Erdoğan: Yunanistan sınır hattında takındığı tavrın cinayet olduğunu bilmeli

Erdoğan Yunanistan sınır hattında takındığı tavrın cinayet olduğunu bilmeli

Erdoğan Yunanistan sınır hattında takındığı tavrın cinayet olduğunu bilmeli

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Yunanistan’ın sığınmacılara karşı tavrına iliÅŸkin, “Sınır hattında takındıkları tavrın cinayet olduÄŸunu bilmeleri lazım. Bunların hesabını soracağız.” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika ziyaretinden yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Brüksel’deki temaslarına iliÅŸkin genel deÄŸerlendirmesi sorulan ErdoÄŸan, İdlib’de yaÅŸanan geliÅŸmeler ve mülteci krizinin yeni boyutlara ulaÅŸması üzerine kapsamlı bir diplomasi trafiÄŸi baÅŸlattıklarını belirtti.

ErdoÄŸan, yoÄŸun bir telefon diplomasisinin ardından AB Konseyi BaÅŸkanı Charles Michel ve Bulgaristan BaÅŸbakanı Boyko Borisov’un Türkiye’ye geldiÄŸini, İdlib’de geçici ateÅŸkesi saÄŸlamak amacıyla Moskova’ya gittiklerini ve geçici ateÅŸkes saÄŸladıklarını anımsattı.

Hem İdlib’deki durumu hem de mülteci meselesini ele almak için Brüksel’de temaslarda bulunduklarını anlatan ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meseleyi sadece bu iki konudan ibaret görmüyoruz. Bu yüzden kapsamlı bir hazırlık yaptık. Hem NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg hem de AB Konseyi BaÅŸkanı Charles Michel ve AB Komisyonu BaÅŸkanı Ursula von der Leyen ile Türkiye’nin karşı karşıya bulunduÄŸu güvenlik tehditlerini ele aldık. NATO ve AB iliÅŸkilerimizi nasıl güçlendirebiliriz diye müzakerelerde bulunduk. Burada hem NATO’nun hem de AB’nin üzerine düşen görevlerinin olduÄŸunu muhataplarımıza ilettik. 28 Åžubat’ta NATO’yu acil toplantıya çağırdık ve taleplerimizi resmi olarak ilettik. 11 Mart ÇarÅŸamba günü yapılacak NATO Toplantısı’ndan olumlu bir netice çıkmasını bekliyoruz.”

“AB tarafının hızlı hareket etmesi gerekiyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB başkanlarıyla yapılan görüşmede Türkiye-AB ilişkilerini geniş bir perspektiften ele almaları gerektiğini söyledi.

Bu baÄŸlamda 18 Mart 2016 tarihli Türkiye-AB Mutabakatı’nın gözden geçirilerek güncellenmesi, Gümrük BirliÄŸi’nin güncellenmesi, Schengen konusunun halledilmesi, müzakerelerin canlandırılması, yeni fasılların açılması, mülteciler için vadedilen toplam 6 milyar avro fonun hızla aktarılması ve ilave fon temini konuları üzerinde durduklarına dikkati çeken ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

“AB BaÅŸkanları, 18 Mart Mutabakatı çerçevesinde Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirdiÄŸini ve AB’nin yavaÅŸ hareket ettiÄŸini kabul ettiler. Bu süreci hızlandırmak için ortak bir çalışma yapılacak, teknik ve siyasi ekipler bir yol haritası çıkaracak. Türkiye tarafında DışiÅŸleri Bakanımız Mevlüt ÇavuÅŸoÄŸlu, AB tarafında Yüksek Temsilci Josep Borrell bu süreci yürütecek. 26 Mart’taki AB Liderler Zirvesi’ne kadar bu çalışmanın ilk ürünlerini vermesini öngörüyoruz. Tabii bunun için AB tarafının hızlı hareket etmesi gerekiyor. AB BaÅŸkanları bu yönde bir iradeye sahip. Umarım üye ülkeler de bu sürece destek verirler. Sıkıntıların temel sebeplerinden biri aramızdaki diyalog kanallarının etkin bir ÅŸekilde kullanılmaması. Bu yönde atılacak adımlar süreci hızlandıracaktır.”

“AB ile yeni bir süreç baÅŸlatabiliriz”

Avrupa’nın büyük fotoÄŸrafı görmesi gerektiÄŸini vurgulayan ErdoÄŸan, enerjiden terörle mücadeleye, göç ve mülteci krizinden güvenliÄŸe kadar her alanda dayanışma ve iÅŸ birliÄŸine ihtiyaç olduÄŸunu aktardı.

Uyum içinde hareket edildiÄŸi takdirde Türkiye’nin de AB’nin de daha güçlü ve güvenli olacağının altını çizen ErdoÄŸan, “İdlib, Suriye ve mülteci krizi bizden daha ziyade AB için bir irade ve liderlik testidir. İdlib’de büyük bedeller ödeyerek ateÅŸkes saÄŸladığımız ve sivilleri koruma altına aldığımız bir dönemde AB de üzerine düşeni yapmalıdır. İdlib ateÅŸkesinin uygulanması ve mülteci krizine kalıcı bir çözüm bulunması herkesin menfaatinedir. AB ile yeni bir süreç baÅŸlatabiliriz. Bunun için biz pek çok adım attık, bundan sonra da atmaya devam edeceÄŸiz. AB’nin de bu kararlılığı ve siyasi vizyonu göstermesi halinde mesafe almamız mümkün hale gelecektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Bazı AB ülkeleri sığınmacı çocukların ülkelerine kabulüne iliÅŸkin kararlar aldı. Almanya, Yunanistan ve Yunan adalarında bulunan 14 yaÅŸ altındaki kimsesiz, özellikle de kız çocuklardan bin ile bin 500’ünün ülkelerine kabul edileceÄŸini açıkladı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce neden sadece kimsesiz çocuklar seçiliyor? Bunun arka planında asimilasyon politikası fikri de yatıyor olabilir mi?” sorusu üzerine, bunun yeni bir konu olmadığını ifade etti.

İstanbul’da üçlü veya dörtlü zirve

“Maalesef Almanya’da bu yoÄŸun bir ÅŸekilde devam eden bir süreç. Ama ÅŸu anda bu uygulamanın detayını tam olarak bilmiyoruz.” diyen ErdoÄŸan, “Biz cuma günü için aslında bir adım atacaktık. Gerek Sayın Merkel gerekse Sayın Macron İstanbul’a gelecekti. Hatta Boris Johnson’ın da gelme durumu söz konusu. Tabii ÅŸu anda gerçekleÅŸmedi. Çünkü pazar günü Fransa’da yerel seçimler olması hasebiyle önümüzdeki hafta salı günü bu buluÅŸmayı gerçekleÅŸtireceÄŸiz ve salı günü İstanbul’da bir araya geleceÄŸiz. EÄŸer Boris Johnson da gelebilirse bu zirveyi dörtlü, gelmezse üçlü yapacağız. Bu ifade ettiÄŸiniz konuyu orada da Åžansölye Merkel ile görüşme ÅŸansımız olacak.” açıklamasını yaptı.

“Mart ayının 26’sında bir zirve olacak”

ErdoÄŸan, “Türkiye açık kapı politikasına ne kadar daha devam edecek? AB ile yapılan anlaÅŸmalarda hep bir oyalama, zaman kazanma gibi oldu. AB ile yeni bir geri kabul anlaÅŸması imzalanması söz konusu olacak mı? Türkiye sınır kapılarını kapatmak için nasıl bir somut adım görmek istiyor?” sorusu üzerine, aynı durumun devam etmemesi temennisinde bulundu.

Muhataplarına her şeyi açık açık söylediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sayın Charles Michel ve Sayın Ursula von der Leyen, ikili olarak beraberdi. Mevlüt Bey ile dörtlü çalışma yaptık ve bu çalışmayı yaptıktan sonra da bakın 1963’ten bu yana biz Avrupa BirliÄŸi’ne resmi müracaatını yapmış, kapıda bekleyen bir ülkeyiz dedik. Türkiye’ye bunu reva görürken, Hırvatistan ÅŸu an dönem baÅŸkanı, bakın nerden nereye gelmiÅŸ. Bunlar dönem baÅŸkanı oldu, biz ÅŸu anda hep müzakere içindeyiz. Böyle bir durumdayız. Bunun sebebi nedir? Türkiye gibi bir ülkeye yaptığınız çifte standart uygulamaktır. Açık ve net bir ÅŸey söyleyeyim, eÄŸer hakikaten farklı bir ÅŸey düşünüyorsanız bunları da söyleyin. Biz bu akÅŸam aramızda yaptığımız müzakereyi de iyi niyetlilikle taşıyalım ve vakit kaybetmeden bu aradaki diyalogu, zinciri koparan konuları ortadan kaldıralım. Bakın ben DışiÅŸleri Bakanı’mı görevlendiriyorum. O yanına birkaç uzmanını da almak suretiyle bütün bu konularda, siz de uzmanlarınızla beraber kimi görevlendiriyorsanız görevlendirin. Bunu da Borrell’e söyledim. Bu çalışma baÅŸlasın ve biz bu iÅŸten yıl sonuna kadar artık bir netice alalım. dedik. Onlar da konuya olumlu yaklaÅŸtı ve Mart ayının 26’sında bir zirve olacak. Temenni ederim ki o zirveye kadar arkadaÅŸlarımız bir mesafe alırlar ve o zirvede de bu konular masaya yatırılır.”

“Türkiye’nin tezlerine bugüne kadar yakın duran Almanya BaÅŸbakanı Angela Merkel, ‘Türkiye kendi problemlerini mültecilerin sırtından çözmeye çalışırsa bizden anlayış bekleyemez’ dedi. Yunanistan BaÅŸbakanı Miçotakis de ‘EÄŸer ErdoÄŸan, Türkiye-AB iliÅŸkilerinin tekrar gözden geçirilmesini istiyorsa sınıra topladığı çaresizleri geri çeksin ve tutukladığımız mültecileri kabul etsin’ dedi. Bu iki açıklamaya yorumunuz ne olur? Yunanistan’a ‘kapıları açma’ çaÄŸrınız olmuÅŸtu. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, Merkel’in bunu hangi anlamda, ne ÅŸartlarda söylediÄŸini bilmediÄŸini kaydetti.

“(Merkel) Bizimle böyle bir görüşmeyi kabul ettiÄŸine göre, herhalde bunun altında farklı bazı düşünceler olsa gerek. Salı günü bir araya geldiÄŸimizde bu konuyu kendisiyle konuÅŸuruz.” ifadelerini kullanan ErdoÄŸan, burada ne demek istediÄŸini Merkel’e soracaklarını dile getirdi.

ErdoÄŸan, Yunanistan’ın uluslararası hukuku bilmediÄŸini belirterek şöyle konuÅŸtu:

“Bu konularda, Sayın Miçotakis maalesef çok geri kalmış bir konumda. Kendisinin önce uluslararası hukuku öğrenmesi lazım. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni bir okuması lazım. Sınır hattında takındıkları tavrın, bir cinayet olduÄŸunu bilmeleri lazım. Bunların sınırda öldürdükleri 4-5 mülteci var. Bunların hesabını soracağız. Bunu orada bırakmayacağız. Aynı ÅŸekilde o çırılçıplak soydukları insanları, bütün o resimleriyle bu seneki BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurul Toplantısı’nda bunların gözlerinin önüne sereceÄŸiz. Åžimdi bunlar yetmezmiÅŸ gibi bütün sınırlarını keskin tellerle çeviriyorlar. Fakat tabii bizim artık bu kapıları kapatma gibi bir düşüncemiz yok. Yunanistan’a teklifimdir; kapılarını açsın. Bu insanlar, Yunanistan’da kalıcı deÄŸil. Yunanistan’dan Avrupa’nın diÄŸer ülkelerine geçip gitsinler. Sen ‘geçip gitsin’ diyemiyorsun, ondan sonra faturayı Türkiye’ye kesiyorsun. Biz ‘adil, insancıl paylaşım’ diyoruz. Siz bütün yükü Türkiye’ye yıkmaya gelince yıkıyorsunuz ama desteÄŸe gelince destek vermeyeceksiniz. Kusura bakmayın.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Avrupa BirliÄŸi’nin vadettiÄŸi ÅŸartları yerine getirmesi durumunda, Türkiye’nin de gereÄŸini yapacağına iÅŸaret ederek “Nedir bu? ‘iki ona iki bize, bir ona bir bize. Adil, insani paylaşım’ dedik. Bunları yaparız. Ama bunlar mesela bu vize olayında Latin Amerika ülkelerine bile her ÅŸeyi veriyorlar, Balkanlar’a veriyorlar, Ukrayna’ya veriyorlar ancak Türkiye gibi bir ülkeye maalesef vize uygulamasını hala kaldırmıyorlar.” dedi.

“İdlib’in kuzeyinde briket barakalar yapıyoruz”

“Suriye’deki son duruma iliÅŸkin Esed rejiminin ateÅŸkesi ihlal ettiÄŸi yolunda haberler var. Türkiye’nin de bu konudaki tavrı net. Bundan sonra sahadaki duruma paralel olarak ne gibi caydırıcı unsurlar kullanılacak? Ayrıca bir Patriot bataryasının Türkiye’de konuÅŸlandırılması bugünkü görüşmede gündeme geldi mi?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, İspanyolların Türkiye’de bulunan Patriotlarının, NATO’nun görevlendirdiÄŸi paket olduÄŸunu, bunun gündeme geldiÄŸini belirtti.

Ancak ilave bir paket konusunun gündeme gelmediğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“S-400 konusunda da Stoltenberg’in kanaati bellidir; ‘Üyelerimizin kendi tercihidir. Biz onlara niye onu, niye ÅŸunu gibi bir tercih baskısı yapmayız, yapamayız.’ Ama Patriot konusunda da bildiÄŸiniz gibi biz Amerika’ya ÅŸu teklifi de yaptık, ‘EÄŸer verecekseniz siz de bize Patriot verin. Biz sizden de Patriot alırız.’ Ancak S-400 konusunda tabii onlar da epeyce yumuÅŸadılar, ‘S-400’leri devreye almayacağınıza dair bize söz verin’ noktasına geldiler. Tabii ÅŸu anda İdlib’de Pantsirler var. Libya’da da var. İdlib’de biz 8 Pantsir’i SİHA’larla yok ettik. Bunlar tabii fiyatları da çok yüklü ve önemli hava savunma sistemleri. Åžu an geçici bir ateÅŸkes de olsa süreç iyi gidiyor, 4 günü doldurduk. Temennim odur ki bu ÅŸekilde devam eder ve bu kalıcı bir ateÅŸkese dönüşür.”

ErdoÄŸan, İdlib’in kuzeyinde briket barakalar konusunda çalışmaların hızla devam ettiÄŸini dile getirerek Türkiye sınırından 25-30 kilometre derinlikte güvenli bölge oluÅŸturarak briket barakaları yaptıklarını, ÅŸu an bunların sayısının 1500 olduÄŸunu söyledi.

“Teklifi Trump’a da yapabilirim”

İdlib’deki insanların buralara peyderpey yerleÅŸtirileceÄŸine iÅŸaret eden ErdoÄŸan, “Bu barakaların zeminine tahta döşüyoruz ve konforunu artırmaya gayret gösteriyoruz. Tabii bununla birlikte ateÅŸkesin ardından güneyden kuzeye İdlib’e yavaÅŸ yavaÅŸ dönüşler de baÅŸladı.” dedi.

ErdoÄŸan, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge içinde yerleÅŸim yerleri oluÅŸturulması ve mültecilerin yerleÅŸtirilmesi önerisine AB ve ABD’den destek verilecek mi? Daha önce ellerini taşın altına koymamakla eleÅŸtirmiÅŸtiniz, bu yeni süreçte durum deÄŸiÅŸti mi?” sorusuna, “Güvenli bölge farklı. Gerek Obama ile gerekse Trump ile yaptığımız görüşmelerin neticesindeki güvenli bölge. Bunu Obama yerine getirmedi ama Trump bunu çok dillendirdi. Dillendirmesine raÄŸmen Trump da bununla ilgili adımı maalesef atmadı, atamadı.” yanıtını verdi.

Daha sonra Trump’ın “Ben askerimi çekeceÄŸim” demesi ve bir hareketlenmenin olmasına raÄŸmen bunun da yürümediÄŸini anımsatan ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:

“En son geçen hafta yaptığımız görüşmede, ‘Ben artık burada askerimi tutmayacağım, ben burada büyük harcamalar yapmak istemiyorum ve askerimi çekeceÄŸim.’ dedi. Åžimdi biz bekliyoruz. Bize verdiÄŸi son mesaj bu ÅŸekilde. Tabii bizim için ÅŸurası çok önemli; Kamışlı petrol rezervlerinin olduÄŸu bir yer. Petrol rezervinin olduÄŸu diÄŸer yer Deyrizor. Burada teröristler kaynağı sömürüyor. Buranın üzerinde Amerika’nın da planı var. Kamışlı üzerinde de Putin’in bir planı var. Ben Sayın Putin’e ÅŸu teklifi yaptım; ‘Buradan elde edilen petroller yardımıyla biz iÅŸin müteahhitlik tarafını yaparız, eÄŸer mali noktada destek verirseniz, gelin bu yıkılmış olan Suriye’yi ayaÄŸa kaldıralım.’ Putin de ‘olabilir’ dedi. EÄŸer burada böyle bir adım atılabilirse hatta aynı teklifi Trump’a da yapabilirim. Buradan bu teröristler nemalanacağına çünkü zaten aldıkları, çıkardıkları petrol iÅŸlenmiÅŸ petrol deÄŸil, yani kalite yok ama alınır ve iÅŸlenir hale gelirse buralardan gelecek imkanla Suriye’yi yeniden imar etme ÅŸansımız doÄŸar. Bu da Suriye’nin birliÄŸine, bütünlüğüne kimin sahip çıkma, kimin el koyma isteÄŸi içinde olduÄŸunu ortaya çıkarır.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu ‘İlk kez 20 Temmuz sivil darbesinden sonra ordunun emir ve komuta zinciri yoktur arkadaÅŸlar. Genelkurmay BaÅŸkanının hiçbir yetkisi yoktur. Hiçbir Kuvvet Komutanı, Genelkurmay BaÅŸkanına baÄŸlı deÄŸildir. YaÅŸanan periÅŸanlık, devlet aklının kaybolma periÅŸanlığıdır.’ dedi. Bir iki hafta önce ise ‘Hakimler ve Savcılar alçak kurulu’ diye bir ifadesi oldu. Bu sözlerle ilgili bir deÄŸerlendirmeniz olur mu?” sorusuna, “Bay Kemal bir defa ne Milli Savunma Bakanlığımızı tanıyor ne TSK’yi tanıyor. Buralardan cahil kalmış birisi. Bir defa TSK’nin yapısı bellidir. 2014 itibarıyla Avrupa BirliÄŸi çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Milli Savunma Bakanlığına baÄŸlanma süreci vardır. Tabii bu yerine getirilmemiÅŸtir.” cevabını verdi.

15 Temmuz darbe giriÅŸiminden sonra TSK’nin Milli Savunma Bakanlığına baÄŸlandığını ve ÅŸu anda faaliyetlerini bu ÅŸekilde yürüttüğünü hatırlatan ErdoÄŸan, Kuvvet Komutanlarının ise Genelkurmay BaÅŸkanına baÄŸlı olduÄŸunu, bu konuda herhangi bir deÄŸiÅŸikliÄŸin söz konusu olmadığını söyledi.

Erdoğan, Genelkurmay Başkanının aynı temsil kabiliyetine sahip olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:

“GerektiÄŸinde ABD Genelkurmay BaÅŸkanı ile de Rusya Genelkurmay BaÅŸkanı ile de görüşme yapmaktadır. Yine katılması gerekli olan uluslararası toplantılara, örneÄŸin NATO toplantılarına o katılmaktadır. Bu adam bunların hiçbirini takip etmiyor. Nerede, ne oluyor, ne bitiyor, kim, nerede haberi yok çünkü derdi baÅŸka. Bütün derdi, acaba biz ülkenin kurumsal yapılarıyla nasıl oynarız, bunları nasıl yıpratırız. Bunu gerek parlamentodaki çalışmalarda gerek bakanlarımıza olan saldırılarda görüyoruz. Düşünün, bu ülkenin bakanının parlamentoya girmesini engelleme gayretlerine varıncaya kadar edep dışı hareketler yapıyor. Niçin geliyor o bakanlar oraya? Parlamentoyu bilgilendirmek için geliyor. Parlamentoyu bilgilendirmek için gelen bakanlara ‘Neden geldi bunlar’ diyecek kadar ileri gidiyor. Bu kadar hadsizlik olabilir mi? Daha sonra Meclis BaÅŸkanımızın tekrar daveti ile arkadaÅŸlarımız içeri giriyor.”

“Bu zatı çok da muhatap almak istemiyorum”

Bunların, Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamento tarihinde olmadığına dikkati çeken ErdoÄŸan, “NeymiÅŸ, milletvekili deÄŸilmiÅŸ. Vekil deÄŸiller ama ülkenin bakanı ve parlamentonun, Meclis BaÅŸkanının daveti üzerine geliyorlar. Mevcut geliÅŸmeler sebebiyle parlamentoyu bilgilendirmek için buraya geliyorlar.” diye konuÅŸtu.

ErdoÄŸan, KılıçdaroÄŸlu’nun HSK’ye yönelik sözlerini hatırlatarak, “Sen, bu tür yakıştırmaları yaparsan, tabii HSK de yargı da seninle ilgili olarak gerekli neyse o muameleyi yapacaktır. Bana göre geç bile kalıyorlar. Anayasa’nın hakim maddesine göre, bırakın hakareti, ima bile edemezsin. Bunlar imanın ötesine geçip hakaret ediyorlar. Söylenmesi gereken çok ÅŸey var ama bu zatı çok da muhatap almak istemiyorum.” dedi.

Türkiye dışarda çok büyük mücadele verirken, iç siyasette tansiyonun çok yüksek olduÄŸu belirtilerek, “Böyle bir ortamda tansiyonun yükseltilmesinde kasıt görüyor musunuz?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, “Bize bazı haberler geliyor, ‘Bay Kemal tansiyonu düşürmek istiyor’ diye. Böyle bir ÅŸeyin farkına vardıysa, o tansiyonu düşürebilir, neden düşürmüyor? Tansiyon zaten durup dururken fırlamaz. Olay bu kadar basit.” yanıtını verdi.

“Tansiyonun düşmesi için sizden bir talebi olursa deÄŸerlendirir misiniz?” sorusu üzerine ise ErdoÄŸan, “Ben zaten görevimi yapıyorum. CumhurbaÅŸkanının atması gereken adım, ülkede barışın egemen olduÄŸu bir sürecin iÅŸlemesini saÄŸlamaya yönelik adımdır. Ama karşımızda milletin evini hiçe sayan, milletin evini milletin evi olarak görmeyen, hala orayla uÄŸraÅŸan, hala her konuÅŸmasında muhakkak oraya bir ÅŸeyler çakan bir insan var.” açıklamasında bulundu.

Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun, Atatürk’ün Cemal PaÅŸa’ya yazdığı mektuplarda, “Anadolu’nun savunması Afganistan’da baÅŸlar” demesine raÄŸmen farklı konuÅŸtuÄŸu hatırlatılarak, “Siz geçtiÄŸimiz günlerde bir 5’inci kol faaliyetinden bahsettiniz. Bu faaliyetin neresinde CHP ve kim tarafından yönlendiriliyor bu faaliyet?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

“Zorunlu ÅŸartların tahakkuk etmesi halinde devlet elbette savaÅŸ kararını alır. Atatürk’ün yaptığı da odur. Bu ise cümleyi bir yerinden alıyor ve kesiyor. Atatürk’ün böyle bir savaÅŸa girmeme noktasındaki tavrından bahsediyor. O zaman Atatürk’ün Çanakkale’de ne iÅŸi vardı? Kocatepe’de ne iÅŸi vardı? Trablusgarp’ta ne iÅŸi vardı? Trablusgarp’ta gözünden yaralandı. Burada belli bir inanç onu oraya sevk etti. Libya’ya gitti, Trablusgarp’ta o mücadeleyi verdi ve bir gözünden yaralandı. Böyle bir mücadeleyi yaÅŸayan bir komutan var. Sen kalkıp Atatürk böyle bir ÅŸeyle savaÅŸa girmezdi diyorsun. Biraz çalışması lazım, derslerini okumuyor. Bu 5’inci kol faaliyetleri bunun devamı olarak gidiveriyor.”

Koronavirüs tedbirleri

AB ve İtalya’daki koronavirus durumu hatırlatılarak, “Åžu an en güvenilir ülkelerden biri Türkiye görünüyor. SaÄŸlık yatırımlarının bunda etkisi nedir? Ayrıca turizmde bir artış bekleniyor mu?” sorusu üzerine de ErdoÄŸan, bugün itibarıyla koronovirüsle ilgili dünya genelinde toplam vaka sayısının 114 bin 456’ya, ölü sayısının da 4 bin 27’ye ulaÅŸtığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla küresel bir salgından, küresel bir halk saÄŸlığı sorunundan bahsediyoruz. Hamdolsun ülkemizde ÅŸu ana kadar tespit edilen bir koronavirüs vakası bulunmuyor. Salgın belirginleÅŸtiÄŸi andan itibaren erken bir dönemde hiç tereddüt etmeden bütün tedbirlerimizi kararlı bir ÅŸekilde uygulamaya koyduk. Åžu an 114 ülkede görülen bu salgının Türkiye’de görülmemiÅŸ olması, aldığımız önlemlerin ne kadar yerinde olduÄŸunu ortaya koyuyor. BaÅŸta SaÄŸlık Bakanlığımız olmak üzere bütün kurumlarımızla belirlediÄŸimiz önlemleri uygulamaya hassasiyetle ve sıkı bir ÅŸekilde devam edeceÄŸiz. Tabii bu noktada alınacak kiÅŸisel tedbirler de çok büyük önem arz ediyor. Koronavirüse yönelik alt yapı ve ön hazırlıklarımızı iyi yaptık. SaÄŸlık tesislerimiz zaten bu konuda tartışılmaz. Bununla ilgili de ön hazırlıklarımız var.”

Koronavirüse yönelik bütün malzemelerin ikmalinde de iyi durumda olduklarının altını çizen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, bu malzemelerin üretimini de Türkiye’de yapar hale geldiklerini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ama maalesef ahlaksızlar da yok deÄŸil. Onlar da bunu fırsata dönüştürmek suretiyle bakıyorsunuz ihracatta olsun, iç piyasada olsun, yüksek fiyatlarla bunları satmaya çalışıyorlar. Bu konuda İçiÅŸleri Bakanlığımızın maskelerle ilgili kesin tedbirleri var. Aynı ÅŸekilde Ticaret Bakanlığımızın aldığı tedbirler var. Bütün hepsinden öte saÄŸlık tesislerimizin bu noktadaki çalışmaları ileri derecede. Åžehir hastanelerimiz, devlet hastanelerimiz, eÄŸitim araÅŸtırma hastanelerimiz, hepsinde anında müdahale edecek ÅŸekilde bu iÅŸlerin önlemi alınıyor. Turizm noktasında da Kültür ve Turizm Bakanımız bu noktada uluslararası zemini de iyi okuyan bir arkadaşımız. Temmuz’a kadar geliÅŸmeler çok önemli. Haziran, Temmuz inÅŸallah bu konuda toparlanma ayı olur ve hızla yükseliriz. Çünkü altyapımız buna çok müsait.”

Benzin ve motorinde indirim müjdesi

Petrol fiyatlarındaki rekor seviyede düşüş hatırlatılarak, “Petrol fiyatlarının düşmesini Rusya-Suudi Arabistan çekiÅŸmesi kapsamında nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz? Türkiye ekonomik anlamda bu krizden nasıl etkilenir, benzin fiyatları Türkiye’de düşer mi?” sorusu üzerine ErdoÄŸan, brent petrolün varil fiyatında yüzde 30’a varan düşüşle 31 dolar seviyesine gerileme görüldüğünü anımsattı.

Bu durumun OPEC ülkeleri için özellikle ayrı bir felaket olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bizim için bir boyutu ile çok olumlu bir durum. Cari açığımıza olumlu tesir yapan bir geliÅŸme. Bu bir resesyon olabilir mi? Temenni ederiz ki olmaz. Çünkü gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerek Ticaret Bakanlığımız bu konuda bütün tedbirlerini almış vaziyette. Bu geliÅŸme ÅŸu anda olumlu istikamette bu süreci idare ettiÄŸimizi gösteriyor. Zaten faizlerdeki düşüşle de ayrı bir istikamette iÅŸ yürüyor. Bunun neticesinde yatırımlarda bir hareketlenme var. Bu hareketlenme istihdamda da hareketlenmeyi meydana getirmiÅŸ durumda. Bunlar bizim için büyük önem arz ediyor. Buradan bir müjdeyi de duyurayım. Bu geceden itibaren benzinde 60 kuruÅŸ, motorinde 55 kuruÅŸ indirimi uygulamaya alacağız.”

Rusya Zirvesi’ndeki görüntüler

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Rus medyasının sizin Putin’i beklerken olduÄŸu iddia edilen bazı görüntülerinizi yayınlamasına ne diyorsunuz? Türk-Rus iliÅŸkilerine zarar veriyor mu Rus medyası?” sorusunu yanıtlarken de her ülkenin medyasında bu tür fevri örneklerin yer alabildiÄŸini hatırlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ancak, Türkiye ve Rusya iliÅŸkileri bu tür medyatik manipülasyonlara kurban edilemez. ArkadaÅŸlarımız konuyla ilgili bütün muhataplarıyla görüştüler. Herhangi bir kastın kesinlikle söz konusu olmadığını, kendilerinin de bu tutumdan ciddi manada rahatsız olduklarını ifade ettiler. Rutin bir sürecin bile birilerince manipüle edilerek farklı noktalara çekilmeye çalışılması buradaki kötü niyeti gösteriyor aslında. Nitekim bizim medyaya görüntü vereceÄŸimiz Putin’in çalışma ofisi bir uçta, biz ise öbür uçtan geliyoruz. O bu uçtan çıkana kadar, biz de bulunduÄŸumuz yerden çıkana kadar buluÅŸma noktası gibi orta noktada buluÅŸuyoruz. Bazıları da buradan art niyetli çıkarımlar yapmaya çalışıyorlar. Sayın Putin bizi arabaya kadar uÄŸurladı. Tabii niyet kötü olunca bunu yazmıyorlar, göstermiyorlar.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir