DışiÅŸleri Bakanı Fidan: “SDG”, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduÄŸunu anlamalıdır
Dışişleri Bakanı Fidan: "SDG", ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır
DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin zaman kazanmaya çalıştığına iÅŸaret ederek, “‘SDG’, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduÄŸunu anlamalıdır.” dedi.
Fidan, TRT World’de yayınlanan “One on One” programında gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı.
Gazze Åžeridi’nde ateÅŸkese ve henüz ikinci aÅŸamaya geçilmemesine iliÅŸkin Fidan, bu ateÅŸkesin Türkiye için çok deÄŸerli olduÄŸunu belirterek, Gazze’de son 2 yıldır yaÅŸanan dehÅŸete, insanlık trajedisine ve soykırıma tanıklık ettiklerini hatırlattı.
Fidan, bu ateÅŸkese ulaÅŸmak için çok çaba gösterdiklerine iÅŸaret ederek, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın ifade ettiÄŸi gibi eylülde New York’ta ABD BaÅŸkanı Donald Trump ile yapılan toplantının ateÅŸkese yönelik bir dönüm noktası olduÄŸunu söyledi.
Trump’ın bu durumun ciddi olduÄŸunu ve ABD’nin bölgedeki ülkelerle bir ÅŸey yapması gerektiÄŸini anladığını aktaran Fidan, “Åžu anda ateÅŸkes var ancak ateÅŸkes sürekli ihlal ediliyor.” dedi.
Fidan, bu durumun Türkiye için “hayal kırıklığı yarattığını” dile getirerek, ateÅŸkes kabul edildiÄŸinden bu yana neredeyse 400 Filistinlinin öldürüldüğünü, Filistinlilerin ise ateÅŸkese riayet etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Barış Planı çerçevesinde tarafların insanların korunması ve insani yardım konusunda kabul ettiği şartların açık olduğunu ancak şu andaki insani yardım miktarının hiçbir zaman yeterli olmadığını vurgulayan Fidan, bu büyük zorluklara rağmen Müslüman ülkelerin ve uluslararası toplumun ateşkesin ikinci aşamaya ilerlemesini istediğini belirtti.
Fidan, buna yönelik kamuoyuna yansımayan bazı görüşmeler olduÄŸuna, genellikle “Barış Kuruluna”, “Uluslararası İstikrar Gücüne”, günlük iÅŸlerin yürütülmesine ve yürütme komitesine odaklanıldığına iÅŸaret ederek, gelecek birkaç hafta içinde bu görüşmelerin bazı sonuçlarını görebileceklerini söyledi.
Türkiye olarak bu müzakereleri yakından takip ettiklerini ve katkıda bulunmaya çalıştıklarını aktaran Fidan, sahadaki ateşkes sürecini de gözlemlediklerini, herhangi bir ihlal veya sorun tespit edildiğinde ilgili muhataplarla görüşerek gerekli adımların atılması için teşvikte bulunduklarını kaydetti.
“(Gazze ile) Aynı durumu Batı Åžeria’da da görebiliriz”
Fidan, aksi takdirde Gazze’de insanların katledildiÄŸi ve soykırıma uÄŸradığı korku günlerine geri dönülebileceÄŸine dikkati çekerek, “Bu sefer sadece Gazze’de de deÄŸil, bu durum bulaşıcıdır. Allah korusun, aynı durumu Batı Åžeria’da da görebiliriz.” dedi.
Uluslararası İstikrar Gücüne Türkiye’nin olası katılımı ve İsrail’in buna yaklaşımına iliÅŸkin Fidan, “Türkiye’nin, İsrail’in Filistin’de iÅŸlediÄŸi suçlara ve on binlerce Filistinliyi katletmesine karşı insanlığın ve uluslararası vicdanın sesi olduÄŸunun” altını çizdi.
Fidan, Filistin’de yaÅŸananların, Türkiye’nin karşı çıkması ve sesini çıkarması gereken bir durum olduÄŸunu ve diplomatik olarak en başından beri bunu yaptığını vurgulayarak, ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:
“İsrail, uluslararası toplumdan bu düzeyde eleÅŸtiri ve kınama görmeye hiç alışık deÄŸil çünkü uluslararası toplum onlara, istedikleri her ÅŸeyi yapma, güvenlikleri için gerekli gördükleri her ÅŸeyi yapma konusunda açık çek vermiÅŸtir. Bu, toplu katliam anlamına gelse bile… Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu ama bence bu dönem artık sona erdi.” diye konuÅŸu.
“İsrail, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılımına ÅŸiddetle karşı çıkıyor”
Türkiye’nin ortaklarıyla beraber bu sonuca ulaşılması için çok önemli bir rol oynadığının altını çizen Fidan, “Bu yüzden İsrail, Türkiye’nin katılımına ÅŸiddetle karşı çıkıyor ama burada tek ilgili aktör İsrail deÄŸil. Burada baÅŸka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Fidan, en başından bu yana CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın barış süreci için insani, askeri, güvenlik, teknik, altyapı ve saÄŸlık gibi alanlarda ne gerekliyse Türkiye’nin hazır olduÄŸunu ifade ettiÄŸini hatırlatarak, bu alanların Türkiye’nin üzerinde çok çalıştığı alanlar olduÄŸunu dile getirdi.
Gazze’de belli desteklerin saÄŸlanması konusunda spesifik alanlarda çalışan geniÅŸ ve departmanlar arası ekipler olduÄŸuna deÄŸinen Fidan, bunun doÄŸrudan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın talimatı olduÄŸunu ve DışiÅŸleri Bakanlığının da bu çabaları koordine ettiÄŸini anlattı.
Fidan, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücüne katılmaya hazır olduÄŸunu, İsraillilerin açıkça itiraz ettiÄŸini ve Ankara’nın da diÄŸer ortaklarla görüştüğünü yineleyerek, Türkiye için önceliÄŸin sahada neyin gerekli olduÄŸunu görmeyi teÅŸkil ettiÄŸini ve bunu kimin yapığının ikincil bir mesele olduÄŸunu söyledi.
Bakan Fidan, “Gazze’de insanlık ve insani deÄŸerler lehine baÅŸka biri gelip aynı ÅŸeyi yapabilirse, bizim için sorun yoktur ancak bizim yardımımıza çok ihtiyaç varsa, biz de katkıda bulunmaya hazırız.” dedi.
“İşbirliÄŸi mekanizması ile DEAÅž’la baÅŸa çıkılabilir”
Fidan, Suriye’deki duruma ve olası terör örgütü DEAÅž tehdidine yönelik, “Evet, DEAÅž kesinlikle büyük bir tehdit, bununla baÅŸa çıkabiliriz. Bölge ülkeleri olarak, Türkiye ve Suriye olarak, iyi bir iÅŸbirliÄŸi mekanizması olduÄŸu sürece, bu sorunu etkili bir ÅŸekilde çözebileceÄŸimizi düşünüyorum ” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin, son 40 yılda terör örgütü PKK ve diÄŸer terör unsurlarıyla mücadele ettiÄŸine ve terörle mücadele konusunda bölgede çok tecrübeli bir ülke olduÄŸuna iÅŸaret eden Fidan, bu tehditle baÅŸa çıkmak için kapsamlı beceri ve yetenekler geliÅŸtirdiklerini belirtti.
Fidan, geçen yıldan önce, Suriye’deki tehdit ortamı nedeniyle, DEAÅž ve diÄŸer terör örgütlerinin sistemdeki çatlaklardan yararlanarak kendilerine bir yol bulabildiklerini anımsatarak, artık iç savaşın sona erdiÄŸini, halkın Åžam’ı yönettiÄŸini ve ÅŸu anda saÄŸlıklı bir iÅŸbirliÄŸi bulunduÄŸunu dile getirdi.
İşbirliği mekanizması olduğu sürece bu tehditle başa çıkılabileceğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:
“Bu nedenle, devrimin ilk aylarında, 2025’in baÅŸlarında, diÄŸer bölge ülkeleriyle bir araya geldik ve şöyle dedik ‘Bakın, Suriye ÅŸimdi iyileÅŸme yolunda. Derin yaraları var ve iyileÅŸmek için zamana ihtiyaçları var, bu yönde ilerlemek için uluslararası ve bölgesel desteÄŸe ihtiyaçları var. Ancak bu arada, baÅŸka düşman unsurların bu süreçten yararlanmasını istemiyoruz.’ Bu nedenle, o dönemde terörizmin en büyük tehdit olduÄŸunu ve müdahale etmemiz gerektiÄŸini düşündük. Bu iÅŸbirliÄŸi, Suriyeli ortaklarımızın zihninde ayrı bir farkındalık yaratmak açısından çok yararlı oldu çünkü onlar DEAÅž tehdidinin çok iyi farkındalar ancak ‘uluslararası toplum DEAÅž ile nasıl mücadele ediyor ve ne tür mekanizmalara sahip’, onlar artık devlet aktörleri ve bir devlet aktörü olarak bu sorunu diÄŸer bölgesel ortaklarla birlikte ele alırken nasıl davranmalılar, bu onlar için baÅŸka bir ÅŸeydi ancak bu alana giriÅŸ yapmaları iyi oldu. Onlar bu sorunu çözme konusunda çok yetenekli ve istekli.”
Fidan, Suriye’nin geçen ay Washington’da belgeleri imzalayarak ABD öncülüğünde 2014’te kurulan DEAÅž karşıtı uluslararası koalisyonun parçası olduÄŸunu anımsattı.
Bunun iyi bir giriÅŸim olduÄŸunu vurgulayan Fidan, Suriye’nin diÄŸer ülkelerle birlikte DEAÅž’la mücadeleye kararlı olduklarını çok net bir ÅŸekilde ortaya koyduÄŸunu dile getirdi.
“Hiçbir terörist unsurun Suriye’yi iyileÅŸme yolundan çıkarmasına izin vermemeliyiz”
Fidan, askeri uzmanlarla, istihbarat uzmanlarıyla, diÄŸer bölge ülkeleriyle, ABD ve diÄŸer herkesin DEAŞ’la mücadele gündemini ilerlettiÄŸine dikkati çekerek, “Hiçbir terörist unsurun Suriye halkını ve devletini iyileÅŸme yolunda raydan çıkarmasına asla izin vermemeliyiz.” dedi.
Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin durumuna ve Suriye’ye entegrasyon sürecine iliÅŸkin Fidan, “Elbette sürecin hızından memnun deÄŸiliz. Biz, Suriyeliler ve bazı diÄŸer ortaklar, isimlerini vermek istemiyorum, topluca ‘SDG’nin daha fazla zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyor. Bence kendileri için baÅŸka fırsatlar umut ediyorlar, belki baÅŸka bir bölgesel kriz ÅŸeklinde, belki de İsrail’in Suriye ve diÄŸer yerlere yönelik yayılmacı politikaları nedeniyle. Bu yüzden, bence iyi olan ÅŸey, Amerikalı ortaklarımızın bu sürecin tamamlanması gerektiÄŸinin çok iyi farkında olmaları çünkü bu, ülkenin birliÄŸi için çok önemli.” diye konuÅŸtu.
Fidan, Suriye muhalefetinin her farklı unsurunun, silahlı grupların, “SDG” hariç, ÅŸu anda Suriye Savunma Bakanlığına baÄŸlandığını anımsatarak, “Çünkü onlar eski muhalefet yapısında muhalefet üyesi deÄŸillerdi. Farklı gruplar vardı. Her zaman tek bir komuta ve kontrol altında deÄŸillerdi. Åžimdi ise Savunma Bakanlığının komuta ve kontrolü altına girmeyi kabul ettiler. Bu, ulusal birlik için çok önemlidir çünkü bir devlette farklı otoritelere izahat veren iki veya üç farklı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlik ve egemenlikten söz edilemez.” ifadelerini kullandı.
“‘SDG’ ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduÄŸunu anlamalı”
Bunun çok önemli olduÄŸunu, herkesin bunu anladığını ancak Türkiye’nin iÅŸlerin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla halledilmesini umduÄŸunu vurgulayan Fidan, ÅŸunları kaydetti:
“Tekrar askeri yollara baÅŸvurmak zorunda kalmak istemiyoruz ancak ‘SDG’, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduÄŸunu anlamalıdır. 10 Mart AnlaÅŸması’na baÄŸlılıklarını yerine getirmeleri gereken bir noktaya gelmeliler. Herkes, bu anlaÅŸmayı gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmelerini bekliyor çünkü bu anlaÅŸmadan sapma görmek istemiyoruz. Günün sonunda, biliyorsunuz, Åžam’daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlikleri için çok önemli bir adım olduÄŸunu görüyorlar. Bir anlamda iyimserim. Umarım doÄŸru taktik, teknik ve iÅŸbirliÄŸi biçimlerini kullanırsak, hedefe ulaÅŸacağımızı düşünüyorum. “
“Özellikle Karadeniz’e doÄŸru tırmanan savaÅŸ Türkiye’yi ve diÄŸer kıyı ülkelerini de tehdit ediyor”
Rusya-Ukrayna Savaşı’na deÄŸinen Bakan Fidan, “Elbette, bu savaÅŸtan doÄŸacak herhangi bir ateÅŸkes, herhangi bir barışı memnuniyetle karşılarız çünkü bu savaÅŸ 4 yıldır sürüyor. Ve tıpkı Gazze’deki savaÅŸta olduÄŸu gibi, büyük yıkıma ve insan hayatı kayıplarına neden oluyor.” diye konuÅŸtu.
Avrupa’nın orta yerinde, 21. yüzyılda böylesine konvansiyonel bir savaÅŸa tanıklık etmenin Avrupalıların hayatları boyunca asla hayal etmeyecekleri bir ÅŸey olduÄŸunu kaydeden Fidan, Avrupa halkının bu tür sahnelerin İkinci Dünya Savaşı dönemine ait olduÄŸunu düşündüklerini söyledi.
Fidan, 2025’te Avrupa’nın ortasında “büyük çaplı bir konvansiyonel savaÅŸ yaÅŸandığına” dikkati çekerek, bunun binlerce can aldığını ve büyük ÅŸehirlerde büyük yıkıma yol açarak ÅŸehirleri enkaz alanına çevirdiÄŸini dile getirdi.
Bu durumun bölge ülkelerini ve savaşın bölgesel olarak tırmanması tehdidini oluÅŸturduÄŸunu aktaran Fidan, “Özellikle Karadeniz’e doÄŸru tırmanan savaÅŸ Türkiye’yi ve diÄŸer kıyı ülkelerini de tehdit ediyor. Bu nedenle Türkiye, en başından beri çok yoÄŸun ÅŸekilde çalışıyor ve ateÅŸkes için mümkünse gerçekten katkıda bulunmak için de çok çaba sarf ediyor.” ifadesini kullandı.
Fidan, Ankara’nın diÄŸer ortaklarıyla birlikte çok sayıda giriÅŸimde bulunduÄŸunu, özellikle son birkaç haftadır görüşme trafiÄŸinin yoÄŸunlaÅŸtığını, tarafların tartışma düzeyinin ve ciddiyetinin arttığını görmekten memnuniyet duyduklarını anlattı.
Bakan Fidan, Avrupalı aktörlerin de artık sürece dahil olduÄŸunu belirterek, ABD’nin arabuluculuk sürecini yönettiÄŸini ve bu hususta ABD BaÅŸkanı Donald Trump ve ekibine yaptıkları için “özel bir takdir” borçlu olduklarını vurguladı.
Gazze’deki gibi bu tür bir sürecin ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün olduÄŸunun görüldüğünü bildiren Fidan, halihazırda Türkiye’nin Trump ve ekibiyle, Ruslarla, Ukraynalılarla ve Avrupalılarla temas halinde olduÄŸu mesajını verdi.
Taraflar “anlaÅŸmaya çok yakın”
Fidan, tarafların gelinen noktada “anlaÅŸmaya çok yakın” olduÄŸunun altını çizerek, muhtemelen üzerinde mutabık kalınacak metnin Ukrayna kamuoyuna sunulacağına ve bunun Ukrayna tarafının iç dinamikleriyle iliÅŸkili bir konu olduÄŸuna dikkati çekti.
Tarafların olası bir “kağıt üzerinde anlaÅŸmaya” varması halinde bunu kamuoyuna sunmanın yolunu bulacaklarını aktaran Fidan, burada Ukrayna Devlet BaÅŸkanı Volodimir Zelenskiy’nin yanı sıra Ukrayna halkının iradesi ve Avrupa’nın tutumunun da önemli olduÄŸuna deÄŸindi.
Fidan, halihazırda Avrupalıların “ateÅŸkes etrafında birleÅŸmiÅŸ görünmesinin” oldukça önemli olduÄŸunu kaydederek, görüştükleri Avrupalı liderlerin bu konuda “samimi ve ciddi” göründüklerini dile getirdi.
Buna rağmen Avrupalıların kendi güvenlik kaygıları da olduğunu ifade eden Fidan, Ukraynalıların da bu endişelere sahip olduğunu ve güvenlik garantileri talep ettiklerini anımsattı.
Fidan, Moskova’nın da güvenlik kaygıları olduÄŸunu ve ek garantiler istediklerini söyleyerek, tüm bu taleplerin bir araya getirilip herkesin kabul edebileceÄŸi format ve plan oluÅŸturmanın son derece zor bir iÅŸ olduÄŸunu ancak ÅŸu anda bir anlaÅŸmaya çok yakın olunduÄŸunu bildirdi.
Türkiye’nin arabuluculuk çalışmaları
Türkiye’nin savaÅŸ devam ederken Karadeniz Tahıl GiriÅŸimi ile taraflar arasında anlaÅŸma yapılabilmesini saÄŸladığını belirten Fidan, bunun Akdeniz’e eriÅŸim imkanı tanıdığı ve temel olarak deniz güvenliÄŸiyle ilgili olduÄŸunu, baÅŸta Afrika olmak üzere dünya piyasalarına 30 milyon ton tahılın ulaÅŸmasına yardımcı olduÄŸunu hatırlattı.
Fidan, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın insani nedenlerle bu giriÅŸime büyük hassasiyet gösterdiÄŸine deÄŸinerek, ErdoÄŸan’ın hala bunun öneminden söz ettiÄŸini, zira savaşın Afrika’daki, Latin Amerika’daki, hatta Avrupa ve Orta Asya’daki insanların yaÅŸamını da etkilediÄŸini dile getirdi.
Bu sebeple deniz güvenliÄŸinin “son derece önemli” olduÄŸuna iÅŸaret eden Fidan, Rusya ve Ukrayna’nın, dünyaya sattıkları enerji ürünlerinin yanı sıra aynı zamanda büyük tahıl üreticileri olduÄŸunu vurguladı.
Fidan, Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın geri kalanına saÄŸladığı birincil ürünün tahıl olduÄŸuna dikkati çekerek, bu nedenle gündemi ilerletmeye ve deniz güvenliÄŸine ulaÅŸmaya özel önem verdiklerini söyledi.
Amerikalıların arabuluculuÄŸundaki Rusya ve Ukrayna tarafları arasında tam plan hakkında büyük bir tartışma döndüğünü belirten Fidan, “Åžu anda olan ÅŸey, tüm ilgili aktörlerin bir barış planına, bir barış paketi planına dahil olması ve artık sınırlı ateÅŸkes anlaÅŸmaları hakkında fazla tartışmamalarıdır. Sınırlı derken, enerji, altyapı ve deniz güvenliÄŸi ile sınırlı olduÄŸunu kastediyoruz. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan ve ben, muhataplarımızla yaptığımız görüşmelerde, tam bir ateÅŸkes ve barış planına ulaÅŸamazsak, lütfen bu sınırlı anlaÅŸmayı yapalım diyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Fidan, son haftalarda Türk gemilerinin her iki tarafın da hedefi haline geldiÄŸini ve Türkiye’nin bu durumdan ciddi ÅŸekilde etkilendiÄŸini belirterek, şöyle devam etti:
“Artık insansız hava araçları sadece savaÅŸan tarafların bölgelerinde deÄŸil, bizim topraklarımıza doÄŸru da uçuyor. Bu da kıyı ülkeleri için daha fazla sorun yaratıyor. Aynı ÅŸeyi Romanya’da, Bulgaristan’da da gördük ve her ÅŸey birkaç yıl önce mayınların Karadeniz’de sürüklenerek BoÄŸaz’a ulaÅŸmasıyla baÅŸladı. Bir noktada, BoÄŸaz’daki tüm gemi trafiÄŸini engelleyecek kadar tehlikeli hale geldi. Dolayısıyla bunlar da bizim ordumuzla ve diÄŸer kıyı ülkeleriyle, özellikle Romanya ve Bulgaristan’la iÅŸbirliÄŸi içinde uÄŸraÅŸtığımız sorunlar.”
“AteÅŸkesin saÄŸlanmasına tam destek veriyoruz”
Tüm bu sorunlara son vermenin en kısa yolunun ateÅŸkesin saÄŸlanması olduÄŸuna deÄŸinen Fidan, “Bu nedenle buna tam destek veriyoruz. Umarım ateÅŸkes saÄŸlanır. Aksi takdirde başından beri uyardığımız gibi, gerginlik giderek tırmanıyor. Bölgesel gerginlik çok tehlikeli ve bu bölgede kalmayabilir. Avrupa’nın farklı bölgelerine de sıçrayabilir.” dedi.
“GKRY’nin yakında AB baÅŸkanlığını devralacak olmasını bir zorluk mu yoksa fırsat mı olarak deÄŸerlendirdiÄŸi”ne iliÅŸkin soruyu yanıtlayan Fidan, bu durumun Türkiye için de bir fırsat olabileceÄŸini belirtti.
“GKRY fırsat buldukları her yerde bizi engelliyor”
Fidan, GKRY’nin uluslararası platformda, Türkiye’nin önüne engeller koyduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Fırsat buldukları her yerde bizi engelliyorlar. Ancak Avrupa’nın karşı karşıya olduÄŸu mevcut tehditler karşısında, Avrupa BirliÄŸi ile Türkiye arasındaki iÅŸbirliÄŸi ve iliÅŸkilerin her zamankinden çok daha anlamlı ve önemli hale geldiÄŸini düşünüyorum. Yani Kıbrıs Rum Kesimi, AB ile Türkiye arasında büyük bir engel teÅŸkil ediyor. Ve ne yazık ki AB’nin iç iÅŸleyiÅŸ sistemi Kıbrıslı Rumların bu tür eylemlerine izin veriyor.” diye konuÅŸtu.
Kıbrıs sorununu miras olarak aldıklarını ancak bunu gelecek nesillere bırakmak istemediklerini vurgulayan Fidan, “Eski zihniyete baÄŸlı kalmak zorunda deÄŸiliz. Daha yaratıcı olabiliriz çünkü zaman akıyor ve nesiller, gelecek nesiller bizden bir çözüm bekliyor.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün tek gerçekçi çözüm olduÄŸunun ve herkesin bunu bildiÄŸinin altını çizerek, “Türkiye olarak Annan Planı ve Crans-Montana sürecinde olumlu bir tavır aldık, Kıbrıslı Türkler BM planına lehte oy verdiler. Ancak Kıbrıslı Rumlar bunu reddetti.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Alternatif iki devletli çözümdür”
Kıbrıslı Rum yetkililerin, Kıbrıs için eÅŸit güç, servet ve yetki paylaşımı anlaÅŸmasına asla “evet” demeyeceklerini aktaran Fidan, “Onlar bunu biliyor, biz bunu biliyoruz, Avrupalılar bunu biliyor. Bu bir gerçek. Öyleyse bunun alternatifi iki devletli bir çözümdür. Bunu yapabiliriz. Ve iki devletli çözümden sonra her türlü iÅŸbirliÄŸini veya siyasi birliÄŸi kurabilirler. Bu onlara kalmış. Ancak acilen yapmamız gereken ÅŸey, bu anı deÄŸerlendirmek ve Kıbrıs’ı bir cennet haline getirmek için her türlü tarihi fırsatı kullanmaktır.” dedi.
Fidan, Akdeniz ülkelerinin turizm, ekonomi ve sanayiye yüklü yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Kıbrıslı Türkleri izole etmeyi bırakın, kaliteli bir iÅŸbirliÄŸi baÅŸlatabiliriz. Siyasi sorunu dondururken, ekonomik kalkınma, bölgesel kalkınma, enerji kaynaklarının kullanımı, turizm, sanayi ve her ÅŸeyden hep birlikte yararlanabiliriz. Ancak eski hedeflere ve zihniyete baÄŸlı kalmak, bu sorunu olumlu bir ÅŸekilde ele almamıza yardımcı olmuyor. İşte, onlara vermek istediÄŸimiz mesaj budur. Çünkü toplum uzun süredir bir ÅŸekilde ÅŸartlandırılmış durumda, bu yüzden politikacıların U dönüşü yapması çok zor. Ama birisi gerçeÄŸi söylemek zorunda. Birisi, Ada’daki gerçekler, hepimizin kaçırdığı fırsatlar ve mevcut fiili durum nedeniyle yarattığımız riskler hakkında gerçeÄŸi söyleyecek kadar cesur olmak zorunda.”
Kaynak: AA
