CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan: Gazze, Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bunu kabullenmesi lazım
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze, Filistin halkının toprağıdır. Amerika'nın bunu kabullenmesi lazım
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan ErdoÄŸan, “Gazze bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bunu kabullenmesi lazım.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı ve Arap Ligi OlaÄŸanüstü Ortak Zirvesi’nin yapıldığı Suudi Arabistan’dan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Filistin’e yönelik İsrail’in saldırılarını ele aldıkları 8’inci OlaÄŸanüstü İslam Zirvesi’ni baÅŸarıyla tamamladıklarını ifade eden ErdoÄŸan, zirveyi İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı ile Arap BirliÄŸi’nin ortak düzenlediklerini hatırlatarak, “Bu vesileyle de Arap BirliÄŸi ve İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı’nın müşterek çalışmasının bugün deÄŸerlendirmesini de 25-26 ülke ele aldık.” dedi.
ErdoÄŸan, on yıllardır iÅŸgal ve baskı altında var olma mücadelesi veren Filistin’de 36 gündür tarifi imkansız bir zulüm yaÅŸandığını, Gazze’de masum sivillerin, ayrım göz etmeyen ağır bombardıman altında hayatlarını kaybettiÄŸini, kendi topraklarında ayrıca göçe zorlandığını kaydederek, şöyle devam etti:
“İsrail, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, cami, kilise ayırt ekmeksizin hatta hasta, ölü taşıyan ambulanslara varıncaya kadar, mülteci kamplarını hedef almak suretiyle bütün dünyanın gözleri önünde savaÅŸ suçu iÅŸliyor. Batı ülkeleri, yaÅŸanan tüm vahÅŸeti sadece tribünden seyrediyor. Bütün bunlar karşısında vicdan sahibi olanların, sessiz kalması mümkün deÄŸil. Bu anlayışla ilk günden beri Gazze’deki katliamı dünyaya duyurma, Filistin davasının sesi olma gayretinde oldum. Bunları gerek ziyaretler vasıtasıyla gerek telefon diplomasisiyle yürütme gayreti içindeyim. Bunu yaparken sivilleri hedef alan saldırıları hiçbir ÅŸekilde tasvip etmediÄŸimizi ve bütün bunları gerek yazılı gerek görsel medya çalışmalarıyla da ifade ettik. 7 Ekim’den bu yana diplomasi ve diyalog kulvarlarını kullanarak insani ateÅŸkesin tesisi için yoÄŸun çaba sarf ettik. Temaslarımızda, ateÅŸkes saÄŸlanmasının, çatışmaların sona erdirilmesinin ve insani yardımların Gazze’ye kesintisiz ÅŸekilde ulaÅŸtırılmasının önemine vurgu yaptım.”
“İslam dünyasının tek vücut, tek ses olması ÅŸarttır”
ErdoÄŸan, ÅŸimdiye kadar 10 uçak dolusu, yaklaşık 230 ton insani yardım malzemesini, Gazze’ye ulaÅŸtırılmak üzere Mısır’a gönderdiklerini belirterek, “Sahra hastaneleri, tıbbi ve diÄŸer yardım malzemeleriyle dolu 50 konteyner taşıyan büyük bir gemimiz dün sabah Mısır’a hareket etti ve büyük ihtimalle de yarın sabah bunlar El AriÅŸ’e ulaÅŸmış olacak. Gemimizin El AriÅŸ Limanı’na ulaÅŸması ÅŸu anda bütün gayretlerimizin neticesiyle, 660 ton malzeme yüklü.” bilgisini verdi.
Uluslararası toplumun yaşanan katliamlar karşısında artık icraat üretmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerle bulundu:
“Ancak BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi’nin bir kez daha iÅŸlevsiz kaldığını görüyoruz. 27 Ekim’de BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulunda ateÅŸkes ve engelsiz insani yardım çaÄŸrısı yapan kararın, 121 üye ülkenin ‘evet’ oyuyla kabul edilmesi umut vericidir. Uluslararası camianın geniÅŸ çoÄŸunluÄŸunun yaklaşımını yansıtan bu kararı önemli buluyorum, deÄŸerli buluyorum. Kararın hayata geçirilmesi sürecinde, İslam dünyasının tek vücut, tek ses olması ÅŸarttır.”
Zirvede bu konulara dikkati çektiğini ifade eden Erdoğan, kuruluş nedeni Filistin davası olan İslam İşbirliği Teşkilatına büyük sorumluluklar düştüğünün de altını çizdiğini söyledi.
Gerek zirve toplantısında gerek mevkidaşlarıyla yaptığı ikili görüşmelerde, Filistin meselesi çözülmeden normalleşme adımlarının sonuçsuz kalacağını dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bölgemiz, ancak 1967 sınırları temelinde, baÅŸkenti DoÄŸu Kudüs olan, coÄŸrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen Filistin devletinin vücut bulmasıyla kalıcı barışa kavuÅŸabilir. Bu konuda herkesin elini taşın altına koyması gerektiÄŸine iÅŸaret ettim. Gerek Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığım görüşmede, ki düşüncelerimiz mutabık, gerek Endonezya CumhurbaÅŸkanı Joko Widodo ile yaptığım görüşmede bunları ele aldık. Gerekse Mısır Devlet BaÅŸkanı Sayın Sisi ile yaptığım görüşmede yine bunları görüştük. Mısır Devlet BaÅŸkanı’nın özellikle Refah Kapısı’nı bütün olumsuzluklara raÄŸmen iÅŸletmesi, burayı devreye sokması çok büyük önem arz ediyor. Bu konuda da ÅŸu ana kadar yaptığı gayretler takdire ÅŸayandır. Kendileriyle de irtibatlarımızı gerek DışiÅŸleri Bakanlarımız gerek İstihbarat BaÅŸkanımız, onlar sürdürüyorlar ve biz de sürekli irtibat halinde kalacağımızın teyidini yaptık. Türkiye olarak, varılacak bir çözümün uygulanması aÅŸamasında garantör sıfatıyla sorumluluk almaya hazır olduÄŸumuzu tekrar dile getirdik. İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatındaki dostlarımızla koordinasyon halinde, daha fazla kanın akmaması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceÄŸiz.”
Zirvede alınan kararların hayırlara vesile olmasını dileyen ErdoÄŸan, “Türkiye olarak bu sürecin takipçisi olacağız.” dedi.
“Riyad’a ortak ses verip, ortak çözümler üretmek için geldik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin İİT ve Arap BirliÄŸi Ortak Zirvesi’nin sonuç bildirisinin ortaya çıkmasında Türkiye’nin tavrına ve diÄŸer ülkelere yönelik bir ikna sürecinin yaÅŸanıp yaÅŸanmadığına iliÅŸkin sorusu üzerine CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, öncelikle Riyad’a, Filistin’de yaÅŸanan katliama karşı ortak ses verip, ortak çözümler üretmek için geldiklerini vurguladı.
DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir gün önce de orada olduÄŸunu ve İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı ve Arap BirliÄŸinin DışiÅŸleri Bakanları ile toplantı yaptığını anlatan ErdoÄŸan, “Bu toplantılarda, sonuç bildirgesinin bütün çerçevesini çizdiler.” dedi.
İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatının geleneÄŸinde genelde “kınamak” bulunduÄŸunu, devletlerin, çeÅŸitli nedenlerle çok fazla aksiyona girmediklerini belirten ErdoÄŸan, “Ama geçen OlaÄŸanüstü İcra Komitesi Toplantısı’ndan itibaren bizim kafamız ne yapılması gerektiÄŸi konusunda netti ve son geliÅŸmelerin detaylı bir biçimde sonuç bildirgesine eklenmesini talep ettik ve kabul ettirdik.” diye konuÅŸtu.
“Bu argümanlar üzerine bu ağır maddeleri kabul ettiler”
Ülkelerin sonuç bildirgesi için hazırlıklarının bulunduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, “Yaptığımız toplantılarda herkes bu metinlerini tekrar gözden geçirdi. Hemen hemen icrayla ilgili bütün teklifler bizden geldi. Böylelikle zirveye gitmeden önce planladığımız konuların hepsinin nihai metne konulması saÄŸlandı. Gerçekten çok fazla eylem noktası içeren, bugüne kadar hiç söylenmemiÅŸ, yerleÅŸimcileri terörist olarak tanımlayan, hatta jeostrateji üreten bir metin var burada.” diye konuÅŸtu.
Erdoğan, zirve sonuç bildirisine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İlk defa İsrail’in nükleer silahlarından hareketle bölgede Nükleer Silahlardan Arındırılma Konferansı’nı teklif ediyoruz. Yani olayın hem taktik kısmı var hem stratejik kısmı var. İkisi iyi baÄŸlandı birbirine. Özellikle yardım nasıl götürülecek konusunda daha da ileriye gidildi, ‘ablukayı kırma’ diye bir ifade konuldu mesela. Diplomatik tanımlamanın önüne çok giderek eyleme yönelik bir tanımlanma getirildi. Üye ülkeler ilk önce bize, ‘Ya bunların bir kısmı yapılmazsa niye yazıyoruz biz’ dediler. Biz de hep ÅŸunu söyledik; ortaya söylemin çıkması lazım ki arkasından eylem gelsin. Bir ÅŸey yapmak isteyen bir ülke olursa, bu metnin referans noktası olması lazım. Daha da önemlisi, Batı ÅŸunu görsün, Filistin’den dolayı onlarla bizim aramızdaki mesafe giderek açılıyor ve bu da onun göstergesi. Bu argümanlar üzerine bu ağır maddeleri kabul ettiler.”
İranlıların “Oturdular, konuÅŸtular, dağıldılar.” ÅŸeklinde bir atasözü olduÄŸunu, bunu kendisinin de sıklıkla söylediÄŸini anlatan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“Bu bildiri, oturulup, konuÅŸulup, dağılınan bir zeminde oluÅŸan bir bildiri olmadı. Tam aksine, eyleme geçirilmesi gereken baÅŸlıklar var. Hele hele o iÅŸgalci yerleÅŸimcilerle ilgili, onları terörist olarak ilan etmek ki, o çok çok önemli. Bir de tabii o ablukayı kırma, yarma hareketi burada büyük bir önem arz ediyor. Nükleer silahlardan arındırma meselesi de çok çok önemli ve bu orada gerek İsrail gerekse İsrail’in arkasında olanları da bir yerde deÅŸifre ediyor. Mesela Macron ÅŸu anda deÄŸiÅŸik açıklamalar yapmaya baÅŸladı. Ama sen baÅŸtan hemen gittin, ziyaret ettin ve her türlü desteÄŸi verecek havasında gözüktün. Ama bu defa buralardaki ölümlerin, katliamın boyutunun çok çok ileri olduÄŸunu söylemek suretiyle, ona karşı o da bir eylem politikası geliÅŸtirmenin havasına girdi. Åžimdi burada özellikle gerek İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı ile Arap Ligi’nin bir araya gelerek bu adımı atmış olması büyük önem arz ediyor çünkü iki teÅŸkilatın tarihinde ilk kez böyle bir toplantı gerçekleÅŸti.”
“BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin ve diÄŸer uluslararası örgütlerin iÅŸlevsiz olduÄŸunu gördük”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin ve diÄŸer uluslararası örgütlerin iÅŸlevsiz olduÄŸunu, ölen Müslüman olduÄŸunda körleÅŸtiÄŸini bir kez daha gördük.” diyerek, “İkinci Dünya Savaşı sonrası oluÅŸturulan bir yapının da güncellenmesi artık elzemdir. BirleÅŸmiÅŸ Milletlerdeki daimi üyelik ve veto sistemi deÄŸiÅŸtirilmeli.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“(BM Güvenlik Konseyi) Dünyanın geleceÄŸi, halkların yaÅŸamları veto hakkına sahip 5 ülkenin insafına bırakılamaz.” ifadesini kullanan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Gazze bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bunu kabullenmesi lazım.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “‘EÄŸer Gazze Filistin halkının deÄŸil, bu iÅŸgalci yerleÅŸimcilerin, İsrail’in toprağıdır’ diye bir yaklaşım Biden’da varsa, zaten anlaÅŸmamız mümkün deÄŸil.” ifadesini kullandı.
İİT-Arap BirliÄŸi Ortak Bildirisi’ne iliÅŸkin CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Çok fazla eylem noktası içeren, bugüne kadar hiç söylenmemiÅŸ, yerleÅŸimcileri terörist olarak tanımlayan bir metin var.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“(İsrail-Filistin) Telefon diplomasisine Riyad zirvesinden sonra baÅŸlayalım istiyorum. YoÄŸun ÅŸekilde inÅŸallah buna da baÅŸlayacağız.” dedi.
“Hamas bir terör örgütüdür diyelim istiyorlar. Hayır, terör örgütü deÄŸildir. Topraklarını koruma mücadelesi veren, vatanları için savaÅŸan insanlardır.” ifadesini kullanan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “(Gazze)Uluslararası toplumun, katliamlar karşısında artık icraat üretmesi gerekiyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi’nin bir kez daha iÅŸlevsiz kaldığını görüyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “ABD DışiÅŸleri Bakanı Blinken daha yeni buradaydı. Herhalde bizi bundan sonra Biden ağırlar. Benim Biden’ı aramam şık olmaz.” dedi.
“Bölgedeki krizlerin, sorunların çözümü için kilit ülke Türkiye”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Sorunun çözümü için en uygulanabilir önerileri sunan ülke Türkiye. Bölgedeki krizlerin, sorunların çözümü için kilit ülke Türkiye.” ifadesini kullandı.
“Bu coÄŸrafyada Türkiye’ye raÄŸmen giriÅŸimde bulunmak, plan yapmak mümkün deÄŸil. Bizim durduÄŸumuz yer, takındığımız tavır, deÄŸerlerimiz, ilkelerimiz bellidir.” diyen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “(BM’deki oylama) Dünyanın beÅŸten büyük olduÄŸunu kabullenenler bu 121 ülke oluyor. Ortaya koydukları tavırla ‘evet dünya beÅŸten büyüktür’ dediler.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “SavaÅŸan taraflar dahil bölgede tüm aktörlerin katılacağı bir toplantıdan daha fazla barışa hizmet eden bir zemin olamaz.” dedi.
“Ülke yönetimleri emperyalist çıkarları için İsrail yönetimiyle kucaklaÅŸma yarışına girse de toplumların nezdinde İsrail artık bebek katili bir ülkedir.” diyen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Bölgemiz, on binlerce kilometre öteden gelerek burada güç devÅŸirmek isteyen ülkelerden bir an önce kurtulmalı.” ifadesini kullandı.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Gerekirse her ikisiyle de görüşürüm. Yargıtay BaÅŸkanı’yla zaten görüştük. Anayasa Mahkemesi BaÅŸkanı’yla da gerekmesi halinde görüşürüz.” dedi.
“BirleÅŸmiÅŸ Milletlerde yapılan oylamada Filistin’in yanında duran 121 ülke bizim için önemli”
Bundan sonra barışı saÄŸlamaya yönelik Türkiye’nin yol haritasının ne olacağının sorulması üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu anda BirleÅŸmiÅŸ Milletlerde yapılan oylamada Filistin’in yanında duran 121 ülkenin kendileri için önemli olduÄŸunu vurguladı.
ErdoÄŸan, 40 ülkenin çekimser, 14 ülkenin de karşı oyu bulunduÄŸunu, karşı olanların başını da Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin çektiÄŸini ifade etti.
“Fakat biz bu 121 ülkeye acaba 40 çekimser ülkeden ne kadar daha ilave edebiliriz meselesine odaklandık.” diyen ErdoÄŸan, bu ülkelerle telefon diplomasisinin veyahut da görüşmenin söz konusu olabileceÄŸini belirtti.
Endonezya ile görüştüklerini, zaten bu ülkeyle ilgili sıkıntı bulunmadığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ÖrneÄŸin çekimser ülkeler arasında Macaristan bulunuyor. Onlarla görüşsek, olumsuz davranmasına raÄŸmen acaba yanımıza çekebilir miyiz? Ayrıca çekimser olanlardan yanımıza çekebilecek olduklarımız var mı, yok mu? Bunun arayışı içindeyiz, şöyle bir gözden geçirelim istiyorum. Bu telefon diplomasisine de Riyad zirvesinden sonra baÅŸlayalım istiyorum. YoÄŸun bir ÅŸekilde inÅŸallah buna da baÅŸlayacağız. Ayın 28’inde İran CumhurbaÅŸkanı İbrahim Reisi bize geliyor. Yani bunları saÄŸlayabilirsek, bunlar da tabii çok daha farklı bir ses inÅŸallah çıkaracaktır. Türk Devletleri’nde zaten fire yok, orada sıkıntı olmadı.
Rusya-Ukrayna meselesinde Ukrayna’nın yanında duran bugün çekimser olanlarla konuÅŸup ‘Bak siz orada Ukrayna’nın yanında yer aldınız, ÅŸimdi Filistin’de de binlerce insan öldürülüyor, burada da siz sessiz kalamazsınız. Biz ne Ukrayna ne Rusya’da ayrım yapmadık ve tahıl naklini tüm Afrika’ya, Avrupa’ya biz saÄŸladık. Åžimdi sesinizi çıkarın” deme imkanımız olacağını düşünüyorum. Bu adımları attığımızda Afrika ülkelerinden ciddi bir fire vereceÄŸimizi zannetmiyorum. Çünkü Afrika ülkelerinin bize bakışı çok daha iyi. Kaldı ki Mısır ile iliÅŸkileri gayet iyi. Burada inanıyorum ki Katar’ın devreye girmesi de Afrika ülkelerinin bu sürece destek vermesini ciddi manada saÄŸlayacaktır.”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, 15 Kasım’da, eÅŸinin, lider eÅŸleriyle toplantısına iliÅŸkin, “Kaç lider eÅŸi gelecek bilemiyorum. Åžu anda görüşmeler devam ediyor.” ifadesini kullandı.
17 Kasım’da Almanya ziyaretinin bulunduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, “Bu ziyaretimizde de Batı’ya yönelik bazı mesajlarımız olacak. Veyahut da Batı’nın en güçlü ülkesi Avrupa’nın Almanya olması hasebiyle de oradan Avrupa’ya bir ses olur.” dedi.
ErdoÄŸan, 21 Kasım’daki Cezayir ziyaretini çok önemsediÄŸini vurgulayarak, “Çünkü bu ülkeler arasında Cezayir, duruÅŸunu her zaman net ortaya koyabilen bir ülke, Afrika’da tesir alanı geniÅŸ bir ülke. Onun için Sayın (Cezayir CumhurbaÅŸkanı Abdülmecid) Tebbun ile de bu görüşmeyi çok çok önemsiyorum. İnÅŸallah bu takvimi de baÅŸarılı bir ÅŸekilde sürdüreceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.
“Avrupa BirliÄŸi’nin bu tuzağına kesinlikle düşmeyiz, düşemeyiz”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, bir gazetecinin Almanya ziyareti öncesinde, Avrupa BirliÄŸi Komisyonunun yayımladığı 2023 raporuna iliÅŸkin, “Bu raporda özellikle Hamas’la ilgili bir bölüm vardı. Çünkü Avrupa BirliÄŸi, yaÅŸanan bu süreçte Hamas ile ilgili, Türkiye’nin açıklamalarından çok ciddi derecede rahatsızlık duyduÄŸunu dile getiriyor. Avrupa BirliÄŸi Hamas konusunu, Türkiye-Avrupa BirliÄŸi iliÅŸkileri denkleminin içerisine sokmaya mı çalışıyor? Son Komisyon raporuna bunun yansımasını nasıl deÄŸerlendirirsiniz? Sadece 7 Ekim’de İsrail’e yapılan saldırıdan bahsediyorlar. Bu tutumlarını da nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” ÅŸeklindeki sorusu üzerine, şöyle konuÅŸtu:
“Her meselede malum Avrupa BirliÄŸi’nin, bir defa Türkiye’ye bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliÄŸi görüyoruz. Biz Avrupa BirliÄŸi’nin bu tuzağına kesinlikle Türkiye olarak düşmeyiz, düşemeyiz. Avrupa BirliÄŸi, İsrail’in katliamında insanlık onurunu acaba görebildi mi, buna saygısı oldu mu? Bunları bizim tersten Avrupa BirliÄŸi’ne sormamız lazım. Ben Avrupa BirliÄŸi üyesi ülkelerden maalesef ÅŸu ana kadar bir tavır ortaya koyabilen göremedim. Yeni yeni ÅŸimdi çıkmaya baÅŸladılar. İşte (Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel) Macron’un yaptığı son açıklamalar gibi. Almanya CumhurbaÅŸkanı ve BaÅŸbakanı her ikisi de acaba ne gibi bir tavır içindeler? Bunu Almanya ziyaretinde çok daha net göreceÄŸiz. Ama ÅŸu ana kadar onlarda da bir netlik henüz yok.
Avrupa’ya göre uluslararası hukuku kimin ayaklar altına aldığı çok önemli. Åžu an itibarıyla Avrupa BirliÄŸi’ndeki yaklaşım tarzı, ne yazık ki bizim yaklaşım tarzımızla örtüşmüyor. Fakat Almanya ziyareti birçok ÅŸeyleri deÅŸifre edecek diye düşünüyorum. Hamas’la ilgili Avrupa BirliÄŸi, aynen İsrail gibi düşünüyor. Ama biz onlar gibi düşünmedik, düşünmüyoruz, düşünemeyiz. Çünkü ben Hamas’a Filistin’deki seçimlerin galibi bir siyasi parti olarak bakıyorum. Onların bakışıyla aynen bakmıyorum. Åžimdi oradaki seçimi kazanan bir Hamas var, o zaman bir siyasi parti, öyle bakılıyor. Åžimdi ise bizi öyle bir yere getirmek istiyorlar ki ‘Hamas bir terör örgütüdür’ diyelim istiyorlar. Hayır arkadaÅŸ terör örgütü deÄŸildir. Tam aksine topraklarını koruma mücadelesi veren, müdafaa eden, vatanları için savaÅŸan insanlardır. Aramızdaki bakış açısı bu kadar farklı.”
“Bunlar sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu”
ErdoÄŸan, Charlie Hebdo olayında, bütün dünya liderlerinin, cumhurbaÅŸkanlarının, baÅŸbakanlarının Paris’te yürüdüklerini, içinde Müslüman ülkelerin liderlerinin de bulunduÄŸunu vurgulayarak, ÅŸunları kaydetti:
“Bugün Gazze’de çocuk, kadın, yaÅŸlı hepsini bir araya getirdiÄŸinizde 13 bine ulaÅŸtı ÅŸu anda ölenlerin sayısı. Böyle bir tablo ortada ama ÅŸu anda dünya liderleri özellikle Filistin’deki bu olaylarda hiç sesini çıkarıyor mu? Kalkıp da İsrail’e yükleniyorlar mı? Hayır. Niye? ArkadaÅŸlar ÅŸunu artık tespit etmemiz lazım. Burada akan kan, ölenler, ÅŸehitler, bunlar Müslüman. Ama orada ölenler, Fransız’dı veya baÅŸkalarıydı ama her ÅŸeyden önce orada da ölenler insandı. Yani onu da biz deÄŸerlendirirken, insan olması açısından bakarak deÄŸerlendirdik.
Burada dünya liderleri niye olaya ‘Bu kadar insan öldü’ diye bakmıyorlar? Bunların içerisinde yavrucuklar, çocuklar var ya. Çocuklar var. Bakıyorsun, beyaz kefene sarmış baba, anne almış kucağına bir taraftan öpüyor bir taraftan çocuÄŸunu mezara götürüyor. Sıra sıra dizmiÅŸler. Bunları gördük. Anneleri gördük, çocuÄŸunun cesedini koklayarak, öperek onu mezara götürmeye gayret edenleri gördük. Ya bunlar sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu? Bunlardan size bir nasip yok mu? Yok. Çünkü bunlar nasipsiz. Onun için de burada büyük bir trajediyi, büyük bir dramı yaşıyoruz.”
ErdoÄŸan, bu dram, bu trajedi karşısında sessiz, eli kolu baÄŸlı kalmanın mümkün olmadığına dikkati çekerek, “Çok çalışacağız, gayret edeceÄŸiz ve belki bu olay daha baÅŸka geliÅŸmelere vesile olabilir. Bu akÅŸam arkadaÅŸlara, (Mısır CumhurbaÅŸkanı Abdulfettah) Sisi ile yaptığım görüşmeden sonra dedim, ÅŸimdi herhalde bir baÅŸka kapı açılacak bize. Mısır ziyareti ve bu adımla beraber bölgede neler yapabiliriz? Bunları yerinde konuÅŸmak, görüşmek noktasında bu adımı da inÅŸallah atarız.” dedi.
“Bölgedeki krizlerin, sorunların çözümü için kilit ülke Türkiye”
“İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına iliÅŸkin ABD BaÅŸkanı Joe Biden ile görüşüp görüşmeyeceÄŸine” iliÅŸkin soru üzerine ErdoÄŸan, “ABD DışiÅŸleri Bakanı Antony Blinken, daha yeni buradaydı. Herhalde bizi bundan sonra Biden ağırlar. Benim Biden’ı aramam şık olmaz. Orta DoÄŸu’da, DoÄŸu Akdeniz’de, bölgemizde kilit ülke konumunda olduÄŸumuzu sadece biz söylemiyoruz. Bu coÄŸrafyada Türkiye’ye raÄŸmen bir giriÅŸimde bulunmak, plan yapmak mümkün deÄŸil. Bizim durduÄŸumuz yer, takındığımız tavır, deÄŸerlerimiz ve ilkelerimiz bellidir. Bizim çabamız insan hayatını korumak, barışı saÄŸlamak, savaÅŸları sonlandırmak ve masumların gözyaÅŸlarını silmek içindir.” diye konuÅŸtu.
Tüm kriz bölgelerine yönelik bir çözümlerinin, hamasi söylemlerden tamamen arındırılmış ve derde derman reçetelerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bunları dinlemek isteyenlere anlattıklarını, kendilerini anlayabileceklere ulaştıklarını belirtti.
ErdoÄŸan, “Bizim durduÄŸumuz yerin kıymetini anlayabilecek herkese kapımız açıktır. Samimi çözüm için bizimle irtibat kurmak isteyen herkesle bugüne kadar olduÄŸu gibi konuÅŸmaya ve insanlığın itibarını kurtarmak için çabalamaya devam edeceÄŸiz. Sorunun çözümü için en uygulanabilir önerileri sunan ülke Türkiye. Bölgedeki krizlerin, sorunların çözümü için kilit ülke Türkiye. CoÄŸrafyamızdaki tüm ülkelerle görüşebilen, çatışan, savaÅŸan tarafları aynı masada toplayabilen tek ülke Türkiye.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Nihayetinde Filistinliler ve tüm mazlumlar kazanacaktır”
Ekonomik İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı 16’ncı Zirvesi dolayısıyla bulunduÄŸu Özbekistan’ın baÅŸkenti TaÅŸkent’te İran CumhurbaÅŸkanı İbrahim Reisi ile görüştüğü hatırlatılarak, “28’inde de Reisi’nin buraya geleceÄŸini ÅŸimdi sizden öğrenmiÅŸ bulunduk. Gazze konusunda İran’la ortak adımlar atılabilir mi?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Atılmaması için hiçbir sebep yok. Tüm mesele bu ortak adımları atarken öyle adımlar atalım ki yani affınıza sığınıyorum, hem nalına hem mıhına olmasın. Netice alıcı adımlar atalım ve bu adımları atarken duygusallıktan uzak, uluslararası diplomasiyi harekete geçirecek ve bütün bunları yaparken de gerek İran halkına gerek Türkiye halkına burada mesajlar verebilelim. EÄŸer bunu baÅŸarabilirsek bu, tabii çok çok isabetli olur.”
Filistinlilerin, Gazzelilerin ayni ve nakdi ihtiyaçlarının bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Burada acaba yakıt sıkıntısını nasıl gideririz? Jeneratörler hastanelerde çalışmıyor, böyle bir durum var. Devreye sokulması gereken en önemli ülke malum, İsrail üzerinde etkisi olan Amerika. Åžimdi Amerika’nın üzerine DışiÅŸleri Bakanım muhatabıyla gidiyor. Biden’a da biz aynı ÅŸekilde bunu söyleriz. Tabii Biden’la görüşmede İran’ın devreye girmesi zaten söz konusu deÄŸil ancak biz Biden’la görüşmede bunları onlara iletiriz, söyleriz ve bütün bunlarla birlikte ÅŸunu ifade etmemiz lazım: Gazze, bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bunu kabullenmesi lazım. EÄŸer ‘Gazze, Filistin halkının deÄŸil de kalkıp hayır bu iÅŸgalci yerleÅŸimcilerin veya İsrail’in toprağıdır’ diye bir yaklaşım Biden’da varsa zaten anlaÅŸmamız mümkün deÄŸil.
Åžimdi kuzeyden güneye sürüklediler. Kuzeye dönüş ÅŸu an itibarıyla ne yazık ki söz konusu deÄŸil ve ciddi sıkıntı var. Bunun da önünü açmak lazım. Burada bir taraftan Mısır’la görüşmeler yapıp bir taraftan Körfez ülkeleriyle görüşmeler yapıp Amerika’yı bizim baskı altına almamız lazım. Amerika’yı baskı altına alarak Amerika’nın İsrail’e baskısını artırması lazım. Batı’nın İsrail’e baskısını artırması lazım. Hangi Batı ülkesiyle Körfez ülkeleri eÄŸer iliÅŸki halindeyse oraya yapacakları baskıyla İsrail üzerindeki etkilerini arttırmak lazım.”
Ateşkesin sağlanmasının Türkiye için hayati derecede önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, ateşkesi sağlamakla da işin bitmeyeceğini, aksine daha da yoğunlaşacağını söyledi.
Gazze’deki yaraların sarılması için bölge ülkelerinin dayanışmasının çok önemli olacağının altını çizen ErdoÄŸan, Gazze’nin altyapısının ayaÄŸa kaldırılmasından enkaza dönen yerleÅŸim yerlerinde yeniden yaÅŸamın baÅŸlamasına kadar yapılacakların bulunduÄŸunu belirtti.
ErdoÄŸan, “Akan kanın durması, sivil ölümlerinin son bulması için İran ya da baÅŸka devletlerle atılacak her adımı görüşmeye, harekete geçmeye hazırız. DiÄŸer yandan bu savaÅŸ, Hilal-Haçlı Savaşı’na dönmeyecek çünkü bu savaÅŸ iyi ile kötünün, yalan ile hakikatin, mazlum ile zalimin, hak ile batılın savaşı haline gelmiÅŸtir. Nihayetinde inanıyorum ki iyiler, hakikatin yanında saf tutanlar, mazlumlar ve hakkın savunucuları yani Filistinliler ve tüm mazlumlar kazanacaktır.” diye konuÅŸtu.
“Topraklarımız, tarih boyu nice büyük barışlara beÅŸiklik etmiÅŸtir”
Bir gazetecinin “(İsrail-Filistin çatışmasının sonlandırılmasına iliÅŸkin) Barış Konferansı adımı atmayı planlıyorsunuz. Konferanstan tam olarak beklentiniz nedir?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, bunun çözüm önerilerinden biri olduÄŸunu belirtti ve şöyle devam etti:
“Bu konuyla ilgili olarak ÅŸu anda dayanışma halinde olduÄŸumuz, meseleleri konuÅŸabileceÄŸimiz, çözebileceÄŸimiz ülkelerle bu adımı atmanın planlarını yapıyoruz. Bu konuda DışiÅŸleri Bakanlığımız çalışmalarını daha da geliÅŸtiriyor. Bu da muhataplarıyla çok daha farklı bir zemine inÅŸallah taşıyacak. Tabii biz, ‘Adil bir barışın kaybedeni olmaz.’, bunu başından beri hep söyledik, söylüyoruz, söylemeye devam edeceÄŸiz çünkü buna samimiyetle inandık, inanıyoruz. SavaÅŸan taraflar dahil bölgede tüm aktörlerin katılacağı bir toplantıdan daha fazla barışa hizmet eden bir zemin olamaz. Bunları saÄŸlamaya gayret edeceÄŸiz ve topraklarımız tarih boyu nice büyük barışlara beÅŸiklik etmiÅŸtir. Bunu bundan sonra da devam ettirmek bizim boynumuzun borcudur. Bunu yapabilecek güçteyiz. İnsan gücü olarak bizde var, beyin gücü olarak bizde var. Bu noktada herhangi bir sıkıntımız söz konusu deÄŸil ve geçmiÅŸimiz karanlık deÄŸildir. İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatıyla Arap Ligi’nin iÅŸte dün birlikte yaptığı çalışmada ortaya çıkan tablo görünüyor. Bütün mesele demek ki iÅŸin içerisinde olunca bir ÅŸeyler deÄŸiÅŸiyor. İnÅŸallah bu barış konferansında da böyle bir neticeyi alabiliriz.”
“Çekimserleri dahi adeta yanımızda hissettim”
“7 Ekim’den bu yana insanlık ve küresel vicdan adına sergilediÄŸiniz duruÅŸunuzu ikinci bir ‘One minute’ olarak deÄŸerlendirebilir miyiz? Sizce Orta DoÄŸu’da bundan sonra ne olacak, ne deÄŸiÅŸecek?” ÅŸeklindeki sorular üzerine ErdoÄŸan, Davos’taki konunun İsrail tarafından o dönemde yine çocukların öldürülmesiyle ilgili olduÄŸunu hatırlattı.
“Samimiyetle oluÅŸmuÅŸ ve insanlığın adeta vicdanı olmuÅŸtu ve ben ondan sonra dedim ki: ‘Bu, Davos’a son geliÅŸimdir.'” ifadesini kullanan ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:
“Dedim, ‘Bir daha ben Davos’a gitmem.’ O kapıyı kapattım. O zat da zaten artık ortalıktan kayboldu, yok ama Allah ömür verdi, bu zat ise burada… Åžimdi de aslında kurduÄŸumuz her cümle, attığımız her adım insanlık görevimizi yerine getirmek için. Filistin’de yaÅŸananları görmezden gelmek, onların çığlığını yok sayıp yüz çevirmek, bizim için imkansızdır. O zaman Davos’ta da ÅŸimdi dünyanın çeÅŸitli yerlerinde de bu vicdan çaÄŸrısını dillendirmiyor olsaydık bu tutum, kendimizi inkar anlamına gelirdi.”
İsrail’in, son Gazze saldırılarıyla uluslararası kamuoyunun desteÄŸini yitirdiÄŸini belirten ErdoÄŸan, “Ülke yönetimleri, emperyalist çıkarları doÄŸrultusunda İsrail yönetimiyle kucaklaÅŸma yarışına girse de toplumların nezdinde İsrail, artık bebek katili bir ülkedir.” dedi.
Erdoğan, bundan sonraki süreçte de atılacak adımlarda dikkat edilmesi gereken hususlar bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
“Kesinlikle yani tükürdüğümüzü yalamamak gerekir çünkü burada da nasıl bir vicdan çaÄŸrısını o zaman yaptıysak bugün yine aynı ÅŸekilde bir vicdan çaÄŸrısı yapıyoruz. Vicdanlara sesleniyoruz. Herhalde bu insanların tamamı vicdansız deÄŸil. Tamamı vicdansız olsa 121 ülke burada, BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulunda bizim gibi düşünmezdi hatta ben çekimserleri dahi adeta yanımızda hissettim. Onun için ne yapacağız? Markajımızı devam ettireceÄŸiz. Adam adama markaj, alan markajı yapacağız çünkü bu topraklarda özellikle yıllar önce atılmış fitne tohumları var. Bu fitne tohumlarını temizlememiz lazım. Bunu da yapar mıyız? Ben yapacağımıza inanıyorum ve bu güç, bu kalite, bu kapasite bölgede diÄŸer ülkelerde de var fakat hepsinde endiÅŸe var ve bu endiÅŸe ortadan kalkmalı. ‘Türkiye, böyle düşünüyorsa biz de aynı ÅŸekilde bu adımı atabiliriz.’ dedirtmemiz lazım.”
Bölgedeki çatışmaların, savaÅŸların, ihtilafların ve gerilimlerin tek panzehrinin birlik olduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, “Bir olur, iri olur ve diri olursak bölgemizdeki ateÅŸler bir bir söner. Yangın yerine dönen bu coÄŸrafya geçmiÅŸte olduÄŸu gibi gül bahçesi, medeniyet güneÅŸi haline gelir. Bütün farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir kenarda tutup ortak müştereklerimizi ön plana çıkartırsak emin olun bütün sorunlarımızın çözüm yoluna girmeye baÅŸladığını görürüz. Bölgemiz, on binlerce kilometre öteden gelerek burada güç devÅŸirmek isteyen ülkelerden bir an önce kurtulmalı.” dedi.
“BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin ve diÄŸer uluslararası örgütlerin iÅŸlevsiz olduÄŸunu bir kez daha gördük”
Bir gazeteci ErdoÄŸan’a, yıllar önce BirleÅŸik Milletler Genel Kurulunda “Dünya 5’ten büyüktür” dediÄŸini anımsatarak, “Suriye, Ukrayna ve ÅŸimdi de Filistin’de yaÅŸananlar karşısında aslında teziniz doÄŸrulandı. Yani BM iyi bir duruÅŸ sergileyemedi. BM’nin daha iÅŸlevsel hale gelmesi için somut olarak ne olmalı?” sorusunu yöneltti. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, soruya ÅŸu yanıtı verdi:
“Her ÅŸeyden önce dünyanın beÅŸten büyük olduÄŸunu kabullenenler bu 121 ülke oluyor. Ortaya koydukları tavırla dediler ki ‘Evet dünya beÅŸten büyüktür.’ 121 ülke ‘Bak biz sizin gibi düşünmüyoruz, biz burada adaletin yanında, daha adil bir dünya mümkündür anlayışıyla adım atıyoruz ve oylarımızı İsrail-Filistin arasındaki bu adeta savaÅŸta, mazlumların yanında yer almak suretiyle tavrımızı koyuyoruz.’ dediler. Bu bana göre önemli bir sınavdı. Fakat ÅŸimdi yine diyorum. Bu iÅŸi devam ettirmemiz ve daimi üyeler de dahil bu 194-195 ülkenin burada adeta yanımızda yer aldığını görmek, ona göre adımları atmamız gerekiyor. Çünkü BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin kuruluÅŸ amacı iÅŸlevsiz bir duruma ÅŸu anda gelmiÅŸ vaziyette.”
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin dahi şu anda bir netice alamadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
“Yani bir tane üye orada ters davransa hiçbir ÅŸey yok. Åžimdi bunları bizim Birinci Dünya Savaşı sonrasına deÄŸil, sıfırdan baÅŸlayacak bir adımı önce ülkelere kabul ettirmemiz lazım ve hep birlikte de bu adımın atıldığını bütün dünyanın görmesi lazım. Barışı korumak üzere kurulmuÅŸ bir uluslararası yapının ardı ardına çıkan savaÅŸları seyretmesi ne anlama geliyor? BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin de günün sonunda dağılıp tarihe karışmaması için revize edilmesi, adaletsiz yapısının deÄŸiÅŸtirilmesi ve yaptırım gücü olan, iÅŸlevsel, hatta caydırıcı bir yapı kazanması ÅŸarttır.
BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin ve diÄŸer uluslararası örgütlerin iÅŸlevsiz olduÄŸunu, ölen Müslüman olduÄŸunda körleÅŸtiÄŸini bir kez daha gördük. Küresel sistemin adaletsizliÄŸi, uluslararası kuruluÅŸların güçten yana olduÄŸunu, 5 ülkenin menfaatleri doÄŸrultusunda küresel nizama yön verdiklerini hep söyledim, söylemeye devam edeceÄŸim. Dünyanın beÅŸten büyük olduÄŸunu söylediÄŸimizde bazıları bunu kuru bir slogan zannediyor. Bu aslında bir adalet manifestosudur.”
Kendini güncellemeyen, yenilemeyen hiçbir yapının yeni dünya düzeninde varlık gösteremeyeceÄŸini belirten ErdoÄŸan, “İkinci Dünya Savaşı sonrası oluÅŸturulan bir yapının da güncellenmesi artık elzemdir. BirleÅŸmiÅŸ Milletlerdeki daimi üyelik ve veto sistemi deÄŸiÅŸtirilmeli. Dünyanın geleceÄŸi, halkların yaÅŸamları veto hakkına sahip 5 ülkenin insafına bırakılamaz.” dedi.
“Dünyada kimin hayatta kalacağına, kimin öleceÄŸine, kimin kıtlığa mahkum olacağına, kimin zengin ve refah içinde bir yaÅŸam süreceÄŸine beÅŸ ülkenin karar vermesi kadar saçma bir ÅŸey olabilir mi?” diyen ErdoÄŸan, beÅŸ ülkeden birinin “savaÅŸ olsun” derse diÄŸer bütün ülkelerin elinin kolunun baÄŸlandığını kaydetti.
ErdoÄŸan, “BeÅŸ ülkeden biri ‘Bu benim himayemde, buna dokunamazsınız’ derse himaye edilen ülkenin terörist yöntemleri BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi zemininde meÅŸru sayılıyor. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in de dediÄŸi gibi ‘Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara ÅŸah olsa.'” diye konuÅŸtu.
“Siyasi ve stratejik iÅŸbirliklerini her geçen gün artırıyoruz”
Birleşmiş Milletler sisteminin bir noktada tıkandığını, bir taraftan da dünyada çok ciddi kriz alanları bulunduğunu ifade eden Erdoğan, bu konulara eğilecek, etkin çözümler bulabilecek uluslararası kuruluşlara ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Bu noktada Türk Devletleri TeÅŸkilatının öne çıkmaya baÅŸladığını belirten ErdoÄŸan, “Türk Devletleri TeÅŸkilatı bundan sonra küresel ve bölgesel tıkanıklıklarda daha ön planda olacak diyebilir miyiz?” sorusuna, “Bizler Türk Devletleri TeÅŸkilatının güçlenmesini, birlik içinde gücünü ortaya koymasını bu nedenlerle de istiyoruz. Uluslararası kuruluÅŸlara örnek olacak kararlar almalı ve bölgesel, küresel sorunlara somut çözümler üretmeliyiz.” yanıtını verdi.
TeÅŸkilatın en son “Türk Devri” teması ile toplandığını ifade eden ErdoÄŸan, “Türk Devri” söyleminin aslında bütün bunları da kapsadığını söyledi.
Her alanda verecek güçlü mesajlar olduğunu, bundan sonra da Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşlara örnek olacak adımlar atmak için çabalayacaklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bu nedenle bizler Türk Devletleri TeÅŸkilatımızı 21. yüzyılın parlayan yıldızı olarak tanımladık. Siyasi ve stratejik iÅŸbirliklerini her geçen gün artırıyoruz. TeÅŸkilat üye ülkeleri olarak ekonomiden politikaya, kültürden turizme, eÄŸitimden spora kadar birçok alanda iÅŸbirliÄŸi yapıyoruz. Türk devletleri olarak birliÄŸimizin, beraberliÄŸimizin ve kardeÅŸliÄŸimizin perçinlenmesi sadece teÅŸkilatımıza deÄŸil, dünyaya da bir anlamlı yol açacaktır. SavaÅŸları, yıkımları, küresel felaketleri, politik açmazları seyreden deÄŸil, kapsamlı olarak deÄŸerlendiren, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümleri yol haritalarına dönüştürebilen bir teÅŸkilattan söz ediyoruz. Birlikten doÄŸan gücümüzün etkisiyle de uluslararası meselelerde söz sahibi olacak ve insanlığa anlamlı çıkış yolları sunabiliriz. Çünkü biz barış ve istikrara katkı yapan, küresel meselelerin çözümünde öncü rol oynayan bir Türk dünyası hedefliyoruz.”
“Bireysel baÅŸvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay deÄŸil”
“Son birkaç gündür devam eden yargıyla ilgili tartışmalar var. Siz bir hakem rolü oynayabileceÄŸinizi, iki tarafla da görüşebileceÄŸinizi söylediniz. Acaba öncelikle hızlı bir ÅŸekilde yetki çatışmalarının önüne geçmek adına bireysel baÅŸvuru konusunda yasal düzenlemeye gidilebilir mi? Yargı kurumlarının baÅŸkanlarıyla görüşecek misiniz?” sorusuna ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Yani bireysel baÅŸvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay deÄŸil. Bütün iÅŸ Cumhur İttifakı’nın alacağı karara baÄŸlı, atacağı adıma baÄŸlı. Fakat bireysel baÅŸvuruyu hallettikten sonra iÅŸ bitmez. Bundan sonra bu bireysel baÅŸvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesinin buna hazır hale gelmesi lazım. Zira birçok yasal düzenlemeler Anayasa Mahkemesine gidiyor, Anayasa Mahkemesinde ters yüz ediliyor. Burada da parlamento böyle bir kararı alır ama bu karar Anayasa Mahkemesi tarafından ters yüz edilirse, bu zaman kaybından baÅŸka bir ÅŸeye yaramaz. Onun için parlamento ÅŸu anda malum plan bütçe çalışmalarına devam ediyor. Ama bireysel baÅŸvuruyla ilgili olarak, bunu zamanında Anayasa Mahkemesinin çalışmalarına hız kazandırır diyerek çıkarttılar. Åžu anda bir öğrendim, dedim ne kadar bireysel baÅŸvuru var? Yanıt 130 bin. Demek ki Anayasa Mahkemesinin çalışmalarını hızlandırma hedefini saÄŸlamamış maalesef. Bunların üzerinde durmak, hayali davranmamak lazım.
Tabii en son Yargıtay BaÅŸkanının yaptığı açıklama, bu da tabii manidar. Bir önceki seyahatimizde ben bir ifade kullanmıştım. DemiÅŸtim ki Yargıtay üyeleri sadece hukukçulardan oluÅŸuyor. Ama Anayasa Mahkemesi üyelerinin içinde hukukçular olduÄŸu gibi bunların yanında valiler vardır, bunların yanında iktisatçılar vardır, sosyologlar vardır, vesaire. Böyle de olması zaten gerekir. Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır. Orada Anayasa’dan tutun, ticaret hukukuna, iÅŸ hukukuna varıncaya hepsi Yargıtay’da. Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir ÅŸey. Ama iÅŸin hakemliÄŸine gelince bu hakemliÄŸi yapmada tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediÄŸi bir görevdir CumhurbaÅŸkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı. İki yargı kurumunun baÅŸkanlarıyla görüşme konusuna gelirsek. Gerekirse her ikisiyle de görüşürüm. Yargıtay BaÅŸkanı’yla zaten görüştük. Anayasa Mahkemesi BaÅŸkanı’yla da gerekmesi halinde görüşürüz. Görüşmemek diye bir ÅŸey söz konusu deÄŸil.”
Kaynak: AA
