Soylu: Şehirlerden şehirlere gitmeyin, daha fazla zorlaştıracağız
Soylu Şehirlerden şehirlere gitmeyin, daha fazla zorlaştıracağız
İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bizim vatandaÅŸa mesajımız çok net. Åžehirlerden ÅŸehirlere gitmeyin. Daha fazla zorlaÅŸtıracağız.” dedi.
İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu, “VatandaÅŸa mesajımız çok net. ‘Åžehirlerden ÅŸehirlere gitmeyin. Daha fazla zorlaÅŸtıracağız.’ ” dedi.
CNN Türk’te canlı yayınlanan Tarafsız Bölge programına katılan Soylu, “Åžehirlere giriÅŸ çıkışlar ciddi anlamda kontrol altında tutuluyor mu, önümüzdeki günlerde bu süreç daha keskin bir biçimde uygulancak mı? ÅŸeklinde soruya, ÅŸu yanıtı verdi:
“Biraz önce SaÄŸlık Bakanımız da açıkladılar. Özellikle bir politikamız var. Herkesi evde tutabilmek. Mümkün olduÄŸunca izolasyonu saÄŸlayabilmek ve temassızlığı oluÅŸturabilmek. İşin başından itibaren bir kaideyi ısrarla ifade etmek istiyoruz. Bir kamu düzenini ayakta tutmalıyız. Zor bir süre içerisindeyiz. Bütün dünya zor bir süreç içerisinde. Bunun ne kadar devam edeceÄŸini, bunun hangi süreç içerisinde bir noktaya doÄŸru ilerleyeceÄŸini ne dünya biliyor ne bunun ilk çıktığı Çin biliyor ne biz biliyoruz ne de Avrupa biliyor. Kamu düzenini ayakta tutmak bizim açımızdan en önemli süreçlerden bir tanesidir.”
Sağlık sisteminin ayakta kalmasının önemine işaret eden Soylu, şöyle devam etti:
“Hastalığın veya salgının bulaşıcı ve onun oluÅŸturacağı hastaların saÄŸlık sistemini neredeyse iÅŸleyemez hale getirmemesini temin etmek. İkincisi bu. SaÄŸlık sistemi ayakta kalmalıdır. Üçüncüsü özellikle ifade etmek istiyorum. Bu hala belirsiz bir süreçtir, ne kadar gideceÄŸi belli deÄŸil. Onun için gıda tedarik zincirinin ve birtakım üretim tedarik zincirlerinin, saÄŸlık, temizlik ve hijyen dahil aslen hayatımızın temel unsurları olan tedarik ve üretim zincirlerinin devam etmesi esastır. Tüm bunlarla birlikte biraz önce söylemeye çalıştığım sosyal mesafe ve sosyal izolasyonun saÄŸlanmasını bir ÅŸekilde… Bu dördünü yürütme konusunda alınabilecek tüm tedbirler alınmaya çalışılıyor. Tüm dünyada alınmaya çalışılıyor.”
Özel araçlarla şehirlerarası yoluculuk
Soylu, ülkelerin Kovid-19 ile mücadelede farklı yöntemler benimsediÄŸini anlatarak, Türkiye’nin bunların tamamını izlediÄŸini söyledi. 3-4 gündür 81 ilin giriÅŸ ve çıkışlarını sıkılaÅŸtırdıklarını anımsatan Soylu, ÅŸunları kaydetti:
“Aslında bizim vatandaÅŸa mesajımız çok net. ‘Åžehirlerden ÅŸehirlere gitmeyin. Daha fazla zorlaÅŸtıracağız.’ Burada hem saÄŸlık kontrolü yapıyoruz hem de her aracı kontrol etmeye çalışıyoruz. Evde kalmak ve ÅŸehri terk etmemek esastır. Beni arıyorlar ‘3 saat kuyrukta bekledim.’ diye. 5 saat de kuyrukta bekleyebilirsiniz. Taşınma halinin son bulması gerektiÄŸi özel bir dönemin içerisindeyiz. Bunu ısrarla anlatıyoruz. Tedbirimizi alıyoruz. Uçak yolculukları Türkiye içerisinde neredeyse durma mesabesine geldi. Bize talepler geliyor. Otobüs talebiyle beraber bize gelen sayı 100 bin. Biz bunun hepsine cevaz veremeyiz. Vermemiz de imkansız. Mümkün deÄŸil. Burada birtakım kodlar koyduk. KiÅŸi hastadır, İstanbul’a gelmiÅŸtir, dönmek istiyordur. Bu anlaşılabilir bir ÅŸey. Acil bir hastası vardır, ısrarla gitmek istiyordur. bu gidebilir. Ölümü olmuÅŸtur gidebilir. Bir iÅŸ için, üretim için acil gitmesi gerekir. Bunu da bir vesikayla belli etmesi gerekir. SaÄŸlık Bakanımız da söyledi. En acil iÅŸlerimizi bile evden yapmaya online yapmaya devam ediyoruz. Buna raÄŸmen 100 bininin üzerine talep var. Bu talebi neden yaptığımızı hala anlayamıyorum.”
Soylu, talepleri “e-devlet” İçiÅŸleri Bakanlığının “e-baÅŸvuru” hizmeti üzerinden, Alo 199 hattından ve havalimanları ile otogarlardan aldıklarını anlattı.
Gelen taleplerden “Muhakkak yer deÄŸiÅŸtirmek zorundayız” gibi bir psikoloji içinde olunduÄŸunu anladıklarını belirten Soylu,
“Oysa bu dönem özel bir dönem ve bizim bu dönemde yer deÄŸiÅŸtirmememiz, bulunduÄŸumuz yerde kalmamız gerek.” dedi.
Soylu, şehir değiştirmelerine ilişkin polis çevirmelerinde söylenen şartların taşınmaması durumunda nasıl bir yöntem izlendiğinin sorulmasının üzerine, şunları kaydetti:
“Esas itibarıyla biz fiili bir zorluk çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu çok net ifade ediyorum. Özel araçların da İstanbul dışına ya da kendi ÅŸehirlerinin dışına çıkmasını istemiyoruz. Bunun için tüm özel araçlara yönelik bir ateÅŸ ölçümü yapıyoruz. Onlara ‘Siz nereye gidiyorsunuz?’ diye soruyoruz. Sadece bununla da kalmıyoruz. Bütün valilerimize bir genelge yayımladık. Orada da diyoruz ki ‘EÄŸer bir kiÅŸi sizin ilinize veya ÅŸehrinize baÅŸka bir ilden veya ÅŸehirden gelmiÅŸse, bunu tespit ettiÄŸiniz andan itibaren o kiÅŸinin veya ailenin evden çıkmadan 14 gün boyunca izole edilmesini saÄŸlayacak tedbirler alacaksınız.’ Gerek Umreciler, gerekse de yurt dışından gelen vatandaÅŸlarımız, öğrencilerimiz yurtlarda kalıyor. Åžu anda toplam 18 bin 700 kiÅŸi yurtlarda kalıyor. Biz Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi ve Yurtlar Kurumuyla bir çalışma ortaya koyduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı, ‘Siz bu meseleye AFAD’dan dolayı, diÄŸer kamplarınızdan dolayı alışıksınız. Burada polis de içerde olması gerekir. Bizimle beraber bunu yaparsanız, siz yönetici olursanız biz de size yardımcı olursak bu iÅŸin içerisinde oluruz.’ dedi ve biz de kabul ettik. Burada Umreciler gidiyor, testi yapılıyor, negatif ise evine gönderiyoruz. Evine gönderirken SaÄŸlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu ile beraber hazırladığımız bir form imzalattırıyoruz. Bu formda, ‘Ben evden 14 gün çıkmayacağım ve Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine uyacağım.’ diyorlar. EÄŸer uymazsam Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ÅŸu maddesindeki üzerime verilecek cezayı da kabul ediyorum.’ diyorlar, imzalayıp çıkıyorlar. Biz bunu burada bırakmıyoruz. Kim hangi ile gidiyorsa, o ilin valisine, o ilçenin kaymakamına ve kolluÄŸuna bunu iletiyoruz, hem fiziki olarak onun her gün takibini yapıyoruz, hem de telefonla beraber SaÄŸlık Bakanlığımız da aynı ÅŸekilde takibini yapıyor. Yani burada muradımız ÅŸu; Otobüs yolculuÄŸu zaten yüzde 99 azaldı. Uçak yolculuÄŸu neredeyse günlük birkaç sefer seviyesine düştü. Kim ne derse yapsın biz bu kısıtlamayı yapmak zorundayız. Bu kısıtlamayı uygulamak zorundayız ve bunu uyguluyoruz. Bu hareketliliÄŸi engellemek zorundayız.
İstanbul’dan Gebze ve Çerkezköy’e üretim için servisle gidenlerle ilgili herhangi bir kısıtlamalarının olmadığını vurgulayan Soylu, onların servis içerisinde nasıl gideceÄŸine dair bir kural zaten koyduklarını anımsattı.
Soylu, özel araçların il dışına çıkmalarını arzu etmediklerini yineleyerek, “Bunun için de fiili olarak her türlü zorluÄŸu oluÅŸturmaya çalışıyoruz. EÄŸer çıkacaklarsa bundan sonra -ki SaÄŸlık Bakanımızla da bugün bir deÄŸerlendirme yaptık- buna ait farklı tedbirler de ortaya koymaktan da çekinmeyeceÄŸimizi aslında yaptığımız uygulamalarla bir ÅŸekilde ihsas ettiriyoruz, deÄŸerlendiriyoruz.” diye konuÅŸtu.
Soylu, “Özel araçlar serbest ama fiili olarak onların çıkışlarını zorlaÅŸtırıyoruz, bekletiyoruz. EÄŸer burada da bir problemin büyüdüğünü görürsek özel araçların da çıkışına kısıtlama getirebiliriz mi çıkar bu söylediklerinizden?” ÅŸeklindeki soruya, “Bu söylediÄŸimden tam da böyle çıkar.” diye cevap verdi.
Bunları açık açık konuÅŸmanın zamanı olduÄŸunun altını çizen Soylu, “Sayın bakanımız verileri açıkladı. Biz bu veriler üzerinden mesele baÅŸladığı, vakalar tespit edilmeye ve ölümler baÅŸladığı andan itibaren sürekli önlem almaya çalışıyoruz. Åžehir içinde toplu taşımada önlemleri aldıktan sonra önce yüzde 50’ler sonra yüzde 60’lar sonra yüzde 75’ler seviyesine düştü. Hafta sonları yüzde 90-92 seviyesine düştü ama hafta içi sürekli artarak, dün yüzde 83’tü, bugün rakamın biraz daha yükseldiÄŸi kanaatindeyim. Yani hem aldığımız tedbirlerle hem ortaya koyduÄŸumuz strateji esası itibarıyla baÅŸarıya ulaÅŸtığını ifade etmek isterim.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Bakan Soylu, özellikle 18 büyükşehir belediyesindeki yolcu hareketliliğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul dün yüzde 84’lerdeydi. EÄŸer elimizdeki tablolarda dramatik yükseliÅŸler olursa bu ÅŸu demektir; bir gevÅŸeme var. GevÅŸeme olduÄŸu andan itibaren biz baÅŸka bir tedbir alacağız ama sadece bu deÄŸil. Aynı zamanda yayılmada farklı bir noktada kendine ait gidiyorsa biz farklı tedbirleri alma konusunda irademizi ortaya koyarız. Bu 81 vilayetten özel araçların çıkması, bizim idari bir tasarrufumuzdur. Bu bir genelgeye talimata baÄŸlanmamıştır. Yeri gelir ÅŸunu uygulayabiliriz. Özel araçların illerden çıkışını engelleme ÅŸansına sahibiz. Bunu hemen yapabiliriz. İllerde bazı özel araçların kısıtlanmasını gerçekleÅŸtirebiliriz. Yani bunu da yapabiliriz. Önümüzde bu tedbirleri almaya mani yada kanuni bir hal söz konusu deÄŸildir. 24 vilayetimizde karantina tedbiri uyguluyoruz. Valilerimize ön görüldüğü yerde bu tedbirlerin artırılması talimatını verdim. SaÄŸlık Bakanlığımız da buna ‘uygundur’ dedi. Bu karantina tedbirleri aslında oraları sınırlayarak onun yayılımını önlemeye yönelik tedbirlerdir. Bu aÅŸamaya gelindiÄŸi zaman karantina tedbirleri alınmakta çekinilmemektedir.”
Soylu, “Karantina sokaÄŸa çıkma yasağı gibi bir ÅŸey midir?” sorusuna, “Kısmen öyle, o alanı kapatıyorsunuz, iliÅŸki ve teması kesmeye çalışıyorsunuz. Diyelim ki 100 ve 70 hanelik bir yerde 8-10 vaka görüldü. Bu risktir. Orada temas baÅŸladığında bu alan bulaÅŸ ile karşı karşıya kalacaktır. Hemen orada il saÄŸlık müdürlüğümüz, vali ve kaymakamlarımız karantina kararını alıyor.” cevabını verdi.
“Avrupa bu bulaşı saÄŸlıyor”
İçiÅŸleri Bakanı Soylu, “İstanbul bu iÅŸin merkez üssü gibi duruyor. İstanbul’dan diÄŸer illere yayılması endiÅŸesi var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu iÅŸin en başından bu yana en çok dikkat ettiÄŸimiz il, İstanbul. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın da bu konuda özel tedbirler almamız gerektiÄŸini söylediÄŸi il, İstanbul. Çin, İran ardından Avrupa ile baÅŸladı. İstanbul, Avrupa ile çok iç içe. Avrupa’nın 9 ülkesine çok önce uçakların kalkmasını ve onların sınır kapılarımızdan girmelerini yasaklamamızdaki temel sebep, bizim önümüzdeki bu rakamların yavaÅŸ yavaÅŸ yükseliyor olmasıydı. Çünkü Avrupa bu bulaşı saÄŸlıyor. Umrenin ne kadar ve nerelere saÄŸladığını da teker teker biliyoruz. Ancak İstanbul’u esas itibarıyla etkileyen ve bu bulaşı saÄŸlayan Avrupa. Onun için tüm tedbirlerden önce Avrupa’ya bu yasaklamaları, uçakların durdurulması tedbirlerini aldık. Onun üzerine İstanbul’da kaymakamlar ve valimizle bir araya geldik. Pazarlarda aldığımız tedbirler dahil olmak üzere yaklaşık 218 bin esnaf kapattık Türkiye genelinde. Bunların büyük bölümü İstanbul’da. Esas itibarıyla bu bulaşın yayılmasını engellemek içindir. Birkaç vilayette bulaşın İstanbul’dan geldiÄŸini görünce hemen İstanbul’dan giriÅŸ ve çıkışları, yurt içi uçuÅŸları durdurduk.”
Soylu, tespit edilen vakanın hikayesini de takip ettiklerini dile getirerek, “Åžu an bizim elimizde bu vakaların öyküsünün nereden geldiÄŸinin temel bilgileri söz konusu. Anadolu ÅŸehrine nereden geldiÄŸi belli ve bu öyküler üzerinden mümkün olduÄŸunca tedbir alamaya çalışıyoruz. Sürekli bir analiz yapıyoruz, bugün yetkililerle 3,5 saat hangi tedbirleri almalıyız diye görüştük. Uygulamasında akim kaldığımız tedbirimiz yok gibi ama yüzde 70-80 baÅŸarı oranına tedbirlerimiz yok mu var onlarla ilgili de sıkılaÅŸtırma kararı alıyoruz. Bu anlamda otobüslerde iki kiÅŸinin yan yana gelmemesi için yetkililerin uyarması gerektiÄŸini iletiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Sahada gördüklerimizi paylaÅŸmak durumundayız”
“İstanbul’a özel bir karar alınacak mı?” sorusu üzerine Soylu, bu durumda söylenecek en kötü sözün “Her ÅŸey iyi durumda” demek olduÄŸunu, bunun herkesi büyük bir gevÅŸekliÄŸe ve rehavete iteceÄŸini söyledi.
Soylu, işin başından itibaren kötü senaryoların tamamına ait alabilecekleri tedbirleri ortaya koymaya çalıştıklarını ifade etti.
“İstanbul’da sokak çıkma yasağı gerekiyorsa, bu karar sizin kararınız mı olacak, Bilim Kurulu’nun kararı mı olacak?” sorusu üzerine Soylu, hiçbir kararı kendi baÅŸlarına almadıklarını, böyle bir yetkinliklerinin olmadığını belirtti.
SaÄŸlık Bakanlığı Bilim Kurulu’ndan çıkan kararların CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’a arz edildiÄŸini ifade eden Soylu, “Oradan çıkacak deÄŸerlendirmeyle ÅŸu ana kadar bütün kararlar alınmış ve alınmaya devam etmektedir. Sahada gördüklerimizi elbette ki paylaÅŸmak durumundayız. Elbette ki Bilim Kurulu bana ‘Bankaların önüne polis barikatı koyup, tek tek insanların girmesini saÄŸla’ demiyor ama bu konuda kendi aldığımız inisiyatifle yapabileceÄŸimiz iÅŸler var. Bilim Kurulu ve SaÄŸlık Bakanlığının bize söylediÄŸi ‘Siz seyrekleÅŸtirmeyi yapın. Sosyal mesafeyi arttırın. İzolasyonu saÄŸlayın.’ Biz, hayatın olaÄŸan hareketliliÄŸine yönelik bir tabloyu gördüğümüz andan itibaren bu seyrekleÅŸtirmeyi yaparız.” diye konuÅŸtu.
“Yürümüyorsa, üst tedbirleri almak bizim temel sorumluluÄŸumuz”
Bakan Soylu, temel görevlerinin alınan tedbirlerin yürüyüp yürümediÄŸini kontrol etmek olduÄŸunu vurgulayarak, “EÄŸer yürümüyorsa, üst tedbirleri almak da veya önermek de elbetteki bizim temel sorumluluÄŸumuzdur. EÄŸer biz İstanbul’dan hareketliliÄŸi çok yoÄŸun olarak görüyor veya bir baÅŸka ÅŸehirden hareketliliÄŸi çok yoÄŸun olarak görüyorsak, yapmamız gereken temel ÅŸey, evet biz bu tedbiri aldık ama bu tedbirle ÅŸu anda istediÄŸimiz sonucu elde edemiyoruz, bu konuda yapmamız gereken bir üst tedbiri almaktır. O tedbirimiz de hazırdır ve o tedbiri istediÄŸimiz an devreye sokabiliriz.” dedi.
“Bir üst tedbir gerekirse o adımı atarız dediÄŸinize göre, sokaÄŸa çıkma yasağı da söz konusu olabilir mi?” sorusuna karşılık Bakan Soylu, “Her türlü tedbir alınır, bundan imtina etmenin bir anlamı söz konusu deÄŸil. BaÅŸta söylediÄŸim 4 ana kuralı ne kadar sürdürebileceÄŸiz, biz buna da bakmak durumundayız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Soylu, “Bazı üretim bantlarını durdurabilir misiniz? Durduramayacaksınız. Gıda üretimini, sevkiyatını, kamyonları durdurabilir misiniz? Durduramazsınız. Diyelim ki 20-25 gün sokaÄŸa çıkma yasağı yaptınız. SokaÄŸa çıkma yasağı yapacağınız zaman bunlara da hazır olmalıyız. Millet gıda tedarikini nereden saÄŸlayacak?” ifadelerini kullandı.
Hayatın bir bölümünün devam etmesi lazım gelen bir süreç olduğunu aktaran Soylu, şöyle devam etti:
“Åžehir içindeki hareketlilik hafta içinde yüzde 60-65, toplu taşıma yoÄŸunluÄŸu 84’lere düştü. Otobüs yolculuÄŸu da yüzde 99’a düştü. Siz her halükarda ÅŸehrin içinde zorunlu olarak bir ÅŸeyin gidip gelmesini temin edeceksiniz. Temin etmek zorundasınız. Bu günden sonra yapmamız gereken, bu seyreltmeleri daha ne kadar yapabiliriz. Hangi üretimlerden vazgeçebiliriz, bunları ortaya koymaktır. Bu senaryolarımız Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hazır. Ortaya bir kural koyacaksak, o kurala nasıl izin verebileceÄŸimiz senaryolarına kadar hazır.”
Bu kararları birçok ülkenin tamamından önce aldıklarını dile getiren Soylu, “Biz özellikle İran kapılarında, Irak kapılarında ve Kapıkule’de birtakım tedbirler alırken bizi eleÅŸtirdiler. SaÄŸlık Bakanımızın o gün bana söylediÄŸini çok iyi biliyorum. ‘Allah’ını seversen bu kapıları kapat’ dediÄŸi gün kapıları kapattık.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Soylu, “Merkezi hükümetle yerel hükümet gibi daha önce terör örgütünün ülkemize sokmaya çalıştığı bir anlayışı son iki günde yardım kampanyası bahane edilerek bir ÅŸey ortaya konulmasından endiÅŸe ettiÄŸimi, halk tabiriyle iÅŸkillendiÄŸimi ve İçiÅŸleri Bakanı olarak da görevimin tam da bu iÅŸkillenmeler olduÄŸunu paylaÅŸmak isterim.” dedi.
Soylu, İstanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Ekrem İmamoÄŸlu’nun İstanbul için sokaÄŸa çıkma yasağı talep ettiÄŸinin hatırlatılması üzerine CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın talimatıyla bir pandemi kurulu oluÅŸturulduÄŸunu, bunun bir de iller bazında bir boyutunun olduÄŸunu anlattı.
Soylu, yerel yöneticilerin toplumsal olarak kendilerine gelen bilgileri pandemi kurullarında paylaÅŸmalarının esas olduÄŸunu ifade ederek, “Belki de siyasal pozisyonun alınmaması lazım gelen tek yer burasıdır. Her birimiz siyasal pozisyonlarından sıyrılarak, bir taraftan hem toplumsal sorumluluÄŸumuzla hem bireysel sorumluluÄŸumuzla hem de elimizde bulunan kurum, kuruluÅŸların ortaya koyduÄŸu sorumlulukla hareket etmek durumundayız.” diye konuÅŸtu.
“İmamoÄŸlu ile dün telefonla görüştüm”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile dün telefonla görüştüğünü söyleyen Soylu, şöyle devam etti:
“Dün bu yardım meselesiyle ilgili bizimle telefonla görüşmek istediÄŸini belirtti. Ben de cevaben döndüm ve konuÅŸtum. Burada gerek yardım meselesini gerek ilerleyen süreçte her birimizin nasıl pozisyon almamız lazım geldiÄŸini mümkün olduÄŸu ölçüler içerisinde ifade etmeye çalıştım. Sadece Sayın İmamoÄŸlu deÄŸil. Hem Sayın Valimiz hem Sayın İmamoÄŸlu’nun bürokratlarına, Sayın vali yardımcılarımız, hem Ankara’da aynı ÅŸey Sayın Valimiz ve yine onların bürokratlarına, sayın vali yardımcılarımıza, Biz bir kör dövüşün içinde bulunmamalıyız. Bu yanlış bir ÅŸey. Bu birliÄŸimizin en üst olduÄŸu nokta olur. Aramızdan en ufak bir su sızmamalıdır. Hiç kimse burada herhangi bir ÅŸerik hadise görmemelidir. Farklı bir hadise görmemelidir. Onun için devletin bütün kurumları devletin en tepesinin koyduÄŸu ciddiyete ayak uydurmak zorundadırlar. Biz de tüm kurumlar da yerel yönetimler de herkes.”
Bilemedikleri bir olayın içinden geçtiklerini anlatan Soylu, bu sorumluluğu herkesin birbirine hatırlatmakla yükümlü olduğunu söyledi.
İçişleri Bakanı Soylu, şu ifadeleri kullandı:
“Pandemi kuruluna gelirsiniz dersiniz ki ‘Ben bu iÅŸten endiÅŸeleniyorum, 3-5 tane doktor arkadaşım var, böyle bir görüşleri var, dünyada örnekleri var sokaÄŸa çıkma yasağı getirilmesi lazım.’ Ama eÄŸer bunu ifade edecek bir yer görmüyorsanız, bulmuyorsanız, bunu söylemek hakkınızdır. Vali yanı başınızda, İçiÅŸleri, Çevre ve Åžehircilik ve SaÄŸlık bakanlarına istediÄŸiniz zaman ulaÅŸabiliyorsunuz. Hükümet ayrı ÅŸeyler söyler, yerel yönetimler ayrı ÅŸeyler söylerse bu beni üzüyor.”
“İdari sistemde ‘yerel hükümet’ diye bir ÅŸey yok”
Bu yardımlar konusunda bazı televizyonlarda merkezi hükümetle yerel yönetimler ayrımı yapıldığına iÅŸaret eden Soylu, idari sistemde “yerel hükümet” diye bir ÅŸeyin söz konusu olmadığını vurguladı.
Soylu, bunu daha önce isteyenlerin olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Bunu isteyenler 6-7 Ekim olaylarını yaptı. Dediler ki ‘ biz özerklik ilan ediyoruz. Terör örgütünün başı Abdullah Öcalan bize böyle talimat verdi.’ Ben İçiÅŸleri Bakanıyım iÅŸkillenmek benim en doÄŸal hakkım. Acaba birileri bu karşı karşıya kaldığımız ve bütün dünyanın karşı karşıya kaldığı bu süreçten bir baÅŸka anlam mı çıkarmaya çalışıyor. Merkezi hükümetle yerel hükümet gibi daha önce terör örgütünün ülkemize sokmaya çalıştığı bir anlayışı son iki günde yardım kampanyası bahane edilerek bir ÅŸey ortaya konulmasından endiÅŸe ettiÄŸimi, halk tabiriyle iÅŸkillendiÄŸimi ve İçiÅŸleri Bakanı olarak da görevimin tam da bu iÅŸkillenmeler olduÄŸunu burada paylaÅŸmak isterim.”
Ekrem İmamoÄŸlu’na da dün aynısını söylediÄŸini aktaran Soylu, “Dedim ki; bu iÅŸte devletin nefesi yetebilir ama yerel yönetimlerin nefesi ne kadar yetebilir bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.
Soylu, bu işin ne kadar gideceğini bilmediklerini belirterek, polisleri, bekçileri, jandarmaları, 112, 155, 156 gibi büyük iş gören ve kendilerine bağlı bütün birimlerin ne kadar gideceğini bilmedikleri için bunu optimum kullanmak zorunda olduklarını ifade etti.
Kendisini dün ziyarete gelen CHP Grup BaÅŸkanvekili Engin Altay ve CHP Genel BaÅŸkan Yardımcısı Seyit Torun’a da aynısını ifade ettiÄŸini belirten Soylu, şöyle konuÅŸtu:
“Bu bizim birlik olmamız gereken bir zaman. Örnek de verdim. MHP Genel BaÅŸkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin belediyeleri yok mu? Onlar da kendileri bir kampanya yapmak için kanun müsaade etmese de bundan önce genel ve yaygın bir örneÄŸi olmasa da bunu yapamazlar mı? Yapabilirler ama devlet bir irade ortaya koymuÅŸ. Biz ÅŸu anda yöresel bir sorunla uÄŸraÅŸmıyoruz. Küresel bir problemle uÄŸraşıyoruz. Birlik olmamız gereken, birbirimize sırtımızı dayamamız gereken bir dönem. Siyasi rekabetimizi yarın yaparız.”
Kaynak: AA
