Cumhurbaşkanı Erdoğan: Zulümler karşısında sorumluluk alıyor, barış ve adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Zulümler karşısında sorumluluk alıyor, barış ve adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Zulümler karşısında sorumluluk alıyor, barış ve adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Çevremizdeki çatışma, kriz, zulümler karşısında sorumluluk alıyor, kolayı olanı deÄŸil, zor olanı seçerek barış, adalet için elimizi taşın altına koyuyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile heyetler arası görüşmenin ardından davetlilere hitap etti.

Papa 14. Leo ve heyetini Ankara’da ağırlamaktan duyduÄŸu memnuniyeti dile getiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Papa 14. Leo’nun göreve baÅŸladıktan sonra ilk yurt dışı seyahatini Türkiye’ye gerçekleÅŸtirmesini her bakımdan çok anlamlı bulduÄŸunu söyledi.

Ziyaretin Türkiye ile Vatikan arasındaki köklü iliÅŸkilerin dostluk, iÅŸbirliÄŸi ve karşılıklı anlayış temelinde güçlenmesine katkı saÄŸlamasını temenni eden CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “BaÅŸta bu salondan yansıyanlar olmak üzere ziyaret boyunca Türkiye’den verilecek mesajların Türk-İslam dünyasına, tüm Hristiyan coÄŸrafyasına ulaÅŸacağına, dünyada barış umutlarını daha da artıracağına yürekten inanıyorum.” diye konuÅŸtu.

“Kıymetli misafirimizin ziyareti, bölgesel ve küresel baÄŸlamında son derece kritik bir zamana tekabül ediyor” ifadesini kullanan ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlığın yön arayışının hızlandığı, küresel düzeyde belirsizliklerin arttığı, Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan DoÄŸu Avrupa’ya gerilimlerin tırmandığı bir dönemde gerçekleÅŸen ziyaretin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını ümit ve arzu ediyorum. Nitekim bugün verimli geçen ikili görüşmemizde küresel barışın ve istikrarın tesisi konusundaki gözlemlerimizi ve ortak beklentilerimizi paylaÅŸtık. İkili münasebetlerimizin yanı sıra insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren güncel meseleleri ele aldık. Göçe zorlanan insanlara sahip çıkmak kadar insanları göçe zorlayan sebeplerin ortadan kaldırılmasının da önemine dikkati çektik.

Çatışmalar, insani krizler, yoksulluk, adaletsizlik ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi gibi küresel sınamalar karşısında barışı savunan, adaleti önceleyen, merhameti esas alan bir yaklaşım etrafında buluÅŸtuÄŸumuzu görmekten ÅŸahsen büyük bir bahtiyarlık duydum. Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Türkiye olarak üç kıtanın kalbinde, DoÄŸu ile Batı’yı birleÅŸtiren, farklı kültür ve inançlar arasında köprü olan istisnai bir konuma sahibiz. Biz her fırsatta vurguladığım gibi ilhamını çift baÅŸlı Selçuklu kartalından alan yüzü ve yönü hem DoÄŸu’ya hem Batı’ya dönük bir ülkeyiz. Bin yıldır vatanımız olan bu topraklarda her ırka, dine, mezhebe, kökene mensup insanlar hiçbir endiÅŸe, hiçbir baskı olmadan özgürce yaÅŸamıştır.”

“Tek bir insanımızın dahi ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz”

Türkiye’de birçok ÅŸehre gidildiÄŸinde camilerle birlikte kilise ve sinagogların yan yana görüldüğünü anımsatan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “İstanbul’da Aya İrini Müzesi ve Neve Åžalom Sinagogu, Trabzon’da Sümela Manastırı, Van’da Akdamar Müzesi ve daha nicesi iÅŸte bu ortak yaÅŸam kültürümüzün tanıklarından sadece birkaçı. Göreve geldiÄŸimiz 2002’den bu yana 100’e yakın kilise, manastır ve ibadethanenin restorasyonunu tamamladık. Bunların bir kısmının açılışına bizzat iÅŸtirak ettik.” ifadelerini kullandı.

Yıl sonuna kadar beÅŸ eseri daha ibadete açmayı hedeflediklerini söyleyen ErdoÄŸan, “Kültürel, dini, etnik farklılıkları bir ayrışma unsuru olarak deÄŸil tam tersine bir zenginlik kaynağı olarak addediyoruz. Her bir insanımız dili, dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşıdır. Tek bir insanımızın dahi ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz.” dedi.

Bunun temelinde ise “yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven”, kainata sevgi ve ÅŸefkat nazarıyla bakan medeniyet tasavvuru olduÄŸunu belirten CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Bakınız bundan 700 yıl önce Yunus Emre insanlığa nasıl sesleniyor? ‘Cümle yaradılmışa bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir.’ Aynı ÅŸekilde Hazreti Mevlana da Divan-ı Kebir’inde şöyle diyor; ‘Bütün insanlarda aynı ruh vardır. Fakat bedenler, tenler yüz binlercedir.’ Dünyada çeÅŸitli diller, lügatler var. Fakat hepsinin de anlamı birdir.’ Kıymetli misafirimizin yüzyıllardır farklı inançlara ait ibadethanelerin, kandillerinin aynı semayı aydınlattığı Türkiye’yi ziyareti hem ülkemizin özel konumuna hem de ortak deÄŸerlerimize dikkati çeken anlamlı bir vesiledir.

Biz de farklı kültür ve medeniyetlerin bir arada yan yana ve huzur içinde yaÅŸadığı bir tarihin mirasçıları olarak küresel barış ve istikrar ortamının serpilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Medeniyetler çatışmasının kışkırtıldığı bir dönemde Türkiye ve İspanya olarak ilk adımını attığımız, BirleÅŸmiÅŸ Milletler çatısı altında ilerleyen Medeniyetler İttifakı GiriÅŸimi bu hassasiyetimizin en somut örneÄŸidir. 20’nci yılını geride bırakan, 160’ı aÅŸkın ülke ve kuruluÅŸun mensubu olduÄŸu Medeniyetler İttifakı’nın ulaÅŸtığı seviye sadece ülkemiz adına deÄŸil tüm insanlık adına çok sevindirici ve umut vericidir. Tıpkı 20 sene evvel olduÄŸu gibi bugün de çevremizdeki çatışma, kriz ve zulümler karşısında sorumluluk alıyor, kolay olanı deÄŸil zor olanı seçerek barış, adalet ve istikrar için elimizi taşın altına koyuyoruz.”

“Tarafları ortak bir zeminde buluÅŸturan pek çok adım attık”

Türkiye’nin milli gelire oranla dünyada en fazla insani yardım yapan ülkelerden biri olduÄŸunu hatırlatan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“13,5 yıl boyunca 3,6 milyonu aÅŸkın Suriyeli kardeÅŸimize ev sahipliÄŸi yaptık. Suriye’de olduÄŸu gibi Ukrayna’da da savaÅŸtan kaçan mültecilere bilhassa savaÅŸ maÄŸduru çocuklara kapımızı açtık. Karadeniz Tahıl GiriÅŸimi’nden esir ve cenaze takaslarına tarafları ortak bir zeminde buluÅŸturan pek çok adım attık. Son günlerde Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sonlandırmaya dönük hareketliliÄŸi yakından takip ediyor, gerekli desteÄŸi ve katkıyı sunmaya çalışıyoruz. SaygıdeÄŸer misafirimizin barış ve diyalog yönündeki çaÄŸrıları da diplomatik sürecin baÅŸarısı bakımından son derece kıymetlidir. Herkes için adalet, herkes için refah, herkes için barış, herkes için huzur. Bizim gayemiz ve baÅŸarmak istediÄŸimiz iÅŸte bunlardır. Sadi Åžirazi’nin, ‘BaÅŸtan baÅŸa bütün dünya bir damla kanın yere dökülmesine deÄŸmez’ sözündeki hikmetin rehberliÄŸinde adil ve kalıcı bir barışın tesisi yolunda çalışmaya devam edeceÄŸiz.”

“İnsanlık ailesi olarak Filistin halkına en büyük borcumuz adalettir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki kalıcı barış ikliminin kalbinde Filistin meselesi bulunduğunu, çoğu çocuk ve kadın 70 binden fazla Gazzelinin katledildiği iki yılı aşkın süren saldırılarda bu acı hakikate bir kez daha şahit olunduğunu belirtti.

“İsrail hükümeti aralarında kiliselerin, camilerin, hastanelerin, okulların da olduÄŸu sivil yerleÅŸim yerlerini aylardır bombalıyor. İsrail’in vurduÄŸu ibadethanelerden biri de Gazze’deki tek Katolik kilisesi olan Kutsal Aile Kilisesi’ydi.” diyen ErdoÄŸan, bu vesileyle tekrar geçmiÅŸ olsun dileklerini iletti.

Vatikan Devlet BaÅŸkanı Papa 14. Leo ve seleflerinin, özellikle Filistin meselesine yönelik dirayetli duruÅŸlarını daima takdirle karşıladıklarını dile getiren ErdoÄŸan, “İnsanlık ailesi olarak Filistin halkına en büyük borcumuz adalettir. Bu borcu ödemenin yolu ise 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm vizyonunu bir an önce hayata geçirmektir. Bunun için öncelikle Gazze’de varılan ateÅŸkesin tahkim edilmesi, sivillerin güvenliÄŸinin teminat altına alınması ve insani yardımların kesintisiz biçimde Gazze’ye ulaÅŸtırılması gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Aynı ÅŸekilde Kudüs-ü Åžerif’teki tarihi statükonun korunması çok önemlidir. DoÄŸu Kudüs’ün tarihi kimliÄŸine zarar verecek her türlü mütecaviz eyleme karşı birlikte hareket etmeyi sürdüreceÄŸimize inanıyorum. Burada ÅŸunu da ifade etmekte fayda görüyorum, Türkiye, vatandaÅŸlarının yüzde 99’u Müslüman bir ülke olarak Hristiyan topluluklar dahil tüm inançlara saygıyı her yerde teÅŸvik etmektedir. Ülkemizle birlikte tüm bölgemizde mabetlerin, tarihi eserlerin, kültür ve inanca dayalı kadim mirasın korunmasına büyük önem atfediyoruz. KomÅŸumuz Suriye’nin uzun yıllardır süren çatışmaların ardından farklı inanç, kültür, mezhep ve etnik kökenlerin barış içinde yaÅŸadığı bir ülke yolunda attığı adımları destekliyoruz. SaygıdeÄŸer konuÄŸumuzun uluslararası toplumun Suriye’yi yalnız bırakmaması yönünde yaptığı çaÄŸrıyı memnuniyetle karşıladık.

Åžurası bir gerçek ki tahammülsüzlük çatışmayı, çatışma da ayrışmayı, nefreti ve ÅŸiddeti besler. Batı’da giderek tırmanan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bu kısır döngünün birer tezahürüdür. Medya, sosyal medya ve popülist siyasetçiler Müslümanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı algıyı bilerek ya da bilmeden körüklemektedir. ÇoÄŸu zaman politik kaygılarla görmezden gelinen bu hassas meselenin yarın daha vahim boyutlara ulaÅŸma ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız.”

“Hangi inançtan olursak olalım hepimiz büyük insanlık ailesinin üyeleriyiz”

Türkiye’nin uzun süredir bu tehdit ve tehlikeye dikkati çektiÄŸini belirten ErdoÄŸan, Katolik kilisesinin İkinci Vatikan Konsili sonrasında diÄŸer dinlerin mensuplarıyla iyi iliÅŸkiler geliÅŸtirme anlayışını bu bakımdan önemsediklerini söyledi.

ErdoÄŸan, müteveffa Papa Fransuva’nın soÄŸuk savaşın dini çevreleri de etkileyen çatışmacı söylemlerine prim vermemesinin mühim olduÄŸunu, vaktinde kaleme aldığı insani kardeÅŸlik belgesinin yeni bir çığır açtığını ifade etti

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Vatikan Devlet BaÅŸkanı Papa 14. Leo’nun da selefi Papa Fransuva gibi bugün Diyanet İşleri BaÅŸkanlığını ve İstanbul’da Sultan Ahmet Camisi’ni ziyaretlerini Müslümanlarla yapıcı iliÅŸkiler geliÅŸtirme iradesinin bir iÅŸareti olarak deÄŸerlendirdiÄŸini aktardı.

Kendisinin artan tehditler karşısında ailenin korunmasına yönelik güçlü mesajlarını da büyük bir memnuniyetle takip ettiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cenab-ı Allah insanı bir erkek ve bir kadından yaratmıştır ve birbirleriyle tanışıp kaynaÅŸmaları için soylar, toplumlar olarak var etmiÅŸtir. Dolayısıyla aileyi koruyamazsak bireyi koruyamayız. Bireyi koruyamazsak insan olma bilincini muhafaza edemeyiz. Bu anlamda hepimize çok önemli görevler düştüğünü bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Şüphesiz ortak yanlarımız, benzer yanlarımız, karşıtlıkların ve ayrımların fersah fersah ötesindedir. Hangi inançtan olursak olalım hepimiz büyük insanlık ailesinin üyeleriyiz. Üzerinde yaÅŸadığımız dünya, biz Allah’ın kulları için bir imtihan vesilesi olmasının yanı sıra gelecek nesillerin de bize emanetidir. Bu emanete layıkıyla sahip çıkıp bizden sonraki kuÅŸaklara teslim etmek gibi bir sorumluluÄŸumuz bulunuyor.

Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam ‘İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez’ buyuruyor. Merhamet üzerinde her zamankinden daha fazla durmamız gereken bir sürecin içindeyiz. Çevremize, diÄŸer insanlara ve dünyaya merhamet nazarıyla baktığımız ölçüde huzura, güvenliÄŸe, barışa doÄŸru yol alabileceÄŸimize inanıyorum. Bu ziyareti ortak zeminimizi güçlendiren çok önemli bir adım olarak deÄŸerlendiriyorum.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Papa 14. Leo’ya nazik ziyaretleri için teÅŸekkür ederken, bu anlamlı ziyaretin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. ErdoÄŸan, Katolik dünyasına barış, huzur ve esenlik temennilerini de iletti.

Papa 14. Leo: Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugünü hem de geleceÄŸinde önemli bir yere sahipsiniz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’a nazik karşılama için teÅŸekkür eden Papa, Türkiye’yi ziyaret etmekten duyduÄŸu memnuniyeti dile getirdi.

Papa, Türkiye’nin doÄŸal güzelliklerinin, insanları Tanrı’nın yarattıklarını korumaya davet ettiÄŸini söyleyerek, “Ayrıca, yaÅŸadığınız yerlerin kültürel, sanatsal ve manevi zenginliÄŸi bize, farklı nesiller, gelenekler ve fikirlerin bir araya geldiÄŸinde geliÅŸme ve bilgiliÄŸin uyum içinde birleÅŸtiÄŸi büyük medeniyetlerin ortaya çıktığını hatırlatıyor.” diye konuÅŸtu.

Papa 14. Leo, insanlık tarihinde yüzyıllarca süren çatışmalar olduğunu ve dünyanın hala adalet ve barışı ayaklar altına alan hırslar ve tercihler yüzünden istikrarsızlaştığını, öte yandan da zorluklarla karşı karşıya kalındığında, böylesine büyük bir geçmişe sahip bir halk olmanın armağan olduğunu belirtti.

Çanakkale BoÄŸazı üzerindeki köprü görüntüsünün, yolculuÄŸunun logosu olarak seçildiÄŸine ve bunun Türkiye’nin özel rolünü açıkça ifade ettiÄŸine dikkati çeken Papa, ÅŸunları dile getirdi:

“Her ÅŸeyin ötesinde sahip olduÄŸunuz iç çeÅŸitliliÄŸe deÄŸer vererek, Akdeniz’in ve tüm dünyanın hem bugünü hem de geleceÄŸinde önemli bir yere sahipsiniz. Bu köprü Asya’yı Avrupa’yla, DoÄŸu’yu Batı’yla baÄŸlamadan önce, Türkiye’yi kendi içinde birbirine baÄŸlamaktadır. Ülkenizin farklı bölgelerini bir araya getirerek onu adeta bir ‘duyarlılıklar kavÅŸağı’ haline getirmektedir.”

Papa, insan topluluklarının giderek daha fazla kutuplaşmakta olduğunu, aşırı görüşler tarafından bölündüğünü ifade etti.

Selefi Papa Franciscus’un kendilerini baÅŸkalarının acısını hissetmeye ve yoksulların ve yeryüzünün feryadını dinlemeye çağırarak “kayıtsızlığın küreselleÅŸmesine” karşı çıktığını hatırlatan Papa, böylece “merhametli ve ÅŸefkatli, geç öfkelenen ve sevgisi bol tek Tanrı’nın yansıması olan ÅŸefkatli eylemlere” teÅŸvik ettiÄŸini söyledi.

Papa, aynı şekilde, sevginin mahrem ve özel yönlerinin yanı sıra, görünür ve kamusal bir boyutunun da olduğunu dile getirdi.

Papa 14. Leo, adalet ve merhametin, güçlü olanın haklı olduğu anlayışına meydan okuduğunu, dayanışmanın ve şefkatin, kalkınmanın gerçek kriteri olarak düşünülmesi gerektiğini sorma cesaretini gösterdiğini ifade etti.

Yapay zeka “insanlığın kendi tercihlerini yeniden üretiyor”

Özellikle teknolojik gelişmelerin adaletsizliğe yardımcı olmak yerine onu daha da kötüleştirme riski taşıdığına değinen Papa, bunun, yerel politikaları ve uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirmesi gereken büyük bir meydan okuma olduğunu vurguladı.

Papa 14. Leo, yapay zekanın dahi “insanlığın kendi tercihlerini yeniden ürettiÄŸini ve makinelerin deÄŸil, insanlığın kendisinin eseri olan süreçleri hızlandırdığını” belirterek, bu nedenle kalkınmanın gidiÅŸatının deÄŸiÅŸtirilmesi gerektiÄŸini söyledi.

“Aile, diÄŸer ülkelere göre Türk kültüründe daha büyük önem taşıyor”

Ailenin, toplumsal yaÅŸamın ilk çekirdeÄŸi olduÄŸunu belirten Papa, “Gerçekten de, her birimiz için aile, toplumsal yaÅŸamın ilk çekirdeÄŸiydi ve ‘öteki’ olmadan ‘ben’in olmayacağını öğrendik. Aile, diÄŸer ülkelere göre Türk kültüründe daha büyük önem taşıyor ve ailenin merkezi konumunu destekleyen giriÅŸimlerde eksiklik bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

Bireycilik ve tüketim kültürünün insanı yalnızlaştırdığına vurgu yapan Papa, gerçek kimliğin sevgi ve dayanışma içinde gelişebileceğini kaydetti.

Papa, kadınların eğitim, kültür, siyaset ve meslek hayatında artan katkısına değinerek, bu rolün toplumsal yaşamın güçlenmesine önemli katkı sağladığını dile getirdi.

“Türkiye, DoÄŸu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü”

1967’de 6. Paul, 1979’da 2. Jean Paul, 2006’da 16. Benedict ve 2014’te Franciscus’un Türkiye’ye geldiÄŸini hatırlatan Papa 14. Leo, bu ziyaretlerin, Vatikan’ın Türkiye Cumhuriyeti ile iyi iliÅŸkiler sürdürdüğünü, aynı zamanda DoÄŸu ile Batı, Asya ile Avrupa arasında bir köprü ve kültürlerin ve dinlerin kavÅŸağı olan bu ülkenin katkılarıyla daha iyi bir dünya inÅŸa etmek için iÅŸbirliÄŸi yapmak istediÄŸini gösterdiÄŸini kaydetti.

“İnsanlığın geleceÄŸi tehlike altında”

Papa, bugün, her zamankinden daha fazla, diyaloÄŸu teÅŸvik edecek ve bunu kararlı bir irade ve sabırla uygulayacak insanlara ihtiyaçlarının olduÄŸunu belirterek, “İki dünya savaşının ardından, ekonomik ve askeri güç stratejileriyle beslenen, küresel düzeyde yüksek gerilimli bir çatışma dönemine tanıklık ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Bunun, egemen ekonomik ve askeri güç stratejileriyle beslendiğini kaydeden Papa 14. Leo, şunları söyledi:

“Bu, Papa Franciscus’un ‘kademeli olarak yürütülen üçüncü bir dünya savaşı’ diye adlandırdığı ÅŸeyin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Buna asla boyun eÄŸmemeliyiz. İnsanlığın geleceÄŸi tehlike altındadır. Bu yıkıcı dinamiÄŸin soÄŸurduÄŸu enerji ve kaynaklar, insanlık ailesinin bugün birlikte yüzleÅŸmesi gereken gerçek sorunlardan, yani barış, açlık ve yoksullukla mücadele, saÄŸlık ve eÄŸitim ile yaratılışın korunmasından baÅŸka yöne sapmaktadır.”

KonuÅŸmasını uluslararası iÅŸbirliÄŸi çaÄŸrısıyla tamamlayan Papa, insanın bütüncül geliÅŸimini hedefleyen devletlerle birlikte çalışmaya hazır olduklarını belirterek, “Öyleyse, Tanrı’nın yardımına alçakgönüllülükle güvenerek, hakikat ve dostluk içinde birlikte yürüyelim.” çaÄŸrısında bulundu.

Papa, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’a, üzerinde aziz ve havariler ile ziyaret edeceÄŸi anıtsal mekanlardan Lübnan’ın Harissa bölgesindeki “Meryem Ana” heykeli, Lübnan’ın sembolü sedir aÄŸacı, çan kulesi ve İstanbul’daki Sultanahmet Camii’nin tasvir edildiÄŸi bir hatıra madalyası kalıbı hediye etti.

Notlar

Antakya Medeniyetler Korosu’nun dinletisinin olduÄŸu programa, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın eÅŸi Emine ErdoÄŸan, TBMM BaÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ, CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir GöktaÅŸ, DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anayasa Mahkemesi BaÅŸkanı Kadir Özkaya, Sayıştay BaÅŸkanı Metin Yener, Yargıtay BaÅŸkanı Ömer Kerkez, AK Parti Genel BaÅŸkanvekili Mustafa ElitaÅŸ, tarihçiler İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı, CumhurbaÅŸkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, CumhurbaÅŸkanlığı İletiÅŸim BaÅŸkanı Burhanettin Duran, CumhurbaÅŸkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan DoÄŸan, CumhurbaÅŸkanı Dış Politika ve Güvenlik BaÅŸdanışmanı Akif ÇaÄŸatay Kılıç, dini cemaatlerin temsilcileri ile bazı ülkelerin büyükelçileri ve sivil toplum kuruluÅŸlarından temsilciler de katıldı.

Ayrıca, Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti anısına hatıra pulu bastırıldı.

Kaynak: AA