CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü Kalın’dan ABD ve Rusya Federasyonu’na çaÄŸrı

CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü Kalın, “Hem 17 Ekim anlaÅŸmasının muhatabı olan Amerika BirleÅŸik Devletleri’ne hem de 22 Ekim Soçi AnlaÅŸmasının muhatabı olan Rusya Federasyonu’na bu anlaÅŸmaların gereÄŸini yerine getirmeleri çaÄŸrımızı yeniliyoruz.” dedi.

CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan baÅŸkanlığında CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’nde yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın takdim konuÅŸmasında ABD ziyaretine iliÅŸkin deÄŸerlendirme yaptığını söyleyen Kalın, toplantıda ayrıca TBMM’de devam eden bütçe görüşmelerinin ele alındığını, Suriye, güvenlik, terörle mücadele, Güvenli Bölgesinin kurulması, mültecilerin yerlerine geri gönderilmesi, İdlib’deki geliÅŸmeler ile yaklaÅŸan NATO Zirvesi‘nin de gündemde yer aldığını belirtti.

Toplantıda, güvenlikle ilgili İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma Bakanlıkları ile MİT Başkanlığının sunum yaptığını aktaran Kalın, Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının da sunumları olduğunu dile getirdi.

ABD ziyareti

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, ABD ziyaretine iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulunan Kalın, “Ziyaretin bizim açımızdan baÅŸarıyla neticelendiÄŸini ifade etmek isteriz çünkü bu vesileyle CumhurbaÅŸkanımız Türkiye’nin tezlerini açık, net bir ÅŸekilde ortaya koymuÅŸtur ve oradan çıkan tablo Türkiye olmadan Suriye’de ve bölgede oyun kurmanın mümkün olmadığı, olmayacağı gerçeÄŸidir.” diye konuÅŸtu.

Türkiye CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın ABD BaÅŸkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede ikili konuların etraflı bir ÅŸekilde ele alındığına deÄŸinen Kalın, “S-400 konusundan F-35’lere, Patriotlar meselesinden savunma sanayisinde iÅŸ birliÄŸine, Kongre’deki siyasi gündemden 100 milyar dolarlık ticaret hacmine kadar geniÅŸ yelpazede bu konular etraflı bir ÅŸekilde, açık ve samimi bir biçimde bu görüşmelerde ele alınmıştır.” bilgisini paylaÅŸtı.

ErdoÄŸan’ın 5 senatörle yaptığı görüşmede de Türkiye’nin tezleri, pozisyonu, endiÅŸeleri, güvenlik kaygıları ve beklentilerinin açık ve net bir ÅŸekilde ifade edildiÄŸini vurgulayan Kalın, “Dolayısıyla ziyaret öncesinde iÅŸte ‘radikal bir kopuÅŸ olacak, kriz olacak’ beklentilerini boÅŸa çıkartan bir tablonun ortaya çıktığını söyleyebiliriz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin hem ABD hem de diÄŸer ülkelerle iliÅŸkilerinin temel prensibinin belli olduÄŸuna dikkati çeken Kalın, “Egemenlik hakları çerçevesinde eÅŸit aktör iliÅŸkisini esas alan bir iliÅŸki söz konusudur. Burada karşılıklı çıkarların korunması ve karşılıklı saygıyı esas alan bir iliÅŸki modelitesi bizim sadece Amerika BirleÅŸik Devletleri ile deÄŸil dünyanın diÄŸer ülkeleriyle de dış politikadaki iliÅŸkilerimizin temel prensibini oluÅŸturmaktadır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Bu hususun altını özellikle çizmek istediğini belirten Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zaman zaman bununla ilgili birtakım spekülasyonlar yapılıyor. Türkiye’nin özellikle Barış Pınarı Harekatı ile elde ettiÄŸi baÅŸarıyı gölgelemeye dönük birtakım dezenformasyon faaliyetlerinin, çarpıtma çabalarının hala devam ettiÄŸini de maalesef üzüntüyle izliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi imkan ve kabiliyetleriyle gerçekleÅŸtirdiÄŸi bu harekat bizim yakın tarihimizin en önemli hadiselerinden bir tanesidir. İleride inÅŸallah bugünler yazıldığı zaman tarihçiler bu harekat sayesinde ve bundan önce yapılan Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla Suriye’nin kuzeyinde ve sınırımızın güneyinde kurulmak istenen terör koridoruna ve terör devletine çok ciddi bir darbe vurulduÄŸunu mutlaka yazacaklardır. Dolayısıyla burada bu harekatın baÅŸarısını ve sonrasında elde ettiÄŸimiz stratejik mevzileri gölgeleyecek spekülasyonlardan uzak durulması gerekiyor. Amerika ziyareti de Sayın CumhurbaÅŸkanımızın bu tespitleri ve bu kazanımları da teyit eden bir netice doÄŸurmuÅŸ ve tabloda bu ÅŸekilde ilerlemeye devam etmektedir.”

NATO Zirvesi

Kalın, 3-4 Aralık’ta Londra’da NATO zirvesi gerçekleÅŸtirileceÄŸini ve CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın bu zirveye katılacağını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Burada özellikle NATO ile ilgili birçok tartışmaların yapıldığı, NATO’nun beyin ölümünün gerçekleÅŸtiÄŸi, ittifakın çatırdamaya baÅŸladığı, müttefiklerin birbirleriyle uyum içinde hareket etmediÄŸi, külfet paylaşımının yapılmadığı ÅŸeklinde bir takım tespitlerin, deÄŸerlendirmelerin, ÅŸikayetlerin hatta suçlamaların olduÄŸu bir ortamda Sayın CumhurbaÅŸkanımız da NATO Zirvesi’ne ciddi bir hazırlık yaparak gidecek ve burada NATO’nun misyonu, vizyonu, 21’inci yüzyıldaki konumu, bundan sonraki faaliyetleri, tehdit algısı ile ilgili önemli mesajlar verecekler.”

Konuya ilişkin hazırlıkların başladığını aktaran Kalın, şunları kaydetti:

“Türkiye NATO’nun güçlü önemli bir müttefiki olarak ittifakın temel prensiplerine baÄŸlıdır. Fakat bizim bunun ötesinde NATO’nun 21’inci yüzyıldaki konumu, pozisyonu, öncelikleri konularında da bir zihni berraklık içerisinde olmamız gerekiyor. Yakın dönemde özellikle bu konuda bir karışıklığın olduÄŸunu, karmaşıklığın olduÄŸunu hepimiz görüyoruz. Yapılan açıklamalar da bu karışık tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Bu zirvenin NATO’nun geleceÄŸine iliÅŸkin daha belirgin, daha berrak, daha aydınlık bir tablonun ortaya çıkmasına vesile olacağını biz ümit ediyoruz. Sayın CumhurbaÅŸkanımız da bu çerçevede hazırlıklarını yürütmekte.”

İbrahim Kalın, NATO zirvesi marjında Türkiye, Fransa, Almanya ve İngiltere liderlerinin katılımıyla Dörtlü Zirve yapılacağına da işaret etti.

Zirvenin ön hazırlık toplantısını İstanbul’da yaptıklarını hatırlatan Kalın, “O zirvede de hem bu ülkelerle ikili iliÅŸkilerimizi hem Türkiye’nin genel olarak Avrupa coÄŸrafyasıyla olan iliÅŸkisini hem de Suriye, terörle mücadele, Irak, İran ve diÄŸer konuları Libya da dahil olmak üzere ele almayı planlıyoruz. Avrupalı mevkidaÅŸlarımızın önerisi bu zirvenin sadece bir defalığına deÄŸil daha düzenli bir ÅŸekilde yapılması yönünde. Bunu tabii liderler de kendi aralarında görüşerek bir karara baÄŸlayacaklar ama prensipte böyle bir platformun etkin bir ÅŸekilde kullanılmasının biz de iyi olacağı kanaatindeyiz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Suriye meselesi

Kalın, Barış Pınarı Harekatı’nda Türkiye’nin askeri birliklerinin ve Türkiye’nin desteÄŸiyle ve kontrolüyle ilerleyen Suriye Milli Ordusu unsurlarının Tel Abyad, Rasulayn, diÄŸer bölgelerde güvenlik ve istikrar çalışmalarına devam ettiÄŸini, insani yardımları da muhtaçlara ilettiÄŸini ifade etti.

Sahada birçok zorluğun olduğunu bildiren Kalın, şu bilgileri verdi:

“Zaman zaman tahriklerin ve tacizlerin olduÄŸunu hep birlikte görüyoruz. Burada tabii biz hem 17 Ekim anlaÅŸmasının muhatabı olan Amerika BirleÅŸik Devletleri’ne hem de 22 Ekim Soçi AnlaÅŸmasının muhatabı olan Rusya Federasyonu’na bu anlaÅŸmaların gereÄŸini yerine getirmeleri çaÄŸrımızı yineliyoruz. Çünkü burada barış ve istikrarın saÄŸlanması herkesin faydasına olacaktır. Terör unsurlarının yaptığı intihar saldırılarının, taciz atışlarının, özellikle sivillere yönelik baskılarının kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Bunları durdurmak Rusya ve Amerika BirleÅŸik Devletleri tarafının tasarrufundadır, mesuliyetindedir.”

İlgili kurumların Suriye’nin farklı yerlerine insani yardımları ulaÅŸtırdıklarını anlatan İbrahim Kalın, “Harekat baÅŸlamadan önce ve harekat esnasında dile getirilen oradaki azınlıkların, Kürtlerin, dini azınlıkların, Hristiyanların hedef alınacağı ÅŸeklindeki kehanetlerinin hiçbirisinin doÄŸru olmadığı açık ve net bir ÅŸekilde ortaya çıkmıştır. Daha önce de zaten bizim hem Zeytin Dalı Harekatı’nda hem Fırat Kalkanı harekatında geçmiÅŸte yaptıklarımız son derece açık ve nettir, özellikle insani yardımlar ve insani konularda askerlerimizin ne kadar hassas olduÄŸu görülmüştür. Hamdolsun Barış Pınarı Harekatı’nda da aynı tablo açık ve net bir ÅŸekilde iftihar duyacağımız bir ÅŸekilde ortaya çıkmıştır.” diye konuÅŸtu.

İdlib’deki durum

İdlib’deki durumun hassasiyetini koruduÄŸunu ve Rus makamlarıyla bu konudaki görüşmelerin devam ettiÄŸini aktaran Kalın, “Burada yine Rus makamlarının üzerine ciddi bir mesuliyet, sorumluluk düştüğünü ifade etmek isterim. Çünkü orada İdlib GerginliÄŸi Azaltma Bölgesi çerçevesinde yaptığımız anlaÅŸma hala bakidir ve mevcut statükonun korunması İdlib’de yeni bir insani krizin yaÅŸanmasının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.” dedi.

Türkiye’nin bölgede 12 askeri gözlem noktası bulunduÄŸunun altını çizen Kalın, ÅŸunları söyledi:

“Bunların güvenliÄŸi açısından da bu 12 askeri gözlem noktasının koruduÄŸu sivillerin yaÅŸam haklarının muhafaza edilmesi açısından da Rejim’in tahriklerinin ve tacizlerinin mutlaka engellenmesi gerekiyor. Bu konuda Rusya tarafına da bir sorumluluk düştüğünü özellikle ifade etmek istiyorum aksi halde orada yeni bir kaos, yeni bir göç dalgası yeni bir insani kriz, yeni bir insani dram anlamına gelecektir. Umarız bu konuda da Rus mevkidaÅŸlarımız gerekli çalışmaları vakit kaybetmeden hızlı bir ÅŸekilde yaparlar. Åžunun altını özellikle çizmek istiyorum, biz İdlib GerginliÄŸi Azaltma Bölgesi Mutabakatına baÄŸlıyız bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Oradaki askeri gözlem noktalarımızla ilgili de herhangi bir deÄŸiÅŸiklik söz konusu deÄŸildir.”

Kalın, “Batı Åžeria’da, Kudüs’te, Gazze’de veya baÅŸka bir yerde Filistin topraklarının iÅŸgal edilmesini hiçbir ÅŸekilde kabul etmediÄŸimizi ve Filistin halkı özgürleÅŸene kadar, iki devletli çözüm hayata geçirilene kadar da Filistin halkının haklı ve meÅŸru davasında onların yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.” açıklamasında bulundu.

Barış Pınarı Harekatı’nın yanı sıra eÅŸ zamanlı olarak Irak’ta Pençe Harekatı’nın üçüncüsünün ve Kıran Harekatı’nın devam ettiÄŸini anımsatan Kalın, “Türkiye’nin askeri kabiliyetler açısından baktığınızda geçtiÄŸimiz 3-4 aylık süre içerisinde aynı anda Irak’ta, Suriye’de ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında birbiriyle koordineli ama farklı üç büyük operasyonun yapılmakta olduÄŸunu hatırlamakta fayda var.” diye konuÅŸtu.

Zaman zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) askeri imkan ve kabiliyetleriyle ilgili spekülasyonların yapıldığını, terörle mücadelede etkin netice alınamadığını söyleyenlerin bulunduğunu belirten İbrahim Kalın, şunları kaydetti:

“Bu tabloya baktığınız zaman PKK terör örgütüne karşı onun Suriye’deki uzantılarına karşı DEAŞ terör örgütüne karşı onun farklı yerlerdeki uzantılarına karşı hamdolsun çok ciddi neticelerin alındığını artık görmekteyiz. Bu konuda Sayın CumhurbaÅŸkanımızın liderliÄŸinde ilgili kurumlarımız, İçiÅŸleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, Milli İstihbarat TeÅŸkilatı BaÅŸkanlığımız, polisimiz ve askerimiz tam bir uyum içerisinde iyi bir çalışma yürütüyorlar. Onun neticelerini de hamdolsun sahada görüyoruz.”

DEAÅž’la mücadele

Bütün bu süreç yaÅŸanırken DEAÅž’la mücadelede hiçbir aksaklık olmaması için de ellerinden geleni, yapılan anlaÅŸmalar çerçevesinde ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini bildiren Kalın, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin DEAÅž’la mücadelesindeki karnesi son derece net açık. Onu tekrar etmek istemiyorum ama özellikle Rasulayn ve Tel Abyad’da Amerikalılarla yaptığımız 17 Ekim AnlaÅŸması’ndan sonra DEAÅž’lıların serbest bırakılması sürecini hatırlayacak olursak YPG’nin planının ne oldu çok açık bir ÅŸekilde ortaya çıkmaktadır. Aslında YPG, DEAÅž’ın geri gelmesini istiyor, DEAÅž’ın sona ermesini istemiyor. Çünkü bunu kendini meÅŸrulaÅŸtıracağı bir araç olarak kullanmak istiyor. Kendisinin terör örgütü kimliÄŸini gizleyip bunu Batı dünyasına satabilmek için de DEAÅž tehdidinin devam etmesi gerektiÄŸini gayet iyi biliyor.

Dolayısıyla ‘DEAÅž tehdidi geri geliyor, DEAÅž canlanıyor’ gibi söylemler gündeme geldiÄŸinde bunların kimler tarafından, nerede, sahada ve bunun Batı’daki yansımalarından ne ÅŸekilde koordine edildiÄŸine de dikkatle, yakından bakmak gerekiyor. Terör örgütünün son tahlilde DEAÅž ile mücadele gibi bir önceliÄŸi yok. Onların önceliÄŸi iÅŸgal ettikleri Suriye topraklarında ve diÄŸer bölgelerde devletimsi bir yapı ya da otonom bir yapı kurmaya çalışmak ama biz Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde ve devam eden siyasi süreci baÄŸlamında da buna müsaade etmeyeceÄŸimizi ifade ettik.”

Suriye’de bir seçim yapılması süreci gündeme gelecek

İbrahim Kalın, Suriye’de Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına baÅŸlandığını, ikinci toplantısını da kasım ayının sonunda yapılacağını hatırlatarak, buradan çıkacak neticelerin siyasi sürecin ilerletilmesi açısından büyük önem arz ettiÄŸini vurguladı.

Anayasa’nın deÄŸiÅŸtirilmesi ya da yeni bir Anayasa yapılması konusunda anlaşıldıktan sonra Suriye’de bir seçim yapılması sürecinin gündeme geleceÄŸine iÅŸaret eden Kalın, “BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) kararı çerçevesinde de bildiÄŸiniz gibi Anayasa Komisyonu çalışmalarını tamamlaması ve ardından seçimler yapılması, Suriye’deki siyasi sürecin ilerletilmesi açısından hayati öneme sahip.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin yaklaşımının uluslararası toplumla birlikte Suriye içinde ve dışındaki bütün Suriyelilerin bu seçimlerde oy kullanmasının saÄŸlanması ve seçimlerin uluslararası gözlemciler nezdinde yapılması olduÄŸunu anımsatan Kalın, “Burada BM ve diÄŸer ülkelerin kolaylaÅŸtırıcı bir rol oynaması da büyük önem arz ediyor. Böylece hem Esed rejiminin geleceÄŸiyle ilgili hem de Suriye halkının iradesinin sandığa yansıması noktasında önemli bir aÅŸamaya da ulaÅŸma imkanımız olsun istiyoruz.” dedi.

İbrahim Kalın, şunları kaydetti:

“Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin, İsrail’in Batı Åžeria’daki ‘yerleÅŸimci’ diye ifade edilen yerlerin uluslararası hukuka aykırı olmadığı ÅŸeklindeki açıklaması. Bu son derece talihsiz, uluslararası hukuku yok sayan Filistinlilerin hakkını, hukukunu ayaklar altına alan bu açıklamayı reddettiÄŸimizi ve kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Burada bir kelime oyunu oynandığını da özellikle sizlerin ve kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum. İngilizcede ‘settlement’ diye ifade edilen, Türkçe’ye de ‘yerleÅŸimci’ diye tercüme ettiÄŸimiz bu yerler yerleÅŸimci falan deÄŸildir bildiÄŸiniz düpedüz iÅŸgalcilerdir. İşgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlilerin zeytin baÄŸlarını, evlerini, tarihi mekanlarını ve bahçelerini iÅŸgal eden kiÅŸilerin kurduÄŸu yerlerdir buralar. Dolayısıyla yerleÅŸimciler, ‘uluslararası hukuka aykırı deÄŸildir’ ifadesi, ‘iÅŸgal uluslararası hukuka aykırı deÄŸildir’ demekle eÅŸ anlamlıdır.

Bunun adı iÅŸgaldir, bu iÅŸgali meÅŸrulaÅŸtırma çabasıdır. Biz nasıl Filistin topraklarının tamamının iÅŸgaline karşı ise bu konuda alınmış onlarca BM kararı ve Güvenlik Konseyi kararı bulunmaktadır. Aynı ÅŸekilde Batı Åžeria’da, Kudüs’te, Gazze’de veya baÅŸka bir yerde Filistin topraklarını iÅŸgal edilmesi hiçbir ÅŸekilde kabul etmediÄŸimizi ve Filistin halkı özgürleÅŸene kadar, iki devletli çözüm hayata geçirilene kadarda Filistin halkının haklı ve meÅŸru davasında onların yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.”

ABD’nin Kudüs kararı

Özellikle Kudüs ile ilgili ABD yönetiminin aldığı kararın, büyükelçiliÄŸini Tel Aviv‘den Kudüs’e taşımasının ardından yaÅŸanan gerilimleri hatırlatan Kalın, ardından gelen önemli bir hukuk ihlalinin de Golan Tepeleri’yle ilgili olduÄŸunu bildirdi.

Bir baÅŸka ülkenin topraklarını adeta İsrail’inmiÅŸ gibi takdim eden yaklaşımın ne kadar büyük sorunlar yarattığının görüldüğünü vurgulayan Kalın, “Åžimdi üçüncü olarak bu konunun bu ÅŸekilde gündeme getirilmesinin barış ve istikrara, özellikle Orta DoÄŸu barışına hiçbir katkı saÄŸlamayacağını tekraren ifade etmek istiyoruz. Bu kararı kınadığımızı, reddettiÄŸimizi de tekrar vurgulu bir ÅŸekilde ifade etmek istiyorum.” dedi.

Ahıska Türkleri’nin sürgününün 75’inci yılı

Bu yıl Ahıska Türkleri’nin sürgününün 75’inci yılı olduÄŸunu hatırlatan İbrahim Kalın, “14 Kasım 1944 tarihinde bildiÄŸiniz gibi Ahıska Türkleri yaÅŸadıkları bölgelerden, Ahıska bölgesinden büyük bir sürgüne maruz kaldılar. Burada 100 bini aÅŸkın Ahıska Türk’ü, asırlardır yaÅŸadığı topraklardan uzaklaÅŸmak ve sürgün acılarını yaÅŸamak zorunda kaldılar. O dönemde Sovyetler BirliÄŸi’nin uzak coÄŸrafyalarına atıldılar sürgünün gayri insani sonuçları nesiller boyunca Ahıska Türkü kardeÅŸlerimiz tarafından da yaÅŸanmaya devam etti.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın 9 farklı ülkesinde 500 binden fazla Ahıska Türk’ünün dağınık bir ÅŸekilde yaÅŸadığına deÄŸinen Kalın, şöyle devam etti:

“Bizim yaklaşık 20 yıldır devam ettirdiÄŸimiz bir çalışma var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Ahıska Türklerinin tekrar kendi tarihi yurtlarına geri dönmesiyle ilgili. Kısmi baÅŸarı elde ettiÄŸimiz ama maalesef sorunun büyük bir ÅŸekilde ortada durduÄŸu alanlardan birisi bu konuda maalesef özellikle AGİT bünyesinde yürütülen çalışmalar. Kısmi bir katkı saÄŸladı fakat biz özellikle bu sürgünün 75’inci yıl dönümünde Ahıska Türk’ü kardeÅŸlerimizin bulundukları yerlerde güven, barış, huzur ve refah içinde yaÅŸamaları için elimizden geleni yapmaya devam edeceÄŸiz.

Ahıska Türklerini tanıyanlar bilirler onlar vatanperver, çalışkan insanlardır ve bulundukları her yeri abad etmiÅŸ insanlardır. İster Kazakistan’da, ister Kırgızistan’da, Gürcistan’da, Türkiye’de, ABD’de. Nerede olurlarsa olsunlar gittikleri yerlerde hep olumlu etkiler bırakmış kolektif bir ÅŸekilde iyinin, doÄŸrunun ve güzelin yanında olmuÅŸ insanlar. Sürgünün 75’inci yıl dönümünde CumhurbaÅŸkanımız adına da ben onların hüzünlerini, acılarını paylaÅŸtığımızı tekrar ifade etmek istiyorum.”

CumhurbaÅŸkanlığı Kongre Merkezi’nde 10 Aralık’ta sürgünün 75’nci yıl dönümü ile ilgili bir program düzenleyeceklerini açıklayan İbrahim Kalın, “Ahıska Türklerini, yaÅŸadıkları acıları hep birlikte anma imkanımız olacak.” dedi.

Kalın, hayatını kaybeden tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter’e de Allah’tan rahmet, yakınlarına da baÅŸsaÄŸlığı diledi.

Bir gazetecinin, ABD’de gündeme gelen iki ülke arasında oluÅŸan mekanizmaya iliÅŸkin bir çalışma takviminin belli olup olmadığı sorusu üzerine Kalın, bununla ilgili bir görevlendirme olduÄŸunu, kendisi ve mevkidaşı ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Büyükelçi Robert O’Brien arasında bir çalışma yapılması yönünde kendilerine talimat verildiÄŸini söyledi.

“İlk önemli buluÅŸmamız 3- 4 Aralık’ta Londra’daki NATO Zirvesi”

Bu çalışmanın Türkiye tarafında başladığını anlatan Kalın, şöyle konuştu:

“Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi BaÅŸkanlığı, DışiÅŸleri Bakanlığımız, İstihbarat TeÅŸkilatımız ve CumhurbaÅŸkanlığımız olarak bu çalışmayı baÅŸlattık. Bir noktaya gelince bunu tabii ki Amerikalı muhataplarımızla paylaÅŸacağız. Tabii ilk önemli buluÅŸmamız 3-4 Aralık’ta Londra’da yapılacak NATO Zirvesi. Orada bir araya gelmeyi planlıyoruz. Yani ben de mevkidaşımla bir araya geleceÄŸim, bakanlarımız da kendi mevkidaÅŸlarıyla, iÅŸte belki heyetler olarak da bir araya geleceÄŸiz.”

“S-400, F-35 programına varoluÅŸsal tehdit oluÅŸturan bir mesele deÄŸil”

Bunun orada biraz daha netleşeceğini ancak NATO Zirvesi sırasında da bir görüşme yapacaklarını vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

“Biz tekliflerimizi önereceÄŸiz, onların tekliflerini alacağız, dolayısıyla bir sürecin baÅŸladığını söyleyebilirim. Tabii temel çerçeve olarak ÅŸunun altını tekrar çizmek istiyorum, S-400 konusunda bir geri adım atmak söz konusu deÄŸil. Bu, imzası atılmış, tamamlanmış bir anlaÅŸmadır. Bunun dışında teklifler, Amerika tarafından veya baÅŸka yerlerden gelecek maksimalist tekliflerin egemenlik haklarımızı ihlal eden bir mahiyet arz etmesi kabul edilemez. Ama bunun ikili iliÅŸkilerde Türkiye ile Amerika arasında bir sorun haline gelmesini önlemek için de biz, bazı çalışmalar yapacağız, birtakım teklifler götüreceÄŸiz. Bize göre sorun aşılamayacak bir sorun deÄŸildir. S-400 meselesi iddia edildiÄŸi gibi F-35 programına varoluÅŸsal tehdit oluÅŸturan bir mesele deÄŸildir. Bunu teknik olarak çözmek mümkündür, siyasi olarak da çözmek mümkündür, yeter ki bununla ilgili bir irade olsun.”

Kalın, Türkiye’nin enerji kaynakları gibi savunma sanayi kaynaklarını da çeÅŸitlendirmek durumunda olduÄŸuna dikkati çekerek, “YaÅŸadığımız coÄŸrafya itibarıyla Türkiye’nin büyüyen, genç, dinamik nüfusu ve coÄŸrafyası dikkate alındığında farklı kaynaklardan savunma sanayi ihtiyaçlarını karşılamasından da daha doÄŸal bir ÅŸey olamaz.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını herkesin bilmesi gerekir”

Savunma sanayi alanında yerli payını da son yıllarda çok ciddi ÅŸekilde artırdıklarını, yüzde 60-70 ve 80’lere doÄŸru getirdiklerini vurgulayan Kalın, “Bu tabii çok ciddi bir kazanım, bundan sonra da bu devam edecek. Burada biz, tabii ki Transatlantik İttifak ve NATO İttifakı’nın önemli bir üyesi olarak, öncelikle müttefiklerimizle bu savunma sanayi iÅŸ birliklerini, anlaÅŸmalarını yapmayı hep tercih ettik, halen da tercihimiz bu yöndedir ama Türkiye’nin yüzüne kapılar kapatıldığında Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını da herkesin bilmesi gerekir.” diye konuÅŸtu.

Özellikle ihtiyaçların çok çeÅŸitlendiÄŸi ve farklılaÅŸtığı bir dönemde Türkiye’nin de farklı alternatifler üretmesinin gayet doÄŸal olduÄŸuna iÅŸaret eden Kalın, ÅŸunları söyledi:

“Biz buna sıfır toplamlı bir oyun olarak bakmıyoruz. NATO ittifakı içinde olmamız bizim, Rusya ile Çin ile iyi iliÅŸkiler içinde olmamıza mani deÄŸildir. Aynı ÅŸekilde bizim Rusya ile iliÅŸkiler geliÅŸtirmemiz, ABD ile iliÅŸkilerimize bir alternatif deÄŸildir. Avrupa ile iliÅŸkilerimiz, Orta DoÄŸu ile ve Afrika ile olan iliÅŸkilerimiz de bir alternatif deÄŸildir. Dış politikaya biz 360 derece perspektifinden bakıyoruz. Denge politikasını önemsiyoruz ama bütün bunları yaparken egemenlik hakları çerçevesinde ulusal çıkarlarımızı öncelediÄŸimizi de özellikle ifade etmek isterim.”

Kalın, S-400’ler konusunda sistemin aktive edilmesiyle ilgili bir planlama ve Rusya tarafından Türkiye’nin yeni S-400 sistemlerini almasına yönelik bir hazırlık olup olmadığına iliÅŸkin soruya ise bu konuda Nisan 2017’de imzalanan anlaÅŸma çerçevesinde sürecin devam ettiÄŸini kaydetti.

“Yeni bir anlaÅŸma söz konusu deÄŸildir, ÅŸu aÅŸamada.” diyen Kalın, bataryaların gelmesi, eÄŸitim programı, bunların yerleÅŸtirilmesi, konumlarının belirlenmesi, yazılım gibi süreçlerin teknik olarak uzun bir süreç olduÄŸunu anlattı.

“S-400’ler, NATO güvenlik sistemine entegre edilmeyecek”

İbrahim Kalın, önümüzdeki dönemde de bu sürecin devam edeceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu parçalar belki önümüzdeki haftalarda, aylarda gelmeye devam edecek. Bununla ilgili teknik detaylar, yazılımlar vesaireler de çalışmaya devam ediyor. Orada, bu vesileyle ÅŸunun altını ben tekrar çizmek istiyorum; S-400’ler, NATO güvenlik sistemine ya da hava savunma sistemine entegre edilmeyecek. Biz bunu en baÅŸtan da ifade ettik. Kendi başına müstakil bir savunma sistemi olarak kalacak. Dolayısıyla mevcut NATO savunma sistemine bizde ya da bölgemizde bulunan NATO hava savunma sistemlerine bir tehdit oluÅŸturması söz konusu deÄŸil. Biz zaten aldığımız herhangi bir savunma sisteminin bir baÅŸka güvenlik sistemine tehdit oluÅŸturmasını asla olumlu karşılamayız. Daha da önemlisi adı üstünde, bu bir savunma sistemi yani bu bize yönelik tehditleri bertaraf edecek bir sistem. Bununla biz gidip, bir baÅŸka ülkeye saldırmayacağız. Adı üstünde ‘Füze Savunma Sistemi’dir bu. Türkiye’nin tehdit öncelikleri söz konusu olduÄŸunda da biz bunu, müttefiklerimiz de dahil olmak üzere herkesle birlikte kurup, geliÅŸtirmeyi hedeflediÄŸimizi de bir kez daha ifade etmek isterim.”

“Dipsiz Göl ile ilgili bu idari ve adli soruÅŸturma devam ediyor”

Gümüşhane’deki Dipsiz Göl’e iliÅŸkin bir soru üzerine Kalın, burada yaÅŸananların “çok üzücü” olduÄŸunu ifade etti.

Kalın, bu konuda Kültür ve Turizm ile Çevre ve Åžehircilik bakanlıklarının hemen harekete geçip, soruÅŸturma baÅŸlattığını, ilgililerin görevden alındığını ve buranın doÄŸal sit alanı olarak ilan edilmesi konusunda çalışmanın baÅŸladığını hatırlatarak, “Bu konuda çok hızlı bir ÅŸekilde adım attığımızı söyleyebilirim. Tabii bu iÅŸte izni kimler istedi? Kimler verdi? Bunlar bu adli ve idari soruÅŸturma çerçevesinde daha net bir ÅŸekilde ortaya çıkacak.” dedi.

Burada kamu olarak kendi üzerlerine düşen görevler olduğuna dikkati çeken Kalın, aynı zamanda ve bu alanda bir toplumsal bilincin yerleşmesi, yayılması gerektiğine değindi.

“Bizim, özellikle bu tür tarihi ve doÄŸal deÄŸerlerimizi ortadan kaldırmaya dönük hareketleri toleransla karşılamanız söz konusu deÄŸil.” ifadelerini kullanan Kalın, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın katılımıyla 11 Kasım’da milyonlarca aÄŸacın ekilmesi ve yeÅŸil oranının daha da artması için ülke çapında büyük bir kampanya yaptıklarını hatırlattı.

Bu konudaki hassasiyetlerinin son derece açık ve net olduÄŸunun altını çizen Kalın, “Aslında oluÅŸturulmaya çalışılan algının tersine, Türkiye’de yeÅŸil oranı da her yıl artmaktadır ve ama bunların korunması, yaÅŸatılması, vatandaşımızın da bu konuda bir bilinç içinde olması son derece önemli. Dolayısıyla Dipsiz Göl ile ilgili bu idari ve adli soruÅŸturma devam ediyor.” diye konuÅŸtu.

Kalın, gölün korunması için birtakım çalışmaların hemen başladığına işaret ederek, zemine su verildiği bilgisini paylaştı.

Gölün tekrar eski doÄŸal haline kavuÅŸması için ilgili iki bakanlığın müşterek bir çalışma yürüttüğünü aktaran Kalın, “En kısa sürede inÅŸallah buranın eski doÄŸal güzelliÄŸine kavuÅŸması için elimizden geleni yapacağımızı ifade etmek isterim.” dedi.

“Bu bir toplu intihar deÄŸil, cinayettir”

Bir gazetecinin siyanürle gerçekleÅŸen ölüm vakalarını hatırlatarak, siyanüre kolay ulaşımın engellenmesi için bir yol haritası olup olmadığına iliÅŸkin sorusu üzerine “Öncelikle ÅŸunun altını açık ve net bir ÅŸekilde çizmek istiyorum; bu bir toplu intihar deÄŸil, cinayettir. Öldürme ve öldürülme ÅŸekli ne olursa olsun, siyanür, silah, baÅŸka bir ÅŸey kullanılsın, bunun adı toplu intihar deÄŸil, bildiÄŸiniz toplu cinayettir. Bunu yapan kiÅŸi son tahlilde bir cinayet iÅŸlemiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.

Bu tür hadiselerin yaşanmaması için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına kadar bütün birimleri harekete geçirdiklerine dikkati çeken Kalın, siyanürün erişimi son derece kolay bir kimyasal olduğuna işaret etti.

Siyanürün hem iyi hem de kötü amaçlarla kullanılabileceğine dikkati çeken Kalın, şunları kaydetti:

“Bununla ilgili bugün Kabine Toplantısında İçiÅŸleri Bakanlığımızın da yaptığı sunumda bu konu gündeme geldi. Bir düzenleme yapılacak bununla ilgili. EriÅŸimin, satışın kontrol altına alınması, ayrıca bir takip sisteminin kurulmasına dönük çalışma yapılacak. Yani siyanürü aldıktan sonra bunu nerede kullanıldığı, ne ÅŸekilde iÅŸlem gördüğüyle ilgili de bir takip sisteminin kurulmasına dönük de bir çalışma yapılacak bununla ilgili. Yönetmelikle ilgili bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyor. EÄŸer kanuni düzenleme gerekirse bu tabii ki Meclis’te de gündeme gelecek.”

İbrahim Kalın, Kullanımı Kontrole Tabi Kimyasal Maddeler hakkındaki yönetmeliÄŸi hatırlatarak, “Siyanürün buraya dahil edilmesi ile ilgili bir çalışma ivedilikle baÅŸlatıldı. Umarız bu tür hadiseler bundan sonra tekrar yaÅŸanmaz. Ama burada bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum. Bu bahsettiÄŸiniz üç hadise ardı ardına gelip, 11 vatandaşımız hayatını kaybedince, siyanür kelimesi Google’da, arama motorlarında iÅŸte en çok araÅŸtırılan kelimelerden birisi haline geldi. Bu konuda kamuoyunun, medyamızın da bir sorumluluk içinde hareket etmesi büyük önem arz ediyor.” dedi.

İletiÅŸim BaÅŸkanlığının bu konuda genel bir çerçeve çizdiÄŸini, buna dikkat edilmesinin önemli olduÄŸunu dile getiren Kalın, “Bu birbirini çoÄŸaltan, birbirini tetikleyen bir tartışmaya döndüğünde herkes bunu sıradan, normal bir ÅŸeymiÅŸ gibi konuÅŸmaya baÅŸladığında ortadaki cinayetin, ölümün, vehametin sıradanlaÅŸması, duyarsızlaÅŸması gibi bir tablo ortaya çıkıyor, buna karşı hepimizin teyakkuz halinde olması, buna müsaade edilmemesi lazım. DediÄŸim gibi ortada bir ölüm, kayıp, cinayet, intihar var, ne derseniz deyin ortada büyük bir acı var. Bunu sıradanlaÅŸtıracak, bunu kamuoyu nezdinde duyarsız hale getirecek yayınlardan, yorumlardan mutlaka kaçınmak gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir