İletişim Başkanı Altun: Erdoğan ve Putin en kısa sürede yüz yüze görüşecek
İletiÅŸim BaÅŸkanı Altun, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın Putin’le telefon görüşmesinde iki liderin en kısa sürede yüz yüze görüşmelerinin kararlaÅŸtırıldığını belirtti.
İletiÅŸim BaÅŸkanı Fahrettin Altun‘un medya kuruluÅŸlarının Ankara temsilcileriyle yaptığı toplantıda, Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan‘ın, Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesine iliÅŸkin bilgi verdi.

Fotoğraf: Özge Elif Kızıl/AA
Altun, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın, Rusya Devlet BaÅŸkanı Putin ile saat 10.15’te yaptığı görüşmede, İdlib’de dün rejim tarafından Türk askerlerine yapılan hain saldırının ele alındığını bildirdi.
Fahrettin Altun, görüşmeye ilişkin şunları kaydetti:
“Sayın CumhurbaÅŸkanımız, ÅŸehitlerimizin kanlarının asla yerde bırakılmayacağını açık ve net ÅŸekilde vurgulamıştır. DoÄŸrudan ülkemize saldırıldığı ortamda, rejimin her unsurunun Türkiye için meÅŸru hedef olduÄŸunu ve ateÅŸ altına alınacağını belirtmiÅŸtir. Bununla birlikte rejimin Soçi Mutabakatı’na uymaya mecbur edilmesini beklediklerini dile getirmiÅŸtir.
Sayın CumhurbaÅŸkanımız, bu tür saldırıların Türkiye’yi İdlib konusundaki yaklaşımından geri çevirmediÄŸi gibi tam tersine daha da kararlı hale getirdiÄŸini belirtmiÅŸ, Astana sürecinin taraflarının ve uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiÄŸini vurgulamıştır. Rusya’nın bu anlamda çok açık ÅŸekilde Soçi Mutabakatı’nın 3’üncü maddesi gereÄŸince rejimi durdurma sorumluluÄŸunu hatırlatmıştır. Bu görüşmede karara baÄŸlanan önemli bir husus da iki liderin en kısa sürede bir araya gelerek, yüz yüze görüşmelerinin saÄŸlanması kararı olmuÅŸtur.”
İdlib’de Türk askerlerine yönelik saldırının, “elim” ve “kahreden” bir hadise olduÄŸunu belirten Fahrettin Altun, “Devlet olarak milletimize karşı sorumluluÄŸumuz çerçevesinde metanetli davranarak ve beka mücadelemizi sürdürme adına atmamız gereken adımları atmaya devam ederek, burada verdiÄŸimiz haklı mücadeleyi sürdürecek ve kararlılığımızdan hiçbir ÅŸekilde vazgeçmeyeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.
Suriye krizi başladığından bu yana bundan en fazla mağdur olan ülkenin Türkiye olduğuna işaret eden Altun, Suriye krizinin çözümüyle ilgili en net, en güçlü, en kararlı ve en tutarlı adımları atan ülkenin de yine Türkiye olduğunu söyledi.
Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde milli güvenliğin, barış ve istikrarın devamı açısından Suriye krizinin çözümünün elzem olduğu ortaya konulduktan sonra kararlı bir mücadele yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam edildiğini belirtti.
2015 ve 2016’nın Suriye krizinin Türkiye sınırlarına taÅŸtığında, millet için nasıl ağır sonuçlar üretebileceÄŸini açık ve net olarak gösterdiÄŸine dikkati çeken Altun, terörü kaynağında kurutma stratejisiyle devletin, Suriye krizinin ülkeye taÅŸmasını engellemeye dönük bir hamleye girdiÄŸini ve Suriye krizinin, Suriye sınırları içinde çözümü için yoÄŸun gayret sarfettiÄŸini vurguladı.
Altun, “Bunun iki ayağı oldu, biri terörü kaynağında kurutma stratejisi, ikincisi yerlerinden edilmiÅŸ insanların yurt edinme sorunlarını çözme noktasında Türkiye’nin gösterdiÄŸi kararlılık ve güvenli bölge tesisiyle ilgili ortaya koyduÄŸu irade. Bu anlamda Suriye krizinin iki temel sonucu bir terör dalgası, iki mülteci akını Türkiye’nin gayretleriyle çözülmeye çalışılmış ve çok ciddi ve somut adımlar atılmıştır.” ifadelerini kullandı.
“Mülteci sorununun çözümüne iliÅŸkin en somut proje”
Fahrettin Altun, Türkiye’nin terörle mücadelede bütün terör örgütleriyle ayrım yapmaksızın mücadelesini sürdürdüğünü ve uluslararası toplum içinde istisnai bir konum elde ettiÄŸini belirtti.
Güvenli bölge teziyle mülteci sorununun çözümüne iliÅŸkin en somut, net ve uygulanabilir projenin ortaya konulduÄŸunu anlatan Altun, “Sayın CumhurbaÅŸkanımız, bütün ikili görüşmelerinde, uluslararası temaslarında, mülteci sorununun çözümüyle, güvenli bölge tesisiyle ilgili buradaki imar süreçlerine kadar, bütün teknik çalışmalarla birlikte atılması gereken adımları ortaya koymuÅŸtur.” dedi.
“Kararlılığımızdan hiçbir ÅŸekilde taviz vermedik ve vermiyoruz”
Bu iki sorunun çözümü noktasında Türkiye’nin çok ciddi bir gayret gösterdiÄŸini aktaran Altun, şöyle devam etti:
“CumhurbaÅŸkanımızın kararlılığı milletimizin irfanı ve kahraman MehmetçiÄŸin mücadelesiyle Suriye krizinin ülkemize taÅŸmasını engellemeye dönük, milli güvenliÄŸimizi, barış ve istikrarımızı tehdit etmesine dönük çok ciddi önlemler aldık ve bu sayede örneÄŸin 6-8 Ekim olaylarında olduÄŸu gibi, DEAÅž ve PKK’nın ÅŸehirlerimizde gerçekleÅŸtirdikleri terör saldırıları gibi, elim hadiselerin bir dönemden sonra önüne geçilmiÅŸ oldu. EÄŸer bu adımlar atılmasaydı kriz Türkiye sınırlarının içine ÅŸehirlerimize sıçramış ve gündelik hayatımızı çok ciddi anlamda tarumar etmiÅŸ olacaktı. GeldiÄŸimiz nokta itibarıyla yine aynı kararlılıkla ülkemizin bütünlüğü, birliÄŸi, milli güvenliÄŸi için biz adımları atmaya devam ediyoruz. Kararlılığımızdan hiçbir ÅŸekilde taviz vermedik ve vermiyoruz.”
“Uluslararası kamuoyundan yeterli desteÄŸi görmedik”
Fahrettin Altun, tüm bu çabayı sürdürürken, uluslararası kamuoyundan yeterli desteÄŸi görmediklerine iÅŸaret ederek, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın da bunu çok açık ÅŸekilde uluslararası platformlarda ifade ettiÄŸini aktardı.
Aksine terörle mücadelede zaman zaman Türkiye’den deÄŸil, terörden yana tavır takınıldığını da gördüklerini söyleyen Altun, “Üzülerek belirtmek istiyorum ki maalesef Batılı ülkeler sadece ‘Bize mülteci gelmesin, bize yabancı savaşçı gelmesin’ perspektifiyle Suriye krizine yaklaÅŸtı. Krizin çözümüne katkı sunamadıkları gibi ciddi anlamda krizin büyümesine ve esasında sorunları kendileri açısından da ertelemek gibi olumsuz bir geliÅŸmenin önünün açılmasına neden oldu.” deÄŸerlendirmesini yaptı.
“Terör küresel bir sorun”
Terör sorununun varlığını sürdürdüğünü ve bunun küresel bir sorun olduÄŸunu vurgulayan Altun, “Terör sorunundan bağımsız olabileceÄŸini iddia eden herhangi bir ülke söz konusu deÄŸildir. Terör, bu anlamıyla zamanlama meselesidir ve terörün bir ülkeden baÅŸka bir ülkeye sıçraması eÄŸer doÄŸru adımlar atılmaz, doÄŸru ÅŸekilde mücadele edilmezse an meselesidir.” diye konuÅŸtu.
Fahrettin Altun, mülteci sorununun, göçmen akınlarının sadece ertelenen bir problem olduğuna, çözüme ilişkin yapıcı, gerçekçi adım atılamadığına işaret etti.
Altun, “Dün itibarıyla yaÅŸanan elim saldırı sonrası Suriye’deki geliÅŸmelerden birinci derecede Esed rejimi sorumludur. Rusya Federasyonu, gerek rejimle iliÅŸkileri, gerek Astana Süreci’nin tarafı olması, gerekse Soçi Mutabakatı’nın 3. maddesi gereÄŸince rejim saldırılarını durdurma sorumluluÄŸunu yerine getirmedi. Rusya’dan beklentimiz, ikili iliÅŸkilerimiz, gerek sahadaki varlığı gerek Astana Süreci’nin parçası olması gerekse Soçi Mutabakatı’nın ilgili maddesi uyarınca rejim saldırılarını durdurması, saldırılarına engel olmasıdır.” ifadesine yer verdi.
“Rejim, Türkiye açısından meÅŸru hedef”
Türkiye’nin dünden beri rejim hedeflerine yönelik ciddi saldırı gerçekleÅŸtirdiÄŸini, rejim hedeflerinin Türkiye Cumhuriyeti açısından meÅŸru hedef konumunda bulunduÄŸunu belirten Altun, dünden bu yana yapılan saldırıların rejime çok ciddi kayıplar verdirdiÄŸini anlattı.
Altun, 10 Åžubat’tan bu yana toplam 2 bin 38 rejim askerinin etkisiz hale getirildiÄŸini, 78 tank, 29 zırhlı araç, 53 top obüs, 27 askeri araç ve 9 mühimmat deposunun kullanılamaz hale getirildiÄŸini bildirdi.
İletiÅŸim BaÅŸkanı Altun, Türkiye’nin, Suriye krizinin başından beri uluslararası hukuk referanslarıyla hareket ettiÄŸini, bütün muhataplarının da bu çerçevede hareket etmesini istediÄŸi mesajını verdiÄŸini kaydetti.
“Esed rejimi, demografik mühendislik yapmaktadır”
İdlib meselesinin bir milli güvenlik sorunu olduÄŸunu, aynı zamanda insani boyutu nedeniyle Türkiye açısından son derece hayati sayıldığını vurgulayan Altun, bütün insanlığın yüz çevirmesine raÄŸmen Türkiye’nin bu insanlık krizine yüz çevirmediÄŸini söyledi. Fahrettin Altun, şöyle konuÅŸtu:
“İdlib düşerse milyonlarca Suriyeli mülteci Türkiye ve Avrupa’ya kaçmaya çalışacak. Dünyada en çok mülteciye ev sahipliÄŸi yapan Türkiye’nin bu insanlara artık yardım etme, daha fazla kaynak üretme imkanı bulunmamaktadır. Esed rejimi, açık ÅŸekilde uluslararası toplumun kayıtsızlığından faydalanmakta ve bölgede ne yazık ki bir etnik temizlik, bir demografik mühendislik yapmaktadır. İdlib’deki milyonlarca sivili buradan çıkarmak rejimin insansızlaÅŸtırma hayalinin gerçeÄŸe dönüşmesi olacaktır.”
Altun, sivillerin yaÅŸadığı İdlib’de aylardır hastanelerin, sivil altyapı unsurlarının bombalandığını, halkın ciddi anlamda zarar gördüğünü, tüm bunların da dünyanın gözü önünde yaÅŸandığını belirterek, “İdlib’de yaÅŸananlara göz yuman liderlerin, Ruanda’da, Bosna’da soykırımı izlemekle yetinen seleflerinden bize göre hiçbir farkı yoktur.” dedi.
“UçuÅŸa yasak bölge uygulanması son derece hayati bir unsurdur”
Krizi sonlandırmak için uluslararası toplumun el birliğiyle hareket ederek sivilleri korumak için müdahalesinin şart olduğunu belirten Altun, şu ifadeleri kullandı:
“UçuÅŸa yasak bölge uygulanması son derece hayati bir unsurdur. İdlib’de iki yıldır katliamı büyük ölçüde engelleyen düzen yine Türkiye’nin katkısıyla kurulmuÅŸtur. Türkiye, Rusya ve İran gözetiminde, Astana Süreci’nde kurulan yapı, iki yıldır katliamların boyutunu ciddi anlamda düşürmüş, fakat engelleyememiÅŸtir. Bu noktada gerek Rusya gerek İran’a sürecin garantörleri olarak sorumluluklarını hatırlatıyoruz, hatırlatmaya devam edeceÄŸiz. Bu süreçte, namlusunu, Türk askerine doÄŸrultan Esed rejimiyle bir an önce diyalog çaÄŸrısına bizi çağıran aktörleri de milletimizin vicdanına havale ediyoruz.”
Kaynak: AA
