ErdoÄŸan: Libya’yla anlaÅŸmada Türkiye uluslararası haklarını kullandı

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Libya’yla yapılan anlaÅŸma ile ilgili, “Bu mutabakat muhtırasıyla Türkiye esasında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı.” dedi.

Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, TRT ortak yayınındaki “CumhurbaÅŸkanı Özel” programında gündeme iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulunup, soruları yanıtladı.

“Türkiye güneyindeki terör koridorunu çok baÅŸarılı hamlelerle, operasyonlarla adeta kırdı. Åžimdi çok önemli bir kazanım DoÄŸu Akdeniz’de de geçerli ve Libya ile yapılan bir anlaÅŸma var. Bu anlaÅŸma ile Türkiye aslında yine bazı oyunları bozdu. Türkiye ne kazandı?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, Kaddafi döneminde bununla ilgili bir adım attıklarını fakat bunun Kaddafi’nin ölümü sebebiyle devam etmediÄŸini söyledi.

ErdoÄŸan, o günlerden bu yana burada bir sessizliÄŸin hakim olduÄŸunu, Mısır, Güney Kıbrıs, Yunanistan’ın, zaman zaman İsrail’in dörtlü bir halde buradaki durumu adete kendilerinin egemenliÄŸi altına almaya çalıştığını belirterek, “Türkiye olsun Libya olsun, buralarda sesleri çıkmayacak. Buralara tam biz hakimiz. Münhasır ekonomik bölgede özellikle uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımıza raÄŸmen, hayır buralarda Türkiye sondaj gemilerini gezdiremez, sismik araÅŸtırma yapamaz” gibi yaklaşımlarla zaman zaman da ciddi tehditler savrulduÄŸunu anlattı.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Biz bu tehditleri dinlemedik. Bizim daha önce ne sismik araÅŸtırma gemimiz vardı ne sondaj gemimiz vardı. Åžimdi hamdolsun iki tane sondaj, iki tane sismik araÅŸtırma gemimiz var. Åžimdi bir tane daha anlaÅŸma dönemindeyiz, bir sondaj gemisi daha alacağız. Bu çalışmaları, araÅŸtırmaları sadece Akdeniz’de deÄŸil, zaman zaman Karadeniz’de hatta belki uluslararası sularda sürdüreceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

Bu muhtırayı, Libya’nın meÅŸru yönetimi olan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladıklarını hatırlatan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“Hafter, orada Libya’nın bir ulusal temsilcisi deÄŸildir. Oradaki temsilci ÅŸu anda Sarraj’dır. Sarraj ekibi ile İstanbul’da oturduk, bu konuları müzakere ettik. Bu mutabakat muhtırası ile Türkiye esasında, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Attığımız adım bu. Bu adımdan baÅŸta Yunanistan olmak üzere Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ciddi manada rahatsız oldu. Bunlarla da kalmadılar aslında. Batıda da bazı ülkeler ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ gibi NATO ve deÄŸiÅŸik yerlerdeki toplantılarda bize söylediler. Bugüne kadar uluslararası hukuku hiçe sayarak attıkları tek taraflı adımları bozulmuÅŸ oldu. Tek taraflı adımı atanlar aslında bunlar. Ama ÅŸimdi biz bu adımı atınca, bunların bu oyunları bozuldu.”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan, 2010’da İsrail ile benzer anlaÅŸmalar imzaladığını vurgulayan ErdoÄŸan, uluslararası hukuku ve Türkiye’nin haklarını hiçe sayarak DoÄŸu Akdeniz’i parsellediklerini söyledi.

Yunanistan’ın, tek taraflı deniz yetki alanları ilan ederek Türkiye’yi, Kuzey Kıbrıs ile Türkiye kıyıları arasına sıkıştırma planı devreye girmeden, Türkiye’nin bu anlaÅŸma ile DoÄŸu Akdeniz’deki yetki alanını maksimum düzeye çıkardıklarını anlatan ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“Türkiye ve Libya olarak karşılıklı yeni bir anlaÅŸma ile belirlediÄŸimiz bu münhasır ekonomik bölge alanlarında ortak arama faaliyetleri gerçekleÅŸtirebileceÄŸiz. Herhangi bir sıkıntı yok. DiÄŸer uluslararası aktörler, bu anlaÅŸma ile Türkiye’nin çizdiÄŸi alanlarda onay almaksızın arama-tarama faaliyeti yapamaz. Güney Kıbrıs, Mısır, Yunanistan ve İsrail, bu bölgeden Türkiye’nin onayı olmadan doÄŸal gaz nakil hattı kuramaz. Dolayısıyla bizim bu noktada herhangi bir taviz vermemiz mümkün deÄŸil. Bu yapılanlar uluslararası deniz hukukuna kesinlikle uygundur. Ülkemizin, DoÄŸu Akdeniz’in batı kısmındaki kıta sahanlığı münhasır ekonomik bölge sınırları, birbirini destekleyen bir dizi adım ile ilk defa bir bütün olarak ve net bir ÅŸekilde ortaya kondu. Bununla kalmadık. Libya AnlaÅŸması, ülkemizin deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusundaki hukuki tezini de destekledi.”

Türkiye’nin DoÄŸu Akdeniz’de en uzun kıyı ÅŸeridine sahip ülke olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, “Bunlar, bunu da görmüyorlar. Bu anlaÅŸma ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından dayatılmaya çalışılan yaklaşımlara ve ülkemizi Antalya Körfezi’ne hapsetmeyi hedefleyen deniz yetki alanı iddialarına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde haklı bir adım attık. Biz bu adımları atarken, saÄŸa sola hiçbir yere sormadan adım atmıyoruz. Bizim de hukukçularımız var. Uluslararası hukuk olsun, deniz hukuku olsun bu konularda ciddi deneyimlerimiz var. Bu arkadaÅŸlarımızı da çalıştırmak suretiyle, bu adımımızı haklı bir ÅŸekilde, kendimize öz güvenimizle atmış olduk. Åžu anda bu istikamette yürüyoruz, yürüyeceÄŸiz.” ifadelerini kullandı.

“Yunanistan’ın itiraz edebileceÄŸi bir boÅŸluk yok”

Londra’da Yunanistan BaÅŸbakanı Kiryakos Miçotakis ile yaptığı görüşmeye iliÅŸkin soru üzerine ErdoÄŸan, haritanın çok net bir ÅŸekilde bir çok ÅŸeyi açıkça ortaya koyduÄŸunu, bunun Türkiye için tarihe kayıt düşmek olduÄŸunu ifade etti.

İçeride ve dışarıda bundan çok rahatsız olanların bulunduğunu aktaran Erdoğan, harita üzerinde göstererek, şunları söyledi:

“Åžurada Girit ve sınırlarımız… Buradan gördüğünüz gibi bir blok ve bu blok bizim Libya ile bütünleÅŸtiÄŸimiz yer. Buraya kadar olan yerde bizler sondaj çalışmalarımızı rahatlıkla Türkiye olarak yapacağız. Güneyde de Libya sondaj çalışmalarını yapacak. Bunun dışında da görülen bu sınır, bizim için bundan önce böyle bir sınır yoktu. Ama ÅŸimdi bizim deniz kıta sahanlığında bunun üstü Türkiye’ye ait. Türkiye bu alanlarda çalışmasını rahatlıkla yapacak bir durumdadır. Tabii rahatsız olanlar olacak, o ayrı mesele.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Yunanistan’ın, “Uykuda yakalandık.” açıklamasının hatırlatılması üzerine, “Onlar ÅŸimdi o tür ifadeler kullanıyorlar. Bizim bir baÅŸka avantajımız daha var. Onu da görmemezlikten gelmeyelim. O da nedir? Biz, Kıbrıs’ta bir defa 3 garantör ülkeden bir tanesiyiz. Türkiye, Yunanistan, İngiltere. Türkiye-Yunanistan olarak da biz bu çalışmayı zaten biliyoruz. Aynı ÅŸekilde bu münhasır ekonomik bölge olayları nereden kaynaklanıyor? İşte buralardan kaynaklanıyor. Bu münhasır ekonomik bölge ile beraber ÅŸu gördüğünüz noktalar, bizim sınır olarak tamamen kıta sahanlığındaki bizim sınırlarımızı çiziyor. Buralarda bu çalışmaları artık bizim gemilerimiz rahatlıkla yapacak.” diye konuÅŸtu.

Bugün İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı Sosyal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı’na Libya’dan katılan kadın temsilcinin çok mutlu olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“(Sayın BaÅŸkanım, siz olmasaydınız biz bu haklarımızı alamazdık. Åžimdi biz bu haklarımıza kavuÅŸtuk. Libya halkı sizi şöyle seviyor, böyle seviyor…) Anlata anlata bitiremedi. Bütün mesele, bugüne kadar vurdular, aldılar. Yok, bundan sonra böyle olmayacak. Artık bizler de hakkımıza sahip çıkacağız. Buyurun Libya ve güzel bir bant ve bu bandın içinde Türkiye’nin de Libya’nın da hakları var. Bu hakları koruyacağız. Türkiye, hem karşı kıyı ülkesi olan Libya ile anlaÅŸarak uluslararası deniz hukukuna uygun davranmıştır hem de Türkiye ile Libya arasında çizilen ÅŸu hat, adalar deÄŸil ana karalar üzerinden çizildiÄŸi için Yunanistan’ın eli kolu baÄŸlandı. Yunanistan’ı biraz da çıldırtan bu.”

Bunları konuÅŸmak istemediÄŸini ama maalesef Yunanistan’ın kullandığı ifadelerin, kendisini bunları söyletmeye yönelttiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla Yunanistan’ın itiraz edebileceÄŸi bir boÅŸluk yok. DoÄŸu Akdeniz’deki mevcut konjonktür göz önünde bulundurulduÄŸunda ülkemizin Libya ile imzaladığı bu mutabakat muhtırasının, mezkur mahiyette tepkileri tetiklemesi ÅŸaşırtıcı deÄŸildir. Bilhassa Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin DoÄŸu Akdeniz’deki deniz yetki alanları iddiaları vardı, bunlar karşısında bu muhtıra ile Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını korumaktaki kararlılığını dünya kamuoyu nezdinde açıkça göstermiÅŸtir. Muhtıra, Rum-Yunan ikilisinin, Türkiye’yi Akdeniz’de çevreleme, yalnızlaÅŸtırma giriÅŸimlerine güçlü bir cevap niteliÄŸindedir. Ülkemizin her zaman barışçı çözümden yana olduÄŸu görülmüştür. Bu çerçevede istikÅŸafi temaslar ve güven artırıcı önlemler dahil, Yunanistan ile diyalog kanallarını yeniden canlandırmaya hazırız. DoÄŸu Akdeniz konusunda yeni bir diyalog kanalı açma teklifimizin geçerli olduÄŸunu BaÅŸbakan Miçotakis ile BM Genel Kurulu marjında ve Londra’da düzenlenen NATO Liderler Toplantısı marjında bizzat kendisine ifade ettim. İki ülke arasında taze bir baÅŸlangıç olsun dedim.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Miçotakis ile göreve ilk başladığında da bu konuları yumuşak bir şekilde görüştüklerini anlatarak, şunları kaydetti:

“Ancak yapılan çaÄŸrılarımıza Yunanistan tarafından bugüne kadar olumlu bir cevap alamadığımızı da üzülerek belirtmek isterim. Tabii Yunanistan muhtıranın metnini vermediÄŸi gerekçesiyle Libya Büyükelçisi’ni sınır dışı etti. Halbuki bu, gizli bir muhtıra deÄŸil. Basınla da paylaÅŸtık. İki taraftaki onay süreçleri tamamlanarak yürürlüğe girdi. Åžimdi BM’ye gönderdik, tescil aÅŸamasında. AnlaÅŸma Libya’nın da çıkarlarını korumakta. Kaldı ki Meclisimizden geçerken de neredeyse oy birliÄŸi denecek ÅŸekilde TBMM’den geçti bir parti hariç. Bu da tabii ÅŸu anda milletimizin bu konudaki hassasiyetini, ittifakını gösteriyor. Yunanistan muhtıranın metnini vermediÄŸi gerekçesiyle Libya Büyükelçisi’ni deport ederken, aslında uluslararası bir skandala da adımını atmış oldu. Bundan sonraki süreçte Yunanistan da bu yanlış adımlarının bedelini, uluslararası camiada da ödeyecektir.”

“Kıta sahanlığı haklarını korumaya devam edeceklerini”

“Libya ile varılan mutabakat neticesinde Türkiye’nin resmi olarak hak sahibi olduÄŸu alanlarda yakın vadede bir çalışma yapılması planlanıyor mu? DoÄŸu Akdeniz’deki diÄŸer kıyıdaÅŸ ülkelerle de Libya ile varılan mutabakat benzeri anlaÅŸmalar olabilir mi?” ÅŸeklindeki soru üzerine ErdoÄŸan, bu anlaÅŸmanın her ÅŸeyden önce Türkiye-Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlarının ne olduÄŸunu belirlediÄŸini ifade etti.

ErdoÄŸan, ÅŸimdi sınırların artık belli olduÄŸunu, Türkiye ile Libya’nın kendi alanlarında ortak arama-tarama faaliyeti yapabileceÄŸini ya da Libya’nın kendi alanında Türkiye’ye bu hakkı tanıyabileceÄŸini dile getirerek, mutabakat muhtırası ile Türkiye’nin DoÄŸu Akdeniz’deki kıta sahanlığının en batı sınırlarının Yunan adalarının karasularının dış sınırına kadar uzatıldığını aktardı.

Kıta sahanlığı haklarını korumaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ülkemizin diyaloÄŸu ve görüşmeleri teÅŸvik edici tutumunu sürdürürken, önümüzdeki dönemde hem kendi haklarımızı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını koruyacağız. Tek taraflı adımlara izin vermeyeceÄŸimizden kimsenin şüphesi olmasın. Tabii burada en önemli durum veya en güzel ÅŸey ÅŸu, eskiden biz böyle sondaj için bir gemi alalım veya sismik araÅŸtırma için bir gemi bulalım, bırakın kiralamaya muktedir deÄŸildik ama ÅŸimdi kendimize ait gemilerimiz var. Bunlarla bu çalışmayı yapıyoruz. Hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle anlaÅŸma imzalama yetkisi ve hakkı var. Uluslararası deniz hukuku, karşılıklı kıyıların 400 milden az olduÄŸu durumlarda taraflara kendi aralarında anlaÅŸarak sınır belirleme hakkı tanıyor, hatta bunu teÅŸvik ediyor. Türkiye DoÄŸu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere bütün bunlara yönelik adilane paylaşım temelinde bir çaÄŸrı yapmış durumda. Hakkaniyeti temel alacak ÅŸekilde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hariç, orayı buraya karıştırmayacağız, bölgede tüm kıyıdaÅŸ ülkelerle deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için müzakerelere hazır olduÄŸumuzu en başından beri vurguluyoruz. Bizim barışçı bir çözüme destek veren tutumumuz başından beri deÄŸiÅŸmedi, yine aynı yerdeyiz. Hakça bir çözüm için tüm ülkelere diyalog çaÄŸrımız sürmektedir. Beraber bu çalışmaları yürütebiliriz. Nitekim ÅŸu anda BirleÅŸmiÅŸ Milletler’e gönderdiÄŸimiz malum bu durumun içeriÄŸini belirten yazımız ve bundan sonraki süreçte bizim artık Libya ile birlikte bu çalışmaların baÅŸlayacağı süreç olacaktır.”

“Bizim derdimiz düşman kazanmak deÄŸil, dost kazanmak”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Güney Kıbrıs hariç, bütün kıyıdaÅŸ devletler derken, farklı konularda sorun yaÅŸadığımız devletler de dahil, bütün devletleri kastediyoruz.” ÅŸeklindeki yorum üzerine, “Bunları otururuz, konuÅŸuruz, deÄŸerlendiririz, yani bizim derdimiz düşman kazanmak deÄŸil, dost kazanmak. Düşman olanlar varsa onları da dost olmaya davet etmek. Derdimiz bu.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Libya’nın BM tarafından tanınan meÅŸru hükümeti eÄŸer bir destek isterse Türkiye’den askerimiz Libya’ya gider mi?” ÅŸeklindeki soru üzerine ErdoÄŸan, “Böylesine bir çaÄŸrı özellikle Türkiye’ye tabii ki bu hakkı tanır. Yani Libya halkından, yönetiminden böyle bir davet geldiÄŸi anda bu bizim için adeta bir hak doÄŸurur.” diyerek, burada askeri güvenlik ve denizde hakkaniyet konusunda anlaÅŸma yaptıklarını hatırlattı.

ErdoÄŸan, BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in 2011’den beri Libya’ya silah satışının önüne geçen bir ambargo uyguladığını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak Libya Ulusal Hükümetinin çaÄŸrısı karşısında asker gönderme faaliyeti bu kapsamda asla yorumlanamaz. Böyle bir davet gelmesi durumunda Türkiye nasıl bir inisiyatif üstleneceÄŸine kendisi karar verecektir. Biz bir yerlerden izin almayız. Bunun kararını kendimiz veririz. Kaldı ki Rusya, BirleÅŸik Arap Emirlikleri, Mısır, Hafter’e her türlü askeri destek saÄŸlayarak BirleÅŸmiÅŸ Milletler kararlarını da deliyor. Özellikle Türkiye, Libya’da faaliyet gösteren gemileri, ÅŸirketleri ve insani yardım kuruluÅŸlarını koruma hakkına da sahiptir. Nitekim bazı ülkeler bu tarz faaliyetler gerçekleÅŸtiriyor. ÖrneÄŸin İtalya Mısrata’da kurduÄŸu hastaneyi korumak için bir miktar asker bulunduruyor. Öte yandan, Türkiye dışına asker gönderilmesi koÅŸulları ve buna iliÅŸkin olarak mevzuatımız bakımından atılması gereken adımlar var. Türkiye ile Libya arasında akdedilen asker veya Askeri Güvenlik İşbirliÄŸi Mutabakat Muhtırası iki ülke arasında eÄŸitim ve teknik destek konularında iÅŸ birliÄŸine yöneliktir. Anılan mutabakat muhtırasının Libya ile 2012’de akdedilen askeri eÄŸitim iÅŸ birliÄŸi anlaÅŸmasının güncellenmesi niteliÄŸi de haiz, benzer anlaÅŸmalar 60 ülkeyle imzalandı. Ulusal mutabakat hükümetiyle baÅŸlattığımız söz konusu iÅŸ birliÄŸinin Libya’da siyasi sürece dönüş çalışmaları kapsamında gündemde olan Libya’da güvenlik reformu çalışmalarına katkı mahiyetinde deÄŸerlendirilmesi gerekmektedir ve biz bu konuda Libya’ya her türlü desteÄŸi vermeye açığız.”

“Rusya da Hafter konusunda mevcut tezi gözden geçirecektir”

Rusya’nın Libya tutumunun sorulması üzerine ErdoÄŸan, Putin ile bu aralar bir görüşme talebinin olduÄŸunu, ayrıca gelecek ayın 8’inde Putin’in Türkiye’de olacağını dile getirdi.

ErdoÄŸan, bu görüşmeyi bu hafta içi gerçekleÅŸtirmek isteÄŸini söyleyerek, “Çünkü Hafter konusu aslında istiyorum ki Rusya ile münasebetlerde yeni bir Suriye doÄŸurmasın ve ben inanıyorum ki Rusya da Hafter konusunda mevcut tezi gözden geçirecektir. Çünkü bunun legal bir yönü yok. İllegal birisi. Aynı ÅŸekilde yapılan destekler de zaten bu illegalite içerisinde sürdürülüyor. (Hafter) Åžu anda durumu da zaten pek iyi deÄŸil.” diye konuÅŸtu.

Rusya Devlet BaÅŸkanı Putin’in gelecek ayın 8’inde İstanbul’a geleceÄŸini ve Türk Akımı Projesi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan ErdoÄŸan, bu hafta yapmayı istedikleri görüşmenin ise sadece Libya’ya, Hafter konusuna yönelik bir telefon görüşmesi ÅŸeklinde olacağını kaydetti.

AA foto muhabiri Yalçın’ın Fransız polisince yaralanması

Fransa’daki genel greve iliÅŸkin bir soru üzerine ErdoÄŸan, Anadolu Ajansı foto muhabiri Mustafa Yalçın’ın Fransız polisince yaralanmasına deÄŸinirken, ÅŸunları söyledi:

“Mustafa Yalçın kardeÅŸimize Allah’tan ÅŸifalar dileyelim. Tabii burada orantısız güç kavramını iÅŸlerine geldiÄŸi yerlerde hep kullanıyorlar. Televizyon ekranlarında kadın, erkek hiç ayırt etmeksizin polislerin yerlerde onları nasıl sürüklediÄŸini hep görüyoruz deÄŸil mi? Orantısız güç ve zaman zaman bakıyorsunuz mermi kullanma noktasında, plastik mermiden diÄŸerlerine de geçiyorlar. Åžu ana kadar çok ciddi sayıda yaralı var. Bütün bu yaralılarla birlikte sarı yeleklilerin taleplerinin yerine getirildiÄŸine dair bir ÅŸey yok. Bu, Fransa’da bir ÅŸeyin sinyalini veriyor. 2022’de seçim söz konusu, orada. Belki de 2022’yi bulmayacak. Böyle bir durum ortada çünkü yasal düzenlemelerini giderek daha katı hale getirdiler. Türkiye, buna benzer bir ÅŸey yapsa çılgına dönerler. Türk polisi böyle bir ÅŸey yapmış olsa kıyamet… Bu tabii oralarda olduÄŸu zaman haklarıdır, yapabilirler, ama Türkiye’de bırak onu, onun çok çok gerisinde teröre karşı bir adım atılsa, ‘Yapamazsınız.’, ‘Sizde ÅŸiddet var.’ İşte ortada. Buralarda olduÄŸu zaman meÅŸrudur, Türkiye’de olursa gayrimeÅŸrudur.”

ErdoÄŸan, orantısızlığa iÅŸaret ederek, “Genel olarak Avrupalı ülkelerin bu iki yüzlülüğü, hatta ben deÄŸiÅŸtirdim çok yüzlülüğü birçok alanda olduÄŸu gibi polis ÅŸiddeti noktasında da karşımıza çıkıyor. Kendi coÄŸrafyaları dışında herhangi bir yerde en ufak bir olayda ayaÄŸa kalkıyor, açıklamalar yapıyorlar, raporlar hazırlayıp parmak sallıyorlar. Bunların parmakları da meÅŸhurdur zaten.” dedi.

“Fransa dışarıyla uÄŸraÅŸmaktan kendi iç sorunlarıyla meÅŸgul olmaya vakit bulamıyor”

Fransa’nın dışarıyla uÄŸraÅŸmaktan kendi iç sorunlarıyla meÅŸgul olmaya vakit bulamadığını belirten ErdoÄŸan, “Aynı zamanda samimiyetlerini özellikle sorgulatmaya fırsat vermiyorlar. Sadece burada kalmıyor, Mali’ye de müdahale ediyor. NeymiÅŸ? Çağırmış da onun için gitmiÅŸler. Size ne ya? Bunları kendisine söylediÄŸim için söylüyorum. ‘Mali’de ne iÅŸin var senin.’ Biz elbette NATO müttefikimiz Fransa’nın güvenlik ve istikrarını önemsiyoruz. DışiÅŸleri Bakanlığımız da Fransa’daki genel grev ve gösterilerde meydana gelen olaylar, güvenlik güçlerinin müdahalesi konularında uygun açıklamalar yaptı. Sayın Macron’la anlaÅŸtığımız ve anlaÅŸamadığımız konular var. ÖrneÄŸi, NATO’yla ilgili yaptığı açıklamaların yanlış olduÄŸunu kendisine de bizzat söyledim. Bu yaklaşım tarzı doÄŸru deÄŸil. Bundan sonra da olsa yine söylerim.” diye konuÅŸtu.

Fransa CumhurbaÅŸkanı Emmanuel Macron’la karşılaÅŸmasına iliÅŸkin soruya ErdoÄŸan, “Nevi ÅŸahsına münhasır bir arkadaÅŸ. Bakıyorsunuz güler filan, sanki başında bu tür musibetler yok. O yoluna biz yolumuza.” karşılığını verdi.

“İlk test uçuÅŸuydu ve baÅŸarılı bir sınama yaptılar”

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “Akıncı, TSK envanterine ne zaman girecek?” sorusunu, “Åžu anda kesin bir ÅŸeyi ben söylemeyeyim, onu Özdemir Bey ve evlatları söylerse çok daha isabetli olur. İlk test uçuÅŸuydu ve baÅŸarılı bir sınama yaptılar. Özellikleri çok çok farklı. İrtifa olarak, aklımda kaldığı kadarıyla 32 bin feeti buluyor, belki daha fazla bilemem. Taşıdığı yük itibarıyla çok önemli. Dünyada belki 3-5 ülke bunu yapabilir durumda. Bayraktar ailesini özellikle tebrik ediyorum, ÅŸahsım, milletim adına tebrik ediyorum.” ÅŸeklinde yanıtladı.

Türkiye, satın almak istediğinde bunların verilmediğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Åžimdi bunu artık kendimiz yapar hale geldik. ANKA yine yapılır hale geldi. Bunlar bizim için çok önemli fırsatlar. Elimizde SİHA’lar olmamış olsaydı biz terörle mücadeleyi nasıl yapardık? İHA’lar olmasaydı nasıl yapardık? ‘İnlerine gireceÄŸiz.’ diyoruz ya ÅŸimdi koordinatlar tespit ediliyor, hemen F-16’lara bildiriyor, F-16’lar gereÄŸini yapıyor. SİHA’lar ise zaten kendisi iÅŸ bitiriyor. Bunlar, savunma sanayinde geldiÄŸimiz yeri göstermesi bakımından çok çok önemli. Bu tabii gücünüzü de artırıyor. ATAK’ı da İtalyanlarla yaptık. Bunu, ÅŸu anda ihraç eder hale geldik. Bu helikopter, özellikleri itibarıyla çok çok farklı, aklımda kaldığı kadarıyla 180 derece hareket kabiliyeti olan silahları var. Bunlar alanda çok iÅŸ görüyor. Özellikle kirpiler, Altay tankımız öyle. Fırtına obüsleri felaket bir ÅŸey.”

“Ekonomide toparlanma dönemi baÅŸladı”

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, 2020’de Türkiye ekonomisindeki beklentilerine yönelik soru üzerine, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Her ÅŸeyden önce 2018 bizim için geride, üzerine çiziÄŸi attık. Åžimdi ekonomide toparlanma dönemi baÅŸladı. Makro ekonomik göstergelerimiz gayet iyi bir ÅŸekilde geliyor. 2019 yılı üçüncü çeyreÄŸi itibarıyla mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla üç çeyrektir arka arkaya pozitif büyüme kaydediyor. Bu, bizim için çok önemli. Ekonomiye olan güven de iyileÅŸiyor. Reel kesim güven endeksi 2019 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 9,2 puan artarak, 102’ye yükseldi. Türk lirasına olan güven de artmaya baÅŸladı. Bunu, bu vesiyle milletime tekrar duyurmak istiyorum: Gelin dövizden kendi paramıza dönelim. Kendi paramız artık güven veriyor, güçlü. Oraya dönelim ve onun bereketini göreceksiniz.”

Hizmet sektörü güven endeksinin 13,4 puan, perakende ticaret sektörü güven endeksi 13,3 puan ve inÅŸaat sektörü güven endeksinin 8,6 puan artış gösterdiÄŸini anlatan ErdoÄŸan, “Dış talep güçlü seyretmeye devam ediyor. Yeniden dengelenme kapsamında ise özellikle bu da büyük bir önem arz ediyor. Burada da hedeflerimizi yakalama noktasında yolumuza devam ediyoruz.” dedi.

ErdoÄŸan, yabancı turist sayısının Ocak-Ekim 2019 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 arttığını ve yaklaşık 41 milyon kiÅŸi olduÄŸunu kaydederek, “Öyle zannediyorum ki yıl sonu itibarıyla turizmde 50’yi bulacağız. Tarihimizde görülmüş olan bir ÅŸey deÄŸil. Kaliteli turist geliyor, kaliteli turist buraya para da bırakıyor. Turizmdeki sıçrama Türkiye’ye dışarıdan turizm yatırımını da çekecektir.” diye konuÅŸtu.

İhracatın 180 milyar dolara seviyesine yaklaştığına değinen Erdoğan, şunları söyledi:

“İhracat ve turizmdeki güçlü performans ve zayıf ithalat ile cari iÅŸlemler dengesi yıllıklandırılmış olarak yaklaşık 6 milyar dolar fazla verdi. Bizim ihracatımız ithalata dayalıdır. İthalata dayalı olması bizi korkutmamalı. Çünkü bu her ülke için böyledir, sadece Türkiye için deÄŸil. Bütün mesele, buradaki ihracat ürünlerini hassasiyetle seçerek, ithalat-ihracat arasındaki baÄŸlantıyı iyi kurmamız lazım. Bunu iyi kurduÄŸumuz anda, nasıl ki cari açık noktasında bir ara çok güzel bir denge yakaladık, onu tekrar yeniden yakalamamız da mümkündür. Aldığımız tedbirler ve uyguladığımız politikalarla hedefimiz, 2020-2022 Yeni Ekonomi Programı’nda da belirtildiÄŸi gibi enflasyonun kalıcı olarak düşük tek haneli seviyelere indirilmesidir. Bunu da yakalayacağız. 2020’de tek haneli enflasyon rakamına ulaÅŸacağız. Faizde de yine aynı ÅŸekilde tek haneli rakama inÅŸallah 2020’de geçiyoruz, geçeceÄŸiz. Bunu yakalamak neyi getirecek? Yatırımı getirecek, istihdamı getirecek, üretimi getirecek, rekabeti getirecek ve böylece baÅŸarıyı getirecek. Fazla zaman kalmadı 2020’ye zaten geldik, dayandık. İnÅŸallah 2020’yle beraber bu adımları da atacağız. Son günlerde özel sektör finans kuruluÅŸları da yatırım kredisi vermeye baÅŸladı. Bu çok önemliydi. Kamu bankaları veriyordu. Onlar nazlanıyordu. Åžimdi hem kamu hem onlar vermeye baÅŸladılar. Bu tür kredi musluklarının açılması, inÅŸallah yatırımcılarımızın da ÅŸevkini artıracaktır.”

“Hedefimiz Tel Abyad-Resulayn arasına 1 milyon insan yerleÅŸtirmek”

Barış Pınarı Harekatı kapsamında Türkiye ile Rusya’nın ortak devriye yaptığı hatırlatılarak, “Türkiye bu devriyelerden tatmin oldu mu? Ne bekliyordu, ne aldı?” ÅŸeklinde soru yöneltilen ErdoÄŸan, “Åžu anda bu gerek Rusya ile gerek Amerika ile olan anlaÅŸmamıza baktığımızda, maalesef bu devriyelerle ilgili ÅŸu anda beklenen neticeyi aldık diyemem. Yani iyiye gidiyoruz ama henüz beklenen netice alınmış deÄŸil. İşte bugün örneÄŸin iki askerimiz maalesef ÅŸehit oldu.” ifadelerini kullandı.

Bütün bunların bu devriye çalışmalarının beklenildiÄŸi gibi olmadığını gösterdiÄŸini anlatan ErdoÄŸan, “Ama buna raÄŸmen tabii ki geleceÄŸi olumlu istikamette müjdeleyen oralarda geliÅŸmeler de var. Fakat son Amerika seyahatimde Sayın Trump ile yaptığım görüşme ve bu arada yine Sayın Putin ile yaptığımız görüşmelerde de yani bu iÅŸin biraz daha sıkı tutulması gerektiÄŸini hep konuÅŸtuk ve mümkün olduÄŸunca iyi geliÅŸmeler de yok deÄŸil, var. ÖrneÄŸin İdlib her geçen gün daha iyiye gidiyor.” diye konuÅŸtu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sırasında harita üzerinden gösterdiği Tel Abyad ile Resulayn arasındaki bölgeye işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Tel Abyad ile Resulayn) İkisinin arası 120 kilometre ama derinlik 30 kilometre. Åžimdi bizim buradaki asıl hedefimiz Derik denilen bir yer var, tam doÄŸu, orası Irak sınırıdır, oradan 444 kilometre batıya doÄŸru olan bölge var. Åžimdi biz bütün bu bölgedeki teröristlerin buralardan boÅŸaltılmasını hem Rusya’dan hem Amerika’dan istedik. BildiÄŸiniz gibi 120 ve 150 saatlik anlaÅŸmalarımız oldu, onlar bu saatlerde boÅŸaltılacağını söylediler ama ne Rusya bunu gerçekleÅŸtirebildi ne de Amerika gerçekleÅŸtirebildi. Tabii bunlar gerçekleÅŸtiremediler ancak biz de tabii ‘Kendi göbeÄŸimizi kendimiz keseceÄŸiz.’ dedik. Nitekim yaptığımız iÅŸ de öyle oldu. Åžu anda Resulayn’la Derik arası orada 6 ilçe, 70 köy var, buraya 530 bin kiÅŸi yerleÅŸtirilebilir. Gelelim Tel Abyad ile Resulayn arasına, burası da 3 ilçe, 63 köy var, buraya da 405 bin kiÅŸi yerleÅŸtirilebilir. Peki bizim hedefimiz ne? Bizim hedefimiz de Tel Abyad ile Resulayn arasına 1 milyon insan yerleÅŸtirmek. Bizim güvenli bölgedeki hedefimiz, planlama ve projede bu. Planlamadaki bu hedefimizi biz ÅŸu anda attığımız adımlarla aslında gerçekleÅŸtiriyoruz.”

“Maalesef adımı atmıyorlar”

Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, bu planların hepsini BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulu’nda, NATO Zirvesi’nde bütün liderlere dağıttığını hatırlatarak, buradaki planlamalar içerisinde hastane, kaymakamlık, okul ve valilik binalarının olduÄŸunu, bunların Çevre ve Åžehircilik Bakanlığı tarafından yapılmış olan projelendirme çalışmalarının bulunduÄŸunu kaydetti.

ErdoÄŸan, “Tabii bu projelendirme çalışmalarıyla da özellikle bizim derdimiz dedik ki ‘Gelin burada uluslararası bir donörler toplantısı yapalım ve bu toplantıyla da biz inÅŸaatlara gireriz ama siz de mali desteÄŸi verin ve bir an önce buralarda atacağımız bu adımlarla bu insanları artık çadırlardan kurtaralım ve bu bütün çadırlardan bunları kurtararak aynen Cerablus’ta olduÄŸu gibi bunları kendi evlerine, topraklarına dönmesini saÄŸlayalım.’ Åžimdi ilk görüşmede hepsi ‘İyi, güzel.’ diyorlar. ‘Hadi adım’ diyoruz maalesef adımı atmıyorlar.” diye konuÅŸtu.

Konunun en son Londra’da gündeme geldiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, “Orada da dörtlü zirve yaptık malum. O zirvede de dört liderin hepsiyle gerek ÅŸahsım gerek üç lider, mutabık kaldık ama dedik ‘Para gelmesi lazım. Para gelmeden bu adım atılmaz.’ Ve güya sözü verdiler, biz de onlara bu kitapçıkları dağıttık ve o ÅŸekilde ayrıldık. Aynı ÅŸeyi NATO’da da yaptık. Olsa da olmasa da ben diyorum ki biz ÅŸu Tel Abyad ile Resulayn arasına tüm insanlığa örnek bir adım, Türk milleti atabilir. Bunlara zaten ÅŸu anda bizim topraklarımızda ciddi bir harcama yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Åžu ana kadar 40 milyar doları aÅŸan bir harcama yaptık. Avrupa verdiÄŸi sözü tutmadı. 3 milyar avro, o kadar. Ama biz burada böyle bir adımı atarsak örnek burada ÅŸehirler kuracak olursak, bu tüm dünyada Batı’nın ne olduÄŸunu ortaya koyması bakımından çok çok isabetli olur diye inanıyorum, düşünüyorum.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Terörist Ferhat Abdi Åžahin’e iliÅŸkin video

“İstanbul’da ÅŸubatta yapılacak dörtlü zirvede, Barış Pınarı Harekatı konusundaki yaklaşımlarda somut bir ilerleme olur mu?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, “Onlarda olur mu bilmiyorum ama biz ÅŸu anda tabii hemen bu iÅŸe baÅŸlayamayız. O durumda deÄŸil ama biz proje, planlama çalışmalarını yaptık. Åžimdi ÅŸubat ayında geldiklerinde tekrar bunları oturur kendileriyle konuÅŸuruz, deÄŸerlendirmesini yaparız.” diye konuÅŸtu.

Görüşmenin sınırda yapılması önerisine iliÅŸkin ErdoÄŸan, “Teklif ettim iÅŸte. Oraya gelmeyi henüz kabul etmiyorlar. ‘İstanbul bu iÅŸ için en ideal yer.’ dediler.” ifadesini kullandı.

ErdoÄŸan, “NATO Zirvesi dönüşü uçakta yaptığınız açıklamalarda dörtlü zirvenin ardından sunduÄŸunuz öneriye bir ülkenin destek verdiÄŸini söylemiÅŸtiniz. O ülkeyi açıklamak ister misiniz?” sorusunu, “Adımı atalım ondan sonra, ÅŸimdi açıklamayalım. Dörtlü zirveye katılan ülkelerden biri deÄŸil.” diyerek cevapladı.

NATO Liderler Zirvesi’nde ABD BaÅŸkanı Donald Trump’la paylaÅŸtığı terörist Ferhat Abdi Åžahin’le ilgili videonun gösterilmesi üzerine ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

“Biz bu videoyu Trump ve 5 senatörle, ayrıca bakanlar vardı, hepsiyle paylaÅŸtık. Bu orada hakikaten güzel bir hava oluÅŸturdu. Bakın bu adam yüzlerce, binlerce Türk vatandaşının ölümüne neden olmuÅŸ birisidir, öyle bir teröristtir. Bununla bir araya gelmek veya görüşme yapmak veya bizim onu aracı olarak kabul etmemiz, böyle bir ÅŸey ne uluslararası savaÅŸ hukukunda vardır ne uluslararası siyaset biliminde vardır. Böyle bir ÅŸeyi benim ÅŸahsen kabul etmem zaten mümkün deÄŸildi, mümkün de deÄŸildir. Tabii muhatap onu bildiÄŸi için de bu konuyla ilgili kendisi de aksi bir ÅŸey orada söylemedi. Fakat üzüldüğümüz ÅŸey tabii ÅŸu, yani bir teröristle bir baÅŸka teröristi bir araya getirerek bundan medet ummak. Üzücü olan bu.”

NATO Zirvesi’nde uluslararası teröre karşı mücadele konusunun masada olduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, teröristin dini, milleti ve vatanının kesinlikle olmadığının altını çizdi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, NATO’nun “Hep birlikte olup terörü yok edeceÄŸiz.” dediÄŸini aktararak, “Peki terörü yok edeceksek böyle mi yok edeceÄŸiz? Yani zaman zaman biz teröristlerle de masaya oturabilir mi diyeceÄŸiz. Bu cani teröristin cürümlerini biz orada anlattık. Yüzlerce bizim vatandaşımızı askerimizi bunlar ÅŸehit etti. Esasında bizim için bu teröristin neden meÅŸru bir hedef olduÄŸunu, gördüğümüz, bulduÄŸumuz yerde onu etkisiz hale getireceÄŸimizi de söylemiÅŸ olduk. Sadece bu deÄŸil, buna benzer teröristler de var. Mesele biz bunların bir kısmını ÅŸu anda kırmızı bültenle, bu da kırmızı bültenle aranıyordu, baÅŸka da var böyle kırmızı bültenle arananlar. Bunları da aynı zamanda uluslararası camiaya, liderlere, kongrenin senatörlerine duyurmuÅŸ olduk.” ifadelerini kullandı.

“Biz S400’den vazgeçemeyiz, o sayfa kapandı”

“Londra’daki toplantıda S-400 ve F-35 konularıyla ilgili bir ilerleme kaydedildi mi?” sorusuna ErdoÄŸan, ÅŸu karşılığı verdi:

“YGP, PYD bu konularla ilgili olarak zaten benim kendi konuÅŸmam burada çok netti, açıktı. Sayın Trump’la yaptığımız görüşmelerde ÅŸunu da kendilerine çok açık, net söyledim. Biz sizden ÅŸu anda S-400’ü almamak, bunun karşısında patriot almak konusunda, ‘Biz S-400’den vazgeçemeyiz, bizim için o sayfa kapandı ama siz bize patriot verecekseniz, uygun ÅŸartlarda eÄŸer olursa biz sizden patriot alalım. Çünkü biz hava savunma sistemlerimizi çeÅŸitlendirmek istiyoruz. Bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım.’ dedim. Tabii saÄŸolsun NATO Genel Sekreteri de yaptığı açıklamalarda bunların hepsini ima etti. Durum böyle olunca yani Macron iÅŸte ‘Bir NATO üyesi kalkıp nasıl S-400 alabilir?’ Ben ne alacağımı sana mı soracağım? ‘Bizim üçlü olarak ittifaklarımız var. Bu ittifaklara uymuyorsun.’ dedim. İttifaklara uy, beraberce üretelim. Bunlar bugüne kadar karşılarında böyle dik duran liderler görmediler. Onun için de şöyle biraz sesi yükseltirsek bizim dediÄŸimiz yapılır diyorlar. Nitekim kendisi S-400’le ilgili ifadeyi kullandığı zaman gereken cevabı gereken yerlerden aldı.”

“100 gündür bu anneler orada”

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Diyarbakır’da evlat nöbetinde olan annelerle ilgili videonun izletilmesi üzerine, annelerin duruÅŸunun gerçekten çok asil olduÄŸunu dile getirdi.

“Anne kimdir, nedir? diye tanımlayacak olursanız iÅŸte anne budur.” diyen ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yavruları çeÅŸitli alavere, dalavereyle kaçırılan ve Kandil’de veya daha deÄŸiÅŸik yerlerde kızların durumları, ne alemde oldukları zaman zaman bazı televizyon ekranlarında bunları gördük. O terörist başı olarak baÅŸlarında olan ahlaksızların bu oradaki aldatılarak kaçırılanlara karşı tavırlarını da gördük. Annelerin bundan daha baÅŸka bir yaklaşımı beklenebilir mi? AÄŸlarsa anam aÄŸlar, gerisi yalan aÄŸlar, vaka bu. Åžimdi orada da anneler bunun en güzel, en ÅŸahsiyetli, en asil örneÄŸini veriyor. Kalkıp da parlamentoda kurusıkı atanlar, önce siz bunun hesabını verin. Åžimdi ili terk ettiniz, baÅŸka yere geçtiniz. Niye terk ettiniz? Kaçacak delik arıyorsunuz. Belki bunlar da gidip inlere girecekler. Bu gidiÅŸle olacak olan odur. Åžurada iki gün sonra 100 gün olacak. 100 gündür bu anneler orada. Temennim odur ki, inÅŸallah çok daha fazla ilerlemeden burada geri sayım baÅŸlar ve bu geri sayımla birlikte de bu anneler yavrularına inÅŸallah kavuÅŸurlar diye düşünüyoruz. Biz de tabii ki elimizden ne geliyorsa gerek İçiÅŸleri Bakanlığımız gerek Savunma Bakanlığımız her türlü tedbiri alıyoruz, adımları da atıyoruz. Ben de Diyarbakır’daki annelerimize özellikle sabır temenni ediyorum ama siz ne eli öpülesi annelersiniz ki, bu mücadeleyi burada ÅŸu kış günlerinde de aynı ÅŸekilde devam ettiriyorsunuz. Gelecek sizindir. Allah yar, yardımcımız olsun.”

“GüvenliÄŸin 360 derece temelinde gözetilmesi gerektiÄŸini vurguluyoruz”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “PKK, YPG konusunda Türkiye’nin keskin bir kararlılığı var. Türkiye bu anlamda Baltık Savunma Planı’na bir ÅŸerh düşmüştü. NATO Liderler Zirvesi’nde Türkiye’nin bu ÅŸerhini geri çektiÄŸi ifade edildi. Bunun karşılığında NATO’nun atacağı adım ve Türkiye’nin YPG konusundaki yaklaşımını kabul etmesi gibi bir durum olacak mı?” sorusu üzerine, ÅŸunları söyledi:

“Belli aralıklarla bunların tazelenmesi, yenilenmesi oluyor. Tabii ÅŸu anda mevcut stratejik ortamda tehdit ve sınamaların sayılarının arttığı ve niteliklerinin çeÅŸitlendiÄŸi bir gerçek. Fakat PKK konusunda bir sorun yok. Aslında burada PYD/YPG konusunda bir sorun var, onu yaşıyoruz. Bunu da tabii hepsiyle konuÅŸuyoruz ama bunu hala kabullenmek iÅŸlerine gelmiyor. Bu noktada güvenliÄŸin bölünmezliÄŸi ilkesinin önemi bir kat daha artıyor. Åžimdi her müttefikin meÅŸru güvenlik kaygılarının diÄŸer tüm müttefiklerce gözetilmesi ve gerekli önlemlerin uyum, birliktelik ve ittifak dayanışması anlayışıyla alınması ÅŸart. Hele hele NATO’da. Biz ittifakın doÄŸu kanadı veya güney kanadı diye ayrım yapmıyoruz. Aynı ÅŸekilde bir tehdidi veya sınamayı diÄŸerlerinden daha önemli veya daha önemsiz olarak da sınıflandırmıyoruz. Bizim böyle bir özelliÄŸimiz var. GüvenliÄŸin 360 derece temelinde gözetilmesi gerektiÄŸini özellikle vurguluyoruz.”

Türkiye’nin bazı müttefiklerin savunulmasına yönelik planları bloke ettiÄŸi yönünde ortaya atılan iddiaların ne derece mesnetsiz hatta art niyetli olduÄŸunun son Londra Liderler Toplantısı’nda açıkça ortaya konulduÄŸuna iÅŸaret eden ErdoÄŸan, ÅŸunları aktardı:

“Hatta biz gece Türkiye saatiyle 12.00’ye doÄŸru falandı. Biz dedik ki, ‘Tamam biz bu iÅŸin önünü açıyoruz. Nasıl olsa ileride tekrar bu iÅŸi bloke etme durumu söz konusu ama siz de bize verdiÄŸiniz sözleri tutun.’ Yani Baltıklar, Orta Avrupa veya Akdeniz Bölgesi ittifakın neresinde konumlanırsa konumlansın müttefiklerimizle gerekli ittifak dayanışmasını sergilemeye devam edeceÄŸiz. Türkiye NATO’nun kuruluÅŸ amacına uygun davranmasını talep ediyor. Ortak güvenlik söz konusu olacaksa hiçbir üye ülkenin güvenlik endiÅŸelerine biz bugüne kadar kulak tıkamadık, bundan sonra da kulak tıkamayız. Bunları da kendilerini açıkladık. NATO’nun bugün bir protesto ve ÅŸiddet sarmalı içindeki Orta DoÄŸu bölgesine sınır oluÅŸturan Türkiye’nin endiÅŸelerine bigane kalması ise Türkiye kadar ittifakın kendisine ait bir tehdittir. Bunların hepsini kendileriyle görüştürdük ve bayağı da neÅŸelendiler, ‘Çok teÅŸekkür ediyoruz. Türkiye bizi burada yalnız bırakmadı.’ vesaire… Ortak resimler çektirdik. Bu adımları da attık. Temennim o dur ki, sözlerinde dururlar.”

“Amerika ve Rusya ile savunma sanayisindeki iliÅŸkiler ticaret hacmini daha da artıracak”

Amerika ile olan ticaret hedefine iliÅŸkin ErdoÄŸan, ABD BaÅŸkanı Donald Trump’ın bu hedefe ulaÅŸma konusunda samimi olduÄŸunu, konuyla ilgili kendi Ticaret Bakanı’na gerekli talimatı verdiÄŸini söyledi.

ErdoÄŸan, ABD Ticaret Bakanı’nın da piyasa adamı olduÄŸunu dile getirerek, “Åžu an Ticaret Bakanı’mız ile onların arasındaki bu diyalog devam ediyor. Temennim odur ki bu adımı birlikte atarız. Mesela Rusya ile neredeydik nerelere geldik. Biz Rusya ile 30 milyar dolara doÄŸru devam ediyoruz. Rusya ile olan bu ticaret hacminin önemli olan tarafı doÄŸal gaz konusu. Çok ciddi doÄŸal gaz alıyoruz. Hele ÅŸimdi bir de TürkAkım baÅŸlıyor. Bununla beraber buradaki hacim daha da artabilir.” diye konuÅŸtu.

Amerika ve Rusya ile savunma sanayisindeki ilişkilerin ticaret hacmini daha da artıracağına dikkati çeken Erdoğan, bunun da gelecekte görüleceğini söyledi.

“Biz milletimize inanıyoruz, milletimizi seviyoruz, bizi bölemeyecekler”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aziz Türk milletine bir müjde vermek istediğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bize ve kendilerine inansınlar, biz ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma mücadelesini baÅŸarıyla sürdürüyoruz ve sürdüreceÄŸiz. Son 1,5 yıla yakın süredir yeni ekonomi programında attığımız adımların esası dışa bağımlılığımızı azaltmaya, yerli deÄŸerleri ise güçlendirmeye yöneliktir. Dikkat ederseniz dışa bağımlılığımız her geçen gün düşüyor. Ancak biz yerli ve milli istikrarlı bir Türk parasına da geçelim istiyoruz. Onun için ben vatandaÅŸlarımıza, ‘Gelin cebimizde cüzdanımızda kendi paramızı taşıyalım. Onlarla alışveriÅŸimiz yapalım.’ diyorum. Daha istikrarlı bir Türk lirası sayesinde 2020 yılında enflasyonun kalıcı tek hanelere düştüğünü göreceksiniz. Benim, ‘Düşük faiz ve düşük enflasyon.’ ÅŸeklinde bir tezim var. EÄŸer faizi düşürürsek kesinlikle enflasyon da düşecektir çünkü biz bunu yaÅŸadık. BaÅŸbakanlığımın ilk yıllarında faiz yüzde 63, enflasyon yüzde 30’du. Ciddi mücadeleler verdik, faizi 4,2’ye kadar düşürdük ve enflasyon da 7,2’ye düştü. DoÄŸru orantılıdır faiz ile enflasyon. Kabul eden, etmeyen olur ama ben uygulamanın nasıl gerçekleÅŸtiÄŸini bu iÅŸi yaÅŸayarak görmüş birisiyim. Bu ÅŸekilde de bu adımı atıyoruz.”

Erdoğan, iktidara geldiklerinde zorunlu tasarrufta devletin memuruna ve işçisine borçlu olduğunu gördüklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:

“ArkadaÅŸlara o zaman, ‘Devlet işçisine ve memuruna niye borçlu olsun? Süratle bizim bunu halletmemiz lazım.’ dedim. Yaklaşık 10 milyon gibi işçi, memur alacaklıydı, o zamanın parasıyla 17 milyar lirayı biz işçi ve memurumuza ödedik. Hala bunu görmek istemeyenler var. Biz borçlu bir devlet aldık ama bu borçları ödeyerek, bu hale getirdik. Åžu an bizim işçimize, memurumuza borcumuz yok. Hep söylüyorum, 23,5 milyar dolar IMF’ye borç vardı ve 2013 Mayıs’ında bu borcu ödeyen de yine biz olduk. 27,5 milyar dolar Merkez Bankası’nın döviz rezervi vardı, ÅŸimdi 100 milyar doların üzerinde döviz rezervine sahip bir Merkez Bankası var. Bunlar artık kalkınmanın bir yere doÄŸru yürümenin iÅŸaretleridir. Biz milletimize inanıyoruz, milletimizi seviyoruz, bizi bölemeyecekler. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeÅŸ olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.Hep birlikte Türkiye’mizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir