Göç ve mülteciler meselesinde asıl yükü Batı’dan çok bizim gibi komÅŸu ülkeler çekiyor
Göç ve mülteciler meselesinde asıl yükü Batı'dan çok bizim gibi komşu ülkeler çekiyor
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Esasen göç ve mülteciler meselesinde asıl yükü, sesi çok çıkan Batılı ülkelerden ziyade kriz bölgelerine komÅŸu bizim gibi ülkeler çekiyor.” dedi.
Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı Parlamento BirliÄŸi (İSİPAB) 16. Konferansı Açılış Oturumu’ndaki konuÅŸmasında, katılımcıları selamladı.
Peygamberin fethini müjdelediÄŸi İstanbul’dan, katılımcılar vasıtasıyla İslam coÄŸrafyasının dört bir yanındakilere selam ve sevgilerini gönden ErdoÄŸan, konferansın ülkeler ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diledi.
Erdoğan, bu yılki konferansın ana temasının paylaşım, vicdan ve İslam, Filistin, göç ve Afganistan olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu dile getirerek, konferansın icrasında görev alanlara şükranlarını sundu.
Müslümanların dünya hayatını bir imtihan meselesi olarak gördüğünü anlatan ErdoÄŸan, “Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim’de ‘Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz. Sabredenlere müjdele.’ Bu ÅŸekilde buyurmaktadır.” diye konuÅŸtu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlık olarak son 2 yıldır şimdiye kadar 5 milyonu aşkın kişinin hayatına mal olan büyük bir salgınla mücadele edildiğini vurgulayarak, bu zorlu süreçte eski ve görevde olan milletvekillerinin de aralarında olduğu pek çok vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Meclis’in çatısı altında ülkeye hizmet etmiÅŸ parlamenterler baÅŸta olmak üzere ebediyete uÄŸurlananlara Allah’tan rahmet, hastalara acil ÅŸifalar dileyen ErdoÄŸan, birliÄŸin üyesi ülkelerde hayatını kaybedenlerin yakınlarına da baÅŸsaÄŸlığı dileklerini sundu.
“Yerli aşımızla ilgili süreçleri yakından takip ediyoruz”
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, Mevla’dan İslam dünyasını ve tüm insanlığı bu virüs musibetinden bir an evvel kurtarması temennisinde bulunarak, şöyle devam etti:
“Salgın döneminde insanı, insan hayatını ve insani deÄŸerleri merkeze alan bir yaklaşım sergiledik. İlk günden itibaren üyesi bulunduÄŸumuz tüm uluslararası platformlarda salgınla mücadelede iÅŸ birliÄŸi ve dayanışmanın önemine dikkati çektik. Bu çaÄŸrılarımızı sadece lafta bırakmadık, aynı zamanda çalışmalarımızla, desteklerimizle ve çeÅŸitli yardım faaliyetlerimizle gerçeÄŸe dönüştürdük. Her fırsatta insanlığa demokrasi, hak, hukuk ve adalet dersi verenler, kendi sınırları dışındaki dramlara kulaklarını tıkarken, biz elimizdeki tüm imkanları dost ve kardeÅŸ ülkelerle paylaÅŸmaya hassasiyet gösterdik. İhtiyaç halindeki 160 ülke ve 12 uluslararası kuruluÅŸa yardım ulaÅŸtırdık. Bunun yanında 11 ülkeye aşı tedarikinde bulunduk. Yerli aşımız Turkovac için acil kullanım onayına kısa süre önce baÅŸvurduk. Yerli aşımızla ilgili süreçleri yakından takip ediyor, inÅŸallah bir an önce neticelendirmeyi arzu ediyoruz.”
“Kudüs’e sahip çıkmak hukuka, barışa, medeniyete sahip çıkmaktır”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Kudüs’ün, Hazreti Nebi’nin, “Åžayet oraya gidemez ve orada namaz kılamazsanız bari oranın kandillerini aydınlatacak yaÄŸ gönderin.” diyerek ümmetine emanet ettiÄŸi mübarek bir ÅŸehir olduÄŸunu söyledi.
Filistin meselesin herkesi bir araya getiren, İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı’nın da kurulmasına vesile olan yapı taÅŸlarından olduÄŸunu belirten ErdoÄŸan, ÅŸunları kaydetti:
​​​​​​​”Kudüs davası yalnızca Filistin’deki bir avuç cesur Müslüman’ın davası deÄŸil, İslam aleminin tamamının ortak davasıdır. Kudüs’ü savunmak insanlığı savunmak, Kudüs’e sahip çıkmak hakka, hukuka, barışa, adalete, medeniyete sahip çıkmaktır. TeÅŸkilatın var oluÅŸ gayesi de olan Filistin davası gündemimizin en üst sıralarında yer almayı sürdürüyor.”
“Filistin’de kan, gözyaşı ve zulüm görmek istemiyoruz”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Batı Åžeria ve Kudüs’te uluslararası hukuka aykırı politikaların ve tek taraflı uygulamaların günden güne arttığını dile getirdi.
Filistinlilerin sokak ortasında acımasızca infaz edildiÄŸini, masum Filistinli çocuklara eli kanlı terörist muamelesi yapıldığını, ibadethanelere yönelik tacizlerin sıklaÅŸtığını gördüklerini anlatan ErdoÄŸan, aynı ÅŸekilde Gazze’ye yönelik haksız, hukuksuz, vicdansız ablukanın da devam ettiÄŸini aktardı.
ErdoÄŸan, “Filistin’i nefessiz bırakarak haklı davasından vazgeçirmeyi amaçlayan bu politikalar, Filistinli kardeÅŸlerimizin ÅŸanlı direniÅŸi sayesinde ÅŸimdiye kadar hamdolsun hedefine ulaÅŸamamıştır. Dahası bu politikaların bir avuç fanatik dışında ne İsraillilere ne de bölge halklarına hiçbir faydası olmamıştır. Bilakis bu politikalar sebebiyle bölgede normalleÅŸme çabaları hep akim kalmış, antisemitizm artmıştır. Gelinen aÅŸamada herkesin bu gerçeklerin farkına vardığına inanıyorum.” diye konuÅŸtu.
İşgal, şiddet ve apartheid politikalarında ısrar etmenin artık kimseye bir faydası olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’daki Yahudilere yönelik soykırımın bedelini bugün Filistinlilere ödetmek haksızlıktır, vicdansızlıktır. Daha öncede söyledim ancak bugün burada altını çizerek tekrar ifade etmek istiyorum; biz asla acılar ve ölümler arasında ayrım yapmadık, yapmıyoruz. Babasının sırtını siper almış bir ÅŸekilde ÅŸehit edilen Muhammet Durra’nın görüntüsü nasıl yüreÄŸimizi daÄŸlıyorsa, Anne Frank’ın hikayesi de aynı ÅŸekilde içimizi kanatıyor. Ne suretle olursa olsun bir halkın ya da aynı inanca mensup insanların ötekileÅŸtirilmesini, düşmanlaÅŸtırılmasını asla kabul etmiyoruz. Zulüm kimden gelirse gelsin karşı durmak, mazlum kim olursa olsun elinden tutmak bizim inancımızın ve insanlığımızın bir gereÄŸidir. Kudüs’ü 400 yıl boyunca adaletle yöneten bir ecdadın torunları olarak Filistin’de kan, gözyaşı ve zulüm görmek istemiyoruz. İspanya’dan kaçan Musevilere 5 asır önce kapılarını açmış bir millet olarak en büyük gayemiz Filistin’de kalıcı barış ve istikrarın tesisidir. Bunun yolu da her fırsatta ifade ettiÄŸimiz gibi 1967 sınırlarında baÅŸkenti Kudüs’ü Åžerif olan, bağımsız ve egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu anlayışla DoÄŸu Kudüs’ün statüsü ve Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine iliÅŸkin hassasiyetimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.”
“Filistin davasını zaafa uÄŸratacak her türlü hareketten kaçınmalıyız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016-2019 yıllarında deruhte edilen İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanlıkları sırasında Filistin konusunda iki olağanüstü zirve toplantısına ev sahipliği yaptıklarını, bu sayede Birleşmiş Milletleri, teşkilatı ve diğer uluslararası platformları harekete geçirdiklerini söyledi.
Önlerindeki dönemde bölgede barış ikliminin güçlenmesini, yine atacakları ortak adımların belirleyeceğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“TeÅŸkilat üyesi ülkeler olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmeli, Filistin davasını zaafa uÄŸratacak her türlü hareketten kaçınmalıyız. Uluslararası sistemdeki tüm engellere ve eksiklere raÄŸmen Filistin davasının dünya gündeminde hak ettiÄŸi yere getirilmesi ve meseleye adil bir çözüm bulunması için gayretlerimizi sürdürmeliyiz. Öte yandan Filistinlilerin de kendi aralarındaki tefrikayı sonlandırmaları, yürütülen çalışmaların baÅŸarısı açısından son derece önemlidir. Filistinli kardeÅŸlerimiz arasında yaÅŸanan gerilimler, küskünlükler ve anlaÅŸmazlıklar en fazla muarızlarını sevindirmektedir. Beklentimiz Filistinli kardeÅŸlerimizin birlik, beraberlik ve dayanışmalarını güçlendirerek bu sürece destek vermeleridir.”
“Afgan halkına sırtımızı dönme lüksümüz yoktur”
Afganistan’ın kalıcı barış ve istikrara kavuÅŸmasının ortak temennileri olduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, “Afgan halkına sırtımızı dönme veya bu ülkede yaÅŸanan insani drama gözlerimizi kapatma lüksümüz yoktur. Özellikle ÅŸu anki zor kış ÅŸartlarında Afgan kardeÅŸlerimize yönelik insani yardımların sürdürülmesi öncelik taşıyor. Kendi payımıza köklü iliÅŸkilere sahip olduÄŸumuz Afganistan’a ve Afgan kardeÅŸlerimize elimizden gelen desteÄŸi ve yardımı saÄŸlıyoruz.” diye konuÅŸtu.
Devam eden siyasi süreçte içlerine sinmeyen, tasvip etmedikleri, özellikle kapsayıcılık noktasında eksik buldukları hususların olduğunu dile getiren Erdoğan, bu konudaki tavsiye, fikir ve eleştirilerini çok net biçimde kurumlar aracılığıyla muhataplarına ilettiklerini kaydetti.
Afganistan’ın tekrar kaosa, kargaÅŸaya ve çatışmaya sürüklenmemesi için gayretlerini devam ettirdiklerini belirten ErdoÄŸan, “Ne yapıyorsak Afganistan’la beraber bölgedeki tüm kardeÅŸ ülkelerin huzuru, istikrarı ve esenliÄŸi için yapıyoruz. İslam dünyasının da insani yardımların ulaÅŸtırılması baÅŸta olmak üzere bu konuda daha aktif bir dayanışma içinde olması gerekiyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
ErdoÄŸan, Afganistan’daki geliÅŸmelerin göç akını riskini arttırdığına dikkati çekerek, halihazırda 3,6 milyonu Suriye’den gelenler olmak üzere yaklaşık 5 milyon yabancıya ev sahipliÄŸi yapan Türkiye’nin yeni bir göç yükünü taşıyamayacağını vurguladı.
“Mülteciler meselesinde asıl yükü kriz bölgelerine komÅŸu ülkeler çekiyor”
Benzer zorlukların, teÅŸkilat üyesi diÄŸer ülkeler için de geçerli olduÄŸunu bildiklerini dile getiren ErdoÄŸan, “Esasen göç ve mülteciler meselesinde asıl yükü sesi çok çıkan Batılı ülkelerden ziyade kriz bölgelerine komÅŸu bizim gibi ülkeler çekiyor. BirleÅŸmiÅŸ Milletler rakamlarına göre, yüksek gelirli ülkeler 1000 kiÅŸi başına ortalama 2,7 mülteci, buna karşılık orta ve düşük gelirli ülkeler ise 5,8 mülteci barındırıyor. En yoksul ülkeler dünyadaki tüm mültecilerin 3’te birine ev sahipliÄŸi yapıyor.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye krizinin Batılı ülkelerin mültecilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı, gayriinsani tutumlarını göstermesi açısından ibretlik olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sene 10. yılını geride bırakan bu kriz karşısında Batı dünyası hep üç maymunu oynadı. Ümran ve Aylan bebeÄŸin hepimizin yüreÄŸini daÄŸlayan dramları karşısında kıllarını bile kıpırdatmayanlar yine bunlardı. Suriye’nin kuzeyindeki milyonlarca insanın yükünü hafifletecek hiçbir adım atmadılar. Hatta DEAÅž’la mücadele kılıfı altında PKK, YPG gibi terör örgütlerini desteklemekten çekinmediler. Ülkemize verdikleri yardım sözlerinin önemli bir kısmını da ÅŸimdiye kadar yerine getirmediler. Åžayet Suriye’de 1 milyona yakın kiÅŸi hayatını kaybetmiÅŸ, 12 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalmışsa bunda rejimin ve terör örgütlerinin saldırıları kadar Batı dünyasının riyakarlığının da payı vardır. Bugün 73. yıl dönümüne ulaÅŸtığımız İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde kayıtlı haklar 10 yıldır Suriyelilere çok görülmüştür. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi de Suriye krizinde sorumluluklarını yerine getirmeyerek büyük bir hayal kırıklığına dönüşmüştür. Hem Batılı ülkelerin vicdansızlığının hem de uluslararası sistemin baÅŸarısızlığının faturasını ise masum Suriyeli kardeÅŸlerimiz ödemiÅŸtir.”
“İslam düşmanlığı ve nefret söylemleriyle mücadelede daha kararlı adımlar atmalıyız”
Müslümanlar olarak sadece koronavirüs veya insani krizlerle değil aynı zamanda giderek yükselen İslam düşmanlığıyla da mücadele ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Müslümanlar, özellikle Müslüman kadınlar, dünya genelinde birçok ülkede ırkçı, ayrımcı politikaların maÄŸduru oluyor. Günümüzde demokrasi ve insan hakları savunuculuÄŸu yapan birçok Batı ülkesinde nefret söylemleri siyasetle birlikte günlük hayatı da esir alıyor. Hemen her gün sokakta, iÅŸ yerinde, okulda, otobüste, pazarda, çarşıda, markette, ırkçıların saldırısına uÄŸrayan bir vatandaşımızın, Müslüman bir hanım kardeÅŸimizin haberini alıyoruz. Avrupalı siyasetçiler, toplumu zehirleyen bu hastalıklı akımlarla mücadele yerine adeta ateÅŸe benzin dökerek Müslümanları ve göçmenleri hedef gösteren söylemlere sarılıyorlar. Farklı kökenlerden 35 milyon Müslüman’ın yaÅŸadığı Avrupa’nın kardeÅŸlerimiz için bir toplama kampına dönüşmesine izin veremeyiz. TeÅŸkilat olarak İslam düşmanlığı ve nefret söylemleriyle mücadelede daha kararlı adımlar atmalıyız. Bu süreçte dindaÅŸlarımızın yanı sıra daha önce benzer zulümler yaÅŸamış Musevileri, yabancı nefretine maruz kalan göçmenleri, meselelere akıl ve vicdan penceresinden bakan Hristiyanları da yanımıza almalıyız. Farklılıklarımız olabilir, görüş ayrılıklarımız olabilir ancak mesele tüm insanlığın barış ve huzuru ise bize düşen safları büyütmektir.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teşkilat üyesi ülkelerin samimi çaba ve dualarıyla ümmetin yarınlarının bugünden çok daha iyi, çok daha müreffeh olacağına inandığını dile getirerek, konferans vesilesiyle yapılacak istişarelerin, tüm İslam alemi açısından hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Kaynak: AA
