Adalet Bakanlığı kira artışına yüzde 25 sınırı konusunda çalışıyor
Adalet Bakanlığı kira artışına yüzde 25 sınırı konusunda çalışıyor
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kira artış oranını yüzde 25’le sınırlandıran ve süresi 1 Temmuz 2023’te dolacak düzenlemeye iliÅŸkin çalıştıklarını bildirdi.
Bakan Tunç, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Kira artışlarında 11 Haziran 2022 ile 1 Temmuz 2023 tarihleri arasında en fazla yüzde yirmi beÅŸ artış yapılabilmesini içeren düzenlemeyle ilgili çalışma olup olmayacağı yönündeki soru üzerine Bakan Tunç, konunun bakanlığın deÄŸil TBMM’nin yetkisinde olduÄŸunu kaydetti.
Tunç, söz konusu düzenlemenin süresinin 1 Temmuz’da dolacağının hatırlatılması üzerine, “Çalışıyoruz, yetiÅŸir.” yanıtını verdi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kiralarla mücadelemizin ivmesini artırarak, etkisini genişleterek devam ettireceğiz
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “VatandaÅŸlarımız ÅŸundan müsterih olsunlar. Kiralarla ilgili bize ilettikleri ÅŸikayetleri yakından takip ediyoruz. Bu konudaki mücadelemizin ivmesini artırarak, etkisini geniÅŸleterek devam ettireceÄŸiz.” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu.
Toplantının ana gündem maddesinin CumhurbaÅŸkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nin sonuçlarının deÄŸerlendirilmesi olduÄŸunu ifade eden Çelik, AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un bu çerçevede kapsamlı bir sunum yaptığını söyledi.
Çelik, başarılı oldukları, yeterince başarı gösteremedikleri illeri, ilçeleri tüm kılcal damarlarına kadar görmek için kapsamlı bir sunum yapıldığını belirtti.
Seçim sonuçlarını değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CumhurbaÅŸkanımızın toplantı açılışında ‘Bir seçim süreci bitti ama seçim defteri kapanmadı’ ifadesi oldu. Genel merkezimiz, bütün teÅŸkilatlarımız, birimlerimiz 28 Mayıs’ın ertesi gününden itibaren CumhurbaÅŸkanımızın iÅŸaret ettiÄŸi gibi yerel seçimlere dönük hazırlıklara baÅŸlamıştır. Siyaset kesintisiz yapılan bir iÅŸtir. Vatandaşın beklediÄŸi hizmete hiçbir ÅŸekilde ara verilemez, hizmet süreci hiçbir ÅŸekilde tatile sokulamaz. Yerel seçim sürecine kadar ön gördüğümüz hizmetleri yerine getirmek için kuvvetli ÅŸekilde temasları sürdüreceÄŸiz.”
Terörle mücadele
Çelik, her basın toplantısında bir insanlık ve vicdan çağrısı olarak Diyarbakır annelerine değindiklerini anımsattı.
Diyarbakır annelerinin, terör örgütlerinden evlatlarını kurtarma ve evlatlarına kavuşma mücadelesinin 1386 gündür sürdüğünü söyleyen Çelik, uluslararası örgütlerin bu konudaki suskunluğunu, çifte standardını not etmeye devam ettiklerini dile getirdi.
Demokrasinin korunması ve güçlendirilmesi açısından net ÅŸekilde altı çizilmesi gereken hususun terörle mücadelenin çok güçlü sürdürülmesi olduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Hükümetlerimiz döneminde terörle mücadeleyi, anayasal düzenimizi, hukuk devletimizi, toplumumuzun huzurunu, insanımızın can ve mal emniyetini, kamu düzenini korumak açısından hassasiyetle yürüttük. İlgili kurumlarımızın, CumhurbaÅŸkanı’mızın talimatları doÄŸrultusundaki kararlı mücadelesi PKK’dan FETÖ’ye DEAÅž’tan diÄŸer terör örgütlerine kadar bu mücadeleyi kapsamlı bir ÅŸekilde sürdüreceÄŸimizin iÅŸaretidir.” ifadelerini kullandı.
Sözcü Çelik, her toplantılarının ilk maddesinin deprem bölgesindeki vatandaşlar olduğunu, vatandaşların yaralarının sarılması konusunun hiçbir zaman gündemden düşmeyeceğini dile getirdi.
İstedikleri oyları deprem bölgelerinden alamayanların depremzede vatandaşlara dönük hakaretlerini unutmadıklarını kaydeden Çelik, şunları söyledi:
“Deprem bölgesine yaklaşımımız seçime ya da birtakım siyasi mülahazalara endeksli bir mesele deÄŸildir. Yaraları sarmaya devam ederken Ulusal Risk Kalkanı Modeli çerçevesinde ÅŸehirleri afetlere daha dayanıklı hale getirmek için çalışmalar devam ediyor. Bu çerçevede ÅŸimdiye kadar 13 çalıştay ve toplantılarla tavsiye kararlar ortaya çıkmıştır. Bilimin öncülüğünde siyasi irade bütün bu çalışmaları yürütmektedir. Deprem bölgesinde hasarın giderilmesi amacıyla 680 bin konut, 170 bin iÅŸ yeri, depo inÅŸa edilecek. Bu yıl içerisinde 311 bin konutun tamamlanarak afetzedelere teslim edilmesi için tüm gücüyle bütün arkadaÅŸlarımız çalışmaya devam etmektedir.”
Ömer Çelik, AFAD’ın koordinasyonunda sivil toplum örgütleri ve kamu kurumlarınca yaklaşık 4 milyon kiÅŸiye yemek hizmetinin sürdürüldüğünü, konteyner, çadır konusundaki hassasiyetin devam ettiÄŸini ifade etti.
Kayıpları, acıları hiçbir zaman unutmayacaklarını vurgulayan Çelik, bölgedeki insanların geleceğe hazırlanması için pek çok sosyal faaliyetin, projenin devam ettiğini aktardı.
Enflasyon ve kira fiyatları
Kovid-19 salgınıyla gelen küresel ekonomik sorunlar ve Rusya-Ukrayna savaşının etkilerinden vatandaşların ekonomik olarak olumsuz etkilendiğinin farkında olduklarına dikkati çeken Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunları CumhurbaÅŸkanımızın dirayetli siyasi ve kadrolarımızla biz çözeceÄŸiz. Hem enflasyon hem hayat pahalılığıyla ilgili sıkıntıları… VatandaÅŸlarımız ÅŸundan müsterih olsunlar. Kiralarla ilgili bize ilettikleri ÅŸikayetleri yakından takip ediyoruz. Bu konudaki mücadelemizi, ivmesini artırarak, etkisini geniÅŸleterek devam ettireceÄŸiz. CumhurbaÅŸkanı’mızın açıkladığı çerçevede, enflasyonun tek haneye inmesi konusunda yeni hükümetimiz Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak politikaları devam edecektir.”
İsveç’in NATO’ya üyelik süreci
Çelik, Türkiye’nin bölgesel barışa ve dünya barışına da güçlü katkı verdiÄŸini, NATO ile iliÅŸkiler açısından ilkeli siyaseti sürdürmeye devam ettiklerini belirtti.
Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:
“NATO’nun ortak bir güvenlik örgütü olarak, ortak güvenliÄŸin saÄŸlanmasına dönük misyonunu koruması bakımından herhangi ÅŸekilde yıpranmaması ve istismar edilmemesi hassasiyetimizi her zeminde güçlü ÅŸekilde ifade ediyoruz. NATO, terörle mücadeleyi önemsemelidir. Terörle mücadele konusunda hiç kimse çifte standart üretmeye kalkmamalıdır. Herhangi bir ülkenin karşı karşıya kaldığı tehdit, bütün NATO ülkelerinin karşı karşıya kaldığı bir tehdit olarak deÄŸerlendirilmelidir. NATO ülkeleri içerisinden birilerinin tutup da bir baÅŸka NATO ülkesine saldıran terör örgütlerine destek vermesi gibi birtakım uygulamalar son bulmalıdır. İsveç’te örneÄŸini gördüğümüz gibi PKK’nın, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve CumhurbaÅŸkanı’mıza karşı ortaya koyduÄŸu bu eylemlerin NATO’ya üye olmak isteyen bir devlet açısından kabul edilemez olduÄŸunu ifade ettiÄŸimiz gibi NATO üyesi ülkeler açısından da bunu yeterli bulmadığımızı ifade etmek isteriz. En son ÇaÄŸatay Bey’in ev sahipliÄŸinde İsveç tarafıyla bir toplantı gerçekleÅŸtirildi. Burada attıkları adımlar var. Yasalar çıkardılar, bir irade ortaya koymaya çalışıyorlar. 2 PKK’lıyı iade ettiklerini söylüyorlar. Bize iade ettikleri o 2 kiÅŸi de terörle baÄŸlantılı kiÅŸiler deÄŸil. Bununla ilgili yanlış haberler de yapılıyor Batı basınında. Bunlar uyuÅŸturucuyla baÄŸlantılı kiÅŸiler. Beklentimiz terörle baÄŸlantılı kiÅŸilerin iadesi konusunda gereken hassasiyetin gösterilmesidir.”
“Herhangi bir ÅŸekilde Kıbrıs Türküne azınlık muamelesi yapan hiçbir yaklaşım Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul görmeyecektir”
NATO üyesi ABD’nin, YPG ve PYD’ye, NATO üyesi Fransa’nın çimento firması Lafarge’nin DEAÅž ve PKK’ya verdiÄŸi desteÄŸin açığa çıkmasının diÄŸer NATO üyeleri açısından tehdit teÅŸkil eden bir tablo ortaya çıkardığını belirten Çelik, Türkiye’nin milli güvenliÄŸini güçlendirmesi bakımından elde etmesi gereken savunma araçlarına dönük ortaya konulan birtakım ambargoların ise ortak güvenliÄŸe zarar vermekten baÅŸka bir sonucunun olmayacağına iÅŸaret etti.
“Birileri Türkiye’nin savunma ihtiyaçları için gerekli gördüğü, milli egemenliÄŸini ve anayasal düzenini korumak için gerekli gördüğü birtakım savunma araçlarını vermekten imtina ediyorsa Türkiye’ye örtülü ya da açık ambargo uygulamaya kalkıyorsa o zaman Türkiye’nin bu ihtiyaçlarını gidermek için alternatif arayışına girmesini de herhangi ÅŸekilde eleÅŸtirmemelidir.” ifadesini kullanan Çelik, “Biz bunları NATO üyeleriyle ortak güvenliÄŸimizin ihtiyaçları ve vizyonu çerçevesinde gerçekleÅŸtirmek istiyoruz ama buna müsaade edilmiyorsa da Türkiye egemen bir devlettir her halükarda kendi güvenliÄŸini saÄŸlayacak kudret ve kabiliyete sahiptir. O aÅŸamaya gelindiÄŸinde de kimsenin itiraz etmemesi gerekiyor.” diye konuÅŸtu.
Ömer Çelik, temmuzdaki NATO zirvesinde bu konunun gündeme geleceÄŸini, bundan sonra bir müzakerenin ortaya çıkabilmesi için KKTC’nin egemenliÄŸinin ve eÅŸitliÄŸinin saÄŸlanması gerektiÄŸini kaydetti. Çelik, “Herhangi bir ÅŸekilde Kıbrıs Türküne azınlık muamelesi yapan hiçbir yaklaşım Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul görmeyecektir.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye ve Mısır arasında yürüyen normalleÅŸme son derece güçlü vizyonla ilerliyor”
Çelik, Suriye’de yürütülen normalleÅŸme konusunda bu ay içinde Astana’da Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’nin dışiÅŸleri bakan yardımcılarının katılımıyla toplantı yapılacağını söyledi.
Siyasi süreci desteklemeye devam ettiklerini aktaran Çelik, Türkiye-Suriye iliÅŸkilerinin düzeltilmesi için 10 Mayıs’ta Moskova’da düzenlenen toplantıda yol haritası hazırlandığını, bu sürecin de aÅŸamalı ÅŸekilde devam edeceÄŸini dile getirdi.
Ömer Çelik, Türkiye ve Mısır arasında yürüyen normalleşmenin de son derece güçlü vizyonla ilerlediğini, yakın zamanda devlet başkanlarının bir araya geleceğini belirtti.
Fransız Parlamentosu’nun yayımladığı “Yabancı Güçlerin Siyasi, Ekonomik, Mali Müdahaleleri” baÅŸlıklı raporda Türkiye’nin de hedef alındığını belirten Çelik, bu raporu kaleme alanların düşmanca müdahaleler olarak Türkiye etiketlemesinin büyük bir basiretsizlik olduÄŸunu söyledi.
“O kalmış, bu gitmiÅŸ bizim için fark etmez”
Ömer Çelik açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Çelik, asgari ücretle ilgili soruya komisyon toplantılarının devam ettiği cevabını verdi.
CumhurbaÅŸkanlığı davetiyelerinde “Türkiye CumhurbaÅŸkanı” denilmesini muhalefetin eleÅŸtirdiÄŸi hatırlatılan Çelik, bu ifadenin bugüne özel olmadığını, eski CumhurbaÅŸkanı Cevdet Sunay’dan bu yana kullanıldığını, Türkiye CumhurbaÅŸkanı ifadesinin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başı anlamına geldiÄŸini kaydetti.
Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki “deÄŸiÅŸim” tartışmalarına iliÅŸkin deÄŸerlendirmeleri sorulan Çelik, CHP’nin iç iÅŸleriyle ilgili konuların kendilerini ilgilendirmediÄŸi yanıtını verdi.
“CHP’de genel baÅŸkan deÄŸiÅŸsin” diyenlerin kendilerini de bu deÄŸiÅŸimin içine katmaları gerektiÄŸini ifade eden Çelik, “Bugün yukarıda kim gitsin kim gelsin tartışması yapılıyor. Bu yine CHP tabanına CHP’ye gönül vermiÅŸ vatandaÅŸlarımızdan uzak profesyonel tartışmadır. Gerçek bir siyasi tartışma deÄŸildir. Dolayısıyla onların biyografi tartışmasından çıkıp siyaset tartışmasına dönmesinde fayda var. Onun dışında o kalmış, bu gitmiÅŸ bizim için fark etmez.” dedi.
“Yasa dışı yerleÅŸim konusunu gayrimeÅŸru buluyor ve kınıyoruz”
Çelik, “İsrail’in Batı Åžeria’da 4 bin 500 yeni yerleÅŸim planı ilan etmesine iliÅŸkin deÄŸerlendirmeniz ne olur ve bu durum İsrail iliÅŸkilerini nasıl etkiler?” sorusunu ise “Biz İsrail’le iliÅŸkilerin normalleÅŸmesinden sonra diyaloÄŸun ve bütün meselelerin konuÅŸarak çözülmesi iradesinin güçlü tutulması gerektiÄŸini düşünüyoruz ama bu hiçbir zaman yasa dışı yerleÅŸimler konusundaki tutumumuzdan ya da Kudüs’ün ve Mescidi Aksa’nın statüsü konusundaki yaklaşımımızdan taviz vereceÄŸimiz anlamına gelmiyor. Bu yasa dışı yerleÅŸim konusunu gayrimeÅŸru bulduÄŸumuzu ve kınadığımızı açık bir ÅŸekilde ifade etmek isterim.” ÅŸeklinde yanıtladı.
Yunan sahil güvenliÄŸinin Akdeniz’de saatlerce insanların boÄŸulmasını seyrettiÄŸi haberlerinin uluslararası medyada yer aldığının hatırlatılması üzerine Çelik, bununla ilgili bir uluslararası soruÅŸturma komisyonunun ve o bölgede gözlem yapacak uluslararası birtakım gözlemcilerin olması gerektiÄŸini söyledi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, Yunan sahil güvenliÄŸinin ortaya koyduÄŸu bu eylemlerin doÄŸrudan insanlık suçu olarak incelenmesi gerektiÄŸini belirterek, “Akdeniz’i, Yunan sahil güvenliÄŸi herkesin gözünün önünde bir göçmen mezarlığına çevirmektedir. Bunun çok ciddi bir ÅŸekilde incelenmesi ve ardından da sorumluların cezalandırılması gerekir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
“CHP yönetimini ilgilendiren bir konu”
Eski CHP Milletvekili Abdüllatif Åžener’in, KılıçdaroÄŸlu’na oy vermediÄŸini açıklaması üzerine baÅŸlayan tartışmalara iliÅŸkin soruyu da yanıtlayan Çelik, ÅŸunları kaydetti:
“Toplam yüzde 1 oyu bile olmayan üç partiye 40’ın üzerinde milletvekili verdiniz ama sizin meclis baÅŸkan adayınızı desteklemediler. Dolayısıyla bu, CHP’nin siyasi denklem kurma kabiliyetsizliÄŸiyle ilgilidir. Burada bir siyaset üretimi yerine iÅŸte ‘Biraz saÄŸa açılalım. Biraz onun içerisine bir parça, bir tutam liberalizm katalım. Olmadı yetmedi iÅŸte yarım kilo oraya bir merkez saÄŸ siyaset ekleyelim, hadi bir avuç daha biraz liberalizm koyalım.’ gibisinden böyle eklektik bir tablonun ortaya çıkaracağı yer bu. Fakat garip olan ÅŸu, bir eski CHP milletvekilinden CHP Genel BaÅŸkanı’na oy vermemesi üzerinden saÄŸ siyasetle ilgili bir tartışma çıkarmaya çalışıyorlar. Bu da komik bir ÅŸey. Sonuçta eski CHP Milletvekili CHP Genel BaÅŸkanı’na oy vermemiÅŸ. Bu, CHP yönetimini ilgilendiren bir konu.”
“Teröre karşı alınacak tedbirler açısından zaaf oluÅŸturacak bir karar”
Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin Hazine yardımına bloke konulmasına iliÅŸkin Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın baÅŸvurusunu reddetmesine iliÅŸkin soruya ise Çelik, şöyle yanıt verdi:
“Anayasa Mahkemesi bu kararları alıyor ama Anayasa Mahkemesi meÅŸru mekanizmalar içerisinde elde ettiÄŸi hakları istismar ederek teröre dönük bir dayanak oluÅŸturmaya çalışan, terör propagandasına dönük bu kaynakları harcayan tutumlar karşısında herhangi bir ÅŸekilde bir deÄŸerlendirme yapmıyor. Dolayısıyla bu deÄŸerlendirmelerde hep tek taraflı bir bakış açısı söz konusu oluyor. Åžimdi siyaset üzerinde iki tür vesayet ortaya çıkmıştır Türk siyasi tarihinde. Bir tanesi bizim geçmiÅŸte yaÅŸadığımız askeri vesayet, yargı vesayet unsurları, siyaseti vesayet altında tutmuÅŸtur. Bugün de siyasetin belli bir parçasını, belli bir terör örgütü vesayet altında tutmaktadır. Dolayısıyla o vesayet altında tutulduÄŸu için de elde ettiÄŸi kaynakları imkan ve kabiliyetleri terör örgütüne destek için harcadığı ve kullandığı ve defalarca görülmüştür, defalarca tespit edilmiÅŸtir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu kararıyla herhangi bir ÅŸekilde teröre karşı alınacak tedbirler açısından zaaf oluÅŸturacak bir karar ortaya koymuÅŸtur. Yani Anayasa Mahkemesi kararları üst mahkeme kararıdır. Uygulanır ama bu kararları deÄŸerlendirme konusunda dünyadaki örneklere de bakarak bunları söylemekten kaçınmamızı gerektirmiyor. Nitekim İspanya Yüksek Mahkemesi’nin Batasuna konusunda aldığı kararı AİHM de onaylamıştır. Buradaki karar bu açıdan, bu Anayasa Mahkemesi’nin, bir demokrasinin terör karşısında kendini koruma refleksleri, kendini koruma mekanizmaları açısından zaaf oluÅŸturacak bir karardır.”
AK Parti Sözcüsü Çelik, “Gündeminizde bir genel af veya daraltılmış bir af çalışması var mı?” sorusuna da “Åžimdiye kadar MYK’da ya da MKYK’da böyle bir konu hiç tartışılmadı. Hiç gündeme gelmedi.” ÅŸeklinde cevap verdi.
“FETÖ’yle ilgili yeni bilgilere eriÅŸebilecek bir aÅŸama katedildi demiÅŸtiniz. Buna iliÅŸkin detay verebilir misiniz?” sorusunu yanıtlayan Çelik, “Bu çalışma, ‘garson’ adlı bir operasyon üzerinden gerçekleÅŸiyor. Bu ÅŸunu göstermiÅŸtir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve devletin kurumları, FETÖ meselesinin peÅŸini bırakmayacaktır. Çok önce ele geçirilmiÅŸ belli bir kısmı çözülmeye baÅŸlanmış. Åžimdi tamamen bu deÅŸifre edilmiÅŸ durumda.” diye konuÅŸtu.
Kaynak: AA
