Boykot çağrılarına ilişkin resen soruşturma başlatıldı
Boykot çağrılarına ilişkin resen soruşturma başlatıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “boykot” çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan kişilere yönelik resen soruşturma başlattığını açıkladı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, bir süredir geleneksel ve sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda “boykot” çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan kişilerle ilgili resen soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Açıklamada, soruşturmanın “nefret ve ayrımcılık” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından açıldığı belirtildi.
Öte yandan, yapılan çağrılar üzerine bazı işyerlerine yönelik fiziksel ve sözlü şiddet eylemlerine ilişkin soruşturmaların da bu soruşturma ile birleştirildiği kaydedildi.
Bakan Işıkhan: Sorumsuz çağrılarıyla emekçilerimizin ekmeğiyle oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, muhalefetin “boykot çağrıları”na tepki göstererek “Sorumsuz çağrılarıyla emekçilerimizin, girişimci ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır” dedi.
![]()
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.

Çalışanın, üretenin, ihracat yapanın yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Işıkhan, şunları kaydetti:
“Sorumsuz çağrılarıyla emekçilerimizin, istihdam oluşturan girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır.”
Bakan Kacır: Milli markaları boykot çağrılarıyla zayıflatmaya çabalamak Türkiye’nin ortak geleceğine zarar vermektir
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, milli markaları boykot çağrılarıyla zayıflatmaya çabalamanın Türkiye’nin ortak geleceğine zarar verdiğini belirterek, “Milletimiz bu tür oyunlara gelmez.” ifadelerini kullandı.
![]()
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, üretim ve istihdamın Türkiye’nin milli gücü olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu gücü kırmaya çalışmak, milli markaları boykot çağrılarıyla zayıflatmaya çabalamak Türkiye’nin ortak geleceğine zarar vermektir. Türk milleti, feraset ve basiret sahibidir. Milletimiz bu tür oyunlara gelmez. Milletimiz arasında ayrıştırıcı söylemler üretenler, yine ve daima kendileri kaybedecektir.”
“Boykot çağrılarıyla Türkiye ekonomisine zarar verilecek, maksatları bu”
Kacır, A Haber canlı yayınında telefon bağlantısıyla katıldığı programda, bazı kişi ve kuruluşların, sosyal medya mecralarından “2 Nisan’da ticareti durduralım” şeklindeki boykot çağrılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’ye, Türk ekonomisine zarar vermeye teşebbüs eden bu tür girişimlere asla fırsat vermeyeceklerini vurgulayan Kacır, ana muhalefet partisinin kendi içinde büyük bir savrulma yaşadığını, iç çekişmelerin sonucu açığa çıkan yolsuzlukların üstünü örtme çabasıyla sokak çağrıları yaptıklarını ve şimdi de boykot çağrılarıyla gündemi değiştirmeye ve ülkeye zarar vermeye gayret ettiklerini söyledi.
Bu yolun onlar için bir “çıkmaz sokak” olduğunu belirten Kacır, “Buradan hiçbir yere varamazlar. Türk milleti feraset, basiret sahibidir. Milletimiz asla bu tür oyunlara gelmez. Bu boykot çağrılarıyla kime zarar verilmek isteniyor? Bizim hasımlarımıza mı, rakiplerimize mi, diğer ülkelere mi? Yani bu çağrılar nihayetinde kime zarar vermiş olacak? Türk ekonomisine zarar vermiş olacak, maksatları bu. Türkiye’ye, Türkiye’nin üretim gücüne, istihdamına, emekçilerine, esnafına, girişimcilerine, sanayicilerine, topyekun milletimize zarar verme teşebbüsüdür bu. Dolayısıyla buna ben milletimizin asla prim vermeyeceğini düşünüyorum.” diye konuştu.
“Gündemi değiştirme maksadı var”
Kacır, bu boykot çağrılarına önce bazı yayın kuruluşlarından başlandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Sonra milli markalar arasında birtakım ayrıştırıcı yaklaşımlarla listeler oluşturdular, ‘boykot edeceğiz’ dediler. Nihayetinde 2-3 gün içerisinde Türkiye ekonomisini zarara uğratmaya dönük bu girişimi de adeta ağızlarındaki bakla gibi çıkarmış oldular. Başından beri nihayetinde ülkeye zarar verme, gündemi değiştirme maksadı var. İçine düştükleri çukurdan çıkamayacaklarını bildiklerinden, milletimizin olanın bitenin farkına varmasını engellemeye dönük bir çaba. Bunu böyle farklı yöntemlerle adım adım devreye sokmaya çalıştılar ama asla başarılı olamayacaklar. Allah’ın izniyle emekçilerimiz, sanayicilerimiz işinin başındadır. Türkiye çok büyük bir üretim ülkesidir.”
“Yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı büyüttük”
İktidarları döneminde Türkiye’de sanayi istihdamının 3 milyon 900 binden 6 milyon 700 bine yükseldiğini vurgulayan Kacır, Türkiye’nin OSB’lerinin sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da üretim üssüne dönüştüğünü kaydetti.
Kacır, OSB’lerde çalışan sayısının 415 binden 2 milyon 700 bine çıktığını belirterek, şöyle konuştu:
“Biz yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı büyüttük. Biz Türk milletinin ekmeğini büyüttük. Şimdi Türk milletinin ekmeğine kastetmeye çalışanlar var. Hepimiz milletçe Türkiye’ye topluma zarar verme çabası içinde olan bu tür teşebbüslere gereken cevabı Allah’ın izniyle vereceğiz. Ben yarın da sonraki günlerde de Türkiye’nin üretim gücüne, değer, tedarik zincirine, girişimcilerine, sanayicilerine, emekçilerine, esnafına zarar veremeyeceklerini ve Türkiye’nin bölgesinin parlayan yıldızı olarak ortaya çıkan yeni küresel konjonktürde dünyanın en önemli üretim merkezlerinden biri olma iddiasını güçlenerek sürdüreceğini vurgulamak istiyorum. Biz bunlara ‘üretim düşmanı’ olduklarını hatırlattığımızda zorlarına gidiyor. Türkiye’nin yerli ve milli markalarına kastetmek, ekonomisini durdurma çağrıları yapmak üretim düşmanlığı değil de nedir?”
“Hayatımıza olması gerektiği gibi devam edeceğiz”
Kacır, başta bu çağrıları yapan ana muhalefet partisi olmak üzere tüm muhalefet partilerinden Türkiye’nin, Türk milletinin ve ekonomisinin yanında olmalarını beklediklerinin dile getirdi.
Siyaset adamlığının da devlet adamlığının da bunu gerektirdiğinin altını çizen Bakan Kacır, “Milletin ekmeğine göz dikmeye, milletin aşına, işine zarar vermeye asla demokratik süreçler içerisinde yer yoktur. Bunlar yanlış işlerdir. Bu, çağrıları yapanlara kaybettirir. Milletimiz yeniden kimin üretimden yana durarak Türk milletinin ekmeğini büyüttüğünü, kimin üretim düşmanı ve Türk ekonomisine zarar verme çabası içinde olduğunu bu vesileyle görmüş oldu.” ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın “alışverişlerin öne çekilmesine yönelik çağrısını” da değerlendiren Kacır, şunları kaydetti:
“Kıymetli Ticaret Bakanımız Ömer Bolat Bey’in çağrısı çok isabetli. Bunlara verilecek en güzel cevaplardan biri de budur. Biz hayatımıza Allah’ın izniyle olması gerektiği gibi devam edeceğiz. Üretmeye, alışveriş yapmaya, esnafımıza, emekçimize, müteşebbisimize kazandırmaya Türkiye’nin ekonomisinin çarklarının daha hızlı dönmesini sağlamaya, ekmeğini, aşını büyütmeye elbirliğiyle devam edeceğiz. Ben zaten bu çağrıların milletimizde hiçbir karşılığı olmadığını bizzat gözlemliyorum. Türkiye büyüyecek, Türk ekonomisi büyüyecek, Türkiye yoluna çok daha güçlü şekilde devam edecek. Önümüzde yepyeni bir fırsat penceresi var. Dünyada adeta hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir döneme giriyoruz ve Türkiye sahip olduğu üretim kabiliyetleriyle bu dönemin parlayan yıldızı. Avrupa’nın en önemli üretim tedarik üssü tedarik merkezi. Bizim hedefimiz bütün bu dönüşüm sürecinde Türkiye’yi çok daha güçlü çıkarmaktır. Son 22 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde attığımız adımlar, ortaya koyduğumuz projeler, kurduğumuz altyapılar Türkiye’nin önümüzdeki dönemin kazanan güçlerinden, kazanan ülkelerinden biri olmasını sağlayacaktır.”
Bakan Bolat: Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olan tazminat davası açabilir
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olan esnafın, şirket sahibi ve hissedarlarının borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açma hakkı olduğunu belirterek, “Bu konuda kimse tereddüt etmesin.” dedi.
![]()
Bakan Bolat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı kişi ve kuruluşların, sosyal medya mecralarından “2 Nisan’da ticareti durduralım” şeklindeki boykot çağrılarını esefle kınadığını belirtti.
Nisan ile beraber ilkbaharın başladığını, tabiatın canlandığını, üretimin arttığını, ekonominin canlandığını dile getiren Bolat, Türkiye Yüzyılı’nın ticaretin de yüzyılı olacağını ifade etti.
Türkiye’nin ticaretteki artış ile ekonomideki büyümesini dolar bazında 6,5 kat artırdığını, 11 milyon yeni istihdam sağladığını hatırlatan Bolat, boykot çağrılarını, muhalefetin elindeki belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet skandallarını örtbas etme girişimi olarak nitelendirdi. Bolat, şöyle devam etti:
“Boykot çağrıları ekonomiyi sabotaj girişimidir. Özellikle haksız ticaret, rekabet unsurları içermektedir. Kendilerini ülkenin efendisi ve sahibi zanneden, ‘biz ne istersek o olur’ anlayışıyla hareket eden ama 22 yıldır hüsrana uğrayan, kendilerini birinci sınıf üstenci vatandaş görüp, halkımızın çok büyük çoğunluğunu adeta ikinci sınıf vatandaş görme kibrine ulaşan ve sınıfsal üstünlük savaşı veren dar çerçevedeki lüks ve rant debdebesi içinde olan çevrelerin beyhude girişimi olarak görüyoruz.”
“Herkesi alışveriş yapmaya davet ediyorum”
Bolat, Ticaret Kanunu, borçlar kanunu, rekabet hukuku, ceza hukuku ve milli güvenlik boyutu itibarıyla adalet mekanizmasında mutlaka gerekenin yapılacağına dikkati çekerek, şunları bildirdi:
“Bu noktada vatandaşlarımızı, özellikle bu azgın azınlığın ekonomiye, istihdama, halkımızın iş, aş ve gelir durumlarına sekte vurma çabalarına karşı dimdik durmaya davet ediyorum. Vatandaşlarımıza bir çağrım var, ‘Eğer bugün, yarın, öbür gün ya da birkaç gün sonra yapacağınız alışveriş planınız varsa mutlaka 2 Nisan günü alışverişinizi, ticaretinizi yapmaya’ davet ediyoruz. Bunun yanında da özellikle esnafımızın, ticaret erbabımızın, şirketlerin temsilcileri olan odalara da çağrıda bulunmak istiyorum. Esnaf, ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsalarını, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumaya çağırıyorum. Çünkü bu onların görevidir. Makosen koltuklarında ve lüks debdebe içindeki mekanlarında Türkiye’ye yön vermeye çalışan, halkın iradesini hiçe sayanların, halkın 22 yıldır seçimlerle iş başına getirdiği hükümetin 22 yıllık ekonomideki, terörle mücadeledeki ve istikrardaki, dış politikadaki, milli savunmadaki büyük başarılarına karşı dijital sosyal medya üzerinden yapmaya çalıştıkları bu bozgunculuğu bozguna uğratmaya vatandaşlarımızı, şirketlerimizi, esnafımızı davet ediyorum. Allah’ın izniyle bu çabaları da yine hüsrana uğrayacaktır.”
Türkiye’nin terörü yenmiş olarak siyasi ve güçlü ekonomik istikrarıyla birlikte yoluna devam edeceğini dile getiren Bolat, depremin yaralarını saracağını ve ekonomide makro istikrarı, satın alma gücünü, istihdam imkanlarını ve refah düzeyini daha da arttırarak ekonomideki başarılarına yenilerini ekleyeceğini kaydetti.
Bolat, özellikle ticareti durdurma çabalarıyla alakalı olarak ticaretinde zarar edenlerin tazminat davası açma haklarının olduğunu anımsatarak, “Boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olan esnafımız, şirket sahipleri ve hissedarların borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açma hakları var, bu konuda kimse tereddüt etmesin”.” ifadelerini kullandı.
İş dünyasından boykot çağrılarına tepki
İş dünyasının temsilcileri, “boykot” çağrılarına tepki göstererek, ülke ekonomisini hedef almanın bir duruş olmadığını belirterek, ticaretin durdurulmaması gerektiğini belirtti.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesinin ve boykot çağrılarının yanlış olduğunu belirterek, “Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.” ifadesini kullandı.
Hisarcıklıoğlu, ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerimizin hedef haline getirilmesi ve boykot çağrıları yanlıştır. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.”
ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, “boykot” çağrılarına ilişkin, “Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Aydın, hukuki bir süreç yaşandığını, savcıların delillerini ortaya koyduğunu, hakimlerin mahkeme sürecini başlattığını belirtti.
Sürecin hukuk çerçevesinde nihayete ereceğine dikkati çeken Aydın, şu ifadeleri kullandı:
“Hukuki süreci de hukukçularınız ile yürütürsünüz. İnsanları sokaklara döküp karşı karşıya getirerek, ülkemizin ve milletimizin refahı için gece gündüz çabalayan üreticilerimizi hedef alarak süreci yürütemezsiniz. Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır. Bu tarz bir çağrı, talep ancak ülkemiz üzerinde emperyalist düşüncesi olan zihniyetlere ait olabilir. Dün bu tarz çağrıların kimler tarafından yapıldığını biliyoruz. Bugün hala ülkemize bu tarz boykotları uygulayanların kimler olduğunu biliyoruz.”
“Bu tip çağrılar insanları bölmek için kullanılan bir argümandır”
Orhan Aydın, bu çağrıların ekonomiye yönelik olumsuz etkilerine işaret ederek, şu açıklamalarda bulundu:
“Belirli bir tarafı ve grubu kendi çıkarlarınız doğrultusunda konsolide edebileceğinizi düşünebilirsiniz fakat ülke ekonomisine zarar verecek olan bu çağrılara karşı milletimiz sağduyusu ile boşa çıkartacaktır. Bu tip çağrılar sadece insanları bölmek, kendi taraftarlarını marjinalleştirmek için kullanılan bir argümandır. Halkımız da sağduyusu ile bunu boşa çıkaracaktır.”
TESK Genel Başkanı Palandöken
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve sanatkara destek olunması, ticaretin durdurulmaması gerektiğini belirtti.
Palandöken, “ekonomik boykot” çağrısına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Bu ekonomik zorlukta müşterisine hizmet etmeye çalışan esnaf ve sanatkara destek olunmalı ve ticaret durdurulmamalı.” ifadesini kullandı.
AESOB Başkanı Dere
Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, hukuki bir süreç yaşandığını, konunun yargıda olduğunu belirtti.
Boykot çağrılarının esnafa zarar vereceğini ifade eden Dere, “Ortada bir soruşturma var ve bu konuda yargı görevini yapacaktır. Biz esnafız, birleşmeden, uzlaşmadan yanayız. Hiçbir tartışmanın bir parçası olmak istemeyiz. Esnaf ekmeğinin derdinde, dükkanını açıp, eve ekmek götürmek istiyor. Boykot çağrıları sadece bir esnafa, bir işletmeye değil herkese zarar verir.” diye konuştu.
Van TSO Başkanı Takva
Van Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva da yaptığı açıklamada, bazı firma ve markalara yönelik “boykot” çağrılarını anlamsız bulduğunu söyledi.
Çağrıların yanlış olduğunu belirten Takva, “Siyasetçiler süreçleri yönetirken ister muhalefette ister iktidarda olsun serbest piyasayı olumsuz etkileyecek hiçbir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Bu nedenle boykot çağrılarını akıl tutulması olarak değerlendiriyorum. Hangi görüşten olursa olsun bu çağrıları doğru bulmuyoruz.” ifadesini kullandı.
Halkı firmalara karşı örgütlemenin yanlış olduğunu vurgulayan Takva, şunları kaydetti:
“Siyaset terminolojisinde böyle bir yaklaşım yok. Kamu firmalarını boykot edebilirsiniz ama özel sektöre yönelik hiçbir olumsuz yaklaşım doğru değil. Nitekim bu firmalarda binlerce kişi istihdam ediliyor. Kimse onlar gibi düşünmek zorunda değil. Siyaseti özel sektör üzerinden dizayn edemezsiniz, siyasetçi, siyasetini yapacak. Bu boykot çağrısını anlamlandırmak mümkün değil, bu yaklaşımın yanında değil karşısındayız. O firmalar, markalar büyük riskler alarak üretim yapıyor. Bu nedenle bu çağrılar bir akıl tutulmasından başka bir şey değil.”
TÜRES Genel Başkanı Bingöl
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, “boykot” çağrılarının yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakabileceğini belirterek, “Bu çağrılarla Türkiye’deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan “boykot” çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Bingöl, bugün sosyal medyada yayılan ve 2 Nisan’da yapılacak boykot çağrısını kınadıklarını bildirdi.
Bu çağrının ülke ekonomisini hedef aldığını, yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakacağını kaydeden Bingöl, şu ifadeleri kullandı:
“Bu çağrılarla Türkiye’deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor. Milyonlarca insan, boykot yapılması istenilen o alışverişler sayesinde geçimini sağlıyor. Bu işletmelerimizin elektriği, suyu, çalışan ödemesi ve kirası var. Bu sebeple söz konusu çağrının karşısındayız. Bu durumun hiç kimseye bir faydası olmadığı gibi ekonomiye de zarar verecektir. Duyarlı vatandaşlarımızın yarın daha çok alışveriş yapmasını ve daha çok tüketmesini istiyoruz. Yerli ve milli markalarımıza tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki bu çağrıyı milletimiz sağduyusuyla boşa çıkaracaktır.”
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, “boykot” çağrılarına ilişkin, işletmelere yönelik her türlü siyasi boykota karşı olduklarını belirtti.
Öztürk, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, çağrıların siyasi olduğunu kaydetti.
Ülkedeki üretim ve istihdam sağlayan bütün işletmelerin baş tacı olduğuna değinen Öztürk, “İşletmelerimize yönelik her türlü siyasi boykota karşıyız. Bu tip çağrılar işletmelere olduğu kadar ülke ekonomisine de çok ciddi zarar verir.” ifadesini kullandı.
Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Büyükeğen de Türkiye’nin itidalli ve sağduyulu olunması gereken bir dönemden geçtiğinin altını çizerek, ” Enflasyonla mücadele ettiğimiz bu dönemde ülkemizin sanayi üretimine, ticari hayatına olumsuz yansıyabilecek her türlü davranıştan uzak durulmalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin kendi bölgesinin en güçlü sanayi ülkesi olduğuna dikkati çeken Büyükeğen, ülkenin bu gücünü sürdürülebilir kılmanın herkesin sorumluluğu olduğunu belirtti.
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Kopuz
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, “boykot” çağrılarına ilişkin, “Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan “boykot” çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yapan Kopuz, çağrıların muhalefetin çaresizliğini gösterdiğini ifade etti.
Muhalefetin, yolsuzluk soruşturmasını unutturmak için her şeyi yaptığını ve tüm tuşlara bastığını belirten Kopuz, “Önce gençleri sokağa dökmeye çalıştılar, istedikleri başarıyı elde edemeyince, yerli ve milli markaları hedef tahtasına koydular. Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir.” ifadesini kullandı.
“Milleti ayrıştırmayı da göze almış durumdalar”
Ali Kopuz, boykot çağrılarının “yolsuzluk soruşturmalarının üzerinin örtülmesi” amacıyla yapıldığını belirterek şunları kaydetti:
“Bu çağrılar, bir yolsuzluk soruşturmasını örtmek ve algı yönetimi için sadece Türkiye’nin ticaretini, esnafın kazancını ve milletin ihtiyaç duyduğu ürünü almasını engellemeyi değil, milleti ayrıştırmayı da göze almış durumda olduklarını gösteriyor. Bu boykot çağrısını, çok çaresiz durumda olduklarının açık bir göstergesi olarak görüyorum ve milletimizin yarın onlara gereken cevabı vereceğine inanıyorum.”
İTO Başkanı Avdagiç
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
“Bizi biz ve bir yapan değerlerimize sahip çıkmamız gereken günlerden geçiyoruz. Şirketlerimiz bu değerlerimizin başında gelir. Boykot çağrıları yanlıştır. Türkiye, bir aklıselim ülkesidir. Köklü devlet geleneğiyle, kısır siyasi çatışmaların savuracağı bir ülke olamaz. Kaybedenin Türkiye’nin şirketleri, Türkiye’nin ekonomisi, 86 milyon vatandaşımızın fedakarlığıyla oluşturduğu üretim birikimi olmasına izin vermemeliyiz. Türkiye’nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz.”
MÜSİAD Genel Başkanı Asmalı
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan “ekonomik boykot” çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
CHP tarafından bugün için duyurulan boykot çağrısının bazı çevrelerce de desteklendiğini kaydeden Asmalı, bu çağrının ekonomik dengeleri bozma girişiminin yanı sıra piyasaları kilitleyerek üretimi ve istihdamı olumsuz etkileme çabası olduğunu bildirdi.
Asmalı, “Bu çağrı, yerli ve milli sermayemizi zayıflatmaya, ekonomik bağımsızlığımızı tehlikeye atmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişimdir.” ifadelerini kullandı.
Ekonominin, bir milletin ortak emeği olduğunu kaydeden Asmalı, bu emeği sekteye uğratmaya yönelik her hareketin, yalnızca firmalara değil esnafa, sanayiciye ve tüm vatandaşlara zarar vereceğini vurguladı.
“İş dünyası siyasi tartışmaların dışında tutulmalı”
Mahmut Asmalı, toplumu bu tür suni kriz çağrılarına karşı durmaya davet ederek, şu açıklamalarda bulundu:
“Tüm vatandaşlarımızı bugün ekonomimize daha güçlü destek vermeye, yerli üretim yapan firmalara ve markalara sahip çıkmaya, alışverişlerini ertelemek yerine, Türkiye’nin ekonomik istikrarını korumak için ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz. Türkiye ekonomisi, üretim gücü, istihdam olanakları, ihracat odaklı büyüme modeli ve girişimcilerimizin azmiyle son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. İş dünyamızın özverili çalışmaları sayesinde ülkemiz, küresel ekonomideki zorluklara rağmen istikrarlı büyümesini sürdürmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi iş dünyası, siyasi tartışmaların dışında tutulmalı ve tüm paydaşlar, ülkemizin refahı için ortak akılla hareket etmelidir.”
İSO Başkanı Bahçıvan
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“Demokrasinin olduğu toplumlarda vatandaşın beğenmediği, fikrinin uyuşmadığı konularda itiraz ve eleştiri hakkını kullanması, yasal yollardan tepkisini ortaya koyması demokratik, doğal bir haktır. Son günlerde ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır. Üretim ve ticaret hayatındaki dengelerin sarsılması, tahrip edilmesi yerine; demokrasinin ve yasaların sınırları içinde hareket edilmesinin ülkemiz için yararlı olacağını düşünüyorum.”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun’dan dezenformasyon açıklaması
Altun, “Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin, yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir.” ifadelerini kullandı.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, son dönemde hem içerde hem dışarıda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele verdiğini belirtti.
Ana muhalefet partisinde yaşanan iç çekişmeleri ve bu süreçte kamuoyuna yansıyan iddiaları “dehşet” verici olarak nitelendiren Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne yazık ki bu kadar ciddi iddialar karşısında mahcubiyet duyması gerekenler, kamu vicdanına hesap vermek yerine, yalan ve iftira siyasetini sürdürmekte, ‘yavuz hırsız’ misali algı operasyonlarına başvurmaktadır. Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde dahi kutsal değerlerimize yönelik alçak saldırılar, organize küfür kampanyaları, dinimize, milletimizin mukaddeslerine ve Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece edep dışı söylemler, toplumumuzun huzurunu hedef almıştır. Bu söylemler, sadece siyasi nezaketsizlik değil, aynı zamanda organize kötülüğün dışavurumudur. Ana muhalefet kadrolarının sömürgeci zihniyeti çağrıştıran tutumlar içine girerek uluslararası odaklardan siyasi meşruiyet devşirme gayretleri ise ibret vericidir.
Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir. Kendilerini hala vesayet Türkiye’sinin imtiyazlıları zanneden bu azgın azınlık bilmelidir ki Türkiye, birilerinin birtakım küresel güçlere sırtını dayayıp parmak sallayabileceği bir ülke değildir. Bu ülkenin gerçek sahibi olan aziz milletimiz, bu oyunların farkındadır.”
“Hiçbir sanatçımızın baskılara ve dışlanma girişimlerine karşı yalnız olmadığını belirtmek isterim”
Altun, Türkiye’nin artık vesayet odaklarının, küresel güçlerin arka bahçesi olmadığını, gücünü milli iradeden alan bir liderliğin öncülüğünde yoluna kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
“Neredeyse on yıldır değiştiğini, geliştiğini, helalleştiğini iddia edenlerin Gezi kalkışmasından bugüne bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkmıştır.” ifadesini kullanan Altun, “Sürekli kendini tekrar eden bir faşizan tavrı içinden bir türlü atamayan bu zihniyet, çirkin bir üslup eşliğinde mahalle baskısı oluşturmaya, kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları sindirmeye çalışmaktadır. Farklı görüşlere tahammül edemeyen, kendinden olmayanı yaftalayan, hatta tehdit eden bu faşizan anlayış, demokratik olgunlukla, birlikte yaşama kültürüyle asla bağdaşmaz.” değerlendirmesini yaptı.
Altun, şunları kaydetti:
“Hiçbir sanatçımızın ve sektör emekçimizin de ideolojik temelli tehditlere, baskılara ve dışlanma girişimlerine karşı yalnız olmadığını belirtmek isterim. İletişim ekosistemimizin güvenliğini sağlamak üzere attığımız her adımda sektörün haklarını savunmaya devam edeceğiz. Görüşünden ötürü birilerinin baskısıyla yer verilmedikleri her alanda biz olacak, onları yalnız bırakmayacağız. Bir kez daha gerçek yüzü ortaya çıkan kifayetsiz muhterislere şunu söylüyoruz; bu ülkede artık bu faşist söylemlerinizin, bu ayrımcı tutumlarınızın, bu kışkırtıcı, ötekileştirici dilinizin bir siyasal karşılığı kalmamıştır.
Siyasi rekabet, ilke ve vizyonla yapılır, tehdit ve sindirme ile değil. Muhalif görüşlere sahip vatandaşlarımızın siyaset kurumuna yönelik talep ve beklentilerini, kendi şahsi çıkar hesaplarına adeta kurban eden, onların umutlarını bozuk para gibi harcayan müflis siyaset tüccarları ve onların kayığına binip sağa sola nizamat vermeye çalışan ‘kültürel hegemonya’ bekçileri, ortaya koydukları bu faşist yaklaşımın sonuçlarıyla yüzleştiklerinde ne kadar büyük bir yanlışın içine sürüklendiklerini anlayacaklardır. Türkiye kararlıdır, güçlüdür ve yoluna milletin iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam etmektedir.”
Kaynak: AA
