Bilim insanlarından “bilinçsiz kan sulandırıcı ilaç kullanmayın” uyarısı

Bilim insanlarından bilinçsiz kan sulandırıcı ilaç kullanmayın uyarısı

Bilim insanlarından bilinçsiz kan sulandırıcı ilaç kullanmayın uyarısı

Hemostaz ve Tromboz DerneÄŸi Kurucu BaÅŸkanı Prof. Dr. Fevzi AltuntaÅŸ, kan sulandırıcı ilaçların bilinçsiz kullanılmaması gerektiÄŸini belirterek, “Kan sulandırıcılar, mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.” ifadesini kullandı.

AltuntaÅŸ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bir otelde gerçekleÅŸtirilen II. Ulusal Hemostaz ve Tromboz Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kan sulandırıcı ilaç kullanımının toplantıda bilim insanlarınca ayrıntılı olarak tartışıldığını söyledi.

Her hastaya rutin olarak kan sulandırıcı ilaç kullanımının önerilmediÄŸini anlatan AltuntaÅŸ, “Kan sulandırıcılar, mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Kalp hastalığı, koroner kalp damar problemi gibi hastalıkların bulunmadığı durumlarda kan sulandırıcılar rutin olarak kullanılmamalıdır.” diye konuÅŸtu.

Hemostaz ve tromboz alanındaki bilimsel ilerlemeler ile ilgili de bilgi veren Altuntaş, bu gelişmelerin erken tanı, kişiselleştirilmiş tedavi ve önleyici yaklaşım olarak 3 eksende ilerlediğini kaydetti.

AltuntaÅŸ, kanama ve pıhtılaÅŸma hastalıklarının artık daha iyi tanındığına ve daha baÅŸarılı tedavi edildiÄŸine deÄŸinerek, “Açıklanamayan kanama, morarma, ani nefes darlığı, böbrek yetmezliÄŸi ve halsizlik gibi durumlarda mutlaka hekime baÅŸvurulması gerekir.” dedi.

Basın toplantısında konuÅŸan Hemostaz ve Tromboz DerneÄŸi Genel Sekreteri Prof. Dr. Sinan DemircioÄŸlu da II. Ulusal Hemostaz ve Tromboz Kongresi’nin “YaÅŸam ile Ölüm Arasındaki Denge: Hemostaz ve Trombozun Akılcı Yönetimi” temasıyla KKTC’de yapıldığını söyledi.

DemircioÄŸlu, “Kanama ve Trombozda Güncel Paradigma: Tanı, Tedavi ve KiÅŸiselleÅŸtirilmiÅŸ Yaklaşımlar” ana çerçevesinde düzenlenen bilimsel toplantının, insan fizyolojisinin en kritik sistemlerinden biri olan hemostazın, bilimsel, klinik ve toplumsal boyutlarıyla kapsamlı ÅŸekilde ele alındığı ulusal ölçekte öncü bir platform olduÄŸuna dikkati çekti.

Hemostaz sisteminin kanama ile pıhtılaşma arasında son derece hassas bir dengeyi temsil ettiğini aktaran Demircioğlu, şunları kaydetti:

“Bu dengenin bozulması bir uçta ölümcül kanamalara, diÄŸer uçta ise hayatı tehdit eden trombotik olaylara yol açmaktadır. Günümüzde bu alan artık yalnızca tedavi edilen deÄŸil, akılcı, kiÅŸiselleÅŸtirilmiÅŸ ve proaktif ÅŸekilde yönetilen bir klinik disiplin haline gelmiÅŸtir. Bu kongre, klasik yaklaşımlardan modern tıbbın sunduÄŸu yenilikçi çözümlere uzanan geniÅŸ bir perspektifte, hemostaz ve trombozun güncel yönetimini multidisipliner bir bakış açısıyla deÄŸerlendirmeyi amaçlamıştır.”

Kongrede temel konular masaya yatırıldı

Hemostaz ve Tromboz Derneği Başkanı Prof. Dr. Cengiz Demir ise kongrede, temel bilim ve fizyopatoloji, kanama bozuklukları, tromboz ve trombofili, yenilikçi tedaviler, tanı ve laboratuvar yaklaşımları ve multidisipliner klinik yönetimi gibi başlıklarda çalışmalar yürütüldüğünü ve sunumlar yapıldığını aktardı.

Prof. Dr. Demir, Türkiye’de de klinik araÅŸtırmalar kapsamında gen tedavisi uygulamaları gerçekleÅŸtirilmesiyle bazı hastalarda önleyici tedavi ihtiyacını ortadan kaldıran sonuçlar elde edildiÄŸi bilgisini paylaÅŸtı.

Kongrede 17 Nisan Dünya Hemofili Günü’nün önemi vurgulandı

Dernek üyesi Prof. Dr. Vahap Okan da 17 Nisan tarihinin hemofiliye dikkati çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla tüm dünyada Dünya Hemofili Günü olarak kutlandığını anımsattı.

Okan, hastaların yaÅŸam kalitesinin, 1970’lerden bugüne kan ürünleri, uzun etkili faktörler, cilt altı biyolojik tedaviler sayesinde arttığına dikkati çekerek, günümüzde İzmir, Adana, Gaziantep ve İstanbul’daki merkezlerde gen tedavisi ile ilgili çalışma yürütüldüğünü söyledi.

Hemofilinin pıhtılaÅŸma faktörlerinin eksikliÄŸi veya iÅŸlev bozukluÄŸu sonucu geliÅŸen, kalıtsal bir kanama hastalığı olduÄŸunu vurgulayan Okan, Türkiye’de hemofili tedavisinde son 40-50 yılda önemli ilerlemeler saÄŸlandığını aktardı.

“Hemofili bulaşıcı deÄŸil”

Hemostaz ve Tromboz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Veysel Gök de hemofilinin bulaşıcı bir hastalık olmadığını vurgulayarak özellikle okul çağında çocukları olan ailelerin bazı endişeler taşıdıklarına dikkati çekti.

Gök, bu konuda öğretmenlerin sorumluluk alması gerektiÄŸine iÅŸaret ederek, “Hemofili bulaşıcı deÄŸil. Bu konuda hasta yakınları bilinçlendirilmeli, bu korkulacak bir hastalık deÄŸil. Hastalar faktör ilaçlarını düzenli alırlarsa herhangi bir problem söz konusu deÄŸildir. Hemofili hastası çocuklar beden eÄŸitimi derslerine katılabilirler, uygun sporları bile yapabilirler.” diye konuÅŸtu.

Kaynak: AA