Erdoğan: Deprem konutlarının inşasına bir ay içerisinde başlamayı planlıyoruz

Erdoğan Deprem konutlarının inşasına bir ay içerisinde başlamayı planlıyoruz

Erdoğan Deprem konutlarının inşasına bir ay içerisinde başlamayı planlıyoruz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, İzmir’de meydana gelen depremle ilgili, “Deprem konutlarının inÅŸasına bir ay içerisinde baÅŸlamayı planlıyoruz.” dedi.

CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen CumhurbaÅŸkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen ErdoÄŸan, İzmir’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin İzmir’deki insanlarla birlikte 83 milyonun tamamını yüreÄŸinden vurduÄŸunu söyledi.

Deprem anının hemen ardından devletin tüm imkanları ve ekipleriyle İzmirlilerin imdadına koştuğunu dile getiren Erdoğan, diğer şehirlerden alınan desteklerle arama kurtarma, enkaz kaldırma, hasar tespiti ve depremzedelere yardım çalışmalarının süratle yürütüldüğünü belirtti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Åžu ana kadar yükselen deniz suyu sebebiyle boÄŸulan bir vatandaşımızla birlikte 110 kiÅŸinin enkaz altından cansız bedeni çıkartılmıştır. Yaralılarımızın sayısı 1027’dir. Bunların 883’ünün tedavisi tamamlanıp taburcu edilirken, 5’i ağır ve 12’si yoÄŸun bakımda olmak üzere 144’ünün tedavisi sürmektedir. Arama-kurtarma çalışmalarıyla enkaz altından saÄŸ çıkartılan kiÅŸi sayısı ÅŸu an itibarıyla 107’dir. Yıkıntıların altından saÄŸ olarak çıkartılan her insanımız her evladımız bizi tarifsiz bir sevince boÄŸarken ölü bedenlerin hüznünü de hep birlikte yaşıyoruz. Arama-kurtarma çalışmalarında enkaz altındaki son kiÅŸiye de ulaşılana kadar umudumuzu kaybetmeyeceÄŸiz.”

İlk depremin ardından bölgede 44’ü 4’ün üzerinde olmak üzere 1600’e yakın artçı sarsıntı kaydedildiÄŸini, yükselen denizin Seferihisar’ın Sığacık Mahallesi’ni 1 metrelik suyun altında bıraktığını ifade eden ErdoÄŸan, “Bu bölgedeki limanlarda bulunan 43 tekne karaya oturmuÅŸ bunlardan 40’ı kurtarılmıştır.” dedi.

Erdoğan, İçişleri Bakanlığının AFAD, polis, jandarma ve sahil güvenlik ekipleriyle Sağlık Bakanlığının UMKE ve hastaneleriyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tüm ekipleriyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının destek personeli ile sahada olduğunu bildirdi.

UlaÅŸtırma ve Altyapı Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili diÄŸer tüm kurumların imkanlarını depremzedeler için seferber ettiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, “Adalet Bakanlığımızın yakın takibi ile yargı, yıkılan ve ağır hasar gören binalarla ilgili soruÅŸturmalara baÅŸlamıştır. Bölge belediyeleri de İzmir halkına yardım için her türlü gayreti göstermektedir. Milletimizin kara gün dostu Kızılay ile çok sayıda sivil toplum kuruluÅŸu İzmir halkına destek vermek için gece gündüz sahadadır.” diye konuÅŸtu.

Depremle ilgili çalışmalar için çeÅŸitli kamu kurumlarının 8 bin personeli ve 1200 aracının İzmir’de görevlendirildiÄŸini belirten ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Evleri hasar gören veya evlerine girmek istemeyen depremzedeler için 2 bin 700 çadır kurulmuÅŸ, yeteri kadar battaniye ve diÄŸer ihtiyaç malzemesi gönderilmiÅŸtir. Halihazırda faal olan 11 bin kiÅŸi kapasiteli çadır kentlerde 6 bin 700 civarında vatandaşımız barınıyor. Bu kapasiteyi ihtiyaca göre istediÄŸimiz kadar artırabiliyoruz. Kamuya ait tüm yataklı kurumların imkanları da İzmir halkının istifadesine sunulmuÅŸtur. Yıkımın yoÄŸun olduÄŸu Bayraklı’da 1000 adet birimden oluÅŸan bir konteyner kent kurmaya bugün itibarıyla baÅŸladık. Burayı 20 gün içinde kullanıma hazır hale getiriyoruz. Yıkılmış veya yıkılacak durumdaki binalarda bulunan, eÅŸyalarını kurtaramayan vatandaÅŸlarımıza 30 bin lira eÅŸya yardımı yapıyoruz. Aynı ÅŸekilde evlerini taşıyacak mülk sahiplerine 13 bin lira, kiracılara 5 bin lira taşınma yardımı veriyoruz. Kurumlarımıza bu tür hibe çalışmalarında kullanılmak üzere 29 milyon liralık kaynak gönderilmiÅŸtir.”

Beslenme ihtiyaçları için her öğünde 233 bin kiÅŸiye hizmet verebilecek mobil sistemler, 280 personel ve 40 araç ile çalışmaların sürdürüldüğünü söyleyen ErdoÄŸan, “İzmir depreminde iÅŸ yeri yıkılan veya ağır hasar gören, denizin taÅŸması sebebiyle iÅŸ yeri sular altında kalan esnafımıza TESKOMB vasıtasıyla 50 bin liraya kadar hibe desteÄŸi verilecektir. Ayrıca depremden zarar gören esnaf ve sanatkarlarımızın TESKOMB aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı kredilerin taksit ödemeleri de faizsiz olarak bir yıl süreyle ertelendi.” diye konuÅŸtu.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, yapılan tespitlere göre İzmir’de çeÅŸitli derecelerde hasarlı ve yıkılmış 530’a yakın, Manisa’da ise 16 binanın bulunduÄŸunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“En çok hasar Bayraklı’da iken onu Bornova, AliaÄŸa ve Seferihisar ilçelerimiz takip ediyor. Tespiti tamamlanan binalara hasar derecelerine göre gereken iÅŸlemler süratle yapılmaktadır. Deprem konutlarının inÅŸasına bir ay içinde baÅŸlamayı planlıyoruz. TOKİ’nin İzmir’de halen süren 50 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında 2 bin 584 konutluk, 100 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında, 3 bin 500 konutluk yatırım bedeli 2,5 milyar lirayı geçen inÅŸaatları bulunuyor. Bugüne kadar İzmir’de TOKİ vasıtasıyla yapılıp teslim edilen konut sayısı da 16 bin 776’dır. Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında İzmir’de 19 bin 474 bina tespit edilmiÅŸti. Bunlardan 17 bin 464’ünün yıkımı gerçekleÅŸtirilmiÅŸti. Yapılan tespitlere göre yeteri sayıda deprem konutunu da buna ilave edeceÄŸiz. Görüldüğü gibi deprem bizi beklemiyor. İnÅŸallah kalan riskli binaların yıkımını da en kısa sürede bitireceÄŸiz.”

Erdoğan, hastaneler başta olmak üzere tüm kamu binalarında bazı az hasar tespitleri dışında herhangi bir sıkıntı olmadığının görüldüğünü söyledi.

ErdoÄŸan, yaÅŸanılan son felaketin, Türkiye’nin doÄŸusundan batısına, hemen her bölgesi ile deprem hattı üzerinde bulunduÄŸunu bir kez daha hatırlattığını, sadece 50 yıldaki depremlerin bile tehlikenin büyüklüğünü göstermeye yeterli olduÄŸunu söyledi.

İzmir’den önce Elazığ ve Malatya depremlerinin, öncesinde de Van depreminin yaÅŸandığını hatırlatan ErdoÄŸan, “Büyük Marmara depreminin yol açtığı felaketin izleri hala hafızalarımızda canlıdır. Biraz daha geriye gittiÄŸimizde Ceyhan, Erzincan, Erzurum, Çaldıran, Lice, Bingöl, Gediz depremlerini görüyoruz.” diye konuÅŸtu.

Yer kürenin işleyiş kanunlarının bir neticesi olan depremlerin önüne geçilemeyeceğini ama felaket öncesinde ve sonrasında yapılabilecek hazırlıklar olduğunu dile getiren Erdoğan, bu çerçevede kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırıp, imar, inşa standartlarını yükseltip, denetimleri sıklaştırıp, insanları bilinçlendirerek, binaları sağlama almak mecburiyetinde olunduğunu anlattı.

Bugüne kadar riskli yapı olarak belirledikleri ve yenileme kararı aldıkları 688 bin konut ve iş yerinden 670 bininin tahliye ve yıkım işlemini tamamladıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dönüşüm alanlarında yer alan 1 milyon 395 bin bağımsız birimde ikamet eden 5 milyon vatandaşımıza 15,5 milyar lira kaynak kullanarak destek olduk. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde acil olarak 1,5 milyon konutun dönüşümünü hedefliyoruz. TOKİ’nin bugüne kadar tamamladığı inÅŸa halinde olan veya projelendirdiÄŸi konut toplamı 970 bini bulmuÅŸtur. Bu yıl 100 bin konut üretimi hedefine ulaÅŸtık. Önümüzdeki yıl 100 bin konutun daha üretimine baÅŸlamayı planlıyoruz. Hiç şüphesiz bu, sadece devletin konut üretimi ile çözülebilecek bir sorun deÄŸildir. VatandaÅŸlarımızdan kendi oturdukları binaların depreme dayanıklılığı ve gerekiyorsa dönüştürülmesi konusunda daha fazla gayret bekliyoruz.”

Erdoğan, felaketin ardından yapılacak müdahaleler için de güçlü bir acil durum altyapısı kurmaları gerektiğine işaret ederek, her iki hususta da önemli bir yere geldiklerini belirtti.

“İnsanlarımızın canı hiçbir ÅŸeyden daha kıymetli deÄŸildir”

VatandaÅŸların desteÄŸi ile bu çalışmaları hızlandırmak ve bir an önce binaları, ÅŸehirleri, mahalleleri güvenli hale getirmek zorunda olduklarının altını çizen ErdoÄŸan, “İnsanlarımızın canı hiçbir ÅŸeyden daha kıymetli deÄŸildir. Tek bir kardeÅŸimizin canının ve malının zarar görmemesi için imkanlar dahilinde yapılabilecek her ÅŸeyi süratle neticelendirmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte kendilerini en çok üzenin, birliÄŸe, beraberliÄŸe, kardeÅŸliÄŸe, dayanışmaya en çok ihtiyaç olunan ÅŸu günlerde, “yalan ve provokatif haberlerle gündemi zehirlemeye çalışanların ortaya çıkması” olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kızılayın deprem bölgesinde olmadığından bizim İzmir’e geldiÄŸimizde müzikle karşılandığımıza, depremzedelere çadır verilmediÄŸinden sosyal medyadaki provokasyonlara kadar pek çok yalan tedavüle sürüldü. Kimi siyasi parti yöneticilerinin de bu oyunun içinde yer alması, yalanların ve iftiraların yayılmasına hizmet etmesi, hatta bizzat bunun kaynağı olması çok daha üzüntü vericidir. Daha bu sabah bir evladımızı yıkıntılar altından canlı olarak çıkarmanın sevincini yaÅŸadığımız bir günde, ‘enkazların hala kaldırılamadığından’ ÅŸikayetçi olacak kadar cahil, izansız, vicdansız bir kiÅŸiyle deprem tartışması yapmak millete zulümdür. Üstelik bu terbiyesizliÄŸi geçmiÅŸte on binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan depremlerdeki beceriksizlikleri, çaresizlikleri, ilgisizlikleri tescilli olan bir partinin mensupları yapıyor. Kızılayın çadırından içeri girip de ‘bir tane Kızılay çadırı görmedim’ diyecek kadar yalanla tescilli olan ana muhalefetin başındaki bu zat, maalesef bu yalanlarını bırakmadı, hala devam ediyor. Deprem gibi ortak bir acıyı istismar edenlerin, sıfatları ne olursa olsun insanlıktan nasibini almamış, kalbi kin ve nefretle kararmış mahluklar olduÄŸuna inanıyorum. Böyle bir meseleyi dahi bize iftira aracı haline dönüştürmek isteyen bu mahlukları, milletimizin vicdanına ve takdirine havale ediyorum.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, tüm İzmirlilere bir kez daha geçmiÅŸ olsun dileklerini ileterek, “İzmir milletvekilisin, acaba İzmir’de kaç gün kaldın? ‘5 gündür hala enkaz kalkmadı’ diyorsun. Ne kadar kaldın İzmir’de? Senin oradan çıkmaman gerekirdi. Orada senin bütün o bölgeyi dolaÅŸman gerekirdi. Bunu yapmayacaksın ama iftiraya devam edeceksin. Kızılayın orada aktif olmadığını söyleyeceksin. Biz Kızılay’la da oradaydık, AFAD’la da oradaydık ve birçok sivil toplum kuruluÅŸlarıyla da oradaydık ve biz son ana kadar da Bay Kemal, oradan çıkmayacağız. Oradan enkazlar çıkacak ve inanacağız ki artık bunların altında herhangi bir canlı yok, ondan sonra iÅŸimizi bitireceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

“Biz kabile yönetmiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyoruz”

Neredeyse kabinenin tamamının İzmir’de olduÄŸuna dikkati çeken ErdoÄŸan, kriz merkezinde neredeyse tüm kabine üyeleriyle toplantı yaptığını ifade etti.

İzmir BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanının da orada olduÄŸuna iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “Biz bu toplantıyı da orada yaptık. Çünkü deÄŸerlendirmeleri iyi yapmamız gerekir. Biz kabile yönetmiyoruz, biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyoruz ve İzmir gibi böyle büyük bir ÅŸehirde, böyle büyük bir felaket oldu, bu felakette biz A’dan Z’ye bütün imkanlarımızla seferber olduk. Bu seferberliÄŸimiz son ana kadar da devam edecek. Rabb’imden ülkemizi her türlü felaketten, musibetten, salgın hastalıktan korumasını niyaz ediyorum. Temenni ederdim ki ana muhalefetin başındaki bu zat arayıp da ‘bize ne düşer’ bunu sorsun.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Günlük hasta sayımız her bakımdan yönetilebilir seviyelerdedir”

Erdoğan, koronavirüs salgınının dünyada her gün yeni zirveler yaparak yayılmaya devam ettiğini belirterek, salgında dünya çapında hasta sayısının 48 milyona, ölü sayısının 1 milyon 215 bine yaklaştığını aktardı.

Bazı Avrupa ülkelerinin yeniden kısıtlamalara başvurma yolunu seçtiğine değinen Erdoğan, hasta sayılarının çok yüksek olduğu kimi ülkelerde kontrolün adeta elden kaçmış durumda olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin de bazı ÅŸehirlerde zaman zaman endiÅŸe verici düzeylere ulaÅŸan artışlara raÄŸmen genel olarak kontrollü bir süreç yaÅŸadığını anlatan ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

“SaÄŸlık altyapımızın gücü ve saÄŸlık çalışanlarımızın gayreti sayesinde bu alanda herhangi bir krizle karşı karşıya kalmadık. Günlük hasta sayımız her bakımdan yönetilebilir seviyelerdedir. Salgına karşı hala en büyük silahımız, ‘TaMaM’ diyerek, ifade ettiÄŸimiz temizlik, maske ve mesafe kurallarıdır. Tüm vatandaÅŸlarımı bu hususlarda azami dikkate ve riayete davet ediyorum.”

“Kendi kendimizi korumaktan daha etkili bir aracımız yoktur

ErdoÄŸan, aşı çalışmalarının dünyada ve Türkiye’de hızla ilerlediÄŸini dile getirerek, “Yıl sonuna kadar yabancı ülkelerde geliÅŸtirilen bir veya birden fazla aşıyı ülkemizde uygulayabilir hale getirmeyi planlıyoruz. Kendi geliÅŸtirdiÄŸimiz aşıları da bahar ayları ile birlikte vatandaÅŸlarımızın hizmetine sunacağız. Bu konuda arzu ettiÄŸimiz seviyeye gelene kadar kurallara riayet ederek kendi kendimizi korumaktan daha etkili bir aracımız yoktur.” dedi.

Özellikle İstanbul’da yaÅŸayan vatandaÅŸlardan bu konuda daha fazla dikkat ve hassasiyet beklediÄŸini vurgulayan ErdoÄŸan, son haftalarda salgının bu ÅŸehirdeki artışının önüne ancak bu ÅŸekilde geçebileceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede Türkiye genelinde geçerli olacak hususları ise kamuoyuyla şöyle paylaştı:

“Özel sektör ve kamuda esnek mesai uygulaması teÅŸvik edilecektir. Pazar yeri ve market gibi yoÄŸun insan hareketliliÄŸinin olduÄŸu yerlerdeki denetimler artırılacaktır. Paket servis hariç olmak üzere, lokanta, restoran, hastane ile berber, kuaför, nikah, düğün salonu, yüzme havuzu, hamam, kaplıca, sauna, internet cafe, halı saha, tiyatro, sinema, konser salonu ve benzeri tüm iÅŸ yerlerinde hizmetler saat 22.00’de sona erecektir. VatandaÅŸlarımızdan kalabalık ortamlardan kaçınmalarını, ev ziyaretlerini dahi mecbur olmadıkça yapmamalarını özellikle rica ediyorum.”

Erdoğan, Hükümet olarak bir yandan salgınla en etkili şekilde mücadele ederken, diğer yandan da üretim, ticaret, istihdam, eğitim ve hayatın her alanındaki işleyişi sürdürme sorumluluğu ile karşı karşıya olduklarını söyledi.

Şu ana kadar bu süreci başarı ile getirdiklerine dikkati çeken Erdoğan şöyle devam etti:

“Salgın tedbirleri nedeniyle faaliyetine ara verdirdiÄŸimiz veya sınırlandırdığımız pek çok alanda normalleÅŸme adımlarını atmıştık. Son kabine toplantımızda okullarımızdaki sınıflarımızın bir kısmında daha eÄŸitim-öğretimin yüz yüze baÅŸlaması kararını kamuoyu ile paylaÅŸmıştım. Bugüne kadar uygulamalar sürecin çok ciddi bir sorunla karşılaşılmadan ilerlediÄŸini gösteriyor. Salgının seyrine göre önümüzdeki haftalarda diÄŸer sınıfların durumlarını deÄŸerlendireceÄŸiz.”

Ekonomideki geliÅŸmeler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide yılın 2. çeyreğinin Kovid-19 salgınının gölgesinde geçirilmesine rağmen diğer ülkelerle mukayese edildiğinde sınırlı bir daralma yaşandığını kaydetti.

Yılın 3. çeyreğinde ise alınan yerinde kararlarla ve şoklara karşı bağışıklık kazanmış yapı ile güçlü bir toparlanma yaşandığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“3. çeyrekte sanayi üretimimiz ve perakende satış hacmimiz bir önceki çeyreÄŸe göre yüzde 30 arttı. Kapasite kullanım oranı 2. çeyrekte yüzde 63,5’e düşerken, bu oran 3. çeyrekte yüzde 72,7’ye yükseldi. Aynı ÅŸekilde ekonomik güven endeksindeki artış da yüzde 36’yı aÅŸtı. İhracatımız bir önceki çeyreÄŸe göre yüzde 34 yükseliÅŸ gösterdi. SaÄŸladığımız uygun ÅŸartlarla konut satışlarımız 3. çeyrekte 2. çeyreÄŸe göre iki katına çıkarak yaklaşık 537 bin oldu. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise konut satışlarımız 1,2 milyon adete ulaÅŸtı. Bir diÄŸer önemli geliÅŸme de otomotiv piyasasında yaÅŸandı. 3. çeyrekteki güçlü ivme ile yılın ilk 9 ayındaki satışlarımız yarım milyona yaklaÅŸtı. Sadece ekim ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 93 büyüme ile 94 bin 733’e çıktı.”

ErdoÄŸan, ekonomik göstergelerin ekim ayı ile birlikte “yılın son çeyreÄŸine de güçlü baÅŸlandığına” iÅŸaret ettiÄŸini vurguladı.

Ekim ayında reel kesim güven endeksinin bir önceki aya göre 2,8 puan artarak 108,1 seviyesine yükseldiğini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ekonomik güven endeksi de ekimde yüzde 4,8 artarak 92,8 seviyesine çıktı. İmalat sanayi satınalma yöneticileri endeksi ise 5. ayında da eÅŸik deÄŸer olan 50’nin üzerinde kalarak 53,9’a yükseldi. İstihdamda görülen belirgin artışın devam etmesi ve Åžubat 2018’den beri en yüksek seviyeye ulaÅŸması da oldukça kayda deÄŸer bir geliÅŸmedir. İhracatta ise yeni bir rekor daha geldi. Ekim ayı ihracatımız yüzde 5,6 artışla 17 milyar 333 milyon doları bularak tüm zamanların rekorunu kırdı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 87,9 olurken bu rakam altın hariç yüzde 95,3 seviyesinde gerçekleÅŸti.”

Erdoğan, pek çok firmanın ihracat taleplerine cevap vermekte zorlandığını da bildirdi.

Organize sanayi bölgelerindeki fabrikalarda üretimi artırmak için yeni veya ikinci el makine tedariki sıkıntısının çekildiği bir dönem yaşandığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“GeliÅŸmiÅŸ ve geliÅŸmekte olan ülkelerin ihracatlarının çok ciddi oranda düştüğü salgın döneminde Türkiye’nin böyle bir yükseliÅŸ göstermesi geleceÄŸimiz adına ümit vericidir. Özellikle otomotiv, hazır giyim, kimyevi madde, hububat, mobilya gibi sektörlerimizdeki ihracat artışı yükseliÅŸin kalıcı olduÄŸunu gösteriyor. İhracatımızın lokomotif illeri olan İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Gaziantep’i tebrik ediyorum. DiÄŸer ülkelere kıyasla hızlı bir ÅŸekilde toparlanma sürecine giren ekonomimizin bu eÄŸilimi 4. çeyrekte de sürdüreceÄŸine ve yılı inÅŸallah pozitif büyüme ile tamamlayacağımıza inanıyorum. Hep birlikte sabredip çok çalıştığımızda önümüzde aydınlık bir geleceÄŸin olduÄŸunu ÅŸimdiden görebiliyoruz.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’nin yer aldığı bölgede uzun süredir yaÅŸanan istikrarsızlıklara dikkati çekerek, ÅŸunları ifade etti:

“Uzun süredir yaÅŸanan insani krizlerin yükünü uzunca bir süredir adeta tek başımıza taşıyoruz. Irak’tan Suriye’ye, Libya’dan Afrika’nın derinliklerine kadar uzanan bu kriz bölgesindeki mazlum ve maÄŸdur duruma düşen herkese imkanlarımız ölçüsünde el uzatıyoruz. İşin garip tarafı bu süreçte en çok gürültüyü de kendi güvenlik ve refahları uÄŸruna bölgemizi ve dünyayı kana, ateÅŸe, acıya boÄŸanlar çıkartıyor. Halbuki bu zihniyet sadece son 30 yılda Irak’ta 2 milyon, Suriye’de 1 milyon, Bosna’da yüzbinlerce, Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın çeÅŸitli yerlerinde milyonlarca insanın ölümüne bunlar yol açmıştır. Asırlardır iÅŸlettikleri sömürge ve zulüm düzeninin çatırdadığını bunlar görüyor. Mazlumların ve maÄŸdurların yoldaşı Türkiye’yi hedef alarak asıl sıkıntılarını gizleme gayreti içindeler.”

Türkiye’nin savunduÄŸu ve sembolü olduÄŸu İslama ve tarihinden getirdiÄŸi mirasına baÄŸlılığını güçlendirdikçe bu saldırıların ve ithamların dozunun arttığına deÄŸinen ErdoÄŸan, “İslama saldırı öyle bir noktaya geldi ki yaÅŸanan en küçük hadise ile birlikte önüne arkasına bakılmadan hemen Müslümanlar hedef gösteriliyor. Åžayet ÅŸiddet içeren bir hadisede zanlı Müslüman ise derhal olaya terör saldırısı, zanlı baÅŸka inançtan biri ise ya polisiye vaka bu ÅŸekilde deyip geçiyorlar, ya da failin akli dengesi sorgulanarak konunun üzeri örtülüyor.” diye konuÅŸtu.

“Viyana’daki saldırıyı samimiyetle kınıyorum”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, dün gece Avusturya’nın baÅŸkenti Viyana’da yaÅŸanan kanlı saldırıyı samimiyetle kınadığını belirterek, “Faili her kim olursa olsun bu tarz saldırıların tasvibi asla mümkün deÄŸildir. Avusturya halkına geçmiÅŸ olsun dileklerimi ve taziyelerimi sunuyorum.” dedi.

“Avrupa ülkelerinin bir kısmı, İslamı kendilerine göre yeniden tanımlama ve biçimlendirme teÅŸebbüsüne girecek kadar sınırları zorlamaktadır.” ifadelerini kullanan ErdoÄŸan, üstelik bu yaklaşımın yeni olmadığını söyledi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “GeçmiÅŸte Arnavutluk BektaÅŸilerini ayrı bir inanç grubu olarak ilan ederek İslam’dan koparmaya çalışmışlardı. Aynı oyunu Avrupa’da yaÅŸayan Alevi vatandaÅŸlarımız için de sahnelemiÅŸlerdi. Åžimdi Avrupa’da yaÅŸayan ve Müslüman ailelerden gelen bir kısım insanları kullanarak İslam’ı topyekun deÄŸiÅŸtirme iddiasıyla ortaya çıktılar. Tabii biz bu korkunun altındaki gerçekleri gayet iyi biliyoruz.” diye konuÅŸtu.

Bugün dünyada 2 milyar 400 milyon Hristiyan, 1 milyar 900 bin Müslüman, 1 milyar 800 bin de Hindu, Budist, Åžinto inançlara mensup insan yaÅŸadığını, yaklaşık 70 yıl önce bu rakamların 710 milyon Hristiyan, 300 milyon Müslüman, 730 milyon da Hindu, Budist, Åžinto inançlarına mensup ÅŸeklinde olduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, “Görüldüğü gibi dünyada her inanç grubu elbette sayıca artıyor ama İslam’a yöneliÅŸte çok büyük bir sıçrama var.” dedi.

Daha önce neredeyse hiç Müslüman’ın bulunmadığı Avrupa ülkelerinin bazılarının nüfusu içindeki Müslümanların oranının yüzde 10’u bulduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, aynı ÅŸekilde Afrika’dan GüneydoÄŸu Asya’ya, Amerika’dan Avustralya’ya kadar geniÅŸ bir coÄŸrafyada İslam’ın yayılışının önüne geçilemediÄŸini söyledi.

Bu gelişmenin Müslümanların her alanda ezildiği, horlandığı, geri bırakıldığı, sömürüldüğü, iç çatışmalarla enerjilerinin heba edildiği bir süreçte yaşandığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu fotoÄŸrafın üzerine bir de 2 bin 200 yılı aÅŸkın Türk devlet tarihini ve onun etki alanını ilave ettiÄŸinizde ortaya çıkan tablo birileri için tahammül edilemez oluyor. Elbette Asya’nın, Afrika’nın, Akdeniz’in ve mücavir coÄŸrafyanın tabii zenginliklerini, demografik gücünü, kadim dönemlerden beri bilinen stratejik önemini de unutmamak gerekiyor. Dünyanın geleceÄŸinin bir kez daha bu coÄŸrafyada görüldüğü bir süreçte Türkiye kendisi ve dostları için en adil, en ahlaklı, en vicdanlı, en iyi geleceÄŸi inÅŸa etmek için çalışıyor. Siyasi ve ekonomik küresel düzenin yeniden yapılanma sancılarının yaÅŸandığı bir dönemde Türkiye’nin bu onurlu ve vakur duruÅŸu büyük önem taşıyor. Asırlık düzenlerini bozduÄŸumuz için bize bedel ödetmeye çalışanlar kendi sırça köşklerinin her an baÅŸlarına yıkılacağı korkusuyla kontrollerini giderek daha fazla yitiriyor. Ülkemize yönelik her ithamın, her tehdidin, her iftiranın gerisinde iÅŸte bu gerçek vardır. Medeniyetimizin ve tarihimizin bize yüklediÄŸi bu sorumluluktan asla kaçmayacağız. Böyle bir mirasın sahibi olmak ve onu daha ileriye taşımak milletimiz için en büyük ÅŸereftir. 83 milyon hep birlikte gerektiÄŸinde alın terimizi, gerektiÄŸinde kanımızı dökmekten çekinmeyerek bu ÅŸerefe layık olabilmek için çalışacağız.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir