Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye, bekasına yönelik tüm tehditleri kaynağında yok etme gücüne ve kararlılığına sahiptir

Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye, bekasına yönelik tüm tehditleri kaynağında yok etme gücüne ve kararlılığına sahiptir

Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye, bekasına yönelik tüm tehditleri kaynağında yok etme gücüne ve kararlılığına sahiptir

DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye sahasının terörden arındırılmasının 2025’te temel önceliklerinden biri olacağını belirterek, “Bugün geldiÄŸimiz noktada bölücü örgüt ve Suriye’deki uzantıları için artık yolun sonu görünmekte.” dedi.

Fidan, Türkiye’de yerleÅŸik ulusal ve uluslararası medya kuruluÅŸlarının temsilcileriyle İstanbul’da bir araya geldiÄŸi toplantıda gündemi deÄŸerlendirdi.

Burada konuÅŸan Fidan, bölgenin artık savaÅŸlardan ve çatışmalardan yorulmuÅŸ durumda olduÄŸunu belirterek, “Kalıcı barış, dayanışma ve iÅŸbirliÄŸine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Zamanın ruhu dayanışmayı, kalkınmayı, bölge kaynaklarını iyi kullanmayı ve iÅŸbirliÄŸini artık zorunlu kılmakta.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin komÅŸularıyla güçlü ortaklıklar kurmaya odaklandığını aktaran Fidan, Türkiye’nin birçok bölge ülkeleriyle ittifaklarını güçlendirmeye devam ettiÄŸini, yoÄŸun ve ön alıcı bir diplomasi trafiÄŸi yürüttüğünü, etkin ve saygın bir uluslararası aktör olarak öne çıktığını vurguladı.

Bakan Fidan, “İçinde bulunduÄŸumuz konjonktürde Türkiye’nin atıl ve reaksiyoner bir dış politika izleme seçeneÄŸi yoktur. Bu nedenle güçlü dış politika araçlarımızla desteklenen dış politikamızı uzak görüşlü ve ön alıcı bir diplomasi aklıyla yürütmeye devam ediyoruz. Bunu yürütürken dış politikamızı çok katmanlı diplomatik hamlelerle ilerletiyoruz.” diye konuÅŸtu.

2011’den bu yana stratejik sabırla sürdürdükleri Suriye politikasıyla tüm saldırılara, provokasyonlara ve engellemelere raÄŸmen hakkı, adaleti ve insanlığı savunduklarını kaydeden Fidan, “‘Haklının acelesi yok’ dedik. Bugün tarihin doÄŸru tarafında yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. GeçmiÅŸte Kırım’dan, Kafkasya’dan, Balkanlardan, Türkistan’dan, Irak’tan gelen kardeÅŸlerimize gönlünü açan Türkiye’nin kapı komÅŸumuz Suriye halkına karşı farklı bir tavır içinde olması zaten söz konusu olamazdı. Hamdolsun, geldiÄŸimiz noktada milletimize de Suriyeli kardeÅŸlerimize de mahcup olmadık.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“Suriye konusunda hikayemiz yeni baÅŸlıyor”

Fidan, “Son 13 yıldır Suriye konusunda yoÄŸun mesai harcayan biri olarak bu sonucu görmek tabii ki hepimizi memnun etmiÅŸtir. Suriye konusunda hikayemiz yeni baÅŸlıyor diyebilirim. Suriye halkı bu aÅŸamada ülkenin yeniden imarı baÅŸta olmak üzere çeÅŸitli büyük sınamalarla karşı karşıya.” ifadelerini kullandı.

Rejimin devrilmesinden sonra bir hafta içinde açılan Türkiye’nin büyükelçiliÄŸi ve sahada aktif çaba gösteren kurumlarının Suriye’nin yeniden imar ve kalkınma çabalarına hızlı ÅŸekilde destek olmaya baÅŸladığını hatırlatan Fidan, “Suriye politikamızın ana eksenini oluÅŸturan unsurlar bugün de Suriye’nin istikrara kavuÅŸturulmasının ana reçetesidir diye düşünüyoruz. Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum Türkiye’nin dış politikasında ana eksen barış, iÅŸbirliÄŸi, dayanışma ve refahtır. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığı gibi herhangi bir gizli gündemi de bulunmamaktadır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Fidan, tarihin ve coÄŸrafyanın kendilerine yüklediÄŸi misyon gereÄŸince adaletsizliÄŸin ve zulmün karşısında durmayı bir borç bildiklerini belirterek, “Dış politikamızı da bu istikamette ÅŸekillendiriyoruz. KomÅŸularımızdan ve bölge ülkelerinden de beklentilerimiz bu yönde olmakta. Diyoruz ki gelin bölgemizde baskı ve tahkim politikaları yerine iÅŸbirliÄŸi ve kalkınma kültürünü inÅŸa edelim. Artık çatışma kültürünü birbirine çelme takma kültürünü, bölgeyi geriletme kültürünü, halkı yoksulluÄŸa itme kültürünü arkamızda bırakalım.” dedi.

Bakan Fidan, gelecek dönemde de Suriye’deki geçiÅŸ sürecinin ülkenin toprak bütünlüğü ve birliÄŸinin muhafazası temelinde kapsamlı bir anlayışla tamamlanması temennisinde bulundu.

“Bölücü örgüt ve Suriye’deki uzantıları için artık yolun sonu görünmekte”

Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye sahasının terörden arındırılması 2025’in temel önceliklerinden biri olacaktır. Dikkat ederseniz bu bölgede faaliyet gösteren tüm terör örgütlerinin ilk hedefi her zaman Türkiye olmakta. Terörle en etkin mücadeleyi de tabiatıyla yine ülkemiz yapmakta. Åžunu açık ve net bir ÅŸekilde ifade edeyim, Türkiye, bekasına yönelik tüm tehditleri kaynağında yok etme gücüne, kapasitesine ve her ÅŸeyden önemlisi de kararlılığına sahiptir. Bugün geldiÄŸimiz noktada bölücü örgüt ve Suriye’deki uzantıları için artık yolun sonu görünmekte. Artık hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmayacak. Eski düzen devam etmeyecek. Suriye’deki yeni düzende artık hiç kimsenin ‘ama’lı, ‘fakat’lı ifadeler kullanma lüksü yoktur.”

Terörle mücadelede ikircikli tavır sergileyen ülkelerin, son dönemde vuku bulan terör saldırılarından da bir ders çıkartması gerektiÄŸini aktaran Fidan, terörün dini ve milliyetinin olmadığını, terör örgütleri için Avrupa, Amerika veya Türkiye’nin bir farkının bulunmadığını artık herkesin görmesi gerektiÄŸini dile getirdi.

Fidan, gelecek dönemde DEAÅž ve PKK terör örgütlerine karşı ayrım yapmaksızın aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Terörsüz Türkiye hedefimizi öyle veya böyle ama mutlaka Allah’ın izniyle gerçekleÅŸtireceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

Dış politika prensiplerinin sadece terörle mücadeleye odaklı olmayıp, terörle mücadele eden ülkelere de destek vermeyi içerdiÄŸini kaydeden Fidan, Irak’ın güvenlik ve istikrarını da Türkiye’nin güvenlik ve istikrarından ayrı görmediklerini söyledi.

Fidan, Yunanistan ile iliÅŸkilerde yakaladıkları olumlu ivmeyi 2024’te karşılıklı ziyaretler ve üst düzey diyalog ile canlı tuttuklarını, bu tempoyu 2025’te de devam ettireceklerini belirterek, “Yunanistan ile mevcut fikir ayrıklarımız, iyi iÅŸleyen ikili diyalog mekanizmalarımız çerçevesinde ele almaya devam ediliyor. İyi komÅŸuluk ruhuyla hareket etmemiz iki ülkenin ve bölgenin de menfaatine olmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülkeyiz”

2024’te İsrail’in, cezasız kalmanın verdiÄŸi özgüvenle Filistin’deki mezalimini sona erdirmek bir yana savaşı diÄŸer bölge ülkelerine de taşıdığını gördüklerini vurgulayan Fidan, “Türkiye savaşın ilk gününden bu yana İsrail’in yaptıklarını dünya çapında gözler önüne sererek, Filistinlilerin yaÅŸadığı mezalime son vermeyi hedeflemiÅŸtir. Bir taraftan tüm imkanlarımızı seferber ederken diÄŸer taraftan uluslararası toplumu harekete geçirecek giriÅŸimlerde bulunduk. Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülkeyiz. Bugüne kadar 88 bin tonu aÅŸkın insani yardım malzemesini Gazze’ye gönderdik.” dedi.

Fidan, İsrail’in uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için uluslararası mekanizmaların iÅŸletilmesi için gerekli adımları attıklarını belirterek, Türkiye’nin İsrail’in Gazze’ye saldırılarını sona erdirmesi için uluslararası hukuki çabalarına dikkati çekti.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına vurgu yapan Fidan, “Lübnan’da bugün ateÅŸkes saÄŸlanmış olsa da bir milyondan fazla insanın yerlerinden edildiÄŸi bir insani krizle karşı karşıyayız. Tabiatıyla Lübnan’da saÄŸlanan ateÅŸkes bölgemizdeki yangını söndürmeye tek başına yeterli deÄŸildir. Filistin’de akan kan durmadıkça bölge barış ve huzura kavuÅŸamayacaktır.” diye konuÅŸtu.

“Filistinlilerin kendi öz yurtlarında vatansız, devletsiz bırakılmaları kabul edilemez “

Türkiye’nin Gazze’de kalıcı ateÅŸkes saÄŸlanması için çabalarını devam ettirdiÄŸini vurgulayan Fidan, ÅŸunları söyledi:

“Var olan bütün çabalara da aktif destek veriyoruz. Her zaman vurguladığımız üzere Orta DoÄŸu’da kalıcı barış, İsrail-Filistin meselesinin iki devletli çözümünden geçmektedir. Filistinlilerin on yıllardır kendi öz yurtlarında vatansız, topraksız, devletsiz bırakılmaları asla kabul edilemez. Bu tarihi adaletsizlik giderilmediÄŸi müddetçe Filistin meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması, İslam dünyasının yaÅŸadığı sıkıntıların aşılması mümkün deÄŸildir. Türkiye ÅŸimdiye kadar olduÄŸu gibi bundan sonra da tüm imkanlarıyla Filistinli kardeÅŸlerinin yanında olmaya, onların haklı davalarını desteklemeye devam edecektir.”

Rusya-Ukrayna Savaşı

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 4. yılına gireceÄŸini hatırlatan Fidan, Türkiye’nin aracılığıyla yapılan Tahıl AnlaÅŸması sayesinde 33 milyon ton tahılın dünya piyasalarına girdiÄŸini belirtti.

Fidan, gelecek dönemde de barışa yönelik her türlü çabayı destekleyen bu ilkeli duruÅŸu korumaya devam edeceklerini dile getirerek, “Öneyici diplomasi ve uluslararası arabuluculuÄŸa verdiÄŸimiz önem çerçevesinde geniÅŸ bir coÄŸrafyada çok sayıda giriÅŸime öncülük etmekteyiz.” dedi.

Türkiye’nin Somali ve Etiyopya arasında arabuluculuk çalışmalarına da vurgu yapan Fidan, “Önümüzdeki dönemde baÅŸta yakın çevremiz olmak üzere uluslararası düzlemde sorun çözücü ve ara bulucu rolümüzü öne çıkaran baÅŸka giriÅŸimlere, barış platformlarına ve süreçlerine de öncülük ettiÄŸimizi inÅŸallah göreceksiniz.” diye konuÅŸtu.

Fidan Afrika ile ilişkilere de dikkati çekerek, Afrika ülkeleriyle savunma, işbirliği konusunda önemli mesafe kat ettiklerini vurguladı.

Türk savunma sanayisinin Türk dış politikasının önemli bir aracı haline geldiÄŸini belirten Fidan, “Uluslararası kamuoyunun da övgüsüne mazhar olan milli ve yerli teknolojilerimiz sadece ülkemizin güvenliÄŸine deÄŸil, dost ve müttefik ülkelerin güvenliÄŸine de katkı saÄŸlamaktadır. Bu çerçevede müttefiklik ruhu doÄŸrultusunda NATO’yu daha güçlü kılmaktayız. Ülkemiz ittifaka sunduÄŸu kabiliyetleri ve kapasitesi ile çok önemli bir konuma eriÅŸmiÅŸtir. 2025’te NATO DışiÅŸleri Bakanlığı gayri resmi toplantısına, 2025’ten sonraki NATO zirvesine ev sahipliÄŸi yapacak olmamız ittifaka verdiÄŸimiz önemin bir göstergesidir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

ABD ile iliÅŸkilere de vurgu yapan Fidan, ikili iliÅŸkilerdeki bazı mevcut görüş ayrılıklarına raÄŸmen geçen yıl da “nispeten olumlu bir seyir yakaladıklarını” belirtti.

Fidan, Türkiye ve ABD’nin gerek bölgesel gerek küresel güç dengeleri bakımından birbirine ihtiyaç duyan iki ülke olduÄŸunu dile getirerek, “Ülkelerimiz arasında kapsamlı ve çok boyutlu bir iÅŸbirliÄŸi zemini bugünkü konjonktürde daha da önem kazanmaktadır. Yeni Amerikan yönetimiyle bu çerçevede yapıcı ve açık diyalog sürdüreceÄŸiz. Sayın Trump’ın ülkemizin bölgesinde ve küresel düzlemdeki kilit rolüne iliÅŸkin açıklamalarını not ettik. Amerika ile iliÅŸkilerimizde yakaladığımız ivmeyi, Sayın Trump yönetimi devraldıktan sonra daha güçlü bir ÅŸekilde sürdürmeyi hedefliyoruz.” diye konuÅŸtu.

Çin ile iliÅŸkilere dikkati çeken Fidan, 2024’te Çin ile üst düzey ziyaretlerle iÅŸbirliÄŸine güçlü ivme kazandırdıklarını ifade etti.

AB ile iliÅŸkiler

Fidan, Avrupa BirliÄŸi (AB) ile iliÅŸkilerin canlandırılmasına da önem atfettiklerini belirterek, “AB ülkeleri ile ikili düzlemde gerçekten iyi iÅŸleyen bir iliÅŸki trafiÄŸimiz var. Fakat Avrupa BirliÄŸi kurumlarıyla bu iliÅŸki trafiÄŸi aynı ÅŸekilde gitmemekte. Geçen sene bu alanda da bir takım mesafeler kat ettik.” ifadelerini kullandı.

AB üyeliÄŸi konusunun altını çizen Fidan, “Avrupa BirliÄŸi üyelik konusunda biliyorsunuz yaklaşık 10 yıl önce çok farklı bir noktaya gelmiÅŸtir. Siyasi olarak o konuda bir görüş deÄŸiÅŸikliÄŸi gözlemlemiyoruz. Rasyonel bir ÅŸekilde üyeliÄŸin olmadığı, iÅŸletilemediÄŸi bir noktada aramızdaki diÄŸer açık kalan noktalarda iliÅŸkileri nasıl ileri götürebiliriz?” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Türk Devletleri TeÅŸkilatı nezdinde üye ülkelerin büyükelçiler düzeyinde daimi temsilcileri olacak”

2024 yılının Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve Türk Dünyası ile ilişkileri daha kurumsallaştırma ve ileriye götürme yolunda attıkları adımlara sahne olduğunu kaydeden Fidan, AGİT, NATO ve diğer BM organizasyonlarında olduğu gibi artık Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde de üye ülkelerin büyükelçiler düzeyinde daimi temsilcileri olacağını söyledi.

KarabaÄŸ’da iÅŸgalin sona ermesiyle bölgede kalıcı barış, istikrar ve refah için tarihi bir fırsat penceresinin açıldığını bu süreçte Azerbaycan ile omuz omuza hareket ettiklerini aktaran Fidan, Ermenistan BaÅŸbakanı Nikol PaÅŸinyan’ın, verdiÄŸi olumlu mesajları önemsediklerini belirtti.

Türkiye’nin PKK/YPG konusundaki duruÅŸu belli

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ABD’nin PKK/YPG’ye iliÅŸkin söylemleri ve bu konudaki politika ile açıklamalarına yönelik Türkiye’nin cevabının belli olduÄŸunu dile getirdi.

Terör örgütü PKK/YPG ile bu sürecin ÅŸu anki ABD yönetiminden önce baÅŸlatıldığını ve bundan kazasız belasız bir sonraki yönetime devredilmeye çalışıldığını kaydeden Fidan, “Müttefiklik ruhunu öldürdüğünü söyledik, her türlü dayanışma ruhuna aykırı olduÄŸunu defaatle ifade ettik. Bu konudaki kendi milli menfaatlerimizi ve milli güvenlik çıkarlarımızı önceleyici adımları atmaktan geri durmayacağımızı zaten biliyorlar. Açıkçası Amerikalı ortaklarımız biz askeri operasyon düzenlediÄŸimiz zaman kendilerini hedef almadığımız sürece terörle mücadele konusunda bir sıkıntımız olmadı bugüne kadar. Bundan sonra da olacağını düşünmüyorum.” diye konuÅŸtu.

Fidan, DEAÅž’li mahkumların ÅŸartlarının devam ettirilmesi için alternatif tedbirler olduÄŸuna iÅŸaret ederek, bu meselelerin artık yeni yönetimin konusu olacağını, eski yönetimin bu konuda çok fazla söz sahibi olmadığını belirtti.

“Amerika’nın arkasına saklanarak söz söyleyen ülkeleri dikkate almıyoruz”

ABD ve Fransa’nın PKK/YPG’ye dair yaklaşımlarına iliÅŸkin Fidan, terörle mücadele, Suriye’nin milli birliÄŸi ve bütünlüğü konusunda Türkiye’nin duruÅŸunun net olduÄŸunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa’daki bazı küçük ülkelerin Amerika’nın ÅŸemsiyesi altında belli operasyonlara katılıp oradan söz söylemeyle ilgili geliÅŸtirdikleri politikaların ne kendilerine ne de bölgeye açıkçası katkı yaptığını düşünmüyorum. Amerika’nın olmadığı bir yerde kendileri bölgeye gelip, operasyon ve askeri güç bulundurabiliyorlarsa, görelim. Bunun böyle olmadığını biliyoruz. Amerika’nın gücünü kullanarak, onun arkasına saklanarak kendi menfaatlerini ilerletme konusunda söz söyleyen ülkeleri, açıkçası dikkate almıyoruz. Bu konudaki muhatabımız Amerika’dır. Amerika ile konuÅŸuyoruz, arkasına takılan ülkelerle deÄŸil. Fransa’nın yapacağı bir ÅŸey varsa, anayasayla kendi vatandaşı olarak tanımladığı insanları hapishanelerden alıp, kendi ülkesine getirip, kendi hapishanesine koyup, kendi mahkemesinde yargılamasıdır. YPG’ye, hapishane hizmetleri verdirip, daha sonra ‘ben onu destekleyeceÄŸim’ demesi deÄŸildir. O zaman kendi tutuklularımı alayım, bütün PKK’lıları Fransa’da bir adaya veya Fransa’da herhangi bir ile koyayım. Orada da baÅŸka bir unsuru toplayayım, onları orada getirmeden muhafaza edeyim. Böyle bir dünya olabilir mi? Dünya bunu anlamak zorunda. Sen, kendi DEAÅž tutuklularını kabul etmiyorsun. Onu hapiste tutan baÅŸka bir örgütü de desteklemeyi baÅŸka bir politikayla ifade ediyorsun. Bunun gerçeklerle, ciddiyetle alakası yok.”

Suriye’deki yeni yönetimin PKK/YPG’nin iÅŸgali ve terörüne karşı ajandası mevcut

PKK/YPG’ye verilen ültimatoma ve olası zaman çizelgesine iliÅŸkin Fidan, 8 Aralık’tan itibaren Türkiye’nin politikasında yeni bir perspektif oluÅŸtuÄŸuna iÅŸaret ederek, Åžam’da artık halkın sahiplendiÄŸi, Suriye’nin tamamını kucaklayan, halkın çektiÄŸi sıkıntılara ve zulme son verecek bir yönetimin olacağını söyledi.

Fidan, bu yönetimin, milli bütünlüğü, birliÄŸi, beraberliÄŸi, siyasal ve toprak bütünlüğünü saÄŸlama yolunda atacağı adımlarda, PKK/YPG’nin bölgede oluÅŸturduÄŸu iÅŸgali ve terörü sona erdirecek bir ajandası olduÄŸunu, bunu hayata geçirmeleri için kendilerine fırsat verilmesi gerektiÄŸini belirtti.

Fidan, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığına iliÅŸkin soruya ÅŸu ÅŸekilde yanıt verdi:

“Yeni gerçeklik dışında biz de oradaki varlığımızın modalitesini tabii ki yeniden gözden geçirmek, düşünmek durumundayız. Bu ÅŸu anda yapılıyor. Yeni hükümetin attığı adımlara paralel olarak Türkiye, Suriye ile olan iliÅŸkilerinin çerçevesini, tabiatını ve içeriÄŸini yeniden gözden geçiriyor. Suriye’de sadece muhaliflerin kontrolü altında yaÅŸayan bölgelerdeki 5 milyon yaklaşık Suriyeli kardeÅŸimizin hayatı idame etmesini saÄŸlayacak temel hizmetlerin verilmesi, güvenliÄŸini saÄŸlıyorduk, onun dışında temel hizmetlerinin saÄŸlanmasına katkıda bulunuyorduk. Åžimdi bu Suriye’nin tamamı için bir sorumluluk haline geldi. Sadece bizim deÄŸil, o bölge devletleri için. Bu konuda ortaklaÅŸa ne türden adımlar atabiliriz onun toplantıları yapılıyor. Gerçekten çok yeni bir süreçteyiz daha bir ay oldu. Oradaki varlığımızın artık farklı bir boyuta evrilmesi gerekecek, her ÅŸey yolunda giderse.”

“PKK/YPG’ye karşı ya baÅŸkası ya Türkiye adım atacak”

Suriye’deki yeni yönetimin ya da Türkiye’nin terör örgütü PKK/YPG’ye yönelik olası adımlara iliÅŸkin de Fidan, “Bunu defaatle söyledik. Böyle bir tehditle yaÅŸama ÅŸansımız yok. Ya baÅŸkası atacak ya biz atacağız.” dedi.

Fidan, PKK/YPG’nin farklı aktörle iliÅŸkilerine ve silah bırakmama ihtimallerine iliÅŸkin şöyle konuÅŸtu:

“Örgütün malumunuz birçok ülkeyle ve istihbarat servisiyle operasyonel iliÅŸkisi var. Birçok ülkenin askeri yapısıyla iliÅŸkileri var. Bu kadar sızılmış, manipüle edilmiÅŸ bir örgütün kendi liderliÄŸinden gelecek talimatla ilgili ne derece güçlü refleksi olabilir, tabii o baÅŸka bir sorun alanı. Biz bu konuyu geçmiÅŸte de açıkçası tecrübe ettik. GeçmiÅŸte de bu yönde örgüt liderliÄŸi talimat verdi, ‘silahları bırakın ve çıkın’ diye. Bu yönde bir çıkış baÅŸladı ama daha sonra Suriye meselesi bahane edilerek, bunu durdurdular. BaÅŸka bir mecraya girdiler.”

Yaklaşık 10-11 yıl sonra yine aynı senaryoyla karşı karşıya kalındığına dikkati çeken Fidan, örgütün böyle bir çağrıyı dinleyip dinlemeyeceğinin kendi tercihi olduğunu ifade etti.

Fidan, Türkiye’nin devlet ve siyaset olarak hesabının ve kitabının bu türden varsayımsal konular üzerinden deÄŸil, rasyonel ve gerçekçi hesaplamalar üzerinden olması gerektiÄŸini belirtti.

“Tehdit ya kendini düşmanlıktan çıkaracak ya da baÅŸka boyuta evrilip ortadan kaybolacak”

Törer örgütü PKK/YPG’ye iliÅŸkin tehdit analizini profesyonel ÅŸekilde yaptıklarını aktaran Fidan, ÅŸunları kaydetti:

“Bu tehdit analizini yaptıktan sonra tehdidi ortadan kaldırmak için ne türden diplomatik, askeri ve istihbarat araçlara ihtiyaç var, bunları tespit edip, yolumuza devam ediyoruz. Bunu yaparken uluslararası hukuka azami riayet ediyoruz. Müttefiklik hukukumuzda hiçbir ÅŸekilde halel getirmiyoruz. Sınırımızın öbür yanındaki ülkelerin toprağında bir gözümüz yok. Amacımız bizim düşmanımız olan bir tehdidi ortadan kaldırmak. Tehdit ya kendini bize düşman etmekten çıkartacak ve biz bunu doÄŸrulayabileceÄŸiz. Ya baÅŸka boyuta evrilecek ya da ortadan kaybolacak. Biz illa ÅŸiddet olsun diye ÅŸiddet uygulama taraftarı deÄŸiliz.”

Fidan, zaman zaman PKK/YPG’nin “Kürtlerle aynileÅŸtirildiÄŸini” ve bu türden kelimelerin Batı’da kullanılmasının kabul edilebilir olmadığını vurgulayarak, “Nasıl ki ‘DEAÅž’ dendiÄŸi zaman ‘Arap’ denmiyor, DEAÅž’e karşı mücadeleyi Araplara karşı mücadele olarak sınıflandırmıyorsak, PKK/YPG’ye karşı olan mücadeleyi de Kürtlere karşı mücadele diye kullanmak doÄŸru bir terminoloji deÄŸil. Suriye’deki Kürtler, Irak’taki Kürtler aziz kardeÅŸlerimizdir. Bunların terör örgütleriyle aynileÅŸtirilmesi ve Batı’da bu dilin kullanması, biz YPG’ye karşı mücadele ettiÄŸimiz zaman ‘Kürtlerle savaşıyor’ denmesi yanlış ve maksatlı bir çarpıtma.” diye konuÅŸtu.

Terör örgütü PKK’nın AB, ABD ve herkes tarafından terör örgütü olarak listelendiÄŸinin altını çizen Fidan, “Amerika, bu örgütün liderlerinin başına para koymuÅŸtur ama bu örgüt liderlerinin yönettiÄŸi baÅŸka bir alt ÅŸirketi, örgütü 100 bin tane kelime oyunuyla bunun dışındaymış gibi gösterip, baÅŸka bir ÅŸekilde hareket etmesi de tabii baÅŸka.” ifadelerini kullandı.

Fidan, bunun ABD’nin yaptığı ne ilk ne de son tutarsızlık olduÄŸunu kaydederek, ABD’nin bu tutarsızlıkları bölgede herkesin gözünün içine baka baka yapabildiÄŸini, “güçlüyüm, yaparım” tavrını ortaya koyduÄŸunu söyledi.

Bakan Fidan, bunun dünya için ahlaki değerler açısından iyi bir örnek olmadığını dile getirdi.

“DEAÅž için PKK/YPG kullanılırken Türkiye’nin milli güvenliÄŸine tehdit umursanmıyor”

Fidan, Fransa ile uzun yıllardır hapishanelerdeki Fransız asıllı DEAÅž mensuplarının akıbetiyle ilgili görüştüklerini aktararak, Fransa’dan alınan cevapların hep aynı olduÄŸunu dile getirdi.

Bakan Fidan, Fransa gibi bazı devletlerin kendi topraklarına ve hapishanelerine DEAÅž tutuklularını getirmek istemediÄŸini kaydederek, “Bunu yaparken bizim milli güvenliÄŸimizi tehdit etmeyi umursamıyorlar. Biz bu çarpıklığı ortaya koymaya çalışıyoruz ve daha anlayışlı bir politika koyuyoruz. Tamam, sen bu vatandaşını kendi toprağında görmek isteyebilirsin ama hem senin amacına hizmet edecek hem benim tehdidimi ortadan kaldıracak çözümler de mevcut. Burada buluÅŸalım bizim teklifimiz bu.” diye konuÅŸtu.

Türkiye’yi hassaslaÅŸtıran noktanın her zaman bu ülkelerin kendi taleplerini ortaya koyup, Türkiye’nin endiÅŸeleriyle ilgili hiçbir somut adım atmamaları olduÄŸu vurgulayan Fidan, “Biz atmalarını da beklemiyoruz. Kendi endiÅŸelerimizle ilgili somut adımlarımızı kendimiz atıyoruz. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceÄŸiz. Biliyorsunuz CumhurbaÅŸkanımızın bu konuda meÅŸhur bir sözü var, ‘Kendi göbeÄŸimizi kendimiz kesmek’ diye. Türkçemizden gelen güzel bir deyim.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: AA