Hazine ve Maliye Bakanı ÅžimÅŸek: KKM’den çıkış baÅŸladı, 3,4 trilyon liradan 2,7 trilyon liraya düştü
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek KKM'den çıkış başladı, 3,4 trilyon liradan 2,7 trilyon liraya düştü
Hazine ve Maliye Bakanı ÅžimÅŸek, “KKM’den çıkış baÅŸladı, 3,4 trilyon liradan 2,7 trilyon liraya düştü. Biz inanıyoruz ki önümüzdeki sene bu çıkış tamamlanacak.” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek, enflasyondaki ivme kaybının çok net bir ÅŸekilde ortada olduÄŸunu ve 2024 yılı hedefleriyle uyumlu bir patikaya doÄŸru evrildiÄŸini belirterek, “Nitekim, 12 ay sonrasına iliÅŸkin enflasyon beklentilerine bakarsanız son iki ayda 5 puan gerilemiÅŸ ve hedeflerimize yakınsamıştır.” dedi.
ÅžimÅŸek, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuÅŸmaya, geçirdiÄŸi kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’e Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına baÅŸsaÄŸlığı dileyerek baÅŸladı.
Küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, özellikle küresel büyümenin ana motorlarından biri olan ticaretteki yavaşlamanın kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Enflasyonla mücadele nedeniyle sıkılaÅŸan finansal koÅŸulların gevÅŸemeye baÅŸladığını, özellikle de gelecek yılın ikinci yarısından sonra küresel faiz indirimlerinin baÅŸlamasının beklendiÄŸini anlatan ÅžimÅŸek, “Bu, bizim programımız açısından da olumludur. Çünkü 2024 yılında geliÅŸmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımları muhtemelen daha olumlu olacaktır. Ayrıca salgın sonrası hızla artan emtia fiyatları da yılbaşından bu yana zayıflamaktadır. Böylesine küresel bir konjonktürde büyük ve daha güçlü Türkiye’yi hep birlikte inÅŸa etmek, milletimizin refahını artırmak için çalışıyoruz ve ortaya bir program koyduk.” diye konuÅŸtu.
Bakan Şimşek, küresel zorlukları Türkiye için bir fırsata dönüştürme çabası içinde olduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Bunun için öngörülebilirliÄŸi artırıyoruz; bunun için en büyük önceliÄŸimiz fiyat istikrarıdır. Bu nedenle Orta Vadeli Program’ın ana hedefi, enflasyonda kalıcı düşüşü saÄŸlamaktır. Çünkü enflasyonu düşürmeden Türkiye’de sürdürülebilir yüksek büyümeyi ve kalıcı refahı saÄŸlayamayız. Büyümede dengelenme, yani iç talebin daha ılımlı, dış talebin olumlu katkı verdiÄŸi cari açıkta iyileÅŸme, mali disiplinin yeniden tesisi, rezerv birikimi ve kur korumalı mevduat hesaplarından çıkış, programın diÄŸer öncelikli hedefleridir. Bu hedeflere ulaÅŸmak için haziran ayından bu yana önemli mesafe katettik, adımlar attık, daha uygulamaya koyacağımız tabii ki reformlar var. Bütün bunlar makrofinansal riskleri azaltmıştır. Makrofinansal istikrarımız güçleniyor.”
Enflasyonla mücadeleye deÄŸinen ÅžimÅŸek, “Kararlıyız, enflasyonu kalıcı olarak düşüreceÄŸiz. Bu, programımızın en öncelikli hedefidir. Bu amaçla baÅŸlatılan parasal sıkılaÅŸtırma süreci devam ediyor. Seçici kredi ve miktarsal sıkılaÅŸtırma adımlarıyla parasal sıkılaÅŸtırmayı destekliyoruz. Para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki eÅŸ güdüm güçlendirilirken önümüzdeki dönemde verimlilik artışı odaklı yapısal dönüşümü önceliklendireceÄŸiz.” dedi.
“Çalışma çağındaki nüfus büyük avantaj”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, ekonomideki dengelenme, Türk lirasına, Türk lirası varlıklarına artan ilgi, rezervlerdeki artış ve bunun istikrarlı seyrinin, enflasyonla mücadeleyi desteklediğini söyledi.
Ağustos ayından itibaren aylık enflasyonun düşüş trendine girdiğini dile getiren Şimşek, şöyle konuştu:
“Enflasyondaki ivme kaybı çok net bir ÅŸekilde ortadadır ve 2024 yılı hedeflerimizle uyumlu bir patikaya doÄŸru evrilmiÅŸtir. Nitekim, 12 ay sonrasına iliÅŸkin enflasyon beklentilerine bakarsanız son iki ayda 5 puan gerilemiÅŸ ve hedeflerimize yakınsamıştır. Yıllık enflasyon düşüşü, 2024’ün ikinci yarısında kendisini gösterecektir. Enflasyonu önümüzdeki yıl sonunda yüzde 36’ya, 2026 yılında ise tek haneli seviyelere düşürmeyi hedefliyoruz. Piyasa, önümüzdeki yıl ve sonraki hedefleri satın almaya baÅŸlamış durumda.”
Türkiye’nin, Cumhuriyet’in ilk yüzyılında ortalama reel olarak yüzde 4,8 büyüdüğünü ifade eden ÅžimÅŸek, son 20 yılda ise daha iyi bir performans göstererek yüzde 5,4 büyüdüğünü bildirdi. Kıta büyüklüğünde olan Çin ve Hindistan ayrıldığında geliÅŸmekte olan ülkelerde büyüme 100’den 211’e çıkarken Türkiye’de 100’den 288’e çıktığını söyleyen ÅžimÅŸek, “Dolayısıyla çok net bir ÅŸekilde Türkiye, sadece tarihi olarak deÄŸil diÄŸer ülkelerle de karşılaÅŸtırıldığı zaman güçlü bir büyüme performansı ortaya koymuÅŸtur.” dedi.
Şimşek, son bir yıl içinde ise büyümenin iç talep kaynaklı olduğunu dile getirerek, sürdürülebilir yüksek büyüme için daha dengeli bir kompozisyona ihtiyaç olduğunu, programlarının da bunu amaçladığını bildirdi.
Bakan ÅžimÅŸek, uyguladıkları politikalarla bu yılın üçüncü çeyreÄŸinde yeniden dengelenmenin baÅŸladığını, bu sene büyümenin yüzde 4,4 olmasının beklendiÄŸini belirterek, “Yüzde 4,4 size düşük gibi gelebilir ama dünya ortalamasının 1,5 katı civarında bir büyümeden bahsediyoruz, geliÅŸmiÅŸ ülkelerin de 3 katı hızlı büyüyoruz. Dolayısıyla geliÅŸmiÅŸ ülkelerle bu anlamda farkı kapatmaya devam ediyoruz. Gelecek sene yüzde 4’lük bir büyüme hedefimiz var çünkü dezenflasyon programı iç talebi bir miktar ılımlı hale getirecek.” ifadesini kullandı.
ÅžimÅŸek, “Bu büyüme istihdam yaratıyor mu?” sorusunun önemli olduÄŸunu dile getirerek, verilere göre istihdamın arttığını, iÅŸsizliÄŸin tek haneye düştüğünü belirtti. ÅžimÅŸek, ÅŸunları söyledi:
“Dünyada çalışma çağındaki nüfus artışı da yavaÅŸlıyor ama Türkiye’de henüz böyle bir risk yok. Son 15 yıla baktığımız zaman çalışma çağındaki nüfus yıllık ortalama yüzde 1,4 artmış. OECD ülkeleri ortalaması 0,4, AB sıfır civarı. Bu durum, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde potansiyel büyümeyi sınırlıyor ama ülkemiz için önemli bir fırsat penceresi var. Önümüzdeki 15-20 yılı iyi deÄŸerlendireceÄŸiz. Çünkü çalışma çağındaki nüfus bizim için büyük bir avantaj. Bu fırsatı iyi deÄŸerlendirmek için iÅŸ gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri artırıyoruz ve bu programları güçlü bir ÅŸekilde destekliyoruz. Mesleki eÄŸitim programlarıyla eÄŸitim ve istihdam baÄŸlantısını güçlendiriyoruz. YeÅŸil ve dijital dönüşümle nitelikli istihdamı artırıyoruz.”
“Mal ve hizmet ihracatımızın artışını çok güçlü ÅŸekilde destekleyeceÄŸiz”
Şimşek, üçüncü önemli hedeflerinin cari açığı kalıcı bir şekilde aşağıya çekmek olduğuna dikkati çekti.
Mayıs ayında yıllık cari açığın 60 milyar doların üzerine çıktığını hatırlatan Şimşek, bu rakamın ekim ayı itibarıyla 50,7 milyar dolara düştüğünü, yıl sonunda 44-45 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini ifade etti.
ÅžimÅŸek, “Ekonomide dengelenmeye yönelik attığımız adımlar, yani enflasyonu düşürmek için attığımız adımlar, güçlü hizmet ihracatı, altın ithalatındaki normalleÅŸme ve enerjide dışa bağımlılığın orta vadede azalmasıyla birlikte cari dengede iyileÅŸme devam edecektir. Cari iÅŸlemler açığının milli gelire oranının bu sene yüzde 4 civarı, gelecek sene yüzde 3,1, program dönemi sonunda da yüzde 2,3’e düşmesini öngörüyoruz. Bu hedeflere ulaÅŸmak için gerekli politikalar devrede ve özellikle önümüzdeki dönemde mal ve hizmet ihracatımızın artışını çok güçlü bir ÅŸekilde destekleyeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.
Dünyada sanayi ve ticaret politikalarında çok önemli kırılmalar yaşandığına işaret eden Şimşek, üretimin artık daha çok yurt içinde yapılmasının dünyada moda olduğunu, yurt dışında yapılan üretimin yurt içine kaydırılması çabalarının bulunduğunu, üretim ve ticarette yakın coğrafyalardan tedarikin ön plana çıktığını, üretim ve ticaretin dost ve müttefik ülkelerle yapılması gibi trendler olduğunu anlattı. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin jeostratejik konumu, AB ile Gümrük BirliÄŸi anlaÅŸmamız, NATO’nun önemli bir üyesi olmamız, yakın coÄŸrafyayla derin tarihi ve kültürel baÄŸlarımızın olması, bu bahsettiÄŸim trendleri Türkiye’nin lehine önemli bir avantaja dönüştürebilir. Bu avantajı kullanmak için yakın ve dost ülkelerle ticaretimizi daha da artırmak için yoÄŸun bir çaba içindeyiz. Seyahatlerimin önemli bir kısmının gündemi bu olmuÅŸtur. Bu çerçevede AB ile Gümrük BirliÄŸi’nin modernleÅŸtirilmesini çok önemsiyoruz. Nitekim son açıklanan raporla buna yeÅŸil ışık yakılmış gibi. DiÄŸer taraftan, hizmet ihracatımızın önümüzdeki 5 yılda 2 katına çıkması için Bakanlık olarak güçlü destek vermeye devam edeceÄŸiz.
Mimarlık, mühendislik, tasarım ve yazılım ile yabancılara verilen eÄŸitim ve saÄŸlık hizmetlerinden elde edilen kazançların geçmiÅŸte yarısını vergiden istisna etmiÅŸtik, ÅŸimdi edinilen gelirin ülkemize getirilmesi ÅŸartıyla bu vergi istisnasını yüzde 80’e çıkarıyoruz. Bu bir istisnadır ama doÄŸru bir istisnadır çünkü Türkiye’ye kalıcı döviz kazandırmayı amaçlıyor. Cari iÅŸlemler dengesinde kalıcı iyileÅŸmeyi saÄŸlamak üzere ekonomi politikamızı yapısal adımlarla destekleyeceÄŸiz. Bu çerçevede iÅŸ ve yatırım ortamını iyileÅŸtirmek için yoÄŸun bir gündemimiz var. Yatırım Ortamının İyileÅŸtirilmesi Koordinasyon Kurulu toplantısını son birkaç ayda 2 kez yaptık, sonuç alacağız.”
Bakan Şimşek, katma değerli üretimi desteklemek için yeni programları devreye aldıklarını, sermaye piyasalarını enflasyonu düşürdükçe derinleştireceklerini ifade ederek, firmaların sadece bankalara bağımlı olmasını azaltacaklarını dile getirdi.
ÅžimÅŸek, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırma çabalarını yükselteceklerini belirterek, “Özellikle önümüzdeki dönemde yeÅŸil ve dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Seyahatlerimin hemen hemen hepsinde ana gündem maddelerinden bir tanesi yeÅŸil ve dijital dönüşüm olmuÅŸtur. Biz hiç kimseden kaynak istemedik, hiç kimseden para istemedik, Türkiye’nin paraya ihtiyacı yok.” dedi.
“Neoliberal bir yaklaşım içinde deÄŸiliz”
Bakan Şimşek, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın en büyük öncelikleri olduğunu vurgulayarak, bu zorlu küresel konjonktürde özellikle ihracatı çok güçlü bir şekilde desteklediklerine dikkati çekti.
Eximbank’ın sermayesini yüzde 50’ye yakın artırdıklarını, günlük reeskont kredi limitini 10 kat yükselttiklerini anlatan ÅžimÅŸek, ÅŸunları ifade etti:
“Åžimdi 3 milyar lira günlük reeskont kredisi var; yetmez, ocak ayında çok daha fazla artıracağız. Bu kredilerde faize üst sınır getirdik, bu kredilerin kullanımında yüzde 30 ilave ihracat bedeli satış zorunluluÄŸunu kaldırdık. Önümüzdeki aylarda günlük reeskont kredi limitini daha da artıracağız ve yüzde 40 olan ihracat bedeli satış zorunluluÄŸunu da gözden geçireceÄŸiz. Özellikle yüksek teknolojili ve stratejik sektörleri desteklemek için yatırım taahhütlü avans kredisi uygulama çerçevesini yeniden yapılandırıyoruz.”
Mevcut parasal sıkılaştırma sürecini gözeterek dış ticarette önemli payı olan sektörleri, yüksek teknoloji ürünlerini desteklediklerini belirten Şimşek, somut ölçütler kapsamında teknik yeterliliği Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, finansal fizibiliteyi ise bankaların yapacağını, nihai kararı ise Merkez Bankasının vereceğini söyledi.
ÅžimÅŸek, “Bu krediler herkese açık, ÅŸeffaf, 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıl vadeli olacaktır, finansman maliyeti ise cari piyasa koÅŸullarının oldukça altında olacaktır. Özetle, önümüzdeki 3 yılda bu 284 yüksek teknoloji ürününün ülkemizde üretilmesi için 300 milyar liralık kredi imkanı saÄŸlanıyor. Bu son bir kez Merkez Bankası tarafından yapılacak. Çünkü bunu daha sonraki dönemde bütçeyi iyileÅŸtirdiÄŸimizde bütçenin içine alacağız, doÄŸru yer bütçedir. Gördüğünüz gibi iddialarınızın aksine neoliberal bir yaklaşım içinde deÄŸiliz.” dedi.
Bakan ÅžimÅŸek, baÅŸta ihracatçı KOBİ’ler olmak üzere teminat yetersizliÄŸi yaÅŸayan firmaların finansmana eriÅŸimini artırdıklarını, Hazine destekli kefalet kapsamında bu yıl döviz kazandırıcı hizmetler, yatırım, proje finansmanı, imalat sanayi, giriÅŸimcilik ve dijital dönüşümle depremden etkilenen iÅŸletmelere yönelik toplam 16 destek programını uygulamaya koyduklarını anlattı.
Bu kapsamda 92 bin kredi işlemi olduğunu ve 172 milyar lira hazine kefaletinde kredi verildiğini bildiren Şimşek, öte yandan girişimcilik ekosistemini geliştirme vizyonuyla erken aşama şirketlerin alternatif finansmana ulaşımı için de yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi. Şimşek, gelecek dönemde harcamaları rasyonelleştirecek, kaynakları nitelikli büyümeye, ihracata ve istihdama katkı sağlayacak alanlara yönlendirmeye devam edeceklerini ifade ederek, harcamalarda bir miktar katılık olduğunu ama gelecek dönemde her şeye rağmen bir lira dahi olsa tasarruf için çabalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Orta Vadeli Program’da bu yıl için bütçe açığının yüzde 6,4 olarak öngörüldüğünü hatırlatan ÅžimÅŸek, “Öyle görünüyor ki bütçe açığı bunun oldukça altında olacak ve muhtemelen deprem hariç bütçe açığı yüzde 3’ün altına inecek. Türkiye bu sene de deprem hariç, çünkü deprem tek kerelik harcamadır, Maastricht kriterlerini tutturacaktır.” diye konuÅŸtu.
“KKM’yi cazip kılan vergi düzenlemelerini gözden geçireceÄŸiz”
Bakan Şimşek, deprem bölgesinin ayağa kaldırılması ve depremzede vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için tüm imkanları seferber ettiklerini dile getirdi.
Bütçenin temel ve önemli ilkelerinden birinin “Ademi Tahsis” olduÄŸuna dikkati çeken Mehmet ÅžimÅŸek, ÅŸunları kaydetti:
“Tahsil edilen gelirler bütçeye alınıyor ve bütçeden Yüce Meclisin belirlediÄŸi alanlara harcanıyor. 1999 ve sonrasında bir deprem fonu kurulmuÅŸ mu? Hayır. Deprem vergileri deprem fonunda toplanmış mı? Hayır. Çünkü Ademi Tahsis ilkesi gereÄŸinde bütçe gelirleri belli bir hizmetin yürütülmesine tahsis edilemiyor. Genel bütçe geliri olarak kaydediliyor. Bu ÅŸekilde kaydettiÄŸinizde de benim 2011’de verdiÄŸim cevap çıkıyor. 2011’de ben ‘çiftçimize, altyapıya’ demiÅŸim. Ben doÄŸru demiÅŸim. Çünkü benim söylediÄŸim, Ademi Tahsis ilkesi çerçevesindedir.”
Basında bazı ifadelerin bir bölümünün cımbızlandığını söyleyen ÅžimÅŸek, “Ben orada ‘eÄŸitim, çiftçi, altyapı’ demiÅŸim. Dolayısıyla bütçede vergi gelirleri nereye harcanıyorsa, tamamını neredeyse sıralamışım. Son 20 yılda yaÅŸanan depremler nedeniyle oluÅŸan hasarların giderilmesi için yaptığımız harcamalar, o baÄŸlamda topladığımız vergilerin 1,6 katıdır. Yenileme ve güçlendirme çalışmalarını ekleyecek olursak, yaptığımız harcamalar topladığımız vergi gelirinin tam 8 katıdır. Temmuz ayında deprem yaralarını sarmak için aldığımız tedbirlerin toplam vergi geliri karşılığı 404 milyar liradır ama 2023 bütçesinden deprem için harcayacağımız para 762 milyar liradır. Önümüzdeki yıl 1 trilyon 28 milyar lirayı deprem yaralarını sarmak için harcayacağız.” bilgisini verdi.
“Net rezervler 43,9 milyar dolar arttı”
Bakan ÅžimÅŸek, programlarının bir diÄŸer önemli unsurunun rezerv birikimi olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “8 Aralık itibarıyla rezervlerimiz, mayıs sonuna göre 43 milyar dolar artarak tarihi en yüksek seviye olan 141,4 milyar dolara ulaÅŸmıştır. Net rezervler de 43,9 milyar dolar artarak 38,2 milyar dolara yükselmiÅŸtir.” dedi.
Döviz kredi talebi az olduÄŸu için yerel bankaların Merkez Bankası ile swap yaptıklarını söyleyen ÅžimÅŸek, “Yerel bankalarla yapılan swaplar çok rutin bir iÅŸtir ama yabancı ülkelerle yapılan swapları dahi çıkartsanız rezervlerimiz artıdır, esas olan da o hesaplamadır. Rezervlerimizdeki artış ülkemizin kırılganlığını azaltmaktadır. Finansal istikrarı güçlendirmiÅŸtir.” diye konuÅŸtu.
ÅžimÅŸek, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına iliÅŸkin de “Finansal piyasalardaki istikrarı gözeterek programımızın diÄŸer önemli bir hedefi olan KKM’den çıkış için gerekli adımları attık, atıyoruz. KKM stoku aÄŸustos ayında 3,4 trilyon lirayla zirveyi bulmuÅŸtu, 8 Aralık itibarıyla 2,7 trilyona düşmüştür. Önümüzdeki dönemde KKM’yi ÅŸirketler ve bireyler nezdinde cazip kılan vergi düzenlemelerini de gözden geçireceÄŸiz.” ifadesini kullandı.
“Uyguladığımız ekonomi programı çalışıyor mu, beklediÄŸimiz sonuçları veriyor mu?” diye soran ÅžimÅŸek, cevabının “kesinlikle evet” olduÄŸunu söyledi.
Türkiye’nin risk priminin önemli ölçüde düştüğüne iÅŸaret eden ÅžimÅŸek, “Mayısta 700 baz puanın üzerine çıkan risk primi bugün itibarıyla 290 puanın altına düşmüştür. GeliÅŸmekte olan ülkelerin mayıs ayından beri risk primi 87 baz puan düşmüş; Türkiye’nin risk primi 400 baz puandan daha fazla düşmüştür.” bilgisini verdi.
ÅžimÅŸek, “Ülkemizin tahvil ‘spread’leri yani aynı vadedeki Amerikan tahvil faiziyle olan fark, mayıs ayında geliÅŸmekte olan ülkeler ortalamasının 200 baz puan üzerindeydi, ÅŸu anda geliÅŸmekte olan ülkeler ortalamasının 77 baz puan altındayız yani 277 baz puan iyileÅŸmiÅŸ.” dedi.
Kur oynaklığının azaldığını, Türk lirasının geliÅŸmekte olan ülke para birimlerine göre daha istikrarlı bir görünüm sergilediÄŸini vurgulayan ÅžimÅŸek, “Türk varlıklarına uluslararası yatırımcıların ilgisi artmış yani ülkemizin dış kaynaÄŸa eriÅŸimi artmıştır. Ocak-mayıs döneminde 2,9 milyar dolar net portföy çıkışı yaÅŸanırken haziran-ekim döneminde net giriÅŸ 4,2 milyar dolardır.” diye konuÅŸtu.
Ocak-mayıs döneminde bankaların 100 dolar dış borç öderken 96 dolar bulduğunu, şimdi daha ucuza 141 dolar bulabildiklerini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:
“Reel sektörümüzün de dış borç çevirme oranı yüzde 74’ten yüzde 109’a yükselmiÅŸtir ve bu borçlanmalar daha düşük maliyetlerle gerçekleÅŸmiÅŸtir. Önümüzdeki dönemde inanıyorum ki Türkiye’ye yatırımcı ilgisi daha da artacak. Dolayısıyla yaptığımız toplantılarda para isteme ihtiyacımız yok ki, piyasada arzuladığımızdan çok daha fazla ÅŸu anda kaynak akışı var Türkiye’ye. Bankalar, reel sektör, kamu… Dolayısıyla Türkiye’nin o anlamda bir kaynak ihtiyacı yoktur. Kredi derecelendirme kuruluÅŸları buradan gösterdiler, doÄŸru ama onlar geriden geliyorlar. Åžu anda Türkiye’nin ‘spread’lerinin ima ettiÄŸi kredi notu, Türkiye’nin cari kredi notunun tam 2 kademe üzerindedir. Onlar geriden gelsinler, benim için önemli olan piyasanın fiyatlamasıdır. Piyasa doÄŸru fiyatlar. Onlar geriden gelebilirler ama ona raÄŸmen bizim notların görünümü hızlı bir ÅŸekilde iyileÅŸiyor.”
“Bankacılık sektörünün öz kaynak karlılığı iddia edildiÄŸi gibi yüksek deÄŸil”
Bankacılık sektörünün güçlü olduğunu dile getiren Şimşek, ekonominin sağlıklı büyümesi için sağlıklı bir bankacılık sektörüne ihtiyaç olduğunu; bankacılık sektörünün büyümeye çok önemli katkı sağladığını kaydetti.
ÅžimÅŸek, “Dünya standartlarının çok üstünde bir sermaye yeterlilik oranı söz konusudur. Aktif kalitesi son derece yüksek. Problemli kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 1,5 civarı; yüzde 85 de karşılık ayrılmış yani tamamı kayıp olsa bilançoyu etkilemeyecek. Likidite yeterlilik oranı yüzde 162 seviyesindedir yani likiditesi de yüksektir ama bankacılık sektörünün öz kaynak karlılığı iddia edildiÄŸi gibi yüksek deÄŸil; enflasyonun oldukça da altındadır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Hiçbir şekilde finans sektörüne, bankalara karşı özel bir ayrımcılık yapmadıklarını dile getiren Mehmet Şimşek, tam aksine kurumlar vergisini, bankalar, finans sektörü için yüzde 30’a çıkardıklarını söyledi.
ÅžimÅŸek, “Åžu anda gündeminizde bir yasa teklifi var. Orada enflasyon muhasebesiyle ilgili madde var. Bankaları dışarıda tutuyoruz ve böylece 70 milyar lira normalde vergi ödemeyecekken verecekler. Onun için en son söyleyeceÄŸiniz ÅŸey, bizim büyük iÅŸ alemini ve finans sektörünü kayırdığımız hususu olacaktır.” dedi.
Belli kesimleri ise kayırdıklarını dile getiren ÅžimÅŸek “Mesela çiftçilerimizi, esnafımızı, sanatkarımızı, çalışanlarımızı kayırıyoruz. VatandaÅŸlarımızın elektrik ve doÄŸal gaz fiyat artışından korunması için, ihtiyaç sahibi ailelerimizin ısınma amaçlı kömür ihtiyaçlarının karşılanması için, tarımda üreticiler ve tüketiciler için, makul fiyat oluÅŸumu için bir çok ciddi destekler veriyoruz. 2023 yılı kasım sonu itibarıyla vatandaÅŸlarımızın hanelerde kullandığı doÄŸal gazda yüzde 68 sübvansiyon var; elektrikte yüzde 55 sübvansiyon var. Kime var? VatandaÅŸa var.” diye konuÅŸtu.
Tarım destekleri
“Tarım sektörüne kaynak aktarılmadığı” ÅŸeklinde deÄŸerlendirmeler yapıldığını anımsatan ÅžimÅŸek, 2024 yılı bütçesinde tarıma 384 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi.
Tarımsal destek programları için 91,6 milyar lira; tarım sektörü yatırım ödenekleri için 100,6 milyar lira; tarımsal kredi sübvansiyonu, tarım KİT’lerinin finansmanı ve ihracat destekleri için 191,8 milyar lira kaynak tahsis edildiğini dile getiren Şimşek, tarımsal destekleme ödemelerinde kazanç istisnası, zirai amaçlı su teslimlerinde KDV istisnasını getirildiğini hatırlattı.
Şimşek, şunları kaydetti:
“Tarımsal ürünleri lisanslı depoculuk faaliyetlerinden saÄŸlanan vergisel destekler, küçük ölçekli çiftçilerimize saÄŸladığımız destekler kapsamında 2024 yılında tam 136 milyar lira vergiden vazgeçiyoruz. 2024 yılında tarım sektörüne doÄŸrudan ve dolaylı 520 milyar lira destek vereceÄŸiz; bu, milli gelirin yüzde 1,3’üne tekabül ediyor.
2023 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla 1,8 milyon çiftçiye 295 milyar lira faiz destekli kredi vermiÅŸiz. Bu ne demek biliyor musunuz? Çiftçimiz krediyi alıyor, 100 lira faiz ödemesi gerekirken 30 lirasını ödüyor, 70 lirasını hazine ödüyor. Evet, dolayısıyla çiftçimize en güçlü desteÄŸi veriyoruz. 2023 yılında 421 bin esnaf ve sanatkara yaklaşık 153 milyar lira faiz destekli kredi vermiÅŸiz.”
Refahımız arttıkça daha adil bir ÅŸekilde paylaÅŸacağız”
2023 yılında çalışanların ve emeklilerin aylık ücretlerinde enflasyonun çok üzerinde artışlar yaparak alım güçlerini desteklediklerini ifade eden Mehmet ÅžimÅŸek, “2023 yılı sonu enflasyon gerçekleÅŸme tahmini yaklaşık yüzde 65. En düşük memur maaşı yüzde 142, ortalama memur maaşı yüzde 129; asgari ücret yüzde 107’nin üzerinde, en düşük emekli aylığı yüzde 114 arttı. Enflasyon tahmini yüzde 65, bütün artışlar yüzde 100’ün üzerinde.” dedi.
Emeklilerin bayram ikramiyelerini neredeyse 2 katına çıkardıklarını, emeklilere tek sefere mahsus 5 bin lira ilave ödeme yapıldığını anımsatan ÅžimÅŸek, “Sadece bu sene deÄŸil; son 21 yıldır çalışanlarımızı, emeklilerimizi, memurlarımızı enflasyona ezdirmedik. Son 21 yılda en düşük memur maaşında reel artış yüzde 174; ortalama memur maaÅŸ artışı yüzde 111; asgari ücrette yüzde 201; en düşük emekli aylığının reel artışı yüzde 455. Sonuç olarak, çalışanlarımızı, emeklilerimizi hiçbir dönemde enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceÄŸiz. Ekonomimiz büyüdükçe, refahımız arttıkça daha adil bir ÅŸekilde paylaÅŸacağız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Deprem ÅŸokunun 2026 yılına kadar ekonomiyi etkileyeceÄŸini dile getiren ÅžimÅŸek, “Yaptığımız tahminlere göre, borç stokumuz 2026 yılının sonunda bugün ne ise o civarda olacak. Çünkü bütün dünyada borç önemli bir sorun. Türkiye’de borcun nispeten düşük olması Türkiye’ye fırsatlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.
ÅžimÅŸek, Türkiye’nin borçlanma stratejisinin ana unsurları hakkında bilgi vererek, “Önümüzdeki yıl borçlanırken 3 ölçüt çerçevesinde borçlanacağız. Borç stokunun faiz riskini azaltmak amacıyla deÄŸiÅŸken faizli senetlerin ihraçlarının payını sınırlıyoruz. Borcun döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı duyarlılığını azaltmak için borçlanmayı ağırlıklı olarak TL cinsinden yapacağız. Borcun refinansman riskini azaltmak için vadesine bir yıldan az kalmış senetlerin payını belli bir seviyede tutacağız, yani vadeyi uzatmaya devam edeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.
Şimşek, şu anda sabit faizli iç borçlanmanın 2023 yılı içerisindeki payının yüzde 69, yurt içi döviz cinsi borç stokunun toplam borç stoku içindeki payının kasım itibarıyla yüzde 12 olduğunu, Kasım 2023 itibarıyla iç borçlanmanın ortalama vadesinin 65 ay olarak gerçekleştiğini belirtti.
Yüksek enflasyon ortamında faiz harcamalarındaki nominal artışa bakılmaması gerektiÄŸini dile getiren ÅžimÅŸek, “Son 22 yılda faiz harcamalarının milli gelire oranı ortalama yüzde 5,5 olmuÅŸtur. Bu yıl yüzde 2,5, önümüzdeki yıl ise yüzde 3 civarında olacak. Dolayısıyla iddia edildiÄŸi gibi faiz harcamalarının mili gelire oranı kontrolden çıkmış deÄŸil. Ama bütçe açıklarını kontrol altına alamazsak o zaman haklı olursunuz. Bu nedenle biz tedbir aldık. Biz sadece borçla deÄŸil, açığımızı kalıcı, saÄŸlıklı, vergi gelirleriyle finanse etmek, harcamalarımızı kontrol altına almak zorundayız.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Vergi tabanını büyüteceklerine yönelik açıklaması nedeniyle kendisine yapılan eleÅŸtirileri anımsatan ÅžimÅŸek, “Ben vergi vermeyen, kayıt dışı faaliyet gösterenlerin üzerine gideceÄŸimizi kastettim. Biz zaten asgari ücretliden vergi almıyoruz ki.” dedi.
“Türkiye’ye daha çok kaynak akışı baÅŸladı”
Daha önce açıklanan Orta Vadeli Programı anımsatan ÅžimÅŸek, bu programın dünya piyasalarına güven verdiÄŸini, Dünya Bankasının Türkiye’ye olan kaynak taahhüdünü 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkardığını bildirdi.
Türkiye’ye çok ciddi bir kaynak akışının baÅŸladığına iÅŸaret eden ÅžimÅŸek, “Türkiye, 2023 yılında, proje ve program finansmanı amacıyla sadece Dünya Bankasından 7,9 milyar dolar finansman buldu. Küresel ve finansal koÅŸullar çok daha elveriÅŸli olacak. Bütün ÅŸirketlerimiz daha ucuz finansmana ulaÅŸabilecek. Enflasyonu düşürdükçe finansal koÅŸullar daha iyi olacak.” diye konuÅŸtu.
Vergi uygulamalarına iliÅŸkin eleÅŸtirilere cevap veren ÅžimÅŸek, “Vergi mevzuatımızda reform ihtiyacı açıktır. Bu konuda yoÄŸun çalışma içerisinde olacağız. Çok kalıcı düzenlemeler üzerinde çalışacağız. Etkin, basit ve daha adil bir vergi sistemi oluÅŸturacağız. DoÄŸrudan vergilerin payını artıracağız. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı teÅŸvik edeceÄŸiz, sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceÄŸiz. Etkin olmayan ve istisna vergilerinin kaldırılması için çaba içerisinde olacağız.” ifadelerini kullandı.
Vergi sistemine ilişkin önemli adımlar attıklarını dile getiren Şimşek, 850 bin esnaftan hiç vergi almadıklarını, asgari ücretliden alacakları 595 milyar liralık vergiden vazgeçtiklerini söyledi.
Şimşek, vergi adaletini güçlendirmek için çok kazanandan alınan vergiyi artırdıklarını, az kazanandan da vergiyi az aldıklarını belirtti.
“Suriyeliler vergi vermek zorundalar ve veriyorlar”
Suriyelilerden vergi alınmadığına yönelik iddiaların doÄŸruyu yansıtmadığını belirten ÅžimÅŸek, “Ülkemizde bulunan yabancılar, ÅŸirket kurarlarsa kurumlar vergisine, iÅŸletme açarak ÅŸahsi faaliyetlerde bulunuyorlarsa gelir vergisine tabidir. Suriyeli veya baÅŸka ülke uyruklu insanlara yönelik herhangi bir vergi istisnası yoktur. Suriyeliler vergi vermek zorundalar ve veriyorlar.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de kayıt dışı çalışmanın önemli bir konu olduÄŸuna iÅŸaret eden ÅžimÅŸek, bu sorununun sadece Türkiye’deki yabancılarla ilgili olmadığını söyledi.
Kayıt dışı oranın yüksek olduÄŸunu dile getiren ÅžimÅŸek, “Biz kayıt dışı çalışma oranını düşürdük. Yüzde 50’lerden yüzde 27’lere kadar getirdik ama alacağımız daha mesafe var.” dedi.
Şimşek, yeni iş kuran gençlerden 150 bin liraya kadar olan kazançlarından üç yıl boyunca vergi almadıklarını, Bağ-Kur primlerini bir yıl boyunca devletin ödediğini, hükümet olarak her zaman esnafın ve tüm çalışanlarının yanında olduklarını kaydetti.
Dolaylı vergilerin fazla olduğuna yönelik eleştirilere cevap veren Şimşek, şöyle konuştu:
“Türkiye’de efektif KDV oranı yüzde 14,4’tür. Ancak burada da adaleti saÄŸlamaya yönelik ilave adımlar attık. Temel gıdada, sosyal konutlarda yüzde 1 KDV uyguluyoruz. Bu adaletli deÄŸil mi? Yüzde 1 KDV uygulamasının bize maliyeti 110 milyar lira. EÄŸitimde, saÄŸlıkta, turizmde, yeme içme hizmetlerinde, tekstilde, tarım makinelerinde, tarımsal sulamada, evlerde kullanılan elektrik gibi birçok alanda indirimli KDV uygulamamız var. Bunların bize yıllık maliyeti 61 milyar lira. Çiftçimizi desteklemek için yem ve gübre üzerindeki KDV’yi sıfırladığımızda yıllık maliyet 49,5 milyar lira. Sadece bu kalemlere bakarsanız 200 milyar lira dolaylı vergiden vazgeçmiÅŸiz. Bunları vergide adaleti bir miktar saÄŸlamak için yaptık.
Biz özellikle en yüksek vergiyi, kurumlar vergisi oranını bankalara ve finans sektörünün uyguluyoruz. 2023 yılında kurumlar vergisinin tamamının yüzde 24’ü bankalardan tahsil edildi. Bütün kurumlar vergisinin yüzde 24’ü tek başına bankalardan tahsil edildi. Dolayısıyla Meclisimizin gündeminde olan kanun teklifine göre de bankalar bu sene enflasyon muhasebesinden yararlanmayacak ve ilave 70 milyar lira vergi verecekler.”
“Kara parayla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz”
ÅžimÅŸek, Türkiye’de vergi yükünün yüksek olduÄŸu iddiasının gerçekleri yansıtmadığını söyledi.
Türkiye’nin, toplam vergilerde genel vergi yükü sıralamasında yüzde 20,8 ile 38 OECD üyesi ülke arasında en düşük vergi yüküne sahip 3’üncü ülke olduÄŸunu belirten ÅžimÅŸek, konuÅŸmasına şöyle devam etti:
“Türkiye’de vergide temel sorun, dolaylı vergi yükünün yüksekliÄŸi deÄŸil, dolaysız vergi gelirlerinin yeterli düzeyde olmamasıdır. Ülkemizde gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin milli gelir içerisindeki payı yüzde 5,8. OECD ortalaması yüzde 12,3. OECD ortalamasının yarısından az bir oran söz konusu. Bu yılki milli gelirimizle deÄŸerlendirirsek, 1 trilyon 650 milyar liraya tekabül eden bir fark var. Peki dolaysız vergiler neden yetersiz? İki temel sebebi var. Birincisi, gelir ve kurumlar vergisinde ciddi istisna ve muafiyetler var. Çiftçimiz, asgari ücretli, esnafımız, bütün kesimler için. Onları topladığınız zaman zaten bu bahsettiÄŸim az önceki farkı önemli ölçüde açıklıyor.
İkincisi ise kayıt dışılıktır. Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadeleyi kararlılıkla yürütüyoruz. 2023 yılında 4 bin 624 dosya kapsamında 14 bin 525 kiÅŸi hakkında rapor ve bilgi hazırlanarak, adli makamlar, kolluk ve istihbarat birimleriyle, ilgili kamu idareleriyle bunları paylaÅŸtık, destek verdik. Kara parayla, mafyayla mücadele ediyoruz. Bu konuda İçiÅŸleri Bakanlığımızın en büyük destekçisi Maliye Bakanlığıdır. Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) gri listesinden çıkması için de teknik koÅŸulları yerine getiriyoruz.”
ÅžimÅŸek, Türkiye’nin 40 FATF standardından 39’uyla uyumlu hale geldiÄŸini, FATF’ın ekim ayındaki toplantısından kendisine gönderilen mektupla bunun somutlaÅŸtığını bildirdi.
Sadece bir eksiklerinin kaldığını anlatan ÅžimÅŸek, “Onu da ocak ayında inÅŸallah getireceÄŸiz. Kripto varlıklara iliÅŸkin yasal düzenleme ama bu yeterli olmuyor. Ayrıca, gri listeden çıkmak için uygulamada etkinlik gerekiyor. Uygulamada etkinlik noktasında da çok mesafe katettik ve FATF ile bunları paylaÅŸtık. Tabii ki bu bir karardır, bir ülke bile çıkıp itiraz ettiÄŸi zaman olmayabiliyor ama inanıyorum ki Türkiye’nin bu ilerlemesi eninde sonunda takdir edilecek. Önümüzdeki yıl inÅŸallah Türkiye gri listeden çıkmış olacak.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
ÅžimÅŸek, makrofinansal istikrarı saÄŸlamayı, sürdürülebilir yüksek büyümeyi devam ettirmeyi amaçlayan programlarının sonuç vermeye baÅŸladığını ancak ne dünyanın ne de Türkiye’nin karşı karşıya olduÄŸu sorunlara kestirme, kolaycı çözümler bulunmadığını, bu programı sabırla, kararlılıkla uygulamaları gerektiÄŸini kaydetti.
Kaynak: AA
