AK Parti Sözcüsü Çelik: KKTC bayrağına karşı yapılan hadsiz saldırıyı şiddetle kınıyoruz

AK Parti Sözcüsü Çelik, “KKTC bayrağına karşı yapılan hadsiz ve hudutsuz saldırıyı ÅŸiddetle kınıyoruz.” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bayrağına karşı, bir halkın bir milletin sembolü olan bayraÄŸa karşı yapılan bu hadsiz ve hudutsuz saldırıyı ÅŸiddetle kınıyoruz.” dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Terörle mücadele operasyonlarında ÅŸehit olanlara Allah’tan rahmet dileyen Çelik, gazilere de şükranlarını sundu.

KKTC bayrağının Kıbrıs Rum Kesimi’nde provokasyon sonucunda yakıldığını hatırlatan Çelik, ÅŸunları söyledi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağına karşı, bir halkın, bir milletin sembolü olan bayraÄŸa karşı yapılan bu hadsiz ve hudutsuz saldırıyı ÅŸiddetle kınıyoruz. Burada gereken tedbirlerin alınmaması söz konusu olduÄŸu gibi aynı zamanda yakın zamanda Yunan ve Rum siyasetçilerin bu tip eylemlere, bu tip provokasyonlara, bu ÅŸekildeki çirkin eylemlere imza atanları cesaretlendiren tavırları, söylemleri de son derece açıktır. Dolayısıyla bunu sadece birkaç tane provokatörün yaptığı bir eylem olarak deÄŸerlendirmiyoruz. Sistematik bir faaliyet olarak deÄŸerlendiriyoruz. Netice itibarıyla Yunan ve Rum siyasetçilerin kışkırtıcı beyanlarının bu eylemlerde muhakkak surette etkisi vardır. Bundan sonrasında gereken saygının gösterilmesi konusunda ve bu tip provokasyonlara mahal verilmemesi konusunda hem siyasilerin üsluplarına dikkat etmesi gerektiÄŸini hem de güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiÄŸini ifade ediyoruz.”

Son dönemde Batı Avrupa’da camilere yapılan saldırılar ve İslam düşmanlığı faaliyetlerinin yoÄŸun bir ÅŸekilde arttığının gözlemlendiÄŸini hatırlatan Çelik, “Bunların bir kısmı aşırı saÄŸcılar, ırkçılar, birtakım faÅŸistler tarafından gerçekleÅŸtirilirken aynı zamanda Türkiye’ye düşman terör örgütlerinin de bunda güçlü bir izi olduÄŸunu gözlemliyoruz. Bunun neticesi olarak geçtiÄŸimiz gün Norveç’in Kristiansand kentinde Kur’an-ı Kerim’in yakılması ÅŸeklindeki bir eylemi burada ÅŸiddetle kınadığımızı ifade ediyoruz.” diye konuÅŸtu.

Çelik, İslam düşmanlığı ideolojisine sahip bir örgüt tarafından yapılan bu eylemin sadece Müslümanlara ve Kur’an-ı Kerim’e yapılmış bir eylem olmadığını, aynı zamanda bütün insanlığa karşı yapıldığını ifade etti.

Önceki yıllarda Hazreti Muhammed ve Kur’an-ı Kerim’e yapılan saldırılar karşısında Müslümanların bu nefrete nefretle karşılık vermek gibi bir yaklaşım içerisinde olmadıklarını söyleyen Çelik, “Bu duyarlı Müslümanların tutumunun her dinden insan için bir emsal teÅŸkil etmesi gerektiÄŸini düşünüyoruz. Camilerin, kiliselerin, havraların, kutsal kitapların herkesin ortak koruması altında olması lazım ve herkesin hürmetine sahip olması gerekir. Aynı ÅŸekilde Peygamberimize ve baÅŸka dinlerin kutsal kabul ettiÄŸi kiÅŸilere karşı da gereken saygının gösterilmesi gerekir. Kuranı Kerim’e karşı yapılan bu saldırıyı ÅŸiddetle kınıyoruz, Norveç makamlarından gereken hassasiyetin gösterilmesini talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“BütünleÅŸtirici, kaynaÅŸtırıcı eÄŸitim politikası hassasiyetle uygulanmaya devam edecek”

Ömer Çelik, dün vefat eden sanatçı Yıldız Kenter’e de Allah’tan rahmet diledi.

Bir okulda otizmli çocukların dışlanması ÅŸeklinde bir durumla karşı karşıya kalındığını anımsatan Çelik, “Bütün bunlar her yönüyle soruÅŸturuldu. Netice itibarıyla özel eÄŸitim ihtiyacı olan çocuklarımızı ve kıymetli ailelerini inciten bu olaylar hassasiyetle takip edildi. Neticesinde bütün tedbirler tekrar alındı.” diye konuÅŸtu.

Normal eÄŸitim ve özel eÄŸitim gören çoçukların bir arada okumasının her iki tarafa da aynı derecede fayda saÄŸladığı konusunda bilinçlendirme faaliyetlerinin bir baÅŸka boyutta tekrar ele alınmaya baÅŸladığını anlatan Çelik, “Buradaki incitici eylemlerin ortaya çıkmasında sorumlu olanların rolünün araÅŸtırılması için Milli EÄŸitim Bakanımız büyük bir hassasiyet gösterdi. Netice itibarıyla orada ihmali görülen okul müdürü ve müdür yardımcısı görevden alındı.” bilgisini verdi.

Çelik, konuya iliÅŸkin kendilerini çok sayıda ailenin aradığını aktararak, “Burada bütünleÅŸtirici, kaynaÅŸtırıcı ve daha çok bir araya getirici bir eÄŸitim politikası hassasiyetle uygulanmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Bazı velilerin yeterince bilinçli olmamasından kaynaklanan durumlar gerçekleÅŸmesi halinde buradaki eÄŸitim ihtiyacının da giderileceÄŸini dile getiren Çelik, “Tüm çocuklar tek bir evrendir, hiçbiri diÄŸerinden ayrılamaz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Çelik, benzer olayların bir daha gündeme gelmemesi için bu sosyal ortamların tekrardan ele alınması şeklinde bir sürecin bu çerçevede geliştirildiğini ifade etti.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın son dönemdeki diplomasi trafiÄŸinin uluslararası siyasete ve Türk dış politikasının en temel konularına güçlü ÅŸekilde damga vurduÄŸunu söyleyen Çelik, uluslararası siyaset açısından bakıldığında da en önemli gündemin ErdoÄŸan’ın hem Rusya hem ABD ile yürüttüğü diplomasi trafiÄŸi olduÄŸunu belirtti.

Çelik, Suriye’de meydana gelen terör oluÅŸumları karşısında Türkiye’nin gösterdiÄŸi kararlı duruÅŸun ne kadar haklı olduÄŸunun çeÅŸitli açıklamalar ve çeÅŸitli aktörlerin olaya dahil olması çerçevesinde daha net ÅŸekilde görüldüğünü bildirdi.

ErdoÄŸan’ın ABD ziyaretinde BaÅŸkan Donald Trump ile bu konuları doÄŸrudan görüşerek Türkiye’nin tezlerini anlattığını dile getiren Çelik, Trump’ın daveti üzerine gelen senatörlerle de benzer bir buluÅŸma yapıldığını anımsattı.

Çelik, ABD’de DEİK tarafından düzenlenen bir toplantının, iki ülke arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hedefine dönük olarak atılacak adımların ve yapılacak iÅŸlerin gözden geçirilmesi açısından yeni bir aÅŸama olduÄŸunu ifade etti.

ErdoÄŸan’ın, ABD Diyanet Merkezi’nde Türk vatandaÅŸları ve orada yaÅŸayan Müslümanlarla buluÅŸtuÄŸunu hatırlatan Çelik, bunun anlamlı bir ÅŸekilde bu seyahatin son programı olarak gerçekleÅŸtiÄŸini söyledi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın Amerika temaslarına deÄŸinen Çelik, “Amerika tarafına her zaman söylediÄŸimiz ÅŸey, iliÅŸkilerimizin potansiyelinin mevcut sorunlardan çok daha büyük olduÄŸudur. Türkiye ve ABD arasındaki potansiyel, güvenlik meselelerinden karşılıklı olarak ticaret hacmimizi artırmamıza ve diÄŸer paylaÅŸtığımız konulara kadar çok yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin içerisinde sorun alanı olarak gördüğümüz konuların paranteze alınıp, onlar üzerinde çalışırken aynı zamanda da ilerlememizi saÄŸlayacak ÅŸekilde bir faaliyet çizgisini yürütmemiz gerektiÄŸi tekrar tekrar belirtilmiÅŸtir.” ifadeleri kullandı.

Son zamanlarda Suriye baÅŸta olmak üzere PKK/YPG arasındaki iliÅŸki, Suriye’nin kuzeyinde oluÅŸturulmak istenilen “terör devletçiÄŸi”, FETÖ sorunu, FETÖ ile ilgili tezlerin altının çizilmesi ve S-400 konularının gündeme gelen ana baÅŸlıklar olduÄŸunu bildiren Çelik, “Türkiye açısından DEAÅž ve PKK ile aynı ÅŸekilde, aynı ilkelerle mücadele edilmesi meselesi de müttefiklerimiz açısından altını çizdiÄŸimiz hususlardandır.” dedi.

Çelik, liderler arasındaki diyaloÄŸun en üst düzeyde sürdürülmesinin, sahada ortaya konulan tezlerin masada da en güçlü ÅŸekilde ifade edilmesi sonucunda muhataplarına doÄŸrudan en yüksek seviyede aktarılmasının, Türkiye’nin yürüttüğü diplomasinin ve tezlerin en etkili ÅŸekilde anlatmasının en güçlü zeminini oluÅŸturduÄŸunu söyledi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, ABD BaÅŸkanı Donald Trump, Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin ve diÄŸer muhataplarıyla doÄŸrudan yürüttüğü diplomasinin, Türkiye’nin, tezlerinin aÅŸama aÅŸama kabul görmesi açısından son derece önemli basamakları geçmesini saÄŸladığını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“Neticede çalışılacak ve ilerlenecek konulara karar verilmiÅŸtir. Önemli kazanımlardan bir tanesi ‘Ermeni tasarısının’ senatoda oylanmasının bloke edilmesidir. Bunun da ‘Senatörler tarih yazmamalı’ ÅŸeklinde bir cümleyle ifade edilmesidir çünkü bu öteden beri Türkiye’nin tezidir. Parlamentolar tarih yazmamalıdır, parlamentolar tarihçilerin yapacağı iÅŸe karışmamalıdır. Bu meselelerde tarihçiler karar vermelidir. Türkiye’nin bu meseleyle ilgili, karşılıklı olarak arÅŸivlerin açılması hatta üçüncü ülkelerin arÅŸivlerinden faydalanılması, ortak tarih komisyonları kurulması gibi CumhurbaÅŸkanımız tarafından dillendirilen tezleri var. Burada karşılıklı olarak atılacak güven artırıcı adımlara da geçmiÅŸte karar verilmiÅŸti. Fakat bu ilerlemeyi bloke eden hiçbir zaman Türkiye olmadı.

Ermenistan Anayasa Mahkemesi, aldığı bir kararla Ermenistan’ın bu konudaki yaklaşımını tamamen kötürüm hale getirdi.”

“Müttefiklik iliÅŸkisine zarar verir”

Müttefikler arasındaki konuÅŸma dilinin yaptırım dili olmaması gerektiÄŸini belirten Ömer Çelik, “Müttefikler arasındaki dil dayanışma, sorunların çözümüne odaklanma, daha çok siyasi akıl üretme ve diplomasi geliÅŸtirme dili olmalıdır. Müttefikler birbirleriyle konuÅŸmalıdır, basın üzerinden birbiriyle konuÅŸmaları ya da baÅŸka tezlerle uÄŸraÅŸmaları gibi bir durum müttefiklik iliÅŸkisine zarar verir.” dedi.

Son zamanlarda çok yoÄŸun ÅŸekilde birtakım propaganda merkezleri tarafından Türkiye’nin terörle mücadelesinin farklı yerlere çekilmeye çalışıldığını belirten Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Türkiye’nin bölgede demografiyi deÄŸiÅŸtirmek, Kürt kardeÅŸlerimizi hedef almak, bölgede baÅŸka birtakım çıkar iliÅŸkileri ya da coÄŸrafi ÅŸekillendirme peÅŸinde koÅŸmak gibisinden damgalanmaya çalışıldığını görüyoruz ama net bir ÅŸekilde demografiyi deÄŸiÅŸtirenlerin terör örgütleri olduÄŸunu, çıkar peÅŸinde koÅŸanların, insani meseleleri bir tarafa itip petrol meselesine odaklananlar olduÄŸunu ve Kürt meselesi konusunda bizim hedefimizin oradaki herhangi bir grup olmadığını, tamamen terör örgütlerini hedeflediÄŸimiz en güçlü bir ÅŸekilde anlatılmaya devam edilmektedir. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın son ABD ziyaretinde burada, Suriye ve Irak’tan gelen 300 bini aÅŸan Kürt kardeÅŸimizi misafir ettiÄŸimiz ve burada herhangi bir ÅŸekilde etnik siyaset temelinde siyaset dünyasına bakmadığımız net bir ÅŸekilde ifade edilmiÅŸtir.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını korumak esastır”

Çelik, bazı çevreler tarafından takıntı haline getirilen ve başından beri nasıl bir yol izleneceÄŸine yönelik açıklama yapılan ABD BaÅŸkanı Trump’ın gönderdiÄŸi mektup konusunun da CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın ABD gezisiyle nihayete erdiÄŸini ve mektubun iade edildiÄŸini hatırlattı.

Birtakım kelimeler üzerinden birilerinin polemik yapmaya devam ettiÄŸini söyleyen Çelik, “CumhurbaÅŸkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin BaÅŸkanı ve hükümetin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ve milletimizin çıkarlarını garanti altına alan ve bunları korumaya dönük bir siyaset gütmektedir. Bu siyaset güdülürken kuÅŸkusuz Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarını da korumak, çıkarlarımızı, güvenliÄŸimizi korumak ve çeÅŸitli konularda birtakım ilerlemelere imza atmak esastır. Herhangi bir çevrenin, herhangi dar bir siyasi grubun tatmin edilmesi gibi bir siyaset izlenmesi hiçbir zaman söz konusu olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Çelik, “Türkiye Cumhuriyeti’ni ve milletimizi temsilen CumhurbaÅŸkanımız bu diplomasi trafiÄŸini yürütürken ve yabancı bir ülkede ziyarette bulunduÄŸu bir zamanda ‘İstenmediÄŸi yerde bulunuyor’ gibisinden baÅŸkalarının dilinden, baÅŸkalarının zihniyetiyle birtakım yayım faaliyetlerine maalesef ülkemizde de rastlamamız üzüntü vericidir.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın tavrının açık ve net olduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Türkiye’nin tezleri, hiçbir yerde masadan kaçmadan, her türlü zeminde en güçlü ÅŸekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili kurumlarının uygun gördüğü her mekanizmada deÄŸerlendirme çerçevesinde, CumhurbaÅŸkanımızın uygun gördüğü her mekanizmada en güçlü ÅŸeklide savunulacaktır. Sahada olduÄŸu kadar masada, masada olduÄŸu kadar sahada. Bu karalılıktan asla taviz verilmeyecektir.” ifadelerini kullandı.

DoÄŸu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları

Avrupa BirliÄŸi (AB) ile DoÄŸu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle tartışmanın devam ettiÄŸini hatırlatan Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Maalesef AB Dış İliÅŸkiler Konseyi geçtiÄŸimiz günlerde bir adım attı ve DoÄŸu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını korumaya dönük adımlarımızı kendilerince cezalandırmaya dönük bir yaklaşım içerisine girdiler. Birtakım yaptırımlardan bahsediyorlar, bir mahalle dayanışması içerisine giriyorlar. Koskoca AB, Rum kesiminin marjinal tezlerinin peÅŸine takılmış durumdadır. DoÄŸu Akdeniz’de hiçbir ÅŸey görmüyorlar, sadece Rum iç siyasetinin birtakım gerekleri neticesinde ortaya koyulan bir güya dış siyasetin sadece peÅŸine takılmışlar ve bunu da birtakım ilkelerle açıklamaya çalışıyorlar.

Türkiye ve KKTC 2004’ten bugüne kadar DoÄŸu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının adil bir ÅŸekilde paylaşılması için karşı tarafa mekanizma öneriyor ama Rum kesimi her zaman olduÄŸu gibi muÄŸlaklığı ve gri bölgeyi tercih ediyor. ‘Biz çıkaracağız daha sonra KKTC’nin de faydalanmasını, çözüme ulaşıldıktan sonra saÄŸlayacağız’ diyerekten. Biz bu konuda çok tecrübeliyiz. Rum kesiminin ne yapmak istediÄŸini, Yunanistan’ın ne yapmak istediÄŸini görüyoruz. Burada yine bir kere daha Tük kesiminin haklarını gasp etmek isteyen, hiçbir ÅŸekilde adil bir çözüme yanaÅŸmayan ve istikrar deÄŸil, gerginlik üretmeye çalışan bir yaklaşım söz konusudur.

Burada Güney Kıbrıs’ın peÅŸine AB’nin bu ÅŸekilde takılması bölgedeki istikrara deÄŸil tamamen gerginliÄŸe hizmet etmektedir. Bu AB’nin tavrı ne uluslararası hukuka ne de hakkaniyete uygun bir karardır, tamamen Rum kesiminin marjinal esiri haline gelmiÅŸtir. Rum kesimiyle ilkeler çerçevesinde deÄŸil, tamamen mahalle dayanışması çerçevesinde bir dayanışma içerisindedirler. Uluslararası hukuka da hakkaniyet ilkelerine de uyumlu deÄŸildir. Türkiye Cumhuriyeti ne kendi haklarının ne de KKTC’nin haklarının tek taraflı bir biçimde gasp edilmesine müsaade etmeyecektir. AB’nin, buradaki tutumunu güçlü bir ÅŸekilde gözden geçirmesi gerekmektedir. Buradaki temel mesele AB, DoÄŸu Akdeniz’deki meselede yapıcı bir taraf olmaktan çıkmıştır. AB, DoÄŸu Akdeniz’de pozitif bir ajandanın sahibi deÄŸil tamamen gerginliÄŸin tarafı haline gelmiÅŸtir.”

Avrupa BirliÄŸi’ne yönelik eleÅŸtirilerde bulunan Çelik, ÅŸunları söyledi:

“Avrupa BirliÄŸi açıkça Rum kesiminin bir kere daha gasbetme politikasının tarafı haline gelmiÅŸtir, destekleyicisi haline gelmiÅŸtir. Üstelik de bundan bahsederken bize iyi komÅŸuluk iliÅŸkisinden bahsediyorlar. Biz asıl iyi komÅŸuluk iliÅŸkisi ilkesini Avrupa BirliÄŸi’ne bir kere daha hatırlatıyoruz. DoÄŸu Akdeniz’de ne Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarından ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinden zerre kadar bir taviz verilmeyecektir.”

Çelik, İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırılarını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Gerek Gazze’ye dönük bombalı saldırıları gerekse Filistinli göstericilere yapılan bu gayriinsani müdahaleyi buradan bir kere daha ÅŸiddetle kınıyoruz. Bütün uluslararası toplumu bu konuda söz üretmek yerine eylem üretmeye çağırıyoruz. İsrail, uluslararası toplumu ve uluslararası hukuku tanımamaktadır. Filistin topraklarında 52 yıldır süren iÅŸgal, modern zamanların en uzun ve en saldırgan iÅŸgalidir. Uluslararası toplum, Filistin’de yaÅŸanan bu trajediye sessiz kaldığı her gün maalesef bu zulüm daha da artmaktadır, İsrail bu ÅŸiddetin dozunu daha da artırmaktadır. Buradan bir kere daha uluslararası toplumu masum Filistinlileri koruma ÅŸeklindeki yükümlülüğü yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Dünyanın çeÅŸitli yerlerinde yaÅŸanan protestoları ve Irak’takileri yakından takip ettiklerini belirten Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Maalesef bu gösterilerde çok sayıda Iraklı gösterici kardeÅŸimiz hayatını kaybetmiÅŸtir veya yaralanmıştır. Bunların hepsi çok üzüntü vericidir, Türkiye kardeÅŸ Irak’ın istikrar, barış, refah ve güvenlik içerisinde yaÅŸamasına büyük bir önem vermektedir. Türkiye olarak, bu süren protestolarda yaÅŸanan can kayıpları dolayısıyla kardeÅŸ Irak halkına bir kere daha taziyelerimizi ve baÅŸ saÄŸlığı dileklerimizi iletiyoruz. Dost ve kardeÅŸ bir ülke olarak gördüğümüz Irak’ta halkın beklentilerinin karşılanması için hükümetin, halkın beklentilerini karşılaması için atması gereken adımların ve diyalog sürecinin en güçlü bir ÅŸekilde sürdürülmesi gerektiÄŸinin altını çiziyoruz.”

Çelik, Karaköy’deki başörtülü kadına yapılan saldırıya iliÅŸkin soru üzerine ÅŸu ifadeleri kullandı:

“Prensip olarak hiç kimse hayat tarzından dolayı, giyim kuÅŸamından dolayı herhangi bir tacize ve saldırıya uÄŸramamalıdır. Hangi kimliÄŸe sahipse hangi hayat tarzını tercih ediyorsa nasıl bir giyim kuÅŸam tarzını tercih ediyorsa bunu özgürce yaÅŸayabilmelidir, en temel prensip budur. Bu prensibin altına doÄŸru bu somut olaylara geldiÄŸimizde, başörtülü hanımlara dönük olarak sistematik bir saldırının birkaç yerde üst üste gelmesi ve bunun yoÄŸunlaÅŸması ÅŸeklinde bir kaygıyı ve bizimde kaygılanmamızı bu konuyu yakından takip etmemizi gerektirmektedir.

Zaten bütün kamuoyunda genel olarak gördüğümüz kadarıyla bir takım marjinaller ve hasta ruhlular hariç bu konuda hassasiyet ortaya koymuÅŸtur. Kim olursa olsun, hangi kimlikten olursa olsun bütün provokatörlere karşı ortak bir tutum geliÅŸtirmeliyiz. Hiç kimsenin bir diÄŸerinin hayat tarzını taciz etmeye, ona müdahale etmeye, kılık kıyafetinden dolayı onu incitmeye hakkı yoktur.”

CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun Karaköy’deki başörtülü kadına yapılan saldırıya iliÅŸkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, “Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun açıklaması son derece müspet bir açıklamadır. Bütün siyasilerin ve bütün siyaset yapanların da hayat tarzlarına saygı konusunda, hayat tarzı yüzünden ya da kılık kıyafeti yüzünden saldırıya uÄŸrayanlar konusunda hiçbir ayrım yapmadan topyekün bir sahiplenme içerisine girmesi toplumumuzun çimentosunun güçlenmesi bakımından son derece önemli olacaktır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Rusya ABD’nin Suriye’de Fırat Nehri üzerinde terk ettiÄŸi bir üsse yerleÅŸti. Devir teslim töreninde Rus bayrağı ile terörist paçavraları takas edildi. Bu görüntüyü nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusuna Çelik, terör örgütleri konusundaki hassasiyeti her tarafta paylaÅŸtıklarını söyledi.

Çelik, Türkiye’nin müttefiklerinin ve dost ülkelerin yaklaşımlarındaki zaafları açık ve net bir ÅŸekilde gördüklerini dile getirerek, “Burada geçmiÅŸte Afganistan ve baÅŸka yerlerde yapılan hataların tekrarlandığının altını çiziyoruz. Bir terör örgütüyle mücadele ederken herhangi bir baÅŸka terör örgütüne olumlu yaklaşım ya da onun tavrını görmezden gelme gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmaması gerekir.” diye konuÅŸtu.

Terörist Ferhat Abdi Åžahin’in, DEAÅž elebaşı Ebubekir el-BaÄŸdadi’den bir farkının olmadığını vurgulayan AK Parti Sözcüsü Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“PKK/PYD/YPG dediÄŸimiz terör organizasyonun DEAÅž’tan bir farkı yoktur. Bizim açımızdan DEAÅž’ın kullandığı bir paçavrayla dinimizi istismar ederek kullandığı ve insanlara zulmederek, kendi adına bir devlet ilan ederek, dinimizin temel deÄŸerlerini istismar ederek ortaya koyduÄŸu bu yaklaşımla, bu PYD/YPG terör örgütünün kullandığı paçavra aynı ÅŸeydir. Dolasıyla bu yanlış bir harekettir. Biz müttefiklerimize, dostlarımıza hem askeri birimlerimiz hem diplomatik kanallardan bu yanlışların yapılmaması ve tekrarlanmaması gerektiÄŸini ifade ediyoruz. Güçlü bir ÅŸekilde takip ediyoruz ve bu gündemimizde var.”

“Dürüst bir ÅŸekilde Türkiye’nin gerçekleri paylaşılmıştır”

Çelik, EYT’liler hakkında CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan ile muhalefetin açıklamalarına iliÅŸkin bir soru üzerine, “CumhurbaÅŸkanımız çok uzun zamandır Türkiye’nin yönetiminde birinci derecede sorumluluk sahibi ve Türkiye’yi nasıl devraldığımız, Türkiye’yi geçmiÅŸteki sıkıntılarından nasıl kurtardığımız konusunda kendisi bu sürece liderlik etti.” dedi.

Herhangi bir noktada, belli bir kesimi rahatlatmak için aşırı popülist bir uygulamaya gidildiÄŸi zaman toplumun tamamına zarar verildiÄŸi, aynı zamanda da o kesimdekilerin çocuklarına da zarar verildiÄŸi ve bunun Türkiye’nin geçmiÅŸinde çok yaÅŸandığı deÄŸerlendirmesinde bulunan Çelik, şöyle devam etti:

“Şöyle bir ÅŸey yapılıyor. Biz EYT’li denilen kardeÅŸlerimizin söylediklerine duyarsız davranıyoruz, sanki biz onlarla karşı karşıyayız gibisinden bir yaklaşım sergileniyor. Böyle AK Parti bir tarafta sanki vatandaÅŸlarımızın bir kısmı olan ve bu ÅŸekilde söylenen vatandaÅŸlarımız karşı karşıya gibisinden. Böyle bir ÅŸey söz konusu deÄŸil. Tabii ki söylediklerini dinliyoruz, tabii ki sorunlarına duyarlıyız ama netice itibarıyla bahsedilen tedbirleri almanın ya da bahsedilen politikaları uygulamanın ülkeye bir maliyeti vardır ve bu maliyet ülkenin altından kalkabileceÄŸi bir maliyet deÄŸildir. CumhurbaÅŸkanımız bunun altını çizmiÅŸtir. Netice itibarıyla bu noktada da Sayın CumhurbaÅŸkanımız son sözü söylemiÅŸtir.

Åžunun kesinlikle bilinmesi gerekir. Mesala bugün bazı partilerde açıklama yapılıyor, basın toplantısı yapılıyor. Onlar Türkiye’yi yönetme sorumluluÄŸu altında deÄŸildir. Bu denklemleri görseler, bu elimizdeki tabloyu görseler, aynı yaklaşım içinde olacaklardır. AK Parti hükümetleri, toplumun her kesiminin sorununun çözülmesi için en yüksek hassasiyetle davranan ve tamamen kararlılıkla bu meseleleri ele alan bir hükümet ve bir siyaset yapısına sahiptir. EÄŸer çözülebilecek bir mesele varsa çözülmektedir ama çözülemeyecek ya da talep edildiÄŸi gibi çözülemeyecek bir mesele söz konusuysa da CumhurbaÅŸkanımız baÅŸta olmak üzere bütün AK Parti kadroları bunu dürüst bir ÅŸekilde toplumla paylaÅŸmaktadır. Dolayısıyla burada bazılarının yaptığı gibi bile bile gerçek saptırılmamıştır.”

Çelik, vatandaÅŸların duygularıyla oynama, onların gelecekle ilgili beklentilerini manipüle etme gibi bir yaklaşıma girilmediÄŸini vurgulayarak, “Son derece dürüst bir ÅŸekilde Türkiye’nin gerçekleri paylaşılmıştır. Bu çerçevede bu mesele ele alınmıştır. Åžu anki ÅŸartlarda bu konudaki yaklaşım Sayın CumhurbaÅŸkanımız tarafından en net bir ÅŸekilde ifade edilmiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.

“Vatandaşımızın kaliteli saÄŸlık hizmeti alması her ÅŸeyden önde gelmektedir”

Åžehir Hastanelerine iliÅŸkin de açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Çelik, “İktidarlarımız döneminde en yüksek ilerleme saÄŸladığımız, devrim gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz alanların başında saÄŸlık sektörü gelmektedir.” ifadesini kullandı.

Çelik, geçmişte yaşanılan sıkıntıların bir daha olmaması, vatandaşın birinci sınıf sağlık hizmeti alması için çok büyük devrimlere imza atıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bugün yurt dışında herhangi bir ÅŸekilde mecbur kalıp da acil servise giden vatandaÅŸlarımız, oradaki acil servisle Türkiye’dekileri mukayese ettiÄŸinde son derece güçlü bir ÅŸekilde Türkiye’nin ne kadar yüksek bir devrim gerçekleÅŸtirdiÄŸini, saÄŸlık sektöründeki seviyeleri ne kadar yükseÄŸe getirdiÄŸini net bir ÅŸekilde görmektedir. Buradan baktığımızda bu devrimin ilerleyen aÅŸamalarında, taçlanmasının bir neticesi olarak vatandaÅŸlarımızın herhangi bir komplekse girerek oradan oraya gezmeksizin, bütün saÄŸlık hizmetlerinden faydalanması için ÅŸehir hastaneleri meselesi, CumhurbaÅŸkanımızın üzerinde hassasiyetle durduÄŸu bir meseledir. Birileri, bir takım rakamlar ileri sürüyor, zarar etti, ÅŸu oldu, bu oldu, şöyle oldu, böyle oldu gibisinden. Bu, buna karşı söylenmiÅŸ bir tezdir. Vatandaşımızın saÄŸlığı söz konusu olduÄŸunda, vatandaşımızın saÄŸlık hizmeti söz konusu olduÄŸunda gereken harcamalar, gereken yatırımlar alınmaktadır. Çünkü, saÄŸlık her ÅŸeyin başıdır ve vatandaşımızın kaliteli saÄŸlık hizmeti alması her ÅŸeyden önde gelmektedir.”

Bahsedilen rakamların bilgisinin kendisinde olmadığını belirten Çelik, “Bu ihtiyaç duyulduÄŸu takdirde tabii ki SaÄŸlık Bakanımız tarafından açıklanır. Ama vatandaşımızın, birinci sınıf saÄŸlık hizmetinde bazı konularda dünyada bile olmayan standartlara kavuÅŸması ÅŸeklindeki politikamız kararlılıkla ve hassasiyetle sürecektir.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir