‘Harekat, bir terör devleti kurmayı hedefleyen amaçları büyük oranda ortadan kaldırmıştır’

CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü Kalın, “”Barış Pınarı Harekatı, Kuzey Suriye’de bir terör koridoru hatta bir terör devleti kurmayı hedefleyen amaçları ortadan büyük oranda kaldırmıştır. Bu terör koridoruna çok ciddi bir darbe vurulmuÅŸtur.” dedi.

CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Barış Pınarı Harekatı, Kuzey Suriye’de bir terör koridoru hatta bir terör devleti kurmayı hedefleyen amaçları ortadan büyük oranda kaldırmıştır. Bu terör koridoruna çok ciddi bir darbe vurulmuÅŸtur ama teyakkuz halimiz devam etmektedir. Teröristlerin niyetlerinden kolay kolay vazgeçmeyeceÄŸini biliyoruz.” dedi.

Kalın, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan baÅŸkanlığında CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’nde yapılan CumhurbaÅŸkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin gündeme iliÅŸkin sorularını yanıtladı.

CumhurbaÅŸkanlığı Kabine Toplantısı’nın 17’ncisinde Barış Pınarı Harekatı baÅŸta olmak üzere bölgesel geliÅŸmelerin ele alındığını bildiren Kalın, “CumhurbaÅŸkanımız, özellikle hem sahada hem masada yürütülen baÅŸarılı diplomasi sayesinde elde edilen neticelerin, Türkiye’nin güvenliÄŸi ve bölgenin istikrarı açısından büyük önem arz ettiÄŸini kendileri özellikle altını çizdiler. Bundan sonra da önümüzdeki süreçte büyük zorluklarla beraber önemli fırsatları da içermektedir.” ifadesini kullandı.

Kalın, Barış Pınarı Harekatı’nın saÄŸladığı fırsatlar çerçevesinde çalışmaların yoÄŸun bir ÅŸekilde devam edeceÄŸini, Suriye dosyasının karmaşık, büyük bir dosya olduÄŸunu, ÅŸu ana kadar teröristlerden temizlenen bölgenin geniÅŸliÄŸi düşünüldüğünde hem Türkiye’nin sınır güvenliÄŸi hem de Suriye’de yaÅŸayanların istikrarı açısından önem arz ettiÄŸini vurguladı.

Gerek siyasi sürecin ilerletilmesi, gerek anayasa Komisyonunun çalışmalarını devam ettirmesi ve gerekse Suriye’de meÅŸru, demokratik ve kuÅŸatıcı bir yönetimin iÅŸ başına gelmesi için seçimlerin yapılması noktasında yapılacak çok ÅŸeyin olduÄŸun söyleyen Kalın, şöyle devam etti:

“Ayrıca terörle mücadelenin sadece noktasal bir süreç olmadığını, devam edegelen bir süreç olduÄŸunun altını çizmek isteriz. Barış Pınarı Harekatı özellikle kuzey ve kuzeydoÄŸu Suriye’de, sınırımızın hemen güneyinde bir terör koridoru, hatta bir terör devleti kurmayı hedefleyen amaçları büyük oranda kaldırmıştır. Bu terör koridoruna çok büyük bir darbe vurulmuÅŸtur ama teyakkuz halimiz devam etmektedir. Zira teröristlerin niyetlerinden, eylemlerinden kolay kolay vazgeçmeyeceklerini biliyoruz.”

“Çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceÄŸiz”

Suriye üzerinde oynanan oyunların da devam etiÄŸinin farkında olduklarını vurgulayan Kalın, “Dolayısıyla CumhurbaÅŸkanımız bu noktalara da dikkat çekmek suretiyle bundan sonraki askeri, istihbari ve diplomatik çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceÄŸimizi ifade etmiÅŸtir.” dedi.

Çeşitli bakanlıkların sunumları olduğunu belirten Kalın, özellikle Adalet Bakanlığının hukuk davalarının hızlandırılması ve yargıya güvenin artırılması konusunda yaptığı reform çalışmasının Kabine ile paylaşıldığını belirtti.

Adalet Bakanlığının konuyla ilgili çalışmasının devam edeceÄŸini ifade eden Kalın, daha önce Yargı Reformu olarak ortaya konan belgenin Türkiye’de hukuk sisteminin daha etkin iÅŸlemesi yönünde önemli reformları içerdiÄŸini ifade etti.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, vatandaşın yargıya güveninin artırılması noktasında hazırlanan taslağı Kabine’de paylaÅŸtığını bildiren Kalın, “Güvenlik” baÅŸlığı altında Milli Savunma Bakanlığı, İçiÅŸleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat TeÅŸkilatı BaÅŸkanlığının sunumları olduÄŸunu söyledi.

Bu sunumlarda özellikle Suriye merkezli olmak üzere ama Irak ve diÄŸer bölgelerdeki terörle mücadele konularına yoÄŸunlaşıldığını belirten Kalın, DışiÅŸleri Bakanı Mevlüt ÇavuÅŸoÄŸlu’nun da sunum yaptığını ve diplomatik süreçlerle ilgili kabineyi bilgilendirdiÄŸi ifade etti.

“Barış Pınarı Harekatı, önemini hala koruyor”

Gençlik ve Spor, Tarım ve Orman ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanlarının da sunum yaptığını belirten Kalın, şunları kaydetti:

“Barış Pınarı Harekatı, sadece bizi deÄŸil dünya siyasetini de doÄŸrudan ilgilendiren bir konu olması hasebiyle önemini hala koruyor. BildiÄŸiniz gibi Sayın CumhurbaÅŸkanımız bu harekatın amacını iki baÅŸlıkta özetlemiÅŸti. Birincisi, sınırlarımızı terör unsurlarından tamamen temizlemek ikicisi de mültecilerin evlerine gönüllü, güvenli ve onurlu bir ÅŸekilde dönmelerini saÄŸlayacak ÅŸartları oluÅŸturmak. Bunun ilk aÅŸaması büyük oranda gerçekleÅŸmiÅŸ durumda Tel Abyad ve Resulayn arasında yaklaşık 154 kilometrelik alan, 30 kilometre derinliÄŸine terör örgütleri unsurlarından temizlenmiÅŸ bulunuyor. Tabi sınırda YPG terör örgütünün çıkmayı reddettiÄŸi yerlerde zaman zaman bir takım hadiselerin yaÅŸandığını, saldırıların olduÄŸunu biliyoruz.”

“Terör örgütü gerçek yüzünü ortaya çıkarttı”

Barış Pınarı harekat bölgesinde bir askerin ÅŸehit olduÄŸunu anımsatan Kalın, “El yapımı bir patlayıcının patlatılması sonucunda bir uzman çavuÅŸumuz ÅŸehit oldu, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve milletimize baÅŸsaÄŸlığı diliyorum. Bu tür provakasyonlar ve tuzaklara karşı da teyakkuz halinde olmaya devam ediyoruz.” diye konuÅŸtu.

Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduÄŸu bölgelerde sivillerin zarar görmemesi, herhangi bir insani krizin yaÅŸanmaması ve saldırıların önlenmesi için de gece gündüz mücadeleye devam ettiÄŸini vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

“Bu terör unsurlarının kalleÅŸ yüzü her seferinde tekrar tekrar ortaya çıkmakta. Nitekim evvelsi gün hem Tel Abyad’ta pazar yerinde YPG’nin yaptığı saldırı da bu terör örgütünün gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkartmış bulunmaktadır. Buna raÄŸmen terör örgütünün kara propaganda yapmak suretiyle ülkemiz aleyhine bir takım faaliyete devam ettiÄŸini de görüyoruz. Bizim için hayretamiz olan Batılı ülkelerin, terör örgütünün propagandasına bu kadar kulak vermeleri. Belki cümleyi tersinden kurmak lazım. Belki de hayret etmemek lazım. Kendi besledikleri, destekledikleri terör unsurları mevzide, sahada alan kaybettikçe, darbe yedikçe kendilerinin öfkesinin, paniÄŸinin arttığını da görüyoruz.

Barış Pınarı Harekatı’na verilen tepkilerin dozunun da doÄŸrudan rahatsızlıkla ilgili olduÄŸunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Son 15-20 gün içerisinde yaÅŸanan hadiseler bu gözlemimizi de teyit etmektedir. ÖrneÄŸin sivillerin katledildiÄŸi, Kürtlerin hedef alındığı, özellikle Hristiyan azınlıkların Türk Silahlı Kuvvetleri ya da onların desteklediÄŸi birimler tarafından taciz edildiÄŸi, kaçırıldığı yahut öldürüldüğü yönünde propagandanın halen devam ettiÄŸini ve belli çevrelerde de etkili olduÄŸun görmeye devam ediyoruz. Özellikle Tel Tamir kasabasıyla ilgili son günlerde aslı astarı olmayan bir takım haberlerin yapıldığını görüyoruz. Åžunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; Tel Tamir kasabası bizim harekat alanımızın dışında. Normalde burada bir çatışma olmaması gerekirken, buraya YPG’nin mevzilenmek, konuÅŸlanmak suretiyle hem bizim askerlerimize hem de Suriye Milli Ordusu’na taciz atışları yaptığını, askerlerimiz ve istihbarat birimlerimiz tespit etmiÅŸ bulunuyorlar. Bu saldırıların amacı bir karşı mukabeleyi harekete geçirmek.

Bu saldırılar neticesinde bizim cevap vermemiz, bunun neticesinde de bütün dünyaya, ‘Bakın Türkler ve onların desteklediÄŸi Suriye Milli Ordusu, buradaki Hristiyan azınlığı hedef alıyor’ diye bir propaganda oyunu oynamaya çalışıyorlar, biz bu oyunu gördüğümüz için gerek Amerikalılara gerek diÄŸer ilgili muhataplara bu konuyu bütün detaylarıyla anlatmış bulunuyoruz. Kiliseleri dahi kullanarak yer yer bu atışların yapıldığını ve bir tahrik unsuru olarak kullanıldığını ifade etmek istiyorum.”

Türkiye’nin hem kendi topraklarında hem de bölgedeki bütün azınlıkların ve diÄŸer etnik grupların can ve mal güvenliÄŸi konusunda en büyük hassasiyeti gösterdiÄŸini ve göstermeye devam edeceÄŸini belirten Kalın, Barış Pınarı Harekatı’nın baÅŸarısını gölgelemeye yönelik kara propaganda faaliyetlerine karşı herkesin çok dikkatli olması gerektiÄŸini söyledi.

“Mülteci meselesi sadece Türkiye’nin meselesi deÄŸil”

Uluslararası aktörlerin sorumluluk alması ve külfet paylaşımını hayata geçirmesinin büyük önem arz ettiÄŸini vurgulayan Kalın, “Mülteci meselesi sadece Türkiye’nin meselesi deÄŸil. DEAÅž’la mücadele, diÄŸer terör örgütleriyle mücadele sadece Türkiye’nin meselesi deÄŸil. Küresel bir kriz haline gelen mülteci meselesinin aynı zamanda küresel bir iÅŸbirliÄŸini icbar ettiÄŸi de izahtan varestedir. Dolayısıyla burada Türkiye’ye dönük bu tür eleÅŸtirileri dile getiren ülkelerin öncelikle külfet paylaşımı konusunda ne yapacaklarına dair bir açık, net kafalarındaki fikirleri paylaÅŸmaları isabetli olacaktır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu. Kalın, Türkiye olarak çalışmanın hayata geçirilmesi için çabalarını yoÄŸun bir ÅŸekilde devam ettireceklerini söyledi.

Anayasa Komitesi’nin toplanmış olmasının memnuniyet verici bir adım olduÄŸunu ve iki önemli belge kabul edildiÄŸini vurgulayan Kalın, ÅŸunları kaydetti:

“Birisi davranış kuralları, ikincisi de bundan sonraki çalışmaların usul ve esaslarıyla ilgili iki belge hem muhalefetin hem de rejimin temsilcileri tarafından kabul edildi. Bu memnuniyet verici bir geliÅŸme. Anayasa Komitesi’nin çalışmalarının bundan sonraki iÅŸleyiÅŸiyle ilgili önemli bir adım olduÄŸunu, bir aÅŸamanın katedildiÄŸini ifade edebilirim ama burada da tabii yine BirleÅŸmiÅŸ Milletler Güvenlik Konseyi kararı olan 2254 sayılı karar çerçevesinde bu çalışmanın yürütülmesi çok büyük önem arz ediyor. Mevcut anayasanın tadil edilmesi yahut yeni bir anayasanın yazılması ÅŸeklinde bu çalışmanın da tamamlanmasını biz arzu ediyoruz, destekliyoruz, aktif olarak da bu çalışmaya zaten iÅŸtirak ediyoruz.”

Bu çalışmaya paralel olarak siyasi süreci ilerletecek seçimlerin yapılmasının son derece önemli olduğuna işaret eden Kalın, bunun da BM 2254 nolu kararda ifade edilip karara bağlanmış bir konu olduğunu söyledi.

Kalın, Suriye’de demokratik meÅŸruiyeti olan, kuÅŸatıcı, ÅŸeffaf bir yönetimin iÅŸ başına gelmesi için de Suriye halkının özgür bir ÅŸekilde iradesini sandığa yansıtmasının büyük önem arz ettiÄŸini belirtti.

Bazı ülkelerin terörizmle mücadele konusundaki çifte standartlarını hatırlatan Kalın, ABD Dışişleri Bakanlığının 2018 yılına ait terörizmle mücadele raporunun bu anlamda kendilerinin tepkisini çektiğini söyledi. İbrahim Kalın, şöyle devam etti:

“Bu raporda PKK terör örgütü zikredilirken onun Suriye kolu olan YPG ve PYD’nin zikredilmemesi, aynı ÅŸekilde 15 Temmuz kanlı darbe giriÅŸimini gerçekleÅŸtirilen FETÖ terör örgütüne hiçbir atıf yapılmaması terörle mücadele konusunda Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin nasıl bir çifte standart içinde olduÄŸunu göstermektedir. Bana dokunuyorsa terör kötüdür, küresel bir acil sorundur yaklaşımı, bana dokunmuyorsa bu baÅŸka ülkelerin sorunudur bakış açısı kabul edilmez, kabul edilemez. Daha da kötüsü bu terör örgütünü, PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ettikten sonra bunun Suriye kolunu desteklemek, finanse etmek, eÄŸitmek, silahlandırmak bu terör örgütüne destek vermek demektir, bunun baÅŸka bir adı yoktur. Terör örgütünün mensubu olan bir kiÅŸiyi bir savaÅŸ kahramanı gibi, demokratik meÅŸruiyeti olan bir aktör gibi takdim etmek, bunun Washington’a davet edileceÄŸini ifade etmek, terörle mücadeleye büyük katkı verdiÄŸini ileri sürmek teröre yine destek vermekten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. FETÖ terör örgütüyle ilgili olarak da hiçbir cümlenin zikredilmemesi, baÅŸka raporlarda da Türkiye’de kovuÅŸturmalara uÄŸramış maÄŸdur dini bir grup gibi takdim edilmesi de yine bu terör örgütünün kimlerin maÅŸası olduÄŸuna dair aslında bize çok açık seçik bir fikir vermektedir.”

Türkiye’nin aynı anda DEAÅž, PKK ve çeÅŸitli kolları ile FETÖ’ye karşı mücadele eden tek NATO üyesi ülke olduÄŸunu vurgulayan Kalın, “NATO Genel Sekreteri de bunu çeÅŸitli vesilelerle ifade etmektedir. Bu tespitin yapılıyor olması memnuniyet vericidir fakat ainesi iÅŸtir kiÅŸinin lafa bakılmaz, pratikte ne yapılıyor? Hem ‘en fazla terör saldırısına uÄŸrayan ülke Türkiye’dir’ diyeceksiniz hem de Türkiye’nin meÅŸru ulusal çıkarları, güvenlik çıkarları söz konusu olduÄŸunda bu konuda somut bir adım atmayacaksınız. Türkiye bu konuda bir adım attığında da Türkiye’yi iÅŸte sivillere saldırmakla, etnik demografik yapıyı deÄŸiÅŸtirmekle yahut azınlıklara yönelik saldırı yapmakla suçlayacaksınız.” diye konuÅŸtu.

“PKK’yı kağıt üzerinde terör örgütü olarak tanımlamak tek başına yetmez”

Binlerce DEAÅž’lının da sınırda yakalandığını, bazılarının sınır dışı edildiÄŸini, bazılarının da Türkiye’de yargılandığını ve ceza aldığını söyleyen Kalın, yakalananları ülkelerine iade ettiklerini ancak bu kiÅŸilerin ilgili ülkelerce serbest bırakıldığını ve bir sonraki terör eylemine katıldıklarını anlattı.

Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün bunlar yaÅŸanırken hala ‘Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı yahut PKK ile mücadelesi DEAÅž’la mücadeleyi zaafa uÄŸratıyor’ iddialarını ortaya atmak bu terör örgütüne kol kanat germekten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Bu konuda biz müttefiklerimizden terörün her türüne karşı açık, net tavır almalarını bekliyoruz. Bu ister Amerika BirleÅŸik Devletleri olsun, ister Avrupa BirliÄŸi olsun, ister baÅŸka ülkeler olsun, PKK’yı kağıt üzerinde terör örgütü olarak tanımlamak tek başına yetmez, pratikte ne yaptığınız önemlidir. Kağıt üzerinde terör örgütü olarak tanımladığınız bir yapının çeÅŸitli kollarına siz baÅŸkentlerinizde izin vereceksiniz, her tür gösteri yapmasına göz yumacaksınız, para toplamasına izin vereceksiniz, her tür militan örgütlenmesini görmezden geleceksiniz, hatta bunların Suriye’deki mensuplarına silah, para desteÄŸi vereceksiniz ondan sonra da ‘ama biz PKK’yı terör örgütü olarak zaten tanıyoruz’ diyeceksiniz, bunun kendi başına hiçbir anlamı yok, pratikte somut adımlar görmek istiyoruz.”

DiÄŸer devletler bu adımları atsalar da atmasalar da Türkiye olarak terör örgütünün her koluna, fraksiyonuna ve her rengine karşı mücadeleyi kararlı bir ÅŸekilde sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Kalın, “Dolayısıyla Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde bu terör örgütünün sınırlarımızdan uzaklaÅŸtırılması bu mücadelenin bittiÄŸi yahut yavaÅŸladığımız, durakladığımız anlamına asla gelmez, bunu açık ve net bir ÅŸekilde tekrar burada ifade etmek istiyorum.” diye konuÅŸtu.

“PKK, YPG romantizmi üzerinden terörle mücadele yapılamaz”

Kalın, özellikle yurt dışında yürütülen kara propaganda faaliyetlerine karşı da hem vatandaÅŸların hem de sorumluluk sahibi yetkililerin daha büyük bir bilinçle ve sorumluluk içinde hareket etmelerini beklediklerini ifade ederek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, istihbaratın verdiÄŸi bilgileri alıp deÄŸerlendirmek yerine analizlerini, bakış açılarını, yorumlarını terör örgütünün saÄŸladığı bilgiler çerçevesinde ÅŸekillendirmelerini kabul etmemiz asla mümkün deÄŸildir. Bu terörist propagandaya sadece göz yummak yahut kulak kabartmak deÄŸil bilakis onların propagandasını meÅŸrulaÅŸtırmak anlamına gelir. PKK romantizmi üzerinden YPG romantizmi üzerinden terörle mücadele yapılamaz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

İdlib konusunun da Türkiye’nin üzerinde hassasiyetle durduÄŸu bir mesele olduÄŸuna dikkati çeken Kalın, Astana Süreci çerçevesinde İdlib Gerilimi Azaltma Bölgesi’nde saÄŸlanan mutabakatın büyük oranda uygulandığını bildirdi. İbrahim Kalın, bu statükonun muhafaza edilmesi konusunda da Rusya ve İran ile görüşmelerin yoÄŸun bir ÅŸekilde devam ettiÄŸini, burada insani bir krizin yaÅŸanmaması, yeni bir göç dalgasının olmaması için de sahada bütün imkanları aktif ÅŸekilde kullanmaya devam ettiklerini bildirdi.

İdlib Mutabakatı’nın en önemli ayaklarından birinin bölgede 12 askeri gözlem noktasının konuÅŸlandırılması olduÄŸunu dile getiren Kalın, bu askerler sayesinde bölgeye sıkışmış 2,5-3 milyona yakın insanın en azından görece olarak güvenli bir ortamda yaÅŸadıklarını belirtti.

Kalın, Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında Atme kampı dahil olmak üzere 100 binlerce Suriyeli bulunduÄŸunu bildiklerini ve bunlara Türkiye’den her tür insani yardımı yapmaya devam ettiklerini dile getirerek, “FotoÄŸrafa böyle baktığınız zaman 3,6 milyon Suriyeli mülteciye Türkiye’de bakarken, Suriye tarafında da en az bunun kadar hatta 4 milyondan fazla Suriyeli mülteciye insani yardım noktasında katkı saÄŸladığımızı ifade etmeliyiz. Yani toplamda baktığınızda sorumluluk alıp insani noktada yardım götürdüğümüz Suriyeli sayısının çok daha fazla olduÄŸunu hatırlatmak isterim.” ifadelerini kullandı.

Sözcü Kalın, “PKK’ya karşı, YPG’ye karşı Barış Pınarı Harekatı baÅŸladığında ortalığı birbirine katanlar bilmelidirler ki o Türk askeri sayesinde bugün İdlib’de nispi bir barış ve güven ortamı vardır. Bizim 12 tane askeri gözlem noktamız orada olmasaydı bugün belki yepyeni bir insani krizle karşı karşıya bulunacaktık. Dolayısıyla İdlib’de askerimizi alkışlayanların Barış Pınarı Harekatı bölgesinde Telabyad’da, Rasulayn’da teröristlere vurduÄŸu darbeyi bir insani kriz yahut DEAÅž’la mücadelede zaaf olarak takdim etmelerinin bir lafı güzaftan ibaret olduÄŸunu da burada özellikle ifade etmek isterim.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın ABD ziyareti

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın ABD ziyareti hakkında ise Sözcü Kalın, şöyle konuÅŸtu:

“Sayın Trump bu daveti yaklaşık 3 hafta kadar önce kendisi bizzat yaptı bir telefon görüşmesinde… Daha sonra biz mevkidaÅŸlarımızla görüşerek daveti belirledik. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın bir ziyaret talebi söz konusu olmamıştır. Ziyaretin olup olmayacağına dair deÄŸerlendirmemiz ÅŸu anda devam ediyor. Bu ziyaretten amacımız Washington’a gitmiÅŸ olmak deÄŸil, tam tersine ülkemizin çıkarları doÄŸrultusunda somut neticeler elde edebilmektir. Savunma sanayisinden terörle mücadeleye, Suriye’deki geliÅŸmelerden ikili ticaret hacimin artırılmasına kadar Amerika BirleÅŸik Devletleri ile yürüttüğümüz pek çok konu var. Bunlarla ilgili somut adımların atılması, neticelerin elde edilmesi bizim birinci önceliÄŸimizdir. Ziyaretin sebebi de amacı da budur. EÄŸer bu hedefe ulaÅŸabileceÄŸimize dair tereddütlerimiz izale olmazsa, bu ziyaretin gerçekleÅŸmemesi de mümkündür. Ama bu konuda Sayın CumhurbaÅŸkanımız deÄŸerlendirmelerini halen yapıyorlar. Nihai olarak kararını yakın birkaç gün içinde belki vereceklerdir. Bu ziyaret talebi bizden gelmemiÅŸtir. Sayın CumhurbaÅŸkanımızın böyle bir talebi olmamıştır. Sayın Trump’ın daveti üzerine planlanmış bir ziyarettir. Olup olmayacağına dair deÄŸerlendirmelerimiz de ÅŸu aÅŸamada devam etmektedir.”

Yargı Reformu Paketinde “Af konusunun bugün gündemde yer alıp almadığı ve emeklilikte yaÅŸa takılanların durumunun ne olacağı”na iliÅŸkin soru üzerine Kalın, “Af konusunun bugün gündeme gelmediÄŸini” söyledi.

Kalın, bugün daha ziyade hukuk davalarının hızlandırılması ve vatandaşın bu süreçte daha etkin, daha kısa süre sonuç almasını sağlayacak düzenlemelerin gündemde olduğunu, emeklilikte yaşa takılanlar meselesinin de gündemde yer almadığını ama Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 3600 ek gösterge ile bir çalışması olduğunu, onun da bugünkü toplantıda gündeme gelmediğini kaydetti.

“KHK’ler 15 Temmuz darbe giriÅŸiminden sonra bir tercih deÄŸil, bir zorunluluk”

Bir gazetecinin, Bülent Arınç’ın birkaç gündür yaptığı açıklamalara iliÅŸkin sorusu üzerine Kalın, “Öncelikle Bülent Bey’in açıklamaları, kendi ÅŸahsi görüşleridir, Yüksek İstiÅŸare Kurulu adına yapılmış bir açıklama deÄŸildir.” dedi.

Kalın, KHK’lerin, o günün, o olaÄŸanüstü ÅŸartların altında, içerisinde hayata geçirilen bir uygulama olduÄŸunu belirterek, “KHK’ler 15 Temmuz darbe giriÅŸiminden sonra bir tercih deÄŸil, bir zorunluluk haline gelmiÅŸ bir uygulamadır.” vurgusunu yaptı.

Sözcü Kalın, şöyle devam etti:

“Zira siz böyle bir terör örgütünün böyle bir saldırısıyla karşı karşıya kaldığınızda, binlerce militanıyla devletin her yerine sızmış bir örgüte karşı mücadele etmek durumunda kaldığınızda siz de olaÄŸanüstü tedbirler almak zorundasınız. Zaten kanun hükmünde kararnamelerin temel mantığı da budur. Normal ÅŸartlar altında, normal yasal prosedürlerle yapılır. Bir kere bunun altını çizmemiz lazım. KHK’ler, durup dururken gündeme alınmış bir ÅŸey deÄŸildir. O gece yaÅŸadıklarımızı, ondan önce ve sonra yaÅŸadıklarımızı hepimiz biliyoruz.

Bir genelleme yaptığınızda, ‘bir faciadır’ dediÄŸinizde, 15 Temmuz darbe giriÅŸimi faciasını adeta gölgeleyen bir tutum sergiler gibi algılanırsınız doÄŸal olarak. Bunun yerine KHK’ler ile ilgili alınan kararların hukuk zemini çerçevesinde yargı yoluna götürülmesi, baÅŸvuru yapılması yönünde neler yapılabilir, bunlar üzerinde durulmuÅŸtur ve bununla ilgili mekanizmalar da zaten kurulmuÅŸtur.”

CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü Kalın, bu mekanizmaların iÅŸlemekte olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Dolayısıyla, bunu böyle bir külli hükümle zemmetmeye çalışmak doÄŸru bir yaklaşım deÄŸildir. Kendi ÅŸahsi görüşleridir dediÄŸim gibi.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Türkiye’yi ileriye taşıyan siyasi hareketin adresi bellidir”

“Saadet Partisi Genel BaÅŸkanı Temel KaramollaoÄŸlu’nun ‘Toplumsal bir anlaÅŸma imzalayalım’ ÅŸeklinde açıklamaları oldu. Bunları nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Kalın, ÅŸu açıklamalarda bulundu:

” ‘Toplumsal bir sözleÅŸme imzalayalım’ açıklaması, eÄŸer kendi siyasi gündeminin ötesine geçebilecek derinlikte, mahiyette bir açıklama ise o zaman ÅŸunu belki hatırlatmak lazım; Sayın CumhurbaÅŸkanımız, çeÅŸitli vesilelerle Türkiye ortak paydası üzerinde zaten durmaktadır ve bunu da AK Parti’nin 17 yıllık iktidar süreci içerisinde azami ölçüde de hayata geçirmiÅŸ bir liderdir. Bu süreç içerisinde tabii ki pek çok siyasi deÄŸerlendirmeler yapılmıştır, farklı kavramlar üretilmiÅŸtir ama sürekliliÄŸi olan ve Türkiye’yi her gün bir adım ileriye taşıyan siyasi hareketin adresi de bellidir, siyasi liderin ismi, kimliÄŸi de bellidir.

Türkiye ortak paydası içerisinde yürütülen bu çalışmaların en önemli sonuçlarından bir tanesi de CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi olmuÅŸtur. Milletimiz, buna yüzde 50’den fazla destek vermek suretiyle de hayata geçirmiÅŸtir. Dahası Sayın CumhurbaÅŸkanımız kendi siyasi hayatında çok önemli bir karar almış, 50+1’i çıta olarak koymuÅŸtur. Yani, parlamenter sistemde çok daha az 30, 35, 40, yüzde 43 gibi oy oranıyla tek başına iktidar olmak varken 50+1 gibi yeni bir çıta, yeni bir hedef koymuÅŸtur. ‘İttifaklar dönemi kapansın’ veya ‘ihtilaflar deÄŸil ittifaklar üzerinden gidelim’ gibi ifadeler de kullanılıyor. Bunun da yolu açıktır. DiÄŸer siyasi partiler de bir ittifak kurmuÅŸtur.”

Kalın, demokratik kurallar çerçevesinde insanların, siyasi partilerin, vatandaşın, seçmenin farklı tercihler yapmasının önünü açacak yolların da mevcut olduÄŸunu dile getirerek, “Dolayısıyla burada Türkiye ortak paydası çerçevesinde milli ve yerli bir bakış açısıyla ama dünyaya da kendimizi kapatmadan tarihi, kültürel mirasımızı dünyanın bugünkü kazanımlarıyla mezcederek bir perspektif geliÅŸtirmek zaten mümkündür. Bu da büyük oranda hayata geçirilmektedir.” dedi.

“Türkiye, bugüne kadar hiçkimseyi kapıya koymamıştır”

Bir gazetecinin, “Sayın CumhurbaÅŸkanı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i kabul etti. Görüşmede, Güvenli Bölge’ye iliÅŸkin olarak Uluslararası Donörler Toplantısı gündeme geldi mi?” sorusuna Kalın, “Sayın CumhurbaÅŸkanımız Sayın Guterres ile yaptığı toplantıda bu konuyu gündeme getirdi. Zira külfet paylaşımı noktasında hem BM’nin hem de uluslararası aktörlerin devreye girmesi bizim açımızdan da önem arz ediyor.” yanıtını verdi.

Kalın, bu konunun sadece Türkiye’nin meselesi olmadığının altını çizerek, ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:

“Sayın Guterres de özellikle bu külfet paylaşımı ve mültecilerin geri dönüşüyle ilgili uluslararası toplumun sorumluluk alması konusunda son derece pozitif tutum ve yaklaşım sergiledi. Bu konuda çalışmalara destek vereceÄŸini de ifade etti. Åžu anda BM Mülteciler Yüksek Komiseri ile de DışiÅŸleri Bakanımızın bir görüşmesi olacak. Daha önce DışiÅŸleri Bakan Yardımcımız görüşmüştü.

Dolayısıyla bu süreci BM çatısı altında nasıl ilerleteceÄŸimize dair detaylı çalışmalar ÅŸu anda yapılıyor. Ben tekrar bu vesileyle ÅŸu hususun altını çizmek istiyorum; Türkiye, bugüne kadar hiçkimseyi kapıya koymamıştır, tam tersine biz açık kapı politikasıyla ki bu CumhurbaÅŸkanımızın resen kendi siyasi iradesi ve vicdanıyla ortaya koyduÄŸu çok önemli insani bir politikadır. Biz geçtiÄŸimiz 6-7-8 yıl içerisinde Suriye’den binlerce insanın hayatını bu politika sayesinde kurtardık.

Türkiye’de bulunmaları zaman zaman tartışma konusu oluyor ama bu insanların cehennem ateÅŸinden kaçarak bu topraklara geldiÄŸini akıldan çıkartmayalım. Bu sayede insanlara biz kapılarımızı, gönüllerimizi açtık ve hamdolsun bu insanlar en azından can ve mal güvenlikleri saÄŸlanan bir yerde hayatlarını idame ettiriyorlar. Elbette eninde sonunda ülkelerine döneceklerdir.”

Bunun şartlarını oluşturmak için şu anda da çalışmaların sürdüğünü aktaran Kalın, şunları kaydetti:

“Bunun gönüllü, güvenli, insan onuruna yakışır bir ÅŸekilde gerçekleÅŸmesi için de biz çalışmalarımızı yoÄŸun bir ÅŸekilde devam ettireceÄŸiz. Uluslararası toplum bu konuda defalarca sınıfta kaldı. Biz tekrar çaÄŸrı yapıyoruz; bu insanlara sırtlarını dönmesinler. Bunlar en az bir Avrupalı, bir Amerikalı kadar insan onuruna layık, özgürlük, barış, huzur ve refah içerisinde yaÅŸamayı hak eden insanlardır. Bunların hayatlarına katkı saÄŸlayacak bir zeminin, ÅŸartların oluÅŸması için sorumluluk herkestedir. Hem siyasi bir sorumluluktur hem ahlaki bir sorumluluktur hem de insani bir mesuliyettir. Bu mesuliyetten kaçmamaları kendi insanlıkları açısından bir zaruriyettir.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir