Akar: Hak ve menfaatlerimizi korumak, kollamak konusunda azimliyiz, kararlıyız, muktediriz

Akar Hak ve menfaatlerimizi korumak, kollamak konusunda azimliyiz, kararlıyız, muktediriz

Akar Hak ve menfaatlerimizi korumak, kollamak konusunda azimliyiz, kararlıyız, muktediriz

Milli Savunma Bakanı Akar, “Türkiye’nin gücünü, kuvvetini test etmemek lazım. Hak ve menfaatlerimizi korumak, kollamak konusunda azimliyiz, kararlıyız, muktediriz.” dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar,  Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası‘nda gündeme iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

İçinde bulundukları bölgede çeÅŸitli siyasi krizlerle, çeÅŸitli çalışmalarla iç içe faaliyetleri yoÄŸun bir ÅŸekilde yürüttüklerini belirten Akar, “Esas olan, hakkı hukuka, ecdadımızdan aldığımız mirasa uygun ÅŸekilde, hak, adalet, istikrar, barış için ve insanların rahatı, huzuru ve güvenliÄŸi için gayretlerimizi gösteriyoruz. Bu esaslar çerçevesinde yaptığımız mücadelede hakkımızı, hukukumuzu korumakla kararlılığı herkesin bilmesini istiyoruz.” diye konuÅŸtu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele edildiÄŸini vurgulayan Akar, “Çok şükür aldığımız sıkı ve katı tedbirlerle herhangi bir ÅŸekilde operasyon bölgelerimizde Kovid-19 ile ilgili bir hadise görülmedi.” bilgisini verdi.

Bakan Akar, ciddi şekilde yurt dışı ziyaretlerin söz konusu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Silahlı Kuvvetlerin savunma planının yeni yapısıyla geçmiÅŸte olmadığı kadar bu konuda da dış temaslarını bizler Bakanlık olarak, Genelkurmay BaÅŸkanımız, Kuvvet Komutanlarımız da kendi muhataplarıyla görüşmelerini sürdürüyoruz. Bu yıl içinde bizim 104, toplamda 163 temasımız oldu. Bu görüşmelerde, bütün bu çalışmalarda CumhurbaÅŸkanımızın talimatları, bizim sahip olduÄŸumuz ilkeler, yasalarımız, hak ve menfaatlerimiz çerçevesinde hakkımızı hukukumuzu savunmaya gayret gösteriyoruz.”

Yurt dışındaki temsilciliklerin ciddi şekilde arttığını belirten Akar, 83 ataşeliğe ulaştıklarını ifade etti.

Burada yoÄŸun bir temaslar hiyerarÅŸisi olduÄŸunu dile getiren Akar, “Askeri eÄŸitim iÅŸ birliÄŸi anlaÅŸmaları, çerçeve anlaÅŸmaları da sayısal olarak artmış durumda. Bugüne kadar yapılan askeri, diplomatik, tüm çalışmaları Sayın CumhurbaÅŸkanımızın önderliÄŸindeki yapılan giriÅŸimler, yüz yüze görüşmeler, toplantılar. Bunların hepsinin sonunda geldiÄŸimiz nokta artık erkesin bilmesi lazım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslararası ortamda gerçekten bir özne haline gelmiÅŸtir. Dolayısıyla bütün deÄŸerlendirmeleri bu esas dahilinde yapmamız lazım.” dedi.

“15 Temmuz sonrası asil milletimiz, ordusuna sahip çıktı”

15 Temmuz sonrası asil Türk milletinin ordusuna sahip çıktığını vurgulayan Bakan Akar, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla o hain darbe giriÅŸiminin verdiÄŸi zararı, ziyanı çok şükür, çok kısa sürede atlatma imkanına kavuÅŸabildik. Bu hainler gittikten sonra ÅŸu anda içinde bulunduÄŸumuz ortamda Silahlı Kuvvetlerimizin her geçen gün daha da kuvvetlendiÄŸini, ÅŸanlı üniformanın gerçek sahipleri tarafından giyilmesiyle gücümüzün, kuvvetimizin daha da arttığını görmek mümkün. 15 Temmuz’dan itibaren 93 bin 327 personel aldık. Bu personelin yüzde 70’i karada, denizde, havada, yurt içinde ve sınır ötesinde bütün operasyonlarda büyük bir kahramanlık ve fedakarlıkla çalışan uzman ve sözleÅŸmeli personelimizden ibaret. Bunların yaptıkları çalışmalar gerçekten son derece saygıdeÄŸer ve dolayısıyla bizim gücümüz ve kuvvetimiz de herhangi bir sıkıntı yok.”

“Etki alanımız, gerçekten son derece geniÅŸledi”

Hulusi Akar, CumhurbaÅŸkanlığının 1 nolu kararnamesiyle Milli Savunma Bakanlığının statüsünün, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ne baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸtirildiÄŸini anımsattı.

Hiyerarşinin, Cumhurbaşkanı, Bakanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları şeklinde sıralandığını anlatan Akar, buna göre faaliyetleri yürüttüklerine işaret etti.

Bu hiyerarşide tam emir komutanın söz konusu olduğunun bilgisini veren Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bütün sorumluluk dahil, bütün yetki de bu faaliyetlerimizi sürdürmek zorundayız. Bununla alakalı gerekli mevzuat çalışmaları sürmekte. Bu duruma uymak için yıllardan beri olmuÅŸ birtakım alışkanlıklar ve yapılanmalar var. Bunların düzenlenmesi gerekiyor. Esas olan hukuktur. Esas olan hukukun üstünlüğü. Buradan hareketle faaliyetlerimizi planlıyoruz, sürdürüyoruz.

2019’un Haziran ayında yeni Asker Alma Kanunu çıktı. Bu önemli bir aÅŸamaydı. 1927’den beri çeÅŸitli ÅŸekillerde deÄŸiÅŸiklik yapıldığı için sistematiÄŸi bozulan bir yasaydı. Bu yeni yasayla birlikte bir bütün halinde Asker Alma Kanunu belirlendi. Daha sonra 2020’de yapılan düzenlemelerle personel, teÅŸkilat ve disiplin konularında ilave bazı tedbirler alındı. ‘Hukukun üstünlüğü esas’ diyerek bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Askeri alanda, askerlik anlamında, askerlik teorisinde bir husus var. Etki alanı var, ilgi alanı var. Bizim ÅŸu anda etki alanımız gerçekten son derece geniÅŸledi. Fakat ilgi alanımıza geldiÄŸimizde artık bütün dünya demek yanlış olmayacak. Bütün dünyadaki geliÅŸmeleri, siyasi, askeri, teknolojik ne varsa bunların hepsini yakından takip etmek durumundayız. Takip ediyoruz. Dolayısıyla ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaati için ne gerekliyse bunları yapmanın çalışması ve gayreti içindeyiz.”

Akar’dan Yunanistan’a “görüşme” daveti

DoÄŸu Akdeniz ve Ege’deki geliÅŸmelerin ardından Yunanistan ile yaÅŸanan gerginlikle ilgili Türkiye’nin duruÅŸuna yönelik soru üzerine Akar, “Daha önceki muhatap ve mevkidaÅŸlarımızla daha önceki dönemde Genelkurmay BaÅŸkanı sonrasında Savunma Bakanı olarak yaptığımız görüşmelerde belli bir noktada mutabakat saÄŸladık. Herhangi bir tahdit olmaksızın kendi aramızda, uzmanlar arasında bunları görüşelim diye. 15-20 kiÅŸilik bir heyet seçtik biz Atina’ya gönderdik. Teknik bir mesele konuÅŸalım, her ÅŸeyi aklımızın arkasında bir ÅŸey kalmasın, her ÅŸeyi masaya koyalım açıkça görüşelim dedik. Fakat buradaki kural ÅŸu: Bütün meseleler çözülmeden hiçbir mesele çözülmeyecek. Buna göre konuÅŸalım” ifadelerini kullandı.

Yunanistan tarafının da bunu kabul etmesinin ardından belirlenen heyetin Atina’ya gittiÄŸini belirten Akar, ÅŸunları söyledi:

“Atina’da bir toplantı yaptılar. Daha sonra Yunan uzman heyeti Türkiye’ye geldi Ankara’da bir toplantı yaptık. Daha sonra biz Atina’ya tekrar bir daha gönderdik. Åžimdi dördüncü toplantı Ankara’da olacak. Bugün bir kez daha söylüyorum biz her durumda, her ÅŸartta bekliyoruz. Biz konuÅŸmaktan yanayız. Biz haklıyız, onun için güçlüyüz dolayısıyla biz konuÅŸmaktan korkmuyoruz. Gelin konuÅŸalım. Her ÅŸey açık. DiyaloÄŸa açığız. Biz barış, huzur istiyoruz ama hakkımızı, hukukumuzu da istiyoruz. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceÄŸi için de neyse o sorumluluÄŸu da yerine getirmek istiyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Yunan mevkidaÅŸlarımız karar verirlerse biz onları burada ağırlamaktan memnuniyet duyarız. Uzmanlar gelsinler, konuÅŸalım, görüşelim.”

“BoÅŸ bir hayal”

DoÄŸu Akdeniz’de bazı ülkeler tarafından düzenlenen ortak tatbikatlara da deÄŸinen Akar, “Tatbikatlarla, benzer giriÅŸimlerle Türkiye’nin, TSK’nın faaliyetlerini engellemek, deÄŸiÅŸtirmek gibi ÅŸeyleri düşünmek boÅŸ bir hayaldir. Bizim kurallarımız var, prensiplerimiz var, hukuk var, hak var, hakkaniyet var. Bu çerçevede yapılması gereken neyse bunları yaptık, yapmaya devam edeceÄŸiz” diye konuÅŸtu.

Türkiye’nin kimsenin toprağında, denizinde, hak ve hukukunda gözünün olmadığını vurgulayan Akar, şöyle konuÅŸtu:

“Bunu binlerce defa tekrarladık, söylüyoruz. Kendi sınırlarımızda kalmak kaydıyla hakkımızı, hukukumuzu istiyoruz, diÄŸer taraftan da bir damla suyunu dahi vermeyiz, hakkımızı yedirmeyiz. Bunu anlayın. Muhataplarımızın, bunu anlamakta sıkıntısı var. Hiçbir ÅŸekilde akla sığmayan taleplerle, yorumlarla görüşmelerle, konuÅŸmalarla olayı tırmandıran kendileri. Bizim yaptığımız ÅŸey son derece barışçıl bir ÅŸekilde sismik araÅŸtırma yapıyoruz, olay bundan ibaret. Buna karşı askeri tatbikat yapılması, gemiler, uçakların getirilmesi nedir?”

“Bu yaklaşım Yunan halkına da zarar veriyor”

Yunanlı müttefiklerin “Her ÅŸey benim” yaklaşımında olduÄŸunu söyleyen Akar, ÅŸunları kaydetti:

“Tek haklı kendileri. Peki bu 83 milyonluk Türkiye’nin hiç hakkı yok mu? Bu kadar yanlış, tek yanlı, bencil bir yaklaşım kendilerine de Yunan halkına da zarar veriyor. KomÅŸumuz, Yunan halkının da huzura ihtiyacı var. Her seferinde olayları tırmandırarak onları da rahatsız, huzursuz etmenin bir anlamı yok. Kendileri de kaybediyor.”

 

Savunma ve güvenlik alanında NATO ve BM gibi global bazda bazı görevlerin, sorumlulukların bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Akar, “Bunları da gerçekten son derece baÅŸarılı bir ÅŸekilde herkes tarafından dikkat edilecek ÅŸekilde üstün bir düzeyde arkadaÅŸlarımız büyük bir kahramanlık ve fedakarlıkla yerine getirmeye devam ediyorlar.” ifadesini kullandı.

Ayrıca ileri teknoloji için yürütülen faaliyetler hakkında da bilgi veren Akar, “Bu ileri teknolojiyi ithal ederek deÄŸil onu yerli ve milli ÅŸekilde üretmek suretiyle silahımızı, aracımızı, gerecimizi, mühimmatımızı da yapar hale gelmenin büyük bir azmi ve gayreti içindeyiz. Bu konuda Sayın CumhurbaÅŸkanımızın gayretleri malum. İddia malum. Bunun gerçekleÅŸmesi için çok ciddi bir çalışma içindeyiz. Bunun sonucunda varmak istediÄŸimiz ÅŸey, ülkemizi ve milletimizin güvenliÄŸini saÄŸlayacak düzeyde etkin, caydırıcı, saygın bir ordunun oluÅŸması, vatanına milletine baÄŸlı personelden müteÅŸekkil.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Son yayımlanan Navtex’in muhtevası

Bakan Akar, son yayımlanan Navtex’in muhtevasının sorulmasına ÅŸu karşılığı verdi:

“Navtex, bunu herhangi bir ÅŸekilde denizde bir faaliyet göstereceÄŸiniz zaman bu denizcilik kuralı, denizcilerimiz bir ilanda bulunuyorlar, ‘ÅŸu alanlarda bizim bir faaliyetimiz olacak, seyir ve güvenlik bakımından bunu bilin’ diyoruz. Bizim orada (DoÄŸu Akdeniz) deniz alaka ve menfaatlerimiz konusunda çalışmalarımız var, hakkımızı hukukumuzu korumakta kararlı, azimli ve muktedir olduÄŸumuzu müteaddit defalar söyledik, söylemeye devam edeceÄŸiz. Bu çerçevede biz faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bizim orada yaptığımız sismik çalışmalar, araÅŸtırmalar, bununla alakalı ne varsa gerektiÄŸi kadar bunu sürdüreceÄŸiz. Bunun herhangi bir tarihi, sınırı vesaire söz konusu deÄŸil. Bizim orada hakkımızı, hukukumuzu kullanıyoruz, bunun gereÄŸi olarak da yapılması gereken teknoloji çalışmaları var. Bu çalışmaları sürdürüyoruz. Bunlar ne kadar gerekiyorsa o kadar yapılacak ve bunu yapacağız. Enerji Bakanlığımız bu çalışmaları sürdürürken, biz de Silahlı Kuvvetler, Milli Savunma Bakanlığı olarak oradaki faaliyetlerin güvenliÄŸini saÄŸlamaktan sorumluyuz. Bugün yapılan açıklamaya geldiÄŸimizde bu tamamen bundan farklı. İskenderun bölgesinde Deniz Kuvvetlerimizin atış eÄŸitimi için yapılan planlı bir faaliyet ile alakalı güvenlik bakımından yayımlanmış bir Navtex’tir. Bu farklı eÄŸitim ve atış için yapılan çalışma.”

 “Biz artık terörle yaÅŸamak, buna alışmak zorunda deÄŸiliz”

Bakan Akar, “Teröristle mücadele operasyonları kapsamında, Pençe-1, Pençe-2, Pençe-3 operasyonları sürerken Pençe-Kartal, hemen ardından da Pençe-Kaplan operasyonlarını baÅŸlattınız. Yurt içi ve sınır ötesinde gerçekleÅŸtirilen teröristle mücadele operasyonlarında son durum nedir?” sorusunu yanıtlarken, öncelikle operasyonlarla alakalı ilkelerden söz etmek istediÄŸini söyledi.

“Bir kere biz ÅŸuna inanıyoruz, biz artık terörle yaÅŸamak, buna alışmak zorunda deÄŸiliz, bunu görüyoruz.” diyen Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz terörü bitirmek için terörü kaynağında kurutmak için elimizden gelen neyse bugüne kadar yaptık ve bundan sonra da artan bir tempoyla bunu yapmak suretiyle inÅŸallah terör belasından asil milletimizi kurtaracağız, hudutlarımızın, halkımızın güvenliÄŸini saÄŸlayacağız. Amacımız bu. Bunu yaparken tekrar tekrar söylüyoruz, biz tüm komÅŸularımızın toprak bütünlüğüne, siyasi bütünlüğüne son derece saygılıyız. Kimsenin toprağında, kimsenin denizinde asla gözümüz yok. Fakat hiçbir ÅŸekilde de komÅŸularımızın topraklarından, denizlerinden bize karşı bir saldırıya da müsaade etmeyeceÄŸimizi, buna göz yummayacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz.

Altını çizmek istediÄŸim önemli konulardan biri, bizim tek amacımız terörle ve teröristle mücadele. Bizim bunun dışında herhangi bir etnik, herhangi bir mezhepsel toplulukla mücadelemiz söz konusu deÄŸil. Özellikle dış basında bizim terörle, teröristle, PKK ile YPG ile DEAÅž ile mücadelemizin tercümesi yapılırken oraya Kürt kardeÅŸlerimizi ilave ediyorlar. Bu kesinlikle yanlış, kabul etmemiz mümkün deÄŸil, böyle bir ÅŸey asla söz konusu deÄŸil, Kürtler bizim kardeÅŸimizdir, biz onlarla etle tırnak gibiyiz. Binlerce yıl beraber yaÅŸadık, ÅŸehitliklerde yan yana yatıyoruz. Bundan sonra da birlikte yaÅŸamaya devam edeceÄŸiz ve bunu hiç kimse fitne ile fesat ile deÄŸiÅŸtiremez.”

Hulusi Akar, operasyonları yaparken, emirlerde, talimatlarda, çalışmalarda her zaman altının çizilen en önemli konulardan birinin, sivillere, masumlara zarar ziyan vermemek için tarihi, dini yapılara, herhangi bir zarar getirmemek ve çevreyi korumak olduğunu belirterek, bu konularda hassas davrandıklarını herkesin bilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bunun dışında bir sürü tezvirat da yapıldığına dikkati çeken Akar, “Anadolu Ajansımız bunları o fake fotoÄŸrafları videoları anında yüzlerine çarpmaktadır.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“En son teröristi etkisiz hale getirip bu musibetten 40 yıldan fazla cefa çeken milletimizi kurtaracağız”

Terör ve teröristle mücadeleyi “taarruzi” bir anlayışla sürdürdüklerini vurgulayan Bakan Akar, “Bu çerçevede yaptığımız mücadelede, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecek. Bundan dönüş yok. Bu Sayın CumhurbaÅŸkanımızın talimatı, bizim yaptığımız planlama bu yönde. En son teröristi etkisiz hale getirip bu musibetten 40 yıldan fazla cefa çeken halkımızı, milletimizi kurtaracağız. DileÄŸimiz temennimiz bu.” diye konuÅŸtu.

Kuzey Irak’ta yürütülen operasyon serilerinin gerçekleÅŸtiÄŸine iÅŸaret eden Akar, hudutların, halkın güvenliÄŸi için ellerinden gelen gayreti göstermeye devam edeceklerini ifade etti. “Buradaki tehdidi yok edeceÄŸiz, bizim amacımız bu.” diyen Akar, ÅŸunları söyledi:

“Bunun dışında bizim Iraklı kardeÅŸlerimizle bir sorunumuz söz konusu deÄŸil, olamaz. Zaten biz bunları Irak yönetimi ile oradaki teröristlerin beraber etkisiz hale getirilmesi için gayret gösterimi konusunda görüşmekteyiz. Pençe harekatlarında ÅŸu ana kadar 320 terörist etkisiz hale getirilmiÅŸtir. Burada en önemli konulardan biri de bugüne kadar ‘girilemez, ulaşılamaz’ denilen yerlere Mehmetçik girdi ve ulaÅŸtı, bütün o maÄŸaraları, inleri baÅŸlarına yıktı ve yıkmaya devam ediyor. Dolayısıyla kaçacak yerleri kalmadı, bunu başındakiler anladılar ve temennimiz dileÄŸimiz, alttakilerin de bunu anlaması. Zaten geriye dönüp baktığımızda, burada katılımlar azaldı, kaçışlar çoÄŸaldı, takip ediyorsunuz. Biz bunun bitmesi için ne yapılması gerekiyorsa bunları yapmaya devam edeceÄŸiz.”

Terör örgütü yandaÅŸlarının, hava harekatlarında sivil vatandaÅŸların öldürüldüğüne yönelik iddialarını anımsatan Milli Savunma Bakanı Akar, “Bu da gerçekleri yansıtmamakta. Unutmayalım, zafer süngünün ucundadır, dolayısıyla bizim komandolarımızın son derece zor arazi ve iklim koÅŸullarında yaptıkları faaliyetleri göz ardı etmememiz lazım. Gerçekten buradaki mücadelede bir bütün ve bir bütün halinde arkadaÅŸlarımız sürdürüyorlar. Amacımız istiklale kavuÅŸmuÅŸ bir bölgeden bahsediyoruz, ona çalışıyoruz.” dedi.

“24 Temmuz 2015’ten bu yana 17 bin 200 terörist etkisiz hale getirildi”

Türkiye’nin amacının bağımsız, müreffeh ve güven içinde yaÅŸanılabilir bir Suriye olduÄŸunu vurgulayan Akar, bunun gerçekleÅŸmesi için uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edildiÄŸini söyledi.

Türkiye’nin sınır bölgelerinde herhangi bir terör koridorunun oluÅŸmasına müsaade etmeyeceÄŸini kaydeden Bakan Akar, Türkiye’nin güvenliÄŸini tehdit eden terör faaliyetlerinin durdurulması için bugüne kadar yapılması gerekenleri yaptıklarının altını çizdi.

Türkiye dışında Suriye’de bulunan ülkelerin emrivaki giriÅŸimleri nedeniyle bu ülkenin hem siyasi hem toprak bütünlüğü konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Akar, şöyle devam etti:

“Hepimizin bildiÄŸi gibi orada, 40 binden fazla vatandaşımızı katleden silahlı terör örgütü PKK var. PKK ile paralel bir de YPG var. Bunlar çeÅŸitli isim adı altında çıkmaktadır. Karşımızda bir terör örgütü var, isimleri ne olursa olsun. Dolaysıyla bu örgütle mücadelemiz devam ediyor. Bunun anlaşılması ve görülmesi lazım. Bu konuda müttefiklerimizle, dostlarımızla maalesef anlaÅŸamadık, anlaÅŸamıyoruz. Bunu da her seferinde masada tutuyoruz ve söylüyoruz: PKK eÅŸittir YPG, YPG eÅŸittir terör. PKK YPG’yi Kürt olarak, Kürtlerin temsilcisi olarak görmek kesinlikle yanlış, kesinlikle gerçeklere aykırıdır. Bunlar hiçbir zaman Kürt kardeÅŸlerimizin temsilcisi olamaz. Nasıl ki DEAÅž Müslümanların temsilcisi olamazsa PKK da Kürt kardeÅŸlerimize temsilci olamaz. Fakat burada ciddi istismarlar var. Onun giderilmesi için biz de hem sahada hem de masada her türlü gayreti gösterdik, göstereceÄŸiz.”

Türkiye’nin Suriye’de yol ve alan kontrolleri yaparak bölgede sükuneti saÄŸlamaya çalıştığını anlatan Akar, ancak bu süreçte bölgede bulunan ABD ve Rusların Türkiye’ye verdikleri sözleri yerine getirmediÄŸini belirtti. Akar “ABD ve Rusya bugüne kadar verdikleri sözleri, daha önce yapılan çalışmalardaki taahhütleri yerine getirmedi. Hala orada maalesef teröristlerin varlığı sürüyor ve bu teröristler bir ÅŸekilde bizim kontrol ettiÄŸimiz bölgelere sızma giriÅŸiminde bulunuyorlar. Tacizlere ve tecavüzlere yelteniyorlar fakat MehmetçiÄŸimiz onlara misliyle cevabını veriyor.” ifadelerini kullandı.

Suriye’de el yapımı patlayıcıların temizlendiÄŸini, bu sayede halkın güvenliÄŸini saÄŸlayarak onların sosyal hayata katılmalarına öncülük ettiklerini dile getiren Akar, aynı zamanda bölgedeki cami, kilise ve gündelik hayatta kullanılabilecek kurum binalarının da onarıldığını söyledi.

Halkın ihtiyaçlarını karşılamak için diğer bakanlıklarla iş birliği içinde çalışmalar yaptıklarını bildiren Akar, normalleşme süreci devam ederken Suriye halkının malı olan petrol başta olmak üzere yer altı değerlerine teröristler aracılığıyla el konulmaya çalışıldığını ancak bunun kabullenilmeyeceğini vurguladı.

Bu giriÅŸimin Suriye halkının haklarına tecavüz olduÄŸuna dikkati çeken Akar, 17 Ekim’de Amerikalılarla, 29 Ekim’de Ruslarla yapılan mutabakat muhtıralarına uymaları için Türkiye’nin her seferinde çaÄŸrıda bulunduÄŸunu aktardı.

“300 bin Suriyeli gönüllü olarak ülkesine döndü”

Åžubat ayında İdlib’de Bahar Kalkanı Harekatı’nın baÅŸladığını, ardından 5 Mart’ta CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın liderliÄŸinde Moskova’da Putin ile yapılan mutabakat muhtırasından sonra ateÅŸkes ilan edildiÄŸin hatırlatan Akar, küçük ihlaller olsa da ateÅŸkesin devam ettiÄŸini kaydetti.

İstikrarın bozulması için bir kısım radikal grupların ve milislerin çalışmalar yaptıklarının farkında olduklarını bildiren Akar, bunun önüne geçmek için MİT ve TSK’nin koordineli ÅŸekilde faaliyette bulunduÄŸunu belirtti.

Zorluklara raÄŸmen M4 Karayolu’nda 26. devriyenin tamamlandığını, bu konudaki iÅŸ birliÄŸinin sürdüğünü anlatan Akar, ateÅŸkesin ihlal edilmemesi için Ruslarla da temas halinde olduklarını bildirdi.

Şu ana kadar 300 binden fazla Suriyelinin gönüllü olarak kendi topraklarına yerleştikleri bilgisini veren Akar, bölgede yerleşim sürecinin hızlanmasın için yeni evlerin yapıldığını ifade etti.

Terör örgütünün çözüm sürecini sabote etmesinin ardından 24 Temmuz 2015’te büyük bir hava harekatı baÅŸlattıklarını hatırlatan Akar, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Daha sonra çukur operasyonları baÅŸladı. DaÄŸda baÅŸ edemediler, ÅŸehirlere karıştılar, bir ÅŸey yapacaklarını zannettiler. Bu operasyonlar bugüne kadar devam etti ve 17 bin 200 terörist etkisiz hale getirildi. Artan bir tempoda faaliyetlerimiz sürüyor. Ne zamana kadar? En son terörist etkisiz hale getirilene kadar. Bütün bakanlıklarla kurumlarla ve CumhurbaÅŸkanımızın talimatları doÄŸrultusunda, MehmetçiÄŸimizle yaptığımız mücadele sonucunda bu terör belasından ülkemizi kurtaracağız. Tek hedefimiz teröristler.”

Evlatlarına kavuşmak için çağrı yapan Diyarbakır anneleri ile ikna yoluyla teslim olan teröristlere ilişkin değerlendirmede bulunan Akar, Diyarbakır annelerinin çocuklarına kavuşmak için verdikleri mücadeleyi son derece saygın, önemli ve değerli gördüklerini dile getirdi.

Teröristlerin sözde ele baÅŸlarının bu iÅŸin artık çıkmaz bir yol olduÄŸunu gördüklerini söyleyen Akar, “Bunun bütün terör örgütü tarafından anlaşılması için herhalde biraz daha zamana ihtiyaç var. Bunlar, bu yolun çıkmaz sokak olduÄŸunu gördüler, görecekler. Bu iÅŸte bir baÅŸarı saÄŸlayamayacaklarını anladılar.” dedi.

Kürtleri kardeş olarak gördüklerini vurgulayan Akar, çocuklarının kandırılarak dağa çıkarılmasının büyük bir üzüntü kaynağı olduğunu ifade etti.

Bu üzüntülerinin sona ermesi için bazen açık, bazen ise örtülü olarak konuya bir bütün halinde yaklaşarak çalışmalar yaptıklarını aktaran Akar, şöyle konuştu:

“Amacımız terör musibetinden ülkemizi kurtarmak. Bunun için de her anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çok önemli sonuçlar aldık. Bu sonuçların giderek artacağına da inanıyorum. Teröristler artık çaresiz hale geldiler ki oradaki bölge halkının çocuklarını ikna ederek kaçıramadıkları için rehin alıyorlar, birtakım tehditlerle, ÅŸantajlarla rehin oluyor. Bunlar BirleÅŸmiÅŸ Milletler raporlarına dahi intikal emiÅŸ bulunuyor. Dolayısıyla bunların çöküşü devam ediyor, inÅŸallah devam edecek ve amacımıza ulaÅŸacağız.”

Ege’de bazı adaların silahlandırılması

“Ege’de bazı adaların Yunanistan tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak silahlandırılması ve bu adalara yönelik Yunan üst düzey yetkililer tarafından yapılan ziyaretler söz konusu. Yunan medyasının gündeminin de hep Türkiye ile alakalı olduÄŸunu görüyoruz. Son dönemde bölgede tırmanan bu gerilime yönelik deÄŸerlendirmeniz nedir?” sorusuna cevap veren Akar, Yunanistan ile Türkiye arasındaki problemlere farklı bakış açıları olduÄŸunu belirtti.

NATO Genel Sekreterinin olaya gayet objektif yaklaÅŸtığını vurgulayan Akar, “Fransız meslektaşımız hanımefendinin açıklamaları var. Bunun hukukla, akılla, mantıkla, elle tutar tarafı yok. Anlamak mümkün deÄŸil.” dedi.

Bakan Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tatbikatlarla, benzer giriÅŸimlerle Türkiye’nin, TSK’nin faaliyetlerini engellemek, deÄŸiÅŸtirmek gibi ÅŸeyleri düşünmek boÅŸ bir hayaldir. Bizim kurallarımız var, prensiplerimiz var. Hukuk var, hak var, hakkaniyet var. Bu çerçevede yapılması gereken neyse bunları yaptık, yapamaya devam edeceÄŸiz. Bizim kimsenin toprağında, kimsenin denizinde, kimsenin hakkında, hukukunda gözümüz yok. Bunu binlerce defa tekrarladık, söylüyoruz. Kendi sınırlarımızda kalmak kaydıyla hakkımızı, hukukumuzu istiyoruz. DiÄŸer taraftan da bir damla suyunu dahi vermeyiz, hakkımızı yedirmeyiz. Bunu anlayın. Muhataplarımızın bunu anlamakta sıkıntısı var. Hiçbir ÅŸekilde akla sığmayan taleplerle, yorumlarla, görüşmelerle, konuÅŸmalarla olayı tırmandıran kendileri. Bizim yaptığımız ÅŸey son derece barışçıl bir ÅŸekilde sismik araÅŸtırma yapıyoruz. Olay bundan ibaret. Buna karşı askeri tatbikat yapılması, gemiler, uçakların getirilmesi nedir?”

Güney Kıbrıs’ta Fransızların üç uçağı olduÄŸunu belirten Akar, “Bu niye geldi buraya? Hukuk diyorsunuz, anlaÅŸmalar diyorsunuz. 1960 anlaÅŸmalarında siz garantör müsünüz? Sizin böyle bir hakkınız, yetkiniz var mı? Kabadayılık dönemi geçti. Kabadayılıkla bazı hareketleri yaptırmaya zorlamak gibi ÅŸansınız yok.” ifadelerini kullandı.

Akar, Yunanistan tarafından ortaya atılan kara suları iddiasına deÄŸinerek, “Ege Denizi’nde kara suları 6 mil. Dün de açıklama yaptılar. Adriyatik’te 12 mile çıkarmak konusunda bir çalışmaları var. İtalya, Arnavutluk ve Yunanistan arasındaki bir konu bu. Bizim tarafa herhangi bir yansıması söz konusu deÄŸil. Burada 6 mil kara suyu olan adaların aynı zamanda 10 mil hava sahası olması akıl, mantık, fizik, kimya… Böyle bir ÅŸey mümkün deÄŸil. Böyle bir ÅŸey söz konusu deÄŸil. Ne tarihte bunun böyle bir örneÄŸi ne de günümüzde böyle bir örneÄŸi var. Bunun cevabı ‘böyle oldu’. Böyle oldu da o zaman yanlışsa bunu düzeltin.” ifadesini kullandı.

Konuyu bir örnekle açıklayan Akar, Türkiye’nin uluslararası sulardaki bir gemisi 6 milin dışındayken herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığını belirterek, “O gemide bir hastalık veya acil bir konu oluyor, helikopter kalkması gerekiyor. Helikopter kalktığı anda ‘hava sahamızı ihlal’ diyorlar. Burada akıl diyoruz, mantık diyoruz.” diye konuÅŸtu.

Ön yargıyı “insanoÄŸlunun en problemli sahası” olarak nitelendiren Akar, “EÄŸer ön yargı olursa insan kör oluyor, sağır oluyor. Ön yargı ile meseleye baktığınız zaman ne gerçekleri görebiliyor ne de gerçekleri duyabiliyorsunuz. Yunan komÅŸularımıza ön yargılardan uzak, meselelere objektif olarak bakmalarını ÅŸiddetle tavsiye ediyoruz.” dedi.

Ege’de geçmiÅŸte baÅŸlayan “bazı adaların silahsızlandırılması” konusuna da deÄŸinen Akar, “Deniliyor ki kesinlikle gayri askeri statüde olacak bu adalar. Siz bu 23 adanın 16’sını silahlandırmışsınız. Nereye koyacağız bu konuyu biz? Biz bunları herhangi bir ÅŸekilde oyunu kesen, oyunu durduran, oyunu bitiren bir olay olarak da görmedik. Bütün bunlara raÄŸmen biz büyük bir sabırla, özveriyle ‘Tamam bunlar böyle ama biz yine de konuÅŸalım, diyalogdan yanayız’ dedik. Biz buna raÄŸmen diyalog diyoruz. Yoksa yapılan iÅŸlerin gerçekten iler tutar tarafı yok. AnlaÅŸmalar söz konusu, metinler var ortada.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

FIR hattına da deÄŸinen Akar, “Bütün dünyada, bilgi verme hattı. Bir enformasyon hattı, uçuÅŸ malumat hattı. Bunu veriyorsunuz. Bu benim sınırım diyor. Egemenlik hattı. Böyle bir ÅŸey yok.” ifadesini kullandı.

“Türkiye’nin gücünü test etmemek lazım”

Bakar Akar, Meis Adası’nın durumuna iliÅŸkin ise “Daha önceki yapılan çalışmalarda belirlenmiÅŸ, Yunanistan’a verilmiÅŸ. İnsaf diye bir ÅŸey var, akıl var, mantık var. Meis Adası’nın Türkiye’ye uzaklığı 2 kilometre. Adanın tamamı 10 kilometrekare alan. Yunanistan’a uzaklığı yaklaşık 600, tam anlamda 580 kilometre. Böyle bir durumda olan adaya, 40 bin kilometrekare MEB alanı, deniz yetki alanı veriyorsunuz. Hani bir söz var ya kuzulara ÅŸah olsa kurt yapmaz bu taksimi diye. Bu nasıl bir ÅŸey? Bunun kabulü isteniyor.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın bu konudaki gayretlerinin Fransızlar tarafından desteklendiÄŸini dile getiren Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fransa ile İngiltere arasında, Fransa’ya 15 kilometre, İngiltere’ye 150 kilometre mesafede adalar var. Fransa’da neyi iddia ettiler? ‘Bu adaların sadece kara suları olur, baÅŸka bir ÅŸeyi olmaz’. Aynı Fransa buraya geliyor diyor ki ‘MEB buna normaldir’ diyor. Nereden çıktı, nasıl çıktı, bir Sevilla haritası var. Bizim akademisyenlerimizi buradan ben çalışmaya, göreve davet ediyorum. Madem bu üniversiteyse, bizde üniversite yok mu? Bu üniversitelerde bu çalışmaları yapıp ortaya koysunlar. Bu Sevilla haritası biraz meÅŸhur oldu. Biraz da biz meÅŸhur ettik fazla kullanmak suretiyle. Bunun hiçbir geçerliliÄŸi yok. Avrupa BirliÄŸinde bazı yetkililer de bunun cevabını verdiler. Bizimle alakası yok bunun diye. Biz Avrupa’ya, AB’ye ya da Fransa’ya sığınarak deÄŸil, Türkler ve Yunanlar olarak kendi problemlerimizi konuÅŸup, görüşüp çözmemiz lazım.”

Türkiye’nin gücünün, kuvvetininin test edilmemesi gerektiÄŸini belirten Akar, ÅŸunları kaydetti:

“Hak, alaka ve menfaatlerimizi korumak, kollamak konusunda azimliyiz, kararlıyız, muktediriz. Biz, bu taraflara gitmeyelim. Bizim 1870 kilometre kıyı ÅŸeridimiz var. Siz bunu nasıl yok sayarsınız? Nasıl adalet bu? Birtakım haritalarla, ülkelerin birtakım kendi menfaatlerine yönelik açıklamalarıyla, kendilerine rol kapıp, rol biçiyorlar. Yok böyle bir ÅŸey. DoÄŸu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler var. Her ÅŸey anlaÅŸmalarla belirlenmiÅŸ, yetkiler belli, sorumluluklar belli. Siz ortaya çıkıp da ‘Ben geldim buraya’ diye kabadayılık yok. Burada sökmez bu, yürümez, bir yere varamazlar. İyi komÅŸuluk iliÅŸkileri içerisinde, uluslararası hukuka uygun ÅŸekilde, diyalogla, barışa giden yolda, komÅŸularımızla konuÅŸmaya, görüşmeye ve burada hakça, adilane bir ÅŸekilde ülkelerin hakkına, hukukuna saygı duyarak, egemenlik haklarına saygı duyarak bir ÅŸekilde çözüm bulunmasından yana olduÄŸumuzu her zaman söyledik, söylemeye devam edeceÄŸiz.”

“Kimsenin yolumuza çıkmamasını tavsiye ediyoruz”

AA Editör Masası’nda Oruç Reis araÅŸtırma gemisi ile ona refakat eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait gemilerin sahadaki durumunun yer aldığı görüntüleri de paylaÅŸan Akar, vatandaÅŸlara teÅŸekkür ederek, şöyle konuÅŸtu:

“Onların bize olan güveni, duası gerçekten bizim için ilham kaynağı. Biz bununla ÅŸeref duyuyoruz. Aklıselim sahibi tüm vatandaÅŸlarımız da bizim yaptığımız çalışmaların ne manaya geldiÄŸinin bilincindeler, bunu desteklemektedirler. Bu bizim için büyük bir motivasyon kaynağıdır. Bizim burada yaptığımız sadece sondaj ve araÅŸtırma. Biz buradan herhangi bir ÅŸekilde savaÅŸ filan çıkarmıyoruz. Biz orada hak, alaka ve menfaatlerimiz çerçevesinde tamamen barışçıl yol ve yöntemlerle, oradaki bize ait alanda, mantığın, matematiÄŸin bize söylediÄŸi alan içinde kendi çalışmalarımızı yapıyoruz. Halkımız, milletimiz için yapılması gereken neyse, ekonomik bir faaliyet bu, bunu gösteriyoruz. Bunun çeÅŸitli yönlere çekilmesinin yanlış olduÄŸunu deÄŸerlendiriyoruz.”

Oruç Reis’in yaptığı çalışmanın güvenliÄŸi için Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin koruduÄŸunu vurgulayan Bakan Akar, “Bunun ötesinde orada bir anlam yüklemek yanlış olur. DiÄŸer taraftan da bizim hak, alaka ve menfaatlerimize karşı herhangi bir engel, taciz ve tecavüz mutlaka bedelini öder. Burada bir tartışma yok, geri adım yok. Biz kendi yolumuza gidiyoruz. Kimsenin de yolumuza çıkmamasını ÅŸiddetle tavsiye ediyoruz. Bu yaptığımız ÅŸeyin de hem uluslararası hukuka hem iyi komÅŸuluk iliÅŸkilerine hem teamüllere hem mahkeme kararlarına uygun olduÄŸunu herkesin bilmesini istiyoruz. Bilmiyorlarsa, toplantılar yapmak suretiyle biz onlara bütün belgeleri gösteririz. Bu istikamette ilerliyoruz, bunun görülmesi lazım. Herhangi bir yola, yönteme gidilmesini arzu etmiyoruz.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

10 AÄŸustos’ta Navtex ilanı baÅŸladığını sonrasında bunun uzatıldığını hatırlatan Bakan Akar, sözlerine şöyle devam etti:

“Orada bizim bir ekonomik, araÅŸtırma sismik çalışmamız var. Bu çalışma devamınca biz o geminin güvenli bir ÅŸekilde saÄŸ salim bir ÅŸekilde çalışmanın korunmasını saÄŸlayacağız. Bizim görevimiz bu. Yaptığımız ÅŸey de bu. Herkesin de bunu böyle anlaması lazım. Bu geminin yaptığı çalışmaya karşılık orada yeni bir Navtex ilanıyla ‘tatbikat yapacağız’ diye dışarıdan bazı ülkelerin gelmesiyle onları oraya toplayarak bir yere varamayacaklarının da Yunan dostlarımızın çok iyi bildiÄŸini zannediyorum. Yunan halkımızın da bu konuda kendi idarecilerine gerekli girdiyi yapmalarını da bekliyoruz. Bu ÅŸekilde bir yere varmak da mümkün deÄŸil. Biz böyle bir ÅŸey istemiyoruz, biz ‘konuÅŸalım, diyalog, çözüm’ diyoruz. Bunun dışında da yapılacak bir ÅŸey varsa ona da bizim her türlü hazırlığımızın, planımızın, programımızın olduÄŸunu herkesin bilmesini istiyorum. Bu sadece bizim burada gerginlik meselesi deÄŸil bizim diÄŸer tarafta

yaptığımız çalışmalarda hem Yavuz gemimiz var hem de Barbaros Hayrettin PaÅŸa gemimiz var. Bunlar da çalışmalarını sürdürüyorlar. Artık bu tehditlerden birtakım giriÅŸimlerden kumpaslardan, komplolardan komÅŸularımızın kurtulması lazım. Modern zamanlarda artık bu iÅŸleri konuÅŸmak lazım. Yapacağımız çalışmaların zamanın ruhuna uygun olması lazım. Her seferinde ‘asarız, keseriz savaÅŸ’ filan böyle çığlıklar atmamak. lazım. Yapılan çalışmaları saygıyla karşılamak lazım.”

DoÄŸu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndekilerin haklarının, menfaatlerinin bulunduÄŸunu ifade eden Akar, bunlara yönelik deklarasyonları hatırlattı ve ÅŸunları söyledi:

“Biz, ‘Åžu, ÅŸu alanlar bizim münhasır ekonomik bölgemiz, deniz yetki alanlarımızın sınırı ÅŸudur’ diyoruz. Dolayısıyla bu bölgede bizim kimseden izin almamıza, özel düzenleme yapmamıza gerek kalmaksızın gemilerimizin araÅŸtırma yapması lazım. Sismik araÅŸtırmalar var, sondaj çalışmaları var, bunları yürütmesi lazım. Dolayısıyla komÅŸularımızın bunu anlaması lazım. Bu anlayış gerçekleÅŸtiÄŸi takdirde korumaya, kollamaya da gerek yok. Herkes gider araÅŸtırmasını yapar, döner gelir. Bu tamamen bilimsel araÅŸtırma, ekonomik çalışma, bu gerçekleÅŸir. Oradaki hak, alaka ve menfaatlerimiz, gaz ise gaz, petrol ise petrol onu da çıkarmak suretiyle halkımızın refahına sunmak devlet olarak bizim düşüncemiz. Bu çalışmaları da korumak Silahlı Kuvvetler, Bakanlık olarak bizim görevimiz. Oradaki gemilerimizin güvenliÄŸini korumak bizim görevimiz. Herhangi bir tacize, tecavüze karşı onların korunması lazım.”

Yunanistan’ın bazı giriÅŸimlerde bulunduÄŸunu, Fransa’nın bazı iddialar ortaya attığını aktaran Akar, hukuk ve teamüller açısından geçerliliÄŸi olmayan iddiaların ileri sürüldüğünü vurguladı.

Müttefik ülkelerin, ciddi hatalar ve yanlışlar yaptığını anlatan Akar, geçen günlerde Fransız bir geminin Türk konvoyunun arasına girdiğini, bu geminin seyir ve konvoy emniyetini tehlikeye soktuğunu belirtti.

Türk akaryakıt gemisinin aynı gün sabah saatlerinde söz konusu Fransız gemisine akaryakıt ikmali yaptığını bildiren Akar, dostluk ve müttefik anlayışlarının bu olduğunu, talep üzerine akaryakıt ikmali yapılan geminin 20 deniz mili süratle konvoyun arasından tehlikeli şekilde geçtiğini ifade etti.

“Zan altında bırakamazsınız”

Akar, meydana gelen olaydan sonra yaşananları şöyle anlattı:

“Bu arada da bir iddiada bulundular, bizimle hiçbir koordinasyon yapmaksızın, NATO Savunma Bakanlarının video konferans sistemiyle yaptığı toplantıda, ‘Bu gemi bize silah doÄŸrulttu’ dediler. Böyle bir ÅŸeyin olmadığı hem gemideki hem de karadaki kayıtlarla NATO’nun sivil ve askeri makamları önünde bunu ispatladık, bütün bilgileri, belgeleri koyduk. Åžimdi artık ‘bunun siyasi konu olduÄŸunu, askeri komitede bunun görüşülmesine gerek olmadığı’ gibi bir iddiaya sığınmaya baÅŸladılar, biz de bunu kabul etmedik. Geçen 24 AÄŸustos’ta bunun toplantısı yapıldı, devam etmesi için her türlü giriÅŸimde bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz. Bunun sonucu ÅŸu, sizin her istediÄŸiniz, yaptığınız doÄŸru deÄŸil, orada bir yanlış yaptınız. O geminin oraya süratle girmesiyle yanlış yaptınız, bizim size silah doÄŸrulttuÄŸumuzu iddia etmek suretiyle yanlış yaptınız. İddiaların doÄŸru olmadığı ortaya çıktı. Ey Fransa! Bizden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden özür dilemeniz lazım. Orada yapılan bir ÅŸeyi, yanlış ve doÄŸru olmayan bilgilerle koskoca NATO’nun, o kadar bakanın önünde saldırgan duruma sokamazsınız, zan altında bırakamazsınız.”

İddiaların gerçek olmadığının ispatlandığına dikkati çeken Akar, radarlardaki kayıtlarla her şeyin ortaya çıktığını söyledi.

Akar, “Åžu anda biz Fransa’dan akılla, mantıkla, hukuka uygun davranmasını bekliyoruz. Bu olaydan dolayı muhataplarımızın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden özür dilemesini bekliyoruz. Bizim bu çalışmalarımızın da azimle, kararlılıkla süreceÄŸini herkesin bilmesini istiyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Mısır ve Yunanistan arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik imzalanan anlaÅŸmaya da deÄŸinen Akar, hukuka uygun olmayan, yangından mal kaçırır gibi anlaÅŸma yapıldığını, anlaÅŸmanın Mısır’ın aleyhine olduÄŸunu ifade etti.

Söz konusu anlaşmanın Mısır halkının deniz yetki alanında kaybına neden olduğunu belirten Akar, Yunanistan halkının da refah ve güvenlik bakımından kayba uğradığını söyledi.

Hulusi Akar, kamuoyunun, akademisyenlerin, siyasilerin bu anlaÅŸmayı incelemesi gerektiÄŸini vurgulayarak, “Ani hareketlerle, oldubittilerle bir yere varılamayacağını da herkesin anlaması lazım.” dedi.

“Hakkımızı, hukukumuzu korumada kararlıyız”

Anlaşmanın hiçbir hükmünün olmadığını ilk günden itibaren açıkladıklarını kaydeden Akar, yaptıkları çalışmalar çerçevesinde faaliyetleri sürdüreceklerini bildirdi.

Gittikleri yolun doğru olduğuna dikkati çeken Akar, diyaloğa açık olduklarını, hiç kimseden bir şey saklamadıklarını, oldubittiye sığınmadıklarını, her şeyi açık ve net şekilde yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini, hak ve menfaatleri de korumayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Milli Savunma Bakanı Akar, şunları kaydetti:

“Bu anlaÅŸmanın baÅŸka yönü, ‘tatbikatlar yapacağız’ diyorlar. Fransa geliyor, Orta DoÄŸu’dan baÅŸka ülkeler geliyor. Yapın, bizim sınırlarımız belli, sınırlarımızı, kuralları, prensipleri koyduk. Bunları ihlal ederseniz, bunlara karşı tecavüz olursa bizim yapacaklarımız da belli. Biz bunu istemediÄŸimizi 50 kere söyledik. Biz diyalogdan yana olduÄŸumuzu her zaman söylüyoruz. Diyalog esas olmalı. Aksi halde istenmeyen olaylar olabilir, bu konuda da gereken neyse bu konuda planlarımız, programlarımız, çalışmalarımız, hazırlıklarımız var. Hakkımızı, hukukumuzu koruma konusunda son derece kararlı olduÄŸumuzu herkes biliyor.”

Türkiye’nin Libya ile 500 yıllık bir tarihi geçmiÅŸi, ortak kültürü, kardeÅŸliÄŸi olduÄŸuna iÅŸaret eden Akar, 1974 Kıbrıs Harekatı sırasında Türkiye’ye en yakın davranan ve en ciddi desteÄŸi saÄŸlayan ülkelerin başında Libya’nın geldiÄŸini hatırlattı.

İki ülke arasındaki tarih ve kardeÅŸliÄŸin unutulmadığını, Libya’nın içinde bulunduÄŸu sıkıntılı durumda Türkiye’nin yardım etmesinin hem milli hasletler hem de insani deÄŸerler gereÄŸi olduÄŸunu, aynı zamanda hukuki bir metne baÄŸlandığını dile getiren Akar, şöyle konuÅŸtu:

“GeçtiÄŸimiz dönemde Konsey BaÅŸkanı olarak Serrac tarafından Sayın CumhurbaÅŸkanımıza, CumhurbaÅŸkanımız ile İngiltere, İtalya, ABD, Cezayir ve NATO’ya birer mektup yazıldı. Buna olumlu cevap veren tek lider CumhurbaÅŸkanımız oldu. Åžimdi diÄŸer ülkeler davete icabet etmiyorlar. Herhangi bir yardım, orada onlara, barışı, huzuru, güvenliÄŸi saÄŸlayacak katkıda bulunmak istemiyorlar. Ondan sonra davete icabet eden, risk ve sorumluluk alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, TSK’yi suçlamaya kalkıyorlar çeÅŸitli ÅŸekillerde.”

Türkiye’nin Libya’daki muhatabının BM tarafından tanınan, ülkenin tek otoritesi olduÄŸunu ifade eden Akar, “Bu kadar aleni, açık veriler, dayanaklar varken siz bu olayları bir ÅŸekilde çarpıtmaya kalkarsanız toslarsınız. Bundan bir ÅŸey çıkmaz. Biz gayet açık ve net, ÅŸeffaf bir ÅŸekilde, uluslararası kurallara, tarihe, ortak deÄŸerlerimize uygun bir ÅŸekilde orada bulunuyoruz. Bizim orada yapmaya çalıştığımız ÅŸey, Libyalı kardeÅŸlerimizle askeri eÄŸitim iÅŸ birliÄŸi, danışmanlık konusunda onlara yardımcı olmak. Bunu yapmaya çalışıyoruz.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Genelkurmay BaÅŸkanı Orgeneral YaÅŸar Güler ile geçen haftalarda Libya’ya yaptığı ziyaretin ardından TSK’nin ülkede üs kuracağına yönelik bazı haberlerin çıktığı hatırlatılan Akar, “Onlar eÄŸitim merkezleri. Orada eÄŸitim merkezleri kurmak suretiyle Libyalı kardeÅŸlerimize Silahlı Kuvvetler mensuplarımız eÄŸitim veriyor. Mesele bundan ibaret. Bunun herhangi bir ÅŸekilde abartılması doÄŸru deÄŸil.” dedi.

“Askeri çözüm yerine siyasi çözüm”

Libya’da el yapımı patlayıcılar ve mayınlar nedeniyle arasında çocukların da bulunduÄŸu çok sayıda insanın hayatını kaybettiÄŸini belirten Akar, Türkiye’nin gönderdiÄŸi timlerle el yapımı patlayıcı ve mayınları etkisiz hale getirmek için çalıştığını vurguladı.

Türkiye’nin çalıştırdığı hastaneyle Libyalılara destek verdiÄŸini, insani yardım konusunda her ÅŸeyin yapıldığını söyleyen Akar, şöyle devam etti:

“Biz Berlin Süreci’ni destekliyoruz, Sayın Serrac bunu destekliyor. Burada yine kaçan Hafter oldu. Bu kadar aleni konuları görmeyip Türkiye’yi suçlayıcı bir bakışla olaya yaklaÅŸmak insanları gerçeÄŸe götürmez. Bunu herkesin görmesi lazım. Biz orada hem insani hem uluslararası hukuka uygun anlamda faaliyetler yapıyoruz, elimizden geldiÄŸince de bu faaliyetleri sürdüreceÄŸiz. Oradaki Libyalı kardeÅŸlerimizle beraberiz. Bizim oraya varmamızla birlikte dengelerin deÄŸiÅŸtiÄŸini herkes gördü. Oradaki varlığımızı sürdürmek suretiyle bize düşen ne varsa, bunları yaptık, yapacağız. Biz ‘askeri çözüm olmaz’ diyoruz. Askeri çözüm dursun. O ayrı bir ÅŸey. Askeri çözüm yerine siyasi çözüm.”

Libya’nın bütünlüğünü savunduklarını, ateÅŸkesin kalıcı hale gelmesi, istikrarın saÄŸlanması ve Libyalıların rahat, huzur, güven ve refah içinde yaÅŸamalarını istediklerini aktaran Akar, “Bizim amacımız bu. Her zaman söylediÄŸimiz gibi, Libya, Libyalılarındır diyoruz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin bu çerçevede çalışmalarını sürdürdüğüne, Libya’nın siyasi bütünlüğünü saÄŸlaması için de her türlü katkıyı saÄŸladığına, Libyalıların da bunun farkında olduÄŸuna dikkati çeken Akar, “Bir de ÅŸunu söylüyoruz; 2011’de bazı ülkeler tarafından Suriye’de yapılan hataların Libya’da da tekrarlandığını endiÅŸeyle takip ediyoruz.” diye konuÅŸtu.

“Hiçbir ÅŸekilde bölünmenin uygun olmadığını görüyoruz”

Almanların Sirte ve Cufra’nın silahsızlandırılmış bölge olması teklifine iliÅŸkin deÄŸerlendirmesi sorulan Bakan Akar, ÅŸunları kaydetti:

“2015’te varılan bir anlaÅŸmada Sirte ve Cufra alınmıştı ordan. En azından bu ateÅŸkes çalışmalarına baÅŸlamak için, oradan baÅŸlamak lazım. ‘Oradan geriye gidiÅŸ olmaz’ diyoruz. Sirte ve Cufra’yı da silahsızlandırıp, bir ÅŸekilde görüşme oradan baÅŸlarsa görüşmelerin saÄŸlıklı ilerleyebileceÄŸini ve çözüme çok daha kolay ulaÅŸabileceÄŸimizi deÄŸerlendiriyoruz, görüyoruz.”

Akar, “AteÅŸkesi de silahsızlandırılmış bölgeleri de destekliyor musunuz?” sorusuna ise “Bu ateÅŸkes herhangi bir ÅŸekilde Libya’nın ikiye bölünmesi anlamında deÄŸil, bu siyasi görüşmelerin baÅŸlaması, siyasi görüşmelerin yapılması ve tek Libya, tek Libya nüfusu. Hiçbir ÅŸekilde bölünmenin uygun olmadığını görüyoruz, söylüyoruz.” cevabını verdi.

“Tovuz’da yapılan saldırıyı da ÅŸiddetle kınıyoruz”

Azerbaycan Türkü’nün, Türkiye’nin öz kardeÅŸi olduÄŸunu vurgulayan Akar, şöyle konuÅŸtu:

“Dolayısıyla biz ‘iki devlet tek milletiz’. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Tabii ki biz burada tarafız. Haktan, hukuktan, kardeÅŸten ve kardeÅŸlikten tarafız. Bu Tovuz’da yapılan saldırıyı da ÅŸiddetle kınıyoruz. Durup dururken, hiç ortada bir sebep yokken böyle bir saldırgan tutumu gerçekten kınıyoruz. Yapılan saldırının hiçbir savunulur tarafı olmadığını da herkesin görmesini bekliyoruz.”

Tatbikatlarla, eÄŸitim iÅŸ birliÄŸi konularındaki çalışmalarla Azerbaycan Türkü’nün yanında olduklarını herkesin bilmesi gerektiÄŸini dile getiren Bakan Akar, “Olacağız. Bunun pazarlığı söz konusu deÄŸil. Elimizden geldiÄŸince eÄŸitim iÅŸ birliÄŸi konusunda, çeÅŸitli tatbikatlarla iÅŸ birliÄŸimizi sürüdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ermenistan, akılla, mantıkla düşünerek iÅŸler yapmıyor. Ermenistan, arkasındaki birtakım güçlerden güç almak suretiyle kendi gücünün, kendi boyunun çok üstünde iÅŸlere giriÅŸiyor. Bunun da bir çıkar yolu olmadığını görmeleri lazım. Geçen sene ve yıllar içinde bunu görmeleri lazım. Tarihe baktığımızda 1915 olaylarıyla alakalı, oradaki ne kadar yanlış olduÄŸunu deÄŸerlendirmeleri, ortaya atılan iddiaların ne kadar yanlış olduÄŸunu ben söylemiyorum, Amerikan milli arÅŸivindeki İngiliz istihbarat subaylarının, Amerikan istihbarat subaylarının raporları söylüyor. Gerçekten maalesef bir ÅŸekilde medyayı kullanmak suretiyle, çeÅŸitli dünyadaki mevcut birtakım networkleri kullanmak suretiyle Türkiye’ye karşı, Türk’e karşı maalesef böyle birtakım medya katliamları, akademik katliamlar gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu da onlardan biri. Gerçekte bizimle alakası olmayan bir İngiliz, bir Amerikalı raporunu yazıyor.

Raporda özetle diyor ki ‘gittik her tarafı gezdik, oradaki köylerin karakterinden anlaşıldı ki Türk köyleri yakılmış, Ermeni köyleri ayakta. Camiler yakılmış, yıkılmış, kiliseler duruyor. Raporlar Amerikan arÅŸivinde. Öncelikle bizim akademisyenlerimize ÅŸiddetle tavsiye ediyoruz, bunları görmelerini ve kullanmalarını. Bizim dostumuz ve müttefikimiz dediÄŸimiz Amerikalılar da Avrupalılar da buna bakmaları lazım. Bütün mesele önyargıda toparlanıyor. Önyargılı olarak baktığınızda, baÅŸlangıçta ‘Türkler haksız, Ermeniler haklı’ diye meseleye girdiÄŸinizde hiçbir gerçeÄŸi göremiyorsunuz, hiçbir gerçeÄŸi duyamıyorsunuz. Biz insanları aklıselime ve entelektüel namusa davet ediyoruz. Entelektüel namusu olan ne olursa olsun ‘doÄŸru budur’ diyebilir. Maalesef muhataplarımızda pek bunu göremiyoruz.”

Fransa’yı da entelektüel namustan uzaklaÅŸmış olarak gördüklerini ifade eden Akar, “ManÅŸ Adaları’ndaki sizin savunduÄŸunuz görüşler, fikirler, ilkeler bunlarken, buraya geldiÄŸinizde niye bunu deÄŸiÅŸtiriyorsunuz. Niye aynı ÅŸeyleri söylemiyorsunuz. Orada iki kere iki dört, buraya gelince iki kere iki beÅŸ… Yok olmaz.” dedi.

Fransa’nın Yunanistan’a destek vermesine iliÅŸkin Akar, “Bu taksimi kurt yapmaz’ diye biliyorsunuz noktayı koyduk. Dolayısıyla bunun geçerliliÄŸi yoktur, bunun sürdürebilirliÄŸi yoktur. Bu yanlış hesap mutlaka bir yerden dönecektir.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir