Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye dış politikada başarı hikayesi yazmaya devam ediyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye dış politikada başarı hikayesi yazmaya devam ediyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye dış politikada başarı hikayesi yazmaya devam ediyor

CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “Türkiye dış politikada kalıpları yıkmaya, ezberleri bozmaya, tarihi mirasıyla uyumlu yepyeni bir baÅŸarı hikayesi yazmaya devam ediyor.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı ve AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuÅŸtu.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclis çatısı altındaki çalışmalarını yoğun bir tempoyla sürdürdüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“İttifak olarak tam bir dayanışma ve eÅŸ güdüm içerisinde aziz milletimize karşı sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmenin çabasındayız. Ancak bu çatı altındaki hizmet mücadelemizde de Türkiye’deki çarpık muhalefet anlayışının tüm tezahürlerine tekrar tekrar ÅŸahit oluyoruz. Biz milletimize daha fazla hizmet üretmek için gecemizi gündüzümüze katarken, muhalefet kanadı da bizi engellemek, bizi yavaÅŸlatmak, bizim hızımızı kesmek için elinden geleni yapıyor. Milletin verdiÄŸi yetkiyi hizmet ve sorun çözmek için deÄŸil, tam tersine köstek olmak için kullanıyorlar. İnsanımız hizmet bekliyormuÅŸ, Türkiye’nin ihtiyacı varmış, bürokrasimiz sıkıntı yaşıyormuÅŸ, ülkemiz küresel yarışta geri kalıyormuÅŸ maalesef bunların hiçbiri muhalefetin umurunda bile deÄŸil. Ne dünyadan haberleri var ne de ülkenin meselelerini dert ediniyorlar. Muhayyel bir koltuÄŸu özellikle saÄŸa sola çekiÅŸtirmekten baÅŸlarını kaldıramıyorlar.”

“DeÄŸiÅŸime dair umutlar yerini hayal kırıklığına bıraktı”

“Gelinen aÅŸamada ÅŸu gerçeÄŸi çok net bir ÅŸekilde görebiliyoruz. Türkiye’de bir türlü kapanmayan muhalefet açığı vardır. Bu açığın günden güne daha da büyüdüğünü görüyoruz.” diyen ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Son 22 yılda tüm uÄŸraÅŸlarımıza raÄŸmen bu açığın kapatılması noktasında arzu ettiÄŸimiz neticeye ulaÅŸamadık. Muhalefet siyasi rekabeti siyasi husumete dönüştürme alışkanlığından bir türlü vazgeçmedi. ‘Muhalefet yapıyoruz’ ambalajına sardıkları düşmanca eylemleriyle Türkiye’ye vakit kaybettirdiler, telafisi mümkün olmayan zararlar verdiler. Gezi vandallığından FETÖ’nün kumpasları ve darbe giriÅŸimlerine kadar demokrasimize hedef alan tüm saldırıların hamiliÄŸini üstlendiler. Lütfen hafızanızı şöyle bir yoklayın. Biz adeta kelle koltukta FETÖ ile mücadele ederken, bunlar örgütün ÅŸirketlerinin önünde nöbet tutuyordu. Biz Gezi Olayları’nda milli iradeyi savunurken, bunlar sokakları ateÅŸe veren çapulcuların avukatlığını yapıyordu. Biz 15 Temmuz gecesi tanklara karşı milletimizle birlikte göğsümüzü siper ederken, bunlar keyif kahvelerini yudumlayarak darbeyi seyrediyorlardı. Biz Suriye’den Gazze’ye mazlumların haklarını savunurken, bunlar siyasi ikballeri için zalimlere ÅŸirin gözükmeye çalışıyorlardı. Dikkatinizi çekelim; tüm bu süreçler boyunca muhalefette genel baÅŸkanlar deÄŸiÅŸti, yönetim kadrosu deÄŸiÅŸti, milletvekili sıralarında oturanlar deÄŸiÅŸti fakat kendi halkına yabancı zihniyette herhangi bir deÄŸiÅŸim yaÅŸanmadı. Yeni genel baÅŸkanla birlikte deÄŸiÅŸime dair umutlar ise yerini kısa sürede hayal kırıklığına bıraktı.”

“Motor su kaynattı, devreler yandı, hafıza ‘eror’ verdi”

CHP’de gelenin gideni aratma geleneÄŸinin Özgür Özel ile de bozulmadığını vurgulayan ErdoÄŸan, “Sayın Özel söylemleri, üslubu, siyaset tarzıyla oturduÄŸu koltuÄŸun hakkını maalesef veremedi. CHP liderinin siyasi ciddiyetten ve olgunluktan yoksun trajikomik hallerine baktıkça bu partiye oy veren vatandaÅŸlarımız adına doÄŸrusu biz üzülüyoruz.” dedi.

CHP Genel BaÅŸkanı Özel’in son üç haftadır marjinal sol örgütlerin sloganını meÅŸrulaÅŸtırmak için kendini paraladığını ve adeta kırk dereden su getirdiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, ÅŸu ifadeleri kullandı:

“Grup kürsüsünde Almanca ÅŸiir okuma müsameresinden ÅŸahsımıza yönelik edepsizce hakaretlere kadar her türlü hünerini sergiledi. Sonuçta ne oldu, söyleyeyim; motor su kaynattı, devreler yandı, hafıza ‘eror’ verdi. Sayın Özel 85 milyona rezil rüsva oldu. Bize ‘ÅŸiir bilmez’ derken, asıl cahilin, asıl ÅŸiir bilmezin, asıl kültür bilmezin kendisi olduÄŸu ortaya çıktı. Merhum Ziya Gökalp’in ÅŸiirini okuyup caka satmak isterken tam anlamıyla bir ÅŸiir katliamına imza attı. Kıptilere hakaret olmaması için söylemek istemiyorum ama bu sözde yerine oturuyor. ‘Merdi Kıpti ÅŸecaat arz ederken, sirkatin söylermiÅŸ’. Sayın Özel de marjinal sol örgütlerin sloganını aklamaya çalışırken, kendi cehaletini ifÅŸa ediyor. Aslında ÅŸiir konusunda Sayın Özel’e kendini geliÅŸtirmesi için bazı tüyolar verebiliriz ama kendisinin iÅŸler acısı halini gördükçe ona söyleyip zayi etmek istemiyoruz.”

“Özel’in kendisini süratle toparlamasını temenni ediyoruz”

Yunus Emre’nin “Sözü bilen kiÅŸinin yüzünü ak ede bir söz. Sözü piÅŸirip diyenin iÅŸini saÄŸ ede bir söz. KiÅŸi bile söz demini, demeye sözün kemini. Åžu cihan cehennemini sekiz cennet ede bir söz.” dizelerini Özel’in kulağına küpe etmesinde fayda olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Siyasette söz iÅŸte bu kadar mühimdir. Aklına her geleni söylemek, boÅŸ konuÅŸmak mugalata yapmak, sürekli polemik peÅŸinde koÅŸmak akıllı bir siyaset yöntemi deÄŸildir. Sayın Özel’in hem ÅŸahsi siyasi ikbali hem de siyaset kurumunun itibarı açısından kendisini süratle toparlamasını temenni ediyoruz. Yakın dostlarının siyasetin bir ciddiyet ve seviye iÅŸi olduÄŸunu CHP Genel BaÅŸkanı’na hatırlatmalarının artık ÅŸart olduÄŸuna inanıyorum. Bu vahim tablo karşısında ÅŸu gerçeÄŸi bir an olsun aklınızdan çıkarmamanızı istirham ediyorum. Milletimiz sizleri buraya çalışmanız, üretmeniz, kendisi için gece gündüz demeden koÅŸturmanız amacıyla göndermiÅŸtir. Milli iradenin temsilcileri olarak ÅŸikayet etme gibi bir lüksümüz yoktur. Biz hizmet ve eser siyasetini temel ilke olarak benimsemiÅŸ bir kadroyuz. Bizim için asıl olan yarın bu unvanlardan sıyrıldığımızda arkamızda hoÅŸ bir seda bırakmaktır. Milletimizin hayır duasını almaktan, hizmetlerimizle gönlünü kazanmaktan daha büyük bir bahtiyarlık kaynağı tanımıyoruz. Dolayısıyla muhalefet neyle meÅŸgul olursa olsun, biz iÅŸimize bakacağız, daima hedeflerimize odaklanacağız.”

Partisine oy versin veya vermesin her bir vatandaşın emanetinin, kendilerinin omuzlarında olduğuna işaret eden Erdoğan, milletin emanetine hakkıyla sahip çıkan tüm milletvekillerini ayrı ayrı tebrik etti.

Cumhur İttifakı ortakları olan MHP milletvekillerine teÅŸekkür eden ErdoÄŸan, “Rabb’im dayanışmamızı daim eylesin.” diye konuÅŸtu.

MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli’ye bir kez daha geçmiÅŸ olsun dileklerini ileten ErdoÄŸan, Bahçeli’nin saÄŸlığına kavuÅŸmasından duyduÄŸu memnuniyeti ifade etti.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, partisinin 12 Ekim’de baÅŸlayan belde, ilçe ve il kongrelerini, 7 Åžubat’ta yapılan İstanbul İl Kongresi ile tamamladıklarını hatırlatarak, Genel Merkez Gençlik Kolları ve Kadın Kolları Kongrelerini de baÅŸarıyla gerçekleÅŸtirdiklerini söyledi.

İl kongrelerinden 29’una bizzat iÅŸtirak ettiÄŸini, kendisinin gidemediklerine ise bakanlar, genel baÅŸkan yardımcıları, milletvekilleri, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerinin katıldığını anlatan ErdoÄŸan, “Kongrelerimizin tamamında coÅŸku, birliktelik, kardeÅŸlik ve dayanışma had safhadaydı. Kongre salonlarında teÅŸkilatımızla hasretle, aÅŸkla kucaklaÅŸtık. VatandaÅŸlarımızın sokaklara ve yollara taÅŸan teveccühüne mazhar olduk. Hanımefendilerden gençlerimize, teÅŸkilatımızın her bir neferinin bitmeyen enerjisine ÅŸahitlik ettik.” deÄŸerlendirmelerinde bulundu.

Kongrelerin, sadece atmosfer itibarıyla deÄŸil, beklentilerin karşılanması açısından da örnek olduÄŸuna iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “İlçe baÅŸkanlıklarında yüzde 65, il baÅŸkanlıklarında ise yüzde 75 oranında bir deÄŸiÅŸim yaÅŸandı. Birbirimizi üzmeden, kırmadan, dökmeden, hamdolsun bu süreci suhuletle yönettik. Partimize, hareketimize, dava ve yol arkadaÅŸlığımıza yakışır bir ÅŸekilde kongre maratonumuzun son düzlüğüne ulaÅŸmış bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.

“Konu yargıya da intikal ettiÄŸine göre, gitsinler kozlarını mahkemede paylaÅŸsınlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun ne kadar kıymetli olduğunu, son günlerde başka siyasi partilerle ilgili alevlenen tartışmalara baktıklarında daha iyi anladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Lafa gelince ÅŸeffaflık ve dürüstlüğü hiç kimseye bırakmayanların çevirdikleri dolaplar yavaÅŸ yavaÅŸ ortalığa saçılmaya baÅŸladı. Medyaya, sosyal medyaya ve gazetelere yansıyan iddiaların yenilir yutulur bir tarafı yok. Bakın burada ÅŸunu söylemek mecburiyetindeyim: Türkiye Yüzyılı’nı konuÅŸtuÄŸumuz bir dönemde, Türk siyasetinin bu tür yüz kızartıcı ithamlarla gündeme gelmesinden, onlar adına biz utanıyoruz. Ana muhalefet cephesinde patlak veren iddiaları, kendi seçmenlerinin de büyük bir taaccüp ve teessüfle takip ettiÄŸine inanıyorum. Temennimiz ortaya dökülen bu pisliklerin ana muhalefette bir arınmaya ve temizlenmeye vesile olmasıdır. Para kulelerinin temsil ettiÄŸi mülevves anlayışın önce ana muhalefetten, sonra da siyaset kurumundan sökülüp atılması ÅŸart. İster ülke genelinde isterse siyasi parti bünyesinde olsun, sandığın itibarına gölge düşüren her türlü gayrimeÅŸru tasarrufun reddedilmesi, Türk demokrasinin saygınlığı adına önemli bir kazanım olacaktır.”

ErdoÄŸan, son tartışmalarda kendilerinin tavrının belli olduÄŸunu ifade ederek, “Biz ÅŸeffaflığın, dürüstlüğün ve seçmen iradesinin hiçbir müdahaleye maruz kalmadan özgürce tecelli etmesinden yanayız. Eskisi ve yenisi ile CHP genel baÅŸkanlarının içinde debelendikleri gayya kuyusuna bizi de çekmelerine müsaade etmeyeceÄŸiz. Onlara önerimiz ÅŸudur; kapanmamış bir hesapları varsa buna bizi alet etmesinler. Konu yargıya da intikal ettiÄŸine göre, gitsinler kozlarını mahkemede paylaÅŸsınlar. Ama bizim üzerimizden hesap görme yanlışına düşmesinler. Çünkü bizim onların hançer siyasetiyle oyalanacak ne vaktimiz var ne sabrımız var ne de bu rezaletleri kaldıracak midemiz var. Bakın biz ne hançer biliriz ne de ÅŸaibeli iÅŸ yaparız. Siyasette de devlet idaresinde de bütün iÅŸlerimizi daima kanuna, nizama, teamüllere ve etik deÄŸerlere uygun icra ederiz.” deÄŸerlendirmelerinde bulundu.

“Bizim yaptıklarımıza onların hayalleri bile yetiÅŸemez”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, AK Parti’nin, kuruluÅŸundan itibaren temiz, ilkeli, ahlaklı siyaseti kendisine rehber edinmiÅŸ bir parti olduÄŸunu belirterek, “AK Parti olarak bizim alametifarikamız; dürüstlüğümüzdür, hasbiliÄŸimizdir, samimiyetimizdir. AK kadronun ortak paydası; kardeÅŸliktir, muhabbettir, dayanışmadır. İşte bundan dolayıdır ki, AK Parti’de kavga, gerilim, çatışma ve tefrika bekleyenler bugüne kadar hep avuçlarını yaladılar. Bu gelenek inÅŸallah 23 Åžubat’ta gerçekleÅŸtireceÄŸimiz 8. OlaÄŸan Büyük Kongre’mizde de bozulmayacak. Yurt içinden ve yurt dışından gelecek misafirlerimizin özellikle ÅŸahitliÄŸinde yeni bir dönemin kapılarını açacağız.” diye konuÅŸtu.

Bununla ilgili hazırlıkları yoÄŸun bir ÅŸekilde yürüttüklerini anlatan ErdoÄŸan, “Emektarlarımızın tecrübesini, gençlerimizin dinamizmi ile harmanlayarak, güçlü bir vizyon, program ve kadroyla milletimizin huzuruna çıkacağız. Allah’ın izniyle bunu da AK Parti’nin dava ahlakına yakışan bir olgunlukla, herhangi bir kopuÅŸa ve ayrılığa mahal vermeden baÅŸaracağız.” dedi.

Belde, ilçe ve il kongrelerinde nöbet deÄŸiÅŸimine gittikleri her kademedeki isme baÅŸarılar dileyen ErdoÄŸan, hizmetleri ve fedakarlıkları için bayrağı devredenler ile kongrelerin AK Parti’ye yakışır bir atmosferde icra edilmesine katkıda bulunanlara teÅŸekkür etti. ErdoÄŸan, ebediyete intikal eden dava arkadaÅŸlarına da Allah’tan rahmet diledi.

Erdoğan, muhalefetin gündemi ile kendi gündemleri arasındaki devasa farkın her gün biraz daha belirgin hale geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hep söylüyorum: Bizim yaptıklarımıza onların hayalleri bile yetiÅŸemez. 3 ülkeyi kapsayan GüneydoÄŸu Asya seyahatimiz, bu gerçeÄŸi bir kez daha gözler önüne sermiÅŸtir. Burada öncelikle ÅŸunu ifade etmek isterim; büyük devlet, sadece lafla olunmaz. Büyük devlet olmak için tıpkı ecdadımız gibi büyük hayaller kurmak, büyük hedefler belirlemek gerekir. Her 3 seyahatimizde de Türkiye’nin ve Türk milletinin büyüklüğünü çok yakından müşahede ettik. Görüyoruz ki Türkiye, dış politikada kalıpları yıkmaya, ezberleri bozmaya, tarihi mirasıyla uyumlu yepyeni bir baÅŸarı hikayesi yazmaya devam ediyor. Küresel siyasette kritik deÄŸiÅŸimlerin yaÅŸandığı, ticaret savaÅŸlarının tekrar konuÅŸulmaya baÅŸlandığı bir dönemde gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz bu ziyaretimiz son derece önemliydi. Seyahatimiz boyunca tarihiyle, kültürüyle, deÄŸerleri ve vicdanıyla büyük bir milletin mensubu olmaktan bir kere daha gurur duyduk.”

Malezya BaÅŸbakanı Enver İbrahim’in daveti üzerine gittiÄŸi Kuala Lumpur’da teveccühle karşılandıklarını ifade eden ErdoÄŸan, dünyanın en seçkin yükseköğrenim kurumlarından biri olarak gösterilen Malaya Üniversitesince kendisine fahri doktora verildiÄŸini, 3 bin kiÅŸiye hitap ettiÄŸini hatırlattı.

ErdoÄŸan, Malezya’da ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından Türkiye-Malezya İş Forumu’na katıldığını belirterek, burada, ticaretin 10 milyar dolara nasıl taşınabileceÄŸinin deÄŸerlendirildiÄŸini kaydetti.

Malezya’da savunma sanayi baÅŸta olmak üzere farklı alanlarda 11 anlaÅŸmaya imza atıldığını anımsatan ErdoÄŸan, bu ülkenin ardından 280 milyonluk nüfusuyla en kalabalık Müslüman ülke olan Endonezya’ya geçtiÄŸini söyledi.

Endonezya ile köklü tarihin ve beşeri bağların bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, 1,5 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan Endonezya ekonomisinin son yıllarda ciddi atılım içerisinde olduğunu belirtti.

ErdoÄŸan, Endonezya CumhurbaÅŸkanı Prabowo Subianto ile baÅŸkanlık yaptıkları Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nın ilkinin 12 belgeyle taçlandırıldığını dile getirdi.

Endonezya’da da kendisine ve heyetine büyük bir ilgi, sevgi, teveccüh gösterildiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, “Kaldığımız otel ile BaÅŸkanlık Sarayı arasındaki bir saatlik yolculuk süresince Endonezyalı kardeÅŸlerimiz ellerinde Türk bayraklarıyla bizleri selamladı. Özellikle yerel kıyafetleriyle her yaÅŸtan çocukların heyecanını görmek ‘Türkiye, Türkiye’ diye tezahürat yapmalarına tanık olmak, bizleri çok farklı duygu iklimine sürükledi.” diye konuÅŸtu.

“Pakistan-Türkiye dostluÄŸu samimi ve sarsılmaz bir dostluktur”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Endonezya’nın ardından Pakistan’ı ziyaret ettiÄŸini hatırlattı.

Türkiye-Pakistan dostluÄŸunu anlatmaya gerek duymadığını belirten ErdoÄŸan, Pakistan’ın, ortak tarihin ve ortak medeniyetin paylaşıldığı kardeÅŸ ülke olduÄŸunu vurguladı.

Pakistan halkının Milli Mücadeleye verdiği maddi ve manevi desteğin unutulmayacağının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Pakistan’ın milli ÅŸairi Muhammed İkbal’in Çanakkale Zaferi’ne dair mısralarını nasıl unutabiliriz? 6 Åžubat depremlerinin ardından BaÅŸbakan Åžahbaz Åžerif’in deprem bölgesini ziyaret eden ilk lider olmasını nasıl unutabiliriz? En zor zamanlarımızda iki kardeÅŸ ülke olarak birbirimizin imdadına koÅŸtuÄŸumuzu nasıl unutabiliriz? BaÅŸta CHP Genel BaÅŸkanı olmak üzere muhalefetin idrak edemediÄŸi iÅŸte budur. Pakistan-Türkiye dostluÄŸu sınana sınana bugünlere gelmiÅŸ, güçlü, samimi ve sarsılmaz bir dostluktur. Biz de karşılıklı adımlarla bu dostluÄŸu saÄŸlamlaÅŸtırmanın gayretindeyiz.”

ErdoÄŸan, Pakistan’la yedincisi gerçekleÅŸtirilen Yüksek Düzeyli Stratejik Toplantısı’nda madencilikten enerji dönüşümüne, askeri iÅŸbirliÄŸinden savunma sanayisine, ortak üretime, ticaretten tarıma 24 belgeye imza atıldığını aktardı.

“İtiraz, rakiplerimizden önce muhalefet partilerinden geliyor”

Malezya, Endonezya ve Pakistan’daki görüşmelerde Gazze ve Suriye baÅŸta olmak üzere bölgesel meselelerin mütalaa edildiÄŸini anlatan ErdoÄŸan, görüşmede, Amerikan yönetiminin, İsrail’in kışkırtmasıyla Gazzelileri öz yurtlarından sürgün etmeyi hedefleyen gayri insani ve gayri meÅŸru planlarına izin verilmeyeceÄŸinin kuvvetle çizildiÄŸini belirtti. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ÅŸunları ifade etti:

“Ziyaretimizde muhataplarımıza ayrıca yeni Türkiye’nin sembollerinden biri haline gelen elektrikli otomobilimiz Togg’u hediye ettik. Liderlere lokum yerine Togg hediye etmemizin ülkemizdeki muhalefeti rahatsız ettiÄŸi görülüyor. Düşünün öyle bir ruh halindekiler ki Türkiye’nin dünyadaki rolüne dair övgü dolu sözlere itiraz, rakiplerimizden önce muhalefet partilerinden geliyor. Hele bir tanesinin cehaleti karşısında hayret etmemek inanın elde deÄŸil. Ne dünyadan haberi var ne de yükselen Asya gerçeÄŸine vakıf. Köhne mantığıyla ‘Geri kalmış’ diyerek küçümsediÄŸi ülke, dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G20 ülkesi. Kendi çapsızlığını, kendi vizyonsuzluÄŸunu, kendi yetersizliÄŸini Türkiye’nin çıkarlarının önüne koyan sığ bir zihniyetle muhatabız. Dış politikayı sadece Batı’yla iliÅŸkiler kurmak olarak algılayan çapsızlara sadece ÅŸunu hatırlatmak isterim, bu iÅŸler her ÅŸeyden önce vizyon, tasavvur, irade ve ufuk meselesidir.”

Ufku dar olanların, ufku ÅŸahsi çıkarlarının ötesine geçemeyenlerin kendilerini anlayamayacağının altını çizen ErdoÄŸan, milletin binlerce yıllık tarihini, kültürünü, serencamını bilmeyenlerin 10 bin kilometre ötede Türkiye’ye gösterilen muhabbeti de anlayamayacağını ifade etti.

“Bizim için asıl olan milletimizin ne söylediÄŸidir”

Muhalefetin yaklaşımını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Åžarap tatmak veya parti düzenlemek için Avrupa’ya gidenlerin bizim 360 derecelik dış politika vizyonumuzu anlamalarını zaten beklemiyorum. Hatırlayın, rejimin çöktüğü gece çıkıp ‘Esad’la görüşülmeli’ diyecek kadar olayları bigane olanlardan saÄŸlıklı bir dış politika yorumu çıkmaz. Bizim için asıl olan kifayetsizler korosunun ne dediÄŸi deÄŸil, milletimizin ne söylediÄŸidir. Bizim için önemli olan halkımızın düşüncesidir, kanaatidir, umumi efkarıdır. Allah’a hamdolsun, milletimiz de ülkemize ve ÅŸahsımıza yönelik bu büyük saygı ve sevginin sebebini çok iyi bilmektedir. Kendi ülkelerine miyop bakanlar, burunlarının ucundaki gerçeÄŸi göremese de Asya’dan Afrika’ya tüm mazlumlar Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet bilincindendir.”

ErdoÄŸan, dünyanın dört bir ucunda kendisine gösterilen yoÄŸun ilginin, Türkiye’nin kazandığı nüfuz ve itibarın Gazze ve Suriye baÅŸta olmak üzere bölgesel meselelerde benimsediÄŸi haysiyetli, onurlu ve ilkeli duruÅŸun bir sonucu olduÄŸunu vurguladı.

Avrupa dahil pek çok ülkenin sustuğu bir dönemde Gazze, Filistin, Yemen, Arakan, Suriye ve Sudan için hiç çekinmeden seslerini yükselttiklerinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Dünya 5’ten büyüktür ÅŸiarımızla, küresel dayatmalara en esaslı eleÅŸtiriyi getiren, yine biz olduk. Bugün de gerek Gazze’de gerekse baÅŸka yerlerde mazlum ve maÄŸdurların yanında eÄŸilmeden, bükülmeden dimdik ayaktayız. İnÅŸallah bundan sonra da hak bildiÄŸimiz yolda sapmadan yürüyeceÄŸiz. Özgüvenli bir ÅŸekilde, insanı merkeze alan bir anlayışla karşılıklı saygı ve kazan kazan temelinde iÅŸbirliÄŸimizi güçlendirmeye devam edeceÄŸiz. Ülkemizin çıkarlarını her ÅŸeyin üzerinde tutarken, tarihimizin bize yüklediÄŸi sorumluluÄŸu en ideal ÅŸekilde yerine getirmenin mücadelesini vereceÄŸiz.”

Grup toplantısı salonunda, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın GüneydoÄŸu Asya ziyareti ve bu süreçte CHP Genel BaÅŸkanı Özgür Özel’in açıklamalarının yer aldığı bir video gösterildi.

ErdoÄŸan, “Sayın Özgür Özel biz zafer türkülerini, Mehter Marşımızı dünyanın bir diÄŸer ucundaki yavrularla beraber söyledik, söylüyoruz.” diyerek, Malezya, Endonezya ve Pakistanlı muhataplarına ev sahiplikleri için teÅŸekkür etti.

“Kuklalarla iÅŸimiz olmaz, bizim muhatabımız kuklacılardır”

Erdoğan, gayretle Türkiye için dünyayı dolaşırken, içeride çok farklı hesapların yapıldığına şahitlik ettiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“TÜSİAD’ın haddi ziyadesiyle aÅŸan ve buram buram provokasyon kokan açıklamalarına geçmeden önce ÅŸu gerçeÄŸin altını çizmek istiyorum. Demokrasilerde hiç kimse layüsel deÄŸildir. Hiç kimse eleÅŸtiriden azade deÄŸildir. Tutarlı, yapıcı, iyi niyetli olması halinde biz de eleÅŸtirilere kulağımızı hiçbir zaman tıkamadık ve tıkamayız. Bugün, ‘konuÅŸan Türkiye’ diye bir olgudan bahsediliyorsa, bunu mümkün hale getiren hiç şüphesiz, AK Parti’dir, hükümetlerimizdir. Demokrasimizin standartlarını yükselten, baskılara son veren, yasakları kaldıran bizim iktidarlarımızdır. Terörü ve ÅŸiddeti övmediÄŸi, hakaret içermediÄŸi, vesayet giriÅŸimlerine davetiye çıkarmadığı müddetçe her türlü fikrin rahatça tartışılmasını biz saÄŸladık. Bütün bunları da CHP’nin ve vesayet odaklarının engellemelerine raÄŸmen yaptık. Yasakların deÄŸil özgürlüklerin egemen olduÄŸu bir Türkiye’nin inÅŸası için verdiÄŸimiz çetin mücadelenin en yakın ÅŸahidi bizatihi milletimizdir. Yasakların kalkmaması için mahkemeye koÅŸanların bize demokrasi ve özgürlükler konusunda söyleyecek hiçbir sözü olamaz. TÜSİAD yönetiminin açıklamaları sonrasında emre amade uÅŸak misali sıraya dizilen muhalefet figürlerini nazarı dikkate almıyoruz. Kraldan çok kralcı davrananların ederi, onlara sahiplerinin biçtiÄŸi deÄŸer kadardır. Kuklalarla iÅŸimiz olmaz, bizim muhatabımız kuklacılardır.”

“Milletin muazzez iradesinin üstünde hiçbir güç tanımadık”

ErdoÄŸan, çerçeveyi çizdikten sonra bazı hakikatleri daha rahat konuÅŸabileceklerini aktararak, “TÜSİAD zihniyeti, siyasetin zayıf ve devletin onların tasallutu altında olduÄŸu dönemlerin sembolüdür. Bu yapı kamunun kesesinden ve milletin sırtından elde edilen haksız kazançların yerli-milli üretim yerine distribütörlük yoluyla elde edilen imtiyazların gölgesinde büyümüş ve büyütülmüş iÅŸ adamlarıyla maruftur.” dedi.

2002 öncesinde TÜSİAD zihniyetinin neye tekabül ettiğinin herkes tarafından hatırlandığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bakınız bunlar eski Türkiye’de sadece paraya hükmediyorlardı, aynı zamanda siyaseti de istedikleri gibi dizayn ediyorlardı, çıkarlarına göre karar organlarını kontrol ediyor ve yönlendiriyorlardı, gazete manÅŸetleri vasıtasıyla iktidarlara ayar veriyorlardı. Biz iÅŸte buna ‘dur’ dedik. Milletin muazzez iradesinin üstünde hiçbir güç tanımadık. Ekonomiyi rant ekonomisi olmaktan çıkarıp üretim ve ihracat ekonomisi haline dönüştürdük. Sermayenin renklere bölündüğü, ayrımcı yapıya son vererek Anadolu’nun baÄŸrından yeni aktörlerin çıkmasını saÄŸladık. Milletin kaynaklarını, keramete kendinden menkul bir avuç komprador burjuvazinin zenginleÅŸmesi için deÄŸil tüm kesimleriyle milletin huzuru refahı, kalkınması ve esenliÄŸi için kullandık.”

“Her demokrasi ve kalkınma hamlesi TÜSİAD zihniyetini daima rahatsız etmiÅŸtir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları döneminde kişi başına gelirin 3 bin 600 dolardan bu sene 15 bin doların üzerine çıktığını belirterek, şöyle devam etti:

“Ey TÜSİAD, 3 bin 600’den 15 bin doların üzerine çıkan bir süreç var. Bu, AK Parti iktidarının döneminde oldu. Siz ya hesap bilmiyorsunuz ya da hesabınız bozuk. İhracatımız 36 milyar dolardan 2024 senesinde 262 milyar doları buldu. Derslik sayımız 2002’de sadece 367 bindi, biz bunu 735 bine çıkardık. Hastane yatak sayımız 164 binden 270 bine ulaÅŸtı. 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluÄŸumuz 30 bin kilometreye yaklaÅŸtı. Sosyal yardımlarla ihtiyaç sahibi vatandaÅŸlarımızın yanında olduk. Daha burada sayamayacağımız nice çalışmayla refahı tabana yaydık. Elbette bu süreçte çok ciddi dirençle karşılaÅŸtık. Çıkarlarına dokunduklarımızın, rant musluklarını kestiklerimizin bel altı vuruÅŸlarına ve operasyonlarına maruz kaldık. Bunların en başında TÜSİAD geliyordu. Türkiye’nin gerçek anlamdaki her demokrasi ve kalkınma hamlesi TÜSİAD zihniyetini daima rahatsız etmiÅŸtir. Nitekim bu kuruluÅŸun darbeciler, cuntacılar, emperyalistler ve onların etki ajanlarının safında ülkemize ve milletimize karşı sergilediÄŸi üstenci, faÅŸizan, nobran tavırlar toplumsal hafıza kayıtlarımızda mahfuzdur.”

“Hukukun, adaletin, savcıların, hakimlerin yetki alanındadır”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Türkiye’nin bölgesinde siyasi, askeri ve sosyal gücünü geniÅŸletip tahkim ettiÄŸi, dünyada küresel sistemin yeniden inÅŸası çaÄŸrılarına öncülük ettiÄŸi, içeride hayat pahalılığı ve enflasyona karşı kararlı bir program uyguladığı, tüm zorluklara raÄŸmen yatırım, üretim, istihdam, ihracat hedefinden taviz vermediÄŸi, terörsüz Türkiye hedefi doÄŸrultusunda her türlü riski alarak önemli adımlar attığı, velhasıl Türkiye Yüzyılı için gece-gündüz çalıştığı bir dönemde TÜSİAD’ın eski zihniyetinin yeniden tedavüle sokulmaya çalışıldığının farkındayız. Hep söylediÄŸimiz ve gereÄŸini yaptığımız gibi, baÅŸaramayacaksınız. Türkiye’nin terör örgütleriyle iltisaklı veya yolsuzluk batağına saplanmış, kendi ayıbını örtmek için saÄŸa-sola taÅŸan muhterislere teslim olmasını istiyorsanız bilin ki böyle bir ÅŸey asla gerçekleÅŸmeyecek.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Türkiye’nin yerli ve milli üretimden vazgeçerek yeniden küresel ticaretin zayıf bir pazarı haline dönüşmesine müsaade etmeyeceklerini söyleyen ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Türkiye’nin demokrasisini darbecilerin, ekonomisini sömürgecilerin, milli iradeyi sivil toplum ve siyasetçi görünümlü beÅŸinci kol elemanlarının güdümüne sokmasını istiyorsanız, bilin ki böyle bir ÅŸeye canımız pahasına rıza göstermeyeceÄŸiz. TÜSİAD’ın Türkiye’de güven iklimini bozan örnekler olarak verdiÄŸi her konu hukukun, adaletin, savcıların, hakimlerin yetki alanındadır. Hukuk devletine yürekten inananların safı, terör yardakçılarının, hırsızların, edep adap tanımaz provokatörlerin, disiplinsizlerin, sanat dünyasını esir alan marjinallerin yargı mensuplarını ve ailelerini tehdit eden kibir abidelerinin deÄŸil, hukuku uygulayanların yanı olmak zorundadır. Çöken, TÜSİAD’ın iddia ettiÄŸi gibi sistem deÄŸil, devletin zayıf, milletin fakir, bireylerin bezgin olduÄŸu, buna karşılık kendilerinin altın devirlerini yaÅŸadığı dönemlere iliÅŸkin hayalleridir. Morali bozuk olan ülke deÄŸil, -TÜSİAD buraya dikkat et- imtiyazla büyüdükleri devirlerin ardından, devlet hazinesini istedikleri gibi paylaÅŸamadıkları için iç sıkıntılar yaÅŸayan TÜSİAD demirbaÅŸlarıdır. Güven bunalımı yaÅŸayan halkımız deÄŸil, sözünü ettikleri usulsüzlüklerin müsebbibi olan sadece para kazanma hırsıyla kuralsız iÅŸ yapmayı adet edinen TÜSİAD zihniyetidir.”

“TÜSİAD, ÅŸu deprem afetinde siz ne yaptınız?”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, TÜSİAD’ın doÄŸal afetler üzerinden hükümete bühtan ettiÄŸini söyleyerek, “Yurt dışındaki afetlerde bırakın zararın tüm boyutlarını, can kayıplarının bile tam olarak açıklanmadığını bildikleri halde ileri geri konuÅŸuyorlar. Oysa afetzedelerimizin yaralarını sarma konusunda Türkiye’nin baÅŸarısını sadece evi barkı yıkılan, düzeni bozulan kardeÅŸlerimiz deÄŸil, bütün dünya çok iyi biliyor ve çabalarımızı takdir ediyor. Acaba ey TÜSİAD, ÅŸu deprem afetinde siz ne yaptınız? Acaba siz AFAD’ın yanında ne kadar destek verdiniz? Neyle oralarda bulundunuz? Ta Azerbaycan, Pakistan, bütün buralar burada yardıma koÅŸarken, siz neredeydiniz? Zerre kadar vicdanları varsa çıkıp söylesinler. Dünyada bizim yaÅŸadıklarımızın yarısını yaÅŸasa ayakta kalabilen bir ülke olur muydu? Depremin üzerinden 2 yıl bile geçmeden 201 bin konutu teslim eden bir baÅŸka ülke daha var mıdır? Etrafı ateÅŸ çemberiyle kuÅŸatılmışken, ekonomisini büyüten, ihracatını artıran, istihdamda kayıp yaÅŸamayan, ulaşımda, saÄŸlıkta, savunmada, yatırımlarda rekordan rekora koÅŸan bir baÅŸka devlet gösterebilirler mi?” ifadesini kullandı.

“Siyasetçilere had bildirdikleri kibirli sistem çökmüştür”

ErdoÄŸan, TÜSİAD’ın bu ülkede 50 yıldan fazla zamandır sebep olduÄŸu siyasi, sosyal ve ekonomik maliyetlerin hesabını vermesi gerektiÄŸini vurgulayarak, konuÅŸmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin son 22 yılda yaÅŸadığı badireler karşısında dut yemiÅŸ bülbüle dönen TÜSİAD’ın ÅŸimdi birdenbire yarısı yalan, yarısı yanlış örneklerden oluÅŸan hezeyanlarının gerisindeki saiki elbette tahmin ediyoruz. On yıllardır gönüllerinin rahat ettiÄŸi suskunluklar karşısında verdikleri örnekler devede kulak kalır. Susması gereken yerde konuÅŸan, konuÅŸması gereken yerde susan gönülleri deÄŸil, çıkarlardır, geri plandaki kirli hesaplardır. ‘Çöktü’ diyerek feveran ettikleri, yıllardır tıkır tıkır iÅŸleyen rant düzenleridir. İmtiyazlar üzerine bina ettikleri ayrıcalıklı sistem çökmüştür. Siyasetçilere had bildirdikleri kibirli sistem çökmüştür. İstikrarsızlık üzerinden paralarına para kattıkları sistem çökmüştür. Millet ekonomik krizlerle kıvranırken, zenginleÅŸtikleri sistem çökmüştür. Gazete manÅŸetlerinden siyasete ayar verdikleri sistem çökmüştür. Biz bu makamlarda olduÄŸumuz sürece de devletin kaynaklarının bir avuç seçkine aktığı eski sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Ekonomiyle, istihdamla, üretimle ilgili yapıcı fikirlerle gündeme gelmek yerine, siyaset mühendisliÄŸine soyunanlara ÅŸunu hatırlatmak isterim; Türkiye sizin tapulu mülkünüz, millet sizin personeliniz, siyasetçiler de maaÅŸlı elemanlarınız deÄŸildir. Eski Türkiye’nin karanlık ve kaotik ikliminde senelerce borunuzu öttürmüş olabilirsiniz. Hukukun kapsama alanı dışında tutulduÄŸunuz eski Türkiye’yi özlüyor da olabilirsiniz, ama yeni Türkiye’de haddinizi bileceksiniz. İş adamı derneÄŸiyseniz, iÅŸ adamı derneÄŸi gibi davranmayı öğreneceksiniz. Milleti kışkırtmayacak, devletin kurumlarını provoke etmeyecek, yargıyı baskı altına almaya kalkışmayacaksınız. Siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız ya da aÄŸzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz.”

10 belediye baÅŸkanı AK Parti’ye katıldı

ErdoÄŸan, Türkiye’nin tekrar istikrarsızlık bataklığına sürüklenmesine göz yummayacaklarını söyleyerek, “ÜrettiÄŸiniz, çalıştığınız, ülkeye ve millete faydalı olduÄŸunuz müddetçe 85 milyonun her bir ferdi gibi sizi de destekleriz. 22 yıllık iktidarlarımız boyunca Türkiye ekonomisine müspet katkı vermek istediÄŸinizde ayrımcılık yapmadan hepinize destek olduk ama siyaset ve toplum mühendisliÄŸine yeltendiÄŸinizde de demokratik hukuk devleti çerçevesinde tüm gücümüzle buna direndik. Bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket etmeyi sürdüreceÄŸiz. Ne hak yiyen olacağız ne de milletin hakkının, hukukunun, iradesinin gasp edilmesine rıza göstereceÄŸiz. BaÅŸka ajandalar, baÅŸka gündemler peÅŸinde koÅŸanlara, baÅŸka senaryoların oyunculuÄŸuna soyunanlara ‘rastgele’ demeyeceÄŸimizin bilinmesini istiyorum.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, konuÅŸmasının ardından baÅŸka partilerden AK Parti’ye geçen 10 ilçe belediye baÅŸkanına rozet taktı.

Kaynak: AA