Cumhurbaşkanı Erdoğan: KAAN için Suudi Arabistan ile ortak yatırım söz konusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan KAAN için Suudi Arabistan ile ortak yatırım söz konusu
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleÅŸtirebiliriz.” dedi.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Suudi Arabistan ve Mısır’ın liderleri ve heyetleriyle fevkalade yararlı görüşmeler yaptıklarını belirten ErdoÄŸan, “İkili iliÅŸkilerimizi tüm boyutlarıyla kapsamlı ÅŸekilde ele aldık. Bölgemizin önde gelen ülkeleri olarak ‘bölgesel sahiplenme’ yaklaşımıyla Filistin ve Suriye baÅŸta olmak üzere güncel geliÅŸmelere dair istiÅŸarelerde bulunduk.” ifadelerini kullandı.
Yurt dışı ziyaretinin ilk durağı Suudi Arabistan’da Veliaht Prens ve BaÅŸbakan Muhammed bin Selman ile verimli bir görüşmelerinin olduÄŸunu, ardından heyetler arası toplantılar yaptıklarını anımsatan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“4 belgeye imza attık, ortak açıklamayı kabul ettik. Malumunuz Suudi Arabistan, bizim için savunma sanayii, ulaÅŸtırma, saÄŸlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeÅŸ ülke. Ticaret hacmimiz istikrarlı bir ÅŸekilde artarak 2025 yılında 8 milyar dolar seviyesine ulaÅŸtı. Müteahhitlerimiz, Suudi Arabistan’da toplam deÄŸeri 30 milyar doları bulan, 400’den fazla proje üstlenmiÅŸ durumda. EXPO-2030 ve FİFA 2034 Dünya Kupası gibi dev organizasyonlara hazırlanan ülkede deÄŸerlendireceÄŸimiz çok sayıda fırsatlar bulunuyor. Ayrıca, Suudi Arabistan vatandaÅŸlarının ülkemize yoÄŸun bir teveccüh gösterdiklerine ÅŸahit oluyoruz.”
“Kimin barış, kimin savaÅŸ yanlısı olduÄŸu bir kez daha ortaya çıkmıştır”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Mısır CumhurbaÅŸkanı Abdulfettah es-Sisi’nin davetine icabetle Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliÄŸi Konseyi İkinci Toplantısı’nı Kahire’de yaptıklarını belirterek, ÅŸunları ifade etti:
“Konseyimizin ilk toplantısını Eylül 2024’te Ankara’da yapmıştık. Görüşmelerimizde ikili ticari ve ekonomik iliÅŸkilerimiz önemli yer tuttu. Ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık. Hem Riyad’da hem de Kahire’de iki ülke iÅŸ çevrelerinin katılımlarıyla iÅŸ forumları düzenlendi. Sayın Sisi ile ayrıca Gazze barış süreci baÅŸta olmak üzere bölgemizi ilgilendiren konuları istiÅŸare ettik. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulmasında Mısır ve Suudi Arabistan ile beraber çalıştık. AteÅŸkes mutabakatına giden süreçte iÅŸbirliÄŸi içinde olduk. Bugün de Gazze’nin yeniden imarının önünün açılması için yakın diyalog halindeyiz. Türkiye’den Gazze’ye ulaÅŸtırılmakta olan insani yardımların eÅŸ güdümünde Mısır’ın desteÄŸi çok önemli.”
İsrail hükümetinin sivilleri hedef almayı sürdürdüğüne dikkati çeken ErdoÄŸan, “11 Ekim’den bu yana 500’ü aÅŸkın Gazzeli, İsrail tarafından ÅŸehit edildi. İnsani yardım tırlarının Gazze’ye giriÅŸlerinde halen ciddi kısıtlamalar, sorunlar yaÅŸanıyor ancak İsrail’in tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine raÄŸmen Gazze Barış Planı’nın birinci aÅŸaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaÅŸ yanlısı olduÄŸu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeÅŸlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz.” dedi.
Ziyaretleri sırasında şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için iki ülke makamlarına teşekkür eden Erdoğan, ziyaretlerin üç ülke için hayırlara vesile olmasını diledi.
“Savunma sanayisinde aldığımız mesafe ilgiyle takip ediliyor”
“Milli muharip uçak KAAN konusunda Suudi Arabistan ile iÅŸbirliÄŸi söz konusu olabilir mi?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü iliÅŸkilere sahibiz. Bunu geliÅŸtirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaÅŸmalara imzayı attık. Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe, bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Biz, savunma sanayiinde öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeÅŸlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli iÅŸbirliklerine imza atıyoruz ve bunu geliÅŸtirmekte de kararlıyız. KAAN, sadece bir savaÅŸ uçağı deÄŸil. KAAN, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça bu tür iÅŸbirliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleÅŸtirebiliriz.”
“Suudi Arabistan, Türkiye’de 5 bin megavat gücünde santraller inÅŸa edecek”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Suudi Arabistan ile enerji alanında çok önemli anlaÅŸmalara imza attınız. Tam kapsamını merak ediyoruz, bu anlaÅŸmalar ne anlama geliyor?” sorusunu şöyle cevapladı:
“Ziyaretimiz esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaÅŸma imzalandı. Suudi Arabistan ÅŸirketleri, Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneÅŸ ve rüzgar santralleri inÅŸa edecek. İlk aÅŸamada Sivas ve Karaman’da 1000’er megavatlık güneÅŸ enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye’de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneÅŸ enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller, yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak. Projeler, elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı saÄŸlayacak.”
“Süreç canlıdır ve kopmuÅŸ deÄŸildir”
“İran-ABD gerginliÄŸinin baÅŸlamasından sonra İran CumhurbaÅŸkanı Mesud PezeÅŸkiyan ve ABD BaÅŸkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç baÅŸladı. Bu sürecin evrildiÄŸi nokta an itibarıyla nedir?” sorusu üzerine CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ÅŸunları dile getirdi:
“Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD BaÅŸkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran CumhurbaÅŸkanı Mesud PezeÅŸkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm. İran DışiÅŸleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul’da DışiÅŸleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran’a askeri müdahaleye karşı olduÄŸumuzu net ÅŸekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Åžu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediÄŸini görüyorum. Bu, olumlu bir geliÅŸme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar deÄŸil uzlaÅŸma zemininde buluÅŸmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuÅŸ deÄŸildir. Zemin, diyaloÄŸa ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir ÅŸekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baÅŸ göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diÄŸer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar geniÅŸler, baÅŸka ülkeler de devreye girer mi göreceÄŸiz.”
Bir basın mensubunun, “Suudi Arabistan baÅŸta olmak üzere, ki bugün ziyaretinizden dolayı önde geliyor, Körfez ülkelerinin toplamda İran’a karşı yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda. Åžimdi biraz daha sizin, Türkiye’nin politikalarına yakın gibi duruyorlar. Bugünkü politikaları nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz? İran-Amerikan krizinde biraz İran’a karşı deÄŸillermiÅŸ gibi görünüyor.” ÅŸeklindeki sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu yanıtı verdi:
“Her ÅŸeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaÅŸ istemiyoruz. Bunu en net ÅŸekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum. Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve saÄŸduyunun hakim olmasını istiyor. Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor. Herkes biliyor ki bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduÄŸu bir coÄŸrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaÅŸanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir ÅŸekilde gördüğünü ve bizim duruÅŸumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık etrafımızı saran ateÅŸ çemberinden sıyrılmanın, yanan ateÅŸleri söndürmenin vakti çoktan gelmiÅŸtir.”
Sağduyunun burada ortak payda olduğuna işaret eden Erdoğan, bu meseleye sadece askeri pencereden bakmanın bölgeyi felakete götüreceğini söyledi.
AteÅŸi daha fazla harlamanın kimseye faydasının olmayacağına dikkati çeken ErdoÄŸan, “Bölgemiz kana, gözyaşına, savaÅŸlara doymuÅŸtur. Artık, barışı ve huzuru konuÅŸmayı, iÅŸbirliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur, anlaÅŸmazlıklar uluslararası iliÅŸkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir.” diye konuÅŸtu.
– “Bizim duruÅŸumuz, öncelikle insanlığın temel deÄŸerlerini muhafazadır”
“Türkiye, Gazze Barış Planı’nın uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? BaÅŸlangıca nispetle nerede? Türkiye’nin muradı nedir bu mevzuda? Siz de ifade ettiniz, Åžarm el-Åžeyh’teki 20 maddeli barış planından bu yana, ekim ayından bu yana İsrail, saldırılarını sürdürüyor, gidecek yardımlara mani oluyor, sabote ediyor. Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye’nin hem de müdahil olan barış planındaki diÄŸer ülkelerin deÄŸerlendirmesi nedir?” sorusuna ErdoÄŸan, “Türkiye, Gazze Barış Planı’nın olması gerektiÄŸi gibi iÅŸletilmesi ve Gazze’de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze’de Filistinli kardeÅŸlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceÄŸe ve kalıcı bir barışa ulaÅŸmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde deÄŸil, sahada tesis etmekten yanayız.” cevabını verdi.
“Gazze’de yaÅŸanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruÅŸumuz, öncelikle insanlığın temel deÄŸerlerini muhafazadır” ifadelerini kullanan ErdoÄŸan, bu tutumlarında Filistinlilere tarihsel ve kültürel baÄŸların da etkili olduÄŸunu söyledi. ErdoÄŸan, bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmanın meselenin özünü saptırmak olacağını dile getirdi.
ErdoÄŸan, “Gazze’deki zulmün bir benzerini bir baÅŸka coÄŸrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruÅŸumuzdur. AteÅŸkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları saÄŸlamak için büyük bir çaba gösteriyor.” diye konuÅŸtu.
“Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın saÄŸlanması, Mısır’ın da çıkarınadır”
“Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır’ın yaklaşımları Türkiye’nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Çünkü İsrail’in baskılanabilmesi için garantör ülkelerin arasındaki fikir birliÄŸi önemli. Mesela Gazze’de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor? DeÄŸerlendirmeniz nelerdir?” sorusuna karşılık CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Mısır’ın, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri olduÄŸunu belirtti.
Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleÅŸmesini istemediÄŸini gördüklerini ve bunu bildiklerini ifade eden ErdoÄŸan, bölgenin yeni bir yangını kaldıracak halinin bulunmadığını kaydetti.
Bunu Mısır yönetiminin de çok iyi gördüğünü vurgulayan ErdoÄŸan, İsrail’in bölgede yıllardır oluÅŸturduÄŸu sistematik istikrarsızlığın Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattığına iÅŸaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuÅŸmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır’ın bulunduÄŸu yer kritik. Hem coÄŸrafi konumu hem tarihi sorumluluÄŸu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın saÄŸlanması, Mısır’ın da çıkarınadır. Gazze’ye Refah’tan insani yardımların giriÅŸi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire ÅŸayandır. Hep birlikte Gazze’de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze’nin yeniden inÅŸa edilmesini saÄŸlayacağımıza inanıyorum. İsrail’in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateÅŸkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Uluslararası toplumu İsrail’e ateÅŸkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinli kardeÅŸlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuÅŸması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz.”
“Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye’den yanayız”
“Suriye’de gelinen son noktayı nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz? Bu son geliÅŸmeler, Türkiye’deki ‘Terörsüz Türkiye’ projesinde yeni bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir mi? Bu anlamda Meclis’e bir çaÄŸrınız olur mu?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, Suriye’nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisinin Türkiye’yi doÄŸrudan ilgilendirdiÄŸini belirtti.
KomÅŸu Suriye’nin “tek devlet, tek ordu, tek Suriye” anlayışı ile bütünleÅŸmesinin Türkiye’nin büyük arzusu olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“‘SDG’ denilen yapının imzaladığı anlaÅŸmalara uyması, Suriye’deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaÅŸtıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Åžam’dan hem de Ankara’dan dönmüştür. KuÅŸkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye’den yanayız. Suriye’nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeÅŸimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaÅŸmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin yükü de hafiflemiÅŸ oldu. Meclis’teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doÄŸru gidiyor ve inÅŸallah her iki hedefe de suhuletle ulaÅŸacağız.”
Bir gazeteci, ErdoÄŸan’a “asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Åžubat 2023’te KahramanmaraÅŸ merkezli 11 ilde meydana gelen depremlerin üçüncü yıl dönümü olduÄŸunu hatırlatarak, “Felaketin olduÄŸu günden bu yana muhalefet olumsuz bir tablo sergiliyor. Son birkaç gündür deprem bölgesinde olan Özgür Özel yine aynı tutumu ortaya koydu. 3 yıl dolmadan 455 bin konut teslim ettiniz. Cuma günü de sanıyorum Osmaniye’de olacaksınız. Bu konudaki deÄŸerlendirmeleriniz nelerdir?” sorusunu yöneltti.
Erdoğan, bu soruya şu cevabı verdi:
“Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye deprem turistleri yine hareketlenmiÅŸ vaziyette. Gittikleri, gezdikleri yerlerde yapılanları görmezden gelmekse en büyük maharetleri. Alemi kör, milleti sersem sanan bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Onlara kalsa, milletimiz hala açıktaydı. Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuÅŸmamıştı. Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaÅŸanıyor olacaktı. Neyse ki milletimiz, yaklaÅŸan siyasi tehlikeyi gördü ve onları kenarda tuttu. Muhalefet ilk günden itibaren ‘yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar’ diyerek yaÅŸanan felaketten rant devÅŸirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükÅŸehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaÅŸanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeÅŸit hırsızlıklara kol kanat gerenler, 11 ili dört başı mamur bir ÅŸekilde yeniden inÅŸa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor.
455 bin konut demek, sıradan bir ÅŸey deÄŸil, küçük bir ülke kurmak demektir. Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede baÅŸarabilecek ikinci bir devlet yok. Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır. Bunca yıl, eser ve hizmet ürettik ve onlarla konuÅŸtuk. Muhalefetten farkımız budur. Yıllardır milletimize, ülkemizdeki muhalefet sorununu anlatamıyoruz. Alışkınız bunlara. Çünkü gerçeÄŸi göremez, hakikati söyleyemez, doÄŸruyu duyamazlar. İnÅŸallah Osmaniye’de bir kez daha milletimizle kucaklaÅŸacak, onlara verdiÄŸimiz sözleri tutmuÅŸ olmanın rahatlığıyla hasbihal edeceÄŸiz.”
“CHP’li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaÅŸtıramıyor”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Su yönetimiyle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var mı? Bu yönde adımlar atılacak mı? En önemlisi ÅŸehirlerde evlere yönelik suyun yönetimi yerel yönetimlerden alınabilir mi?” sorusu üzerine, suyun medeniyetin, üretimin, enerjinin ve kısaca yaÅŸamın kaynağı olduÄŸunu belirtti.
Su yönetimi konusunun tecrübe ve vizyon istediÄŸini aktaran ErdoÄŸan, “Yıllar yılı ‘Su akar Türk bakar’ dediler. Ne oldu? Biz tam aksini yaptık. Ben belediye baÅŸkanlığından geliyorum. Istranca DaÄŸları’ndan suyu biz İstanbul’a getirdik. Belediyeyi kimden devralmıştık? O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık. Istranca DaÄŸları’ndan 180 kilometre öteden suyu, İstanbul’a getirdiÄŸimiz zaman, hepsi ÅŸok olmuÅŸtu. Biz, onunla da kalmadık. Aynı ÅŸekilde yine hattı BoÄŸaz’dan, BoÄŸaz’ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya Nehri’nin suyunu da bir taraftan İstanbul’a getirdik. Devamlı takviyeler yaptık.” dedi.
Su kaynaklarının korunması, vatandaşlara temiz ve sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Åžimdi CHP’li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaÅŸtıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruÄŸunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke deÄŸiliz. Bu nedenle sizin de söylediÄŸiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaÅŸayan bir ülkeyiz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teÅŸvik için sürekli projeler geliÅŸtiriyoruz. Peki ne yapmamız lazım? Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diÄŸer kaynağımız Devlet Su İşleridir. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Çünkü biz belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşlerinin de su teminiyle inÅŸallah bu iÅŸi yoluna koyacağız.”
“Milletin desteÄŸiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi ÅŸarttır”
Gazetecinin “2026 için kapsamlı bir reform yılı tanımlaması yaptınız. Belediyelerin mali yapılarından, harcama ve borçlanmadaki denetime, merkezi idare belediye iliÅŸkilerini yeniden çerçevelemeye varıncaya kadar da baÅŸlıklardan söz ettiniz. Sorum ÅŸu, İçeriÄŸi itibarıyla bu reformlardan bize biraz örnek, biraz baÅŸlık verebilir misiniz? Özellikle son dönemde CHP’li belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları bu yaraya neÅŸter vurmak konusunda daha teÅŸvik edici oldu mu?” sorusunu ErdoÄŸan, şöyle cevapladı:
“CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çarkına yargımız özellikle çomak sokmuÅŸtu. Yargı ÅŸu anda bunların üzerine kararlı bir ÅŸekilde gidiyor. O süreci bizler de milletimizle birlikte yakından takip ediyoruz. Ortaya çıkanlara baktığımızda, belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaÅŸandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz. Düzgün iÅŸleyen, ÅŸeffaf bir sisteme kavuÅŸmak çok önemli. Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır.
Åžehirlerimiz bakıyorsunuz bir partinin ya da belediye baÅŸkanının yönetiminde 50 yıl ileri giderken bir baÅŸka yönetim geldiÄŸinde aynı kaynaklarla yönetilen belediye, çağın gerisinde kalıyor. Milletin vergileriyle oluÅŸan bütçeler, yine milletin yoluna, suyuna, parkına harcanmalı. Milletin desteÄŸiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi ÅŸarttır. Yani sistem öyle olmalı ki belediye baÅŸkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliÄŸi, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu saÄŸlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz.”
Kaynak: AA
