu, olmuyor mu, bunları bir soruÅŸturun. Bak Karadeniz’de geldiler Exxon orada sondaj çalışmaları yaptı, 200 milyon dolar harcadılar ve oradan petrol çıkaramadılar, dönüp gittiler. Bunlar bütün bunlardan bi haber, yeter ki lekeleyelim. Ne yaparsanız yapın biz esbaba tevessül ediyoruz, netice de Allah’tan diyoruz, yola devam ediyoruz.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Ana muhalefetin bu tavrı Yunan medyasına bolca malzeme verdi. Türkiye’de hemen her ÅŸeyin yerlisini ve millisini yaptık, sadece ana muhalefet konusunda bunu baÅŸaramadık. İnÅŸallah milletimizle birlikte onu da baÅŸaracağız.” dedi.

“Libya’daki her geliÅŸme bizi yakından ilgilendiriyor”

Türkiye’nin tabi bir medeniyet ve tarih havzası bulunduÄŸunu, bu havzanın oldukça geniÅŸ olduÄŸunu vurgulayan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

“Akdeniz ve Kuzey Afrika bu havzanın en önemli parçalarından biridir. Bu bakımdan Libya’daki her geliÅŸme bizi yakından ilgilendiriyor. Libya bize hem Osmanlı’nın hem de Osmanlı subayı olarak burada önemli hizmetler ifa eden Gazi Mustafa Kemal’in yadigarıdır. Hani sen Gazi Mustafa Kemal’in kurduÄŸu partiydin, bir de şöyle olumlu bir açıklamanız olsun… Yok, o inat var ya deÄŸiÅŸmez. Gazi Mustafa Kemal 1911 yılında Trablus-Bingazi ve Derne’de Libyalı kardeÅŸlerimizi iÅŸgalci güçlere karşı teÅŸkilatlandırmış ve onlarla birlikte savaÅŸmıştır. Hatta Derne’deki çatışmalarda gözünden yaralanmış ve bunun izini ömür boyu ÅŸanla taşımıştır. Haberin var mı Bay Kemal?”

Kuzey Afrika’nın tamamı gibi Libya’da da, Türkiye ile yakın baÄŸları olan milyonlarca kardeÅŸlerinin bulunduÄŸunun altını çizen ErdoÄŸan, “Yönetimler arasındaki iliÅŸkiler ne olursa olsun halklarımız birbirlerine daima muhabbet beslemiÅŸtir. Åžu andaki CumhurbaÅŸkanı bile yine akrabalarının burada olduÄŸu bir CumhurbaÅŸkanı. Dün onları anlattı, tarihçesini anlattı, yani ‘Åžu anda dedemden torunlar hala İstanbul’da yaşıyorlar’ dedi. Aradaki baÄŸların nedenli sıkı olduÄŸu ortada.” diye konuÅŸtu.

Libya halkının bir süredir yaşadığı sıkıntıları yakından takip ettiklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkenin meÅŸru hükümetine karşı darbeci bir general tarafından baÅŸlatılan saldırılara en başından beri karşı çıktık. ÇeÅŸitli Avrupa ve Arap ülkeleri tarafından desteklenen darbeci generale karşı mücadele yürüten Trablus yönetimine her türlü desteÄŸi verdik, veriyoruz ve vereceÄŸiz. Üstelik Libya bizim ülkelerimizin deniz yetki alanlarının çakışması sebebiyle denizden de komÅŸumuzdur. Dolayısıyla Libya ile çok yönlü iliÅŸkilere sahibiz. Bundan yaklaşık 10 yıl önce baÅŸlattığımız, 2012’de ilk adımlarını attığımız çalışmaları nihayet 27 Kasım’da imzaladığımız bir mutabakatla neticelendirdik. Yani merhum Kaddafi’nin döneminde, baÅŸbakanlığımda da bu adımları atmıştık, ömrü vefa etmedi ve bu iÅŸi neticelendiremedik, bu iÅŸin mazisi oralara kadar dayanıyor ve çok daha kararlı, çok daha içi dolu bir anlaÅŸmayı imzalamak üzereydik.

Åžimdi ise meydanı boÅŸ buldular, görüyorsunuz esip savuruyorlar. Ne yaparsanız yapın, biz imzaları attık, bu iÅŸi bitirdik ve ÅŸimdi daha da içini inÅŸallah dolduruyoruz ama ÅŸu anda da soruyorlar, dün de sordular ‘asker gönderecek misiniz?’. Zaten burada da bizim siyasi partilerimizin içerisinde bunu söyleyenler yok mu? Var, biz de ne diyoruz ‘Biz davet edildiÄŸimiz yere gideriz’ ama davet edilmediÄŸimiz yere gitmeyiz. Åžu anda da böyle bir davet olduÄŸuna göre icabet ederiz.”

“Attığımız adım uluslararası hukuka tamamen uygundur”

“Çünkü kardeÅŸlik baÄŸlarımız bizim çok farklı.” ifadesini kullanan Recep Tayyip ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Hem deniz yetki alanlarının sınırlandırılması hem de güvenlik ve askeri iÅŸ birliÄŸi mutabakatı ile Libyalı kardeÅŸlerimize verdiÄŸimiz desteÄŸi bir kez daha teyit ettik. Türkiye ve Libya tarafında tüm onay süreçleri tamamlanan bu mutabakat, resmen yürürlüğe girmiÅŸtir. Türkiye’nin ve Libya’nın birbirlerini gören deniz kıyıları temel alınarak hazırlanan deniz yetki alanları ile ilgili haritamızı BirleÅŸmiÅŸ Milletler nezdinde de kayda geçirdik.

Bizim bu anlaÅŸma ile amacımız, Akdeniz’de kimsenin hakkını, hukukunu gasbetmek deÄŸil, tam tersine hakkımızın gasbedilmesine engel olmaktır. Çünkü biz bu adımı atmamış olsaydık, Akdeniz’de Türkiye’yi kendi kara sahillerine hapsedecek bir oyun tezgahlanıyordu. Bizi adeta denize olta atamaz hale getirecek bu oyunlara elbette seyirci kalamazdık. Üstelik attığımız adım uluslararası hukuka ve dünyanın diÄŸer yerlerindeki benzer tasarruflara tamamen uygundur. Güvenlik ve askeri iÅŸ birliÄŸi muhtırasına dayalı olarak inÅŸallah Meclis açılır açılmaz ilk iÅŸ asker gönderme tezkeresini Meclisimize sunacağız. Meclisimizin de onaylamasıyla Libya’daki meÅŸru yönetime çok daha etkin bir ÅŸekilde destek verme imkanına kavuÅŸacağız. Darbeci generale savaÅŸ uçağından tanka ve paralı askere kadar her türlü desteÄŸi saÄŸlayanlar ülkemizin bu adımına karşı çıkıyor.”

“Biz ülkenin meÅŸru hükümetinin yanında davete icabet ediyoruz”

ErdoÄŸan,  Libya’daki duruma iliÅŸkin “Rusya 2 bin Wagner ile orada. NeymiÅŸ, güvenlik güçleriymiÅŸ, Sudan 5 bin. Bütün bunlar oluyor. Neyle oluyor, resmi yönetim mi bunlara davet çıkarıyor? Hayır, ‘Yaptık oldu’ diyorlar. Bununla da oraya ÅŸu anda girmiÅŸ bulunuyorlar.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin ise mutabakat metnini imzaladığını, askeri güvenlik ve iÅŸ birliÄŸi anlaÅŸmasını yaptığını, 8 ya da 9 Ocak’ta TBMM’den bunu da geçireceklerini ve davete icabet edeceklerini vurgulayan ErdoÄŸan, “Onlar bir savaÅŸ baronuna yardım ediyor. Biz ülkenin meÅŸru hükümetinin yanında davete icabet ediyoruz. Farkımız bu. Gerçi bunlar Mısır’da da ülkenin meÅŸru hükümeti yerine darbeciyi desteklemiÅŸlerdi, hatırlayın. İnÅŸallah Libya’da aynı ilkesizliÄŸi, aynı demokrasi ve hukuk düşmanlığını tekrarlamalarına izin vermeyeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

ErdoÄŸan dünkü Tunus ziyaretine deÄŸinerek, CumhurbaÅŸkanı seçilen Kays Said’e bu seviyedeki ilk ziyareti kendisinin yaptığını, baÅŸ baÅŸa ve heyetler halinde görüşmeler gerçekleÅŸtirdiklerini, iki ülke iliÅŸkilerinin yanı sıra Libya meselesini de enine boyuna konuÅŸtuklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Libya’nın istikrarı konusunda hemfikir olduÄŸumuz Tunus ile ülkedeki meÅŸru hükümete siyasi destek vermek için iÅŸ birliÄŸi yapma kararını aldık. 1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla Güvenlik Konseyi’nin Geçici ÜyeliÄŸi’ni üstlenecek Tunus’un tavrı ve kanaatleri bizim için çok deÄŸerlidir. Türkiye olarak Tunus’un, Cezayir ve Katar ile Berlin Süreci’ne katılması konusunda ısrar ediyoruz. Sayın Putin, Boris Johnson ve Åžansölye Merkel ile bu konuları paylaÅŸtım. Dedim ki bu 3 ülkenin Berlin Süreci’ne katılmaları özellikle de Libya’nın sosyopolitik yapısı açısından çok çok önemlidir. Bu üç ülke hem buraya kıyıdaÅŸ 2 ülke özellikle Tunus ve Cezayir, Katar’ın ise kültürel noktada ciddi manada iliÅŸkileri var ama bu 3 ülke bu çalışmalara ve sürece katılırsa çok daha etkin olacaklardır dedik.

Åžansölye ‘Bir deÄŸerlendireyim’ dedi. Gerek Boris Johnson gerekse Putin’in aynen bizim gibi düşündüklerini gördüm. Sayın Putin ‘Katılımcıları öğrenmem, hangi seviyede katılım var, bunları görmem, bilmem lazım’ dedi. Dün aldığım habere göre zannediyorum üst düzey noktasında seviyenin biraz düşük olduÄŸunu öğrendiÄŸi için herhalde katılmayacak. Boris Johnson’ın da zannediyorum durumu öyle olacak. Biz de duruma göre kararımızı vereceÄŸiz. Aksi takdirde ÅŸu ana kadar Sayın Kalın buraya katıldı yine Sayın İbrahim Kalın Bey ile bu süreci devam ettireceÄŸiz.”

Tunus’un ülkedeki etkin aÅŸiretleri ve bölge liderlerini bir araya getirerek, siyasi çözümü destekleme gayretini de olumlu bulduklarını, bu konuda da her türlü teÅŸviÄŸi, desteÄŸi vermeye hazır olduklarını, Said’e ifade ettiklerine deÄŸinen ErdoÄŸan, önümüzdeki dönemde Tunus ile her alanda çok daha derinlikli ve geniÅŸ iÅŸ birliÄŸi imkanları bulunacağına olan inancını dile getirdi.

“Büyük devletlerin alameti farikalarından biri”

Erdoğan, büyük devletlerin alameti farikalarından birinin de yüzlerce, binlerce yıl ayakta kalacak şekilde inşa edip, insanlığın ortak mirasına kazandırdıkları büyük eserler olduğunu vurguladı.

Dünyanın neresine gidilirse gidilsin denizde ve karada hayranlık verici yapılarla, eserlerle karışıldığına iÅŸaret eden ErdoÄŸan, Türkiye’nin mirasçısı olduÄŸu medeniyetlerden kalan eserlerle bu konuda önemli bir birikiminin bulunduÄŸunu söyledi.

Özelikle İstanbul’un bu bakımdan pırlanta kıymetinde bir ÅŸehir niteliÄŸi taşıdığına dikkati çeken ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Mimar Sinan baÅŸta olmak üzere İstanbul’u abide eserlerle donatan ecdadı hürmetle yad ediyoruz. Biz de BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanlığından baÅŸlatırsak 25 yıl yaptığımız hizmetlerle İstanbul’a yeni eserler kazandırmanın hep gayreti içinde olduk. Ardından BaÅŸbakan ve CumhurbaÅŸkanı olarak bu hizmetleri 81 vilayetimize yaydık. Geriye dönüp baktığımızda hamdolsun milletimizin hayır duasını alan pek çok hizmeti, eseri, projeyi ülkemize kazandırdığımızı görüyoruz.

Bunun son örneklerinden biri İstanbul Havalimanı’dır. Tam kapasiteyle nisanda hizmete giren havalimanımız ÅŸu ana kadar 50 milyonun üzerinde yolcuya en üst standartlarda hizmet verdi. 50 milyonuncu yolcuyu uÄŸurlamak bize nasip oldu. Amerika’ya kendilerini aile olarak yolcu ettiÄŸimiz kardeÅŸlerimize Türk Hava Yollarının hediyelerini de eÅŸimle beraber takdim ettik. Birinci etabın kapasitesine kısa sürede ulaÅŸacağımız anlaşılıyor. Bu durum bize 150 milyonluk ikinci kapasite hedefi için hazırlıklarımızı hızlandırmamız gerektiÄŸini ifade ediyor.”

“Türkiye’ye küçük düşünmek, davranmak yakışmaz”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, yaptıklarını bir kenara bırakıp, yapacaklarına odaklandıklarına dikkati çekerek, Türkiye’ye küçük düşünmenin ve küçük davranmanın yakışmayacağını anlattı.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Kanal İstanbul böyle bir projedir. Öncelikle ÅŸu hususu belirtmek istiyorum. Bu öyle akÅŸam yatıp sabah kalktığımızda aklımıza gelen, anlık olarak ortaya çıkmış bir proje deÄŸildir. Kanal İstanbul’un neredeyse BaÅŸbakanlığımdan öncesine dayanan bir geçmiÅŸi vardır. Biz bu projeyi seçim kampanyamızda milletimizin takdirine sunduk ve onayını aldık. Ardından bu proje adeta ilmik ilmik örülerek konuÅŸulmuÅŸ, tartışılmış, çalışılmış, hazırlıkları yapılmış ve bugünkü noktaya gelmiÅŸtir.”

ErdoÄŸan, kanalın uzunluÄŸunun 45 kilometre olacağına iÅŸaret ederek, bünyesindeki 2 limanı, bir yat limanı, lojistik merkezi, 7 köprüsü, 2 demir yolu ve 2 hafif raylı geçiÅŸiyle Kanal İstanbul’un dünya çapında bir eser olacağını belirtti.

İnÅŸası sırasında 1,1 milyar metreküplük dolgunun yapılacağı, yaklaşık 10 bin kiÅŸinin istihdam edileceÄŸi projenin güzergahının belirlendiÄŸini anımsatan ErdoÄŸan, Çevre ve Åžehircilik Bakanlığının, projenin 100 binlik planını onayladığını, ÇED Raporu’nun tamamlanıp, askıya çıktığını bildirdi.

“Oldu ki bulamadık milli bütçeden”

Küçükçekmece Gölü’nden baÅŸlayacak projenin Terkos Gölü’nün doÄŸusundan Karadeniz’e ulaÅŸacak bir hat boyunca inÅŸa edileceÄŸini anlatan ErdoÄŸan, sözlerine şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi bu projenin yap-iÅŸlet-devret modeli kapsamına alınmasıyla ilgili düzenlenmenin iptaline iliÅŸkin malum çevrenin baÅŸvurusunu reddetmiÅŸtir. Bir baÅŸka ifadeyle bu projenin kararı verilmiÅŸ, süreci baÅŸlatılmış ve belirli bir aÅŸamaya da gelinmiÅŸtir. Kanal İstanbul’un proje ve inÅŸa süreciyle ilgili hazırlıklarımız tamamlanmak üzeredir. İnÅŸallah yakında bununla ilgili ihaleye de çıkılacaktır. Bu büyük projeyi devletimize ve milletimize herhangi bir yük getirmeden yap-iÅŸlet-devlet modeliyle, oldu ki bulamadık milli bütçeden bunu yapmak suretiyle hayata geçireceÄŸiz.

Ana muhalefetin başındaki zat bütün müteahhitleri tehdit ediyor. ‘Sakın bu iÅŸe girmeyin, bak girerseniz biz geliyoruz, geldiÄŸimizde biz bunu iptal ediceÄŸiz.’ Ya sen gelmeyeceksin, zaten sen gelemezsin. Bu ülkede dikili bir aÄŸaçı olmayana benim milletim ‘Yürü’ demez. Sizin böyle bir gayretiniz yok. Milletimiz hizmet bekliyor. Siz birinci köprüde de aynısını yaptınız. Yaptık mı, yaptılar, Allah rahmet eylesin. İkinci köprüde bunlar yine aynısını yapmadı mı, aynısını yaptılar. Yaptık mı, yapanlardan Allah razı olsun, ölenlerin ruhunu Allah rahmet eylesin.”

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, 3’üncü Köprü, Osman Gazi Köprüsü, İstanbul-İzmir Otoyolu, Marmaray, Avrasya Tüneli’nde de ana muhalefetin benzer itirazlarda bulunduÄŸunu hatırlatarak, “BaÅŸbakan olduÄŸumuzda Adnan Menderes Havalimanı gibi doÄŸru dürüst bir havalimanı yoktu. Oraya da ÅŸu andaki muhteÅŸem havalimanını yaptık, çünkü bize hizmet yakışıyor. Oy verirler vermezler, önemli deÄŸil. Bizim karakterimizde ÅŸu var, ‘At denize balık bilmezse halik bilir.'” diye konuÅŸtu.

“Projeye niçin karşı çıktıklarının izahını da yapamıyorlar”

Erdoğan, ülkeye ve millete hizmet etmenin nasip işi olduğunu belirtti.

“Åžayet nasibinizde böyle hayırlı bir iÅŸe vesile olmak yoksa önünüze gelen fırsatları da tepersiniz.” diyen ErdoÄŸan, İstanbul’a ve Türkiye’ye kazandırılacak tarihi bir eser olarak gördükleri Kanal İstanbul’a herkes gibi muhalefetin de destek olmasından memnuniyet duyacaklarını ifade etti. ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama onlar ne yapıyor? Destek olmak bir yana ‘Biz bunu yaptırmayız, yapanlara da parasını ödemeyiz.’ diyebilecek kadar akıl, mantık dışı bir yere savruluyorlar. Bu, bırakınız devlet yönetimini ve siyaseti, çocukların kendi aralarında evcilik oynarken bile etmeyecekleri bir sözdür. Kumaşında azıcık devlet adamlığı, yönetici sorumluluÄŸu, hukuk bilgisi, hak ve adalet anlayışı olan hiç kimsenin aÄŸzından böyle bir söz çıkamaz. Gerçi bunlar gittikleri yerlerde ülkelerini ÅŸikayet edip, uluslararası yatırımcılara ‘Türkiye’ye sakın gelmeyin.’ çaÄŸrısı yapabilecek kadar muvazeneyi yitirmiÅŸ bir zihniyetin mensuplarıdır. Onun için de iflah olmuyorlar. Kendi bataklıklarında çırpınıp duruyorlar.

Bunun da ötesinde, projeye niçin karşı çıktıklarının makul, mantıklı, bilimsel bir izahını da yapamıyorlar. Öyle ya karşı çıkıyorsanız, hesabınızı, kitabınızı, alternatiflerinizi ortaya koyarsınız, bizi de milleti de ikna edersiniz, mesele biter. Peki, bunların söylediÄŸi nedir? Kimi, ‘Bunu hangi parayla yapacaksın?’ diyor. Halbuki proje eÄŸer yap-iÅŸlet-devret ile olursa zaten bizim bütçemizden herhangi bir para çıkmadığı gibi bütçeye dönüşü olan bir para var. Milli bütçeden bunu yapar mıyız, eyvallah yaparız. Onun da bütün bu noktadaki kaynakları bellidir. Kimi, ‘çevre ve deprem riski’ diyor. Halbuki projenin hazırlıkları kapsamında çevre ve deprem meselesi de dahil 56 kurumdan olumlu görüş alınmıştır. Kimileri ‘gereksiz’ yönünde açıklamalarda bulunuyor. Herhalde bu söz CHP’nin klasik muhalefet zihniyetini en iyi yansıtan ifadedir. Çünkü CHP, tarihi boyunca ülkemizin her önemli projesine böyle diyerek karşı çıkmış, takoz koymaya çalışmıştır.”

“Hamdolsun milletimiz Türkiye’yi bu ‘istemezükçü’ zihniyetin eline bırakmadı”

Eski BaÅŸbakanlardan Adnan Menderes’in Vatan Bulvarı’nı açarken CHP’lilerin yolun geniÅŸliÄŸini eleÅŸtirdiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

“Çünkü ne hayal edebilirler, ne böyle bir ÅŸey yapabilirler. Ne dediler, ‘Buraya uçak mı indireceksiniz?’ Aynı CHP, iÅŸte ÅŸimdiki 15 Temmuz Åžehitler Köprüsü’nün inÅŸaatına ne dediler, ‘Bu köprüden mutlu azınlık geçecek.’ gerekçesiyle karşı çıktılar. Acaba, buradan CHP’ye oy veren kardeÅŸlerim geçmiyor mu, geçmedi mi? Bunun mutlusu, mutsuzu olur mu? Biz bunu yaparken bunun ayrımını yapmıyoruz ki. Buradan AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti, ÅŸu parti, bu parti böyle bir ayrım yapmıyoruz ki. Biz bunu Türk milletine yapıyoruz, insanlığa yapıyoruz, farkımız bu. İnÅŸaat bittiÄŸinde hükümet deÄŸiÅŸip de açılışını yapmak kendilerine nasip olunca bu sefer piÅŸkince ‘büyük eser’ diyerek projeye sahip çıkmaktan da geri kalmadılar.

GeçmiÅŸte yerli ve milli uçak, yerli ve milli silah, yerli ve milli demiryolu, yerli ve milli araba projelerimizi akamete uÄŸratan, hatta GAP’a dahi karşı çıkan yine bunlar. Åžimdi sahiplenmeye çalıştıkları Marmaray’ı engellemek için, Avrasya Tüneli’ni sabote etmek için neler yaptıklarını daha dün gibi hatırlıyoruz. CHP kafasının Fatih Sultan Köprüsü’nde, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde, İstanbul-İzmir Otoyolu’nda, İstanbul Havalimanı’nda ve diÄŸer yüzlerce, binlerce projedeki tutumunu en iyi milletimiz biliyor. Hamdolsun milletimiz Türkiye’yi bu ‘istemezükçü’ zihniyetin eline bırakmadı, inÅŸallah bundan sonra da bırakmayacak.”

“Türkiye’nin kendine ait bir su yolu olarak faaliyet gösterecek ve iÅŸletilecek”

Kanal İstanbul’u, İstanbul BoÄŸazı’ndaki deniz trafiÄŸinin bir alternatifi olarak planladıklarını anlatan ErdoÄŸan, “GeçtiÄŸimiz yıl İstanbul BoÄŸazı’ndan 41 binin üzerinde gemi geçti. Yani günde 118 civarında gemi, bu su yolunu kullanarak Marmara ile Karadeniz arasında seyrüsefer yapıyor. İstanbul’un böylesine yoÄŸun bir deniz trafiÄŸini kaldıramadığını, günün herhangi bir saatinde boÄŸaza bakan herkes görebilir. Tabii gözleri olup görmeyenlere, kulakları olup duymayanlara, dilleri olup hakkı söyleyemeyenlere, bu gerçekleri kabul ve ikrar ettirmek pek mümkün deÄŸildir.” diye konuÅŸtu.

Erdoğan, sadece son 2 yılda boğazda irili ufaklı 41 gemi kazası yaşandığını aktararak, geçmişte boğazda yaşanan pek çok felaketin de unutulmaması gerektiğine dikkati çekti. Sadece Independenta Romen bandıralı tanker kazasının yol açtığı çevre felaketinin bedelinin 40 milyar lira olduğunu belirten Erdoğan, geminin 7,5 ay kaza yerinde yandığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kanal İstanbul’un ön çalışmalarındaki bütçesi 75 milyar lira civarındadır. İstanbul’da aÅŸağı yukarı aynı trafiÄŸe sahip Çanakkale BoÄŸazı’na göre 4 kat daha fazla kaza yaÅŸanıyor. Çünkü, gemi geçiÅŸleri yanında boÄŸazın kendi iç trafiÄŸi de çok ama çok yoÄŸun. İstanbul gibi 15 milyon nüfusa ve fiilen belki 18 milyon insana belki ev sahipliÄŸi yapan dünyanın en büyük ÅŸehirlerinden birinde karşımızdaki bu soruna çözüm bulmak, ülkenin yöneticileri olarak en baÅŸta gelen görevimizdir.

Türkiye’nin bu projeden elde edeceÄŸi gelir maliyetini kısa sürede çıkartacağı gibi kalıcı bir finansman kaynağı haline de getirecektir. Bu projeyle artık iyice sıkışan İstanbul’a yeni nefes ve hayat alanları açıyoruz. Kanal İstanbul’un Montrö SözleÅŸmesi ile herhangi bir ilgisi de yoktur. Tamamen Türkiye’nin kendine ait bir su yolu olarak faaliyet gösterecek ve iÅŸletilecektir. Ülkemizin en deÄŸerli markası olan İstanbul, bu projeyle çok daha kıymetlenecektir. Tabii, bunun için önce ülkemizi ve ÅŸehrimizi deruni bir aÅŸkla her türlü hesaptan ayrı bir muhabbetle sevmemiz gerekiyor.”

“Senin böyle bir karar verme yetkin yok”

ErdoÄŸan, Kanal İstanbul projesine yönelik eleÅŸtirileri deÄŸerlendirirken, “İnanın bunların İstanbul sevdası diye bir dertleri yok, İstanbul sevgisi diye bir dertleri yok. Nasıl olduysa İstanbul’da bir BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanlığını aldılar ama İstanbul seçimini kazanmadılar. İstanbul seçimini AK Parti kazandı. Çünkü, Meclis kahir ekseriyetiyle kimde? AK Parti’de ve Cumhur İttifakı’nda. Bunu iyi anlamamız lazım.” dedi.

İstanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Ekrem İmamoÄŸlu’nun Kanal İstanbul hakkındaki açıklamalarına deÄŸinen ErdoÄŸan, “İstanbul’a ‘Kanal İstanbul gereksiz.’ diyor. Bunun kararını vermek sana deÄŸil, bunun kararını verme yetkisi bize aittir. Biz bunun kararını zaten verdik. Aynı zamanda BüyükÅŸehir Belediye Meclisine aittir. Senin böyle bir kararı verme yetkin de yok.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda adımları attıklarını, yola kararlı bir şekilde devam ettiklerini ve bunu yapacaklarını vurguladı.

Necip Fazıl Kısakürek’in “Canım İstanbul” ÅŸiirinin “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuÅŸlar. Onu İstanbul diye topraÄŸa kondurmuÅŸlar. İçimde tüten bir ÅŸey; hava, renk, eda, iklim. O benim, zaman mekan aşıp geçmiÅŸ sevgilim. ÇiçeÄŸi altın yaldız, suyu telli pulludur. Ay ve güneÅŸ ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiÅŸ visale. Ve kavuÅŸmuÅŸ rüyalar, onda onda misale. İstanbul benim canım. Vatanım da vatanım. İstanbul, İstanbul…” dizelerini okuyan ErdoÄŸan, İstanbul’a Kanal İstanbul projesini kazandırma konusunda kararlı olduklarını kaydetti.

ErdoÄŸan, “Projenin sahibi, Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Kurumların görevi devletin aldığı karara uygun ÅŸekilde kendi sorumluluk alanlarında üzerlerine düşeni yapmaktır. Görevi ihmal eden hesabını millete ve hukuka muhakkak verecektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir