Çelik: Biden’ın açıklamaları sorumsuz, hukuki temeli, tarihsel dayanağı olmayan bir yaklaşımdır

Çelik Biden'ın açıklamaları sorumsuz, hukuki temeli, tarihsel dayanağı olmayan bir yaklaşımdır

Çelik Biden'ın açıklamaları sorumsuz, hukuki temeli, tarihsel dayanağı olmayan bir yaklaşımdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Soykırım kelimesinin milletimiz için, devletimiz için, tarihimiz için kullanılmasını asla kabul etmeyiz, bunu kullananları ÅŸiddetli bir ÅŸekilde kınadığımızı ifade ediyoruz.” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD BaÅŸkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemesine iliÅŸkin, “Soykırım kelimesinin milletimiz için, devletimiz için, tarihimiz için kullanılmasını asla kabul etmeyiz, bunu kullananları ÅŸiddetli bir ÅŸekilde kınadığımızı ifade ediyoruz. Bu her zaman telin edeceÄŸimiz bir yaklaşımdır. Sorumsuz, hukuki temeli olmayan, hiçbir tarihsel dayanağı olmayan bir yaklaşımdır.” dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklama yaptı.

Toplantıda kapsamlı bir gündem bulunduğunu söyleyen Çelik, toplantıda iç, dış politika ve sosyal konularla ilgili gelişmelerin değerlendirildiğini ifade etti.

Uluslararası UyuÅŸturucu Kontrol Kurulu üyeliÄŸine üçüncü kez seçilen Prof. Dr. Sevil Atasoy’u tebrik eden Çelik, bunun Türkiye’nin uluslararası kurumlardaki temsili açısından son derece önemli olduÄŸunu belirtti.

Diyarbakır annelerinin eyleminin 602’nci gününe girdiÄŸini hatırlatarak, annelere selam ve saygılarını gönderen Çelik, “Kaçırılan 228 evlattan 53’ü kız çocuÄŸudur. 83 çocuÄŸun yaşı 18’in altında, 33’ünün yaşı ise 15 yaşın altında. Bu da terör örgütünün acımasızlığını ortaya net koyan bir tablodur. Biz annelerimizin bir an evvel evlatlarına kavuÅŸmasını temenni ediyoruz. Aynı ÅŸekilde bu çocukların da terörden kurtulmuÅŸ güzel bir geleceÄŸe sahip olması konusunda gayretlerimizi devam ettiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Her zaman telin edeceÄŸimiz bir yaklaşım”

Bu haftanın herkesin gündeminde yer alan konusunun ABD BaÅŸkanı Joe Biden’in yaptığı açıklamalar olduÄŸunu söyleyen Çelik, 1915 olayları konusunda ABD’de hem Demokrat Parti hem Cumhuriyetçiler açısından sürdürülen geleneksel politikanın ilk defa bir Amerikan baÅŸkanı tarafından terk edilmiÅŸ olduÄŸunu söyledi.

Çelik, şöyle konuştu:

“Soykırım kelimesinin milletimiz için, devletimiz için, tarihimiz için kullanılmasını asla kabul etmeyiz, bunu kullananları ÅŸiddetli bir ÅŸekilde kınadığımızı ifade ediyoruz. Bu her zaman telin edeceÄŸimiz bir yaklaşımdır. Sorumsuz, hukuki temeli olmayan, hiçbir tarihsel dayanağı olmayan bir yaklaşımdır. Herhangi bir devletin baÅŸkanının ya da parlamentosunun bir milletin tarihi hakkında, hukuki olarak soykırımın tanımlanması konusunda hüküm verme yetkisi de yoktur, böyle bir kabiliyeti de yoktur, böyle bir kapasitesi de yoktur. Hangi bilgiye dayanarak, hangi hukuk bilgisine, hangi tarih bilgisine dayanarak bu ÅŸekilde kesin bir hükmü verecekler ve bir milleti lekelemeye çalışacaklar?”

Tarihi verilerle de hukuki dayanaklarla da herhangi bir ilgisi olmayan bir durumla karşı karşıya olunduğunu dile getiren Çelik, bu politikaların diasporadaki Ermeni fanatik çıkar gruplarının tamamen rehinesi halinde olduğunu ifade etti.

Bu grupların Ermenistan’ın politikasını ve pek çok devletteki politikayı da rehin tuttuklarını söyleyen Çelik, ilk defa bir ABD baÅŸkanının böyle bir fanatik gruba teslim olduÄŸunu gördüklerini söyledi.

Siyaset ve diplomasinin tarihi yargılama alanı olmadığını vurgulayan Çelik, “Tarihi yük haline getirmek hiçbir çabaya, hiçbir gayrete ihtiyaç duymayan son derece basit bir olaydır. Burada siyaset ve diplomasinin varlık sebebini de terk eden maalesef son derece dar bir bakış açısıyla karşı karşıya olduÄŸumuzu görüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin bu konuda hassas olduÄŸunu vurgulayan ve 1948 tarihli BirleÅŸmiÅŸ Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması SözleÅŸmesine 1950’den beri taraf olduÄŸunu anlatan Çelik, 1915 olaylarında soykırım olarak adlandırılabilecek herhangi bir içeriÄŸin ve sonucun olmadığının net ve açık bir ÅŸekilde ortaya konulduÄŸunu dile getirdi.

“Altı boÅŸ bir söylem”

Bir yerde soykırım suçundan bahsedebilmek için Uluslararası Ceza Mahkemesinin ya da Uluslararası Adalet Divanının hukuken vermesi gereken bir kararının olması gerektiÄŸini anımsatan Çelik, “Aynı ÅŸekilde zaman aşımının söz konusu olmaması gerekir, faillerinin yaşıyor olması gerekir. Yani hukuki açıdan da baktığımızda tamamen altı boÅŸ bir söylemle karşı karşıya olduÄŸumuzu görüyoruz.” dedi.

Biden’in söyleminin tarihi, siyasi ve hukuki açıdan tamamen yanlış ve reddedilmesi gereken bir söylem olduÄŸunu dile getiren Çelik, “Bu yaklaşımlar aynı ÅŸekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Perinçek kararında da tescil edilmiÅŸtir. 1915 olaylarının tartışmalı bir niteliÄŸi olduÄŸu, herhangi bir ÅŸekilde soykırım olarak nitelendirilmeyeceÄŸi, İsviçre’nin bunu bir soykırım kabul edip de bunu inkar etmeyi cezalandırmasına dönük yaklaşımının AİHM içtihatları açısından da kabul edilmeyeceÄŸi, bunun bir fikir hürriyeti olduÄŸu net bir ÅŸekilde ortaya konulmuÅŸtur.” diye konuÅŸtu.

Konunun tarihsel gelişimine değinen Çelik, isyanla karşı karşıya kalan Osmanlı devletinin Ermeni çeteleriyle mücadele edebilmek için tedbir olarak yer değiştirme konusunu ortaya koyduğunu söyledi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın baÅŸbakan olduÄŸu dönemde, Türkiye’nin tarihsel ve hukuki dayanaklarının özgüvenini gösteren çok önemli açılımlar yaptığını hatırlatan Çelik, “2005 yılında yaptığı çaÄŸrıda ortak tarih komisyonu kurulması gerektiÄŸini ifade etmiÅŸtir Sayın CumhurbaÅŸkanımız. Burada, ‘Bu tarih komisyonuyla birlikte herkes arÅŸivlerini açabilir, herkes buna yaklaÅŸabilir ve ortaya çıkan tablo herkes tarafından kabul görecektir’ denilmiÅŸtir.” ifadelerini kullandı.

Biden’ın da aralarında bulunduÄŸu senatörlere dönük olarak Amerikalı tarihçilerin 19 Mayıs 1985’te yazdığı bir mektup bulunduÄŸunu belirten Çelik, “69 tarihçi 1915 olaylarının herhangi bir ÅŸekilde bir soykırım olarak adlandırılamayacağı ÅŸeklinde 1. Dünya Savaşı’nda yaÅŸanan olayların tartışmalı ve karmaşık doÄŸasına dikkat çeken bir yaklaşımdır bu. Tabii 100 yıl sonra Sayın Biden hangi tarihi, hukuki dayanaklarla bu kararı vermiÅŸ veya bu kararı bu ÅŸekilde bir ifadeye ulaÅŸmış, onu bizim bilmemiz mümkün deÄŸil.” dedi.

Bu tarih komisyonunun kurulması teklifinden baÅŸka Türkiye’nin Ermenistan ile arasında güven artırıcı önlemlerin karşılıklı olarak atılması ile ilgili de eylem planı hazırladığını hatırlatan Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Aslında bunu Ermenistan tarafı da kabul etmiÅŸti. Fakat maalesef her zaman olduÄŸu gibi nasıl ki tarih komisyonuna Ermenistan tarafı katılmadı, aynı ÅŸekilde bu eylem planı da Ermenistan Anayasa Mahkemesi tarafından Ermeni anayasasına aykırı bulunarak reddedilmiÅŸtir. Dolayısıyla nedir ortada olan? ‘Tarihçiler tartışsın’ diyorsunuz Ermenistan tarafı gelmiyor, ‘Karşılıklı olarak güven artırıcı adımlar atalım’ diyorsunuz Ermenistan Anayasa Mahkemesi bunu iptal ediyor. Ortaya çıkan sonuç nedir? Sonuç nettir, bu sonuç içerisinde Türkiye özgüvenle bu meseleye yaklaşırken Ermenistan tarafı sürekli olarak bundan kaçmıştır.”

ABD BaÅŸkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemesini eleÅŸtiren Çelik, ÅŸunları söyledi:

“Sayın Biden’ın bu karar veya yaptığı bu açıklama birden çok ÅŸeyi sabote etmiÅŸtir. Birinci bu ÅŸekilde herhangi bir tarih komisyonuna yaklaÅŸmayan tek taraflı bir provokasyon içerisinde olan diasporanın tezlerine destek verir bir sonuç doÄŸurmuÅŸtur. İkincisi Türkiye ile Ermenistan arasındaki ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki muhtemel diyalogların hepsinin önünü kesmiÅŸtir. Üçüncüsü Ermenistan’ı yine diasporanın provokatif politikalarının rehini haline getirmiÅŸtir. Kafkaslar’daki normalleÅŸemeye de büyük bir zarar vermiÅŸtir.”

Çelik, açıklamanın zamanlamasının ve içeriÄŸinin son derece yanlış olduÄŸunu belirterek, “Düşünün KarabaÄŸ’daki zaferden sonra altılı bir mekanizma kurulacaktı İran, Rusya, Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan. Buraya provokatif tutumlardan vazgeçerse Ermenistan’da davet edilmiÅŸti. Bu aslında büyük bir imkandı ama maalesef Minsk Üçlüsü’nün herhangi bir ÅŸeyi çözmeyen tutumu, burada da bu normalleÅŸmenin önüne set çeken Biden açıklaması olarak gelmiÅŸtir. Dolayısıyla bu altılı mekanizmayla ilgili normalleÅŸme arayışları da Biden tarafından maalesef sabote edilmiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.

Çelik, hukuki ve tarihi temeli bulunmayan bu kararın, dar bakışlı bir politikanın ürünü olduğunu söyledi.

Türkiye’nin mücadelesini sürdüreceÄŸini belirten Çelik, “Bunu çok sayıda ülke, bu fanatik Ermeni grupların etkisiyle gerçekleÅŸtirdi. Bundan sonrasında da bunlar olacaktır. Bunlarla mücadele edeceÄŸiz, bu fanatik Ermeni çevrelerin baÅŸka ülkelerde de faaliyetleri olacaktır ve Türkiye’ye zarar vermeye çalışmaya devam edeceklerdir. Bu diasporayla tabii ki mücadelemizi sürdüreceÄŸiz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Bizim Ermeni milleti ile bir sorunumuz yoktur.” ifadelerini kullanan Çelik, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Osmanlı Devleti içerisinde çok güçlü bir baÄŸla birlikte yaÅŸadık. Ortak tarihimize imza attık, ortak geleceÄŸimize imza attık. Bu 1915 olayları ile baÅŸlayan 100 yıllık bir hikayedir, Birinci Dünya Savaşı’nın koÅŸulları içerisinde Ermenilere karşı olarak deÄŸil o bölgedeki Ermeni çetelerine karşı olarak alınmış tedbirlerin neticesidir. Nitekim daha sonrasında yine Türkiye Cumhuriyeti’nde bir arada yaÅŸama geleneÄŸini sürdürüyoruz. Aramızda herhangi bir vatandaÅŸlık açısından bir ayrılık ve gayrılık gözetmiyoruz. Türkiye’de herkes birinci sınıf vatandaÅŸ olarak bu iliÅŸkisini sürdürüyor. Bunu hiçbir zaman unutmayalım ki Osmanlı Devleti’nde alınan kararda yine Ermeni çetelere karşı, Çarlık Rusyası ile iÅŸ birliÄŸi yaparak Osmanlı Devleti’ne karşı savaÅŸan, Osmanlı Devleti’ni zayıflatmaya çalışan Ermeni çetelere karşı alınmış bir karardı, Ermenilere karşı alınmış bir karar deÄŸildi.”

Çelik, ABD BaÅŸkanı Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemesine iliÅŸkin, şöyle konuÅŸtu:

“Bunu ÅŸiddetle kınıyoruz. AK Parti olarak bunu milletimize dönük bir iftira olarak kabul ediyoruz. Bu iftirayı reddediyoruz, bize tebliÄŸ etmeye çalışılan bu ÅŸeyi reddediyoruz ve bu yaklaşımla tabii ki dünyanın her tarafında mücadelemizi sürdüreceÄŸiz. Tarihimizde soykırım olmamıştır, 1915’teki olaylarda ne olduÄŸunu tam olarak anlamak isteyenlere arÅŸivlerimiz açıktır. CumhurbaÅŸkanımız herkese arÅŸivleri açmasını tavsiye etmiÅŸtir. İstenilen tarih komisyonunu kurmaya ve istenilen tarih komisyonuna katılmaya da hazırız. NormalleÅŸme isteyenler için Türkiye iyi bir muhataptır.”

“Bunu söyleyenlerin PKK katliamıyla yüzleÅŸmesi gerekir”

HDP’nin paylaşımına yönelik eleÅŸtiride bulunan Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“TBMM’de siyaset yapanların bu konuda en hassas olması gerekirken maalesef HDP, bu konuda doÄŸrusunu söylemek gerekirse son derece vahÅŸi bir tutum almıştır. Herhangi bir ÅŸekilde bu anlattığım ve izah ettiÄŸim çerçevede hukuken, tarih açısından ve siyasi açıdan son derece özenli bir dil kullanması gereken bir konuda milletimizi ve tarihimizi suçlayan bir açıklama yapmıştır. Asıl yüzleÅŸilmesi gereken mesele, bunu söyleyenlerin PKK katliamıyla yüzleÅŸmesi gerekir. Bunu söyleyenlerin, daÄŸa kaçırılmış bu çocuklar konusunda niye sustuklarıyla yüzleÅŸmeleri gerekir. Diyarbakır Annelerinin sesini duymayacaksınız ama milletimize iftira eden, hukuki açıdan, tarihi açıdan ve siyasi açıdan hiçbir geçerliliÄŸi olmayan soykırım iftirasına dönük olarak yabancı bir devlet baÅŸkanının sözleri karşısında hemen esas duruÅŸa geçeceksiniz. Esas bununla yüzleÅŸmek gerekir ve buna karşı susanların da bu suskunluklarıyla yüzleÅŸmesi gerekir. Bir millete atılabilecek en büyük iftiralardan biridir bu. Maalesef bu TBMM’nin bazı üyeleri tarafından ortaya çıkmıştır.”

Cenevre’de yapılan Kıbrıs görüşmelerine deÄŸinen Çelik, dün KKTC CumhurbaÅŸkanı Ersin Tatar’ın, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın davetiyle Türkiye’yi ziyaret ettiÄŸini anımsattı.

Tatar’a, babasının vefatı dolayısıyla baÅŸsaÄŸlığı dileÄŸinde bulunan Çelik, “Åžimdiye kadar Rum, Yunan tarafının maksimalist politikaları hiçbir ÅŸekilde bir çözüme yanaÅŸmadı. Artık egemen bir devlet olarak KKTC’nin önümüzdeki dönemde hayatına bu ÅŸekilde devam etmesi yönündeki yaklaşım çok daha güçlü bir ÅŸekilde varlığını sürdürmektedir.” dedi.

Çelik, KKTC’nin önceki CumhurbaÅŸkanı Mustafa Akıncı’nın görev süresinde yaptığı çirkin açıklamalara birini daha eklediÄŸini belirterek, şöyle devam etti:

“Sayın Tatar’a Ankara ile iliÅŸkileri üzerinden maalesef hiç de hoÅŸ ve saygıdeÄŸer olmayan bir ifadede bulunmuÅŸtur. DoÄŸrusunu söylemek gerekirse KKTC CumhurbaÅŸkanı’nın makamında bu kadar çirkin söylemi görev döneminde yürüten birisinin, biraz emekli olduktan sonra daha aklı başında bir yaklaşım üretmesi beklenirdi. Ama maalesef emeklilik de saÄŸduyu edinmeye herhangi bir ÅŸekilde fayda saÄŸlamamış.

Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’nin her zaman yanındadır. Herhangi bir ÅŸekilde hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine müsaade etmeyecektir. Gerek Kıbrıs adasında KKTC’nin egemenlik haklarının gasp edilmesine gerek DoÄŸu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin gasp edilmesine dönük bütün tutumların karşısında KKTC ile birlikte mücadele edecek bir Türkiye vardır. Buradan bir kere daha egemen bağımsız KKTC’ye selamlarımızı iletiyoruz.”

“DemokratikleÅŸme açısından devrimci bir adımdır”

Çelik, açıklamanın ardından, “27 Nisan bildirisi”nin yıl dönümü olduÄŸunu belirtilerek, bu konudaki düşüncelerinin sorulması üzerine, 27 Nisan’ın, Türkiye’de darbe, muhtıra geleneÄŸi gibi süreçler açısından iktidarları döneminde önemli bir gündönümü olduÄŸunu kaydetti.

27 Nisan gecesi gerçekleşen bu muhtıra teşebbüsüne ilk defa Cumhuriyet tarihinde bir hükümetin tavır koyduğunun altını çizen Çelik, şunları söyledi:

“Daha önceki muhtıralarda her zaman ÅŸu söylenirdi, ‘hükümet iÅŸte gereÄŸini yapsın.’ Onun üzerine de hükümetler maalesef gereÄŸini yaparlardı. Ondan sonra da demokrasimiz sakatlanırdı. O gece de bu olduÄŸu andan itibaren biz toplandık ve karşı bildiriyi yazmak üzere çalışmalarımızı sürdürdük. Verilen karar baÅŸbakanımız tarafından bunun sonuna kadar gidilmesi, bedeli ne olursa olsun ne pahasına olursa olsun buna cevap verilmesi gerektiÄŸi ÅŸeklindeydi.

Maalesef Türkiye’deki bu çirkin ve yanlış askeri vesayet geleneÄŸinin bir neticesi olarak bunda imzası bulunan, yayınlanmasının başını çeken Genelkurmay BaÅŸkanı’nın BaÅŸbakanlığın telefonlarından kaçtığı bir dönem gördük. Bu aslında ÅŸunu gösteriyordu, bu çirkin muhtıra geleneÄŸinin Türkiye’deki siyaseti, demokrasiyi nasıl kirlettiÄŸi. Aynı ÅŸekilde de TSK’yi nasıl politize ettiÄŸi, nasıl zor duruma düşürdüğü gibisinden bir yaklaşımdı ve cevap verilmesinin Türk siyasi tarihi açısından şöyle bir önemi vardır. Türk siyasi tarihinde ilk defa bir hükümet muhtırayı kabul etmemiÅŸtir. Bu askeri vesayet geleneÄŸi içerisinde iletilen bu muhtıra reddedilmiÅŸtir. Reddedilmesiyle birlikte de kabul edilseydi muhtıra olacak ÅŸey, kabul edilmediÄŸi için kağıt parçasına dönmüştür. Aslında bu vesayet kalıntılarından demokratik konsolidasyona geçiÅŸ bakımından son derece önemli bir dönüm noktasıdır. DemokratikleÅŸme açısından da devrimci bir adımdır.”

Bu geleneğin Silahlı Kuvvetleri ve siyaseti nasıl yıprattığının herkesin gözü önünde gerçekleştiğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

“Diyebiliriz ki, muhtıra geleneÄŸinin son halkasıydı bu. Mevcut görevde olanlar, mevcut görevde olan askeri bürokratlar tarafından sürdürülen muhtıra geleneÄŸinin son parçasıydı. Bütün bunlar ve bütün bunların yaptığı yanlışlar bilinmesine raÄŸmen halen tutup emekli amirallerin böyle bir bildiri yayınlaması da aslında ne kadar basiretsiz, ne kadar hassasiyetsiz bir yaklaşım içerisinde olduklarını gösteren bir ÅŸey.

Tabi darbe geleneÄŸini ise Fetullahçı Terör Örgütü’nün iÅŸte bu son halkasıydı. Ona da milletimizin güçlü bir cevap vermesiyle CumhurbaÅŸkanımızın direniÅŸ çaÄŸrısıyla güçlü bir cevap verilmiÅŸ oldu. Åžunu hiçbir zaman unutmamak gerekir siyasete her müdahale siyaseti sakatladığı gibi orduyu da kirletir. Bu çift taraflı bir ÅŸeydir.”

“Bunlar çirkin geleneklerdir”

Çelik, askeri bürokrasi de görev almış ve muhtıra süreçlerinin ya da darbe süreçlerinin içinde bulunmuşların anılarını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Hep ÅŸunu söylerler, biz aslında bazen durduÄŸumuz yerde duruyorduk. Ama siyasetçi, gazeteci ve baÅŸkaları geliyordu ‘niye duruyorsunuz, hadi müdahale edin Türkiye kötüye gidiyor.’ gibisinden. Nitekim 27 Nisan, 28 Nisan o gazetelere baktığınızda da Meclis’te görev yapan muhalefet partilerindeki grup baÅŸkanvekillerinin, ‘ordu hassasiyetini ortaya koymuÅŸtur, hükümet gereÄŸini yapmalıdır’ ÅŸeklindeki beyanlarını görmek mümkün. Bu toplumun bütün bünyesini zehirleyen bir ÅŸeydi ve maalesef devam ediyordu. 27 Nisan’a kadar geldi ve 27 Nisan’da hükümetin güçlü bir tavır koymasıyla bu kesilmiÅŸ, bu gelenek bitmiÅŸ oldu. Dolayısıyla ÅŸimdi ‘bu emekli amiraller bildirisine falan niye bu kadar tepki gösteriyorsunuz.’ diyenlerin bunları iyi hatırlaması gerek. Bunlar çirkin geleneklerdir. Türkiye’ye faydası olmayan, orduyu da zora sokan, Türkiye’nin demokrasisini de sıkıntıya sokan geleneklerdir. Ama ilk defa bir hükümetin cevap vermesi bakımından tarihidir.”

Çelik, muhalefetin, “eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın görevini kötüye kullandığı ve Yüce Divan’da yargılanması için soruÅŸturma komisyonu kurulması gerektiÄŸi” yönündeki ifadelerinin anımsatılması üzerine, “Muhalefetin dediÄŸiyle iÅŸ yapmıyoruz.” dedi.

Bir gazetecinin “CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın ‘soykırım’ ile ilgili yaptığı açıklamalardan sonra bugün CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu önemli bir açıklama yaptı. Onu deÄŸerlendirir misiniz?” sorusu üzerine Çelik, “ABD BaÅŸkanı Joe Biden’a bir söz söyleyip arkasından hükümete üç söz söyleyen bir siyasi yaklaşım inÅŸallah ortaya çıkmaz diye zihnimin bir kenarında bir temenni vardı. Bu temenninin boÅŸ olduÄŸu görüldü.” diye konuÅŸtu.

KılıçdaroÄŸlu’nun kullandığı “O, iç politikasının gereÄŸini yapıyor” ifadesinin ve tavrın siyasi akılla izah edilemeyeceÄŸini dile getiren Çelik, KılıçdaroÄŸlu’nun asıl yapması gerekenin, milletin uÄŸradığı iftiraya karşı en sert ÅŸekilde cevap vermek olduÄŸunu belirtti.

Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Maalesef bu zihniyet yapısı, bu özgüvensiz zihniyet, sürekli olarak kendi ülkesini, kendi hükümetini suçlamak ÅŸeklinde sürekli olarak karşı tarafı haklı görme ÅŸeklinde. Frantz Fanon’un ‘Siyah Deri Beyaz Maskeler’ kitabındaki psikolojileri hatırlatan bir yaklaşımı sürekli olarak önümüze koyuyor. Bu tip bir durumda, bir millet böyle bir iftiraya uÄŸramış, nettir bu. Bu iftirayı yapan kim olursa olsun yanlış yapıyor, koyacak tavır budur. Bu tip bir durumda saÄŸlıklı bir siyasi akıl, ‘Hükümetle birlikte bu meseleyi nasıl aÅŸarız’ diye düşünür. Yabancı devlet baÅŸkanının ortaya koyduÄŸu bu iftiraya sahip çıkıp, ona (hükümete) kızmaya gerek yok. ‘O iç politikasının gereÄŸini yapıyor’ diyor Sayın KılıçdaroÄŸlu, ondan sonra dönüyor kendi hükümetine kızıyor. Burada çok büyük bir koordinat problemi var, çok büyük bir duruÅŸ problemi var. Bu sözlerin herhangi bir navigasyonu olmadığı çok açık ve net gözüküyor.”

“Türkiye’yi savunmayı sadece hükümete bırakıyorsanız, biz bunu yaparız”

Yapılması gerekenin, bu tip iftiralar karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin topyekun savunulması olduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmayı eÄŸer sadece hükümete ve iktidar partisine bırakıyorsanız, Cumhur İttifakı’na bırakıyorsanız biz bunu yaparız ve yapmaya devam ediyoruz. Sizin de kendi sorumluluklarınız var, tarihe düştüğünüz kayıtlar var. Sonuçta tarihe şöyle mi düşeceksiniz; ‘Biden’ın yaptığı ÅŸey iç politikasının gereÄŸidir, ona kızmaya gerek yok. Tutalım Türkiye’nin CumhurbaÅŸkanı’na ve Türkiye Cumhuriyeti kabinesine kızalım.’ Böylesine bir yaklaşım olabilir mi?” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Dış politikayla ilgili siyasi partilerin farklı yaklaşımlarının olabileceğine dikkati çeken Çelik, muhalefet partilerinin en güçlü şekilde eleştirebileceğini, bunun neticesinde de hükümetin kendi tezini savunacağını belirtti.

Çelik, “Yabancı bir devletin Türkiye’ye yaptığı haksızlığı buna baÄŸlamak, aslında dolaylı yoldan karşı tarafa destek vermek, karşı tarafın milletimize dönük bu iftirasına meÅŸruiyet atfetmek anlamına gelir.” ifadesini kullandı.

KılıçdaroÄŸlu’nun açıklamasının yanlış bir yaklaşıma sahip olduÄŸunu söyleye Çelik, “Hepimizin çıkarması gereken ses burada ‘topyekün bunu kınıyoruz’ olmalıdır. Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun ‘Biden’e bir ÅŸey söylemeyin, o iç politikasının gereÄŸini yapıyor’ sözünün durduÄŸu yer ‘HDP’nin soykırımla yüzleÅŸin’ dediÄŸi yerden herhangi bir farklılık arz etmiyor. KeÅŸke Cumhuriyet Halk Partisini bu duruma düşürmeseydi.” diye konuÅŸtu.

“Kendi kendilerini, muhataplıktan çıkaran kendileridir”

Bir gazetecinin, HDP’nin Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemesine karşı tavrını ve Meclis’in bu konuda yayımladığı bildiriye imza atmamasına iliÅŸkin deÄŸerlendirmesini sorması üzerine Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Bir zamanlar o parti içerisinde Türkiye partisi olmaktan bahsedenler vardı ve buna benzer birtakım yaklaşımlar ortaya koyuyorlardı. Türkiye’nin hiçbir ortak politikası içerisinde herhangi bir ÅŸekilde kayda geçmek istemiyorlar. BambaÅŸka bir yerde duruyorlar. Ben açıklamamda söyledim. ASALA ile PKK arasında çok yakın iliÅŸkiler vardır, çok yakın organizasyon baÄŸları vardır. Mesela Türkiye’nin içinde demokrasi, hukuk, bir arada yaÅŸama gibi kavramların en çok kirletilmesi bu ÅŸekilde olmaktadır. Demokrasiden bahsederler, hukuktan bahsederler ve reformlardan bahsederler ama tutup bu millete iftira atacak ÅŸekilde bir soykırım yalanına destek verirler. Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili olarak yüce Mecliste hangi bildiriye, Türkiye’nin çıkarlarının korunması açısından herhangi bir bildiriye imza atmak gibisinden bir yaklaşımdan sürekli olarak uzak duruyorlar. Ondan sonra da Türkiye’de herhangi bir demokratikleÅŸmeyle ilgili, baÅŸka konularla ilgili adım atılacağı zaman ‘Niye bize sorulmuyor, niye biz muhatap alınmıyoruz’ diyorlar. Kendi kendilerini, muhataplıktan çıkaran kendileridir. HDP çoÄŸu kez terör örgütünden daha provokatif, daha uç politikaları siyasette savunan bir yapı olarak kendisini gösteriyor. O kendilerinin bileceÄŸi bir iÅŸtir, kendilerini bu ÅŸekilde marjinal bir yerde, Türkiye karşıtlarıyla aynı yerde konumlandırmak, kendilerinin bileceÄŸi iÅŸtir. Her ÅŸey herkesin gözü önünde oluyor.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir