AK Parti Sözcüsü Çelik: PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır

AK Parti Sözcüsü Çelik PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır

AK Parti Sözcüsü Çelik PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “PKK terör örgütünün bütün ÅŸube ve uzantılarıyla yani Suriye’deki SDG, İran’daki PEJAK, Avrupa’daki ideolojik, finansal illegal yapılanmalarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır.” dedi.

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan baÅŸkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı’na iliÅŸkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

Bugünkü toplantıda bütün bir yılı deÄŸerlendirdiklerini belirten Çelik, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın da kapsamlı bir yıl deÄŸerlendirmesi yaptığını aktardı.

Üç ayların başladığını hatırlatan Çelik, bütün inananların rahmet ve mağfiret ayı olan üç aylarını tebrik etti.

Bugünün aynı zamanda Sarıkamış ÅŸehitlerini anma yıl dönümü olduÄŸunu belirten Çelik, “Kendi imanlarını vatan savunmasına çevirerek o büyük fedakarlığı yapan Sarıkamış ÅŸehitlerimizi de bu vesileyle bir kere daha rahmetle anıyoruz.” diye konuÅŸtu.

Yıl sonuna yaklaşılırken Meclis’te “Terörsüz Türkiye” çerçevesinde çalışmalarını sürdüren Komisyonun önemli bir aÅŸamayı tamamladığını ifade eden Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Bugün gelinen noktada artık raporlar yazılmış, siyasi partiler tarafından raporlar teslim edilmiÅŸtir. Bu çerçevede bu Komisyona bizzat baÅŸkanlık ederek, bütün bu süreci büyük vukufiyetle yöneten, saÄŸduyuyla yöneten Meclis BaÅŸkanımız Sayın Numan KurtulmuÅŸ’a ve burada bulunup görev yapan bu Komisyon’daki milletvekili arkadaÅŸlarımıza bütün katkılarıyla, bütün deÄŸerlendirmeleriyle, eleÅŸtirileriyle bu süreci olgunlaÅŸtıran bütün milletvekili arkadaÅŸlarımıza da teÅŸekkürlerimizi sunuyoruz. Gerçekten Türkiye’nin demokrasi birikimini, Yüce Meclis’in Türkiye’nin meseleleri hakkındaki yüksek dirayetini ortaya koyan bir çalışma yapıldı.

Tabii bu komisyona dönük eleÅŸtiriler de oldu. Bunlar birtakım asılsız suçlamalar ya da hakaretler barındırmıyorsa tabii ki onları da dikkate alıyoruz. Asılsız suçlamaların ve hakaretlerin tabii ki parlamenter meÅŸruiyet içerisinde bir yeri yok ama parlamenter siyaset demek, zaten bu farklı görüşleri bir araya getirerek, deÄŸerlendirerek buradan bir sonuç çıkarmaya çalışmak demek. KuÅŸkusuz partilerin raporları arasında farklılıklar var. Tabii ki olabilir, zıtlıklar var ama zaten parlamento çalışmasının esası budur.”

“Önemli olan çarkın dönmesidir, süreçlerin iÅŸlemesidir”

Cumhur İttifakı kapsamında AK Parti ile MHP’nin sunduÄŸu raporlar arasında ilke ve yaklaşımlar bakımından büyük ölçüde uyum bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Çelik, bu iradenin Türkiye’yi terörsüz bir geleceÄŸe taşıma hedefini yansıttığını söyledi.

Cumhur İttifakı açısından Türkiye’nin terörsüz günlere ve terörsüz bölgeye kavuÅŸması için takip edilen iradenin ortaya konduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Åžimdiye kadar yol haritası iÅŸlemiÅŸtir. Tabii ki burada zaman zaman bazen bir haftada bir metre yol gidersiniz, öbür haftaya geçersiniz bir haftada on kilometre birden gidersiniz. Bu iÅŸlerin önceden matematiksel olarak adı koyulacak bir ritmi yok. Önemli olan çarkın dönmesidir, süreçlerin iÅŸlemesidir.” dedi.

Terörsüz Türkiye ile terörsüz bölgenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceÄŸini, Türkiye’nin uzun yıllar terörle mücadele ettiÄŸini, bu süreçte büyük bedeller ödediÄŸini anlatan Çelik, “Åžehitlerimizin büyük fedakarlıkları, Allah hepsine rahmet eylesin, gazilerimizin eÅŸsiz fedakarlıklarıyla hepsine saygılarımızı sunuyoruz, terörün amacına ulaÅŸması engellendi.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın farklı bölgelerinde etnik, mezhepsel veya ırksal yönden çeşitli çatışmaların yaşandığına dikkati çeken Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’de bir ırk kavgası, bir etnik kavga, bir mezhebi kavga söz konusu olmamıştır. Tam tersine Türkün ve Kürtün ebedi kardeÅŸliÄŸine terör musallat olmuÅŸtur. Terörün, Türkün ve Kürtün ebedi kardeÅŸliÄŸini bozmaya dönük, milletimiz arasında nifak oluÅŸturmaya dönük hamleleri her seferinde iki yönden boÅŸa çıkarılmıştır. Birincisi, güvenlik güçlerimizin eÅŸsiz fedakarlıkları ve dirayetli duruÅŸlarıyla terörün bu hedeflerine ulaÅŸması engellenmiÅŸtir. İkincisi de adları ne olursa olsun hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir bilincinden ayrılmayan bir millet feraseti ve millet basiretiyle bu meselelere yaklaşılmıştır.

Dolayısıyla terör örgütlerinin ve terörün Türkün ve Kürtün ebedi kardeÅŸliÄŸine saldırısı, Alevi ile Sünni’nin ebedi kardeÅŸliÄŸine saldırısı her zaman bu feraset tarafından engellenmiÅŸtir. Tabii biz AK Parti olarak Meclisimize, Komisyonumuza sunduÄŸumuz raporda bu görüşlerimizi çok açık ÅŸekilde ifade ettik. ArkadaÅŸlarımız da aynı ÅŸekilde bu bütçe vesilesiyle yapılan konuÅŸmalarda bunu net ÅŸekilde ortaya koydu. Åžimdiye kadar boÅŸaltılan maÄŸaralar, sembolik düzeyde bırakılan silahlar var. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması konusunda, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar… Terör örgütünün feshinin fiili olarak görülebildiÄŸi, fiili olarak tespit ve teyit edilebildiÄŸi birtakım raporların ortaya çıkması, gözlemlerin ortaya çıkması, bir sürü konuyu son derece kolaylaÅŸtıracaktır.”

“Kilit nokta fesihin retorik olmaktan öte silah bırakma, yakma ve teslim etmenin devam etmesidir”

Sürecin Komisyon tavsiyelerinin hukuki sürece dönüşmesini de kolaylaştıracağına işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada kilit nokta fesih konusunun bir retorik olmaktan öte fiili durum haline geleceÄŸi silah bırakma, silah yakma, silahları teslim etme dediÄŸimiz sürecin devam etmesidir. Tabii bu entegre olarak terörsüz bölge dediÄŸimiz süreçle de yakından alakalıdır. PKK terör örgütünün bütün ÅŸube ve uzantılarıyla yani Suriye’deki SDG, İran’daki PEJAK, Avrupa’daki ideolojik ve finansal illegal yapılanmalarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır. Tabii bu terörün yıllar içerisinde demokrasimiz üzerinde oluÅŸturduÄŸu bir stres, hukuk devletimiz üzerinde oluÅŸturduÄŸu yüksek tansiyon vardır.

Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte bugün bu konularla ilgili olarak hukuki düzeyde ya da siyasi düzeyde tartışılan pek çok konunun bu stresten kurtulmuÅŸ, bu yüksek tansiyondan kurtulmuÅŸ ÅŸekilde daha net ve daha sakin ÅŸekilde ele alınabilmesi de mümkün olacaktır. DemokratikleÅŸmeyle ilgili pek çok gündem maddesi konuÅŸuluyor. Bizim bu demokratikleÅŸmenin meÅŸru alanı içerisinde tabii ki bu her zaman bizim perspektifimiz oldu. Bunu bir konuya özgü, bir meseleye özgü perspektif olarak ele almadık. Bunu her zaman indirgemeci bulduk. Tümden gelince bir ÅŸekilde Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da siyasal ihtiyaçlarını, ekonomik ihtiyaçlarını, dünya sistemi içerisindeki büyük milli çıkarlarının korunmasıyla ilgili büyük rolünü gerçekleÅŸtirebilecek, milletimizin huzur ve refahına dönük ihtiyaçların saÄŸlanmasını saÄŸlayacak bir perspektif olarak buna bakıyoruz. Biz buna da raporumuzda deÄŸindik. Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesi etrafında ebedi kardeÅŸliÄŸimize, ebedi birlikteliÄŸimize sahip çıkarak kaderdaÅŸlık, vatandaÅŸlık ilkeleri çerçevesinde geleceÄŸe yürüyeceÄŸiz.”

“Odağımız, PKK terör örgütünün feshi”

Siyasi partiler arasında bu konulara ilişkin eleştiri ve tartışmaların olabileceğini ancak suçlama ve hakaretlerin bunun dışında tutulması gerektiğini vurgulayan Çelik, herkesin farklı perspektife sahip olabileceğini dile getirdi.

Olgunlukla hareket edilmesi gerektiÄŸine iÅŸaret eden Çelik, “Esas olan toplumsal merkeze bakmaktır. Toplumsal merkezin bu meseleleri yönetecek deÄŸerlerine odaklanmaktır. Aynı zamanda da her zaman söylediÄŸim gibi odağımızı kaybetmeyelim.” dedi.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

“Odağımız, PKK terör örgütünün feshi ve bunun gerçekleÅŸmesi için silahların yakılması, bırakılmasıdır. Bu çerçevenin bizim açımızdan Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çaÄŸrısı, Sayın CumhurbaÅŸkanımızın ortaya koyduÄŸu iradeyle bunun devlet politikasına dönüşmesi… Åžimdiye kadar Sayın CumhurbaÅŸkanımızın yaptığı açıklamalar çerçevesinde Cumhur İttifakı boyutu son derece saÄŸlam, konsolide ve güçlüdür. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın bütün devlet kurumlarına bu hedefe ulaÅŸmak için verdiÄŸi talimatlar doÄŸrultusunda devlet kurumlarının bu çalışmaları yapması, olayın devlet ve kabine boyutunu göstermektedir. Aynı ÅŸekilde Yüce Meclis’in deÄŸerli Komisyonu vasıtasıyla bu sürece vaziyet etmesi de milli iradenin temsili açısından son derece kıymetli bir rol oynamıştır ve oynamaktadır.”

Çelik, sürecin marjinal söylemlere kapılmadan, toplumsal deÄŸerlerin merkezinde durularak, devletin niteliklerini ve milletin deÄŸerlerini tartışma konusu yapmadan yürütüldüğünü belirterek, “İnÅŸallah bütün bu çalışmaların neticesi olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefine ulaÅŸmayı ümit ediyoruz. Bundan sonraki çalışmalarımızı bu çerçevede deÄŸerlendireceÄŸiz. ArkadaÅŸlarımız yeni dönemle ilgili Komisyon raporlarının teslim edilmesinden sonraki sürece iliÅŸkin çalışmaları yapmaya baÅŸladı.” diye konuÅŸtu.

“SDG konusunda bakanlarımız ve parti yetkililerimiz arasında bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur”

Çelik, bu haftanın Türkiye’nin milli egemenliÄŸi ile devletin tüm deÄŸerlerine saldırı anlamına gelen, kamuoyunda 17/25 Aralık süreci olarak kodlanan FETÖ’nün devlete ve millete yargı darbesiyle saldırısının yıl dönümü olduÄŸunu belirtti.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe giriÅŸimine giden sürece, bu darbelerle hazırlık yaptığını geriye bakınca daha net gördüklerini ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“17/25’ten 15 Temmuz darbe giriÅŸimine kadar olan bu sürecin, Türkiye’nin milli egemenliÄŸini gasp edip bu egemenliÄŸi birtakım yabancı odaklara devretmek ÅŸeklinde bir yaklaşımı olduÄŸunu daha net bir biçimde görmüş olduk. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın o gün ortaya koyduÄŸu ÅŸaÅŸmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden ortaya koyduÄŸu güçlü yaklaşım tüm bunların bertaraf edilmesini saÄŸladı. Belki de Türk devlet hayatının, siyasi ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu ÅŸekilde savuÅŸturulmuÅŸ oldu. Allah’ın izniyle, milletimizin desteÄŸiyle, egemenlik kayıtsız ÅŸartsız milletindir ilkesine dönük her türlü saldırıyla mücadele etmeye devam edeceÄŸiz.”

Gazze’de ateÅŸkes ihlalleri

Ömer Çelik, Gazzelilerin kış gününde yaşadıkları zorlukların da gündemlerinde olduğunu ifade etti.

Bir ateÅŸkesin olduÄŸunu ancak İsrail’in bu ateÅŸkesi ihlal etmeye dönük her gün yeni bir eylem ve saldırganlık ürettiÄŸini vurgulayan Çelik, ÅŸunları söyledi:

“Burada tabii birtakım hatlar oluÅŸturulmuÅŸtu. Bunlardan bir tanesi sarı hattır. Aslında sarı hat, ateÅŸkese ulaÅŸmak için gerekli askeri önlemlerden bir tanesi olarak ortaya konmuÅŸtu. Åžimdi, İsrail Genelkurmay BaÅŸkanı’nın ‘Sarı hat yeni sınırdır’ demesi aslında ateÅŸkesin tam zıddına bir açıklamadır. AteÅŸkese hizmet eden deÄŸil, tam tersine sarı hattı ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır ki bu ateÅŸkesin bütün mekanizmalarına ve ateÅŸkese ulaÅŸmak için iÅŸletilmesi gereken yol haritasının bütün dinamiklerine aykırıdır. Sarı hat baÅŸta olmak üzere bütün bu hatların geçici bir askeri önlem olduÄŸunu ve bunların ateÅŸkese ulaÅŸmak için orada gerçekleÅŸtirildiÄŸini unutmamak gerekir.

Gazze ile ilgili olarak bütün çalışmalarımıza en yoÄŸun ÅŸekilde devam ediyoruz. CumhurbaÅŸkanımızın da mesaisinin birinci gündem maddesi Gazze’dir. Gazzeli kardeÅŸlerimiz ÅŸimdiye kadar bütün insanlığa ders veren büyük bir onur ve haysiyet mücadelesi verdi. Orada bütün bir insanlığın deÄŸerlerinin var olduÄŸu bir mücadeleyi hep beraber gözlemliyoruz. Siyonist katliamcı ÅŸebekeye karşı ortaya koydukları bu haysiyet mücadelesini bir kere daha selamlıyoruz.”

Galip EnsarioÄŸlu’nun açıklamaları

Genel BaÅŸkan Yardımcısı Çelik, bir gazetecinin, “AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip EnsarioÄŸlu’nun bazı açıklamaları olmuÅŸtu. Bu açıklamalar, DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan’ın SDG’ye iliÅŸkin söylemlerine karşı olarak yorumlandı. EnsarioÄŸlu’nun ‘CumhurbaÅŸkanının iradesine aykırı tavır gösteren kiÅŸi ya görevi bırakır ya da görevden alınır’ ifadelerini nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, ÅŸunları kaydetti:

“Sayın CumhurbaÅŸkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiÄŸi dış politika çizgisi hem Kabine’deki bütün arkadaÅŸlarımız hem de bizim genel baÅŸkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız ve parti yetkililerimiz arasında bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı ÅŸekilde Kabine’deki hiçbir arkadaşımızın da CumhurbaÅŸkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu deÄŸildir. DışiÅŸleri Bakanımızın, Milli Savunma Bakanımızın söylediÄŸi de Milli İstihbarat TeÅŸkilatının yürüttüğü faaliyetler de Sayın CumhurbaÅŸkanımızın iradesinin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı ÅŸekilde bu iradenin, çerçevenin içerisindedir. Bütün bunlar bütün siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaÅŸtırılarak, çeÅŸitli güvenlik ve deÄŸerlendirme toplantıları vesilesiyle Sayın CumhurbaÅŸkanımıza arz ediliyor. Bütün bunlar en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınıyor. Burada bir çerçeve oluÅŸturuluyor ve en sonunda devletimizin başı olarak Sayın CumhurbaÅŸkanımızın verdiÄŸi talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor.”

“Hepimiz aynı entegre stratejinin çeÅŸitli alanlardaki faaliyetlerini icra ediyoruz”

Ömer Çelik, bu konuda, bakanlar arasında ve Kabine ile parti arasında bir çelişki aramanın doğru olmadığını ifade etti.

Bazı yorumlarda, “Åžu kiÅŸi sert, ÅŸu kiÅŸi yumuÅŸak konuÅŸuyor” denildiÄŸine dikkati çeken Çelik, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Öyle bir ÅŸey yok. Buradaki tutumumuz net. Bu iÅŸle doÄŸrudan ilgili olan DışiÅŸleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli İstihbarat TeÅŸkilatı BaÅŸkanlığı arasında herhangi bir ayrım ya da farklı yöne bakma gibi ÅŸey söz konusu deÄŸil. Galip Bey, bugün bir açıklama yapmış. BaÅŸka bir ÅŸeyi kastederek bu sözleri söylediÄŸini, herhangi bir bakanı kastetmediÄŸini ifade ediyor. Onu da kayda geçirmiÅŸ olayım. Bundan sonra da yapacağımız ÅŸudur. Bütün bu bölge halklarına dönük, kardeÅŸlik çerçevesinde ama Türkiye’nin milli güvenliÄŸini, Terörsüz Türkiye hedefini ve aynı zamanda terörsüz bölgenin gerçekleÅŸme hedefini bir çerçeve olarak belirleyip, bunun gereklerinin yerine getirilmesi için bir çalışma yapılmaktadır. O yüzden, zaman zaman bu iÅŸleri yürüten arkadaÅŸlarımıza, DışiÅŸleri Bakanımıza, Milli Savunma Bakanımıza, MİT BaÅŸkanımıza, parti içinde açıklama yapan çeÅŸitli birimlerdeki arkadaÅŸlarımıza dönük farklı deÄŸerlendirmeler görebiliyoruz. Bunlar doÄŸru ÅŸeyler deÄŸil. Hepimiz aynı entegre stratejinin çeÅŸitli alanlardaki faaliyetlerini icra ediyoruz.”

“SDG’nin entegrasyonu konusunda bir ayak direme olduÄŸunu görüyoruz”

Bir gazetecinin, “SDG’nin entegrasyonu konusunda bir ayak direme olduÄŸunu görüyoruz. Son olarak Milli Savunma Bakanı YaÅŸar Güler’in ‘Rakka ve Deyrizor’da tüneller kazıldığını gözlemliyoruz’ ÅŸekilde açıklamaları oldu. Son durum nedir?” sorusu üzerine Çelik, SDG’nin Suriye’de PKK terör örgütü olduÄŸunu ve Türkiye için bir tehdit teÅŸkil ettiÄŸini belirtti.

Bunların söylenmesinin Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefiyle çelişik bir şey olmadığını ifade eden Çelik, durumu tespit ettiklerini dile getirdi.

Tek Suriye ve tek ordu ilkesi çerçevesinde, ulusal bir bütünlük oluÅŸması gerektiÄŸine iÅŸaret eden Çelik, “Suriye’de yeni çatışma çıkmasın. Suriye’de yeniden kan dökülmesin. Bunun yolu olarak da diyoruz ki çok net bir ÅŸekilde 10 Mart mutabakatına uyulması halinde, bu yapı Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkacaktır. Suriye için de bir tehdit olmaktan çıkacaktır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Çelik, 10 Mart mutabakatına bakıldığında, Suriye’deki Kürtlerin kazanımlarının, ÅŸimdiye kadar Esad rejimi zamanında reddedilmiÅŸ kimliklerinin tanınması ve onların Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olması anlamında çok net ve güçlü ifadelerin olduÄŸunu hatırlattı.

Herhangi bir terör örgütünün bir etnik grubun kazanımı olarak sunulamayacağını vurgulayan Çelik, “Bugün bütün bu süreç konuÅŸulurken, bütün bunları görmezden gelmemizi isteyenler aslında sürecin duvara toslaması yönünde bir dinamik oluÅŸturmaya çalıştıklarını fark etmeliler. Bizim burada söylediÄŸimiz ÅŸey açıktır, SDG 10 Mart mutabakatına uymalıdır. BoÅŸaltılan maÄŸaraları da görüyoruz. Bazı maÄŸaralar boÅŸaltılıyor. Bunu olumlu karşılıyoruz.” dedi.

Rakka ve Deyrizor’daki gibi terör örgütü tarafından yapılan yeni tahkimatları da gördüklerinin altını çizen Çelik, şöyle konuÅŸtu:

“Buradan da ne çıkıyor? Suriye’de ayrı bir politika, Irak’ın bir tarafında ayrı bir politika güdülmeye çalışılıyor. Silah bırakma kısmının, Gara, Hakurk, Sincar, o tarafa henüz yansımamış olmasını bir tarafa bırakarak söylüyorum. Burada en kritik kavram, stratejik bir sabırla hareket ediyoruz. Faaliyetlerimizi ve takiplerimizi yapıyoruz, aynı zamanda bütün bunları görüyoruz. Devletin gözü hepsini aynı anda görüyor. DışiÅŸleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, MİT BaÅŸkanlığı ya da baÅŸka bu konuyla ilgili kurumlar arasında bir çeliÅŸki varmış gibi bir yaklaşım içerisinde olmak, bunu deÄŸerlendirmek çok büyük bir yanılgı olur. Burada devletimizin politikası tektir. Bütün politika yapıcı kurumların raporları, deÄŸerlendirmeleri, stratejik analizleri çerçevesinde CumhurbaÅŸkanımızın talimatını verdiÄŸi bir husustur.”

“Bir ülkede iki ordu, silahlı güç olmaz”

Çelik, SDG tarafından özerk blok bir güç olma şeklinde yaklaşımların olduğuna dikkati çekerek, şunları ifade etti:

“Bunun ne manaya geldiÄŸini baÅŸka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, bir ülkede iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde bir ülkede iki tane silahlı güç olacağı düşünülüyorsa, bunun sonu iç savaÅŸ senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar, Türkmenler, Kürtler, Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Åžiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiÄŸimiz ÅŸey burada Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın hepsinin kazandığı kardeşçe, onurlu, refah dolu, barış dolu bir geleceÄŸin yakın bölgemizde gerçekleÅŸmesidir. Ortaya gelen tabloda ’10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama ben bu mutabakatı bloklar halinde uygularım’ demek aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceÄŸim demektir ki bunun ne manaya geldiÄŸini hepimiz biliyoruz. Bu sözler niye söyleniyor? Maalesef bir yanlışlık yapılıyor.”

Emperyalist birtakım odakların vekalet savaÅŸlarının parçası haline gelmeye baÅŸladığını belirten Çelik, “Bu çok büyük bir yanılgıdır. ‘Bu yanlışı ben Araplar ya da Kürtler adına yapıyorum’ demek, o bahsedilen Araplara, Kürtler’e hepsine çok büyük bir haksızlıktır. 10 Mart mutabakatının uygulanması doÄŸru bir yol haritasıdır. Bunu söylediÄŸiniz zaman bazı yerlerden şöyle bir ÅŸey geliyor, ‘Siz çözüm istemiyor musunuz?’ Kimin çözümden ne anladığını net bir ÅŸekilde görüyoruz. Ortada aklı iÅŸletmek lazım. Burada esas olan ÅŸey ÅŸudur, terörü niye gündemden çıkarmak istiyoruz? Tabii ki güvenlik konularımız var ama aynı zamanda Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın ebedi kardeÅŸliÄŸine hiç kimse musallat olamasın diye.” dedi.

Çelik, Kürtlerin kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığı iddialarını anımsatarak, “Hiçbir terör örgütünün varlığı, hiçbir kardeÅŸimizin kazanımı olamaz. O ÅŸekilde yan yana getirilemez. Burada hiçbir ÅŸekilde kan dökülmesin, tek Suriye, tek ordu çerçevesinde hükümette ve diÄŸer kurumlarda Türkmen’i, Arap’ı temsil edilsin, kapsayıcı bir hükümet modeli kurulsun, kapsayıcı bir toplumsal hayat ortaya çıksın, anayasal vatandaÅŸlık, eÅŸitlik temelinde uygulansın. Bütün amacımız budur.” diye konuÅŸtu.

“Silahın kime çevrili olduÄŸunu net bir ÅŸekilde görüyoruz”

Nusayrilere ve Dürzilere de benzer haksızlıkların yapıldığını dile getiren Çelik, “Lazkiye bölgesinde birtakım odaklar yeniden Esad rejiminin zamanına dönmek için faaliyetler yürütüyorlar bazı ülkelerin de örtülü ve dolaylı desteÄŸiyle. Buna dikkat çektiÄŸimizde birileri yine aynı propagandayı yapıyor. Sanki Nusayri kardeÅŸlerimize karşı birilerinin yaptığı haksızlığa göz yumuluyormuÅŸ gibi. Böyle bir ÅŸey söz konusu deÄŸil.” ifadelerini kullandı.

Çelik, Suriye’nin güneyinde siyonizmle aynı çizgide hareket eden bir kiÅŸinin, Dürzileri temsil ediyormuÅŸ gibi faaliyet yürütmesine karşı çıkılmasının, Dürzilere yönelik bir tutum gibi yansıtılmaya çalışıldığına dikkati çekerek, ÅŸunları kaydetti:

“Bununla konusunun bir ilgisi yok. Biz tam tersine, bütün bunların Suriye içerisinde hem hükümette yer almasını hem parlamentoda yer almasını hem de toplumsal hayatın her aÅŸamasında eÅŸit temsille, kapsayıcı bir modelle yaÅŸaması gerektiÄŸini düşünüyoruz. Rakka ve Deyrizor’daki tahkimatı tabii ki görüyoruz. BaÅŸka birtakım iliÅŸkileri de görüyoruz. Burada SDG’nin esasında 10 Mart mutabakatı yönünde ilerlemesi gerekirken, bunun zıddında ilerlemesinin sebebi de orada siyonist katliamcılığın birtakım vaatlerine kanmasıdır. Siyonist katliamcılıkla iÅŸbirliÄŸi yaparak, belli alanlarda ilerleyebileceÄŸini, burada bir ÅŸey elde edebileceÄŸini düşünüyor. Bu doÄŸru bir ÅŸey deÄŸildir. Son derece yanlış bir ÅŸeydir. ‘Burayla niye konuÅŸmuyorsunuz? deniliyor. ’10 Mart mutabakatına uyun, bir tehdit yapılanması, terör örgütü yapılanması olmaktan çıkın. Zaten o süreç, bütün bunların bir masa etrafında konuÅŸulacağı bir ortam oluÅŸturacaktır. Suriye’de hem Suriye’nin hem Türkiye’nin milli güvenliÄŸine aykırı olarak devlet içinde devlet, ordu içinde ordu ilan ederseniz ki bu ilan etmelerin de faaliyetlerin Kürt kardeÅŸlerimizle hiçbir ilgisi yok. Bu yapıların nasıl kurulduÄŸunu, bugün nasıl ayakta kaldığını, silahının kime çevrili olduÄŸunu net bir ÅŸekilde görüyoruz.”

“Bu, OrtadoÄŸu’da uzun zamandır oynanan bir oyun”

Çelik, çağrılarının bölgeye dönük kardeşlik siyaseti olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın üzerine hiç kimse ne vekalet savaÅŸlarıyla ne terör örgütleriyle gölge düşürmeye kalkmasın. Bu bugünün meselesi de deÄŸildir. Bu, Orta DoÄŸu’da uzun zamandır oynanan bir oyundur. Biz, Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın ebedi kardeÅŸliÄŸine en güçlü baÄŸlarla baÄŸlı olarak bütün bunlar kan dökülmeden çözülsün, buralarda istikrar olsun ve bu ÅŸekilde devam etsin istiyoruz. Onlar da hükümette, parlamentoda yer alsın istiyoruz ve artık kimse birilerinin vekalet savaşının parçası olmasın. Burada akılla, hikmetle, basiretle hareket etmek lazım. Öbür türlü hareket edilirse, o yolun sonunun nereye çıkacağı zaten belli.”

“Bu tartışma, gündemden çıkmalıdır”

Bir gazetecinin, 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesinde zamanın daraldığına ve mutabakata uyulmaması durumunda operasyonun olup olmayacağına iliÅŸkin sorusu üzerine Çelik, Türkiye’nin milli güvenliÄŸini saÄŸlamak için askeri ve diÄŸer alanlardaki hazırlığının her zaman olduÄŸunu söyledi.

Bunun için Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 2-3 gün, 2-3 hafta ve 2-3 ay beklemesine gerek olmadığını vurgulayan Çelik, “Åžu anda sayın CumhurbaÅŸkanımız, baÅŸkomutan olarak emir verdiÄŸi anda silahlı kuvvetler bunu yerine getirecek hazırlıklara sahip. Ama biz bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduÄŸu zaman tabii ki tereddütsüz yerine getirilir. Ama esas olan bugün SDG’yi kim ‘silah bırakmasın’ diye cesaretlendiriyorsa, SDG’yi kim ordu içinde ordu, devlet içinde devlet olmaya doÄŸru teÅŸvik içine giriyorsa, bu Suriye’ye yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Oradaki Kürt kardeÅŸlerimiz için kötülük düşünenlerin planlamasıdır. Onun için biz bunlara gerek kalmasın arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mutabakatta, bir yıl geride kalmasına rağmen herhangi bir adım atılmadığının altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

“Bunun 2-3 maddesi yerine getirilebilirdi. 10 Mart Mutabakatının maddeleri hızlıca yerine getirilmelidir. Bu tartışma, gündemden çıkmalıdır. Bu meselede, önümüzdeki dönemde Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın refah içerisinde ve barış içerisinde yani terörsüz bölge çerçevesinde beraber yaÅŸamasına odaklanmalıyız. Bunu geride bırakmak istiyoruz. Ama bunu bizim önümüze baÅŸka mekanizmalarla, baÅŸkalarının desteÄŸiyle ya da baÅŸka planlamalarla getirdikleri zaman bunu görmeyecek durumda deÄŸiliz. Terörsüz bölge süreci, aynı zamanda oradaki bütün kardeÅŸlerimizin üzerinden terör vesayetinin kaldırılması anlamına gelmektedir. Kendi iradelerinin kendilerine teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Kürt’ün iradesinin Kürt’e, Arap’ın iradesinin Arap’a, Türkmen’in iradesinin Türkmen’e teslim anlamına gelecektir. Biz bundan yanayız.”

“Saldırı hiçbir ÅŸekilde kabul edilemez”

Çelik, DEM Parti’nin CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’la görüşme talepleri ile AK Parti ve Dem Parti heyetlerinin görüşmesine iliÅŸkin soruya da “Sayın CumhurbaÅŸkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler. Henüz onunla ilgili takvim yok. Bu tip görüşmelerde bir araya geldiÄŸimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı ÅŸekilde söylüyor. Tabii ortak düşündüğümüz noktalar var, ortak düşünmediÄŸimiz noktalar var. Komisyona verdiÄŸimiz raporda ortaya koyduÄŸumuz ilkeler çerçevesinde, bir takım orta yollar bulunabilirse, bunların her zaman önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaÅŸtırabileceÄŸini düşünüyoruz.” yanıtını verdi.

Çelik, TBMM’de bütçe görüşmelerinde yaÅŸanan arbedeye iliÅŸkin soruya, siyasette zaman zaman tansiyonun yükseldiÄŸini, bunun hiçbir zaman fiziki ÅŸiddete dönüşmemesini temenni ettiklerini söyledi.

Ancak AK Parti Adıyaman Milletvekili İshak Åžan’a aleni bir ÅŸiddet gerçekleÅŸtirildiÄŸini anımsatan Çelik, “İshak arkadaşımıza dönük yapılan eylemi, gerçekten en güçlü ÅŸekilde kınıyoruz. İshak Bey orada ortamı yatıştırmak, ayırmak için bulunurken saldırıya uÄŸradı. Sonrasında CHP Grup BaÅŸkanvekilleri oraya gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Tabii bunu da önemli buluyoruz. Ama İshak Bey’e yapılan o saldırı gerçekten hiçbir ÅŸekilde kabul edilemez barbarlık ve vandallık. Bu barbarlığı ve vandallığı yapan kiÅŸiye dönük ceza sürecinin CHP tarafından iÅŸletilmesi son derece kıymetli olacaktır. İshak kardeÅŸimize bir kere daha geçmiÅŸ olsun dileklerimi iletiyorum ve bunu, saldırıyı yapanı buradan lanetliyorum.” diye konuÅŸtu.

“İstismar siyaseti yapmak meseleyi çözmüyor”

Ömer Çelik, siyasi alanda birçok tartışmanın olduğunu, siyasi akılla cevap verilmeyecek konunun bulunmadığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Fakat CHP adına konuÅŸanlar sık sık “Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz” konusunu getiriyor. Atatürk’ün genel baÅŸkanlığı yaptığı bir partinin devamı olmak ki bu devamı olmak meselesi de ayrıca tartışılması gereken bir mesele. Bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtecek bir yaklaşım olamaz. Yani biz bugün yaptığınız bir yanlıştan bahsediyoruz. Yanlış politikanızdan, yanlış davranışınızdan bahsediyoruz. Hemen konuyu buraya getiriyorlar. Dün grup baÅŸkanımız, eÄŸer ‘Atatürk’ün partisiyiz’ diyorsanız, İkinci Genel BaÅŸkanınız CumhurbaÅŸkanı olduÄŸunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı? diye sordu. Açık bir soru. Demek ki öyle pür ÅŸekilde her alanda ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek CHP’nin eylemlerinin temize çekilmesi anlamına gelmiyor.

Ben de buradan bir ÅŸey sorayım. Atatürk vasiyetinde, kendisine ait olan İş Bankası hisselerinde, temettülerinin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. CHP defalarca bunu vermedi. Birçok kere Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu Atatürk’ün vasiyeti gereÄŸi kendilerine verilmesi gereken temettüleri mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Dolayısıyla böyle her tartışmada aslında ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek ya da AK Parti sıralarına ‘siz Atatürk düşmanısınız’ diye istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmüyor. Ama gündelik polemiklerde onu kalkan olarak kullanmak, istismar siyasetinden baÅŸka bir anlama gelmiyor. Dolayısıyla bu son zamanlarda siyasi huy haline geldi. Daha saÄŸduyulu olmalarını kendilerine öneririm.”

Kaynak: AA