ErdoÄŸan: “Kapatılması gerekiyorsa İncirlik’i de Kürecik’i de kapatırız!”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ABD Senatosunun ‘Ermeni’ kararına iliÅŸkin, “Yeri geldiÄŸi zaman otururuz bütün heyetlerimizle beraber, kapatılması gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız, Kürecik’i de kapatırız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, CumhurbaÅŸkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde gerçekleÅŸtirilen ATV-A Haber ortak yayınında gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti BaÅŸkanlık Konseyi BaÅŸkanı Fayez Al Sarraj’ı kabulüne iliÅŸkin soru üzerine ErdoÄŸan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da yer aldığı görüşmede Libya’daki son durumu deÄŸerlendirdiklerini söyledi.
Sarraj’ın Libya’nın meÅŸru baÅŸbakanı olduÄŸunu, karşısındaki Halife Hafter’in meÅŸru bir baÅŸkan veya baÅŸbakan deÄŸil, illegal yapısı olan bir kiÅŸi olduÄŸunu, Hafter üzerinde uluslararası bir mutabakatın da bulunmadığını anlatan ErdoÄŸan, uluslararası karşılığı olan kiÅŸinin Sarraj’ın kendisi olduÄŸunu ifade etti.
Yaptıkları çalışmalarda özellikle Libya’ya yönelik uluslararası hukuktan kaynaklanan hakların kullanılması noktasında kısa bir süre önce bir mutabakat muhtırası imzalandığını hatırlatan ErdoÄŸan, “Bunlardan biri deniz yetki alanlarının sınırlandırılması diÄŸeri de güvenlik ve askeri iÅŸ birliÄŸiyle ilgiliydi. Deniz yetki alanlarıyla ilgili imzaladığımız mutabakat muhtırası, TBMM tarafından onaylandı. BM’ye de tescil edilmesi için bildirimde bulunduk, süreç hızla ilerliyor. Åžimdi de güvenlik ve askeri iÅŸ birliÄŸi anlaÅŸması ayrıca Meclisimize sunuldu. O da Meclisimiz onayladıktan sonra yürürlüğe girecektir.” diye konuÅŸtu.
Bu anlaÅŸmalarla Akdeniz’de hem Libya’nın hem de Türkiye’nin hakkının korunmuÅŸ olacağını vurgulayan ErdoÄŸan, “Türkiye aleyhine tek taraflı adımlar atılmasına izin vermeyeceÄŸimizi açıkça ortaya koyduk. Bunu son NATO Zirvesi’nde de Miçotakis ve heyetiyle, ÅŸahsım ve heyetim olmak üzere yaptığımız görüşmede kendilerine söyledik. Onlar hala belli beklentiler içinde. Dedik ki biz her ÅŸeyi uluslararası hukuka dayalı olarak yapıyoruz. Bundan sonra da uluslararası hukuka göre attığımız adımları atmaya devam edeceÄŸiz. DoÄŸu Akdeniz’i, uluslararası hukuku ve Türkiye’nin haklarını hiçe sayarak paylaşıma girenler, attığımız adımdan tabii ki rahatsızlık duyuyorlar. Dayatılmaya çalışılan planlar var burada. Haklı bir adımla biz bunu boÅŸa çıkardık. Daha da ileri gideceÄŸim. Burada Sevr’in aslında ters yüz edilmesi var. Böyle bir adım atılmış durumda.” ifadelerini kullandı.
“Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atarız”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Libya’ya asker gönderilmesi konusuna iliÅŸkin, ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:
“Böyle bir davet, böyle bir talep Libya tarafından Türkiye’ye gelecek olursa nasıl bir inisiyatif üstleneceÄŸimize dair, ülkemiz bunun kararını verecektir. Libya’ya her türlü desteÄŸi vermeye hazır olduÄŸumuzu daha önce de söyledim. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atarız.
Åžu anda Libya’da, orayla hiçbir ilgisi, alakası olmayan, resmi bir davetin olmadığı ülkeler, buralara kendilerindeki bazı özel güvenlik güçlerini göndermiÅŸlerdir. Åžu anda onlar Libya’da bu tür illegal faaliyetler gösteriyorlar. Bunların aşılması lazım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, harita üzerinde yaptığı anlatımla, konuşmasına şöyle devam etti:
“Åžu gördüğünüz yer, Libya ile Türkiye arasındaki baÄŸlantı. Girit’in doÄŸusundan, bu gördüğünüz bant geçiyor. Bu bant birilerini ciddi manada rahatsız ediyor. Bu bandın içindeki ÅŸu kısım yani G, F ve E noktaları, özellikle birleÅŸme ve Libya ile Türkiye arasında bir sınır. Bu sınırın kuzeyi Türkiye, güneyi Libya. Nedir bunlar? Kıta sahanlığı. Bizler burada diyelim ki sismik araÅŸtırmamız rahatlıkla yaparız. Sismik araÅŸtırmalarımızı yaptıktan sonra sondaj çalışmalarımızı da yaparız.
GeçmiÅŸte bizim sismik araÅŸtırma gemilerimiz, sondaj gemilerimiz yoktu. Åžimdi ileri teknolojiye sahip gemilerimiz var. Åžimdi de sondajda 3. geminin pazarlığını yapıyoruz. Bizim için çalışma alanı sadece buralar deÄŸil. Bizim Karadeniz’de yapmamız gereken çalışmalar var. Uluslararası farklı ülkelerde de bu çalışmaları yapmamız söz konusu. Çünkü artık dünyada petrolün konumu çok çok farklı. Bu çalışmayı yaparken hem Türkiye kazanacak hem de Libya kazanacak. Kazan kazan esasına göre bu adımı atacağız.”
“Çalışmalarımızı, milletimizin ve ülkelerimizin menfaatleri için sürdüreceÄŸiz”
Türkiye ile Libya arasındaki sınırın özellikle Yunanistan’ı rahatsız ettiÄŸini, onlar rahatsız olsun diye bu çalışmaların yapılmadığını dile getiren ErdoÄŸan, bu sularda Libya ve Türkiye’nin haklarının olduÄŸunu, bu hakkın korunması gerektiÄŸini söyledi.
Türkiye’nin içinden ve dışından birilerinin bu konuda çok rahatsız olduÄŸunu, bu rahatsızlık sebebiyle de “Bu, ileride çok farklı bazı sıkıntılara neden olabilir.” gibi lafların edildiÄŸini belirten ErdoÄŸan, “Siz kimden yanasınız? Siz, Türkiye’den ve Türk milletinden yana mısınız yoksa deÄŸil misiniz? Bunu çıkın, açıkça söyleyin. Öyle de olsa böyle de olsa biz bu çalışmalarımızı, milletimizin ve ülkelerimizin menfaatleri için sürdüreceÄŸiz.” dedi.
Åžu anda çok kısa bir zaman içinde hem sismik araÅŸtırma hem sondaj çalışmalarına gireceklerini anlatan ErdoÄŸan, “Buralardan beklentilerimiz çok çok yüksek. Bugün Sarraj ile bunları önemine binaen farklı ele aldık. DoÄŸu Akdeniz Havzası önemli hidrokarbon rezervlerine sahip. Özellikle son dönemde bazı ÅŸirketlerin keÅŸif haberlerini duyuyoruz. Belki yanımıza uluslararası camiada güçlü olan bazı ÅŸirketleri de alma söz konusu olabilir. Bu da Sarraj ile yapacağımız görüşmelerle ortaya çıkacaktır. Ne kadar güçlü olursa bu yatırım, iÅŸimizi de rahatlatacaktır. DoÄŸal gaz ticaretinin, petrol veya diÄŸer MTA’lardan farklı olarak öncelikle ihraç güzergahı ve satış anlaÅŸmaları yapıldıktan sonra üretim safhasına geçebilen projeler olduÄŸu da unutulmamalıdır. Onun için iÅŸi geniÅŸ tutmak gerekiyor. Bu açıdan iÅŸin dayandığı tabanı sıkı tutmakta önem var. Türkiye bunun için bölgeye olan yakınlığı, büyük bir pazar olma özelliÄŸi ve mevcut boru hatları kapasiteleri itibarıyla gazın ticarileÅŸmesi noktasında kilit role ve öneme sahiptir. Son yaptığımız Libya AnlaÅŸması, bu konuda hukuken de ülkemizin elini güçlendirmiÅŸ. Bu bölgede Türkiyesiz bir çözümün olmadığını tüm dünyaya göstermiÅŸtir.”
DışiÅŸleri Bakanı Mevlüt ÇavuÅŸoÄŸlu’nun, ABD’nin İncirlik ve Kürecik’teki üslerine iliÅŸkin söylediÄŸi sözler hatırlatılarak, bu konuda ne düşündüğünün sorulması üzerine ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:
“ABD iç siyasetindeki kamplaÅŸmanın aleyhimize sonuçlar doÄŸurduÄŸunu, bazı çevrelerin Trump’ı zayıflatmak amacıyla ülkemizle ilgili geliÅŸmeleri kendi çıkarları için suistimal ettiklerini üzüntüyle görmekteyiz. Benim ÅŸahsen Trump ile olan özel hukukum birçok ÅŸeyi deÄŸiÅŸtiremiyor. Çünkü karar verici tek başına Trump deÄŸil. Bu eylemler, müttefiklik iliÅŸkilerimizin ruhuyla baÄŸdaÅŸmadığı gibi ABD yönetimi ile 17 Ekim tarihinde Suriye konusunda varılan mutabakata da aykırıdır.
Sayın Trump’a Washington ziyaretimizde de aktardığım gibi Türkiye-ABD iliÅŸkilerinin ABD’nin kendi iç siyasi dinamikleri için harcanamayacak ölçüde deÄŸerli olduÄŸunu düşündüğümü söyledim. Bu çerçevede ABD Kongresini, iliÅŸkilerimizin özüyle ilgili olmayan meseleleri iç siyaset malzemesi yapmaya son vermeye, müttefiklik ve ortaklık iliÅŸkilerimize yakışır ÅŸekilde hareket etmeye davet ediyoruz. Yönetimden beklentimiz ise iliÅŸkilerimize daha fazla zarar verebilecek adımların önlenmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasıdır. Türkiye meÅŸru güvenlik kaygılarıyla bu harekatı gerçekleÅŸtirdi. Ulusal güvenliÄŸimize doÄŸrudan tehdit oluÅŸturan terör örgütleriyle mücadele kararlılığımız tamdır. Yaptırım tehditlerinin ve baskı araçlarının bu kararlılığı deÄŸiÅŸtirmeyeceÄŸi ABD’li muhataplarımıza her fırsatta aktarılıyor.”
Ermeni meselesiyle ilgili, ABD’deki yetkililerin konuyu tam olarak bilmediÄŸini aktaran ErdoÄŸan, “Sözde Ermeni soykırımı konusunda bunları bütün oradaki yetkililere anlattığımız zaman bazıları bakıyorum konuya hakim deÄŸiller. Biz, 1 milyonun üzerindeki belgeyi, ÅŸu anda Silahlı Kuvvetlerimizin elindeki belgeyi, orada arÅŸivlerimizdeki belgeyi açıyoruz, ‘Buyurun’ diyoruz. Gelsin tarihçiler, hukukçular bunları incelesin. Peki Amerika’da var mı? Amerika’da sadece Harvard’da bir miktar bu tür belgeler olduÄŸu söyleniyor, onlar da açsın. Bir miktar Fransa’da olduÄŸu söyleniyor, onlar da açsın. Ermenistan’da var mı, yok. Bütün herkes bu tür arÅŸivlerini açsınlar ve bu arÅŸivler, kurulacak olan tarihçilerden oluÅŸan heyetler tarafından incelensin. Hukukçular tarafından, arkeologlar tarafından incelensin. Ondan sonra gerekirse biz siyasetçiler devreye girelim. Çünkü bu karar siyasetçilerin vereceÄŸi bir karar deÄŸildir.” ifadelerini kullandı.
“Hiçbir belge ortaya koyamayanların söyleyecek bir sözü yoktur”
Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili belgelerin ve tarihçilerin araÅŸtırmalarının önemli olduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, “Öncelikle bu karar, tarihçilerin yapacağı inceleme, araÅŸtırma neticesinde, hukukçuların yapacağı inceleme, araÅŸtırma, arkeologların iÅŸte az önce orada (izletilen videoda) kemikleri gördük, kafataslarını gördük. İşte bütün bunlar belgeler, bunlar bizde var. Biz bunları gösteriyoruz, onlar da göstersin. Bütün bunlarla beraber yapılacak çalışmalar neticesinde siyasiler bunun kararını ondan sonra versinler. Ama burada hiçbir belge ortaya koyamayanların söyleyecek bir sözü yoktur. Ama biz belgelerle konuÅŸuyoruz. Çıkıp karar almışlar, alsanız ne yazar? Bu aldığınız kararların bir kıymetiharbiyesi yok. Çünkü bu kararlarınız sizin tamamen siyasidir, hukuka uygun hiçbir yanı yok. Hukuka uygun yanı olmadığına göre, bunları bizim zaten kabul etmemiz de mümkün deÄŸil.” diye konuÅŸtu.
Her sene nisan ayında aynı konunun konuşulup Amerika gündemine getirildiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kendileri de bize söylüyorlar aslında, diyorlar ki, ‘Bu alınan kararın kıymetiharbiyesi yok’ bizzat kendileri söylüyor, isimlerini vermeme gerek yok. Biz burada kararlı bir ÅŸekilde yürüyoruz. Onlar böyle bir hava oluÅŸturmak suretiyle birilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. 1915 olaylarının üzerinden 100 yıldan fazla bir süre geçmiÅŸken bugün neden Amerika Temsilciler Meclisinde ve Senatosunda bu tür kararlar alındığının cevabı açıktır. Bu sürekli her nisan ayında gündeme gelir, konuÅŸulur, tartışılır. Ondan sonra da bir karar açıklanır, son anda bakarsınız, sözde soykırım deÄŸil ama kenarından köşesinden geçerek bir açıklama yaparlar. Bu defa iÅŸi daha sert bir tonda açıklayarak bunu kabul ettiklerini ifade ediyorlar. Sizin kabul etmeniz, bizim de sizin karşınızda çok daha farklı bazı parlamento kararlarıyla çıkmamızı getirir.”
ErdoÄŸan, “Farklı parlamento kararlarına yönelik bir hazırlık var mı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Niye olmasın. Bunlar bu tür ÅŸeyleri yaparlar da, herhalde biz de elimiz boÅŸ duracak deÄŸiliz. Çok açık net, rahatlıkla söyleyeyim, Amerika’da Kızılderililerle ilgili olarak bunu söylememek, konuÅŸmamak mümkün mü? Kızılderililerin tarihi, Amerikalıların yüz karasıdır. Buna benzer Afrika’da yaÅŸanan birçok ÅŸeyler var. 60 kadar ülke buna benzer kararlar almışlar. Ruanda’da Fransızların yaptığı katliamları bir kenara koymak mümkün mü? Cezayir’de Fransızların yaptığı katliamları bir kenara koymak mümkün mü? Senegal’de adadan köle ticareti yaparak ta Amerika’ya kadar hücrelerde günlerce beklettikten sonra köle ticareti yaptı bunlar. Aynı insanlar. Biz de ne yapacağız bütün bunların hepsini dünya kamuoyuna açıklayacağız. Bunların elimizde belgeleri var, arÅŸivlerde belgeleri var. Bunlarla beraber biz savunmada deÄŸil, taarruzda olacağız. Batı’nın o tarihi ırkçılık ve sömürgecilik tarihi olduÄŸunu ortaya koyacağız. Bunca katliam ve soykırım ortada duruyorken, bizim gibi övünülesi bir tarihi olan millete bunlar ses çıkaramazlar.”
“Bu tür yaklaşımları reva görmek karşılıksız kalacak bir ÅŸey deÄŸildir”
“Kürecik ve İncirlik kapatılabilir mi?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
“Åžimdi bunların hepsi bizim tasarrufumuzda olan kararlardır. Böyle bir kararı vermemiz gerektiÄŸi anda bu kararı alma yetkisi bize aittir. Yeri geldiÄŸi zaman otururuz, bütün heyetlerimizle beraber kapatılması gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız, kapatılması gerekiyorsa Kürecik’i de kapatırız. Bütün mesele, eÄŸer karşımıza bizim yaptırımlar gibi tedbirlerin hayata geçirilmesi durumunda, biz de bunlara mütekabiliyet çerçevesinde gereken cevabı veririz. ABD’nin iliÅŸkilerimizde tamiri mümkün olmayan adımlar atmaması her iki taraf için de çok önemlidir.
Türkiye bir kabile devleti deÄŸildir. 780 bin kilometrekarelik ve 2 bin yılı aÅŸkın bir tarihe sahip olan Türkiye’ye bu tür yaklaşımları reva görmek karşılıksız kalacak bir ÅŸey deÄŸildir. Bunun için de ne gerekiyorsa, mütekabiliyet esasına dayalı olarak biz bu adımları atarız. Kaldı ki biz sizinle stratejik ortağız. Biz senle NATO’da ortak deÄŸil miyiz? Beraberiz. NATO’da beraber olduÄŸumuza göre, yok model ortak, yok stratejik ortak, yapılanlar ne? Bu stratejik ortaklığa yakışıyor mu? Nasıl böyle bir ÅŸey yapabilirsiniz, bunların oturup düşünmesi lazım. Bunlar farklı hareket etmeye devam ederlerse bizim de tabii ki buna karşı vereceÄŸimiz cevabımız var.”
“Oradaki aÅŸiretler bizden yardım istiyor”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Barış Pınarı Harekatı devam eder mi?” sorusu üzerine, ekranda gösterdiÄŸi harita üzerinden açıklama yaptı.
Barış Pınarı Harekatı’nda, özellikle Türkiye’yi çok ilgilendiren yeri harita üzerinden gösteren ErdoÄŸan, “Tel Abyad ve Rasulayn 120 kilometredir, derinlik 32 kilometredir. Bu alanda ÅŸu an bizim kontrolümüz var. Fakat Irak sınırı Malikiye denilen buradan, batı ucuna kadar 444 kilometre. Bütün bu alanda, bir kısmında Rusya ile bir kısmında ise Amerika ile yaptığımız anlaÅŸmalar var. Bunlar 150 saat, 120 saat ÅŸeklinde anlaÅŸmayı yaptık. Ama maalesef ne Amerika ne de Rusya buradaki terör örgütü YPG/PYD’yi buralardan çıkaramadılar. Halbuki bize verdikleri söz öyleydi. Tabii çıkartamayınca iÅŸ baÅŸa düşüyor, yapmamız gerekenler var. O zaman ne yapıyoruz, göbeÄŸimiz biz kendimiz keseceÄŸiz. Mesela bize kalktılar dediler ki, ‘Münbiç’ten 90 günde biz bütün teröristleri çıkaracağız.’ Çıkartamadılar. Hala orada bu terör örgütleri var. Oradaki aÅŸiretler sürekli bizden yardım istiyorlar.” diye konuÅŸtu.
Deyrizor’da petrol kuyuları olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, “Ama bu Deyrizor’un petrol kuyularını, buraları YPG/PYD terör örgütleri buranın petrolünü alıp, çok ilginç bir ÅŸey söyleyeceÄŸim size, rejime sattılar. Bunların petrolünün kalitesi de yok. Çok daha ilginci ÅŸimdi, Kamışlı’da da petrol var. Oranın petrolünü de Rusya ile rejim, Deyrizor’u Amerika ile az önce ifade ettiÄŸim YPG/PYD onlar beraber ÅŸu anda. Hani sayın Trump’un ‘Petrolü çok severim.’ dediÄŸi olay var ya, bu ÅŸekilde devam ediyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Türkiye’nin derdinin petrol olmadığını hatırlatan ErdoÄŸan, asıl meselenin orada yaÅŸayan insanların huzurunun nasıl saÄŸlanacağı olduÄŸunu söyledi.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Mesela ben teklifte bulundum. Dedim ki, ‘Gelin Deyrizor’dan ve Kamışlı’dan çıkan petrolün satışını yapalım ama buradan hep güvenli bölge diyorsunuz, güvenli bölgeyi buradan elde edeceÄŸimiz gelirle inÅŸa edelim.’ Biz bu iÅŸin müteahhitliÄŸini yaparız. Parasal kaynağını da buradan elde ediyorsak, biz plan, proje çalışmalarını yaptık. Bu plan, proje üzerinden buraları sıfırdan inÅŸa edelim. Åžu anda mültecileri bu güvenli bölgeye yerleÅŸtirelim. Buranın güvenlik noktasında da Sayın Trump, ondan önce de Sayın Obama ‘Biz bunların güvenliÄŸini saÄŸlarız.’ diyorlardı. Åžu anda aynı görevi biz de kısmen üstleniriz. Özellikle Batı tarafında Rusya ile bir iÅŸ birliÄŸine girebiliriz.
Bu güvenliÄŸi hallettikten sonra bizde ÅŸu anda toplamda 4 milyon insan var. Bu 4 milyon insanın 350 bini Kürt, bunun dışında yaklaşık 3,5 milyonu Arap. 150 civarında da Arami, Keldani, Ezidi var. Bunların hepsini kendi topraklarına, kendi evlerine yerleÅŸtirelim. İnanın hiçbir ses çıkmıyor. ‘Petrolü çok severim.’ tamam da bu insanları niye sevmiyorsunuz. Gelin buraların gelirini alalım, ÅŸu bölgede inÅŸa edeceÄŸimiz yeni ÅŸehirlerde kullanalım. Bunu ben 30’a yakın lidere anlattım, kendilerine hazırladığımız kitapları verdim. Hepsinde güvenli bölge haritalarıyla var. Orada yapacağımız konutlar, ibadethaneler, valilik binaları, kaymakamlık binaları, altyapıları, üstyapısı, hepsini kapsayan ÅŸekilde verdik. Ama bir cevap yok. Çünkü dert baÅŸka.”
Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan terörle mücadeledeki kararlılığının tam olduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, “Biz burada kolay deÄŸil, 4 milyon insanı ÅŸu anda besliyorsunuz, bakıyorsunuz, okutuyorsunuz, saÄŸlığıydı vesaire tüm bunları yapıyorsunuz. Adı üzerinde Barış Pınarı. Niye Barış Pınarı denmiÅŸ buna? Biliyorsunuz, oralarda aslında gözeler varmış, o sınır bölgelerinde, Aynel Arab, Resulayn falan ismi üzerinde. Bundan dolayı da biz adını bunun ‘Barış Pınarı’ koyalım dedik, o gözeler sebebiyle. Adını ‘Barış Pınarı’ koyduk, inÅŸallah bu barış pınarı noktasında kararlılıkla mücadelemizi sürdürürüz ve çok uzun bir süre olmasa dahi burada eninde sonunda bir neticeye varırız.” diye konuÅŸtu.
ErdoÄŸan, “Amerika ve Batılı ülkelerin YPG/PYD için “Onlar Kürt” diyorlar. Oysa ki biz biliyoruz ki PKK gibi onlar da ‘bebek katili.’ Siz her zaman gittiÄŸiniz uluslararası platformlarda da bunu söylüyorsunuz, Kürtler için uyarılarda bulunuyorsunuz. İkna oluyorlar mı?” sorusu üzerine, şöyle konuÅŸtu:
“Ben bunların ikna olduÄŸu kanaatinde deÄŸilim. Bir defa, kendileri ne söylediklerinin farkında deÄŸil. Bunlar özellikle Kürt kardeÅŸlerimize saygısızlık yapıyorlar. Çünkü YPG/PYD bunların Kürt olarak ifade edilmesi bana göre Kürtlere saygısızlıktır. Bu ne demek ‘Kürtler teröristtir.’ Biz gerek vatandaÅŸlarımız olan Kürt kardeÅŸlerimizi gerekse Suriye’nin kuzeyinde olan Kürt kardeÅŸlerimizi terörist olarak kabul etmiyoruz ki ha onların içerisinden terörist çıkabilir, onların içinden terörist çıktığı gibi daha farklı etnik unsurların içerisinden de teröristler çıkıyor. Dini grupların içerisinden de teröristler çıkıyor. Bunları da görmemiz lazım. Ama bunlar nedense yatıyorlar, kalkıyorlar PYD/YPG diyemiyor, bunu söylüyor. En sonunda bunu da kamufle etmek için ne yaptılar, ‘SDG’ dediler yani ‘Suriye Demokratik Güçleri’ adını da böyle demokratik güçleri olarak kamufle ettiler.”
YPG/PYD’nin PKK’nın yan kuruluÅŸları olduÄŸunu vurgulayan ErdoÄŸan, hepsinin belgelerini de gösterdiklerini anlattı.
ErdoÄŸan, “Abdi Åžahin denilen kiÅŸi adeta bölücü başının biliyorsunuz manevi oÄŸlu diyebilirsin, beslemesi diyebilirsin, ne dersen de, böyle bir konumda. Bununla Amerika’nın en üst kademesi görüşme yapıyor. Aynı ÅŸekilde Rusya görüşme yapıyor. Åžimdi böyle olduÄŸu zaman bir netice alınamaz ki. Kaldı ki bu biri de kırmızı bültenle aranıyor. Böyle olduÄŸuna göre, biz ortaksak bir dayanışma içinde olacaksak, NATO’da berabersek terörizme karşı bir mücadele vereceksek ki bu NATO toplantısında bunların hepsini konuÅŸtum. O zaman siz nasıl oluyor da bu tür terörist baÅŸlarıyla bir terörsevici konumuna düşüyorsunuz. Bunları bir düzeltmemiz lazım. İnanın hiç umurlarında deÄŸil.” ifadelerini kullandı.
“PKK’ya ağır darbe indirdik”
Kandil’e yakın zamanda bir kara harekatının olup olmayacağının sorulması üzerine ErdoÄŸan, “Her ÅŸeyden önce Kandil’e sürekli harekatlar yapılıyor. Yani Kandil’e harekat yapılmıyor diye bir ÅŸey yok. Çok çok kararlı hava harekatları yapılıyor. Tabi son dönemde gerek yurt içi gerek yurt dışındaki operasyonlarımızla PKK’ya biliyorsunuz ağır darbeler indirdik. Yani Gabar’da, Cudi’de Tendürek’te, Bestel Deresi’nde buralarda özellikle.” diye konuÅŸtu.
Erdoğan, ülkemizde uzun süredir eylem yapamaz hale gelen terör örgütünün eleman devşirme ve ülkeye sızma noktasında da artık tıkanma noktasında olduğunu vurguladı.
Örgütün ahlaki noktada tükendiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kaçırılan genç kızların orada nasıl muamele gördüğünü televizyon ekranlarında herhalde sizler de izlediniz, bizler de oradan izledik. Yani bakıyorsunuz, ismini vermeme gerek yok ahlaksız adam 60-65 belki de 70 yaşında genç kızlara nasıl bir muamelede bulunduÄŸunu, nasıl bir tacizde bulunduÄŸunu ekranlarda izledik ama ne yazık ki bu kızların onların elinden kurtulma ÅŸeyi çok zor. Benim dikkatimi çeken bir ÅŸey genç çocuklara veya delikanlılara aynı muameleyi yapmıyorlar, kızlara yapıyorlar. Bunlar çok manidardır. Bu terör örgütünün ÅŸu anda dışarıdaki sevicileri bu tabloları deÄŸerlendirmeye almıyor. Parlamentoda bunların temsilcileri yok mu? Var. Peki parlamentodaki temsilcileri bu tablolar karşısında ‘Ya bunlar ne yapıyor’ dediklerini hiç duyduk mu? Duymadık. Hala utanmadan, sıkılmadan bunları savunmaya kalkıyorlar. Neyi savunuyorsunuz ya. Binlerce genç bugüne kadar bunların tehditleri karşısında maalesef aldatıldılar ve öldürüldüler. O bebeler, o yavrular bunlar tarafından öldürüldü. Bu hala devam ediyordu eÄŸer biz ÅŸu son birkaç yılda o ciddi ataklarımızı yapmamış olsaydık terör örgütünün özellikle bölgedeki ağırlığı daha farklı olacaktı.”
Terörün üzerine kararlı gidişin sadece yurt içinde değil, yurt dışında da devam edeceğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kuzey Irak’ta bile bunları adım atamaz hale getirdik. Irak’ın diÄŸer bölgelerindeki faaliyet arayışlarını bunlar arttırıyor, biz de arttırıyoruz. Irak tarafının zamanında gerekli önlemleri almamış olması maalesef özellikle de Kuzey Irak’ta, Sincar’da, Mahmur’da, Kerkük’te yuvalanan örgüt faaliyetlerini bir süredir bu bölgede yoÄŸunlaÅŸtırdı ama baÅŸarılı olamayacak. Bugün Sincar adeta ikinci Kandil olma yolundadır. Yıllarca DEAÅž’ın zulmüne uÄŸrayan Ezidiler bugün Sincar’da PKK nedeniyle evlerine dönememektedir. Mahmur kampı zaten uzun süredir bir terörist kampı niteliÄŸindedir. Erbil ÅŸehrinin ortasında diplomatımızı ÅŸehit eden teröristlerin Mahmur’la baÄŸlantıları tespit edildi. Biz PKK ile mücadelenin DEAÅž ile olduÄŸu kararlı ve ortak ÅŸekilde yapılması gerektiÄŸi görüşündeyiz. Bugün terör örgütleri arasında ayrım yapanlar gelecekteki felaketlerin de tohumlarını ekmektedirler. Bu nedenle Irak Hükümetine çaÄŸrıda bulunduk, gerek merkezi gerek Kuzey Irak, ‘KomÅŸuluk hukukumuzun gereÄŸi olarak kendi topraklarından bize yönelik saldırılarda bulunan terör örgütlerini tasfiye etmelerini beklediÄŸimizi’ söyledik. Mahmur’la ilgili de BirleÅŸmiÅŸ Milletler’le çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü oranın BirleÅŸmiÅŸ Milletler koordinesinde bir önemi var.”
Bu konuda askeri ve güvenlik anlaşması teklif edildiğini dile getiren Erdoğan, taslağın iletildiğini Irak tarafından yanıtın beklendiğini söyledi.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Suriye’de Amerika desteÄŸi ile gelen silahların Irak’a geçtiÄŸi düşünülebilir mi?” sorusu üzerine şöyle konuÅŸtu:
“32-33 bin tır buraya silah, mühimmat, araç, gereç geldi. Bunların hepsi tespitli. Kargo uçaklarıyla gelen silah, mühimmat vesaire bunlar var. Bunun dışında ayrıca kamyonlarca, yüzlerce gelen araç, gereç vesaire bunlar var. Bütün bunlardan bir kısım tabi çekilme talimatı geldiÄŸinde bununla beraber ne yaptı Irak tarafına gitti. Zaten geliÅŸ güzergahı neresi? Irak. GiriÅŸ güzergahı Irak olduÄŸu için çıkışta da yine o taraftan çıkıyorlar. Söyledikleri neydi? ‘DEAÅž’ı yok ettik.’ Bir taraftan ‘DEAÅž’ı yok ettik.’ diyorsunuz, öbür taraftan hala bölgede PYD/YPG’ye bu imkanları veriyorsunuz. Hepsi yalan. Bunları Sayın Trump’a da söylediÄŸim için, diÄŸerlerine de söylediÄŸim için belgelerle rahat rahat açıkça konuÅŸabiliyorum. Biz hep ÅŸunu söylüyoruz, ‘İnlerine gireceÄŸiz.’ diyoruz. ‘Girdik, giriyoruz.’ diyoruz. ‘Onlar kaçacak, biz kovalayacağız.’ diyoruz. Allah’ın izniyle biz sonunda muzaffer olacağız. Onlar diyorlar ki ‘DoÄŸru, bunlar geldi, iÅŸte bunlar bizim DEAÅž’a karşı yanımızda mücadele veren dostlarımızdır.’ Ben de kendilerine diyorum ki ‘Biz sizin neyiniziz? Biz sizinle stratejik ortak deÄŸil miyiz? DEAÅž’a karşı bu mücadeleyi niye bizimle vermediniz? Bak biz El Bab’da 3 bini aÅŸkın DEAÅž’lıyı etkisiz hale getirdik. Sizin verdiÄŸiniz silahlarla yapmadık bunu. Biz sizden parayla silah istiyoruz bize vermiyorsunuz, bu terör örgütlerine ücretsiz olarak bu silahları veriyorsunuz. Biz sizin samimiyetinize nasıl inanacağız? Hep tartıştık bunları ama maalesef samimi deÄŸiller.”
ErdoÄŸan, bir terör örgütünü bir baÅŸka terör örgütüyle yok etme planları yapıldığını anlatarak, Türkiye’nin kendisine güvendiÄŸini, yoluna kararlılıkla devam ettiÄŸini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Aralık Pazartesi günü Almanya Başbakanı Angela Merkel ile telefon görüşme gerçekleştireceğini bildirdi.
“Åžansölye Angela Merkel ile bir telefon görüşmesi olacak”
ErdoÄŸan, yarın saat 16.00 gibi Åžansölye Angela Merkel ile bir telefon görüşmesi olacağını belirterek, “Yurt dışında olacağız ama oradan görüşeceÄŸiz. Bu konuları (FETÖ üyelerinin iadesi) tekrar kendisiyle görüşeceÄŸiz. NATO’da görüştük ama yarın da görüşeceÄŸiz. Yarınki görüşmenin önemli ağırlık noktasını Libya’yla ilgili.” dedi.
FETÖ üyelerinin Türkiye’ye iade edilmemesiyle ilgili soru üzerine ErdoÄŸan, sayıları az olmayan yurt dışındaki FETÖ üyelerinin baÅŸta Amerika olmak üzere Almanya, Fransa, Belçika ve Yunanistan’da olduÄŸunu ve bunlara barınma imkanları verildiÄŸini söyledi.
Yine iltica haklarının da tanınmaya baÅŸlandığını dile getiren ErdoÄŸan ancak Türkiye’den aksi davranış beklendiÄŸini, bu ÅŸekilde devam edilmesi halinde Türkiye’den bir ÅŸey beklememelerini söylediklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“EÄŸer siz bu adamları bize teslim ederseniz, karşılığını görürsünüz ama etmezseniz bundan sonra karşılığını bulamazsınız. Yarın saat 16.00 gibi Åžansölye Merkel ile bir telefon görüşmem olacak. Yurt dışında olacağız ama oradan görüşeceÄŸiz. Bu konuları tekrar kendisiyle görüşeceÄŸiz. NATO’da görüştük ama yarın da görüşeceÄŸiz. Yarınki görüşmenin önemli ağırlık noktasını Libya’yla ilgili. Åžu anda Berlin zirvesi oluÅŸturulacak diye düşünüyorum ama bu konuyu da gündeme getireceÄŸim. Almanya baÅŸka sıkıntıyı yaşıyor. Daha henüz hükümet noktasında ciddi sıkıntıları var. Her an gitti gidiyor hava var. Almanya’yla ekonomik, ticari, sanayi iliÅŸkilerinde sıkıntımız var. Bunları da koalisyondaki sıkıntıya havale ediyorlar. Öyle de olsa, böyle de olsa biz de bu noktada oralardan bize yasal olarak sözleÅŸmemiz olduÄŸu halde verilmesi gereken birçok araç gereci veya makine, motor…Birisi parlamentoda konuÅŸma yapıyor, ‘Türkiye’ye silah vermeyelim.’ Bunlar yaptığımız anlaÅŸmalar, vermeniz gereken makineler. Vermiyorsunuz da ne oluyor. Kötü komÅŸu bizi ev sahibi yapıyor. Onları üretmeye baÅŸladık, Bugün deÄŸilse yarın, onları da üreteceÄŸiz.”
Türkiye’de insansız hava aracı, SİHA Akıncı’nın üretildiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, Arifiye’deki tank palet fabrikası olayında CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun sürekli konuÅŸtuÄŸunu, söylediklerine aslına vakıf olmadığını ifade etti.
ErdoÄŸan, oranın tamir bakım atölyesi olduÄŸunu, bitmiÅŸ ve tükenmiÅŸ halde bulunduÄŸunu dile getirerek, ihaleye 3 firma girdiÄŸini ve BMC’nin aldığını aktardı.
SözleÅŸmesinde 50 milyon dolar yatırım harcama yapacağının belirtildiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, ortağın da BMC’nin yüzde 50 ortağı Katar olduÄŸunu kaydetti.
KılıçdaroÄŸlu’nun “Sattınız” dediÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, “Yalan söyleme, dürüst ol, doÄŸru konuÅŸ. Burası sadece iÅŸletme noktasında 25 yıllığına BMC’ye kiralandı. Satış yok, ama adamda yalan bol. Orada leopar tanklarının tamiri, bakımı yapıldığı gibi kendimize ait aynı ÅŸeyler var. Hepsinin tamir ve bakımı yapılacak. ‘Fırtına obüsleri burada üretiliyor.’ Gene yalan. Yok böyle bir ÅŸey.” diye konuÅŸtu.
KılıçdaroÄŸlu’nun, “Alan olarak satılmaya kalksa 20 milyar dolar deÄŸeri var.” dediÄŸini dile getirerek, “Böyle müşteri bulsun da gereÄŸini yapalım. Buradaki alan sadece kiralamadır ve kiralamayla da burasını BMC, 3 firma içinden çıkmıştır kiralamıştır.” dedi.
“Lider kendi ufkunu, projesini kendisi belirler”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021, 2053 ve 2071 hedeflerinin matematik bir olay olmadığını belirterek, meselenin koyulan hedefte sapmayı asgari orana indirmek olduğunu söyledi.
KılıçdaroÄŸlu’nun, yapılan barajları inkar ettiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, “Denizin altında olduÄŸu için Avrasya Tüneli’yle ilgili bir ÅŸey konuÅŸamıyor. Geç oradan, onunla ilgili de söyle. Marmaray’la ilgili de bir ÅŸey söyleyemiyor. Çünkü, milyonlarca insan Marmaray’dan geçiyor. Belirli bir parti mensubuna bunlar yapılmadı. Bunlar tüm vatandaÅŸlarımıza yapılmış olan eserler. Filistinlilerle ilgili BM’de hiçbir ÅŸey bahsetmediÄŸimi söylüyor. Nitekim ayrı bir karede oradaki konuÅŸmamdan görüntüler var. Türkiye’de Filistin meselesini bizim kadar savunan, bizim kadar mücadelesini, kavgasını veren bir baÅŸka siyasi parti yoktur. Bunu bu kadar açık ve net olarak söylüyorum. Sadece iÅŸin söz boyutunda deÄŸil her türlü Filistin meselesinde kardeÅŸlerimizin yanında yerimizi aldık almaya da devam edeceÄŸiz. Dün İsmail Haniye ziyaretimize geldi. Oturduk, konuÅŸtuk, dertleÅŸtik. 15 gün önce Halid MeÅŸal’i kabul ettik, oturduk, konuÅŸtuk. Acaba kendilerinin böyle bir ÅŸeyi söz konusu oldu mu ÅŸimdiye kadar. Acaba Filistin’le ilgili KılıçdaroÄŸlu’nun söylediÄŸi bir laf var mı? Yok.” ifadelerini kullandı.
ErdoÄŸan, KılıçdaroÄŸlu’nun, “Suriye’den gelenleri, tekrar Suriye’ye geri göndereceÄŸiz.” dediÄŸini, mülteciler noktasında kapıların kapatılmasından yana olduÄŸunu belirtti.
“KılıçdaroÄŸlu, yanıltılıyor mu, alenen hep beraber izlediÄŸimiz ÅŸeyler hakkında da tam tersine cümleler sarf edebiliyor zaman zaman, yoksa baÅŸka bir durum mu söz konusu?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:
“Lider kendi ufkunu, projesini kendisi belirler. Danışmanları varsa dinler, dinledikten sonra da onların doÄŸru dürüst olanlarını adeta imbikten suyu sızdırır gibi sızdırır. Ama KılıçdaroÄŸlu, siyasetini yalan üzerine bina eden bir insandır. Hakikat düşmanlığı yapan bir insandır. Bunu da bilerek yapıyor. ‘Bunun farkında deÄŸildi, şöyleydi, böyleydi’ yok. Tüm bu yalanları bilerek yapıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Osman Gazi Köprüsü, İstanbul-İzmir yolu ortada. İzmir milletvekili bu adam. Sorun, İzmir’e kaç saatte gidilir, diye inanın bilmez. O yolu belki de hiç kullanmadı veya kullananlara da sormadı. Böyle bir eseri meydana getiren bu iktidara bu adamın aÄŸzından hiç bir teÅŸekkür duydunuz mu? VereceÄŸi cevap nedir, ‘Görevini yaptı.’ Biz görevimizi yaptığımızın farkındayız da senin belediyelerin, her ÅŸeyinle yaptıklarını ortaya koysana. Bizim yaptıklarımızın açılış törenlerini yapıyorsunuz. Türkiye’nin dört bir yanında 6 bin kilometreden aldık bölünmüş yolları ÅŸu anda 26 bin kilometre bölünmüş yol var. Otoyollar, otobanlar hepsi ortada. Ama siyaset doÄŸrularla yapıldığı sürece size güç katar. Yalan siyaset her ÅŸeyden önce demokrasimizin için de bir tehdittir. Siyaset itibarlı bir iÅŸtir. Ama Sayın KılıçdaroÄŸlu böyle bir ÅŸeyin hiçbir zaman içinde olmadı.”
“Açtığım davaların hepsini kazandım”
ErdoÄŸan, “Nasıl bir muhalefet olmasını isterdiniz?” sorusu üzerine, bu yapılanın tam aksi olan doÄŸru muhalefetin yapılması gerektiÄŸini söyledi.
Belki yapıcılığı olmasa da muhalefetin iktidara istikamet vermesi gerektiğini belirten Erdoğan, hakaret üstün hakaret yapıldığını, bunların kendisinin yanın da ailesine yönelik de olduğunu kaydetti.
Açtığı davaların hepsini kazandığını aktaran ErdoÄŸan, “Yalan siyaseti yapıyor. EleÅŸtiri baÅŸka bir ÅŸey hakaret baÅŸka bir ÅŸey. Ailenize varıncaya kadar girebiliyor. Türkiye’de muhalefet de çok ciddi yaralar alıyor. İngiltere’deki seçimi Boris açık ara kazandı. Muhafazakar demokrat. Muhalefetteki sosyal demokrat olan zat da kaybetti. Ben çekiliyorum dedi. Bizdeki sosyal demokrat beyefendi, genel baÅŸkan olduÄŸundan bu yana girdiÄŸi her seçimi kaybeden kiÅŸi deÄŸil mi? GirdiÄŸi her seçimi kaybettiÄŸi halde bir gün kalkıp da insafa gelmedi. Kendi arkadaÅŸları ‘Girdin kaybettin, hala yola gelmiyorsun.’ diyor. Öbür tarafta Corbyn, seçimi kaybedince hemen istifasını açıkladı. Bunlar yıllar yılı siyaset yapmadılar, tam aksine millet düşmanlığı yaptılar. Siyaset dışı vesayet unsurlarından medet umdular. Biz milletimizle el ele verip bu vesayet sistemini alt ettik. Böyle olunca bunlar ÅŸimdi yalan siyasetine baÅŸvuruyorlar. Bununla bir yere varılmaz. Bu millet hizmet bekliyor. Bu millet kendisine efendilik yapanlardan hoÅŸlanmıyor. Yalancıdan da hoÅŸlanmıyor. Biz dürüst olarak milletimize efendilik deÄŸil hizmetkar olmaya devam edeceÄŸiz. inanıyorum ki milletimiz de kendisine hizmetkar olanlara gerekli desteÄŸi vermeye devam edecek.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Külliyeye giden CHP’li” iddialarına iliÅŸkin soru üzerine ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:
“Sayın KılıçdaroÄŸlu, ‘Ben bu saraya gitmem.’ dedi ve bir kere Sayın Bahçeli, KılıçdaroÄŸlu grup olarak ikili, üçlü geldiler, bazı meseleleri orada görüşme fırsatımız olmuÅŸtu. Onun dışında kendisi sürekli zaten kimsenin saraya, külliye diyemiyor, ‘Saraya gitmemesi gerekiyor.’ diyor ve hiçbir CHP’li kalkıp da Külliyeye gelmiÅŸ deÄŸil. Sadece Sayın İnce partimizin genel merkezine cumhurbaÅŸkanı adayı olduÄŸu zaman geldi. Benim yanımda arkadaÅŸlarım, onun yanında yine arkadaÅŸları vardı. Bir nezaket ziyaretinde bulundu, görüşmemiz odur. Nezaket çerçevesinde bu görüşmemizi yaptık. O da saraya gelmiÅŸ deÄŸil. Onların diliyle konuÅŸuyorum. Külliyeye gelmiÅŸ deÄŸil. Böyle bir durum söz konusu. Bunun zaten gizli, saklısı yok. Çünkü Külliyeye gelen bir CHP’li milletvekili olursa benim bunu gizlemekten kaçmak gibi derdim olmaz ki rahat rahat söylerim. Kaldı ki benim karakterimde KılıçdaroÄŸlu karakteri yok, cibiliyetim ona zaten müsaade etmez. Kendisinin hayatı bir defa tamamen yalan üzerine bina edildiÄŸi için iÅŸte Rahmi Turan’la ilgili söylenen ifadeler de kendini çok açık, net gösteriyor. Böyle bir ÅŸey zaten mümkün deÄŸil.”
ErdoÄŸan, CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun “kaçak saray” iddialarına deÄŸinirken “Danıştay’ın açık kararlarını defaatle biz ortaya koyduk, açıkladık. Böyle bir ÅŸeyin söz konusu olmadığı ortada. Ben burada kendime mi bir yer yaptım? Bu külliye kimin? Bu külliye milletin. Burası bizim ÅŸanımız, ÅŸerefimiz, milletimizin gücünü gösteren bir yer.” dedi.
CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’nin yanında ibadethanesi, 2 bin-2 bin 500 kiÅŸilik çok amaçlı salonu olduÄŸunu anlatan ErdoÄŸan, kütüphanenin açılışına iliÅŸkin soruya, “Yakın. Åžu anda müteahhit firma artık son çalışmalarını yapıyor.” karşılığını verdi.
ErdoÄŸan, kütüphanenin gençlerin hayatına ayrı bir renk katacağına inandığını ifade ederek, “24 saat açık olacak. 24 saat açık olmanın yanında orada gençlerimiz kek, simit, çay içerken hem kitaplarını okuyacak hem dersini çalışacak. Hedefimiz inÅŸallah 5 milyon kitabı oraya sığdırmak. Elektronik ortamda da bütün bu eserler oraya kaydedilecek. İnÅŸallah benzerini de İstanbul’da yapacağız. İstanbul’da da çalışmalarımız devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımız gerçekleÅŸtirecek.” diye konuÅŸtu.
“Bütün hazırlıklarımızı 2023 Haziran’ına yapıyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim konusundaki soru üzerine şunları söyledi:
“Bunu defaatle söyledim. Cumhur İttifakımız da Sayın Bahçeli aynı ÅŸekilde kendileri de söylediler. Bizim seçimimiz 2023 Haziran’dır. Buradan bizim bir sapmamız söz konusu deÄŸildir. Bazı yalan yanlış tarih açıklayanlar, kendilerini buÄŸday ambarında sananlardır. Varsın onlar kendilerini buÄŸday ambarında sansınlar. Biz bu ülkede açıklanan tarihlerde seçim yapmasını, birilerine öğreteceÄŸiz. Bunu öğrenecekler. Bütün hazırlıklarımızı 2023 Haziran’ına yapıyoruz. Bütün kongrelerimiz vesaire buna yönelik yürüyor.”
“VatandaÅŸ ‘Allah devletimizden razı olsun’ derse rahatlarız”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ÅŸehir hastanelerinin, İstanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanlığı döneminde yurt dışı seyahatlerinde gördüğü örneklerden kaynaklandığını belirterek, “Fakat onlar geri gitti. Biz tabii sıçramayı yaptık öne geçtik.” dedi.
İlham kaynağının da Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” anlayışı olduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, şöyle devam etti:
“Biz de ‘Bu adımı atalım, ÅŸehir hastaneleri kuralım.’ dedik. ‘Milli bütçeden mi yapalım, konuyla ilgili olarak yap-iÅŸlet-devret anlayışıyla mı yapalım?’ dedik. Önceleri bu iÅŸi yap-iÅŸlet-devret ile yapalım dedik ve adımı da bu ÅŸekilde attık. ‘Hedef önce büyükÅŸehirler olsun.’ dedik, ‘BüyükÅŸehirlere yakın nüfusu olan yerlerle bu iÅŸi götürebiliriz.’ dedik ve baÅŸlattık. Åžu anda bu inÅŸaatların bir kısmı bitti. Hastanelerden bitenler var. Bir kısmının da inÅŸaatları devam ediyor. Ankara’da Bilkent bitti, Etlik de inÅŸallah bitmek üzere. İstanbul’da çok da büyük bir hastane olacak İkitelli tarafında, orası hızla devam ediyor. Bir tane de Samandıra’da yapılacak olan, çok çok büyük bir hastane olacak.”
ErdoÄŸan, röntgen için 8 ay sonraya gün verildiÄŸi zamanların yaÅŸandığını dile getirerek, “Artık bu millet, bu durumları yaÅŸamasın istiyoruz. VatandaÅŸ eÄŸer ÅŸu hastanelerimizde ‘Allah devletimizden razı olsun.’ derse biz rahatlarız. Eksiklerimiz olabilir, o ayrı bir konu.” diye konuÅŸtu.
Yapılacak hastanelerle Türkiye’nin baÅŸka bir yere gittiÄŸini anlatan ErdoÄŸan, “Amerika bu iÅŸi baÅŸaramadı, Avrupa baÅŸaramadı. Bugün birçok ilacı ücretsiz verir noktaya geldik.” dedi.
Erdoğan, başları birbirine yapışık ikizler için Sağlık Bakanı ile görüştüğünü ifade ederek, şunları anlattı:
“İngiltere’de bir Hintli Müslüman doktor, bu iÅŸlerde mahirmiÅŸ. Ona ulaÅŸtık. Böyle bir ameliyatı yapmış. Onun bedelini de bir armatör karşılamış. 1 milyon poundun üzerinde bir rakam. Bu olay başımıza gelince, öyle bir yardımda bulunacak kiÅŸi çıksa da çıkmasa da ‘Biz gerekirse buraya devlet olarak gireriz, anneleri babaları da evet derse bu operasyonu yaptıralım.’ dedim. O armatörün ortağı, daha ben kendisiyle tanışmış deÄŸilim. ‘Onu da ben karşılayacağım.’ dedi. 1 milyon poundun üzerinde. O da onu üstlendi. Ameliyatın ilk etabı yapıldı. İnÅŸallah 14-15 Ocak’ta ikinci etabı ve diÄŸerleri yapılacak. Bakanımız, doktor arkadaÅŸlar devamlı İngiltere ile irtibat halindeler. Geçen ben de babasıyla görüştüm, babası da mutlu. Bunlar bize ayrı bir heyecan mutluluk veriyor. Biz niye varız? Biz bunun için varız. Mesela SMA hastalıklarıyla ilgili ilaçlar parayla geliyordu. Bunların hepsini kaldırdık. Geçen bir hastane ziyaretinde bir kızımızı gördüm, dua ediyor, ‘Siz bunu kaldırmasaydınız, benim kızımın hali ne olacaktı?’ diyor. Millet sana eÄŸer cumhurbaÅŸkanı diyorsa, bunun için diyor. Biz de elimizden geldiÄŸince, mümkün olduÄŸunca, bu ilaç konusunda vesaire her ÅŸeyi yapmaya gayret ediyoruz.”
Kanal İstanbul projesi
ErdoÄŸan, Kanal İstanbul Projesi baÅŸlatıldığı zaman dünyadaki bütün kanalları incelettiklerini dile getirerek, “BoÄŸaz bizim için hukuki haklarımızı bile rahat kullanamadığımız bir hattır. BoÄŸazda her an bir sıkıntı yaÅŸayabilir miyiz? Zaman zaman yalılarımıza çarpan büyük tankerler, gemiler oluyor. Bizim BoÄŸazı bundan kurtarmamız lazım. Öyle bir kanal yapalım ki bu kanal bizi birçok sıkıntılardan kurtardığı gibi, İstanbul’umuza yeni bir güzellik katsın. Çevreci bir kanal olsun. Çevreci bir kanal olmanın ötesinde burası bizim kontrolümüz altında olan bir kanal olsun. Bunun için bizi baÄŸlayıcı herhangi bir ÅŸey söz konusu olmasın. İşte bu güzellik İstanbul’umuza ayrı bir zenginlik katacaktır. Bunun için bu adımı attık, ÅŸu anda birilerini ciddi mana da rahatsız ediyor. Niye rahatsız ediyor? Çünkü bunların bu ülkede bir dikili aÄŸaçları bile yok. Böyle güzellikler olunca da dayanamıyorlar.” diye konuÅŸtu.
ErdoÄŸan, Kanal İstanbul’u yapacaklarına vurgu yaparak, “Yap-iÅŸlet-devret ile müşteri bulduk bulduk, aksi takdirde biz burayı milli bütçemiz ile yapacağız. Åžu an da hazırlıklar son safhada, ihaleyi yapıp adımı atacağız. Görüşmeler var farklı ülkelerle ona göre adım atacağız. En az 6-7 yılı bulur ama her ÅŸeyiyle çok müstesna güzelliÄŸe sahip, adından söz ettirecek olan bir proje. 22 kilometre Karadeniz’i Marmara’ya baÄŸlayacak. Kısaltıyor tabii birçok ÅŸeyi o güzelliÄŸi de var.”ifadesini kullandı.
“Sorunların sadece mevzuat deÄŸiÅŸikliÄŸi ile çözülmesi mümkün deÄŸil”
Kadın cinayetleri ve kadına şiddet konusuyla ilgili olarak Erdoğan, şöyle konuştu:
“Yargı reformu stratejimizi 30 Mayıs’ta açıklamıştık, hızlıca da uygulamaya geçtik. Bir yandan kanun deÄŸiÅŸiklikleri hazırlanıyor bir yandan idari faaliyetler yürütülüyor. Bu kapsamda 1. yargı paketi kanunlaÅŸtı. Bunu takip edecek baÅŸka mevzuat deÄŸiÅŸiklikleri de gündeme gelecek. Bu konuların tümü çalışmalar kapsamında deÄŸerlendiriliyor. Nerede eksik varsa onun üzerine gidiliyor. İktidara geldiÄŸimiz 17 yılda kadın haklarının güçlendirilmesi konusunda çok önemli mevzuat düzenlemeleri yaptık. 2010’da yaptığımız anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi ile kadınlar için pozitif ayrımcılığı kabul ettik. Bunu uygulamaya koyduk. 2013’te aile mahkemelerini sistemimize dahil ettik. Türk Ceza Kanunu’nda kadına karşı ÅŸiddete iliÅŸkin fiillerin yaptırımlarını artırdık. 2009’da kadın-erkek fırsat eÅŸitliÄŸi komisyonunu kurduk. 2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurduk, yoktu böyle bir bakanlık. 2012’de ailenin korunması ve kadına karşı ÅŸiddetin önlenmesine dair kanunu biz çıkardık. Bu kanun çerçevesinde Aile Bakanlığımız bünyesinde 7 gün 24 saat esasında çalışacak ÅŸiddet önleme merkezleri kurduk. Sorunların sadece mevzuat deÄŸiÅŸikliÄŸi ile çözülmesi mümkün deÄŸil. Kurumlarımızın ortak faaliyetlerle yürütecekleri çalışmalar da bulunmaktadır.
Bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koordinasyonunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Aile Bakanlığımız, Adalet, İçiÅŸleri, Milli EÄŸitim ve SaÄŸlık Bakanlıklarını bir araya getirerek, 2020 ve 2021 yıllarında yürütülecek çalışmaları acil faaliyet planı adı altında belirlemiÅŸtik. Burada bir hususun altını özellikle çizmek isterim. Elbette kadına ÅŸiddet olaylarında yargı ve adalet mekanizması hassasiyetle ve süratle harekete geçecektir. Bundan önemlisi bu olayların hiç vuku bulmadan önlenmesidir. Tabii yargı nereye bakıyor, olayın sonucuna bakıyor. Fakat kadına ÅŸiddet ile mücadelede önleyici politikalar üzerinde hassasiyetle durulması gerekiyor. Kadınların, eÅŸlerin, annelerin kızların zalimliÄŸe maruz kalmadan bir takım önlemlerin alınması gerekir. Onların ÅŸiddete maruz kalmadıkları bir ortam saÄŸlamak ÅŸart. Bu konuda bütün toplumun 7’den 70’e eÄŸitilmesi ve bilinçlenmesi gerekiyor.”
ErdoÄŸan medyanın ÅŸiddet olaylarını ele alış tarzından, örgün eÄŸitime varıncaya kadar birçok alanda insanların da bilinçlendirilmesi gerektiÄŸini aktararak, “Bütün kurumlarımızın hep birlikte bütün risk durumlarını tespit edip ortak çaba ile hareket etmesi gerekiyor. Burada bir konuda önem arz ediyor. Bakıyorsunuz bir kadın ÅŸiddete uÄŸruyor, ÅŸiddete uÄŸradıktan sonra bir karar veriliyor. İşte sürekli gelecek adli kontrolle serbest bırakılacak, iÅŸte böyle bir ÅŸeye ben tahammül edemiyorum. Olmaz böyle bir ÅŸey bunun bedelini ödemesi lazım. Girsin cezasını çeksin. Çünkü o adli kontrolle serbest bırakıldığı zaman o kadına tekrar aynı ÅŸeyi yapmayacağının bir garantisi var mı?” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Karabük’ten İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden kendisine gelen mesajla ilgili olarak, “Bu sevgiyi neye baÄŸlıyorsunuz?” sorusuna, “Ben seviyorum da onun için. Severseniz sevilirsiniz. SevilmediÄŸiniz takdirde böyle bir ÅŸey söz konusu olmaz. Bu aÅŸk meselesidir.” ÅŸeklinde cevap verdi.
ErdoÄŸan, ABD’li basketbolcu Larkin’in Milli Takım’a alınması hususunda “Vatandaşımız oldu mu bilmiyorum? VatandaÅŸlık konusunda biz gereÄŸini yaparız. Böyle baÅŸarılı bir basketçiyi milli takımımızda da görmek isteriz. (Eureleague’de rekor kırması) Büyük bir rekor. 49 sayısı ne kadar fire verse de Milli Takımı da her zaman iyi bir yere taşır.” dedi.
ErdoÄŸan, “Millilerimizin verdiÄŸi asker selamı sonrasında bir uyarı mesajı geldi. Bu karar hakkında ne düşünüyorsunuz?” ÅŸeklindeki soruya ise ÅŸu yanıtı verdi:
“Burada UEFA, kınama verdi. Selamı cezalandırmadı. Sadece kınamayla ve para cezası olarak 50 bin avro verdi. Biz de hakikaten beklemiyorduk. Böyle bir selama… Hatta ben Macron’un kendisine dedim ki ‘Griezmann, sana benzer bir selam yaptı. Size ceza falan yok. Bizimkiler ÅŸu an UEFA’da, bu ne iÅŸtir.’ Gülmeye baÅŸladı. Siyaseti her yere maalesef bulaÅŸtırıyorlar. Bu gençlerimizin bu sevdasından daha doÄŸal ne olabilir. Hem tribünleri hem de tribünlerin ÅŸahsında askerimizi selamlıyor. Yeri geldi ben de selamladım. Nasıl selamlamayayım? Bu MehmetçiÄŸi selamlamayacağız da nereyi selamlayacağız.”
ErdoÄŸan, 2020 Avrupa Futbol Åžampiyonası finallerinde İtalya-Türkiye maçını izleyip izlemeyeceÄŸine iliÅŸkin ise “Orası da enteresan. İtalya’da baÅŸlıyor. İtalya maçını orada yapıyor. Bu nasıl bir iÅŸ? Bizim diÄŸer iki maç Bakü’de oynanacak. Bakü’deki maçlara gitme durumum olabilir. Roma’ya gidemeyebilirim. Ama diÄŸer iki maç Bakü’de olacak. İlham Aliyev kardeÅŸimle de görüştük. Bekliyor. Oraya inÅŸallah gider, iki maçı orada izleriz. İnÅŸallah gruptan çıkarız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA
