Cumhurbaşkanı Erdoğan: (Altılı masa) Size rağmen milletim hem aday hem de Cumhurbaşkanı yapacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Altılı masa) Size rağmen milletim hem aday hem de Cumhurbaşkanı yapacak
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Åžimdi altılı masa ne diyor? ‘Aday olamaz’ diyor. Size raÄŸmen milletim hem aday yapacak hem de CumhurbaÅŸkanı yapacak.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “Åžimdi altılı masa ne diyor? ‘Aday olamaz’ diyor. Size raÄŸmen milletim hem aday yapacak hem de cumhurbaÅŸkanı yapacak.” dedi.
Bilecik Vezirhan’da “Kökümüz Mazide, Gözümüz Atide” programı kapsamında gençlerle bir araya gelen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ÅŸair, romancı ve oyun yazarı Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerinin de yer aldığı, Ayasofya-i Kebir Cami-i Åžerifi’nin açılışına iliÅŸkin görüntülerin izletilmesinin ardından yaptığı konuÅŸmada, “Duydunuz, dinlediniz, ne diyor? Ayasofya açılacak. Ve Ayasofya açıldı mı? Bize nasip oldu mu? Allah’a hamdolsun. Üstadımızın (Necip Fazıl Kısakürek) mekanı cennet olsun. Görmüş ve nasibi de bize olmuÅŸ.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden aldıkları enerjiyle, heyecanla, coşkuyla ülkeyi büyütme, milleti güçlendirme mücadelesine daha bir azimle ve daha bir gayretle sarıldıklarını belirterek, gençlerle her bir araya gelişinde gençliğine döndüğünü ve ruhen gençleştiğini söyledi.
Kendi gençliklerinin bir yandan yoklukla ve yoksullukla, bir yandan yasaklarla, baskıyla ve kavgayla geçtiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, “Gençler, unutmayın ben de size aşığım. Milletimizin asırlık yorgunluÄŸunu, asırlık çilelerini sırtlanan bir gençlik olarak hayata tutunma mücadelesi verdik. Bu uÄŸurda nice arkadaşımızı ya bedenen ya fikren kaybettiÄŸimiz dönemler oldu. Hamdolsun tüm bu badireleri atlatarak belediye baÅŸkanı, baÅŸbakan, cumhurbaÅŸkanı olarak milletimize hizmet etme ÅŸerefine eriÅŸtik. Ne diyorlardı? ‘Muhtar bile olamaz’ diyorlardı. Ama benim milletim bu kardeÅŸinizi, aÄŸabeyinizi bu ülkede cumhurbaÅŸkanı yaptı. Åžimdi altılı masa ne diyor? ‘Aday olamaz’ diyor. Size raÄŸmen milletim hem aday yapacak hem de cumhurbaÅŸkanı yapacak. Ve tabii o zaman kilonuz da ortaya çıkacak. Bakalım kaç kilosunuz?” diye konuÅŸtu.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, gençlerin misafiri olarak bulunduÄŸu güzel mekanda, ÅŸu dönemdeki tecrübesiyle hayata dönüp baktığında Ömer Hayyam’ın “Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti. Derede akan su, ovada esen yel gibi. İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok. Daha gelmemiÅŸ gün bir, geçmiÅŸ gün iki.” sözlerinin aklına geldiÄŸini belirterek, “Evet, biz geçmiÅŸ günleri yaptığımız eser ve hizmetlerle hatırlayarak tarihe havale ediyor, gelecek günleri de Rabb’imizin takdirine bırakıyoruz.” dedi.

Karşısındaki tablonun enerjisini, heyecanını ve coşkusunu daha da arttırdığına, altılı masaya da bazı mesajlar verdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bizim için önemli olan, bugün burada siz gençlerimizle gönüllerimizi buluÅŸturmuÅŸ olmamızdır. Sizlerle burada yaptığımız hasbihalin lezzeti paha biçilmezdir. Åžimdi diyorlar ya, ‘Deliler gibi aşığım size’ diyorlar ya, ben de deliler gibi aşığım size. Åžu güzel tablo, gençlerimize kem gözle bakanlara ibret olsun. Åžu fotoÄŸraf gençlerimizi, kendi adamlarına yaptıkları ÅŸekilde, ne diyor? Gel deyince gelen, git deyince giden, istedikleri gibi yönlendirebilecekleri bir güruh sananlara da ibret olsun.”

“Gençlerimize Türkiye Yüzyılı’nı emanet ediyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere güvendiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Hem de öyle bir güveniyoruz ki sizi maziden atiye kurduÄŸumuz köprünün kilit taÅŸları olarak görüyoruz. Bunun için de siz gençlerimize hem Cumhuriyetimizin ilk asrının birikimlerini hem de önümüzdeki asrın sembolü Türkiye Yüzyılı’nı emanet ediyoruz. Hayatı boyunca hep gençlerle yol yürümeyi, gençlerin önünü açmayı ilke edinmiÅŸ bir siyasetçi olarak bugün de aynı hissiyatla ülkemizin geleceÄŸini sizlerin ellerine bırakıyoruz. Gençlerimize güvenimizin en büyük ispatı, eÄŸitimden saÄŸlığa, dış politikadan güvenliÄŸe tüm hizmet alanlarında kurduÄŸumuz güçlü altyapı yanında sizlerin siyasi haklarınızı kullanabilmenize verdiÄŸimiz önemdir. Seçilme yaşını 30’dan 25’e indiren kim? Biz indirdik. Ne dedik? Yetmez, seçme ve seçilme olarak 25’ten 18’e kim indirdi, biz.”

CHP’nin “Parlamentoyu çoluk çocuÄŸa mı bırakacağız?” dediÄŸini aktaran ErdoÄŸan, “Bunların mantığı bu, mantalitesi bu. Biz de dedik ki, ‘Biz öyle bir geldik ki bizim ecdadımız Fatih, 18 yaşında bir çağı kapadı, bir çağı açtı. Onun torunları olarak, bu parlamentoya bu yakışır’ dedik. Ve kanunlar önünde reÅŸit sayılan her bir evladımızın ÅŸehrinin ve ülkesinin geleceÄŸinde söz sahibi olma hakkını da biz gençlerimize teslim ettik. Bugün ülkemizde siyasi partilerden iÅŸ dünyasına kadar her yerde geçmiÅŸte hiç olmadığı kadar çok gencimiz, söz ve karar sahibi konumda yer almaktadır. Türkiye ortanca yaşı 33 olan bir ülke olarak dünyanın en genç nüfuslu devletleri arasındaki yerini korumaktadır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, özellikle Batı ülkelerinin hızla yaşlanan nüfusuyla karşılaştırıldığında bu gençlik aşısının kendileri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

“Böyle bir nüfusu hala 1940’ların, 1970’lerin, 1990’ların zihniyetiyle yönetmeye talip olmak en baÅŸta gençlerimize hakarettir. Dünyanın bilgi toplumunu geride bırakıp dijitale yöneldiÄŸi, yapay zekayı tartıştığı bir dönemde eski Türkiye vaadiyle sizlerin karşısına çıkanlar ne bu ülkeyi ne de gençleri tanıyor demektir, tanımıyorlar. Ülkemizin e-Devlet Kapısı ile kamu hizmetlerinin neredeyse tamamına yakınını dijitale taşıdığından habersiz olanların zihin dünyaları henüz Cilalı TaÅŸ Devri’nden Yontma TaÅŸ Devri’ne geçmenin ÅŸaÅŸkınlığını yaşıyor. Görüntülü konuÅŸmayı ileri teknoloji sananları, 2023 Türkiye’sini tanımaya, ülkemizin özellikle e-Devlet altyapısını öğrenmeye çağırıyorum Bay Kemal. Rahmetli Özal’ın çok güzel bir sözü vardı. Özal, bu zihniyet için ‘Bizim yaptıklarımıza onların hayalleri bile yetiÅŸemez.’ diyordu. Biz de bugün karşımızdakilerin gündemlerine, söylemlerine, duruÅŸlarına bakıp aynı hissiyata kapılıyoruz.”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, altılı masaya iliÅŸkin, “Dışarıdakiler bile bunlardan umudu kesmiÅŸ olmalı ki her gün bir baÅŸka küresel medya kuruluÅŸunu devreye sokarak 14 Mayıs için bizzat sahaya inme ihtiyacı hissettiler. Güya aleyhimizde yaptıkları yayınlarla gençlerimizin, kadınlarımızın, milletimizin iradelerini yönlendirebileceklerini düşünüyorlar.” dedi.

Kendilerinin, “BoÄŸaz’ın altından Marmaray’ı ve Avrasya Tüneli’ni yaptıklarını” söyleyen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Bunlara kalsa böyle bir ÅŸey yapabilirler miydi? Bu kadar büyükÅŸehir belediye baÅŸkanları var. Eserlerinizi bir ortaya koyun ya, ne yaptınız? Ne yaptınız ya bir görelim? Yapamazlar. Åžimdi Türkiye uzay yarışında, kutup rekabetinde, teknoloji tasarlama ve geliÅŸtirme mücadelesinde yerini güçlendirmenin çabası içindeyken aynı kapıdan 6 kiÅŸi birden geçme kavgası verenleri gülerek izliyoruz. Bunlardan ne ülkemize ne milletimize ne de siz gençlerimize hiçbir hayır gelmeyeceÄŸini çok iyi biliyoruz. Dışarıdakiler bile bunlardan umudu kesmiÅŸ olmalı ki her gün bir baÅŸka küresel medya kuruluÅŸunu devreye sokarak 14 Mayıs için bizzat sahaya inme ihtiyacı hissettiler. Güya aleyhimizde yaptıkları yayınlarla gençlerimizin, kadınlarımızın, milletimizin iradelerini yönlendirebileceklerini düşünüyorlar.” ifadelerini kullandı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan milletin çoktan “yeter” dediÄŸini dile getirerek, “GeçtiÄŸimiz 20 yılda bize verilen her destek, emperyalistlerin ve onların maÅŸalarının yüzlerine haykırılmış bir ‘yeter’ sözüdür. Biz de bu tarihi meydan okumayı 14 Mayıs’ta bir kez daha ‘Yeter, söz de karar da gelecek de milletindir.’ diyerek, çok daha yüksek bir seda ile tekrarlamak istiyoruz.” diye konuÅŸtu.
Gençlere güvendiÄŸini ve inandığını dile getiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Çünkü bunlar, milletten alamadıkları destekle elde edemedikleri yönetimi, darbecileri kullanarak gasbedip, Menderes’i idam sehpasına gönderenler; bugün onun ‘Yeter, söz milletindir.’ sözüne sahip çıkmaya kalkıyorlar. Daha durun bakalım ya siz bunları konuÅŸmazken biz konuÅŸuyorduk. Siz neredesiniz? Sadece tek parti devrinden beri hayatlarını kararttıkları, hatta ellerine kanlarını bulaÅŸtırdıkları mazlumların ahı bile bunların akıbetini berbat etmeye yeter.” dedi.
“Türkiye’nin önünü esaretin zincirleriyle kesmek isteyenlere izin vermeyin”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden tek talebinin büyük emekler, fedakarlıklar ve bedeller karşısında teslim edecekleri özgür, demokrat, kalkınmış, güçlü Türkiye mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaları olduğunu söyledi.
Yapmanın zor, yıkmanın kolay olduğunu; müktesebatlarında, yaptıkları tek bir hayırlı iş olmayanların tek bildiği şeyin yıkmak olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şöyle seslendi:
“Gençler, özgür Türkiye’nin önünü esaretin zincirleriyle kesmek isteyenlere izin vermeyin. Gençler, bağımsız Türkiye’nin ayaklarına prangalar vurmaya kalkanlara asla izin vermeyin. Gençler, askeri gücüyle, diplomatik maharetiyle, siyasi etki alanıyla eÅŸiÄŸine geldiÄŸimiz Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte yükseltin. Gençler, ülkemizin kazanımlarına sahip çıkın, hedeflerine yürümeye kararlılıkla devam edin. Gençler, hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Sizi bunlardan mahrum etmek isteyen içeride ve dışarıda kim varsa bilin ki geleceÄŸinize kastetmiÅŸtir, istiklalinize göz dikmiÅŸtir. Arkalarına aldıkları küresel güçleri göstererek sizi korkutmaya, yıldırmaya, bezdirmeye çalışan kim varsa Bilecik’i hatırlayın. Anadolu’nun bu küçük ÅŸehrinde Osman Gazi’nin diktiÄŸi bir çınarın köklerinin DoÄŸu Roma’yı da fethederek nasıl dünyanın en büyük, en güçlü devletinin temellerine dönüştüğünü hatırlayın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de bu yıl ilk asrı geride bırakılan Cumhuriyet için aynı hayalleri kurduklarını, bugüne kadar yaptıklarını, demokrasi ve kalkınma yolunda eksiklerin tamamlanması olarak kabul ettiklerini anlattı.

“Emperyalist hevesleri yine kursaklarda bırakmaya davet ediyorum”
Türkiye Yüzyılı’yla, ardı ardına yaÅŸanan krizlerle sarsılan küresel yönetim düzeninde ülkeyi en üst sıralara çıkartacak atılıma hazırlandıklarını belirten ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“Hazır mısınız? Gelin, 14 Mayıs’ta hep birlikte ortaya koyacağımız iradeyle bu tarihi ÅŸahlanışı birlikte gerçekleÅŸtirmeye var mıyız? Gelin, Türkiye Yüzyılı destanını birlikte yazmaya var mıyız? Gelin, size devredeceÄŸimiz büyük ve güçlü Türkiye’nin kapılarını birlikte aralayalım. Bir asır önce bizi Anadolu topraklarına gömeceklerini sananlar vardı. Milli Mücadele’yle hepsini de hüsrana uÄŸrattık. Bugün de kendi yazdıkları senaryoyu içimizdeki gafilleri kullanarak üzerimizde uygulamak isteyenler olduÄŸunu görüyoruz. Sizleri, üstadın deyimiyle Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediÄŸine koyarak bu vahÅŸi emperyalist hevesleri yine kursaklarda bırakmaya davet ediyorum. Åžu gençlik bizimle birlikte olduÄŸunda bu mücadelenin zaferle neticeleneceÄŸinden şüphe duymuyorum.”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Osman Gazi’nin beyliÄŸi ilan ettiÄŸinde, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiÄŸinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın ülkenin yönetimini devraldığında, Abdülhamit Han’ın tahta geçtiÄŸinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi baÅŸlattığında genç olduklarını anımsattı.
Osman Gazi’nin bir milletin geleceÄŸini inÅŸa etme yükünü omuzlarına aldığında Åžeyh Edebali’nin kendisine, “Ey oÄŸul, artık bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoÅŸ görmek sana. AnlaÅŸmazlıklar bize, adalet sana. Ey oÄŸul sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Åžunu da unutma, insanı yaÅŸat ki devlet yaÅŸasın. İşin ağır, iÅŸin çetin, gücün kula baÄŸlı. Allah yardımcın olsun.” dediÄŸini vurgulayan ErdoÄŸan, gençlerin de kendi iÅŸleri ve hayatlarının beyleri olduÄŸunu vurguladı.
Salondaki gençler, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeÅŸ olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Finlandiya’nın NATO’ya üyelik sürecine iliÅŸkin, “Biz icabında Finlandiya’yla ilgili farklı bir mesaj verebiliriz. Finlandiya’yla ilgili farklı mesajı verdiÄŸimiz zaman İsveç ÅŸok olacak. Ama Finlandiya da aynı yanlışı yapmaması lazım.” dedi.
Programın sunuculuÄŸunu yapan Pelin Çift’in, Türkiye Yüzyılı için en büyük hayalini sorduÄŸu CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Ben tabii burada ÅŸablonu söyleyeyim; Gazi Mustafa Kemal’in ifade ettiÄŸi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak. Bununla tabii biz bir ÅŸeyi yakalıyoruz. Öyle bir mekandayız ki ErtuÄŸrul Gazi buradan bize ön açtı ve ardından Osman Gazi, Fatih… Bütün hepsi kademe kademe bu açılan yoldan yürüdüler ve 600 yıl dünyaya ders verdiler. Dediler ki ‘Dünyayı ÅŸekillendirme bize ait.’ Bizim ecdadımız eÄŸer karadan kadırgaları yürüttüyse, bu durup dururken olmadı. Bu bir azmin, bir imanın gereÄŸiydi ve bunlar yapıldı.” yanıtını verdi.
Onların ardından giden kendilerinin de BoÄŸaz’ın altından Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni geçirdiklerini belirten ErdoÄŸan, “Onlarla da kalmadık. Gerek Demirel gerek rahmetli Özal köprüleri yaptılar, birinci-ikinci köprü. Ardından onlar da bizim için bir iz sürümdü. Ne yaptık biz de? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, seçim kampanyası döneminde CHP’nin çadırına selam vermek için gittiÄŸinden bahsederek, oradakilerle arasında geçen diyaloÄŸu şöyle anlattı:
“Tam da çadırın kurulu olduÄŸu yerden Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü görüyorsun. Bizim Huber’in orada. Ne deseler bana beÄŸenirsiniz? ‘Bu köprüyü yaptınız güzel de peki bunun adını niye Yavuz Sultan Selim Köprüsü koydunuz?’ Yavuz Sultan Selim, bizim için bir tarih. O bir tarih yazdı ve öyle bir tarih ki onun atının üzerinde yürüdüğü çamur için kaftanına oradan sıçrayacak çamuru kendisi için bir ÅŸeref layihası gördü. Böyle baktı. Onların bıraktığı izler bizim için bir ÅŸereftir. Dolayısıyla onların anılması gerekir. Bu sizi niye rahatsız ediyor? ‘Kusura bakmayın. Biz bu ismi unutturmayacağız. Sizin derdinizin de ne olduÄŸunu biz biliyoruz.’ dedim. ‘Neden oraya bu ismin verilmesinden rahatsız olduÄŸunuzu da biliyoruz. Rahatsız olsanız da olmasanız da biz Yavuz’u unutturmayacağız.’ Bak, dedim ‘Biz Osman Gazi’yi de unutturmayacağız.’ Hani İstanbul-İzmir arasına Osmangazi Köprüsü’nü yaptık, oraya da onun adını verdik ya, o da bunları rahatsız ediyor. Bunlarla da asla kalmayacağız. Ve dedim, ‘Siz Genel BaÅŸkanınıza söyleyin de İstanbul-İzmir arası 7,5 saatti. Åžimdi bu 7,5 saatlik yolu biz 3 saate indirdik.’ 3,5 saat İstanbul’dan çıkıyorsun, yollar muhteÅŸem, varıyorsun.”
Bunlarla da kalmayacaklarının altını çizen ErdoÄŸan, “Çok daha ilginç; biz daÄŸları dele dele aynen nasıl Türkiye’nin bir ucundan diÄŸer ucuna bu ÅŸekilde gidiyorsak, bunun dışında daha birçok yerler, ÅŸurada Bilecik’e gelirken bile daÄŸlar nasıl delinmiÅŸ. Nasıl tünellerden geçtik, gördünüz. Bu tüneller olmasaydı nerelerden dolaÅŸacaktık? DaÄŸlardan. Ama biz aşığız, biz dertliyiz. Onun için de bu tünelleri açarak hamdolsun buralara geldik. Hala da devam ediyoruz, hala da devam edeceÄŸiz. Bu konuda bizimle zaten yarışmaları da mümkün deÄŸil.” diye konuÅŸtu.
İsveç’te Kur’an-ı Kerim’in yakılması
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı. Osmangazi Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi Emrah Otay’ın, İsveç Kralı DemirbaÅŸ Karl’ın 5 yıl Osmanlı Devleti’ne sığındığını, Osmanlı Devleti’nin de kendisini en iyi ÅŸekilde ağırlayarak misafirperverliÄŸini gösterdiÄŸini anımsatması ve “Siz de yaptığı yardımlardan dolayı İsveç’in Osmanlı’ya gönderdiÄŸi teÅŸekkür mektubunu İsveç BaÅŸbakanı’na hediye ederek, ‘Tarih ibret alınırsa tekerrür etmez’ demiÅŸtiniz. Ancak CumhurbaÅŸkanım bunlar sanırım çok ibret almamışlar. İsveç BaÅŸbakanı sizin söylediklerinizi pek anlamamış gibi duruyor. Neler söylemek istersiniz?” demesi üzerine ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“İşte, orada tabii bir eksik var. İsveç BaÅŸbakanı Osmanlıcayı bilmiyor, Türkçeyi hiç bilmiyor. Biz tabii kendisine bunları bu ÅŸekilde anlattık. Dedik ki ‘Bak, eÄŸer siz illa NATO diyorsanız, NATO’ya girebilmeniz için bu teröristleri bize iade edeceksiniz. EÄŸer bu teröristleri bize iade etmezseniz, 120 kiÅŸilik bir liste verdik, kusura bakmayın.’ Tabii bunlar o gün bugün bizimle kendilerine göre ‘Yok anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptık, yok ÅŸunu yaptık, yok bunu yaptık.’ kendilerine göre dalga geçiyorlar. Bunlar Türkiye’yi tanıyamadılar. Zannediyorlar ki 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önceki Türkiye bugünkü Türkiye. DeÄŸil. Bak, ben bu akÅŸam buradan bir ÅŸey söyleyeyim; biz icabında Finlandiya’yla ilgili farklı bir mesaj verebiliriz. Finlandiya’yla ilgili farklı mesajı verdiÄŸimiz zaman İsveç ÅŸok olacak. Ama Finlandiya da aynı yanlışı yapmaması lazım.”
ErdoÄŸan, İsveç’te Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına iliÅŸkin de şöyle konuÅŸtu:
“Ziyarete geldiklerinde de doÄŸrusu ben BaÅŸbakanı olumlu bir insan olarak gördüm ama maalesef yani Kitabullah’ı, Kur’an-ı Kerim’imizi affedersin yakacaklar, etrafında da kimler var? Korumalar var, polisler var. Ya benim ecdadım Osmanlı; İncil, Tevrat, böyle bir ÅŸeyi yakma eylemine girenleri inim inim inletmiÅŸ. Yani ÅŸu anda Türkiye olarak, onlar böyle yaptı diye biz karşıtını mı yapalım? Hayır, biz yapmayız. Bizim aldığımız terbiye bu deÄŸil. Farklıyız biz. Onlar Kur’an’ımızı yakmak suretiyle İslam’ı mı bitirdiler? Kitabullah’ın koruyucusu Rabb’imizdir. Bunlar sadece cibilliyetlerinin ne kadar bozuk olduÄŸunu gösterdiler. Aynı ÅŸeyi Danimarka yaptı. O da aynı, deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok. Ama biz dik duracağız, saÄŸlam duracağız ve Kitabımıza, aynen nasıl ki Peygamber Efendimiz, ‘Onun koruyucusu Allah’tır.’ buyurdu, biz de ÅŸu anda biliyoruz ki koruyucusu Allah’tır. Elimizden geleni her zaman yapacağız.”
Gençlere seslenerek, dünyada milyonlarca hafız olduÄŸunu unutmamalarını söyleyen ErdoÄŸan, “Niye? Kur’an-ı Kerim’in iÅŸte bunlar koruyucularıdır. Bu, Allah’ın izniyle kıyamete dek bu ÅŸekilde de devam edecek. Bunlar cahil, sapık. Zannediyorlar ki ‘Biz Kur’an-ı Kerim’i yaktık, iÅŸ bitti.’ Bitmez. Kur’an-ı Kerim bizim hafızalarımızda kayıtlı. Buralarda kayıtlı. Bizim imanımızı çok daha güçlü hale getirecek.” ifadelerini kullandı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Osmanlı mimarisine hayran olduÄŸunu belirterek, “Åžu anda birçok mimarlarımız modern mimariyle de birçok eserler ortaya koyuyorlar. Fakat biz dönemimizde yaptığımız eserlerde, Osmanlı mimarisini hep kendimize örnek aldık. Eserlerimizi de bu ÅŸekilde yaptık.” dedi.
Burada gençlerin sorularını yanıtlayan ErdoÄŸan’a, Afyon Kocatepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Birce AkkuÅŸ, Time dergisinde yayımlanan “CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Osmanlı İmparatorluÄŸu sevgisi dünyayı neden kaygılandırmalı?” baÅŸlıklı yazıya iÅŸaret ederek, “Aynı yazıda Ayasofya’nın tekrar camiye dönüştürülmesi ve doÄŸal gaz keÅŸifleri tehlike olarak bildirildi. Aynı zamanda örnek aldığınız liderin Yavuz Sultan Selim olduÄŸunu iddia ediyorlar. Sizin favori bir padiÅŸahınız var mı?” sorusunu yöneltti.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Favori padiÅŸah kimdir?” ÅŸeklindeki bir soruya cevap aramanın hakikaten çok zor olduÄŸunu ve Selatin-i Osmaniye’nin hepsinin ayrı bir öneme haiz olduÄŸunu vurgulayarak, “ErtuÄŸrul Gazi’nin durumu farklı, Osman Gazi’nin durumu farklı. Geliyoruz Fatih’in durumu farklı, Yavuz’un, Kanuni’nin farklı farklı geliyor. Sultan Abdülhamid Han’a kadar hepsinin ayrı ayrı özellikleri var. Hiç beÄŸenmedikleri Vahdettin’in dahi kendine has özellikleri var. Biz onları hep rahmetle anıyoruz. Onlar bizim hepsi favorilerimizdir. Rabbim mekanlarını cennet eylesin diyor, dualarımızı bu ÅŸekilde yapıyoruz ve özellikleriyle de kendilerini anıyoruz.” diye konuÅŸtu.
Ege Üniversitesi Tarih ve Gazetecilik bölümleri öğrencisi Abdülhamit AktaÅŸ’ın, Osmanlı Devleti’nin mimarisine sanat tarihi açısından bakıldığında yapıların kendine has bir mimarisi bulunduÄŸunu, AK Parti’nin 20 yıllık iktidar sürecinde yaptığı kamu daireleri, okul, hastane ve mescitlerin de ÅŸahsına münhasır bir mimarisi olduÄŸunu anlatarak yönelttiÄŸi “Bu, sizin bir hassasiyetiniz mi?” ÅŸeklindeki sorusuna ErdoÄŸan, ÅŸu cevabı verdi:
“Åžunu çok açık, net söyleyeyim. Osmanlı mimarisine ben hayranım. Åžu anda birçok mimarlarımız modern mimariyle de birçok eserler ortaya koyuyorlar. Fakat biz dönemimizde yaptığımız eserlerde, Osmanlı mimarisini hep kendimize örnek aldık. Eserlerimizi de bu ÅŸekilde yaptık. Mesela ilk camilerimizden bir tanesi Mimar Sinan Camii olmuÅŸtur, İstanbul’da. Eser olarak o bizim ilk eserimizdi ve gayet güzel de inÅŸa edildi. Ardından Büyük Çamlıca Camii’ni yaptık. Büyük Çamlıca Camii de yine aynı ÅŸekilde, açık-kapalı bölümler olmak üzere yaklaşık 60 bin kiÅŸi kapasitesi olan bir cami ama gelenlerin hepsinin de hayran kaldığı bir cami. Ankara’da Melike Hatun Camii’ni yaptık. O da yine Osmanlı mimarisiyle yaptığımız bir camiydi ve çok ilgi toplayan bir cami. Aynı ÅŸekilde ÅŸu anda mesela Levent’te ki Levent bölge olarak maalesef mabetsiz bir yerdi, oraya da ÅŸimdi Barbaros Hayrettin PaÅŸa Camii’ni yapıyoruz. O da yaklaşık 30 bini filan cemaat olarak alabilecek bir cami. Barbaros Hayrettin PaÅŸa Camii’nin de özelliÄŸi, bulunduÄŸu yerden, sahilde Deniz Müzesi var. Deniz Müzesi’nin oraya kadırgalar indirilmiÅŸ. Caminin de orada olması, çevrede ÅŸu anda çok çok olumlu ses, yankı uyandırdı.”
Rami Kütüphanesi’ne gelen öğrenci sayısı 50 bini buldu
Osmanlı mirası olan Rami Kışlası’nı kütüphaneye çevirdiklerini anımsatan ErdoÄŸan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un buraya büyük önem verdiÄŸini söyledi. Kışlanın iptidai bir durumda olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, “Çünkü ben gıda sektörü oraya taşındığında orada çalıştım. Hal-i pürmelali çok kötüydü.” ifadelerini kullandı.
Rami Kütüphanesi’ne gelen öğrenci sayısının zirve yaptığına iÅŸaret ederek, Bakan Ersoy’a “40 bini aÅŸtı mı?” diye soran ErdoÄŸan, aldığı cevap üzerine, öğrenci sayısının 50 bini bulduÄŸunu aktardı.
ErdoÄŸan, kütüphaneye gelen öğrencilere çay, simit, kek ve kahvenin ücretsiz verildiÄŸini, öğrencilerin halden memnun olduklarını dile getirerek, “Bunu söylerken modern mimariye asla karşıyım filan diye bir ÅŸey yok. Modern mimari noktasında da eserler bu arada yapıldı, yapılıyor ve yapılacaktır tabii.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın sorusunu cevaplamasının ardından, liderlerin tarihte özellikleriyle anıldığını, kendi ÅŸahsında ErdoÄŸan’ın özelliÄŸinin de “vefa” olduÄŸunu ifade eden öğrenci Abdülhamit AktaÅŸ, “Bugün tarih temalı bir toplantıdayız. Her tarihçi çırağı gibi evimde benim de kitaplarım ve notlarım var ama bir tane ufak kağıt var ki o benim için çok önemli. Bu 33 yıl önce sizden bana gelmiÅŸ olan, daha doÄŸrusu babama bir not. İzninizle bunu size takdim etmek isterim.” diyerek, üzerinde not yazılı kağıdı ErdoÄŸan’a iletti.
“Bizden dizilerle ilgili anlaÅŸma yapma yoluna gidenler var”
Yeni mezun olarak üniversite sınavına hazırlanan Nilay Tekin ise ErdoÄŸan’ın Türkiye’nin dizi ve sinema sektöründe geldiÄŸi noktayı birçok kez anlattığına iÅŸaret ederek, “Sizin tarihi diziniz ve favori diziniz var mıdır?” sorusunu yöneltti.
Sunucu Pelin Çift’in, “DiriliÅŸ ErtuÄŸrul’u izliyordunuz evvelden.” sözü üzerine ErdoÄŸan, “Åžu anda da yine ErtuÄŸrul’dan sonra malum devam ediyor. Åžu anda Barbaros gündemde. Barbaros da bayağı ilgi odağı haline geldi, geliyor. Malum bir de Gönül Dağı var. Yani TRT olsun, ondan sonra diÄŸer kanallarda bu eserler artık bayağı ilgi uyandırmaya baÅŸladı. Körfez’de, Latin Amerika’da özellikle bizim bu tarihi diziler çok ilgi uyandırıyor. Zannediyorum uyandırmaya da devam edecek. Çünkü ÅŸey istemeye baÅŸladılar. Yani bizden dizilerle ilgili anlaÅŸma yapma yoluna gidenler var.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “F-35 dediniz, sözünüzde durmadınız. Yaklaşık 1 milyar 400 milyon ödeme yaptığımız halde siz bunun karşılığını vermiyorsunuz. Vermiyorsanız, o zaman bunun da bir bedeli olacak.” dedi.
ErdoÄŸan, katılımcılardan Mustafa Yıldırım’ın, sosyal medyada gündeme gelen “Karne hediyesi et” haberini hatırlatıp, “Bir kanalda yayınlanan haberde küçücük bir çocuÄŸun karne sevincini belki de reyting uÄŸruna istismar eden bir olaya ÅŸahit olduk. Muhalefet de deyim yerindeyse bu olaya hemen atladı. Röportajın tamamı yayınlandığında ise küçük çocuÄŸa bu cümlelerin muhabir tarafından söyletildiÄŸi anlaşıldı. Gerçekler ortaya çıkınca muhalefet suspus oldu ama atılan tweetler kesinlikle silinmedi. Muhabir iÅŸten kovuldu. Küçük bir çocuk üzerinden böyle bir haber yapmanın, bunu yaymanın, siyaset yapmanın herhangi bir cezası var mıdır?” sorusu üzerine, ÅŸunları söyledi:
“Bu konuyla ilgili Adalet Bakanlığımızın takibi de var. Aynı ÅŸekilde bizim takiplerimiz var. Tabii yani bu çok çok hakikaten ÅŸahsiyetsiz bir yaklaşım. O yavrunun kimliÄŸiyle, kiÅŸiliÄŸiyle oynamaları kabul edilebilir bir ÅŸey deÄŸil. Yani hiçbir çocuÄŸa, yavruya, böyle bir ödül, alıştığımız ÅŸeyler deÄŸil. Yok böyle bir ÅŸey. Ama bu tabii o kameraman kadının veya kızın neyse ne kadar bu iÅŸte hem cahil hem de yapısı itibarıyla bozuk olduÄŸunu ortaya koyuyor. Nitekim o kanal da onun zaten iÅŸ akdini feshetmiÅŸ. Tabii olan o yavruya oldu. Onun geleceÄŸi üzerinde kim bilir nasıl yansımaları olacak. Ama annesi yavruya sahip çıkması halinde inÅŸallah yavruda bir psikolojik ters tepki meydana getirmemiÅŸ olur.”
“Uluslararası siyaset dürüstlük üzerine inÅŸa edilmeli”
Programın soru-cevap bölümünde, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’a son soruyu tarihçi-yazar Prof. Dr. Tufan Gündüz yöneltti.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bugün Sovyetler bizim müttefikimiz olabilir ama onun hep böyle devam edeceÄŸini kimse garanti edemez. Sovyetler’in hakimiyeti altında bizim kardeÅŸlerimiz yaşıyorlar. Bir gün onlar bağımsız olacaklardır. Biz ülke olarak buna hazır olmalıyız. Ancak bu hazırlık durup beklemek deÄŸildir. Onlarla dil ve din kardeÅŸliÄŸimiz var, bunu görmeliyiz ve tarihi olayların bizi ayırdığı kardeÅŸlerimizle bütünleÅŸmenin yollarını aramalıyız.” sözlerini hatırlatan Gündüz, 1990’lı yıllarda Sovyetler BirliÄŸi’nin dağıldığını ve Türk Cumhuriyetlerinin kurulduÄŸunu ancak Türk Cumhuriyetleriyle iliÅŸkilerin geliÅŸmesinde çok yavaÅŸ bir sürecin iÅŸlediÄŸini ifade etti.
Son 20 yılda bu sürecin zirve noktaya taşındığını, bu süreçte kendisini en çok heyecanlandıran 3 konu olduÄŸunu dile getiren Gündüz, “Birincisi Azerbaycan’ın yüzde 30 topraklarının kurtarılması. İkincisi Semerkant’ta yapılan toplantıda daha üst düzey bir iliÅŸkiye evrilmesi konusunda aldığınız kararlar. Ve üçüncüsü Fransa CumhurbaÅŸkanına ÅŸaka gibi de olsa ‘Sayın Macron, istiyorsanız sizi de Türk birliÄŸine alalım.’ sözünüz oldu. Bu söz beni o kadar çok heyecanlandırdı ki geleceÄŸe dönük bir ümide kapıldım. Siz Türk Cumhuriyetleriyle güçlü bir siyasi ittifakın, birlikteliÄŸin, belki de Turan’ın gerçekleÅŸeceÄŸine inanıyor musunuz?” sorusunu yöneltti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu soru üzerine, şunları kaydetti:
“Aslında Fransa’nın başındaki zat, inanın o devletin başında olma müktesebatına sahip deÄŸil. Bakın bunlar ÅŸu anda Afrika ülkelerini sömürüyorlar. Mali, ÅŸu anda Fransa’yla tamamen kopma durumunda. Burkina Faso süre verdi, ‘Sana bir ay müsaade. Bir ay sonra biz burada Fransız askeri görmek istemiyoruz.’ dedi. Ve öyle zannediyorum ki Togo, onlar da gönderecekler. Ve Afrika’da itibarını süratle kaybediyor. Kendileriyle biz de birçok görüşmelerimiz, uluslararası toplantılarda filan oldu ama dürüst deÄŸil. Açık konuÅŸuyorum. Åžu anda bizim bu konuÅŸtuklarımızın hepsi oraya varacak. Ama dürüst deÄŸil, biz de istiyoruz ki yani uluslararası siyaset dürüstlük üzerine inÅŸa edilmeli. Dürüstlüğün olmadığı yerde itibar olmaz. Tabii dünyada buna benzer liderler çok. İşte Akdeniz’de bu Yunanistan’la olan iliÅŸkilerde maalesef Türkiye’yi görmezlikten gelip onlarla farklı iliÅŸkilere giriyorlar. Ve kendisine benim -özel benim dünyamda kalsın- söylediÄŸim çok farklı ifadeler var. Bir insan kendini olgunlaÅŸtıracak, oluÅŸacak vesaire. Åžu anda parlamentoda kendi itibarını kaybetti. Sadece baÅŸkanlık görevinde kaldı. Fransa devamlı itibar kaybediyor, uluslararası camiada da itibar kaybediyor.”
Rusya’yla iliÅŸkiler, S400 ve F-35 meseleleri
Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya’yla bizim iliÅŸkilerimizde karşılıklı bir itibar var, saygı var. Benim Sayın Putin’le iliÅŸkilerim dürüstlük üzerinedir. Tataristan’dan Dağıstan’a vesaire bütün bu bölgelere varıncaya kadar, bizim oralardaki ricalarımızın bir karşılığı var. Åžu anda Suriye’nin kuzeyindeki geliÅŸmelerde tabii istediÄŸimiz neticeyi her ne kadar alamıyorsak da ama diyoruz ki ‘Gelin ÅŸimdi üçlü bazı toplantılar yapalım.’ Nedir bunlar? İşte üçlü olarak Rusya, Türkiye, Suriye bir araya gelelim. Hatta hatta İran’ı da buna katabiliriz. İran da gelsin. Görüşmelerimizi bu ÅŸekilde yapalım ve bölgeye bir huzur gelsin. Bölge ÅŸu andaki yaÅŸadığı sıkıntıları yaÅŸamasın. Ve burada da biz netice aldık, alıyoruz ve alacağız.”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, S400 konusuna iliÅŸkin ise “S400’ler konusunda bizi çok tehdit edenler oldu; ‘İlla S400’leri vereceksin.’ Hayır vermeyiz. S400’leri biz aldık. Åžu anda bizim cebimizde ama siz bize verdiÄŸiniz sözü yerine getirin. Nedir o? Åžimdi biz F-16’larla ilgili, biz sizden bunu istiyoruz ama siz vermiyorsunuz. F-35 dediniz, sözünüzde durmadınız. Parasını yaklaşık 1 milyar 400 milyon ödeme yaptığımız halde siz bunun bize karşılığını vermiyorsunuz. Vermiyorsanız, o zaman bunun da bir bedeli olacak. Biz yani bir Müslüman Türk olarak verdiÄŸimiz sözde dururuz ama karşımızdakilerden de bunu bekleriz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Türk Cumhuriyetleriyle iliÅŸkilerin her geçen gün arttığını belirten ErdoÄŸan, “Bizim baÅŸta Azerbaycan olmak üzere yani hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Sadece tabii Türk Cumhuriyetleri deÄŸil aynı zamanda bizim ÅŸu anda özellikle güneyde Libya’yla iliÅŸkiler konusunda da aynı kararlılıkla onların huzuru için de elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Türk Cumhuriyetlerinde de yani Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan hepsiyle münasebetlerimizi en güzel ÅŸekilde sürdürüyoruz, sürdüreceÄŸiz.” ifadelerini kullandı.
Programın soru-cevap bölümünün ardından müzisyen ve besteci Yücel Arzen ve orkestrası, “Sakarya” türküsünü seslendirdi. Ardından “Dombıra”nın bestecisi, Kırgız halk ozanı Arslanbek Sultanbekov, “Osman Bey” parçasını söyledi.
AK Parti Gençlik Kolları BaÅŸkanı Eyyüp Kadir İnan, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’a, Necip Fazıl Kısakürek’in Milli Türk Talebe BirliÄŸi’nde verdiÄŸi “Ayasofya Hitabesi” konferansının orijinalinin CD’ye çekilmiÅŸ halini takdim etti.
ErdoÄŸan, bunun üzerine, “Gençler, Eyyüp bey size hazırlıklar yaptı. Çıkışta kitapları alacaksınız deÄŸil mi? Safahat ile Gençlik ve Spor Bakanlığının hazırlamış olduÄŸu Mustafa Kutlu’nun, onun dışında Necip Fazıl’ın var, Nurettin Topçu’nun vardı galiba, bir de Ali Fuat BaÅŸgil’in de Gençlerle BaÅŸ BaÅŸa.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA
