Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hemen her gün Yunan güvenlik güçleri tarafından zulmedilen mültecilerin dramlarına şahit oluyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hemen her gün Yunan güvenlik güçleri tarafından zulmedilen mültecilerin dramlarına şahit oluyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hemen her gün Yunan güvenlik güçleri tarafından zulmedilen mültecilerin dramlarına şahit oluyoruz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan,”Hemen her gün Yunan güvenlik güçleri tarafından zulmedilen, soyulan, darbedilen hatta katledilen mültecilerin dramlarına ÅŸahit oluyoruz.” dedi.

Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ev sahipliÄŸinde Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ile ortaklaÅŸa düzenlenen Küresel Parlamenter Göç Konferansı’na video mesaj gönderdi.

Parlamenterleri, medeniyetlerin ve kıtaların kavÅŸak noktası İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, “Konferansın icrasına destek veren, katkı sunan tüm kurum ve kuruluÅŸlara teÅŸekkür ediyor, kendilerini tebrik ediyorum. Gerek burada yapacağınız istiÅŸarelerin gerekse gerçekleÅŸtireceÄŸiniz görüşme ve temasların baÅŸarılı geçmesini diliyorum. Parlamentolar Arası Birlik, farklı siyasi sistem ve düşüncelere sahip parlamenterler için önemli bir diyalog zemini iÅŸlevi görüyor. Halklarımızın temsilcileri olan parlamenterlerin görüşlerini ve tecrübelerini birbirlerine aktarmalarına imkan veren birlik, küresel sorunlara çözümler geliÅŸtirilmesine de katkı saÄŸlıyor.” diye konuÅŸtu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konferansın önemli bir ihtiyacı gidereceğine inandığını belirtti.

Erdoğan, son 2,5 yıla damga vuran koronavirüs salgınıyla beraber nefret söylemlerinin küresel ölçekte ürkütücü boyutlara vardığını gördüğünü ifade etti.

Ekonomik sıkıntıların, baÅŸta Batılı ülkeler olmak üzere tüm dünyada yabancı karşıtlığını ve mülteci düşmanlığını körüklediÄŸini gözlemlediklerini bildiren ErdoÄŸan, “Bununla eÅŸ zamanlı olarak salgının tetiklediÄŸi ekonomik krizle birlikte daha fazla insan yurtlarını ve evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Åžu an dünya genelinde göçmenlerin sayısı 275 milyona, yerlerinden edilen kiÅŸilerin sayısı 85 milyona, mültecilerin sayısı ise 30 milyona yaklaÅŸtı. Rusya-Ukrayna arasında devam eden çatışmalarla beraber mevcut mülteci sayısına 5 milyon kiÅŸi daha eklendi. Bu insan hareketliliÄŸinde maalesef içimizi acıtan pek çok manzarayla da karşılaşıyoruz. Zulümden, baskıdan, açlıktan kaçarak güvenli bir gelecek kurma ümidiyle çıkılan yolculuklar, kimi zaman felaketle neticeleniyor.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Geride bırakılan dönemde çoÄŸu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmenin Akdeniz’de hayatını kaybettiÄŸine dikkati çeken ErdoÄŸan, Avrupa’ya sığınan on binlerce Suriyeli çocuÄŸun nerede olduÄŸu, kimler tarafından kaçırıldığı ve akıbetlerinin ne olduÄŸunun bilinmediÄŸini kaydetti.

ErdoÄŸan, “Hemen her gün Yunan güvenlik güçleri tarafından zulmedilen, soyulan, darbedilen hatta katledilen mültecilerin dramlarına ÅŸahit oluyoruz. Esasen göç ve mülteciler meselesinde asıl yükü sesi çok çıkan geliÅŸmiÅŸ toplumlar deÄŸil, kriz bölgelerine komÅŸu bizim gibi ülkeler çekmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Son 7 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliÄŸi yapan ülkeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“BirleÅŸmiÅŸ Milletler rakamlarına göre yüksek gelirli ülkeler 1000 kiÅŸi başına ortalama 2,7 mülteci barındırırken orta ve düşük gelirli ülkeler ise 5,8 mülteciye ev sahipliÄŸi yapıyor. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, derinleÅŸen insani krizler karşısında hiçbir sorumluluk üstlenmiyor. Kıtaların ve kültürlerin kavÅŸağında yer alan bir ülke olarak, göç olgusu tarih boyunca beÅŸeri ve sosyal hayatımızın bir parçası olmuÅŸtur. Engizisyondan kaçan Museviler baÅŸta olmak üzere son 500 yılda zulme uÄŸrayan milyonlarca insana kapılarımızı açtık. Kafkasya’daki kardeÅŸlerimiz de Balkanlar’daki soydaÅŸlarımız da baÅŸları dara düşünce güvenli liman olarak hep Türkiye’ye sığındı. Birinci Körfez Savaşı’nda Irak’tan kaçan yüz binlerce Kürt kardeÅŸimize sahip çıktığımız gibi Suriye’deki çatışmalardan kaçan 3,6 milyon Suriyeli sığınmacıyı da topraklarımızda kabul ettik. Kapımıza gelen hiç kimseyi etnik kimliÄŸi, dini, kültürü, meÅŸrep ve mezhebi sebebiyle geri çevirmedik. Son 7 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliÄŸi yapan ülkeyiz. Tarihimizin, kültürümüzün ve inancımızın bize yüklediÄŸi bu görevi inÅŸallah bundan sonra da yerine getirmeye devam edeceÄŸiz. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insan hareketliliÄŸinin yaÅŸandığı günümüzde hiç kimse sorumluluklarından kaçamaz.”

Uluslararası toplumun göç olgusunun temelinde yatan sorunlarla yüzleşme cesareti göstermedikçe bu meselenin önüne geçilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, konferans çerçevesinde yapılacak tartışmaların, ortaya konulacak fikirlerin sorunun çözümüne katkı sağlamasını temenni etti.

TBMM Başkanı Şentop: Türkiye olarak, biz bu insanların her türlü ihtiyaçlarını tek başımıza karşılamaya çalışıyoruz

TBMM BaÅŸkanı Mustafa Åžentop, “Türkiye olarak, biz bu insanların (sığınmacılar) baÅŸta insani, sosyal, barınma ve eÄŸitim olmak üzere her türlü ihtiyaçlarını tek başımıza karşılamaya çalışıyoruz. Bu insanların dertlerine derman olmaya çalışıyoruz” dedi.TBMM BaÅŸkanı Åžentop: Türkiye olarak, biz bu insanların her türlü ihtiyaçlarını tek başımıza karşılamaya çalışıyoruzTBMM’nin ev sahipliÄŸinde Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ile ortaklaÅŸa düzenlenen Küresel Parlamenter Göç Konferansı Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de baÅŸladı.

Açılışta konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, günümüzün en önemli ve en acil çözüm bekleyen küresel meselelerinden biri olan göç olgusunu ele almak üzere bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, konferansın hayırlara vesile olmasını diledi.

Konferans fikrini hayata geçirmede PAB ile katılımcı 54 ülke temsilcilerine teÅŸekkür eden Åžentop, “Burada bulunmamızın en temel amacı, karşı karşıya kaldığımız küresel göç olgusunu insani, vicdani ve ahlaki deÄŸerler merkezinde ele almak ve bu soruna herkesi kucaklayıcı, kapsayıcı ve sürdürülebilir çözüm önerileri sunmak üzere müzakerelerde bulunmaktır.” diye konuÅŸtu.

​​​​​​​Konu hakkında çaba ortaya koyarken ırk, din, inanç, dil, etnik köken ve renk ayrımı yapmadan, bütün insanların eÅŸit olduÄŸunu, sorunun bütün insanlığın sorunu olduÄŸunu ve çözümünde bütün insanlığın yararına olduÄŸu sürece mümkün ve sürdürülebilir olabileceÄŸini akılda tutarak hareket etmek gerektiÄŸini dile getiren Åžentop, “Bu meseleye yaklaşırken göçmenler, mülteciler ve sığınmacılar için insan haysiyetine, insan onuruna ve ÅŸerefine yakışır bir hayatın nasıl kurulabileceÄŸi üzerinde düşünmek zorundayız. Bu insanların kendi vatanlarında güvenli bir ÅŸekilde nasıl yaÅŸayabilecekleri, yaÅŸanılmaz hale getirilen, sömürülen ve yaÄŸmalanan bu ülkelerin nasıl yeniden yaÅŸanılabilir bir hale getirilebileceÄŸi ve bunun imkanları üzerinde kafa yormalıyız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Göç bütün insanlığın geleceÄŸinin ortak olduÄŸunu gösteren bir meseledir”

Düzensiz ve zorunlu göç olgusunun bugün ülkelerin sorunu olmaktan çıkarak dünyanın sorunu haline geldiğine dikkati çeken Şentop, şöyle devam etti:

“Göç meselesi bize bütün insanlığın kaderinin, geleceÄŸinin ortak olduÄŸunu gösteren bir meseledir. Göç, küreselleÅŸen dünyada bütün insanların barış içinde yaÅŸaması, istikrarı, kalkınması, refahı ve geleceÄŸinin ne kadar birbiriyle baÄŸlantılı olduÄŸunu bir kez daha güçlü bir ÅŸekilde teyit etmiÅŸtir. Karşı karşıya olduÄŸumuz bu ortak sorunun çözümüne katkıda bulunmak ve ortak bir gelecek, ortak bir istikbal için; birlikte, dayanışma içinde, iÅŸ birliÄŸini esas alarak samimiyetle mücadele etmek zorundayız. Göç olgusu, yeni dayanışma ve iÅŸ birliÄŸi mekanizmalarının inÅŸa edilmesi ve daha adil bir dünyanın kurulması için de bir vesile olacaktır. Sığ çıkar hesaplarının bir kenara bırakılması ve bütün insanları kucaklayıcı yeni bir uluslararası sistemin ve düzenin kurulması için bir vesile olmasını temenni ediyorum. Göç olgusunu yeni bir paradigmanın kurulması için itici bir etken olarak görüyorum. Bugün küresel göç meselesi, uluslararası iliÅŸkiler, siyaset bilimi, ekonomi, hukuk bilimi, sosyoloji, kültürel çalışmalar, antropoloji ve insan hakları gibi alanların en önemli konularının başında yer bulmaktadır. Bu olgu, insanlığın yeni bir döneme girdiÄŸini, artık yeni bir çaÄŸa uyandığımızı ve buna baÄŸlı olarak dünyaya, gezegene ve toplumsal, ekonomik ve siyasal dinamiklere yeni bir perspektifle yaklaÅŸmamız gerektiÄŸini bize her gün hatırlatmaktadır.”

Küresel düzeydeki hareketliliÄŸin ulusal sınırları aÅŸan bir mesele olduÄŸuna iÅŸaret eden Åžentop, “Bu sebeple, göç olgusunu ele alırken küreselleÅŸme olgusunu dikkate alarak bütüncül ve aynı zamanda disiplinler arası bir yaklaşımı merkeze almalıyız. Her ÅŸeyin kökten deÄŸiÅŸtiÄŸi bu zamanda ikili, bölgesel ve küresel iÅŸ birliÄŸi mekanizmalarını gözden geçirmek ve geçmiÅŸ dönemin paradigmalarıyla kurulmuÅŸ olan ancak bugünün sorunlarına çözüm üretemez hale gelen köhnemiÅŸ ve tarafgir kuruluÅŸları çağın gerçeklerine uygun olarak yeniden ÅŸekillendirmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Åžentop, “Küresel ve ulus aşırı meselenin saÄŸlıklı ve sürdürülebilir bir ÅŸekilde ele alınması da bütün ülkelerin ve bütün insanlığın içinde yer aldığı, herkesin hakiki manada adil bir ÅŸekilde temsil edildiÄŸi; kapsayıcı, demokratik ve ÅŸeffaf uluslararası kuruluÅŸların ve iÅŸ birliÄŸi mekanizmalarının oluÅŸturulmasını ÅŸart koÅŸmaktadır.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“Bugün sığınmacıların çok azı Avrupa’da bulunuyor”

“Bugün küresel ölçekte yaklaşık 300 milyondan fazla insan savaÅŸ, terör, ÅŸiddet, zorla yerinden edilmeler, açlık, yoksulluk, eÅŸitsizlik, doÄŸal afetler, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi, kuraklık ve daha birçok farklı mücbir sebeplerle eÅŸini, dostunu, mülkünü, evini, yurdunu terk ederek uluslararası sınırları aÅŸmakta ve dünyanın çeÅŸitli yerlerinde çocuklarının gelecekleri için bir hayat kurmanın peÅŸinde koÅŸmaktadır.” diyen Åžentop, şöyle devam etti:

“Milyonlarca vatansız insan, hiçbir vatandaÅŸlık haklarından yararlanmadan, temel insani ihtiyaçlarını karşılayamadan çeÅŸitli yerlerde sığınma aramaktadır. Milyonlarca sığınmacı, milyonlarca mülteci yeni bir hayat umuduyla vatanlarını terk edip baÅŸka ülkelerde hayat kurmaya sürüklenmektedir. Bu insanların çok önemli bir kısmı henüz 18 yaşını doldurmamıştır. Çok önemli bir kısmı savunmasız çocuklar ve kadınlardır. Bu insanlar çoÄŸu zaman ölümü dahi göze alarak yollara düşmekte; insan ticareti yapan çetelerin kurbanı olmakta, aç bırakılmakta ve tehdit edilmektedir. Ne yazık ki zaman zaman denizlerde boÄŸulmakta, ölmekte ya da öldürülmektedir. Aslına bakılırsa, bugün sığınmacıların çok azı Avrupa’da bulunuyor. Bu insanların çok büyük bir bölümü geliÅŸmekte olan ülkelere veya komÅŸu ülkelere sığınıyor. BM Mülteciler Yüksek KomiserliÄŸinin verilerine göre, sığınmacıların yaklaşık yüzde 85’i geliÅŸmekte olan ülkelere gitmektedir. Yine mültecilerin yaklaşık yüzde 73’ü komÅŸu ülkelerde misafir edilmektedir.”

TBMM BaÅŸkanı Åžentop, 10 yıldır yoÄŸun bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalan Türkiye’nin halihazırda en çok sığınmacıyı barındıran bir ülke konumunda olduÄŸunu söyledi.

Halihazırda 4 milyona yakın insanın Türkiye’ye sığındığını aktaran Åžentop, “Åžunu rahatlıkla ifade edebilirim: Türkiye olarak, biz bu insanların baÅŸta insani, sosyal, barınma ve eÄŸitim olmak üzere her türlü ihtiyaçlarını tek başımıza karşılamaya çalışıyoruz. Bu insanların dertlerine derman olmaya çalışıyoruz. Türkiye olarak, ‘insanlığın onurunu, haysiyetini ve vicdanını tek başımıza da olsa koruyacağız’ diyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir mazlumun derdine deva olmak için, insan onuru için elimizden gelen her ÅŸeyi yapmaya devam edeceÄŸiz. Küresel göç meselesine ve göçmenlerin sorunlarına yönelik çözüm stratejileri için çaba göstermeye devam edeceÄŸiz.”

“Yaklaşık 40 bin düzensiz göçmeni geri itmelerden Türkiye kurtarmıştır”

Avrupa Birliğinin (AB) de de bu insanlık dışı muamelelere gözlerini kapattığını dile getiren Şentop, hatta zaman zaman aleni, üstü örtülü desteklediğini gördüklerini ifade etti.

Vicdan sahibi insanların, son yıllarda Akdeniz’de olan bitene şöyle bir göz atmasının yeterli olacağının altını çizen Åžentop, “Avrupa’da son yıllarda karşı karşıya olduÄŸumuz geri itme hadiseleri maalesef yaygın bir uygulama haline gelmiÅŸ durumda. Ege Denizi’nde 2020 yılından bu yana yaklaşık 40 bin düzensiz göçmeni geri itmelerden Türkiye kurtarmıştır. Bugün Batılı devletlerin, insan haklarından bahsetmeden evvel, Akdeniz’de geri itmeler sonucu donan, boÄŸulan göçmenlere ve göçmenlerin sahillere vuran cansız bedenlerine bakarak insan ve hak kelimelerini kullanmaktan utanmaları gerekir. Avrupa’nın, Yunanistan’ın göçmenlere yönelik bu insanlık dışı saldırılarına göz yumması ve hatta Frontex gibi mekanizmalarla bu tarz uygulamaları desteklemesi bir ihmalkarlık olarak görülmemelidir.” ifadelerini kullandı.

TBMM BaÅŸkanı Åžentop, BirleÅŸik Krallık’ın ülkesindeki sığınmacıları Afrika’daki ülkelere gönderip göç sorununu üçüncü ülkelere ihraç etmeye çalıştığını anlatarak, ÅŸunları söyledi:

“Hatta ülkesindeki sığınmacıları Ruanda’ya taşıması öngörülen uçuÅŸun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kararını müteakip BirleÅŸik Krallık, söz konusu kararı kınayarak mahkemenin yetkisini aÅŸtığını öne sürüyor. Ayrıca, mahkeme kararına ve İngiliz hükümetine yönelik bütün eleÅŸtirilere raÄŸmen sığınmacıları Ruanda’ya göndereceÄŸini ifade ediyor. BirleÅŸik Krallık, göçmenlere yönelik bu utanç verici kararından dönmeyeceÄŸinden ısrar ederek Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi’nden çekilmeyi bile tartışır hale geldi. Fransa’da göçmen, yabancı ve İslam düşmanlığı bugün öyle bir boyuta vardı ki insanların inanç ve düşünce dünyalarına müdahale etmeye çalışan, ‘Avrupa İslam’ı’, ‘Avrupa Müslümanlığı’nı inÅŸa ederek ilkel bir boyutlara varmaktadır. Avrupalı ülkeler, Ukrayna’daki savaÅŸla birlikte ortaya çıkan ani göç hareketi ve mülteci dalgası karşısında, bu ikiyüzlü ve ayrımcı politikalarını bir kez daha çok net olarak dünya kamuoyunun gözleri önüne koydular. İnsan haklarından, hukuktan dem vuranlar; göçmenlerin rengine ve kimliÄŸine göre farklılaÅŸan politikaları hemen devreye soktular. Beyaz tenli ve Avrupalılarla aynı dinden olanlara kapıları açarken, ten rengi farklı olan Orta DoÄŸulu, Asyalı, inancı farklı olan göçmenlere kapıları kapattılar.”

Åžentop, Avrupa ülkelerinin Afrikalı, Orta DoÄŸulu, Asyalı ve Amerikalı göçmenleri sınır dışı ederken, botlarını batırırken, denizde ölüme mahkum ederken, onları üçüncü ülkelere ihraç edip geri itmelerle caydırmaya ve yıpratmaya çalışarak, zor kullanarak ve kriminalize ederek onlardan kurtulmanın ve sorumluluktan kaçmanın yolunu ararken, diÄŸer taraftan Ukrayna’daki savaÅŸtan kaçan mültecilerin maliyetlerini hesaplamaya baÅŸladığına dikkati çekti.

TBMM Başkanı Şentop, şöyle devam etti:

“Bir dünya görüşü, bir zihniyet sorunuyla karşı karşıyayız. Kendisini her daim haklı ve imtiyazlı, öteki olarak gördükleri halkları ise yalnızca sorumlu ve borçlu olarak gören bir zihniyetin dışavurumuna ÅŸahit oluyoruz. Ülkesindeki mültecileri üçüncü ülkelere tırnak içinde ihraç eden bu güya medeni ve insan haklarına saygılı ülkeler, bugün büyük bir ahlaki krizinin içindedirler, insani deÄŸerleri bilinçli olarak ayaklar altına almaktadırlar. Bunlar, yaÅŸadıkları akıl tutulmalarını idrak etmekten ve bununla yüzleÅŸmekten de oldukça uzak görünmektedirler.”

“Irkçı, ayrıştırıcı ve göçmen karşıtı zihniyet yeni deÄŸildir”

Åžentop, “Göçmenlere, küresel göç olgusuna ve insan hareketliliÄŸine yaklaşımlarında eÅŸitlik ve adalet ilkesini unutan, yükselen yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığına kulaklarını tıkayan, göçmenleri ten rengine, ırkına, diline, etnik kökene ve dinine göre ayırıp ırkçı ve ayrımcı tutumlar sergileyen bu zihniyet insan hakları ve eÅŸitlikten bahsedemez. Bu bir insanlık, ahlak ve vicdan krizidir.” diye konuÅŸtu.

Bu zihniyetin yeni olmadığına deÄŸinen Åžentop, “Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve ötekileÅŸtirme gibi hastalıklı yaklaşımların geride kalmadığını görüyoruz. Bu sorunların göç ve göçmenlere yönelik tutumlarda ve daha birçok farklı vesilelerle zaman zaman karşımıza çıktığını müşahede ediyoruz. Bu zihniyetin, bu paradigmanın bir tarihselliÄŸi var. Bu zihniyetin geliÅŸtiÄŸi tarihsel ve fikri dinamiklere eÄŸilmek gerekir. Irkçı, emperyalist ve sosyal Darwinist zihniyet kalıpları, şüphesiz Modern Avrupa kimliÄŸinin oluÅŸumunda son derece etkili olan bileÅŸenlerdir.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

Åžentop, bugün göçmenlere yönelik insanlık dışı uygulamalarda tekrar tekrar karşılarına çıkan bu zihniyetin “Avrupa merkezci” veya “Batı merkezci” paradigmanın dayattığı oryantalist yaklaşımların bir yansıması olduÄŸunu vurgulayarak, bu zihniyetin Batı dışı dünyayı nesne olarak görürken sadece Avrupalı beyaz adamı insan haklarının öznesi olarak gördüğünün altını çizdi.

“Yolun sonuna gelindiÄŸi artık idrak edilmelidir”

Utanç verici politikaların ve bu zihniyetin günümüzde küresel göç sorununu çözmesi ve günümüz dünyasını anlamasının mümkün olmadığını anlatan Şentop, şu ifadeleri kullandı:

“Bilakis bunlar sorundan kaçmanın, sorunu tırmandırmanın ve sorunu baÅŸka ülkelere havale etmenin, ihraç etmenin yöntemleridir. Avrupa sebep olduÄŸu yıkımların, sömürülerin ve talanların sonuçlarından kaçmamalıdır. Bu yolun sonuna gelindiÄŸi artık idrak edilmelidir. Burada göçle ilgili çok kısa bir hususa deÄŸinmek istiyorum: Bugün göçle ilgili tartışmalar gittikçe gündemde yerini daha fazla almaya baÅŸlıyor. 10 yıl önce böyle deÄŸildi. Gittikçe artan, sayıca da çoÄŸalan göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Bunun sona ereceÄŸini de düşünmüyorum. Bir veri üzerinden bunu ifade etmek isterim. Dünyada çok ciddi bir demografik hareketlenme var. Ciddi bir demografik deÄŸiÅŸim var. 1750 ile 1950 yılları arasında yani 200 yıl gibi bir süre içerisinde dünya nüfusunun yüzde 20’si Avrupa’da yaşıyor, yüzde 9 ila 12 arası bir nüfus Afrika’da yaşıyor 1950’ye kadar. Yüzde 55 ile 50 arası bir nüfus da Asya’da yaşıyor. 1950’den günümüze geldiÄŸimizde dünya nüfusunun yüzde 10’u Avrupa’da yaşıyor. Yani yüzde 20’den yüzde 10’a düşüyor Avrupa yaÅŸayan dünya nüfusu oranı. Afrika yüzde 16-17’ler civarında. Asya yine yüzde 50-55 arasında. Önümüzdeki 50 yıl için yapılan nüfus projeksiyonlarında dünya nüfusunun yüzde 5’nin Avrupa’da yaÅŸayacağı, yani 1950’deki yüzde 20’den yüzde 5’e doÄŸru düşüyor, dünya nüfusunun Avrupa’da yaÅŸama oranı. Afrika’da ise yüzde 45’e yakın bir dünya nüfusunun yaÅŸayacağı, Asya’da yüzde 45 ile 50 civarında bir nüfus olacağı ifade ediliyor. Ortaya çıkan bu demografik deÄŸiÅŸimlerin birtakım sonuçları olacak. İnsan nüfusu hareketliliÄŸi daha çok dünyanın zengin kesimlerine coÄŸrafyalarına eÄŸilim içerisinde. Onun için bugün göçle ilgili tartıştığımız konuların bütün hepsi sadece büyük bir kitabın giriÅŸ kısmından ibarettir.”

TBMM Başkanı Şentop, önümüzdeki 25-50 yıl sonra göçle ilgili dünyanın daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını düşündüğünü söyledi.

Küresel bir dünyada yaÅŸadıklarını, Çin’de ortaya çıkan bir virüsün bütün dünyayı kısa bir zaman içerisinde sardığını anlatan Åžentop, ÅŸunları kaydetti:

“Yani sadece para, emtia küresel deÄŸil, sadece insan hareketliliÄŸi deÄŸil, virüsler ve hastalıklar da küresel. Bunu gördük. Hastalıkların çaresi de küresel olmalı. Aşı, tedavi küresel olmalı. Dünyanın herhangi bir yerindeki bir insanın sorununun bütün insanlığın sorunu olduÄŸunu anlamak mecburiyetindeyiz. İnsanların kendi doÄŸdukları topraklarda, asgari ÅŸartlarda huzur içerisinde yaÅŸamalarını temin edecek formüller üzerinde çalışmazsak bu göç dalgasını engellemeyecek hale geleceÄŸiz. Dünyanın dengesini deÄŸiÅŸtirecek göç dalgası ve demografik hareketlilikle karşı karşıya kalacağız. Bu bakımdan sorunun çözümü için gerçek ve kalıcı çözümler üretmenin zamanıdır. Hepimiz elimizi taşın altına koyduÄŸumuzda bu meseleyi hakkaniyetle ele aldığımızda zorunlu ve düzensiz göç sorununu çözebilir, onu yönetilebilir bir noktada tutabiliriz. Bu amaç için buradayız.”

İki gün sürecek konferansın 6 farklı panelden oluşacağını aktaran Şentop, oturumlara katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Konuşmanın ardından TBMM Başkanı Şentop, PAB Başkanı Duarte Pacheco ve diğer katılımcılar aile fotoğrafı çektirdi.

Åžentop ve Pacheco daha sonra katılımcılarla “Göç ve Mülteciler FotoÄŸraf Sergisi”ni de ziyaret etti.

Öte yandan göç konulu konferansın ev sahibi fotoğraf sağlayıcılığını Anadolu Ajansı (AA) gerçekleştiriyor.

PAB Başkanı Pacheco: Türkiye, göçmenlere birer nesne gibi yaklaşmadı

Pacheco, mülteci barındıran tüm ülkelerin Türkiye’nin göçmen politikasını örnek alması gerektiÄŸini belirterek “Türkiye, göçmenlere bir nesne gibi yaklaÅŸmadı, hepsinin insan olduÄŸunu göz önüne alarak topluma uyum saÄŸlamalarını gerçekleÅŸtirdi” dedi.PAB BaÅŸkanı Pacheco: Türkiye, göçmenlere birer nesne gibi yaklaÅŸmadı

Parlamentolar Arası Birlik (PAB) BaÅŸkanı Duarte Pacheco, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM), Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ile İstanbul’da ortaklaÅŸa düzenlediÄŸi “Küresel Parlamenter Göç Konferansı”nda konuÅŸtu.

Tüm insanların daha iyi bir yaÅŸamı hak ettiÄŸini söyleyen Pacheco, “Hiç kimsenin ülkesini terk etmek veya göç etmek zorunda kalmadığı, herkesin iyi bir yaÅŸama sahip olduÄŸu bir dünya için birlikte çalışalım.” dedi.

Pacheco, Türkiye’nin, güvenli, sistemli ve düzenli göç için küresel mutabakat çerçevesinde göçmenleri sisteme entegre eden model bir ülke olduÄŸunu belirterek “Türkiye, göçmenlere bir nesne gibi yaklaÅŸmadı, hepsinin birer insan olduÄŸunu göz önüne alarak topluma uyum saÄŸlamalarını gerçekleÅŸtirdi. Türkiye, göçmenlerin eÄŸitimini, iÅŸ edinmelerini ve saÄŸlık imkanları saÄŸlamak konusunda çok büyük iÅŸler yaptı. Mültecilerin insanı koÅŸullarda yaÅŸamalarını saÄŸlayan Türkiye’ye ve Türk hükümetine çok teÅŸekkür ederim.” diye konuÅŸtu.

Göç meselesinde herkesin empati kurması gerektiğinin altını çizen Pacheco, şöyle konuştu:

“Bir an kendinizi bu insanların yerine koymanızı ve her ÅŸeyinizi geride bıraktığınızı düşünmenizi istiyorum. Eviniz, aileniz, arkadaÅŸlarınızı bırakıyorsunuz. Niye? Çünkü savaÅŸ var. Kendinizi bu insanların yerine koyduÄŸunuzda ÅŸunu çok net anlarsınız. Hiç kimse isteyerek ya da keyfi olarak ülkesini terk etmez. İnsanlar hayatlarını kurtarmak için baÅŸka ülkelere göç etmek zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla bu insanların bulundukları ülkelerde hayatlarını sürdürmesini saÄŸlamak zorundayız. Ve tabii ki yeterli koÅŸullar oluÅŸtuÄŸunda ülkelerine dönmelerini saÄŸlamak.”

Pacheco, tüm dünyada insanların her an birer göçmen durumuna düşebileceğini vurgulayarak dünyada sürdürülebilir ekonomi ve güvenliğin sağlanması durumunda insanlarının ülkelerini terk etmeyeceklerini aktardı.

Göçmenlerin güvenli geri dönüşlerinin son derece önemli olduÄŸunu ifade eden Pacheco, “Yarın ülkemizde darbe olabilir ve yaÅŸamak için ülkemizi terk etmemiz gerekebilir. GittiÄŸimiz ülke bizi geri gönderme politikası uygularsa ne olacak? Güvenle geri dönüşü garantilememiz lazım. Geri dönüşü gönüllü bir ÅŸekilde saÄŸlanmak zorundayız. Zorla ya da sınır dışı edilerek yapılmamalı.” diye konuÅŸtu.

Pacheco, göçmen haklarının korunması ve geniÅŸletilmesi gereken haklar olduÄŸunu, Türkiye’nin bu konuda model bir ülke olduÄŸunu ve diÄŸer ülkelerin Türkiye’nin mülteci politikasına benzer bir politika yürütmesi gerektiÄŸini vurguladı.

Mültecilerle ilgili en önemli problemlerden birinin de yabancı düşmanlığı olduÄŸuna dikkat çeken Pacheco, Avrupa’da hızla yükselen saÄŸcı siyasetin ırkçılığı tetiklediÄŸini anlattı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir