ErdoÄŸan gazetecilerin sorularını yanıtladı; ‘Yaptırım konusunda endiÅŸemiz yok’

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Azerbaycan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Barış Pınarı Harekatı’na karşı ABD’nin açıkladığı yaptırımlara iliÅŸkin “Yaptırımlar açıklıyorlar. Bizim hedefimiz belli. Bizim herhangi bir yaptırım konusunda endiÅŸemiz yok” dedi.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Barış Pınarı Harekatı’na iliÅŸkin ABD’nin “AteÅŸkes ilan edin, biz de müzakere için ara buluculuk yapalım.” teklifine, “Biz terör örgütü ile masaya oturmayız.” diye cevap verdiÄŸini belirtti.

İletiÅŸim BaÅŸkanlığından yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan’daki temaslarının ardından yurda dönerken uçakta gazetecilerle söyleÅŸi gerçekleÅŸtiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türk Dili KonuÅŸan Ülkeler İşbirliÄŸi Konseyi (Türk Konseyi) Devlet BaÅŸkanları 7. Zirvesi ile Barış Pınarı Harekatı’na iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulundu.

Türk Konseyi’nin 10’ncu kuruluÅŸ yıl dönümünün en önemli zenginliÄŸinin Özbekistan’ın tabii üyeliÄŸe geçmesi olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, “Åžu anda üye sayısı beÅŸ oldu. Onun için ben de ‘İki devlet, bir millet’ ifadesine yenisini ilave ettim. Åžimdi ‘BeÅŸ devlet, bir millet’ olduk. EÄŸer Türkmenistan da buna katılırsa o zaman ‘Altı devlet, bir millet’ olacağız. Åžimdi tam ‘yahÅŸi’ oldu.” ifadelerini kullandı.

Bu arada Macaristan’ın da Türk Konseyi’ne gözlemci üye olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Macaristan’ın tabii farklı desteÄŸi de oldu. BudapeÅŸte’de güzel bir ofis verdiler. Çok ciddi bir mali kaynak da verdiler. Üyelere neredeyse yük yok, sadece eleman verecekler. Onların maaÅŸlarını da karşılayacaklar. Bu ÅŸekilde Türk Konseyi Avrupa’ya girmiÅŸ oluyor. Macaristan’da Kıpçakların yeri varmış. 100 bine yakın Kıpçak varmış. ‘Bizde Atilla çoktur. Neredeyse her mahallede bir Atilla bulursunuz.’ dedim. Åžu anda BudapeÅŸte Türk Konseyi için önemli bir yer konumuna gelecek. Bizim de önümüzdeki ay bir Macaristan ziyaretimiz olacak.

Türk dünyasının birlik, beraberlik ve istikrarı, huzuru bizim için stratejik önceliÄŸe sahiptir. Aramızdaki dayanışmayı artırmak için de çalışmalarımızı yoÄŸunlaÅŸtırıyoruz. Türk dünyası bizim dış politika vizyonumuzun önemli bir parçasıdır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile iliÅŸkilerimizi son 16 yılda her alanda geliÅŸtirdik. Gerek genç nüfus gerek doÄŸal kaynakları gerek ekonomik potansiyeli ile Türk dünyasının geleceÄŸinin aydınlık olduÄŸuna inanıyorum. Yeter ki akıllı, gerçekten baÅŸarılı bir sevk ve idareye sahip olsun.”

“Barış Pınarı Harekatı planlandığı gibi baÅŸarıyla yürüyor”

Barış Pınarı Harekatı’na iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde de bulunan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Barış Pınarı Harekatı’nın bugün 7’nci günündeyiz. Harekat planlandığı gibi baÅŸarıyla yürüyor. 4’üncü günde Rasulayn, 5’inci günde Tel Abyad’ı teröristlerden arındırarak buraları güven altına aldık. Bugün itibarıyla yaklaşık 32 kilometrelik derinliÄŸe ulaÅŸtık. M4 Karayolu’nu kontrol altına aldık.” ifadesini kullandı.

Bu süreçte sivillerin zarar görmemesi için azami gayret gösterdiklerini ve bu konuda Türk Silahlı Kuvvetlerinin elinden gelen her türlü gayreti gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Karşı taraf acımasız. Yaklaşık 700 havan topu, roketi bizim tarafımıza atmaları suretiyle birçok sivil hayatını kaybetti. Bunun içinde Suriyeli 9 aylık Muhammet yavrumuz da var. Bunun yanında da 18 sivil ve 3 askerimiz de ÅŸehit oldu. Bunlardan bir tanesi bu sabah Münbiç’te ÅŸehit oldu. Rejimin oraya top atışlarıyla olan bir netice. Buna karşı bizim yoÄŸun atışlarımız oldu. Bunun karşılığında da bunun bedelini rejime çok ağır bir ÅŸekilde ödettik. Biz tabii siviller noktasında çok hassasız. Bunu Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında da gösterdik. Oysa Rakka ve Deyrizor’da 4 bin, Musul’da 9 ile 11 bin sivil hayatını kaybetti. Bunları maalesef Batılı ülkeler hep göz ardı etti. Bunları hiçbir zaman konuÅŸmadılar. Åžimdi bizi baskı altına almaya çalışıyorlar. Biz harekatımızı tamamıyla karşımızdaki terör örgütlerine karşı yaptık ve yapıyoruz.”

“Harekat hedeflerine ulaÅŸana kadar devam edecek”

“Barış Pınarı Harekatı’nın amacı belli; sınırlarımızı her türlü terör unsurundan temizlemek ve mültecilerin güvenli bir ÅŸekilde evlerine dönmelerini saÄŸlamaktır. O da kendi tercihlerine dayalı olarak. Harekat hedeflerine ulaÅŸana kadar devam edecektir.” ifadelerini kullanan ErdoÄŸan, bu noktada harekatın Kürtlere karşı olduÄŸu, sivilleri hedef aldığı, DEAÅž ile mücadeleyi zayıflatacağı ve insani krize, istikrarsızlığa yol açacağı iddialarının terör örgütünü korumak için uydurulan yalanlar olduÄŸunu vurguladı. ErdoÄŸan, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“İlginç olan bir ÅŸey daha var. DEAÅž’lıların kaldığı cezaeviyle alakalı olarak Sayın Trump’ın, ‘Peki biz bu cezaevini sizlere bırakırsak bu konuda burayı alır mısınız?’ teklifine, ben kendisiyle yaptığım telefon görüşmesinde ‘ArkadaÅŸlarımızla görüşmelerimizi yapalım, birlikte bu adımı atarız ve biz bunları alırız.’ dedim. ‘Peki ne yaparsınız?’ sorusuna, ‘Kendi ülkelerine gitmek isteyenleri kendi ülkelerine göndeririz. Burada yargılanması gerekenleri de burada yargılarız.’ dedim. Ona fırsat kalmadan, malum dün terör örgütü PYD yaptığı bir operasyonla bunları cezaevinden alelacele serbest bıraktı. Bizim buradaki kararlılığımız aynen devam edecektir. Teröristin biri de aynı, yüzü de aynı, bini de aynı; deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok. Bu zaten bir virüs. Bir kanser virüsünü düşünün. Bunlar da böyle.”

“Düne kadar ABD ile hareket eden terör örgütü ÅŸimdi rejimle anlaÅŸmanın yollarını arıyor”

Türkiye’nin DEAÅž ile göğüs göğüse mücadele ettiÄŸini, sadece El Bab’da 3 binden fazla DEAÅž’lıyı etkisiz hale getirdiÄŸini hatırlatan ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

“El Bab’dan da bunları derdest ederek gönderdik. DEAÅž’a karşı mücadelemiz bundan sonra da kararlılıkla sürecektir. PYD-YPG’nin gündeminin ne olduÄŸu bellidir. Düne kadar ABD ile hareket eden bu terör örgütü ÅŸimdi rejimle anlaÅŸmanın yollarını arıyor. Bu örgüte müttefikimiz diyen Batılı ülkelerin burada durup düşünmesi gerekiyor. O zaman ben soruyorum; ‘Sizin gerçek müttefikiniz kim? Türkiye mi yoksa PYD-YPG veya DEAÅž mı?’ Artık biz DEAÅž’ı da sorabiliriz. Cezaevinden DEAÅž’lıları çıkaran bunlar ve buna ses çıkarmayan da sizsiniz.”

“Biz terör örgütü ile masaya oturmayız”

Sahadaki geliÅŸmeleri koordine etmek için ABD ve Rusya ile görüştüklerini belirten CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Dün akÅŸam Sayın Trump ile görüştüm. Onun öncesinde Macron ile görüştüm. Bu akÅŸam da Sayın Putin ile görüşeceÄŸim. ABD’nin ‘AteÅŸkes ilan edin, biz de müzakere için ara buluculuk yapalım.’ teklifine karşı ‘Biz terör örgütü ile masaya oturmayız.’ diye cevap verdim. ‘ABD gibi bir ülkenin bir terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi bir müttefikinizin arasına girmesini doÄŸrusu ben savaÅŸ hukuku bakımından da siyaset bilimi bakımından da asla doÄŸru bulmuyorum.’ dedim. Bunu da Sayın Trump’a söyledim.” bilgisini verdi.

Arabuluculuk teklifinin Trump’tan mı geldiÄŸine yönelik soru üzerine ErdoÄŸan, “Evet. Åžimdi de Trump’a bir teklifimiz oldu. Biz dedik ki bir heyet gönderin. Çünkü ‘AteÅŸkes ilan edin’ diyorlar. Bizler asla ateÅŸkes ilan edemeyiz. ‘Sizin teklifiniz vardı 20 mil, öbür tarafında Irak sınırına kadar. Biz ÅŸu anda bu 20 mil teklifinizi, Irak sınırından da 444 kilometre batıya olan bu bölgeyi tamamıyla boÅŸaltmanın gayreti içerisindeyiz. Kimden? Terör örgütünden. Bunu boÅŸaltana kadar bizim ateÅŸkes ilan etmemiz mümkün deÄŸil. Çünkü biz burayı güvenli bölge olarak ilan ediyoruz. Burayı güvenli bölge haline getirdiÄŸimiz zaman ülkemizdeki bunca o toprakların sahiplerinden arzu edenlere kendi topraklarına gidebilme imkanını da saÄŸlamış olacağız. Ve onların lojistik desteÄŸini, korumasını da biz temin edeceÄŸiz. ‘Bu da sizinle daha önce yaptığımız görüşmedir’ dedim. Çünkü bunların hepsi bizim bilgisayar kayıtlarımızda da var. Sayın Trump benim bu teklifim üzerine, önce Mike Pence ve Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien’ı Türkiye’ye gönderiyordu. Fakat daha sonra galiba Pence’i gönderme kararını aldılar. Bu akÅŸam Ulusal Güvenlik Danışmanı’yla da İbrahim (Kalın) Bey bir görüşme yapacaklar. Ve büyük ihtimalle yarın bu heyet Ankara’da olacak ve görüşmeleri gerçekleÅŸtirecekler.” diye konuÅŸtu.

“Hedefimiz belli, herhangi bir yaptırım konusunda endiÅŸemiz yok”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, PYD/YPG’nin hızla mevzi kaybettiÄŸini belirterek, “Harekatı durdurun diye bize baskı yapıyorlar. Yaptırımlar açıklıyorlar. Bizim hedefimiz belli. Bizim herhangi bir yaptırım konusunda endiÅŸemiz yok. Biliyorsunuz bu yaptırımların içerisinde ÅŸahsım da dahil olmak üzere üç bakan arkadaşım ve bize vize koymak suretiyle bizi Amerika’ya sokmama gibi ÅŸeyler var. Ticari bazı yaptırımlar var. Yani bunlar herhalde insan tanımıyorlar. Böyle bir sıkıntıyı yaşıyoruz. Ben Sayın Trump’a da bunları ayrıca söyledim. Bir taraftan da bizi ayın 13’ünde ABD’ye davet ediyorlar.” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin, Trump ile yapılan telefon görüşmesinde “13 Kasım’daki davet yinelendi mi?” sorusuna ErdoÄŸan, “Ona girmedik. BaÅŸka konular vardı. Bizim hedefimiz belli. Teröristlerin 32 kilometrelik alanın dışına çıkması ve bu hattın Fırat Nehri’nden Irak sınırına kadar tarafımızdan güven altına alınmasıdır.” cevabını verdi.

“Temennim odur ki yarın yapılacak olan görüşmeler bizler için hayra alamet olur”

Münbiç ve Kobani konusunda da Ruslarla ve Amerikalılarla görüşmelerinin devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu arada Putin ile yapacağım görüşmeden sonra belki günübirlik ikili bir görüşmeyi bu ara yapma durumum olabilir. Münbiç biliyorsunuz Amerikalıların daha önce bize ’90 gün içerisinde tamamen boÅŸaltıp teslim edeceÄŸiz’ dedikleri yerdi. Åžu anda ise rejimin Münbiç’e çok ciddi bir baskısı var ama terör örgütü içeride. Onları boÅŸaltarak deÄŸil. BoÅŸaltıp da oraya girmiÅŸ olsa bizim de diyecek lafımız yok, ‘burayı gerçek sahiplerine teslim ettiler’ diyebiliriz ama böyle bir ÅŸey yok. Yine YPG orada. O zaman ne farkı var bu iÅŸin. Sadece etiket deÄŸiÅŸiyor.

Dün sayın Trump’a ifade ettiÄŸim gibi bizim Kobani veyahut baÅŸka bir yere saldırmak, Kürtleri ve sivilleri hedef almak gibi bir hedefimiz yok. Buraları güven altına almayı hedefliyoruz. Çalışmalarımızı da bu çerçevede yürütüyoruz. Tabii burada da bir çeliÅŸkiye dikkat çekmek istiyorum. ABD hem buralardan çekiliyor hem de bize ‘buralara girmeyin’ diyor. Tabii bizim harekatımız inanıyorum ki Suriye’de siyasi çözüm sürecine de çok ciddi katkılar verecektir. Temennim odur ki yarın yapılacak olan görüşmeler bizler için hayra alamet olur.”

Şu an itibarıyla etkisiz hale getirilen terörist sayısının 611 olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunların 556’sı ölü, 26’sı yaralı, 29 teslim alınan var. Bu arada bizim de kayıplarımız olarak 20 sivil, 4 asker ÅŸehidimiz var. 159 sivil yaralımız, 47 asker yaralımız var. Bunun yanında Suriye Milli Ordusu’nda 32 ÅŸehit var, 123 yaralı var. Son olarak 820 roket ve havan atışı yapılmış ve alan olarak yaptığımız temizlik de 970 kilometrekareyi bulmuÅŸ vaziyette.”

Münbiç’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz deÄŸil. Niye? Sonunda bunların kendi topraklarıdır ama burada terör örgütlerinin kalmaması benim için önemli. Yani bizim onlara söylediÄŸimiz ‘Burada YPG/PYD kalacak mı kalmayacak mı?’ Sayın Putin’e de ben bunu söyledim. EÄŸer terör örgütlerinden Münbiç’i temizliyorsanız, buyurun buranın bütün lojistiÄŸini siz saÄŸlayın veya rejim saÄŸlasın ama yok bunu böyle yapmayacaksınız, oradaki aÅŸiretler bize ‘gelin bizi kurtarın’ diyor. Çünkü Münbiç’in tamamına yakını yüzde 85-90’ı Arapların, Kürtlerin deÄŸil. Fakat ÅŸu ana kadar böyle bir ÅŸeyin cevabını ne Sayın Putin’den aldık ne de rejimden bize böyle bir ÅŸey ulaÅŸtı. Kobani’ye gelince, biliyorsunuz daha çok Kürtlerin bulunduÄŸu bir yerdi. Sayın (Barack) Obama döneminde bir gece beni aradı ve ‘Bize yardım edin, Kobani’yi bizim almamız gerekiyor. Oradaki insanları bu teröristler öldürüyor’ dedi. ‘Siz ne yapacaksınız’ dedim. Dedi ki ‘Biz ÅŸu an oraya silah, mühimmat desteÄŸi vereceÄŸiz’ dedi. ‘Kime vereceksiniz?’ diye sordum. ‘Orada yaÅŸayanlara’ dedi. ‘Orada yaÅŸayanlar bu silahı, mühimmatı kullanabilecek konumda mı?’ diye sorduÄŸumda ise ‘Onu bilemem’ dedi. Ve maalesef o gece bize dürüst davranmadı. Sabaha doÄŸru uçakla oraya silah, mühimmat, araç, gereç her ÅŸey indirdiler. Daha sonra biliyorsunuz biz bunu video kayıtlarıyla zaten bütün dünyaya da tanıttık. Peki ne oldu? Oradaki mücadelenin sonucunda 300 bin civarında orada yaÅŸayan Kürtler bizim topraklarımıza geldi. Åžu an 300 bin Kürt, Kobanili bizim topraklarımızda yaşıyor. Fakat tabii Batı bunu asla konuÅŸmuyor. Güya biz Kürtleri asıyoruz, kesiyoruz, öldürüyoruz. Öyle bir ÅŸey yok. Dolayısıyla Kobani ile ilgili Sayın Trump’ın akÅŸamki ifadesi ‘orayı vurmayın’. Biz dedik orada sadece şöyle bir çevreleme harekatı yapmış durumdayız. Kobani’nin içiyle ÅŸu anda ciddi manada ilgilenmiyoruz. ‘Ancak farklı bir geliÅŸme olursa tabii ki buna müdahale edilebilir’ dedik.”

“Kobani’nin stratejik bir önemi var. Oradan vurdular bizi”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Kobani’nin güvenli bölge planları içinde olup olmadığına yönelik bir soruya, “Tabii. Çünkü geçmiÅŸ itibarıyla stratejik bir önemi var. Oradan vurdular bizi.” cevabını verdi.

“Trump’ın tutarsız durumunu nasıl deÄŸerlendirirsiniz? Yaptırımlarla ilgili endiÅŸemiz yok dediniz ama olası hazırlıklarla ilgili bizi bilgilendirir misiniz?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye artık kendine yeten bir ülke. Tarihimiz itibarıyla baktığımız zaman Çanakkale’de bir tas çorbaya talim etmiÅŸ bir ülkeyiz. Åžimdi birileri ‘yok şöyle, yok böyle’ diyor. Göreve geldiÄŸimizde savunma sanayisinde yüzde 20 kendimize yeten bir durumumuz vardı ama ÅŸu anda yüzde 70 oranında savunma sanayiyle ilgili bütün ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılıyoruz. Gerek yurt içi gerekse yurt dışı terörle mücadelede silah, mühimmatı biz kendimiz üretiyoruz. Bunlarla biz bu iÅŸin mücadelesini veriyoruz. Ne dedi? ‘Patriot vermiyorum.’ Verme. Ne oldu? Biz de S-400’ü aldık. Bu sefer de baÅŸladı ‘S-400’ü alamazsın.’ Aldık. Teslimatı da yapıldı. Ve ÅŸimdi son paketi Aralık’ta geliyor. Belki de Kasım’da gelecek. Åžimdi artık çaresizlik yok. Dünyada yok yok. İstediÄŸin bir ÅŸeyi istediÄŸin yerden bulursun.

Alman DışiÅŸleri Bakanı çıkmış, haddini bilmez bir adam, ‘Türkiye’ye silah satmayacağız’ diyor. Aman yandık! Ben kaybetmem siz kaybedersiniz. Sen siyaseti de bilmiyorsun, siyaset acemisisin. Siyaseti bilsen böyle konuÅŸmazsın. Sen satmadın da ne olacak yani, biz bittik mi? Fransa çıktı ‘Aramızda anlaÅŸmalarımız var’, diyor ki ‘Türkiye’ye biz silah satmayacağız.’ Macron ile konuÅŸtum, ‘Böyle bir açıklama yapıyorsun, bu neyin nesi?’ dedim. Anlamak mümkün deÄŸil. Avrupa BirliÄŸi’ne bakıyorsun aynı ÅŸeyleri söylüyor. Avrupa BirliÄŸi’nin kendi içinde de bir insicam yok. Çünkü tamamen duygusal konuÅŸmalar. Biz bize yeteriz. O vermiyorsa bir baÅŸka yerden alırız. ‘F-35 vermiyorum’ dedi. Düşünün 1 milyar 400 milyon dolar ben ödeme yapmışım ve F-35’in önemli parçalarını da ofset kapsamında biz Türkiye’de üretiyoruz ve onlara veriyoruz. Biz bir yerde müşterisi deÄŸiliz aynı zamanda da bu iÅŸin ortağıyız. Adamlar kalkıp bize meydan okuyorlar. Åžimdi bu ne yaptı? Aynı zamanda 7-8 milyon dolar her F-35 uçağının maliyetini de artırdı. Peki sen bunu bize vermedin, biz ne yapacağız, çaresiz miyiz? Alternatiflerimiz hazır. Hemen alabileceÄŸimiz yerler var ve teklifler de gelmeye baÅŸladı.”

“Bazı ürünlere yönelik vergilerin artırılmasının ekonomiye olumsuz etkisi olur mu?”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Yerli çelik dahil olmak üzere bazı ürünlerin vergilerinin artırılmasının ekonomiye olumsuz etkisi olabileceÄŸini düşünür müsünüz?” sorusuna karşılık, “Onun tam aksine onlara olumsuz etkisi olur. Bize yok. Çünkü bu yüzde 25-50 meselesinden dolayı dünyanın deÄŸiÅŸik yerlerinde aslında olumsuz etkilenenler var, tam aksi olanlar var. Åžu anda bizim bu sektörün içinde olan bir firmamız bu süreç içerisinde çok kazandı, ‘kazanıyorum’ dedi. Bu tür oranların hepsi piyasaları farklı ÅŸekilde etkileyebiliyor.” ifadelerini kullandı.

ErdoÄŸan, “13 Kasım’da ABD’ye ziyaret planlamanız var. Burada bir erteleme olabilir mi? ABD’den Türkiye’ye heyetin gelmesinden ABD tarafı ne bekliyor bundan sonraki iliÅŸkilerde ne yöne evrilir?” sorusuna ise ÅŸu yanıtı verdi:

“Onlar şöyle bir ÅŸeyde direniyorlar. Önce ateÅŸkesi ilan edelim ondan sonra diÄŸer konuları görüşelim. Ben Sayın Trump’a dedim ki önce ateÅŸkesi ilan edip daha sonra diÄŸer konuları görüşelim olmaz. Bir defa müzakere adabına da terstir. Önce anlaÅŸacağız, ondan sonra ateÅŸkesi konuÅŸacağız. Onun için heyeti gönderip heyette bulunan arkadaÅŸlarımız müzakere etsinler dedim. Tabii muhatabı muhatabı ile görüşecek. Kim geliyor ulusal güvenlik, muhatabı kim İbrahim Kalın. Ona göre heyete Milli Savunma Bakanımız da katılacaklar. Kimler geliyorsa karşılarında da arkadaÅŸlarımızı bulacaklar.”

“Trump’a ‘Siz DEAÅž ile masaya oturur musunuz?’ dedim”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Önce görüşme sonra ateÅŸkes dediniz ya gelmeleri bu sözünüzü kabul ettikleri anlamına mı geliyor?” sorusu üzerine de “Hayır. Onlar hala direniyorlar. İbrahim Bey ile yaptıkları görüşmelerde hala direniyorlar. Pompeo ile Mevlüt (ÇavuÅŸoÄŸlu) Bey’in bir görüşmesi oldu. Hala o ateÅŸkes konusuna direniyor. Mevlüt Bey de kendisine dedi ki ‘Heyet gelsin önce mutabakat saÄŸlansın, mutabakat saÄŸlandıktan sonra o konu görüşülür. O konu nasıl görüşülür, o ayrı mesele. Az önce kilometreleri verdim. Irak sınırına kadar 44 kilometre az olur, çok olur. Bu bölgeyi teröristlerden temizleme bizim hedefimizdir. Burası bizim güvenli bölge ilan ettiÄŸimiz alan. Bu güvenli bölgede kendisinin bize verdiÄŸi söz bu. 20 mili ben konuÅŸmadım, Sayın Trump söyledi. Ben Obama döneminde güvenli bölge dedim, Trump döneminde güvenli bölge dedim. Sayın Trump da daha sonra güvenli bölgeyi telaffuz etmeye baÅŸladı. Åžimdi madem bunları konuÅŸtuk, neden bunlardan sapıyoruz. Dünyada terörizme karşıyız diyoruz. Mesele PYD-YPG ile ara buluculuktan bahsettiÄŸi zaman ben dün akÅŸam kendisine onu da söyledim. ‘Siz DEAÅž ile masaya oturur musunuz?’ dedim. ‘GerektiÄŸinde onlarla da masaya oturuyorum’ dedi.

“Türkiye olarak bir kabile, çadır devleti deÄŸiliz”

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “Yaptırım listesinde Enerji Bakanı da var bunu nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, ÅŸunları kaydetti:

“Bunu kabul edilebilir bulmak mümkün deÄŸil. Biz bu listenin tamamını da görmek istedik. Bunları bir söyleyin sebebi nedir? Siz bu ülkenin baÅŸkanına, bakanlarına vize getirmekten bahsediyorsunuz. Neye dayanarak böyle bir ÅŸey dile getiriyorsunuz. Mal varlıklarına el konulacakmış. Amerika’da mal varlığı varsa… Yaptırımlar tekrar gözden geçirilecekmiÅŸ. Bunları neye göre söylüyorsunuz? Benim arkadaÅŸlarımın hiçbirinin ABD’de herhangi bir malı yok. Benim de sadece ÅŸahsım deÄŸil, aile efradına varıncaya kadar hiçbirinin… Böyle bir ÅŸeyi kabullenmek, yutmak mümkün mü? Yani biz Türkiye olarak bir kabile, çadır devleti deÄŸiliz. Sen Türkiye’ye nasıl böyle bakarsın. Bir taraftan ‘NATO’da ortağımsın’ diyeceksin. ‘Seninle yıllar yılı biz ortak mücadele verdik’ diyeceksin. Åžu anda NATO üyesi ülkeler içerisinde ilk 3-4 içerisindeyiz biz. Ödemeleri tam manasıyla yapan ülke olarak. Ödemelerini yapmayan ülkelere de Sayın Trump’ın her zaman çok ağır serzeniÅŸleri vardır. Türkiye böyle bir ülkeyken Türkiye’ye karşı farklı deÄŸerlendirmeler, yaklaşımlar kabul edilebilir deÄŸil.”

“Bu mücadeleyi sırtımızı Adana Mutabakatı’na dayayarak yapıyoruz”

“Biz teröristlere karşı bu mücadeleyi sırtımızı Adana Mutabakatı’na dayayarak yapıyoruz.” diyen ErdoÄŸan, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Adana Mutabakatı bu iÅŸin zaten esasını oluÅŸturuyor. İkinci bir madde bütün NATO üyesi ülkelerin ÅŸu anda bizim yanımızda yer alması gerekir. Bu yükümlülüktür. Bu 5’inci maddenin yükümlülüğünü de NATO üyesi ülkeler ÅŸu anda maalesef yerine getirmiyorlar. Kim bunlar? BaÅŸta AB üyesi ülkeler. Bunlar AB’de bile bu kararları alırken neye göre alıyorlar bunu da düşünmek lazım. AB’de kalalım mı kalmayalım mı? Yani haklılığım çıkıyor mu?

Bir baÅŸka iÅŸ, ‘kapıları açarız’ dedim rahatsız oldular. Bu iÅŸin de ne kadar ciddiye doÄŸru gittiÄŸi ÅŸimdi ortaya çıkıyor. Böyle giderse zaten iÅŸin varacağı yer orası. Siz mi Türkiye’ye böyle bir ÅŸey yapıyorsunuz? Sizin planınız neyse bizim de planımız var. Kapıları açıyoruz. 3 milyon 650 bin ÅŸu anda bizdeki mülteci. ‘Haydi AB sizi çok seviyor. Sizler AB’ye gidin’ dememiz lazım.”

“Yaptırım konusunda Pompeo ile bir farklılık gözüküyor. Graham gibi birkaç senatör çok büyük bir baskı oluÅŸturuyor. BaÅŸkan Trump’ı bu anlamda baskılanmış gördünüz mü?” sorusuna ise ErdoÄŸan, “Sayın Trump’ın ÅŸu ana kadar yaptığı Twitter açıklamalarına baktığımızda artık bu tweetleri takip edemez konuma geldik. İzleyemiyoruz. Dün akÅŸamki konuÅŸmayla çok daha farklı bir durum var. Çünkü ısrarla ara buluculuk, ısrarla ateÅŸkes… Artık dayanamadım, ‘Gönder bir heyet, biz bu heyetle bunları konuÅŸalım ama asla biz bir terör örgütüyle masaya oturmayız. AteÅŸkesi biz bir terör örgütüyle konuÅŸmayız’ dedim.” yanıtını verdi.

“Bizim için aslolan milli ve yerli duruÅŸu olanların tavrıdır”

Barış Pınarı Harekatı’na verilen destekle ilgili daha önce dile getirdiÄŸi memnuniyeti hatırlatılan ErdoÄŸan, “Bazı meslek dallarının da harekatı eleÅŸtiren açıklamaları var, bunları nasıl deÄŸerlendirirsiniz?” sorusuna karşılık, ÅŸunları söyledi:

“Ben tabii ÅŸu anda sadece üç tane siyasi partinin bu konudaki desteklerini biliyorum. CHP, MHP, İYİ Parti ve bunların bu destekleri sebebiyle bu ortak açıklamamızla ülkemizin milli ve yerli duruÅŸuna bir destek olması için kendilerine de teÅŸekkür etmiÅŸtim. Milli Savunma Bakanıma da ‘Bu üç partinin genel baÅŸkanlarını ziyaret etmek suretiyle bilgilendir’ demiÅŸtim. Sayın Akar kendilerini tek tek ziyaret etti ve en ince teferruatına kadar bilgilendirdi.

Bunun dışında ne gibi açıklamalar var, kim ne söylüyor bunu bilemem. Terör örgütünün desteklemiÅŸ olduÄŸu malum partiden olumsuz açıklamalar gelebilir. Onu da ben zaten kale almıyorum, alamam. Niye? O zaten bir terör örgütünün yansımasıdır. Ondan farklı bir ÅŸey beklemeyelim. Onu dışarıdan destekleyen bazı STK’lar da olabilir. Onları da kale almaya gerek yok. Bizim için aslolan milli ve yerli duruÅŸu olanların tavrıdır. Onlar da ÅŸu ana kadar her yerde yanımızda oldular ve bu konuda da duruÅŸlarında bir farklılık görmüyorum.”

“Münbiç’e rejimin bir saldırısı oldu. Bir taraftan da operasyonun akabinde PYD-YPG’nin rejim ile Rusya ile görüşmeleri söz konusu. Türkiye’nin operasyonu için bir komplikasyon olarak deÄŸerlendiriyor musunuz? Türkiye’nin dolaylı yoldan rejim ile PYD’nin görüşmesini veya anlaÅŸmasının önünü kesmesi için Rusya üzerinden rejim ile görüşmesi söz konusu olabilir mi?” sorusuna ise ErdoÄŸan, “Bir defa komplikasyon olmasını kabul etmemiz mümkün deÄŸil. Bu iÅŸin başında ÅŸahsım var zaten. Bu noktada baÅŸta Silahlı Kuvvetlerimiz ve Emniyet TeÅŸkilatımız olmak üzere tüm danışmanlarımla, ilgili bakanlıklarımla birlikte bütün bu terör saldırılarına karşı içte ve dışta bunların deÄŸerlendirmelerini yaptık ve bu deÄŸerlendirmelerden sonra da bu adımı attık. En geniÅŸ manada bu konuların deÄŸerlendirmesini, istiÅŸaresini yapmış vaziyetteyiz.” cevabını verdi.

“Bu kadar kısa sürede biz neticeyi alınca bunlar ÅŸok oldular”

Gazetecilerin, sahadaki diÄŸer aktörlerin pozisyon deÄŸiÅŸtirebileceklerine yönelik sorusuna iliÅŸkin, “Sahadaki bazı aktörlerin boyutları önemli” ifadesini kullanan ErdoÄŸan, “Trump gibi, Putin gibi…” sözleri üzerine, “Åžu an ülkemizin dışındakilerinin hepsini bilgilendirdik. Trump’da dahil, Avrupa BirliÄŸi, NATO dahil hepsini bilgilendirdik. BilgilendirdiÄŸimizde ÅŸu andaki gibi durum söz konusu deÄŸildi. Neden? Büyük ihtimalle onlar kısa sürede bizim böyle bir netice alacağımızı ümit etmiyorlar veya beklemiyorlardı.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Negatif yansıma mı bekliyorlardı?” sorusu üzere ErdoÄŸan, “Belki de… Ama bu kadar kısa sürede biz neticeyi alınca bunlar ÅŸok oldular. Åžimdi onları kurtarmaya çalışıyorlar. Åžu an itibarıyla 970 kilometrekarelik bir alan temizlenmiÅŸ vaziyette. Tabii köylerin sayısına baktığımız zaman çok ciddi manada köyler boÅŸaltılmış vaziyette. Buralara köylerin gerçek sahipleri gelip yerleÅŸiyor. Rejim noktasında da ÅŸu an rejimin bu terör örgütleriyle saÄŸlıklı bir ÅŸekilde iletiÅŸime girebileceÄŸine ben ihtimal veremiyorum. Görüşüyorlar diyorlar. Belki rejim, mahfillerin baskısı altında kalarak bu tür görüşmeler yapıyor olabilir. Bir defa ABD rejimin talebi ile orada deÄŸil. Koalisyon güçleri rejimin talebiyle orada deÄŸil. Rejimin talebiyle Rusya orada. Biz de rejimin talebiyle orada deÄŸiliz. Biz Adana MutabakatıIyla oradayız. Çünkü Adana Mutabakatı aslında rejimin de zamanında bizlerle yapmış olduÄŸu mutabakat. Biz onun üzerinden kendimizi güçlü hissediyoruz. Bir de bizim kendimizi güçlü hissettiÄŸimiz yer neresidir? Suriye’nin kendi halkıdır. Halk bizi istiyor. Aramızda bir de bu var. Onlar için böyle bir ÅŸey yok. ABD’yi terör örgütü istiyor. Koalisyon güçlerini terör örgütü istiyor. Niye çünkü onların ellerinde ABD’nin silahları var. Mesela Lafarge’ın bu bölgede devasa fabrikası var, mikserleri var. Bütün o tüneller, o bakslar oradan verilen çimento ile döküldü. Tüm o hendekler açıldı ve o bakslar oralara yerleÅŸtirildi. Tüneller böyle hazırlandı. Åžu anda yüzlerce kilometre tüneller var. Bu mücadele böyle veriliyor.” ifadelerini kullandı.

“Ayın 13’ünde Trump ile görüşmek üzere Washington’a gideceksiniz. Trump’a ÅŸunu söylediniz mi ‘Hem vize… Hem de bizi oraya çağırıyor musunuz?’ dediniz mi?” sorusuna ErdoÄŸan, “Åžu anda demedim. Åžu anda heyet gelsin. ArkadaÅŸlar, heyetle görüşmeleri yaparken onlara onu söyleyeceÄŸim.” yanıtını verdi.

“Macron’a ‘Ne zamandan beri KKTC’yi tanıyorsunuz? dedim”

KKTC CumhurbaÅŸkanı Mustafa Akıncı’nın tepki çeken açıklamalarının hatırlatılması üzerine ErdoÄŸan, “Macron da ‘KKTC CumhurbaÅŸkanı’nın harekat ile açıklamasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?’ diye sordu. Ben de sordum ‘Ne zamandan beri KKTC’yi tanıyorsunuz?” dediÄŸini belirtirken, “Mültecilere kapıları açarız dediniz. Kafanızda bir takvim ve kırmızı çizgi var mı. Åžu olursa mülteciler için kapıları açarız kırmızı çizgimiz var mı?” sorusuna da “Åžu anda konu masa üstünde. Hatta AB üyesi ülkelerin bazıları keÅŸke kapıları açsanız dediler.” cevabını verdi.

“Boris Johnson ile görüşmemiz oldu. Ne de olsa Çankırılı”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Macaristan dışında diÄŸer AB ülkelerden olumsuz tepkiler geldi. Gerek silah ambargosu gerekse DoÄŸu Akdeniz ile ilgili tutumları. AB konusunda iyileÅŸme adımları beklediÄŸimiz bu dönemde bu açıklamaları nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusu karşısında ÅŸunları kaydetti:

“Bunlar zaten bizi hep ÅŸaşırtıyorlar. Ne dedikleri belli deÄŸil. AkÅŸam baÅŸka sabah baÅŸka. Akıl hocaları kimdir anlamadım. Aralarında deÄŸerlendirmeleri doÄŸru dürüst yapmıyorlar. Åžu anda biz AB’de yeni heyet henüz iÅŸ başı yapmış deÄŸil. Önümüzdeki ay itibarıyla devir teslimleri olacak. Tabii iÅŸbaşı yaptığı zaman nasıl çalışacak bilmek lazım. Liderler tarafından bakıldığı zaman ÅŸu anda Merkel; durumu koalisyon, ondan dolayı topu oraya atıyor. Koalisyon ortağı dışiÅŸleri bakanı parlamentoda bir açıklama yapıyor. Söyleyince ne yapıyor? Ama dananın kuyruÄŸu da ikisinin elinde. AB güçlü olması ülkesi olması hasebiyle. BirleÅŸik Krallık BaÅŸbakanı Boris Johnson ile görüşmemiz oldu. Ne de olsa Çankırılı. Trump’a da dün ‘Zaman zaman medyaya çok kızıyorsun. Åžu anda onların tesiri, baskısı altındasınız. Buna aldırmayın siz güçlü lidersiniz. Güçlü liderlere bu yakışmaz’ dedim.”

Gazetecilerin, İran CumhurbaÅŸkanı Hasan Ruhani’nin açıklamalarını hatırlatması ve İran sokaklarında PKK’ya destek olduÄŸuna iliÅŸkin sözleri üzerine ErdoÄŸan, “Görmedim. O iÅŸin altında yatanı tahmin edebiliyorum. Ruhani ile görüşeceÄŸim. Çünkü dünyada herkes İran’ı tek başına bıraktığı zaman yanındaydım. ABD yine karşısındaydı. Obama bana o zaman ‘Sizden bir ricam olacak. Bu iÅŸe onay ver’ dedi. Biz geçici üyeydik. Kusura bakmayın biz tükürdüğümüzü yalamayız. Biz sizin belirlediÄŸiniz esaslar dairesinde bu adımı attık. Biz bu adımı bu ÅŸekilde attık. O zaman da ‘Lübnan’ı uyarsanız, o zaman o çekimser kalsa…’ Lübnan çekimser kalsa ne olur, kalmazsa ne olur. Zaten daimi üyeler olarak karar verdiniz mi iÅŸ bitiriyor. Bunları komple bir karar çıkarma alışkanlıkları olduÄŸu için. Åžimdi bunu Ruhani’ye hatırlatacağım.” ifadelerini kullandı.

“Putin’in bakış açısı… PKK ile Kürtleri aynı görüyor Rusya medyası?” soruları üzerine ErdoÄŸan, “Bu akÅŸam görüşeceÄŸim. Bunlar iÅŸi yanlış yorumluyorlar. Batı nasıl verdiÄŸimiz mücadeleyi Kürtlere karşı yapıyormuÅŸ gibi veriyorsa, demek ki o medya bu iÅŸin aynısını uyguluyor. Halbuki hiç alakası yok. Bu örgütün içinde Fransalı, Hollandalısı var. Bunlar Kürt mü?” karşılığını verdi.

“Teröristi düşünüyorsunuz da çadırlardaki milyonlarca insanı niye düşünmüyorsunuz”

Barış Pınarı Harekatı’nın 7’nci gününün geride kaldığı ve bundan sonra nasıl bir takvim öngörüldüğü sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Burası matematik olay deÄŸil. Bu tamamen sosyolojik olay. Tabii ki terörle mücadele kabiliyeti, anlayışı… Åžimdi bunun tarihi olmaz ama burada hedefler olur. Bizim hedeflerimiz belli. Hedeflerimiz nedir? Güvenli bölge baÅŸlığı altında Irak sınırından 444 kilometre batıya, öbür tarafta da 32 km derinlik… Bu bizim onlarla baÅŸlattığımız, Trump mutabakatının bir neticesidir ama mutabakatı yaptığımız kiÅŸiler bu mutabakata uymuyor ne yazık ki… Bu gelen heyetin önüne önce bunu koyacağız. ‘Buyurun Trump ile yaptığımız mutabakatın metni…’ Åžimdi diyoruz ki gelin bu terör örgütünü sınır dışına atalım, burayı güvenli bölge ilan edelim. İyi niyetli iseniz lojistik desteÄŸi beraber saÄŸlayalım. Bu insanları çadırlardan kurtaralım. Teröristi düşünüyorsunuz da çadırlardaki milyonlarca insanı niye düşünmüyorsunuz. Gelin bu insanları konteynerden kurtaralım.”

“DEAÅž’lıları kendi ülkelerine göndeririz. TutuÅŸacaklar”

“Trump, DEAÅž’lıları Türkiye’nin devralmasını mı istiyor?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, “Bu DEAÅž’lıların olduÄŸu cezaevleri sadece Rakka’da deÄŸil. Kuzey tarafta da var. Bunları alırız. Kaldıkları cezaevlerine cezaevi demek zor. Yabancı savaşçıları kendi ülkelerine göndeririz. TutuÅŸacaklar. Fransa diyecek ‘göndermeyin’, Almanya diyecek ‘göndermeyin’. Ondan sonra cezaevlerinde kuracağımız mahkemelerde bunları yargılamaya geçeceÄŸiz. Bu sınırdakilerin dışındakileri ABD düşünsün.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir