Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili

Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili

Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili

Uzmanlar, çocukların çetelere yönelmesinde aile içi şiddet, ebeveyn tutumları, madde kullanımı, okul reddi ve dizilerdeki şiddet içerikli yayınlar gibi risk faktörlerinin etkili olabileceğini belirtiyor.

Anadolu Ajansının (AA) “Küçük yaÅŸ, büyük suç” baÅŸlıklı dosya haberinin bu bölümünde, çocukların çetelere ve ÅŸiddete yönelmesinde etkili olan risk faktörleri ele alındı.

Okullar, çocuklar için güvenli alanlar ve sağlıklı rol modellerin oluşturulduğu ortamlar olarak öne çıkarken, okula aidiyet duygusu geliştiremeyen çocukların da çetelere yönelme riski olabiliyor.

Uzmanlar, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin okul dışına taşınması, sosyal-duygusal öğrenme programlarının aileler ve eğitimcilerle yürütülmesi gerektiğini vurgularken, kamu spotları ve sivil toplum kuruluşlarının da çocukların gelişimine katkı sağlayacak şekilde sürece dahil edilmesinin önemine işaret ediyor.

Dizilerde artan şiddet içeriklerinin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu kaydeden uzmanlar, denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, ebeveyn-öğretmen iş birliğinin artırılması ve medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının önemini vurguluyor.

“Okul aidiyet hissettiÄŸimiz ve saÄŸlıklı rol model kurduÄŸumuz yerlerdir”

Uzmanlar, son zamanlarda 18 yaş altı çocukların çetelere yönelmesinde etkili olan risk faktörlerini değerlendirdi.

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seval Erden Çınar, çocukların son zamanlarda örgütlü çete gruplarına çok fazla yönelmeye başladığını söyledi.

Bunun çok katmanlı bir sorun olduğunu, sadece çocukla, aileyle veya okulla tek başına ele almanın yanlış olduğunu dile getiren Çınar, bunların çok fazla risk faktörü barındırdığını belirtti.

Çınar, çocuğun kişilik özellikleri, madde kullanımı, antisosyal davranışlar sergilemesi, aile içi şiddet ve ebeveynlerin tutumu ile sağlıklı olmayan boşanmalar sonucu çocukken ebeveynden ayrı kalmanın, çocukları bu tür çetelere yönlendirdiğini aktardı.

Eğitim sistemini tek başına sorumlu tutmanın yanlış olduğunu vurgulayan Çınar, şöyle devam etti:

“Etkisiz bir kurum demek de hatalı olur. EÄŸitim sistemi güçlü ve dolaylı bir belirleyici. Okul güvenli alandır, aidiyet hissettiÄŸimiz, davranışlarımızın düzenlendiÄŸi ve saÄŸlıklı rol model kurduÄŸumuz yerlerdir. Okul koruyucu rollerini sergileyemezse çocuk için koruyucu faktör deÄŸil, çetelere itici kurum haline gelir. Ardından birtakım temel yapısal sorunlar karşımıza çıkar. Bu noktada okulun yeri önemli.”

Çınar, çocuklarda görülebilen okul reddinin, çetelere yönelmede çok önemli bir değişken olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Aile ve öğretmen işbirliğinin önemi

Okula aidiyet hissi bulunmayan çocuÄŸun eÄŸitimden koptuÄŸuna dikkati çeken Prof. Dr. Çınar, “Ailenin öğretmene güvenle baÄŸlanması, öğretmenin de öğreten, rol model olan ve çocuÄŸun duygu ve ihtiyaçlarını fark edebilecek düzeyde ilgili olması gerekir.” dedi.

Çınar, çocukta okul reddiyle birlikte baÅŸarısızlık veya akran zorbalığı gibi baÅŸka sorunların da görüldüğünü, bu süreçte çocuÄŸun kendisini baÅŸka alanlarda göstermeye çalıştığını anlatarak, “Küçük çeteler okulda da var. Akran zorbalığı, fiziksel, sözel, davranışsal, cinsel ve siber zorbalıklar çok oluyor. Okulun bu zorbalığı önleyici politikaları saÄŸlıklı iÅŸletmesi gerekir. Gerekli yaptırımlarla bu davranışların nedeni olan alttaki mekanizmaları da iyi anlaması, araÅŸtırması ve saÄŸlıklı okul kültürü oluÅŸturması çok önemli.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Sosyal olarak dışlanan ve etiketlenen çocuÄŸun okuldan hızla uzaklaÅŸtığını aktaran Çınar, “ÖrneÄŸin, çocuÄŸunuz birinci sınıfta psikolojik danışman ve rehber öğretmenle karşılaÅŸtı. Dördüncü sınıf bitene kadar aynı öğretmenle geliÅŸimsel takipte psikolojik, duygusal, davranışsal, biliÅŸsel tüm geliÅŸimleri takip edecek ve aksaklıklar ile normal dışı durum ya da uyum sorunları olduÄŸunda çok kolay yakalayabilecek sisteme ihtiyacımız var. Çocukların yaÅŸadığı sorunlar onlardan çok yetiÅŸkinler olarak bizim sorunumuz. Çünkü bir çocuÄŸu toplum büyütür. ” ifadelerini kullandı.

Çınar, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yalnızca okul içinde sınırlı kalmaması gerektiğini, bireyi güçlendirme sürecinde de yer alabileceğini bildirdi.

Sosyal-duygusal öğrenme programlarına değinen Çınar, aileler ve eğitimcilerin de sürece dahil edilerek yürütülmesi gerektiğini anlattı.

Prof. Dr. Çınar, kamu spotlarında uzman görüşlerine de yer verilmesi gerektiğini belirterek, sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimlerde de psikolojik danışman ve rehberlerin önemli çalışmalar yürütebileceğini kaydetti.

“Denetleme mekanizmalarının arttırılması gerekiyor”

İstanbul Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden Dr. Halil Türker ise özellikle son 10 yılda dizilerde ÅŸiddet tasvirinin ön plana çıktığını söyledi.

Bazı senaryolarda ÅŸiddet içerikli dizilerin bulunduÄŸunu ve bunun çocukları doÄŸrudan etkilediÄŸini vurgulayan Türker, “Bununla birlikte dizilerde hem sözel hem de fiziksel ÅŸiddet çok ön planda. Ekrandaki sözel ÅŸiddeti de görsel ÅŸiddet kadar önemsemeliyiz. Bunun sonuçlarını son zamanlarda haberlerde çok sık görüyoruz.” dedi.

Türker, konuyla ilgili denetleme mekanizmalarının daha fazla devreye girmesini önererek, “Denetlenmeyen ve ÅŸiddet unsuru taşıyan senaryoların toplumu hangi noktalara getirdiÄŸini gördüğümüz zaman senaryoların denetlenmesi gerektiÄŸi fikrine herkes biraz daha sıcak bakabilir. Denetleme mekanizmalarının arttırılması gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

Suç ve şiddet içerikli haber sunumlarının çocukları olumsuz etkilediğine dikkati çeken Türker, haberler ekrana yansıtılırken çocukların psikolojisinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.

“Medya okuryazarlığı eÄŸitimi ÅŸart”

Halil Türker, ebeveynlerin çocuklarının suça bulaşmaması ve çetelerin etkisine girmemesi için öğretmenlerle işbirliği içinde olması gerektiğini vurguladı.

Medya okuryazarlığı eğitimi alan çocuğun habere ve sosyal medya paylaşımına nasıl yaklaşması gerektiğini öğrendiğini ve kimi rol model olarak seçeceğini iyi tahlil edebildiğini ifade eden Türker, şunları kaydetti:

“Amacımız medya okuryazarlığı eÄŸitimlerinde çocuklara bu yetiyi kazandırabilmek. Hem dizilerde hem de sosyal medya içeriklerinde kötü rol modeller ön plana çıkarıldıkları için çocuklarımız da maalesef bunları görerek maruz kalıyor. İyi olanları rol model alabilmeleri için medya okuryazarlığı eÄŸitimi ÅŸart.”

Türker, kültür, sanat ve spor gibi faaliyetlerin çocukların gelişimine katkı sağlayacağını ifade ederek, medya okuryazarlığı bilincinin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA