Dışişleri Bakanı Fidan: (PKK/YPG ültimatoma göre hareket etmezse gereği) Askeri harekattır

Dışişleri Bakanı Fidan (PKKYPG ültimatoma göre hareket etmezse gereği) Askeri harekattır

Dışişleri Bakanı Fidan (PKKYPG ültimatoma göre hareket etmezse gereği) Askeri harekattır

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, terör örgütü PKK/YPG’ye ültimatom verildiÄŸini ve buna göre hareket etmemeleri durumunda gereÄŸinin yapılacağını belirterek, “(GereÄŸi) Askeri harekattır. Åžam onlarla konuÅŸuyor. Bir defa söyledi, bir daha söyleyecek.” dedi.

Fidan, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Åžam ziyareti sırasında Suriye’de ÅŸahit olduÄŸu tahribata iliÅŸkin Fidan, havalimanı çalışmadığı için kara yoluyla Åžam’a gittiÄŸini belirterek, İdlib tarafının iyi durumda olduÄŸunu ancak Hama, Humus ve Åžam’da bir yıkım gördüğünü ifade etti.

Fidan, Esed rejiminin bu yıkımı ortadan kaldırmak için herhangi bir adım atmamasına iliÅŸkin, “Zaten esas itibarıyla sonunu hazırlayan da o oldu. Astana Süreci’yle bizim baÅŸlattığımız sessizlik süreci, ateÅŸkes, 6-7 yıl hiçbir savaşın ve çatışmanın olmaması ve bu süreyi halkın ve ÅŸehirlerin yaralarını sarmak için kullanmaması, aslında rejimin hem niyetini hem de kabiliyetini gösteren bir durumdu. Ve sonuçta da sonunu hazırladı.” diye konuÅŸtu.

Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed Åžara ile görüşmesinin uzun sürdüğünü ve her türlü konuyu ele aldıklarını aktaran Fidan, bundan sonra Suriye’de neyin nasıl yapılacağını, Åžara’nın bu konudaki ve süreç yönetimindeki görüşlerini ve Türkiye’nin de tavsiyelerini ele aldıklarını söyledi.

Uluslararası toplum Suriye konusunda 4 maddede mutabık oldu

Fidan, Åžam ziyaretinden önce uluslararası toplumla yaklaşık 10-11 gün diplomasi maratonu yürüttüğünü ve bu görüşmelerle Åžam’daki yeni yönetimden ne istendiÄŸinin kararlaÅŸtırılmasının amaçlandığını dile getiren Fidan, ülkelerin hemfikir olduÄŸu 4-5 madde ortaya çıktığını ifade etti.

Bu maddelere iliÅŸkin Fidan, “Suriye’nin komÅŸuları için tehdit olmaktan çıkması; hiçbir ÅŸekilde teröre yer veren, baÅŸta DEAÅž ve PKK olmak üzere, bir alan olmaması; azınlıkların can, mal ve hayat güvenliÄŸinin saÄŸlanması ve kötü muameleye tabi olmaması; ülkenin toprak birliÄŸinin ve bütünlüğünün korunması konuları baÅŸta olmak üzere ve bu türden maddelerimiz vardı.” dedi.

Fidan, Türkiye olarak herkesin kabul edeceÄŸi, vicdanen, aklen ve hukuken geçerli bir söylemi teklif ettiklerini ve herkesin de bunu kabul ettiÄŸini anlatarak, bu söylemi de bölge aktörleri ve uluslararası toplumun beklentileri olarak Åžara’ya aktardıklarını ve onun da hemfikir olduÄŸunu ve bu maddelere itiraz etmediÄŸini dile getirdi.

Fidan, bu konular içerisinde Türkiye için iki hususun yer aldığına iÅŸaret ederek, “Birincisi Türkiye olarak biz 3,5 milyon Suriyeli kardeÅŸimize ev sahipliÄŸi yapıyoruz. Yani bu kardeÅŸlerimizin durumları. İkincisi, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki varlığının ne ÅŸekilde sona erdirileceÄŸi meselesi. Bu konuları da ayrıntısıyla ele aldık.” ifadelerini kullandı.

“Åžara, rasyonel bir lider”

Åžam ziyareti sırasında Åžara’ya dair izlenimlerine iliÅŸkin Fidan, “Açıkçası ben gayet iyi gördüm. İdlib’de geçirdiÄŸi yılların kendisine yaramış olduÄŸunu gördüm. Uzun yıllardır deneyimi var, benim onunla ilgili gözlemlerim var zaman zaman güncellediÄŸim. Ve geldiÄŸimiz noktada gerçekten hem sorumluluÄŸunun farkında, hem Suriye’nin ve bölgenin kendisinden beklentilerinin hem de fırsatların ve kısıtlamaların farkında. Yani rasyonel ama oturaklı bir lider.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Suriye’deki durumun geleceÄŸine yaklaşımına dair umudu bulunduÄŸunu ancak ortaya konan hareketler, politikalara ve eylemlere bakarak hüküm verme taraftarı olduÄŸunu dile getirdi.

Bu şekilde hareket edildiğinde diğer muhataplar nezdinde de ikna edici olduklarını belirten Fidan, şunları kaydetti:

“Åžu anda azınlıkların güvencesi olma durumunda bir sıkıntısı yok ama yarın bir gün ülkede ulusal güvenliÄŸi ve bütünlüğü saÄŸlamada sıkıntılar olabilir mi, olabilir. Yani bölgede belli anlaÅŸmazlıklar olabilir mi, olabilir. Suriye üzerinde baÅŸkalarının hesabı kitap olup karıştırmaya gidebilirler mi, gidebilirler. Bütün bunların da farkında olmak gerekiyor ama güzel olan ÅŸu, Suriye halkı kendinden olan bir yönetimi sahiplendi ve umudunu ona baÄŸladı. Bize de bu umudu desteklemek, beslemek düşüyor ve doÄŸru olanı tavsiye etmek düşüyor.”

“Suriye’de ilk öncelik uluslararası muhataplığı saÄŸlayacak bir hükümet”

Fidan, Suriye’de öncelikli konulara iliÅŸkin, “Åžu anda bir numaralı ödev, bir an önce hem halka hizmet edecek hem de uluslararası muhataplığı saÄŸlayacak bir hükümetin kurulması. Åžu anda resmi devlet baÅŸkanı hüviyeti yok Ahmed Åžara’nın, hala devrim yapan heyetin baÅŸkanı sıfatı taşıyor. 3 tane bakan atadı ama bunlar asıl, kalıcı hükümetin atanması gerekiyor. Çünkü uluslararası toplum bir an önce oraya yardım saÄŸlamak ve teknik iÅŸbirliÄŸi için bekliyor.” diye konuÅŸtu.

Uluslararası toplumun Suriye’de bir muhatap istediÄŸini kaydeden Fidan, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın da yardımların seferber edilmesi talimatı verdiÄŸini ancak bakanların, karşısında muhatap görmek istediÄŸini söyledi.

Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için yeniden imarın başlaması gerekiyor

Fidan, Suriye’de öncelikli olarak yapılmasına gerekenlere iliÅŸkin, “Hükümetin kurulması gerekiyor. Sonra ülkenin yeniden imarı meselesi. Yaraların sarılmaya baÅŸlaması bu önemli. Bu konuda ciddi adımların atılması gerekiyor.” dedi.

Bakan Fidan, Türkiye, Ürdün, Irak, Mısır, Lübnan ve Batı ülkelerinde yer alan Suriyelilerin geri dönmesi için ülkedeki yeniden yapılanma faaliyetlerinin bir an önce başlaması gerektiğini vurguladı.

Åžara’nın da yurt dışında bulunan Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri taraftarı olduÄŸunu aktaran Fidan, bu savaşın bu nedenle verildiÄŸini dile getirdi.

Fidan, Åžara’nın yönettiÄŸi İdlib’de de nüfusun yarıdan fazlasını İdlibli olmayan Suriyelilerin oluÅŸturduÄŸunu, savaÅŸ nedeniyle iç göç yaptıklarını anlatarak, “Rejimden kaçan, muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelere sığınan diÄŸer insanlardı. Zaten bizim Türkiye olarak alanda önde mevzi kazanmamızın, faaliyet göstermemizin sebebi de buydu. 5 milyona yakın muhalifin kontrolü altında yaÅŸayan mültecilerin Türkiye’ye gelmemesi meselesi.” ifadelerini kullandı.

Åžara’nın anayasa ve seçime iliÅŸkin 4-5 yıl süre vermesine dair Fidan, bu süreyi Åžara’nın söz gelimi kullandığını ve kendisiyle görüşmesinde anayasa ve seçimler meselesinin de gündeme geldiÄŸini söyledi.

Fidan, anayasa için referandum ya da Temsilciler Meclisi’nin onayı gerektiÄŸini ve bunun için de seçim yapılmasının ÅŸart olduÄŸunu kaydederek, “Seçim olması için 10 milyondan fazla insanın tekrar dönmesi gerekiyor. Yurt dışında doÄŸmuÅŸ son 11 yıl içerisinde sayısı belli olmayan vatandaÅŸ var, ölmüş vatandaÅŸ var. Yani bunların gelip, kayıtlarını tekrar kontrol altına alıp, kimliÄŸini kaybetmiÅŸlere tekrar kimliÄŸini verip, bir sistem oturtulması gerekiyor. Yani bu ne kadar zamanı bulur? Buna hemen baÅŸlamak gerekiyor. Bu yerine oturduÄŸu zaman tabii o halk üzerinden bir seçime girilmesi gerekiyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Åžara’nın “seçimden kaçma” gibi bir durumu olmadığını ve bu süreci kendisinin ona anlattığını aktaran Fidan, devletinin adının da mevcut ismi olan “Suriye Arap Cumhuriyeti” olacağını ifade etti.

“Eski rejim mensuplarının örgütlenmesi engellenmeli”

Fidan, Åžara ve ekibinin, Suriye Milli Ordusu’nun ve güneydeki unsurların yeni yönetime destek vermesinin ve askeri güvenliÄŸin saÄŸlanmasının önemli bir baÅŸlangıç olduÄŸunu vurgulayarak, “Bunun tabii ordu etrafında birleÅŸtirilmesi gerekiyor. Geriye iki tane risk alanı kalıyor. Birincisi eski rejim mensuplarının herhangi bir ÅŸekilde örgütlenmeye giderek, gerek toplu ÅŸekilde gerek hücrelerle örgütlenerek rejimle, yeni yönetimle bir çatışma içerisine girmeleri.” dedi.

Sosyal medyada yer alan Alevilere ve Åžiilere karşı hareketler yapılacağına dair provokasyonların doÄŸru olmadığını belirten Fidan, “Öyle bir ÅŸey yok ÅŸu anda. Olmayacak da inÅŸallah. Biz de olmasını istemiyoruz. Yani olmasına da müsaade etmeyiz. O konuda çok hassasız.” diye konuÅŸtu.

Fidan, Åžara’nın “Biz, bize yapılanları yapmamak için geldik” ifadelerini olgunluk olarak nitelendirerek, bu yolda devam etmelerini umduÄŸunu dile getirdi.

“Türkiye, domine etme fikrine karşı”

Fidan, Suriye ile eÅŸit iliÅŸki kurduklarını ve Türkiye’ye düşenin onlara yardım etmek olduÄŸunu vurgulayarak, “Biz domine etme fikrine karşıyız. Etkimiz olabilir, örnek alabilirler ama domine kültürü gerçekten bizim bölgemizi öldürüyor. Ben Arap kardeÅŸlerime de bölgede dedim, bu olaydan sonra çekincesi olanlar oldu. Biz bölgede ne Türkiye’nin ne İran’ın ne Arapların herhangi bir ÅŸekilde domine etme bakış açısıyla bir politika üretimine razı deÄŸiliz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’de “tahakküm kurduÄŸu” iddialarına iliÅŸkin Fidan, “Yok, onu kabul etmiyoruz. Biz var olan kardeÅŸlik hukukundan doÄŸan, coÄŸrafyamızdan doÄŸan, sınır iliÅŸkimizden doÄŸan etkimizi, mümkün olan en olumlu ÅŸekilde kullanmak istiyoruz.” dedi.

Fidan, Türkiye’nin sözünün etkin olmasına iliÅŸkin, “Caydırıcı olduÄŸumuz için, gücümüz olduÄŸu için. GerektiÄŸi zaman, hile yapıldığı zaman, bize karşı numara yapıldığı zaman biz de tabii ki tepkimizi koyacak araçlara sahibiz, ferasete sahibiz. (O araçlar olmasa) Kimse sizi dinlemez zaten. Yani savaÅŸmış olduÄŸunuzu, savaÅŸmaktan kaçmayacağınızı bilmeleri lazım. Yani yanlış bir ÅŸey gördüğünüz zaman reaksiyon gösterebiliyor olmanız lazım.” diye konuÅŸtu.

“Suriye’deki yönetim PKK/YPG’ye yönelik adımlar atacak”

PKK/YPG sorununu Suriye’deki yeni yönetimin sahiplenmesi, kendi ülkesinin milli ve bölgesel bütünlüğünü saÄŸlama adına gerekli adımları atması gerektiÄŸini anlatan Fidan, “(Bu adımları) Atacak, yani görüşmeler devam ediyor. Bu yönde birtakım adımların atılmasını bekliyoruz. Buna bir zaman vermek lazım, bir müddet.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Suriye’deki yeni yönetimin terör örgütü PKK/YPG’ye bir proje önermesi ve onların da kabul etmemesi ihtimaline iliÅŸkin, “Kabul etmezse, ki zamana oynadıkları ortada, bunu da görüyoruz. Bu insanlar (yeni yönetim) buraya savaÅŸarak geldiler. Åžam’daki yönetim, öyle herhangi bir hafife alınacak yönetim deÄŸil. SavaÅŸtan korkanların olduÄŸu bir yönetim deÄŸil. SavaÅŸarak ele geçirdiler.” dedi.

Suriye’deki yeni yönetimin YPG’yle savaÅŸacak kudretinin fazlasıyla olduÄŸunun altını çizen Fidan, Türkiye’nin bu konudaki olası rolüne iliÅŸkin, “Bizim onlara (PKK/YPG’ye) verdiÄŸimiz ültimatom ortada. Amerikalılar üzerinden de verdik, basın üzerinden de. Uluslararası terörist savaşçı niteliÄŸi taşıyan, Türkiye’den, İran’dan, Irak’tan gelmiÅŸlerin behemehal terk etmeleri gerekiyor.” diye konuÅŸtu.

Fidan, ÅŸu anda PKK/YPG’den buna yönelik bir hazırlık ve niyet görmediklerini belirterek, “Biz ültimatomları veya ÅŸartları söylerken ÅŸunun için söylüyoruz, eÄŸer askeri harekat olmasını istemiyorsanız bölgede, ne bizim tarafımızdan ne Suriye’deki yeni yönetim tarafından, bunun ÅŸartları bellidir.” ifadelerini kullandı.

Terör örgütü mensuplarının Suriye’yi terk etmesinin ardından diÄŸer kadroların silahlarını bırakarak yeni sisteme dahil olmaları gerektiÄŸini aktaran Fidan, “Bu kansız, problemsiz bir geçiÅŸ. Buna mukabil oradaki PKK’lı olmayan, aziz Suriyeli Kürtlerin canlarına, mallarına herhangi bir halel gelmeden normal hayata katılmaları ve yaÅŸamaları gerekiyor. Suriye’deki yeni yönetim de bunun garantisini bize veriyor. Çünkü ÅŸartlarımız arasında bu da var.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Suriye’de Kürt vatandaÅŸlarına da vatandaÅŸlık ve kimlik verilmesi gerektiÄŸini dile getirdi.

“PKK/YPG’e ültimatoma göre hareket etmezse gereÄŸi askeri harekat”

PKK/YPG’nin ültimatoma göre hareket etmemesi durumunda gereÄŸi yapılacağını vurgulayan Fidan, “(GereÄŸi) Askeri harekattır. Åžam onlarla konuÅŸuyor. Bir defa söyledi, bir daha söyleyecek, bir daha söyleyecek.” dedi.

Fidan, kategorik düşmanlığı olmadığını vurgulayarak, “Sen terör faaliyeti içerisindesin. Bunu kendin de kabul ediyorsun. Toplamışsın dünyanın her tarafından adamları, baÅŸkasının toprağını iÅŸgal etmiÅŸsin, petrolün üstüne çökmüşsün. BaÅŸkasına hapishane hizmetleri sunarak para alıyorsun baÅŸkasından. Böyle bir uluslararası düzen kurmuÅŸsun.” diye konuÅŸtu.

Suriye konusunda ABD’nin rolüne iliÅŸkin Fidan, “Amerika orada çeÅŸitli bahaneler için vardı. Åžu anda özellikle oradaki varlığını (ABD BaÅŸkanı Joe) Biden yönetimi döneminde devam ettirirken geliÅŸtirdikleri mazeretlerin yüzde 85’i gitmiÅŸ durumda. İran ve Rus varlığını bahane ediyorlardı. Åžimdi DEAÅž’la ilgili bir konu var. DEAÅž’la mücadele meselesini gündeme getiriyorlar.” ifadelerini kullandı.

Fidan, DEAÅž’la mücadele konusunda “PKK’nın ABD’ye hapishane hizmeti verdiÄŸini” dile getirerek, DEAÅž’le mücadele sürecinde yakalanan yabancılardan Avrupalıların ülkelerine kabul edilmediÄŸini ve bu nedenle onların “gardiyanlığını” PKK’nın yaptığını kaydetti.

DEAÅž’lıların kontrolünü Suriye’deki yeni hükümetin yüklenmeye hazır olduÄŸunu aktaran Fidan, DEAÅž’e karşı Türkiye dahil birçok ülke ve aktörün savaÅŸtığını ve sadece bunu bahane göstererek PKK/YPG’nin “korunmasının” yanlış olduÄŸunu vurguladı.

“CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan talimat verdi”

Fidan, bu konuda CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın bir talimat verdiÄŸini aktararak, “EÄŸer baÅŸkaları yapamayacaksa (DEAÅž’lıların kontrolü) bu iÅŸi, ben kendi askerimle bunları kontrol altında tutarım. Yani Türkiye olarak biz buna da hazırız. Bunda bir sıkıntı yok.” ifadelerini kullandı.

20 Ocak’ta ABD’nin seçilmiÅŸ baÅŸkanı Donald Trump’ın göreve baÅŸlayacak olmasına iliÅŸkin Fidan, Trump’ın ilk döneminde Suriye’den ABD askerlerini çekme talimatı verdiÄŸini ancak ABD sisteminin buna olanak saÄŸlamadığını hatırlattı.

Fidan, Türkiye’nin bu sorunun kan dökülmeden çözülmesini istediÄŸini belirterek, Åžam’ın yeni bir sahibi ve yönetimi bulunduÄŸunun ve PKK/YPG’nin bu yönetime karşı çıkması durumunda atılacak adımların belli olduÄŸunun altını çizdi.

PKK/YPG’nin karşı çıkması durumunda niyetinin ne olduÄŸunun belli olacağını kaydeden Fidan, “Bunların niyeti aslında herhangi bir ülkeyle barış içerisinde olmak deÄŸil, bulundukları yerde terör ve kaos çıkartmak gibi bir niyetleri var. Buna da kimse müsaade etmez.” dedi.

GeçmiÅŸte ABD’ye raÄŸmen PKK/YPG’ye askeri operasyon yapıldığını anımsatan Fidan, “Afrin’de yaptık, Rasulayn’de yaptık, Tel Abyad’da yaptık. Ondan sonra MİT’teyken herhalde 150-200 tane belki de çok daha fazla nokta operasyonu yaptık. Halen devam ediyor arkadaÅŸlar, yapıyorlar.” diye konuÅŸtu.

Fidan, milli güvenlik, halkın güvenliÄŸi ve devletin muhafazasının bunu gerektirdiÄŸini vurgulayarak, “BaÅŸka bir ÅŸey yapma ÅŸansımız yok. Tabii ki yapacağız. Bizim görevimiz bu. Tarihi mesuliyetimiz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, terör örgütü PKK/YPG’nin temas arayışı içinde olduÄŸuna iÅŸaret ederek, İsrail’in çok dolaylı ya da direkt yollardan temas içerisinde olduÄŸu ve temasın içeriÄŸi, maksadı ve nereye doÄŸru evrileceÄŸinin önemli olduÄŸunu kaydetti.

Bunun takip edilmesi gereken bir süreç olduğunu aktaran Fidan, bölgedeki bütün temasların takibinin önemine değindi.

Fidan, DEM Parti’nin son temaslarının ÅŸu anki senaryolarda YPG ile ilinti açısından ele alınmadığını belirtti.

Arap ülkelerinin Suriye’deki duruma iliÅŸkin çeÅŸitli endiÅŸeleri olduÄŸuna dikkati çeken Fidan, bunlardan birinin Suriye’deki durumun diÄŸer ülkelere “devrim ihraç etmeye çalışan bir hareket olmaya dönüşmesi” olduÄŸunu söyledi.

Fidan, burada bir “İran” örneÄŸinin olduÄŸunu ifade ederek, bu endiÅŸelerin tavır üretmek ve “yaftalamak” yerine beklentilerin ÅŸeffaf ve emin ÅŸekilde söylenmesi gerektiÄŸinin altını çizdi.

Suriye’deki yönetime, ülkenin iyi bir yönetime, güvenliÄŸe, düzene ve huzura ihtiyacı olduÄŸu mesajının verilmesi çaÄŸrısını yapan Fidan, Orta DoÄŸu’nun artık savaÅŸlardan bıktığına dikkati çekti.

Fidan, Mısır, Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerin de artık kalkınma, altyapı ve halka hizmet gibi konularla ilgilenmek istediğini ifade etti.

Bölgedeki kalkınmaya yönelik yapılan projeler ve söylemlerine yönelik bilgiler veren Fidan, Türkiye’nin bu konuda örnek olduÄŸunu vurguladı.

Fidan, bölgedeki devletlerin artık çatışma ve savaş istemediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“İstememek bir aÅŸama ama daha önemlisi, bu istememeyi bir siyasal akılla, bir stratejik formülasyonla, bölgede diÄŸer paydaÅŸlarla bir araya gelerek nasıl hayata geçirebilirsiniz? DiÄŸer ülkelerin birbirinden emin olduÄŸu, birbirine kazık atmadığı, birbirinin güvenliÄŸine sahip çıktığı, birbirinin sınırına göz dikmediÄŸi ama iÅŸbirliÄŸiyle herkesin birbirini kaldırdığı, el birliÄŸiyle bir ortamın oluÅŸturulması. Türkiye, tam da bu noktada gerçekten CumhurbaÅŸkanımızın (Recep Tayyip ErdoÄŸan) Türkiye’ye olan hizmeti ne kadar büyükse; bölgeye de bu noktada getirdiÄŸi vizyon, verdiÄŸi mesaj da hep bu oldu.”

“Suriye’de kimse yeni bir savaÅŸ görmek istemiyor”

ErdoÄŸan’ın mesajını kendisinin de taşıdığına deÄŸinen Fidan, “Suriye’de kimse yeni bir savaşı, yeni bir çatışmayı görmek istemiyor. SavaÅŸlara çatışmalara doymuÅŸ durumdayız.” dedi.

Fidan, buna rağmen bazı konularda dikkatli olunması uyarısında bulunarak, güvenlik alanında faaliyetlere devam edinilmesinin önemine dikkati çekti.

Bakan Fidan, temel amacın büyük bir işbirliği içerisinde başta Suriye olmak üzere bölgeyi kalkındırma olduğunu vurguladı.

İran ve Rusya ile iÅŸbirliÄŸinin en zor anlarda devam ettiÄŸini dile getiren Fidan, Suriye’deki pozisyonda farklılıklara raÄŸmen komÅŸuluk iliÅŸkilerinin devam ettiÄŸini aktardı.

“Argümanlarımız muhataplarımızın hassasiyetini de gözetiyor”

Fidan, Türkiye’nin olgun bir devlet olduÄŸunu belirterek, bunun çok az ülkenin yapabileceÄŸi olgun bir dış politik davranış olduÄŸu tespitinde bulundu ve ÅŸunları kaydetti:

“Burada tabii bizim muhataplarımızın durduÄŸu yer de fevkalade önemli. Biz onların hassasiyetlerini de esas itibarıyla dikkate alıyoruz. GetirdiÄŸimiz argümanlar, sadece kendimiz için olan argümanlar deÄŸil, onların da hassasiyetini gözeten argümanlar.”

Fidan, Suriye’deki geliÅŸmelerde ABD ve İsrail’in rolüne yönelik iddialarda, “maksatlı propaganda eÄŸilimi” olduÄŸuna dikkati çekerek, “kendini özne olarak hissetmemenin” söz konusu iddialara yol açtığını belirtti.

Suriye’nin yıllardır “en az 10 dinamik aktörün” fiilen içinde bulunduÄŸu bir saha olduÄŸuna iÅŸaret eden Fidan, “Günün sonunda, ‘kimin emeÄŸi kazandı, kimin faaliyeti kazandı, kim hedeflerine ulaÅŸtı’ sorusunu belki sormak gerekebilir.” diye konuÅŸtu.

Fidan, Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinden en çok fayda saÄŸlayanın İsrail olduÄŸuna iliÅŸkin iddialara dair, İran ve Hizbullah’ın İsrail-Suriye sınırından çekilmesinden dolayı böyle gözüktüğünü ancak “İran veya İranlı milislerin Suriye’deyken İsrail’e karşı askeri bir harekatta bulunmadığını” söyledi.

Suriye toprağının Lübnan’da Hizbullah’ı desteklemek için bir geçiÅŸ noktası olarak kullanıldığını dile getiren Fidan, Esed rejiminin de hiçbir zaman İsrail ile derdi olmadığını ve yeteneÄŸi bulunmadığı için de olamayacağını; daha çok Lübnan üzerinden bu faaliyetleri hayata geçirmeye çalıştıklarını ifade etti.

Fidan, Türkiye açısından da bölgedeki istikrarsızlığın bir an önce bitmesinin, Suriyelilerin ülkelerine geri dönebilmesinin ve en önemlisi ticaret rotalarının yeniden açılmasının önemli olduğunu vurguladı.

ABD’de sistem ülkelerle problemleri idare üzerinden deÄŸil, siyaset üzerinden yürütülüyor

Farklı ABD başkanları döneminde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Fidan, kurumlarla birebir çalışmakta problem olmadığını ancak devletlerin belli müttefiklerine yönelik tavırlarını farklı yöntemlerle harekete geçirdiklerini dile getirdi.

Fidan, ABD’nin aynı ittifak içindeki ülkelerle problemleri idare üzerinden deÄŸil, siyaset üzerinden yönettikleri deÄŸerlendirmesinde bulunarak, ABD’deki Senato’nun yürütme organına belli alanlarda ortak durumda olduÄŸuna iÅŸaret etti.

Türkiye ile ilgili konularda idareden ziyade daha çok siyasetin açıkçası rol üstlendiÄŸinin görüldüğünü aktaran Fidan, siyasetin direkt rol üstlendiÄŸi alanlar da olduÄŸunu ancak bazen yönetimin “kötü gözükmemek için” iÅŸi diÄŸer yönetim organlarına devrettiÄŸini söyledi.

Fidan, bu yöntemin her zaman kullanılacağına iÅŸaret ederek, doÄŸru tarafta olmanın önemli olduÄŸunu, Türkiye’nin bir ÅŸey isterken karşı taraf için de istediÄŸini ancak karşı taraf bu ÅŸekilde davranmadığında Türkiye’nin de tepkisini ortaya koyması gerektiÄŸini belirtti.

Fidan, ABD baÅŸkanı seçilen Donald Trump’ın kendi lider diplomasisini yürütmeye yatkın olduÄŸuna dikkati çekerek, bunun Obama ve Biden döneminden farklı bir yöntem olduÄŸunu kaydetti.

Türkiye’nin “baÅŸtan peÅŸin hüküm vermeyeceÄŸi” mesajını dile getiren Fidan, “Kendi konularımızı net bir ÅŸekilde söyleyeceÄŸiz onlardan da net bir ÅŸekilde dinleyeceÄŸiz. Mevzularımızı medeni bir ÅŸekilde ilerletmeye çalışacağız.” dedi.

Fidan, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan ile Trump’ın iyi bir dostluÄŸa sahip olduÄŸunu ve bundan istifade edilmeye çalışılacağını söyledi.

“DEAÅž, Müslüman toplumlar için bir zehir”

Terör örgütü DEAÅž’ın Müslüman toplumlar için bir zehir olduÄŸunu hatırlatan Fidan, terör örgütünün, dini, uyguladığı ÅŸiddet için kılıf olarak kullandığını vurguladı ve ÅŸu ifadeleri kullandı:

“Biz sorumlu ülkeler olarak; Müslüman toplumlar olarak, kendi inancımızın; tabii inancımıza düşman olanlara karşı nasıl mücadele ediyorsak, inancımızdan çıkıp da inancımıza zarar getirenlere karşı da aynı ÅŸekilde mücadele etmemiz lazım. Bu bizim hem erdemli duruÅŸumuz için önemli hem de kendi toplumumuzun, kendi dinimizin, dirliÄŸimizin, bütünlüğümüzün emniyeti selameti için önemli.”

Bu konuda din anlatımının, gençlere yönelik faaliyetlerin önemine iÅŸaret eden Fidan, Türkiye’de çok az sayıda insanın bu tarz örgütlerin kucağına düştüğü ve toplumun bu olumlu özelliklerinin korunması gerektiÄŸi deÄŸerlendirmesini yaptı.

Fidan, milli kimliğin unsurlarını oluşturan hususlara; kültürel ve inanç değerlerine çok dikkat edilmesi ve nesillere aktarılması gerektiği mesajını verdi.

Suriye’deki yeni yönetimin de terör örgütü DEAÅž konusunda Türkiye ile aynı düşündüğünü söyleyen Fidan, kendisinin buna ÅŸahit olduÄŸuna ve DEAÅž’a karşı birlikte savaşıldığına deÄŸindi.

Fidan, son zamanlarda Batılı mevkidaÅŸlarının Åžam’a yaptığı ziyaretlere iliÅŸkin ÅŸunları kaydetti:

“Esed rejimi düştüğünde biz yoÄŸun bir diplomasi trafiÄŸi içerisine girdik. Batı’daki aktörler zaten Esed’den ve Esed’in destekçilerinden haz eder bir durumda deÄŸildi. Zaten siyasal olarak haz etmiyorlar ama daha da önemlisi onların oluÅŸturduÄŸu ortamdan dolayı Batı’ya göç etmiÅŸ baya bir Suriyeli var. Biliyorsunuz her türlü göçmen hareketi Batı’daki siyasal dengeleri inanılmaz ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirdi. Yani aşırı sağın yükselmesine sebep oldu, hükümetlerin düşmesine sebep oldu, siyasal doku deÄŸiÅŸti.”

Fidan, göçmenlerin geri dönmesinin mümkün olacağı bir senaryonun Batı’da kabul gördüğünü aktardı.

Suriye’nin yeniden imarı için seferberlik ilan edilebilir

Bakan Fidan, Suriye’nin yeniden imarı konusunda seferberlik ilan edilebileceÄŸini vurgulayarak, Körfez ülkeleri baÅŸta olmak üzere bu konuda birçok aktörün hemfikir olduÄŸunu söyledi.

ABD’nin Esed rejimine uyguladığı yaptırımlara ve son duruma deÄŸinen Fidan, bu yaptırımların olduÄŸu durumda bazı finansal ve ticari aktivitelerin hayata geçmesinin zor olduÄŸuna iÅŸaret etti.

Fidan, Suriye’deki imarın tekrar baÅŸlatılması gerektiÄŸine dikkati çekerek, elektrik konusunda Türkiye’nin yanı sıra Ürdün ve Katar gibi ülkelerin de projeleri olduÄŸunu aktardı.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın bu konuda talimatlarına iliÅŸkin bilgi veren Fidan, elektrik enerjisinin aciliyetinin önemini vurguladı.

Bakan Fidan, diÄŸer ülkelerden muhataplarına Åžam’ı ziyaret konusunda yardımcı oldu

Esed rejimin devrilmesi ve Åžam ziyaretinin ardından bazı Avrupa ve bölge ülkelerinden muhatapların, yeni Suriye yönetimine ziyaret ayarlanması için kendisiyle iletiÅŸime geçtiÄŸini anlatan Fidan, Ürdün’de diÄŸer ülkelerle toplandıklarında birinin Åžam’ı ziyaret etmesi gerektiÄŸini ve kendisinin gidebileceÄŸini söylediÄŸini aktardı.

Fidan, geçmiÅŸte Åžam’a çok fazla kez gittiÄŸini belirterek, son ziyaretinde Åžam’ın çok ihmal edildiÄŸini gördüğünü ifade etti.

Son yıllarda çok yoÄŸun bir ekonomik çöküş olduÄŸunu ancak insanların tekrar dönmesiyle yeniden bir canlanmanın baÅŸladığını dile getiren Fidan, Esed döneminde Kasyun Dağı’na çıkışın yasak olduÄŸunu ve (Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed) Åžara ile önce doÄŸduÄŸu mahalleye sonrasında da Kasyun’a gittiklerini anlattı.

Fidan, halkın Kasyun Dağı’nda Åžara için tezahürat yaptığını ve ona teveccüh ettiÄŸini dile getirdi.

“Åžara siyasi açıdan yetenekli ve kabiliyetli”

Åžara ile Åžam’daki temaslarına deÄŸinen Fidan, Åžara’yı siyasi açıdan yetenekli ve kabiliyetli bulduÄŸunu ve liderlik özelliÄŸi olduÄŸunu söyledi.

Fidan, Åžara’nın sadece savaÅŸla mücadele alanında deÄŸil, İdlib’de halka hizmet ve altyapı konusunda, farklı siyaset ve bakış açılarını bir araya getirme alanında kendisini geliÅŸtirdiÄŸini ifade etti.

Kaynak: AA