AK Parti Sözcüsü Çelik: Suriye’de SDG’nin ortaya koyduÄŸu tutum terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir giriÅŸim

AK Parti Sözcüsü Çelik: Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişim

AK Parti Sözcüsü Çelik: Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişim

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Terörsüz Türkiye konusunda Suriye’de SDG’nin ortaya koyduÄŸu tutum, Terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir giriÅŸimdir. Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır.” dedi.

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye konusunda Suriye’de SDG’nin ortaya koyduÄŸu tutum, esasında Terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir giriÅŸimdir. Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır.” dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

MYK toplantısında sanal bahis ve kumarla mücadele konusundaki eylem planının tartışıldığını aktaran Çelik, “CumhurbaÅŸkanı Yardımcımız bugün sanal bahis ve kumarla ilgili eylem planı konusunda MYK’mize bir sunum gerçekleÅŸtirdi. MYK’mizde çok sayıda soruyla bu eylem planı ele alınıyor.” diye konuÅŸtu.

Çelik, vatandaşlardan bu konuda çok sayıda şikayet geldiğini ve bunun bir toplumsal yaraya dönüştüğünü gördüklerini söyledi.

Sanal bahis ve kumar meselesinin Türkiye’ye dönük bir operasyon olarak da kullanıldığına iÅŸaret eden Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“İllegal tarafı, bunun birtakım mafya yapılanmalarıyla baÄŸlantısı, kara para boyutu, bir de tabii sosyal medyanın ve teknolojik imkanların bu sanal bahis ve kumar için kullanılması tüm boyutlarıyla ele alınarak bunun üzerine gidilecek ÅŸekilde, bunun ülkemize ve toplumumuza, vatandaÅŸlarımıza zararını engelleyecek ÅŸekilde bir eylem planını ortaya koymaya çalışacağız.”

“Karanlık siyasetlerin takip edildiÄŸini görüyoruz”

İsrail’in Somaliland’i tanımasına iliÅŸkin Çelik, “İsrail’in iÅŸgalci, yayılmacı ve kaos çıkartan soykırımcı siyaseti, maalesef bölgeyi tehlikeye attığı gibi, yakın bölgemizin uzağına da ulaÅŸan bir sonuç doÄŸuracak ÅŸekilde en son Somaliland’in tanınması ÅŸeklinde kendisini gösterdi. Somali’nin ayrılmaz bir parçası olan Somaliland’in İsrail tarafından tanınmasının, bu illegal, gayrimeÅŸru ve gayrihukuki tanımanın, birtakım baÅŸka siyasetlerin ipucu olduÄŸunu, ön geliÅŸmesi olduÄŸunu görüyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları ifade etti:

“Özellikle deniz ticareti açısından, oradaki bölgenin kontrol edilmesi açısından, Yemen’deki geliÅŸmelerle birlikte okuduÄŸumuzda, daha karanlık birtakım siyasetlerin takip edildiÄŸini, bunlar üzerinden gerçekleÅŸtirilmeye çalışılacağını görüyoruz. Tabii ki buna bütün dünya etkili bir ÅŸekilde karşılık vermelidir. Netanyahu hükümetinin attığı her adım, yakın bölgemize ve uzak bölgemize kötülük getirecek, halklar arasına nifak sokacak, insanları birbirine düşürecek ve daha çok savaşı tetikleyecek bir sonuç doÄŸuruyor. Kendi soykırım siyasetini örtmek için Netanyahu hükümetinin, baÅŸka yerlerde kaos çıkarmaktan çekinmediÄŸini de görüyoruz.”

“İran toplumunun kendi öz dinamikleriyle gerçekleÅŸmeli”

İran’da yaÅŸanan son geliÅŸmelere dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, komÅŸumuz İran’da herhangi bir kaosun ortaya çıkmasını asla arzu etmeyiz. Tabii burada İran toplumunda ve devlet hayatında bazı sorunlar olduÄŸunu da yok saymıyoruz. Ama bu sorunların çözülmesi İran CumhurbaÅŸkanı Sayın PezeÅŸkiyan’ın da ifade ettiÄŸi gibi, İran toplumunun kendi öz dinamikleriyle gerçekleÅŸmeli, İran devletinin kendi milli iradesiyle gerçekleÅŸmelidir. Dolayısıyla dışarıdan yapılacak müdahalelerin daha da kötü sonuçlar doÄŸuracağını, özellikle de İsrail’in kışkırtmasıyla, İsrail’in birtakım hedefleri çerçevesinde ortaya çıkacak birtakım müdahalelerin daha büyük krizlere, daha büyük sıkıntılara yol açacağını görüyoruz, öngörüyoruz. Dolayısıyla daha fazla kriz çıkmaması, bölgenin daha fazla sıkıntıya sürüklenmemesi için İran’da istikrarın önemini vurguluyoruz.”

Bunun müzakere, diyalog, daha çok iletiÅŸim yoluyla çözülmesi gereken bir mesele olduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Ama ÅŸu anda İsrailli yetkililerin özellikle İran’a dönük sözlerine baktığımızda, bütün bölgede daha büyük sıkıntılar yaratacak bir vahÅŸi tutum içerisine girmeye çalıştıklarını görüyoruz ki bu muhakkak surette reddedilmesi gereken bir meseledir.” dedi.

Venezuela’da yaÅŸanan geliÅŸmeler

Çelik, Venezuela’da yaÅŸanan son geliÅŸmelere de deÄŸinerek, Venezuela’daki müdahalenin ve Devlet BaÅŸkanı Nicolas Maduro’nun ÅŸu anda bulunduÄŸu durumun yarattığı etkilerin devam ettiÄŸini hatırlattı.

Venezuela halkının geleceÄŸinin önemli olduÄŸunun altını çizen Çelik, onların müreffeh ve barış içerisinde bir geleceÄŸe sahip olması bakımından Türkiye’nin her zaman Venezuela halkının yanında olduÄŸunu vurguladı.

Latin Amerika’nın baÅŸka ülkelerini hedefleyen bazı açıklamaların yapılmasının, son derece olumsuz, sıkıntılı sonuçlar doÄŸuracağına iÅŸaret eden Çelik, bu ülkelerin bağımsızlığını, egemenliÄŸini, iç barışını ve istikrarını tahrip edecek yaklaşımların ortaya koyulmaması gerektiÄŸini söyledi.

“Ayrılıkçı yapıya karşı Suriye hükümeti gereken tavrı aldı”

Suriye’de yaÅŸanan son geliÅŸmeleri anımsatan Çelik, “Burada öteden beri dikkat çektiÄŸimiz durum haklı çıkmıştır. SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatına uyması gerektiÄŸini, bir ülkede iki ordu, iki silahlı güç olmayacağını, bunun muhakkak surette istikrarsızlık yaratacağını ifade etmiÅŸtik.” dedi.

Sivil yerleÅŸim alanlarına ve kamu kurumlarına saldırıları hatırlatan Çelik, “Gelinen noktada bu ayrılıkçı yapıya karşı Suriye hükümeti gereken tavrı aldı, tavrını ortaya koydu. Bundan sonrasının istikarla sonuçlanması gerektiÄŸi bizim en önemli temennimizdir.” diye konuÅŸtu.

Gazze’de “Sarı Hat”la yeni bir sınır çekilmesine kesinlikle müsaade edilmemesi gerektiÄŸini vurgulayan Çelik, “Bu çerçevede bakıldığında Gazze’ye daha çok insani yardım girmesi konusunda uluslararası toplumun iradesi son derece önemlidir. Bu çerçevede konular ele alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Suriye Kürtleri, Suriye’nin eÅŸit ve ayrılmaz parçasıdır”

Terörsüz Türkiye konusuna değinen Çelik, şöyle devam etti:

“Terörsüz Türkiye konusunda Suriye’de SDG’nin ortaya koyduÄŸu tutum, esasında Terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir giriÅŸimdir. Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır. Bütün bu geliÅŸmeler bir kere daha Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefinin ne kadar kıymetli olduÄŸunu herkese net bir ÅŸekilde göstermiÅŸtir.

Burada SDG’nin kendisini Suriye Kürtlerinin hakkını savunuyor gibi göstermesinin hiçbir geçerliliÄŸi yoktur. Suriye Kürtlerinin bir terör örgütüne indirgenmesi, Suriye Kürtlerine yapılacak en büyük haksızlıktır, en büyük iftiradır. Suriye Kürtleri Suriye’nin eÅŸit ve ayrılmaz parçasıdır ve Suriye’nin geleceÄŸinde de hem toplumsal hayatta hem devlet hayatında onların güçlü bir yere sahip olması bizim en büyük arzumuzdur. Bu çerçevede hem Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hem iç barışının korunması hem Suriye’nin egemenliÄŸinin korunması son derece bizim açımızdan hassas konulardır.”

“10 Mart Mutabakatı’na uymaları halinde hiçbir sorun kalmayacaktı.” diyen Çelik, ancak 10 aydır SDG’nin ayak sürüdüğünü, çeÅŸitli müzakere alanlarından kaçtığını ve bu çerçevede de sürece zarar veren, karşı bir tutum sergilediÄŸini gördüklerini söyledi.

Çelik, “SDG orada birtakım soykırımcı siyaset odakları tarafından cesaretlendirilmektedir ve maalesef buna riayet etmektedir. Bu yanlış bir tutumdur.” ifadelerini kullandı.

“Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci yoluna aynen devam edecektir”

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci yoluna bilinen yol haritasıyla, terörden arınmış bir Türkiye ve bölge hedefine ulaÅŸmak maksadıyla aynen devam edecektir.” dedi.

SDG’nin müzakerelerin sonuca ulaÅŸmaya çalıştığı her zaman bir bahaneyle bunu ertelediÄŸini ya da masadan sonuç çıkmaması için gayret ettiÄŸini belirten Çelik, SDG’nin saldırıları karşısındaki tutumun, terör örgütü propagandasının çerçevesinde Kürtlere karşı bir tutum gibi ortaya koyulmasının son derece yanlış olduÄŸunu söyledi.

Çelik, SDG’nin 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde 10 aydır olumlu hiçbir adım atmadığına dikkati çekerek, sürecin Kandil’in doÄŸrudan müdahalesiyle çatışmaya sürüklenmeye çalışıldığını dile getirdi. Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Burada herhangi bir sorunun büyümemesi, daha fazla kan dökülmemesi için oraya otobüsler gönderildi. Oradaki birtakım sivillerin, kadınların hatta bazı SDG unsurlarının oradan kan dökülmeden, herhangi bir zarara uÄŸramadan çıkması için de bir irade ortaya koyuldu. Bunun herhangi bir ÅŸekilde etnik çatışmayla da bir ilgisi yok. Burada Kürt kardeÅŸlerimizin güvenliÄŸinin SDG’nin birtakım odaklar tarafından cesaretlendirilerek, SDG’nin de buna riayet ederek birtakım saldırılar düzenlemesi sebebiyle Kürt kardeÅŸlerimizin güvenliÄŸinin riske atıldığını da net bir ÅŸekilde görüyoruz. Bu bir Arap-Kürt çatışması deÄŸil. Bir takım terör örgütü odakları bunu bir Arap-Kürt çatışması gibi sunuyor. Bu çok tehlikeli bir yaklaşım. Böyle bir ÅŸey orada söz konusu deÄŸil. Bütün tablo herkesin gözü önünde gerçekleÅŸiyor.”

“Sürecin ne kadar kıymetli olduÄŸunu gösterdi”

Çelik, Halep’te, Åžeyh Maksut’ta, EÅŸrefiye’de, Beni Zeyd’de, 2016’da SDG’nin rejime destek vermek için nasıl hat tuttuÄŸunu, bu hatlara nasıl yerleÅŸtiÄŸini ve bunu hangi amaçlar doÄŸrultusunda yaptığını net bir ÅŸekilde hatırladıklarını söyledi.

Suriye’nin bütünlüğünün önemli olduÄŸunun altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’nin bütünlüğü içerisinde iç barışı, egemenliÄŸi ve müreffeh bir geleceÄŸe sahip olması önemlidir. Bu açıdan bakıldığında Suriye’deki Kürt kardeÅŸlerimiz, Suriye’nin ayrılmaz ve eÅŸit bir parçasıdır. Burada imza atılmış 10 Mart Mutabakatı sorunları çözecek bir yol haritası olarak gündeme gelmiÅŸti. Terör gündemden kalkacak, 10 Mart Mutabakatı’yla ilgili adımlar atılacak ve neticede de Suriye tek bir Suriye olarak, tek bir ordu, tek bir devlet ilkesi çerçevesinde yoluna güvenle devam edecek. ‘Kalıcı barışı saÄŸlayacak, toprak bütünlüğünü temin edecek olan da budur’ diye defalarca söyledik. Bunun bugün bir kere daha teyit edildiÄŸini görüyoruz. Ortaya çıkan tablo, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ne kadar iç içe, ne kadar kıymetli olduÄŸunu bir kere daha gösterdi. SDG’nin bu tavrında, ortaya çıkan bu çatışma tablosunda Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini akamete uÄŸratmaya çalışan bir dinamik de vardır. Bu dinamikle de mücadele edilmiÅŸtir. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci yoluna bilinen yol haritasıyla, terörden arınmış bir Türkiye ve bölge hedefine ulaÅŸmak maksadıyla aynen devam edecektir.

Biz, Suriye’de Arap, Türkmen, Kürt bütün kardeÅŸlerimizin Suriye’nin eÅŸit yurttaÅŸları olarak, Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olarak yolunda devam etmesi gerektiÄŸini deÄŸerlendiriyoruz. Orada tabii ki Arapların, Türkmenlerin, Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin, Åžiilerin, Ezidilerin, Nusaybilerin, Dürzilerin hepsinin kazanımları korunmalıdır ama hiçbir terör örgütünün varlığı ya da aktivitesi, herhangi bir grubun kazanımı olarak adlandırılmamalıdır. Nasıl ki DEAÅž’in terör faaliyetleri Arap kardeÅŸlerimize mal edilip herhangi bir ÅŸekilde Arapların kazanımı olarak sunulamazsa, SDG’nin terör faaliyetleri de Kürt kardeÅŸlerimize mal edilemez. SDG’nin durumu da herhangi bir ÅŸekilde Kürt kardeÅŸlerimizin kazanımı olarak sunulamaz. Bundan sonrasında esas olan 10 Mart Mutabakatı’nın bütün unsurlarıyla tam ve eksiksiz olarak hayata geçmesi, bunun neticesinde de terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerimiz çerçevesinde gereken amaçlara ulaşılmasıdır. Suriye’nin de bir ve bütün olarak yoluna devam etmesidir.”

“Gazze’nin iÅŸgali meÅŸrulaÅŸtırılmaya çalışılıyor”

Çelik, İsrail’in Sarı Hat üzerinden Gazze içerisinde yeni bir sınır getirmeye çalıştığına dikkati çekerek, “Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, Gazze’nin iÅŸgalinin meÅŸrulaÅŸtırılmaya, bunun fiilen kabul ettirilmeye çalışılmasıdır. Bu hiçbir ÅŸekilde söz konusu olamaz.” dedi.

İsrail’in Batı Åžeria ve DoÄŸu Kudüs’teki saldırgan faaliyetlerinin devam ettiÄŸini belirten Çelik, bu çerçevede uluslararası toplumun daha net ve daha güçlü mesajlar vermesinin faydalı olacağına iÅŸaret etti.

Çelik, önlerindeki dönemde TeÅŸkilat BaÅŸkanlığının planlaması çerçevesinde sahada olmaya devam edeceklerini dile getirerek, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın baÅŸta Suriye ve Gazze olmak üzere dış politikada yoÄŸun temasları olduÄŸunu hatırlattı.

“Kötü gözle bakanın karşısında en önce Türkiye Cumhuriyeti durur”

“Suriye ordusunun, PKK/YPG’nin Halep’te iÅŸgalinde tuttuÄŸu Åžeyh Maksud ve EÅŸrefiye mahallelerindeki operasyonlarında Kürtlerin, Alevilerin ve Dürzilerin hedef alındığı yönündeki iddiaların” sorulduÄŸu Çelik, “Suriye’de bu terör örgütü sözcüleri gerek Avrupa’dan gerek Suriye’den gerek Kandil’den konuÅŸanlar ‘Suriye’de bir Kürt-Arap çatışması’ tetiklendiÄŸi ÅŸeklinde bir takım sözler de söylüyorlar. Orada aslında Kürt-Arap çatışması diye bir ÅŸey söz konusu deÄŸil ama bunu tetiklemeye çalışan bir odak varsa bunun SDG olduÄŸu zaten net bir ÅŸekilde görülüyor.” yanıtını verdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik şunları kaydetti:

“Suriye’nin içerisinde herhangi bir Kürt, Dürzi, Alevi, Nusayri, Åžii kardeÅŸimize kötü gözle bakılmasının karşısında önce biz dururuz. Ve Suriye Hükümeti ile de bu konuda mutabıkız. Yani Suriye Hükümeti ile yapılan görüşmelerde, varılan mutabakatlarda, konuÅŸulan konularda bu hassasiyetler Türkiye tarafından iletiliyor. Onlar da gerçekten yaptıkları açıklamalarda bu hassasiyetlere riayet etme konusunda çok doÄŸru mesajlar verip, doÄŸru adımlar atmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla burada herhangi bir Dürzi, Kürt, Alevi, Nusayri, Åžii kardeÅŸimize kötü gözle bakanın karşısında en önce Türkiye Cumhuriyeti durur. Fakat kendisine ‘Kürt’ün temsilcisiyim’, ‘Dürzi’nin temsilcisiyim’ ya da kendisine ‘Alevi, Åžii’nin temsilcisiyim’ diyenlerin aslında Kürt’le, Dürzi’yle, Alevi, Åžii, Nusayri ile bir alakası yok. Onlar birtakım terör faaliyetleri yapmaya çalışıyorlar ve bu faaliyetler neticesinde kendilerine müdahale edildiÄŸi zaman da sanki bir etnik gruba ya da bir mezhep grubuna müdahale edilmiÅŸ gibi bunu sunmaya çalışıyorlar.”

Åžeyh Maksud ve EÅŸrefiye’de SDG’nin baÅŸlattığı kamu binalarını, sivil altyapıyı hedef alan çatışmaya müdahale edildiÄŸi zaman hem orada hem Türkiye’de konuÅŸanların “Kürtler hedef alınıyor” dediÄŸini aktaran Çelik, “Bunun Kürtlerle ne ilgisi var?” diye sordu.

“Kimsenin yemediÄŸi bir numara”

AK Parti Sözcüsü Çelik, Hikmet El-Hicri’nin bir terör faaliyetine giriÅŸtiÄŸi zaman, ona ve onun yanındakilere müdahale edildiÄŸi zaman, bunun “Dürzilere müdahale” gibi sunulmasının büyük bir siyasi yalan olduÄŸunu ve saha gerçekleriyle alakasının olmadığını söyledi.

Tartus ve Lazkiye’de Nusayrilere dönük herhangi bir yanlış eylem söz konusu olduÄŸunda, Türkiye’nin bunun karşısında duracağını dile getiren Çelik, “Ama orada açık kaynaklara da yansıdığı gibi, ki biz bunun istihbaratına da sahibiz, bunun bilgisine de sahibiz, Esad rejiminin artığı diyebileceÄŸimiz birtakım silahlı güçlerin, birtakım sızma unsurların ayrıca bunlara eklenen, orada çatışma çıkarıp, kendilerine müdahale edildiÄŸi zaman, daha sonrasında sanki Alevi, Nusayri kardeÅŸlerimize müdahale edilmiÅŸ gibi bir propaganda yapması artık kimsenin yemediÄŸi bir numara.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Terör örgütleri kendilerine etnik grupları, mezhep gruplarını kalkan yapıyorlar.” diyen Çelik, “Yani SDG’nin kendisine oradaki kadın ve çocukları kalkan yapması, kadın ve çocukların bulunduÄŸu yerleri atış mevzisi olarak kullanmasının Kürt kardeÅŸlerimizle ne ilgisi var? Esad’a baÄŸlı aranan birtakım silahlı unsurların Lazkiye’de, Tartus’ta çatışma çıkardığı zaman bunun Nusayri, Åžii kardeÅŸlerimizle ne ilgisi var? Siyonizmin dalga boyunda hareket eden Hikmet El-Hicri’nin aktivitelerinin Dürzi kardeÅŸlerimizle ne ilgisi var?” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütlerinin durumu örtbas edilmeye çalışılıyor”

Çelik, şunları ifade etti:

“Bunlara müdahale edildiÄŸi zaman, kim ki diyorsa ki ‘Kürtlere müdahale ediliyor’, yalan söylüyor. Kim ki diyorsa ki ‘Dürzilere karşı tavır alınıyor’, yalan söylüyor. Kim ki diyorsa ki ‘Alevi, Nusayrilere karşı bir kötülük yapılmaya çalışılıyor’, yalan söylüyor. Åžimdi ÅŸuna çok dikkat etmek lazım. Bugün terör örgütlerine müdahaleden sonra ‘Bütün bunlar müzakere yoluyla çözülsün’ diyenlerin, arÅŸiv ortada, son 10 aydır yaptığı konuÅŸmalara bakın. Bir tane ‘PKK terör örgütü silah bıraksın’ diyen cümle var mıdır? Bir tane ‘SDG terör örgütü silah bıraksın’ diyen bir cümle var mıdır?

Herhangi bir ÅŸekilde ‘PKK silah bıraksın’, ‘SDG silah bıraksın, terörden vazgeçsin’ diye tek bir cümle kurmamış olanların meseleyi, açık kaynaklarda yazdığı için söylüyorum, ‘Suriye yönetimi cihadisttir’ diyerekten Batı’daki kara propagandanın diliyle konuÅŸarak, burada terör örgütünü aklama yoluna gitmeleri aslında baÅŸka bir amacı bize göstermektedir.”

Avrupa BirliÄŸi (AB) Komisyonu BaÅŸkanı Ursula von der Leyen’in Suriye temaslarını hatırlatan Çelik, “Pek çok devlet baÅŸkanı orayı ziyaret etti. Suriye CumhurbaÅŸkanı, BirleÅŸmiÅŸ Milletler gibi temel platformlarda Suriye’yi temsil eden cumhurbaÅŸkanı olarak ağırlandı ve kabul gördü. Burada bu yapıya ‘cihadist’ denilerekten, aslında terör örgütlerinin durumu örtbas edilmeye çalışılıyor.” dedi.

“Yakın bölgemizdeki olaylarla ilgili hazırlıklarımızı en üst düzeyde tutuyoruz”

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bölgemizde çok dinamik olaylar oluyor, tüm bu olaylar karşısında bütün komÅŸularımızla ilgili olduÄŸu gibi yakın bölgemizdeki olaylarla ilgili hazırlıklarımızı en üst düzeyde tutuyoruz.” dedi.

“CHP’nin, AK Parti Grup BaÅŸkanvekili Leyla Åžahin Usta’ya Alevilerle ilgili söylemleri, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’a da emekliler konusundaki açıklamalarıyla ilgili eleÅŸtirileri oldu. Bu konuyu nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusuna iliÅŸkin Çelik, AK Parti’nin Aleviler konusundaki sahiplenmesi ve hassasiyetinin son derece açık ÅŸekilde ifade edildiÄŸini hatırlattı.

Ömer Çelik, bu konuda ayrımcılıkların kaldırılması için CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, belediye baÅŸkanlığı zamanından beri ortaya koyduÄŸu gayretlerin çok yüksek olduÄŸunu belirtti.

Emeklilerle ilgili konuda bütçenin imkanları içinde elden gelenin yapılmaya çalışıldığını dile getiren Çelik, “Bu çerçevede ekonomik programın ilerlemesine, ekonomik program çerçevesindeki iyileÅŸmelere baÄŸlı olarak hiçbir zaman emeklimizi, esnafımızı, işçimizi, çiftçimizi yalnız bırakmayacağız. Bütün bu hassasiyetler net biçimde ortadayken bizim arkadaÅŸlarımızı, Grup BaÅŸkanvekilimiz Leyla Hanımı, Genel Sekreterimiz Eyyüp Bey’i çirkin bir dille hedef almalarının herhangi bir geçerliliÄŸi yok bizim için, bu yok hükmündedir.” diye konuÅŸtu.

Usta ve İnan’ın bu görevlere kendi siyasi kabiliyetleri ve emekleriyle, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın takdiriyle getirildiÄŸini, görevlerini de haklarıyla yaptığını ifade eden Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Dolayısıyla burada emekli canlarımız, Alevi canlarımız üzerinden AK Parti’ye dönük bir tartışma açılması, arkadaÅŸlarımıza dönüp çirkin bir dil kullanılması tümüyle reddettiÄŸimiz bir konudur. Biz, Alevi canlarımızla da biriz, beraberiz. Bütün dikkatimiz, bütün siyasi hayatımız boyunca da en önemli önceliklerden bir tanesi emeklilerimizle yürüdüğümüz yolda, onların her zaman yanında olmaktır. ArkadaÅŸlarımıza dönük bu çirkin ifadeleri, kullananlara iade ediyoruz.”

“Özgür Özel artık kendince bir tür falcılığa baÅŸlamış”

“İran’da yaÅŸanan olayların Türkiye’ye olası etkilerine dair bir hazırlık olup olmadığına yönelik” soru üzerine Çelik, İran’da yaÅŸananları çok yakından takip ettiklerini, İran halkının herhangi bir zorlukla karşı karşıya kalmamasının en büyük hassasiyetlerinden biri olduÄŸunu söyledi.

Çelik, İran’da yaÅŸananları halletmesi gerekenlerin, İran CumhurbaÅŸkanı Mesud PezeÅŸkiyan’ın ifade ettiÄŸi gibi İran toplum hayatı ve İran Devlet hayatının kendi öz dinamikleri olduÄŸunu dile getirdi.

Dışarıdan müdahalenin ya da İsrail’in bahsettiÄŸi gibi birtakım yaklaşımların son derece olumsuz sonuçlar doÄŸuracağına iÅŸaret eden Çelik, “Bölgemizde çok dinamik olaylar oluyor, tüm bu olaylar karşısında bütün komÅŸularımızla ilgili olduÄŸu gibi yakın bölgemizdeki olaylarla ilgili hazırlıklarımızı en üst düzeyde tutuyoruz.” ifadesini kullandı.

“CHP Genel BaÅŸkanı Özgür Özel’in, ‘Baas rejimleri çöktükten sonra bölgede seküler olarak CHP ve DEM Parti kaldı'” ÅŸeklindeki söylemlerine iliÅŸkin Çelik, bunu, son yıllarda yapılan en vahim açıklama olarak deÄŸerlendirdiÄŸini aktardı.

Söz konusu söylemin çok yanlış, sıkıntılı, CHP’ye gönül veren vatandaÅŸlara büyük haksızlık olduÄŸunu dile getiren Çelik, bunun sekülarizmin, laikliÄŸin, demokrasinin ne olduÄŸunu anlamamış bir zihniyetin ürünü olduÄŸunu ifade etti.

Ömer Çelik, “Özel’in ‘Tayyip Bey dua ediyor yaÄŸmur yaÄŸmasın, Ankara susuz kalsın, İstanbul susuz kalsın’ ÅŸeklinde bir söylemi olmuÅŸtu. Bu konuya dair bir deÄŸerlendirmeniz olur mu?” sorusuna ise ÅŸu yanıtı verdi:

“Özgür Özel artık kendince bir tür falcılığa baÅŸlamış, bilmediÄŸi konularda konuÅŸuyor. Burada net bir ÅŸey söylemek gerekirse, kendi belediyelerinin beceriksizliÄŸini örtme bakımından söylemeyeceÄŸi yalan olmadığını, burada da bir sınır tanımadığını gösteriyor. CumhurbaÅŸkanımızın açık bir ÅŸekilde bütün milletimize hitap ederken yaptığı dualar, her zaman konuÅŸmaların içinde, konuÅŸmalarının sonunda milletimizin hayrı içindir, bölgemizin hayrı içindir. CumhurbaÅŸkanımız, bu memleketin beceriksizlerin eline kalmaması için, bu memleketin Yassıada zihniyetinin eline kalmaması için dua ediyor ama milletimize kötülük anlamına gelen herhangi bir duası olmaz, böyle bir ÅŸey söz konusu olmaz. Özgür Özel’in söylediÄŸi ÅŸey siyasi yalanın artık zirve noktası olduÄŸu gibi, büyük bir iftira söz konusu olduÄŸu gibi, maalesef siyaset alanının dışına çıkan, baÅŸka motivasyonlarla hareket eden bir tutum içerisinde de olduÄŸu görülüyor.”

Basın mensuplarının sorularını yanıtladı

AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Türkiye’nin üyeliÄŸine yaklaşım meselesi, bundan sonrasında Avrupa BirliÄŸi’nin (AB) birlik olarak hayatiyetini sürdürüp sürdürememe meselesi haline gelmiÅŸtir.” dedi.

Çelik, 30 avro altındaki siparişlerin gümrük vergisinden muaf tutulmasını sağlayan maddenin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin soru üzerine, haksız rekabete izin vermemek için bu adımın atıldığını söyledi.

Teknolojik gerekliliÄŸi olan istisnai durumlarda bazı yeni deÄŸerlendirmelerin yapılabileceÄŸine iÅŸaret eden Çelik, “Tüketici güvenliÄŸi ve saÄŸlığı, ürün güvenliÄŸi, haksız rekabetin önlenmesi açısından atılan adımlar bunlar. Aşırı fiyatlamalarla ilgili olarak Ticaret Bakanlığı gereken hassasiyeti gösteriyor, bunlar takip ediliyor.” diye konuÅŸtu.

“AB dönem baÅŸkanlığını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi​​​​​​​’nin devralmasının, Türkiye’yi etkileyip etkilemeyeceÄŸine” yönelik soruya Çelik, ÅŸu cevabı verdi:

“Biz baÅŸtan beri AB’nin, Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin esiri olmasının, AB’yi ne kadar küçük bir alana hapsettiÄŸini, AB’nin küresel bir güç olmaktan çıktığını söyledik. Bugün gelinen noktada AB, Grönland çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalara, Ukrayna-Rusya savaşı çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalara, güvenlik garantileri çerçevesinde çıkan tartışmalara ve NATO çerçevesinde çıkan tartışmalara bakın, Türkiye’nin ‘AB bu ÅŸekilde küresel güç olamaz’ tezinin ispatlandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu vizyonsuzluk esasında Türkiye’ye dönük geniÅŸleme perspektifinin durdurulmasıyla baÅŸladı. Ama ondan öncesinde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi​​​​’nin marjinal tezlerinin AB tezi olarak sunulmasından dolayı ortaya çıktı. 7 Ocak’ta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi​​​​​​​, bu devralma sırasında KKTC’ye dönük ‘iÅŸgal,ilhak’ gibi ifadeler kullanıyor. Daha sonra da ‘bölünme’ gibi ifadeler kullanıyor. Bunların hepsi gayrimeÅŸru ifadelerdir. Esas buradaki ilhak, 1963’te Rum kesiminin anayasayı, Kıbrıs Türk’ünün haklarını gasp ederek ortaya koyduÄŸu iÅŸgal ile ilhaktır.”

“Bu zihniyetle hayatiyetini sürdürmesi çok zor”

Kıbrıs konusunda AB’nin herhangi bir ÅŸekilde arabulucu olamayacağına iÅŸaret eden Çelik, “Çünkü tarafsız deÄŸil. Tarafsız olmadığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi​​​​​​​’nin bu devir teslim sırasında söylediÄŸi sözlerle de bir kere daha ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin üyeliÄŸi ile ilgili konu artık Güney Kıbrıs meselesi, Almanya, Fransa meselesi vesaire bunları aÅŸmıştır.” diye konuÅŸtu.

Türkiye meselesinin, önceleri AB’nin küresel güç olup olmama meselesi olduÄŸunu belirten Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“Bakın burada net bir ÅŸekilde ilk defa söylüyorum. Türkiye’nin üyeliÄŸine yaklaşım meselesi, bundan sonrasında AB’nin birlik olarak hayatiyetini sürdürüp sürdürememe meselesi haline gelmiÅŸtir. Yani bu zihniyetle hayatiyetini sürdürmesi çok zor olacaktır. Nitekim iÅŸte güvenlik konularındaki davranışlarını görüyorsunuz. Grönland meselesindeki dağınıklıkları, NATO ve Karadeniz, DoÄŸu Akdeniz’deki yanlış tutumları…Bütün bunlar herhangi bir ÅŸekilde ekonomik güç olan ama bir ÅŸekilde siyasi güç, güvenlik gücü olamayan bir yapı ortaya koyuyor.”

“Esas mesele insanların can güvenliÄŸini tehdit eden uygulamalar”

Çelik, DEM Parti heyetinin, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’la görüşme taleplerinin olup olmadığına iliÅŸkin soru üzerine, bu konuda kesinleÅŸmiÅŸ bir takvimin olmadığını söyledi.

“Suriye’deki olaylar sonrası DEM Parti eÅŸ genel baÅŸkanlarının çözüm için SDG yöneticilerini Ankara’ya davet etmesine” iliÅŸkin soruya Çelik, ÅŸu yanıtı verdi:

“Bu söylemler çeÅŸitli odaklar tarafından gündeme getiriliyor. Ama net bir ÅŸekilde görmek lazım. Biz, insan hakları konusunda ve diÄŸer konulardaki hassasiyetimizi Suriye yönetimiyle paylaşıyoruz ve onlardan da olumlu dönüş alıyoruz. Herhangi bir ÅŸekilde bir yerde sıkıntı olduÄŸunda, Suriye yönetiminin bununla ilgili olarak soruÅŸturma açmasından, bunlara müdahale etmesinden de memnuniyet duyduÄŸumuzu ifade ediyoruz. Burada esas mesele insanların can güvenliÄŸini tehdit eden uygulamalar. Son örnekte de olduÄŸu gibi SDG tarafından ortaya koyulmuÅŸtur. Yani Åžeyh Maksud’da, EÅŸrefiye’de ve Beni Zeyd’de ortaya çıkan tablo, SDG terör örgütünün doÄŸrudan askerleri ve sivilleri hedef alarak ortaya koyduÄŸu bir katliam tablosudur. Åžimdi bu sık söyleniyor. Yani ‘Türkiye’ye davet edin ve ÅŸu ÅŸekilde olsun’ diye. Biz, bunun yolunu söyledik. Silahların bırakılması, terör unsurlarından arınması, 10 Mart Mutabakatı’na uyarak, Suriye’nin bir parçası olması ÅŸeklindeki bir süreçle bu mümkün olur.”

“Kürt karşıtı bir politika sürdürüldüğü yalandır”

“Türkiye’nin bölgesinde anti-Kürt bir politika yürüttüğü” yönündeki iddiaların sorulduÄŸu Çelik, ÅŸunları kaydetti:

“ArkadaÅŸlar bu daha Türkiye’de Suriye konusu, Suriye’deki Kürtler konusu konuÅŸulmazken bile, bu kadar gündem deÄŸilken bile CumhurbaÅŸkanımız, o zaman Esad’la görüşülen zamanlarda Esad’a ‘Suriye Kürtlerine haklarını vermesi gerektiÄŸini, onların da diÄŸer unsurlar gibi eÅŸit vatandaÅŸ statüsüne kavuÅŸturulması gerektiÄŸini’ söylemiÅŸti. Daha bu katliamlar baÅŸlamamıştı. O zamana kadar bugün ‘Türkiye’nin anti-Kürt bir politika izlediÄŸini’ söyleyenlerin seleflerinin gündeminde Suriye Kürtleri diye bir konu yoktu. Bu, Meclis’te bile gündeme gelmemiÅŸti. Daha Türkiye siyasetinde böyle bir gündem bile yokken, CumhurbaÅŸkanımız, görüşülen zamanlarda, katliamların baÅŸladığı zamanlarda Esad’a bunları telkin ediyordu. Suriye Kürtlerine haklarını ver, seçimlere girsinler, eÅŸit vatandaÅŸ olarak Suriye içerisinde konumlansınlar diye.”

Çelik, birtakım acemi siyaset sihirbazlıklarının yapıldığına dikkati çekerek, “Türkiye’nin Orta DoÄŸu coÄŸrafyasında anti-Kürt bir siyaset izlediÄŸi izleniminin verilmeye çalışıldığını” söyledi.

Buna Orta DoÄŸu coÄŸrafyasındaki Kürtlerin bile inanmayacağına iÅŸaret eden Çelik, “Yıllardır böyledir. Kobani meselesinde Barack Obama, CumhurbaÅŸkanımızı aramıştı. Kobani düştü, düşüyor diye. O zaman terör örgütü Kobani’ye kimsenin girmesine müsaade etmiyordu ki katliam olsun da bir propagandasını yapsın diye. Kobani’ye giden yardıma Türkiye kapıyı açtı. Bir günde 100 bin kardeÅŸimizi Kobani’den ölümden kurtarmak için Türkiye tarafına geçmesini saÄŸladık biz. Dolayısıyla burada ‘Türkiye’nin anti-Kürt bir politika, Kürt karşıtı bir politika sürdürdüğünü söylemek’ baÅŸtan aÅŸağı bir yalandır.” diye konuÅŸtu.

“Büyük bir çeliÅŸki”

Bunu söyleyenlerin, terör örgütleri konusundaki gündemi saklamaya çalıştığına iÅŸaret eden Çelik, terör örgütlerine silah bırakma konusunda hiçbir çaÄŸrı yapmayanların, “Türkiye’ye anti-Kürt bir politika izliyorsun” demesinin büyük bir çeliÅŸki olduÄŸunun altını çizdi.

Ömer Çelik, şunları ifade etti:

“Bugün Kürtlerden yana olanların, Suriye’deki, Irak’taki Kürt kardeÅŸlerimizden yana olanların yapacağı ilk çaÄŸrı, PKK ve SDG’nin silah bırakması, terörsüz bölge sürecine ulaşılması gerektiÄŸidir. Bu nettir. Bizim Kürt vatandaÅŸlarımızın akrabaları, kardeÅŸleri Suriye’de oturuyor. Bizim Kürt vatandaÅŸlarımızın akrabaları ve kardeÅŸleri bizim de kardeÅŸlerimizdir. Irak’takiler de aynı ÅŸekilde kardeÅŸimizdir. Orada Türkmen’in, Kürt’ün, Arap’ın ortak geleceÄŸe, ortak kadere sahip bir ÅŸekilde, ortak refahını ve ortak güvenliÄŸi paylaÅŸacak ÅŸekilde yoluna devam etmesi gerektiÄŸi için Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefini gözetiyoruz. Ama birileri terörsüz bölge hedefinden ve Terörsüz Türkiye hedefinden terör örgütlerinin meÅŸrulaÅŸacağı ya da mazur görüleceÄŸi bir tablonun ortaya çıkmasını istiyorsa, bu hem bölge halklarına ihanettir hem de Kürt çocuklarının geleceÄŸine ihanettir.”

“10 Mart Mutabakatı’na uymak dışında herhangi bir ÅŸey önermiyoruz”

Çelik, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin hem Türkiye için hem de bölge için ortak refahı, ortak güvenliği, ortak geleceği paylaşan iradenin ortaya çıkması olduğunu söyledi.

“Suriye’de SDG’nin neden 10 Mart Mutabakatı’na uyup silah bırakmadığı, Suriye toplumunun parçası olarak bütün bir Suriye’de faaliyet gösterecek ÅŸekilde, eÅŸit vatandaÅŸ olarak davranmadığı” sorusu yöneltilen Çelik, “Bunun Siyonizmle olan dalga boyunu herkes görüyor. Yani bunun görünmemesi mümkün deÄŸil.” dedi.

Çelik, şunları kaydetti:

“Bunu görmemek, akılla alay etmektir. Yani istihbarata da gerek yok. Beni Zeyd’e, Åžeyh Maksud’a, EÅŸrefiye’de en son olanlar ortadadır. Bizim söylediÄŸimiz, kimsenin, hiçbir etnik grubun kanı dökülmesin. Hiçbir mezhep grubuna, etnik gruba ait kardeÅŸimizin kanı dökülmesin. Bütün geçiÅŸler makul bir ÅŸekilde, masada, siyasi süreçlerle, ortak kararlarla gerçekleÅŸsin. Yani 10 Mart Mutabakatı’na uymak dışında herhangi bir ÅŸey önermiyoruz. Ama buna karşı ‘Ben elimdeki silahı bırakmam, silahı bırakmadığım gibi birtakım maksimalist taleplere devam ederim’ diyen varsa, bundan sonrasında maalesef çok daha üzücü geliÅŸmeler olabilir. Çok daha sıkıntılı ÅŸeyler olabilir. Kimse, geçmiÅŸte de bu görülmüştür, böyle birtakım kaos ortaya çıktığı zaman, dünyada bir istikrarsızlık ortaya çıktığı zaman birileri buradan terör örgütleri için bir derinlik üretebilir miyiz, bir mevzi üretebilir miyiz gibisinden, maalesef hiç dolu olmayan bir takım yaklaşımlara giriyorlar ama sonuçta aynı kapıya çıkıyor. Tekrar çıkmasın.

Biz, geçmiÅŸte yaptığımız gibi terörün en ağır tabloları ortaya koyduÄŸu zamanda bile demokratikleÅŸme perspektifimizi koruduk, siyasi reform perspektifimizi koruduk, Türkiye’nin içindeki kardeÅŸliÄŸe bir halel gelmedi. Türkiye’nin içindeki kardeÅŸliÄŸin hamurunun ne kadar saÄŸlam olduÄŸu ne kadar saÄŸlıklı olduÄŸu, Türkiye’nin kendi iç bünyesinin ne kadar deÄŸerli olduÄŸunu her olayda görüyoruz. Biz bunu bölgemiz için de istiyoruz. Bunda herhangi bir ÅŸekilde şüphe yok. Tablonun ne olduÄŸunu da görüyoruz. Burada birileri çıkıp da ikide bir terör örgütlerini meÅŸrulaÅŸtırmak için ‘karşı tarafta cihadistler var, DEAÅž var, onlar saldırıyor’ diyor. DEAÅž ile en çok mücadele eden ülke biziz. DEAÅž ile doÄŸrudan doÄŸruya kara savaşı vermiÅŸ yegane ordu Türk ordusudur. Defalarca söylenmiÅŸtir bu. Orada en büyük mücadeleyi biz vermiÅŸizdir. Problemin PKK, SDG’nin bütün unsurları, uzantılarıyla silah bıraksın diyebiliyor musunuz, diyemiyor musunuz? Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefine sahip çıkabiliyor musunuz, çıkamıyor musunuz?”

“Demokrasinin güçlendiÄŸi tablolar ortaya çıksın diye uÄŸraşıyoruz”

Çelik, Türkiye’nin Suriye’de Kürtlerin eÅŸit olduÄŸu ve Suriye’nin ortak geleceÄŸinde imzası bulunan bir tablonun ortaya çıkmasını istediÄŸini, bunun önündeki en büyük engelin ise terör örgütlerinin süreci akamete uÄŸratması olduÄŸunu belirtti.

Suriye’de Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların ve bütün mezhep gruplarının kendi ortak geleceklerinin inÅŸasında imza sahibi olması gerektiÄŸine iÅŸaret eden Çelik, “Hep beraber olumlu adımlar görelim, olumlu adımlar atılsın, terörden arınmış, kardeÅŸlik hukukunun daha pekiÅŸtiÄŸi, demokrasinin, hukukun ve ortak iradenin daha da güçlendiÄŸi tablolar ortaya çıksın diye hep beraber uÄŸraşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çelik, yükseköğretim alanında elde edilen olumlu bir geliÅŸmeyi de paylaÅŸtı. Sürdürülebilir ve iklim dostu kampüs projeleri kapsamında üniversitelerin teÅŸvik edildiÄŸini hatırlatan Çelik, YeÅŸil Üniversite Endeksi’ne göre Türkiye’nin 139 üniversite ile dünyada ikinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirtti.

Bunun hem enerji verimliliği hem de doğa dostu kampüslerin yaygınlaşması açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, YÖK Başkanı ve ekibini, üniversitelerde doğa dostu ve enerji verimliliğine odaklanan kampüs projelerine destek veren tüm yöneticileri ve özellikle öğrencileri tebrik etti.

Kaynak: AA