Bakan Akar: Deprem bölgesine ilk müdahalede, Mehmetçiğin geç çıkması asla söz konusu değil
Bakan Akar Deprem bölgesine ilk müdahalede, Mehmetçiğin geç çıkması asla söz konusu değil
Deprem bölgesinde ilk müdahale konusuyla ilgili Milli Savunma Bakanı Akar, “MehmetçiÄŸin geç çıkması asla söz konusu olmadığı gibi geri çaÄŸrılması kesinlikle söz konusu deÄŸil. Böyle bir ÅŸey düşünülemez.” dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hatay Serinyol’daki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Lojistik Destek Üssü’nde yapılan Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı, deÄŸerlendirmelerde bulundu.
6 Åžubat’ta meydana gelen KahramanmaraÅŸ merkezli depremlerin büyük bir felakete neden olduÄŸunu anımsatan Akar, felaketin ardından devlet kurumlarının ciddi ÅŸekilde vaziyet aldığını ve devlet-millete el ele tek yürek mücadele yürütmeye devam ettiÄŸini bildirdi.
Yaşananlardan ötürü acılarının büyük, üzüntülerinin derin olduğunu ifade eden Akar, şöyle konuştu:
“O gece saat 04.30 ila 05.00 arasında çok yoÄŸun bir faaliyetimiz oldu. Hem durumu öğrenmek için astlarımızla özellikle Malatya’daki 2. Ordu Komutanımız ile yaptığımız görüşmeler oldu. Bunların hepsini süratli bir ÅŸekilde derledik, toparladık. O anda bize gelen bilgiler çerçevesinde Hatay Antakya’da bir binanın çöktüğü, 3 askerimizin ÅŸehit olduÄŸu haberini aldık. Bu konularla alakalı bilgi almaya devam ederken, ilk bilgi olarak da süratle Sayın CumhurbaÅŸkanı’mızı aradık. Saat takriben 05.10 civarındaydı. Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız telefona hemen cevap verdiler. Kendilerine toplayabildiÄŸimiz bilgileri arz ettik. Genelkurmay BaÅŸkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız ile bölgeye gitmek için hazırlık yaptığımızı kendilerine arz ettik. Bütün birliklerimizin de bu konuda sefer edilmesini uygun buldular. Ondan sonra da bu süreç baÅŸladı.”


“Tüm imkanlarını seferber etmeleri emrini verdik”
Depremin ardından kriz merkezlerinin aktif hale geldiÄŸini, birliklerin, uçakların, gemilerin ve Türk Silahlı Kuvvetler İnsani Yardım Tugayı’nda arama-kurtarma konusunda uzman personeli saat 04.30’da seferber ettiklerini vurgulayan Akar, ÅŸu bilgileri verdi:
“Saat 11.00 civarında İncirlik’e vasıl olduk. Burada çeÅŸitli zorluklar vardı. Birincisi son derece olumsuz hava ÅŸartları vardı. Bazı bölgelerde kar bazı bölgelerde yaÄŸmur söz konusuydu. Ayrıca, Hatay özelinde havaalanı pistinin depremden zarar gördüğü ve uçuÅŸlara kapandığı bilgisi de iÅŸlerimizi zorlaÅŸtırdı. Hatay’a gelemedik, İncirlik’e inmek zorunda kaldık. İncirlik’e indikten sonra da helikopter kullanamadık. Burada Amanoslar’ın geçilmesinin mümkün olmadığını pilotlarımız bize rapor ettiler. Dolayısıyla biz kara yolunu kullanmak zorunda kaldık. Kara yolunda ise Belen bölgesinde felakete uÄŸrayan vatandaÅŸlarımızla belirli bir süre kalmak zorunda kaldık. Bizim bu çerçevedeki faaliyetlerimiz özet olarak saat 04.30’dan itibaren baÅŸladı. Bütün birliklerimiz o andan itibaren vatandaÅŸlarımızın yanına koÅŸtu. Deprem bölgesinin askeri anlamda sorumluluÄŸuna sahip olan 2. Ordu Komutanımız saat 04.45-04.50 civarında makamındaydı. Süratle birliklerden, personelin durumuyla ilgili tekmil aldı. UlaÅŸabildiÄŸi bilgileri derleyip, toparladı.
Karargahtan bir grup teÅŸkil etmek suretiyle saat 05.45’te enkazdaki vatandaÅŸlara yardımcı olmak için çalışmalara baÅŸladılar. 2. Ordu Komutanımız ile konuÅŸmamızda valiler ve kaymakamlarla temasa geçmelerini ve koordineli bir ÅŸekilde tüm imkanlarını seferber etmeleri emrini vermiÅŸtik. Arkadaşımız zaten beklemeden bu emri birliklerine vermiÅŸti. Dolayısıyla arkadaÅŸlarımız ilk andan itibaren felaketle ilgili konulara vaziyet ettiler. Saat 06.17’de 2. Ordu İstikam Alayımızın personeli Malatya YeÅŸilyurt’ta 8’i saÄŸ, 3’ü vefat etmiÅŸ 11 vatandaşımızı enkazdan çıkardılar.”
“Uçaklar riskleri göze alarak muharebe kalkışı yaptı”
Bakan Akar, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay BaÅŸkanlığının afetin hemen ardından aldığı tedbirler ve yaptığı çalışmaların resmi kayıtlarda yer aldığına dikkati çekerek, “MehmetçiÄŸin geç çıkması asla söz konusu olmadığı gibi, geri çağırılması da kesinlikle söz konusu deÄŸil. Böyle bir ÅŸey düşünülemez. ArkadaÅŸlarımız duruma süratle vaziyet ediyorlar ve ellerindeki imkanları seferber ediyorlar. Valilikler ve AFAD ile koordineli yapılması gerekli ne varsa ilk andan itibaren yaptılar, bugün de yapmaya devam ediyorlar. Bundan hiç şüphe yok. Bunun dışında söylenenlerin hepsi ya bilgi noksanlığından ya da art niyetten kaynaklı. Bu söylediklerimizin hepsi resmi olarak ceridelerimizde söz konusu olan konular.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“DoÄŸal Afet Arama-Kurtarma timlerimizi saat 04.30’da seferber ettik. Uçaklarımızı seferber ettik, gemilerimizi seferber ettik.” ifadelerini kullanan Akar, şöyle devam etti:
“Saat 07.00’de bizim ambulans uçağımız pist başındaydı. A400M’ler var. AFAD personelinin Ankara, İzmir ve İstanbul’dan taşınması için talep ettikleri. Onlar da Kayseri’den saat 07.00’de hazır oldu ama kar yağışı nedeniyle pist müsait deÄŸildi. O ÅŸartlarda kalkış yapılmaması lazım. Fakat olayın aciliyeti nedeniyle bazı riskleri göze alarak muharebe kalkışı yapmak suretiyle saat 08.00 civarında üç A400M uçağımız Ankara, İzmir ve İstanbul’a kalkış yaptı. Bunun dışında, İskenderun’da saat 08.00’de Sahil ve Eda apartmanlarında 26 depremzede vatandaşımız enkazdan saÄŸ olarak Mehmetçik tarafından kurtarıldı.”
Bakan Akar, Milli Savunma Bakanlığının afetlere müdahale çalışmalarının güçlendirilmesi yönündeki çalışmalara da değinerek, şunları söyledi:
“Burada aldığımız tedbirlerin daha etkin olması için gereken neyse bunlar yapılacak. Mehmetçik tedbirlerini aldı ve yoÄŸun bir ÅŸekilde intikaller baÅŸladı. ÖrneÄŸin Nurdağı gibi asker olmayan yerler vardı. Oraya Gaziantep’ten birlik sevk edildi. Kıbrıs’tan, Gelibolu’dan, Kars’tan birlikler geldi. En önemli unsurumuz, Türk Silahlı Kuvvetler İnsani Yardım Tugayı’ndaki arama-kurtarma timlerimiz. Burada 34 timimiz bulunuyor. Bu timlerin eÄŸitimli köpeklerini var, tüm bunları süratle bölgeye sevk ettik. Bununla birlikte ilave güç olarak 23 istikam kurtarma timini de bölgeye gönderdik.”
Hava Kuvvetlerinin inÅŸaat taburlarını “taşıma ve arama kurtarmada yardımcı olabilirler” düşüncesiyle deprem bölgesine sevk ettiklerini belirten Akar, “Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Bakanlık bünyesinde arama kurtarmayla, depremle mücadeleyle alakalı kimler varsa bunları ilk andan itibaren seferber ettik. Gözden kaçmasın, Türk Silahlı Kuvvetleri insani yardım tırlarıyla saat 04.30’da alarm verildi. Dolayısıyla 04.30’dan itibaren arkadaÅŸlarımız duruma vaziyet etmek için gayretlerini sürdürdüler ve en kısa zamanda bölgeye ulaÅŸmak için çalıştılar.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Bu çalışmaları da yeterli görmediklerini anlatan Akar, bütün imkanları seferber etmek manasında fabrikalardaki teknik personel ve işçilerden de 80 arama kurtarma timi oluÅŸturduklarını söyledi. Bakan Akar, “Yapılan bu çalışmalarla enkazdaki 2 bin 784 vatandaÅŸa ulaÅŸtık. 327 vatandaÅŸa saÄŸ ulaÅŸtık, 2 bin 457 vatandaşın da cenazesine ulaÅŸtık. Dolayısıyla bizim oradaki faaliyetlerimizi bu ÅŸekilde görmek lazım. Türk Silahlı Kuvvetlerinin arama kurtarmayla ilgili, depremle mücadeleyle ilgili ne kadar imkan ve kabiliyeti varsa bunların hepsi seferber edildi. Kıbrıs dahil.” bilgisini verdi.
“Elimizdeki bütün imkanları da seferber ettik”
Akar, “Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en büyük ordularından biri. Depremde TSK’nın lojistik imkanlarını tam anlamıyla kullanabildiniz mi?” sorusuna ÅŸu yanıtı verdi:
“Bu deprem döneminde 35 ve 36 günde dahi terörle mücadelemiz aralıksız devam etti, ediyor. Hudut güvenliÄŸimiz devam ediyor. Semalarımızda ve denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizin korunmasıyla ilgili hava ve deniz kuvvetlerimizin faaliyetleri devam ediyor. Ayrıca Somali baÅŸta olmak üzere Libya’da, Azerbaycan’daki görevlerimiz devam ediyor. Bunun bu ÅŸekilde düşünülmesi lazım. Bu çerçevede, hal böyleyken elimizdeki bütün imkanları da seferber ettik. Bizim bu yaptığımız iÅŸlerden birincisi hava köprüsünün teÅŸkili, ikincisi deniz seyir imkanının saÄŸlanması. Bu manada biz 65 uçaÄŸa kadar sayımızı çıkardık. Yurt dışından gelen bazı dost ve müttefik ülkelerin katkılarıyla 65 uçak, 71 helikopterle ciddi bir hava köprüsü saÄŸlamak suretiyle arama kurtarma ekiplerinin malzemesiyle birlikte bölgeye intikalini saÄŸladık. Hava alanları, baÅŸlangıçta Adıyaman, Malatya, KahramanmaraÅŸ kapalı olmaktan dolayı bunlar İncirlik’te toplandılar. İncirlik’ten bunları ilk fırsatta hava ÅŸartları müsaade ettiÄŸinde helikopterle bölgele gönderme fırsatı bulduk.”
TİHA ve İHA’ları da kullandıklarını dile getiren Akar, Göktürk Uydusu’ndan aldıkları fotoÄŸrafları Çevre, Åžehircilik ve İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Bakanlığı baÅŸta olmak üzere ilgili Bakanlık ve birimlerle paylaÅŸarak olayları olabildiÄŸince yakından takip etme fırsatı bulduklarını ifade etti.
Bakan Akar, “Bir ayda 6 bin 320 sortimiz var. Hava Kuvvetlerimizin normal ÅŸartlarda ulaÅŸtırma sortisi olarak 6 bin 500 sortiyi bir yılda yaptığını düşünürsek, bizim ne kadar yoÄŸun çalıştığımız ortaya çıkacaktır.” dedi.
Bu süreçte deprem bölgesinden baÅŸka illere 21 bin civarında vatandaşın tahliye edildiÄŸini aktaran Akar, uçaklarla, personel ve malzemenin öncelikle İncirlik’e geldiÄŸini, AFAD ve valilikle yapılan planlamalar çerçevesinde oradaki malzemeyi ve personeli 12 ilde, toplam 32 ilçede 311 köye naklettiklerini bildirdi.
Akar, vatandaşın memnuniyetinin oradaki personele, Mehmetçiğe çok ciddi şekilde moral ve motivasyon olduğunu vurguladı.
“103 silah arkadaşımız, mesai arkadaşımız hayatını kaybetti”
Milli Savunma Bakanlığı personelinin depremden etkilenmesine ilişkin soru üzerine Akar, kendi personellerinden de ciddi şekilde depreme maruz kalanlar ve kayıplar olduğunu söyledi.
Kışladaki binanın zarar görmesinden dolayı 3 Mehmetçiğin şehit olduğunu dile getiren Akar, bir Mehmetçiğin de yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şehit düştüğünü vurguladı.
“DiÄŸer bölgelerdekilerle birlikte toplam 103 personelimiz, silah arkadaşımız, mesai arkadaşımız hayatını kaybetti.” diyen Akar, yaklaşık 70 yaralıdan 62’sinin taburcu olduÄŸunu, personelin 3 bin 695 yakınının da bir ÅŸekilde bu depremlerden olumsuz etkilendiÄŸi bilgisini verdi.
Kayıpları olanlar ya da bizzat depremi yaşayanların bu şoku süratle atlatarak hemen görevlerinin başına döndüğüne işaret eden Akar, şunları kaydetti:
“DiÄŸer bölgelerde askerlik görevi yapmakta olan personelimiz arasında subay, astsubay, uzmanlardan veya mükelleflerden toplam 16 bin kiÅŸiye süratle sıla izni vermek suretiyle bir an önce anneleri, babaları, yakınlarının yanına gidip onların da buradaki çalışmalara katılmaları imkanını saÄŸladık. Ayrıca deprem bölgesinden celpler vardı, askerlik görevini yapmak üzere mart ve nisanda gitmesi gerekenler vardı onları da gerekli tedbirleri almak suretiyle mayıs ayına erteledik ve bu ÅŸekilde olabildiÄŸince buradaki külfeti, sıkıntıyı personelimiz nezdinde hafifletmeye gayret gösterdik.”
Bakan Akar, “Deprem bölgesi aynı zamanda Türkiye’nin güney sınırı dolayısıyla burada Türk Silahlı Kuvvetleri aynı zamanda sınır güvenliÄŸimizi de temin etmek üzere görev yapıyor. Sınır güvenliÄŸi konusunda deprem sürecinde bir sorun oluÅŸtu mu? Sınırlarımıza ya da bölgedeki Silahlı Kuvvetlerine iliÅŸkin herhangi bir saldırı söz konusu oldu mu bu süreçte?” sorusuna ÅŸu cevabı verdi:
“Hudut konusu zaman zaman gündeme gelmekte. Bilgi sahibi olmayanların yorumlarıyla karşı karşıya kalmaktayız. ‘Hudut namustur’ anlayışıyla Mehmetçik gerçekten gece gündüz demeden, büyük bir fedakarlık ve kahramanlıkla hudutlarımızı korumaktadır ve korumaya devam etmektedir. Åžunu da söylemek lazım, en ileri teknolojiye sahip araçların da kullanılmasıyla hudutlarımız gerçekten Cumhuriyet tarihimizin en yoÄŸun ÅŸekilde birlik ve malzeme olarak korunduÄŸu, kollandığı, kontrol edildiÄŸi bir dönem yaşıyoruz. Bundan emin olabilirsiniz. Bu dönemde de yaptığımız bu çalışmalar çerçevesinde, herhangi bir ÅŸekilde Suriye tarafından Türkiye’ye doÄŸru herhangi bir ÅŸekilde geçiÅŸ, herhangi mülteci akını vesaire asla söz konusu olmadı, böyle bir ÅŸey söz konusu deÄŸil. Zaten bu bölge yoÄŸun bir ÅŸekilde kontrol edilmekte fakat bu depremle birlikte böyle bir tezviratın çıkmasına müteakip biz her ÅŸeye raÄŸmen hududu bir kez daha kontrol ettik, oradaki bizim askeri ve sivil yetkililerle konuÅŸtuk, valilerle, kaymakamlarla oradaki gümrük muhafaza yetkilileriyle ve bizim hudut birliklerimizdeki bölük, tabur ve alay komutanlarımızla görüştük. Böyle bir ÅŸey asla söz konusu deÄŸil. Bunları da yine bir kısım basında paylaÅŸtık.”
“Hudutlarımız her zamankinden çok daha yoÄŸun ve dikkatli bir ÅŸekilde kontrol altında”
Bakan Akar, Türkiye’de yaÅŸayan Suriyelilerin bir kısmının depremde ailesini, evini, iÅŸini kaybettiÄŸini ve büyük sıkıntı yaÅŸadıklarını anımsattı.
Depremden etkilenen bazı Suriyelilerin kendi istekleriyle, gönüllü ve güvenli bir ÅŸekilde dönmeyi arzu ettiklerini dile getiren Akar, tamamen yasal yollarla gümrük kapılardan geçmek suretiyle kayıtlı bir ÅŸekilde Türkiye’den ayrıldıklarını anlattı.
Åžu an 56 bin civarında Suriyelinin bölgeden çıkış yaparak Suriye’ye geçtiÄŸi bilgisini veren Akar, “Herhangi ÅŸekilde mülteci giriÅŸi asla söz konusu deÄŸil. Hudutlarımız her zamankinden çok daha yoÄŸun ve dikkatli bir ÅŸekilde kontrol altında. Herhangi bir ÅŸekilde zaten böyle kaçak bir giriÅŸe de hudutlarımıza izin vermeyeceÄŸimiz açıktır.” diye konuÅŸtu.
Bakan Akar, “Güvenlik boyutu itibarıyla PKK, YPG terör örgütünün sınırlardan bu bir aylık süre zarfında Türkiye topraklarına Türk Silahlı Kuvvetlerine dönük saldırıları gerçekleÅŸti mi?” sorusu üzerine şöyle konuÅŸtu:
“Bizim hudutlardaki birinci görevimiz hudutlarımızın güvenliÄŸini saÄŸlamak, 85 milyonun rahat ve huzurunu saÄŸlamak. Bunun için görev yapıyoruz. Bu manada hudutlarımız da bizim terörle mücadele, Irak’taki yaptığımız operasyonlar, Suriye’deki yaptığımız operasyonlar da aralıksız devam ediyor. Bu yaptığımız faaliyetler çerçevesinde en son bu depremle birlikte maalesef bazı saldırılar da oldu. Mücadelemiz devam etti, orada bir saldırı oldu bu saldırıya karşı biz elimizden gelen karşılığı anında verdik. 6 Åžubat’tan itibaren özetlemek gerekirse 8 taciz ve saldırı oldu.”
Bu saldırıların ilkinin birinci gün olduÄŸuna iÅŸaret eden Akar, “Herhangi bir saldırıya bizim sessiz kalmamız asla söz konusu deÄŸil. Hakkımızı, hukukumuzu korumak, güvenliÄŸimizi saÄŸlamak bakımından gereken neyse yaptık, yapıyoruz. Bu dönemde de bu yapılan 8 taciz ve saldırıya karşı gerekli karşılık verildi ve 53 terörist etkisiz hale getirildi.” diye konuÅŸtu.
ABD’li üst düzey yetkililerin YPG ziyaretlerinin basında gündeme gelmesine iliÅŸkin deÄŸerlendirmesi sorulan Akar, “YPG bir terör örgütü ve YPG, PKK’nın aynısı, eÅŸiti. Bunun herkes tarafından anlaşılmasını istiyoruz, herkesin bunu bilmesini istiyoruz. Dostlarımız ve müttefiklerimizden artık bu konuda direnmemelerini, gerçeÄŸi görmelerini ve anlamalarını bekliyoruz. Bu bizim hakkımız. Bunu istiyoruz, bunu talep ediyoruz.” diye konuÅŸtu.
Bu terör örgütünün herhangi bir ÅŸekilde masum gibi gösterilmesinin gerçeklere tamamen aykırı olduÄŸunun altını çizen Akar, “Bunun gerçekle hiçbir alakası yoktur. Bunun bir an önce görülmesi, anlaşılması gerçekten tarafların lehine olacaktır ve ona göre planımızı, programımızı yapma çalışmamızı yapmamız mümkün olacaktır.” ifadesini kullandı.
NATO ülkelerinin deprem sonrası desteklerine iliÅŸkin soru üzerine Akar, “Genel olarak cevap vermek gerekirse, depremden sonra 50’si savunma bakanı olmak üzere toplam 55 ülkeden bizi arayanlar oldu. Taziyelerini bildirdiler, yardım talebinde bulundular. Onlardan bir kısmı da yardımları yaptılar.” bilgisini verdi.
Türkiye’ye 90 ülkeden toplam 11 bin 500 arama-kurtarma personelinin yanı sıra destek saÄŸlandığını anlatan Akar, deprem bölgesinde 26 ülkeden 28 sahra sıhhiye hastanesinin kurulduÄŸunu, bunlardan 16’sının faaliyet gösterdiÄŸini bildirdi.
Hulusi Akar, “Dolayısıyla bu dönemde müttefiklerimizle, dostlarımızla, komÅŸularımızla, diÄŸer ülkelerle gerçekten olumlu bir ajanda oluÅŸtu, olumlu bir takım diyaloglar, görüşmeler oluÅŸtu. Sayın CumhurbaÅŸkanımızı aradılar, sayın bakanlarımızı aradılar, DışiÅŸleri Bakanımız baÅŸta olmak üzere, bizleri aradılar. Böyle bir diyalog ortamı doÄŸdu.” açıklamasında bulundu.
“Yunanistan ile deprem diplomasisi”
Yunanistan’ın deprem sonrasındaki tutumunun ikili iliÅŸkilerde nasıl etki doÄŸuracağının sorulması üzerine Akar, ÅŸunları kaydetti:
“Yunanistan’la biliyorsunuz, bizim sorunlarımız var. Biz bu sorunlarımızı barışçıl yol ve yöntemlerle, uluslararası hukuk çerçevesinde, iyi komÅŸuluk iliÅŸkileri çerçevesinde çözmeye çalışıyoruz. Bu konuda elimizden ne gelirse bunları yapalım diyoruz. Bu iyi komÅŸuluk iliÅŸkilerine, müttefiklik ruhuna uygun, konuÅŸarak, görüşerek, barışçıl yol ve yöntemlerle diyalog yoluyla bu sorunların çözülmesinden yana olduÄŸumuzu her zaman söyledik, söylüyoruz. Ve biz her zaman diyalogdan yana olduÄŸumuzu, ne zaman bizi davet ederlerse gelmeye hazır olduÄŸumuzu, ne zaman gelmek isterlerse onları da davet edeceÄŸimizi ve dolayısıyla konuÅŸmak, görüşmek suretiyle bu problemlerimizi çözelim ve bir an önce bu problemleri çözmek suretiyle Ege baÅŸta olmak üzere ikili iliÅŸkilerimizi düzelterek vatandaÅŸlarımızın rahat, huzur ve güven içerisinde yaÅŸamalarını saÄŸlayalım. Özellikle Ege’deki zenginliklerin adil bir ÅŸekilde paylaşılmasından yana olduÄŸumuzu da tekrar tekrar dile getirdik, söylüyoruz.”
Akar, Yunan Savunma Bakanının bir süre önce telefonla aradığını vurgulayarak, “Telefonda da böyle yapıcı, olumlu bir diyalog içinde olduk. Karşılıklı duygularımızı, düşüncelerimizi kendilerine ifade ettik. Her zaman diyaloÄŸa açık olduÄŸumuzu da bir kez daha söylemek suretiyle bir anlamda davetimizi teyit ettik veyahut onlar bizi davet ederse gideceÄŸimizi kendilerine ifade ettik.” dedi.
Geçen günlerde Yunanistan’da çok büyük bir tren kazası meydana geldiÄŸini ve birçok kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸini hatırlatan Akar, bunu öğrenir öğrenmez Yunan mevkidaşına taziyelerini ilettiklerini, yardıma ihtiyaç duyup duymadıklarını sorduklarını anlatarak, “Dolayısıyla karşılıklı olarak bu manada bir deprem diplomasisi gerçekleÅŸti ve olumlu bir ÅŸekilde geliÅŸiyor. Bizim temennimiz, dileÄŸimiz, her zaman söylediÄŸimiz gibi görüşmekten, konuÅŸmaktan, diyalogdan yana olduÄŸumuzu bir kez daha kendilerine ifade etme fırsatı bulduk.” diye konuÅŸtu.
“Finlandiya’nın ve özellikle de İsveç’in, taahhütleri yerine getirmelerini istiyoruz”
Hulusi Akar, “NATO’nun Türkiye’yle ilgili gündemlerinden biri de İsveç’le Finlandiya’nın NATO’ya katılımı. Bu gündemle ilgili toplantılardan biri daha geçen hafta gerçekleÅŸti. Siz, ‘Bu iki ülkenin ev ödevini yapmaları gerek’ demiÅŸtiniz. Ev ödevlerini yaptılar mı? Süreç nedir ÅŸu aÅŸamada?” sorusu üzerine, Haziran 2022’deki Madrid Zirvesi’nde geniÅŸ katılımlı çalışma yapıldığını, bu çalışma sonunda ortaya çıkan metnin taraflarca imzalandığını ifade etti.
Milli Savunma Bakanı Akar, şöyle devam etti:
“Biz aynı yerdeyiz. O metinde, Finlandiya’nın ve İsveç’in verdiÄŸi sözleri yerine getirmelerini bekliyoruz. Biz hiçbir ÅŸekilde NATO’nun açık kapı politikasına karşı deÄŸiliz. İsveç’in, Finlandiya’nın üyeliÄŸine karşı deÄŸiliz. Fakat 40 yıldan beri terörle mücadelemiz var. Bu mücadele konusunda herkesin bizim kadar olmasa bile biraz hassasiyet göstermesini, dikkat göstermesini bekliyoruz. Tabii ki onları savunma hakkı saygıdeÄŸer ama bizim de bu terörle mücadelemizin saygıdeÄŸer olduÄŸunu bilmelerini, buna göre davranmalarını, oradaki taahhütlerini yerine getirmelerini bekliyoruz. DiÄŸer taraftan da iki dost ülke arasında olmaması gerektiÄŸi ÅŸekilde maalesef bazı ihraç ürünlerine tahdit koydular. Yani biz bir tarafta NATO’yu güçlendirmek istiyoruz, NATO ülkelerinin her birinin güçlü olmasını istiyoruz. DiÄŸer taraftan da ülkemizi, silahlı kuvvetlerimizi güçlendirmek için yaptığımız çalışmaların böyle dost ve müttefik ülkeler tarafından engellenmesini de kabul etmemiz mümkün deÄŸil. Sonuç olarak biz Finlandiya’nın ve özellikle de İsveç’in, buradaki sorumlulukları, taahhütleri yerine getirmelerini istiyoruz.”
Konuya iliÅŸkin Finlandiya ve İsveç arasında bir fark olup olmadığı sorulan Akar, “Finlandiya biraz daha hızlı hareket ediyor, Finlandiya biraz daha bize yaklaÅŸtı diyebiliriz. Aldıkları tedbirlerle, taahhütlerine daha yakınlar, yerine getirme konusunda. Fakat İsveç’in biraz daha hızlı hareket etmesi gerektiÄŸini deÄŸerlendiriyorum ben.” yanıtını verdi.
Sadece Türkiye’nin deÄŸil, milyarlarca insanın dini deÄŸerlerinin bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Akar, ÅŸunları paylaÅŸtı:
“Dolayısıyla ‘hürriyet’ baÅŸlığı altında bunlara hakaret edilmesine, bunlara karşı düşmanlık gösterilmesine karşı tedbir almalarını bekliyoruz. Yani bunun çok sıkıntılı olduÄŸunu, bunun gerçekten büyük bir saygısızlık olduÄŸunu, büyük bir ahlaki sorun olduÄŸunu, hukuki bir sorun olduÄŸunu görmeleri lazım. İnsanların deÄŸerlerine saygı göstermek lazım. Bu konuda tarifler, tanımlar, hukuki metinler de çok açık ve seçikken bunlara saygı göstermemeleri gerçekten son derece yanlış. Bunun bir an önce düzeltilmesi lazım, bunu ÅŸiddetle kınıyoruz, reddediyoruz. Bundan dolayı toplantılar, görüşmeler biraz askıya alındı. Fakat geçtiÄŸimiz günlerde bildiÄŸiniz gibi Brüksel’de bir toplantı yapıldı teknik düzeyde. Bizim bu toplantılarla çalışmaların devamını ve bir an önce de Finlandiya ve İsveç’in taahhütlerini yerine getirmelerini bekliyoruz.”
“Görüşmeler yoluyla buradaki problemlerin çözülmesini arzu ediyoruz”
Bakan Akar, “Türkiye’nin Åžam’la yürüttüğü diyalog sürecinde ilerleme kaydedilip edilmediÄŸi” sorusu üzerine, 11 yıl sonra ilk defa Moskova’da Rus, Suriye ve Türk savunma bakanları ve istihbarat teÅŸkilatı baÅŸkanlarının katılımıyla toplantı yapıldığını hatırlattı.
Toplantıda, müteakip toplantıların olgunlaştırılması için alt düzey çalışmaların yapılması konusunda bir mutabakat sağlandığını aktaran Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu aÅŸamada ÅŸimdi bu teklif üzerine çalışmalar yapılacak, yapılıyor. Her zaman söylediÄŸimiz gibi bizim herhangi bir ÅŸekilde iÅŸgal niyetimiz olmadığını, Suriye baÅŸta olmak üzere tüm komÅŸularımızın toprak bütünlüğüne, egemenlik haklarına saygılı olduÄŸumuzu, bizim tek meselemizin terörle mücadele olduÄŸunu ve Suriye topraklarındaki mevcut teröristlerle mücadele etmek durumunda kaldığımızı, ülkemizi, hudutlarımızı korumak için, vatandaÅŸlarımızın güvenliÄŸini saÄŸlamak için bunu yapmak durumunda olduÄŸumuzu, bunun dışında bizim herhangi bir amacımız olmadığını açık ve net bir ÅŸekilde ortaya koyduk, koymaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde teknik heyetlerin görüşmesine müteakip çeÅŸitli formatlarda bu toplantıların devam etmesinden yanayız. Görüşmeler yoluyla buradaki problemlerin çözülmesini arzu ediyoruz.
DiÄŸer tarafta Türkiye’de misafir ettiÄŸimiz Suriyeli vatandaÅŸların da oradaki ortamın düzelmesiyle, normalleÅŸmesiyle kendi evlerine ve topraklarına gönüllü, güvenli ve saygın bir ÅŸekilde dönmeleri için ortamın hazırlanmasına elimizden gelen katkıyı saÄŸlamaktayız. Burada özel bir durum var. Bizim hem yurt içinde hem de Suriye’de beraber olduÄŸumuz Suriyeliler var. Bunlar, hiçbir ÅŸekilde endiÅŸeye kapılmamalı. Bizim onların aleyhine, onları zora sokacak herhangi bir iÅŸlemde, eylemde, tasarrufta, taahhütte bulunmamız söz konusu deÄŸil. Bu konuda da oradaki arkadaÅŸlarımızın rahat olması lazım. Bunu da herkesin bilmesi lazım.”
“Tedbirler ne ise bugüne kadar aldık, bundan sonra da tereddütsüz alacağız”
“Suriye rejimi, YPG’nin Türkiye için çok büyük bir güvenlik sorunu olduÄŸunu, bir varlık yokluk meselesi olduÄŸunu, net bir çizgi olduÄŸunu anlıyor ve kabul ediyor mu?” sorusu yöneltilen Akar, görüşmede bu konuyu çok açık bir ÅŸekilde muhataplarına ifade ettiklerini belirterek, ÅŸu görüşleri dile getirdi:
“Bunu anlamalarını bekliyoruz. Tabii bu normal ÅŸartlarda objektif bir bakışla anlaşılması çok kolay bir hadise. Hatta ÅŸunu da görmek lazım. Bir anlamda Suriye’nin takriben üçte biri teröristler tarafından iÅŸgal altında. Dolayısıyla bizim yaptığımız çalışma bir anlamda Åžam’ın da egemenlik haklarını, toprak bütünlüğünü destekleyici bir faaliyet. Çünkü bizim yaptığımız ÅŸey bir iÅŸgal deÄŸil, herhangi bir ÅŸekilde gasp deÄŸil. Bizim yapmaya çalıştığımız ÅŸey hudutlarımızı ve 85 milyon vatandaşımızın güvenliÄŸini saÄŸlamak. Bunun da mutlaka Suriye tarafından anlaşılması lazım. Suriyeli muhataplarımız, zaman zaman bunları anlar görünüyorlar, anladıklarına dair ciddi emareler var, bazen de bunu göz ardı edebiliyorlar.”
Görüşmelerde, Suriye tarafından bunun göz ardı edilmemesini istediklerini ve konunun Türkiye için hayati önemde olduÄŸunu vurguladıklarını anımsatan Akar, Türkiye’nin, topraklarını koruma konusunda hiçbir ÅŸarta baÄŸlı olmadığını ve savunma hakkını sonuna kadar kullanacağını kaydettiklerini bildirdi. Bakan Akar, “Yeri ve zamanı geldiÄŸinde alınması gereken tedbirler ne ise bugüne kadar aldık, bundan sonra da tereddütsüz alacağız. Bunu herkesin bilmesi lazım.” dedi.
“Güçlü Türk Silahlı Kuvvetleri, güçlü Türkiye aynı zamanda güçlü NATO, güçlü ittifak demektir”
F16’ların modernizasyonu ve tedariki ile F35’lerin durumuna iliÅŸkin soru üzerine Akar, “GeliÅŸme var, şöyle bir geliÅŸme var, biraz yavaÅŸ gidiyor geliÅŸme, en önemli sorunumuz o. Amerikan Savunma Bakanlığı ile F16 modernizasyonu ve tedariki konusundaki görüşmeler olumlu bir noktaya geldi. Aynı zamanda bunun Beyaz Saray tarafından desteklendiÄŸini ve Kongre’ye bunun gönderildiÄŸini biliyoruz. Åžu an için Kongre aÅŸamasında bekliyoruz.” sözlerini sarf etti.
Bu konuda birçok yapıcı ifadelerin yanı sıra az da olsa bazı Kongre üyeleri, senatörler, akademisyenler ve basın mensupları tarafından olumsuz bazı ifadelerin kullanıldığını hatırlatan Akar, şu değerlendirmede bulundu:
“Beyaz Saray’ın, Pentagon’un düşündüğü doÄŸrultuda, Kongre’nin aklıselimle makul ve mantıklı olayları düşünmek suretiyle bir karar almasını bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde olumlu ve somut adımlar bekliyoruz. Bunun da bir an önce gerçekleÅŸmesini bekliyoruz. Talebimiz, dileÄŸimiz budur. Bu konuda herhangi bir ÅŸekilde ekstrem bir takım yollara ve yönlere girmenin tarafları sıkıntıya sokabileceÄŸini ve bizim bu konuda çaresiz olmadığımızı, elimizde birçok seçenek olduÄŸunu da herkesin bilmesini istiyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve biz diyoruz ki ’71 yıldan beri NATO üyesiyiz, bugüne kadar da NATO’da bütün bize verilen görevleri, aldığımız görevleri, sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirdik. Müttefiklerimizden de benzer ÅŸekilde davranış bekliyoruz bu da bizim hakkımız’. Güçlü Türk Silahlı Kuvvetleri, güçlü Türkiye, aynı zamanda güçlü NATO, güçlü ittifak demektir. Bunun da herkes tarafından anlaşılması, buna göre hareket edilmesi gerektiÄŸini tekrar tekrar hatırlatıyoruz. Temennimiz, tarafların aklıselim hareket etmesi, günlük, duygusal birtakım düşüncelerle irrasyonel yaklaşımlarla olayları istenmeyen yönlere çekmemeleri.”
KahramanmaraÅŸ merkezli depremler sonrası bölgede hava koridoruna paralel olarak bir de deniz koridoru kurduklarını belirten Akar, gemilere de süratle “seyre hazır ol” talimatı verdiklerini kaydetti.
Bu kapsamda, İskenderun Gemisi’nin süratle büyük iÅŸ makineleri ile arama kurtarma ve diÄŸer ilgili personeli İskenderun’a naklettiÄŸini aktaran Akar, bu geminin daha sonra, bölgedeki hastanelerin yıkılmış olması ve ciddi saÄŸlık ihtiyacından dolayı yaralıları Mersin’e sevk ettiÄŸini söyledi.
Akar, üzerlerinde helikopter bulunan diÄŸer gemi ve fırkateynleri de İskenderun Körfezine gönderdiklerini belirterek, “24 gemiyle bölgede varlığımızı sürdürdük. Bu arada büyük gemilerimiz Sancaktar ve Bayraktar var. Bu gemileri de hastaneye çevirdik. Bunlar, bizim, MaraÅŸ’a gönderdiÄŸimiz sahra hastanesine benzer ÅŸekilde, ciddi ÅŸekilde saÄŸlık hizmeti verdiler, vermeye devam ediyorlar.” diye konuÅŸtu.
Bir soru üzerine Akar, hastaneye çevrilen gemilerde hem ameliyatlar hem ayaktan hem de yatarak tedavilerin yapıldığını bildirerek, “Toplam 16 bin vatandaşımıza bu tesislerde ayakta ve yatarak tedavi hizmeti verildi ve 150 civarında da ameliyat yapıldı. Bu ameliyatların ikisi önemli. Bunlardan birincisinde Hatice Deniz isimli bir evladımız ve öbüründe de Nur isimli bir evladımız dünyaya geldi.” dedi.
Hastaneye çevrilen gemilerde çalışmaların sürdüğünü ifade eden Hulusi Akar, “Bunun ne kadar önemli olduÄŸu bir kez daha ortaya çıktı. Bizim Anadolu Gemimiz var, yakında bunun teslim tesellümü gerçekleÅŸecek. O gemide de bu saÄŸlık hizmetleri çok daha geniÅŸ bir ÅŸekilde gündeme gelecek.” bilgisini verdi.
Bakan Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), ilk andan itibaren her türlü misyonu üstlendiÄŸini, görevinin başında olduÄŸunu, vatandaşın, milletin yanına koÅŸtuÄŸunu vurguladı. Akar, “YapabileceÄŸimiz ne varsa, bunların hepsini ortaya koyduk. Hala da koymaya devam ediyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Birlik ve beraberlik içinde aÅŸacağız”
TSK’nın, seyyar fırın ve mutfak ile kumanyalarla vatandaÅŸlara destek olduÄŸunu hatırlatan Akar, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın direktifleri doÄŸrultusunda, ihtiyaç olduÄŸu sürece bölgede kalmaya, vatandaÅŸlarla beraber olmaya devam edeceklerini söyledi.
Türkiye’nin tarihte son derece kritik bir öneme sahip, büyük bir felaketle karşı karşıya kaldığına iÅŸaret eden Akar, şöyle devam etti:
“Bu felakete karşı, her zaman tarihte olduÄŸu gibi sadece devlet deÄŸil, 85 milyon vatandaşımız ayaÄŸa kalktı. Dolayısıyla devlet ve millet iÅŸbirliÄŸini, kenetlenmeyi 6 Åžubat’tan beri çok açık ve seçik bir ÅŸekilde gördük, görüyoruz. Herkes, devlet ve millet, elinden geldiÄŸince buradaki yaraları sarmak için ne yapabiliriz diye birlik ve beraberlik içinde gayret gösterdi, gösteriyor. Biz, birlik ve beraberlik içinde bu felaketi de aÅŸacağımıza, bu yaraları saracağımıza bütün kalbimizle inanıyoruz. Adım adım çalışmak suretiyle ciddiyetle samimiyetle dikkatle hassasiyetle çalışarak, el birliÄŸiyle bu yaraları saracağız. Hiçbir ÅŸekilde ümitsizlik, karamsarlık yok diyoruz vatandaÅŸlarımızla konuÅŸurken. Hiçbir ÅŸekilde kendilerini yalnız hissetmelerine müsaade etmiyoruz. Yalnız deÄŸilsiniz diyoruz her gittiÄŸimiz yerde. Bazıları endiÅŸe ediyor, ‘çadırdan çıkarsam, yemek vermezlerse, giyim kuÅŸam olmazsa, okul durumu ne olacak, ev kirası vesaire…’ Devletimizin gece gündüz bunu düşündüğünü, bu konuda da çalışmalar yapıldığını, yalnız olmadıklarını ve normalleÅŸme gerçekleÅŸene kadar da onlarla birlikte olmaya devam edeceÄŸimizi kendilerine söylüyoruz.”
“Çok büyük adımlar atıldı”
“Kaç gün daha buralarda kalacaksınız? Ankara’daki günlük rutininize ne zaman döneceksiniz?” sorusu üzerine Akar, “Bizim bireysel olarak durumumuzdan ziyade, 6 Åžubat ile 12 Mart arasında çok büyük farklılık var. 6 Åžubat’ta gerçekten çalışanlar, depremzedeler, depremzede olmayanlarda karamsarlık vardı. Çok şükür bu kalktı. Gerçekten çok büyük adımlar atıldı.” dedi.
Bakan Akar, sağlık, yeme, içme, barınma, eğitim, enkazların tespiti ve kaldırılması çalışmalarında büyük adımlar atıldığını belirterek, bütün bakanlıkların bölgede olduğunu kaydetti.
Deprem bölgesine, NATO’nun da bir desteÄŸinin olduÄŸunu, İskenderun ve Antakya’ya çadır kent kurulduÄŸunu hatırlatan Akar, buna ilavelerin geleceÄŸini, toplam 8 bin kiÅŸilik bir kent olacağını bildirdi.
Bütün çalışmalar sonunda bir rahatlamanın olduÄŸunu dile getiren Akar, “Bu yeterli mi? DeÄŸil. Çalışmayı sürdürmek suretiyle bu yaraların sarılması devam edecek. Önümüzdeki dönemde bunun gerçekleÅŸeceÄŸine, yıllar deÄŸil de aylar mertebesinde normalleÅŸmenin baÅŸlayacağına inanıyoruz, bunu görüyoruz. Çok ciddi ilerlemeler oldu. 6 Åžubat’ta birinci, ikinci hafta çok yoÄŸun problemler vardı.” diye konuÅŸtu.
Bakan Akar, “Åžu an Hatay’da dolaÅŸtığınızda insanlar size ne söylüyor?” sorusu üzerine, yapılan çalışmalar nedeniyle vatandaÅŸların kendilerine teveccühte bulunduÄŸunu kaydetti.
Vatandaşların tamamına yakınının çadır ve konteyner kentlerden memnuniyetlerini dile getirdiğini aktaran Akar, yaşlısıyla genciyle vatandaşların, devlete, bayrağa karşı bağlılıklarını ifade ettiklerini söyledi.
Akar, vatandaşların, valilere, kaymakamlara, belediyelere, askere, polise teşekkürlerini ortaya koyduğunu belirterek, bundan mutlu olduklarını dile getirdi.
Çalışmaları, artan bir motivasyonla yapacaklarının altını çizen Akar, şöyle konuştu:
“Bu milletin baÄŸrından çıkan, milletimiz tarafından ‘peygamber ocağı’ olarak da tanımlanan bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nden bahsediyoruz. Silahlı Kuvvetlerimiz her zaman, her yerde, her sorunda olduÄŸu gibi terörle mücadele, deprem konusunda daima milletinin, vatandaşın yanında, milletinin emrinde olmuÅŸtur. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunda herhangi bir ÅŸekilde fitneye, fesada gerek yok. Kimsenin de bunlara itibar etmemesi lazım. Çünkü bilgisi, herhangi bir deneyimi olmadan bazıları fikir sahibi oluyor, bazıları kaanaat belirtmeye kalkıyorlar. Bunların hiçbiri doÄŸru deÄŸil. Gerçekleri yansıtmıyor. ”
“F-35’ler konusunda görüşmeler sürüyor”
Bir baÅŸka soru üzerine de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Türkiye’nin F-35 savaÅŸ uçağıyla ilgili birlikteliÄŸinin, hem hukuki hem de ahlaki anlamda izahı mümkün olmayan bir ÅŸekilde bittiÄŸini” söyledi.
Bununla ilgili 18 Ocak’ta bir toplantı yapıldığını, sürecin mali, siyasi, teknik konularının görüşülmesinde mutabakat saÄŸlandığını aktaran Akar, gelecek günlerde bu görüşmelerin devam edeceÄŸini belirtti. Hulusi Akar, “Biz, görüşlerimizi, önerilerimizi, düşüncelerimizi, eleÅŸtirilerimizi çok açık ve net bir ÅŸekilde masaya koyuyoruz ve görüşmeleri sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Akar, “Görüşmeler, Türkiye’nin F-35 için ödediÄŸi parayı geri alması mı, programa geri dönüşü konusunda mı ilerliyor?” sorusuna, ÅŸu cevabı verdi:
“Programa geri dönüş ayrı bir konu. Buradaki bizim görüşmelerimizin amacı, ödediÄŸimiz ciddi bir miktar para var. 1,4 milyar dolarlık ödememiz var, bu paranın ödenmesi ÅŸeklinde… Åžu anda bize zimmetli olan 5 adet de F-35 var Amerika’da bulunan. Bunun geleceÄŸi konusunda… Bunları görüşüyoruz, konuÅŸuyoruz. Ayrıca birtakım ayrıntılı konular da var, teknik konular. Bunları biz yine tamamen iyi niyetli bir ÅŸekilde, kendi hak ve menfaatlerimizden ödün vermeden, çok açık ve ÅŸeffaf bir ÅŸekilde, hakkımızı, hukukumuzu savunacak ÅŸekilde masaya koyma ÅŸekliyle görüşmelere devam ediyoruz. Bu heyetler arası görüşmeler önümüzdeki günlerde de devam edecek. Bizim temennimiz, dileÄŸimiz, karşılıklı anlayış içinde, olumlu bir ÅŸekilde, müttefiklik hukukuna uygun bir ÅŸekilde, müttefiklik iliÅŸkilerimize zarar vermeyecek ÅŸekilde sonuçlanması.”
“24 milyon tona yakın tahıl taşındı”
“Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yaÅŸanan tahıl koridoru krizi anlaÅŸmayla sonuçlanmıştı. Bu anlaÅŸmaya iliÅŸkin süre doluyor. Tahıl anlaÅŸmasının devamı konusunda bir geliÅŸme var mı?” sorusuna karşılık Akar, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Ukrayna Devlet BaÅŸkanı Volodimir Zelenskiy ve Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin ile görüşmeleri, kendilerinin, Rusya ve Ukrayna Savunma Bakanları ile teması, heyetler arası görüşmeler ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in (BM) de katılımıyla 22 Temmuz 2022’de bir mutabakat muhtırası imzalandığını hatırlattı.
Bakan Akar, bu anlaşmanın süresinin geçen kasım ayında uzatıldığını, şimdi tekrar mart ayında bu sürenin dolacağını belirterek, bu sürenin tekrar uzatılmasının söz konusu olduğunu söyledi.
Bugüne kadar ciddi miktarda tahılın ihtiyaç sahiplerine nakledildiÄŸini anımsatan Hulusi Akar, “Tahıl Koridoru”ndan bugüne kadar 795 gemi ile 24 milyon tona yakın tahılın taşındığını bildirdi.
“Türkiye, üzerine düşeni yaptı”
Ufak tefek bazı sıkıntılar olmasına raÄŸmen, Rusya, Ukrayna ve BM’nin katkılarıyla uyumlu bir ÅŸekilde faaliyetlerin sürdürüldüğünü dile getiren Akar, “Biz, bunun sürdürülmesinden yanayız. 18 Mart öncesinde yaptığımız giriÅŸimler ve temaslarda, hem Ukrayna hem Rusya tarafıyla yaptığımız ayrı ayrı görüşmelerde, iki taraf da bu konuya olumlu bakıyor, yaklaşıyor. Biz, bunun olumlu bir ÅŸekilde sonuçlanacağına inanıyoruz.” dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye’nin yapılması gereken, üzerine düşen ne varsa yaptığını vurgulayarak, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın sadece tahıl konusunda deÄŸil, Rusya-Ukrayna iliÅŸkileriyle alakalı bütün konularda Zelenskiy ve Putin ile temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.
Yapılacak çalışmalarla, 18 Mart’a gelindiÄŸinde bu sürenin uzatılacağı kanaatine sahip olduklarını dile getiren Akar, “Umudumuz, dileÄŸimiz, temennimiz budur.” diye konuÅŸtu.
Bakan Akar, Afrika ülkeleri açısından, fiyat, açlık, siyasi istikrar bakımından bu tahılın çok ciddi öneminin olduğunun altını çizdi.
Kaynak: AA

