İsrail ordusu Gazze’de yerinden edilen sivillerin sığındığı okulu bombaladı

İsrail ordusu Gazze'de yerinden edilen sivillerin sığındığı okulu bombaladı

İsrail ordusu Gazze'de yerinden edilen sivillerin sığındığı okulu bombaladı

İsrail ordusu abluka altındaki Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yer alan Gazze kentinde yerinden edilen sivillerin sığındığı bir okulu hedef aldı.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların 42’nci gününde bölgenin kuzeyi ve güneyinde pek çok noktayı karadan ve havadan bombaladı.

Gazze’nin kuzeyindeki saldırılar, Cibaliya Mülteci Kampı, Beyt Lahiya ve Gazze kentinde yoğunlaştı.

Filistin devlet televizyonu ve resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre, İsrail ordusu, Gazze kentinin güneyindeki Zeytun Mahallesi’nde yerinden edilmiş kişiler için barınma merkezine dönüştürülmüş El-Felah Okulu’nu bombaladı. Saldırıda çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtildi.

Gazze kentindeki Sabra Mahallesi’nde bir eve düzenlenen saldırıda da çok sayıda kişi öldü.

Cibaliya Mülteci Kampı ile Beyt Lahiya’ya da hem havadan hem de karadan topçu ateşiyle saldırılar düzenlendi.

Gazze Şeridi’nin güneyinde ise Han Yunus ve Refah kentleri İsrail saldırılarının hedefi oldu.

Han Yunus’un merkezindeki Büyük Cami’nin arka sokağı ile bir eve düzenlenen saldırıda en az 4 kişi öldü. Bölgede, patlamamış bir füzenin olduğu bilgisi geçildi.

Refah’ın orta kesimindeki Eş-Şabura Mülteci Kampı’nda El-Ahras ailesinin evine düzenlenen saldırıda da ölen ve yaralananlar oldu. Söz konusu saldırılarda ölü ve yaralı sayısına ilişkin net bilgiler paylaşılmadı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 12 bini geçti

Gazze’deki hükümetin Basın Ofisi, Telegram hesabından, saldırıların 42’nci gününde Gazze Şeridi’ndeki toplam ölü ve yaralı sayısı ile yıkıma ilişkin son durumu paylaştı.

Buna göre, 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılarda 12 bini aşkın kişi yaşamını yitirdi; ölenlerden 5 binini çocuklar, 3 bin 300’ünü kadınlar oluşturdu. Saldırılarda 200 doktor, hemşire ve ilk yardım görevlisi, 22 sivil savunma çalışanı ve 51 gazeteci öldürüldü.

Saldırılar sonucu 30 binin üzerinde kişi de yaralandı. Bunlardan yüzde 75’ini yine kadınlar ve çocuklar oluşturdu.

Açıklamada, 1800’ü enkaz altında çocuk olmak üzere 3 bin 750 kişinin kayıp olduğu yönünde ihbar alındığı aktarıldı.

Altyapıya ve hastanelere büyük zarar verildi

Saldırılarda şu ana kadar, 95 hükümet binası ve 255 okul hedef alındı, 63 okul hizmet dışı kaldı. Bombalanan 165 camiden 76’sı tamamen yıkıldı.

Sağlık sektörü de saldırılardan büyük zarar gördü. 25 hastane ve 52 sağlık merkezi hizmet dışı kalırken, 55 ambulans da saldırıların hedefi oldu.

Hastaneler “asılsız iddialarla” hedef tahtası haline getirildi

Açıklamada, İsrail’in uzun yıllardır, “hastanelerin Filistin direniş güçlerinin komuta merkezleri olarak kullanıldığı” şeklinde asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalıştığı kaydedildi. İsrail’in böylelikle hastane saldırıları ile Filistin halkına yönelik uyguladığı “etnik temizliği” ve işlediği suçları gerekçelendirmeyi amaçladığı ifade edildi.

Hükümetin açıklamasında, Şifa Hastanesi’nden İsrail askerleri ile tanklarının çıkarılması, ayrıca insani ve sağlık alanındaki görevlerini yerine getirebilmeleri için tüm hastanelere yakıt takviyesi yapılması çağrısında bulunuldu.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı ise uluslararası kurum ve kuruluşları hastanelerde incelemelerde bulunmak ve denetlemek üzere bir teknik ekip oluşturmaya çağırdı.

DSÖ: Gazze’de kanser tedavisine ihtiyaç duyanların tahliye edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz

DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, AA muhabirinin, “Gazze’de kanser tedavisine ihtiyaç duyan 27 kişi, Türkiye’ye getirildi. Şu anda Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde tedavi altındalar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Gazze’den, Mısır üzerinden Türkiye’ye nakledilen hastaları ziyaret etti. Türkiye’nin bu çabası hakkında ne söylemek istersiniz?” sorusunu yazılı yanıtladı.

“Kanser tedavisine ihtiyaç duyanların tahliye edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadesini kullanan Harris, kritik yaralı ve hastaların Refah Sınır Kapısı’ndan Mısır’a ve Mısır üzerinden de sürekli, düzenli, engelsiz ve güvenli olarak tıbbi tahliyelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Harris, “DSÖ, sağlık durumu ve güvenlik koşulları izin verdiği ölçüde, hasta ve aile üyelerinin tahliyesini kolaylaştırmaya kararlıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

 Hamas: İsrail Şifa Hastanesi’nde soykırım yapıyor

Hamas, “İsrail ABD’nin yaktığı yeşil ışıkla Şifa Hastanesi’nde soykırım yapıyor” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı.

İsrail’in, tanklar ve keskin nişancılarla Şifa Hastanesi’ni adeta askeri kışlaya çevirdiği kaydedilen açıklamada, ilaç temini için hastanenin eczanesine gidilmesine engel olduğu ve hastanede dünyanın gözü önünde soykırım yaptığı ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in Şifa Hastanesi’nde gerçekleştirdiği “etnik temizlikten”, kadınlara, çocuklara ve sivillere yönelik suçlarından doğrudan ABD Başkanı Joe Biden’ın sorumlu olduğu vurgulandı.

“Sözde güvenli bölge önerisi felaket reçetesi”

Ghebreyesus, BM Genel Kurulunun New York’taki genel merkezinde Gazze’deki insani durum hakkında düzenlenen oturumda konuştu.

DSÖ’nün bu hafta İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında yaşanan ölüm ve yaralanmalara ilişkin güncelleme alamadığını hatırlatan Ghebreyesus, “Açık olan şu ki Gazze halkının sağlık ihtiyaçları her geçen gün artıyor ve sağlık sistemi çökmek üzere.” dedi.

Gazze’de sadece 10 hastanenin faaliyette olduğunu ve sadece 1400 hasta yatağının bulunduğunu belirten Ghebreyesus, tedavileri kesintiye uğrayan 2 binden fazla kanser hastası, 1000 böbrek hastası, 50 bin kalp-damar hastası ve 60 bin diyabet hastasının risk altında olduğunu vurguladı.

BM’nin Gazze’deki 154 tesisine 830 bin kişi sığındı

UNRWA’dan yapılan yazılı açıklamada, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde yaklaşık 1,6 milyon kişinin yerinden edildiği aktarıldı.

Bu kişilerden yaklaşık 830 bininin, bölgenin kuzeyindekiler dahil olmak üzere UNRWA’ya ait 154 tesise sığındığı ifade edildi.

Açıklamada, UNRWA’nın temel insani faaliyetlerini yürütebilmek için günlük 160 bin litre yakıta ihtiyaç duyduğu kaydedildi.

UNRWA: Gazze’de kent hizmetleri için kullanılacak yakıt kalmadı

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, Cenevre’de, Gazze’nin kuzeyindeki durumu AA muhabirine değerlendirdi.

Güncel verilerin Gazze’nin kuzeyinde 250 ila 300 bin kişinin yaşadığına işaret ettiğini belirten Lazzarini, UNRWA’nın artık bölgede varlık göstermediğini, en son kuşatma gerçekleşmeden Şifa Hastanesine konvoy gönderdiğini aktardı.

Lazzarini, binlerce Filistinlinin kuzeyi terk etmek için kullandığı insani yardım koridorunun son günlerde “tek yönlü” işlediğinin ve yardımları “Kuzeye götürmenin hiçbir ihtimali” olmadığının altını çizdi.

İletişim hatları açık olduğunda telefon üzerinden bölgedekilerle temas kurabildiklerini bildiren Lazzarini, “Refah’tan Beyt Hanun kentine, insanların olduğu her yere yardım sağlama çağrısı yapıyoruz. Şu an, güneyden kuzeye insani yardım taşımak çok zor.” ifadesini kullandı.

Bölgede günlük yakıt ihtiyacı 120 bin litre

İsrail’in 15 Kasım’da, “bir seferliğe mahsus” ve yalnızca Refah Sınır Kapısı’ndan gelen yardım dağıtımında kullanılmak üzere 23 bin litre yakıt girişine izin verdiğini hatırlatan Lazzarini, bölgede günlük yakıt ihtiyacının 120 bin litre olduğunu ve izin verilen yakıtın da yetersiz kaldığını belirtti.

Lazzarini, “(15 Kasım’da) Verilen yakıt teknik olarak 2 gün içindi. İhtiyaç duyulanın günlük yalnızca yüzde 10’una denk geliyor.” dedi.

Süre geçtikçe bölgedeki yakıt eksikliğinin felaketlerle sonuçlanacağına dikkati çeken Lazzarini, UNRWA’nın, su ve gıda tedarik etmek, hastane jeneratörlerini çalıştırmak ve 800 binden fazla Filistinlinin kaldığı UNRWA merkezlerinin aktifliğini sürdürmek için yakıtın şart olduğunu her defasında vurguladıklarını ifade etti.

UNRWA’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 103 UNRWA çalışanı yaşamını yitirdi ve yüzde 70’i Gazze Şeridi’nin merkez ve güney bölgelerinde bulunan 64 UNRWA tesisi de zarar gördü.

“Dehşeti tarif edecek kelime yok”

Ghebreyesus, her gün 200 kadar kadının “akla gelebilecek en kötü koşullarda” doğum yaptığını ifade ederek, “Dehşeti tarif edecek kelime yok.” diye konuştu.

Bu hafta Gazze’ye giren az miktardaki yakıtın da çoktan tükendiğini dile getiren Ghebreyesus, BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) kabul edilen ve Gazze’de çatışmalara acil ve uzatılmış ara talep edilen kararı memnuniyetle karşıladıklarını, tüm tarafları karara derhal uymaya çağırdı.

Ghebreyesus, sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların da durması gerektiğini söyledi.

İsrail’in, Gazze’nin güneyindeki El-Mevasi’de sözde bir “güvenli bölge” oluşturulması önerisini “felaketin reçetesi” olarak nitelendiren Ghebreyesus, sınırlı altyapı ve hizmetin bulunduğu oldukça küçük bir alana bu kadar çok insanı doldurmaya çalışmanın sağlık risklerini ciddi ölçüde artıracağına dikkati çekti.

“İsrail’in tepkisinin ölçeği giderek daha haksız görünmektedir”

Ghebreyesus, DSÖ’nün, Gazze’de geniş bir mutabakat olmaksızın, güvenlik ve diğer temel ihtiyaçların karşılanmadığı ve uygulamayı denetleyecek bir mekanizmanın tesis edilmediği sürece sözde “güvenli bölge” oluşturulmasına katılmayacağını vurguladı.

Yüzde 70’i kadın ve çocuk olmak üzere en az 11 bin 500 Gazzelinin öldürüldüğü, 1,7 milyon insanın yerinden edildiğini ve Gazze’deki hastanelerin üçte ikisinin devre dışı kaldığını anımsatan Ghebreyesus, “İsrail’in tepkisinin ölçeği giderek daha haksız görünmektedir.” ifadesini kullandı.

Ghebreyesus, bu krizin Avrupa Birliği (AB) için de bir test olduğunu ifade ederek, “Eğer BM üyesi devletler olarak bu kanı durdurmayacak ya da durduramayacaksanız, o zaman sormamız gerekir: BM ne için var?” dedi.

Gazze’de yaşananların BM ve insanlık için bir kriz olduğunu kaydeden Ghebreyesus, konuşma yapmanın yeterli olmadığını, harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.

BM: Gazze’nin güneyindeki askeri hareketlilik İsrail’in güvencelerini boşa çıkarıyor

BM Genel Kurulunda, Gazze’deki insani durum hakkında oturum düzenlendi.

BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) Genel Komiser Yardımcısı Natalie Boculy, oturumda yaptığı konuşmada, Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığına dikkati çekti.

Boculy, İsrailli yetkililerin insanlara Gazze’nin güneyine gitmelerini söylediğini hatırlatarak “Ancak Gazze’nin hiçbir kısmı bombardımandan kaçınamadı.” diye konuştu.

Tüm mahallelerin yok olduğunu ifade eden Boculy, aynı zamanda tüm Gazze halkını yerinden etmeye yönelik söylemlerin ortaya çıktığına işaret etti.

Boculy, “Gazze’nin güneyindeki askeri hareketlilik, İsrail’in güneyin güvenli olduğu yönündeki güvencelerini boşa çıkarıyor.” vurgusunda bulundu.

İnsani yardım dağıtımının “koşullara” bağlandığını ve siyasi müzakerelere dayandığını belirten Boculy, “İnsani yardım çalışanları, toplum yerinden edilirken suç ortağı yapılmaya çalışılıyor. BM bayrağı altında insanları koruyamıyoruz.” dedi.

İsrail’e sınır kapısını açma çağrısı

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ise Gazze’deki sivil can kaybının duyurulandan çok daha yüksek olabileceğini işaret etti.

Enkaz altındaki kişilerin tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Griffiths, “Sivil zararın boyutu ve yapısı, çok yoğun nüfuslu bölgelerde patlayıcı silahların kullanıldığını gösteriyor.” açıklamasında bulundu.

Griffiths, yardımın sadece Refah Sınır Kapısı’ndan girişinin “lojistik olarak imkansız” hale geldiğinin altını çizerek İsrail’e daha önce insani yardımların yüzde 60’ının geçtiği Kerem Şalom Sınır Kapısı’nı açma çağrısı yaptı.

“Acilen insani yardımlar için erişime ihtiyaç var”

BM 78. Genel Kurul Başkanı Dennis Francis ise uluslararası toplumun acilen ateşkes beklentisi içinde olduğunu dile getirdi.

“Acilen insani yardımlar için kesintisiz erişime ihtiyacımız var.” diyen Francis, taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası savaş hukuku kurallarına uymaları için çağrıda bulundu.

Francis, gerçek can kaybı sayısını tam olarak bilmenin mümkün olmadığını belirterek “Binlerce kişi gereksiz yere mahvoldu. Gazze’deki insani durum tam bir felaket ve kısa sürede sona erecek gibi görünmüyor.” dedi.

BM: Gazze’de gerçekten güvenli bir yer yok

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında AA muhabirinin “İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü, Gazze’nin güneyine operasyonu ihtimal dışı bırakmadıklarını açıkladı. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de daha fazla bölgenin hedef alınacağını söyledi. İsrail, aynı zamanda Gazze’nin güneyinde bazı bölgelere broşür dağıtarak sivillere bölgeyi boşaltma ve ‘bilinen barınaklara’ gitme çağrısında bulundu. İsrail, Gazze’nin güneyinin güvenli olduğunu söylemişti ancak hükümet ve ordu güneye doğru ilerleyeceklerinin sinyallerini veriyor. BM bunu ne kadar yakından takip ediyor? Tepkiniz nedir?” sorularına cevap verdi.

“Tabii ki çok yakından takip ediyoruz.” diyen Dujarric, “İsrail ordusunun Gazze’nin güneyine doğru yeni operasyonlarından ve bunun siviller üzerindeki etkisinden derin endişe duyuyoruz.” ifadesini kullandı.

AA muhabirinin devamında, “İsrail, sivillere ‘Bölgeyi boşaltın.’ diyor, bu insanlar nereye gidebilir? Bu mümkün mü?” sorularına ise Dujarric, “Gazze’de gerçekten güvenli bir yer yok. İsrail’e daha önce de yaptığımız gibi sivilleri her durumda korumaları gerektiği çağrımızı yineliyoruz.” yanıtını verdi.

Dujarric, İsrail’in amacının ne olduğu konusunda yorum yapmayarak, kendilerinin de açıklamaları takip ettiklerini, Filistinlilerin Gazze dışına zorla gönderilmelerine karşı çıktıklarını söyledi.

“BM’nin, durumu ne zaman ‘soykırım’ olarak tanımlayacağının” sorulması üzerine Dujarric, Genel Sekreter’in böyle bir yetkisi olmadığını, tanımlamayı yetkili mahkemelerin yapabileceğini kaydetti.

BM Yüksek Komiseri Türk: İsrail’in ‘güvenli bölge’ olarak adlandırdığı öneri savunulamaz

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, BM Genel Kurulunun New York’taki genel merkezinde Gazze’deki insani durum hakkında düzenlenen oturumda konuştu.

Abluka altındaki Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’da sivillerin korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirten Türk sivillerin öldürülmesinin “kabul edilebilir bir sivil zayiat olmadığını” kaydetti.

Türk, “yıllardır kapsamlı şekilde hakları kısıtlanan” Gazze halkının, İsrail ordusu tarafından “21. yüzyılda ender görülen bir yoğunlukta bombardımana ve devam eden şehir savaşına maruz kaldığını” ifade etti.

Gazze’deki durumu “kabus” olarak nitelendiren Türk 4 bin 600’den fazlası çocuk olmak üzere 11 bin 100’den fazla kişinin öldürüldüğünü hatırlattı.

“Hiç kimse hukukun üstünde değildir”

Türk, Gazze’deki hastane, okul, ev, market ve fırınların İsrail tarafından vurulduğunu işaret ederek uluslararası insancıl hukuka göre hastane ve okul gibi sivillerin bulunduğu yerlere saldırıların yasak olduğunun altını çizdi.

İsrail’in yoğun nüfuslu bölgelerde geniş alanları etkileyen patlayıcı silahlar kullanmasının yanı sıra, zorla yerinden etme ve toplu cezalandırmanın da suç olduğunu aktaran Türk, “Hiç kimse hukukun üstünde değildir.” dedi.

Türk, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna “derhal ve tam olarak saygı gösterilmesi” çağrısında bulunarak, başta çocuklara yönelik olmak üzere “ağır insan hakları ihlallerine son verilmesi gerektiğini” vurguladı.

“Uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun çoklu ve derin ihlallerine ilişkin tüm ciddi iddialar, kim tarafından işlenirse işlensin, titiz bir soruşturma ve tam hesap verebilirlik gerektirir.” ifadelerini kullanan Türk, ulusal makamların soruşturma yapmaması halinde uluslararası soruşturma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

“İsrail’in ‘güvenli bölge’ önerisi savunulamaz”

Gazze’deki birçok sivilin İsrail’in “bombardımanlardan korunmak için başka bir yere gitme talimatına” uyamadığı gerçeğine işaret eden Türk, saldırıların sürdüğü bölgelerde kalmaya devam eden ve aralarında çok sayıda çocuk, yaralı ve engellinin de bulunduğu yüz binlerce sivilin korunması gerektiğini belirtti.

Türk, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki El-Mevasi’de sözde bir “güvenli bölge” oluşturulması önerisine ilişkin, “İsrail’in ‘güvenli bölge’ olarak adlandırdığı öneri savunulamaz. Bölge ne güvenli ne de insan sayısı için uygun.” ifadesini kullandı.

Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik artan şiddet ve ayrımcılık ile İsrail güçlerinin Filistinlilere yönelik keyfi gözaltılarından “endişe duyduğunu” belirten Türk, İsrail’in, Batı Şeria başta olmak üzere işgal altındaki bölgelerde Filistinlileri koruma yükümlülüğüne uyması ve Yahudi yerleşimcilerin uyguladığı şiddet olaylarına ilişkin soruşturma yürütmesi gerektiğini söyledi.

“İsrail işgalinin sona ermesi gerektiği açıktır”

Filistinli ve İsraillilerin “barış ve özgürlük içinde yaşamak için aynı haklara sahip olduğunu” söyleyen Türk, “İsrail işgalinin sona ermesi gerektiği açıktır. Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olma haklarının güvence altına alınması elzemdir.” dedi.

BM Güvenlik Konseyinde 15 Kasım’da onaylanan “Gazze’de çatışmalara acil ve uzatılmış ara verilmesi” yönündeki karar tasarısının taraflarca derhal hayata geçirilmesi gerektiğini aktaran Türk, “İnsani ve insan hakları temelinde bir ateşkes sağlanmalı ve çatışmalara son verilmelidir.” diye konuştu.

Türk, son günlerde İsrailli yetkililerce yapılan açıklamaları işaret ederek “Lider konumundaki bazı kişilerin son açıklamaları ışığında, vahşet suçlarına varabilecek daha ağır ihlallerin yaşanması riskinden büyük endişe duyuyorum.” ifadesini kullandı.

Filistin: Gazze’de yaşanan şey intikam ruhuyla yapılan bir toplu katliamdır

Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Orta Doğu turu kapsamında dünkü İsrail ziyaretinden sonra Ramallah’a geçen Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile bir araya geldi ve ortak basın açıklaması yaptı.

Gazze’de acilen ateşkes sağlanması çağrısında bulunan Iştiyye, bölgeye yardım ve ilaç ulaştırılmasının gerekliliğine vurgu yaptı.

Filistin Başbakanı, “Gazze’de yaşanan şey intikam ruhuyla yapılan bir toplu katliamdır.” dedi.

İsrail güçlerinin, Gazze’nin yanı sıra işgal altındaki Batı Şeria’da da yılın başından bu yana 421 Filistinliyi öldürdüğüne dikkati çeken Iştiyye, “Gazze’de durum trajik. Yiyecek yok, içecek yok, kan dökülmeye devam ediyor. Bizim talebimiz, uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesidir.” diye konuştu.

Iştiyye, Borrell ile görüşmesinde kendisine, sorunun kaynağının İsrail’in 75 yıldır Filistin’de sürdürdüğü işgal olduğunu aktardığını kaydetti.

Gazze’deki hükümet, ölü ve yaralı sayılarını güncelleyemiyor

Gazze’deki hükümetin medya ofisinden, İsrail’in saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana günlük olarak açıklanan ölü ve yaralı sayıları ile yıkıma ilişkin diğer bilgiler dün ve bugün güncellenemedi.

Medya ofisinin Facebook sayfasından yapılan yazılı açıklamada, bölgede her gün yüzlerce kişinin öldüğü ve yaralandığı belirtilirken istatistik departmanlarının son ve kesin bilgileri toparlayamadığı ifade edildi.

Ölü ve yaralı sayısına ilişkin son bilgilerin verilemediği basın açıklamasında daha çok İsrail’in hastanelere yönelik saldırıları üzerinde duruldu.

Gazze’ye yönelik saldırıların başlamasından bu yana hastaneler ile sağlık çalışanlarının İsrail’in hedef tahtası haline geldiği kaydedilen açıklamada, 25 hastane ile 56 sağlık merkezinin hizmet dışı kaldığı ve 2,3 milyonluk Gazze nüfusunun sağlık hizmetinden mahrum edildiği vurgulandı.

İsrail’in, El-Ehli Baptist, Kudüs, Endonezya, Türk-Filistin Dostluk, Rantisi ve Nasr Çocuk hastanelerine saldırılar düzenleyerek ve baskınlar yaparak hastaları zorla hastanelerden çıkardığı ifade edildi.

Şifa Hastanesinin İsrail askerleri tarafından işgal edildiği belirtilen açıklamada, birkaç gün içinde hastanede böbrek hastası, prematüre bebekler ve yoğun bakım hastalarından 48’inin öldüğü aktarıldı.

Gazze Şeridi’ndeki iletişim hizmetlerinin (sabit, hücresel ve internet) kesilmesiyle İsrail’in hastanelere ve sivillerin yaşadığı evlere yönelik işlediği savaş suçlarını örtbas etmek istediğine işaret edilen açıklamada, hastanelere ve yardım merkezlerine tıbbi malzeme ile diğer yardım girişlerinin yapılması için Refah Sınır Kapısı’nın nihai olarak açılması çağrısı yapıldı.

İsrail: Hamas ile esir takası konusunda şu anda bir anlaşma yok

İsrail UIusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzachi Hanegbi, düzenlediği basın toplantısında, Gazze’de ateşkes ilan edilmesi karşılığında Hamas’ın elindeki esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çok sayıda haber görüyorum, bu aşamada müzakere sürecinin parçası olan konuların hiçbirinde anlaşma sağlanamadı.” dedi.

İsrailli yetkili, Hamas’ın “çok sayıda” esiri serbest bırakması karşılığında, yalnızca “çok sınırlı ve kısa bir ateşkesi” kabul edeceklerini söyleyerek, “Ancak o zaman ateşkesi kabul edeceğiz ve bu çok sınırlı ve kısa olacak. Çünkü ardından savaşa ilişkin hedeflerimizde ilerlemeyi devam ettireceğiz.” diye konuştu.

Esirlerin serbest bırakılmasının ancak “Hamas’ın kendisini sıkışmış ve baskı altında hissetmesi durumunda gerçekleşeceğine inandıklarını” savunan Hanegbi, “Savaşın 42. günündeyiz ve İsrail ordusuna ilerlemesini bir dakika bile durdurma emri vermedik.” ifadelerini kullandı.

Hanegbi, Gazze’de 240’a yakın rehine varken az sayıda rehine için geçici ateşkesi kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, bu konuda “taviz vermeyeceklerini” söyledi.

İsrail hükümetine bağlı “savaş kabinesi” tarafından Gazze’de belirlenen “tüm hedeflere ulaşıldığını” iddia eden Hanegbi, “Bu sadece başlangıç.” dedi.

Hanegbi, “Hamas’ın ve Filistin İslami Cihad Hareketi’nin tüm askeri ve liderlik yetenekleri ortadan kaldırılıncaya kadar durmayacağız.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kassam Tugayları: Esirlerin bazılarını tedavi için bakım merkezlerine naklettik, biri panikataktan öldü

Kassam Tugayları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, esirlerin Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde bulunduğuna dair “güçlü emarelere” sahip olduklarını söylemesine karşılık Telegram platformundan bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, “Netanyahu’nun hastanelerde Siyonist esirlerin bulunduğu yalanına yanıtımız: Onların bir kısmını sağlık durumlarının ciddiyeti nedeniyle tedavi etmek ve canlarını korumak amacıyla bakım merkezlerine naklettik.” ifadelerine yer verildi.

İsrailli esir Aryeh Zalman Zdmanovich’in yakın zamanda yoğun bakıma alındığı, iyileştikten sonra getirildiği yere geri gönderildiği kaydedilen açıklamada, söz konusu İsraillinin, bulunduğu yerin çevresine defalarca düzenlenen bombalamalar sonucu panikatak geçirerek hayatını kaybettiği ve bunu belgeleyen materyallerin daha sonra paylaşılacağı kaydedildi.

Kassam Tugayları’nın daha sonra yayımladığı görüntülerde, Zdmanovich olduğu belirtilen kişinin sedye üzerinde tedavi edildiği ve bu sırada anlaşılmayan sözler söylediği görüldü. Videonun devamında ise aynı kişi ölü vaziyette kefene sarılmış halde kameraya yansıdı.

Filistin Kızılayı: İsrail tanklarının Gazze’deki El-Ehli Hastanesi’ndeki kuşatması sürüyor

Filistin Kızılayının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, El-Ehli Baptist Hastanesi’ndeki ekiplerin kuşatma altında kaldığı belirtildi.

Tankların hastane çevresinde konuşlandığı ifade edilen açıklamada, İsrail askerlerinin yoğun silah seslerinin duyulduğu kaydedildi.

Açıklamada, tehlike altında olan hastanedeki Filistin Kızılayı ekiplerinin korunması için acil müdahale talebinde bulunuldu.

Filistinli doktor Gazze’deki savaşta bir yılda tüketilenden daha fazla kan tükettiklerini söyledi

Nasır Tıp Kompleksi Laboratuvar Bölümü Direktörü Dr. Sofiya Zurub, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail’in bölgeyi haftalardır “barbarca” bombalaması sonucu hastaneye çok sayıda yaralı geldiğini ve sürekli kan bağışına ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Filistinli doktor, “İsrail’in saldırıları sırasında tüketilen kan miktarı yaklaşık 2 bin 500 üniteydi ve bu miktar normal günlerde bir yıl boyunca tüketilmedi, dolayısıyla sürekli kan bağışına ihtiyacımız var.” dedi.

Bağış için yeterli kan torbası stoğu olmamasından büyük endişe duyduklarını ifade eden Zurub, ayrıca yakıt bulunamaması sonucu elektrik kesintisi yaşanması durumunda mevcut tüm kan ünitelerini yok etmek zorunda kalmaktan korktuklarını dile getirdi.

Zurub, “Yakıtın bitmesi nedeniyle elektriklerin tamamen kesilmesi durumunda, eksi 80 derecede saklanan yaklaşık 3 bin ünite donmuş plazmanın yanı sıra yaklaşık 500 ünite kanı da imha edeceğiz.” dedi.

Doktor Zurub, yerinden edilenlerin barındığı okullara gittiklerinde ya da sosyal medya üzerinden kan ünitesi talebinde bulunduklarında gençlerin kan bağışına büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

Şifa Hastanesi’nde 7 binden fazla kişi ölümle karşı karşıya

Gazze’deki hükûmet, İsrail’in kuşattığı Şifa Hastanesi’nde 7 binden fazla yerinden edilmiş kişi, hasta ve sağlık personelinin su ve yiyecek eksikliği nedeniyle ölümle karşı karşıya olduğunu duyurdu.

Hükûmete bağlı medya ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Şifa Hastanesi’nde su, yiyecek veya çocuklar için sütün bulunmadığı aktarılırken “650 hasta ve yerinden edilmiş yaklaşık 7 bin kişinin barındığı Şifa Hastanesi’nde su veya yiyecek yok.” ifadesi kullanıldı.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Batı Kudüs’te 1 İsrail askerinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığı İsrail kontrol noktasına düzenlenen silahlı saldırıyı üstlendi.

El-Kassam Tugayları, Gazze’deki çatışma noktalarında 21 İsrail askeri aracının tamamen veya kısmen imha edildiğini, kuzeydeki Beyt Hanun’da ise İsrail kuvvetlerinin saklandığı bir binanın yıkıldığını duyurdu.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Gazze Direktörü Thomas White, X sosyal medya platformundan “Gazze Şeridi’nin güneyindeki 3 şehirde, 76 su kuyusu, 2 ana içme suyu tesisi ve 15 kanalizasyon pompa istasyonunun faaliyeti durdu. Yakıt bittiği için yaşanan bu durum yüz binlerce kişiyi etkiliyor.” paylaşımında bulundu.

BM, İsrail’in BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) kabul edilen ve Gazze’de çatışmalara acil ve uzatılmış ara talep edilen kararı “gerçeklerden kopuk” olarak nitelendirmesini üzüntüyle karşıladığını bildirdi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, direniş güçlerinin, uzun soluklu bir savaşa hazır olduğunu ve verdiği mücadeleyle de stratejik dönüşümlere kapı açtığını söyledi.

İsrail ordusu, Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda bir sivil yerleşim alanını bombaladı.

İsrail’in, karadan ve havadan yoğun saldırılar düzenlemesine ve halka güneye gitmeleri konusunda sürekli çağrı yapmasına rağmen, 807 bin kişinin halen Gazze ve Kuzey Gazze vilayetlerinde yaşadığı belirtildi.

Saldırıların soruşturulması için 5 ülkeden UCM’ye başvuru

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) resmi sitesinden yapılan açıklamada, Güney Afrika, Bolivya, Bangladeş, Komorlar Devleti ve Cibuti tarafından yapılan başvuruların bugün Savcılık Ofisi’ne ulaştığı belirtildi.

Açıklamada, UCM Roma Statüsü uyarınca, bir taraf devletin, başka bir taraf devletin topraklarında işlenen suçların araştırılması için Savcılığa, soruşturma yapması adına başvurabileceği belirtildi.

Halihazırda Filistin Devleti’ndeki duruma ilişkin savcılığın bir soruşturma yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, söz konusu soruşturmanın 3 Mart 2021 tarihinde başlatıldığı ve 13 Haziran 2014 tarihinden bu yana Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da işlenen Roma Statüsü suçları kapsamına girebilecek eylemleri kapsadığı ifade edildi.

Açıklamada, Başsavcı Kerim Han’ın göreve gelmesinin ardından Filistin Devleti’ndeki durumla ilgili soruşturmayı ilerletmek üzere özel bir ekip kurduğu ve bu ekibin Filistin’e işlenen suçlarla ilgili kilit paydaşlardan bilgi ve iletişim toplama, muhafaza etme ve analiz etme konusunda yetkilendirildiği aktarıldı.

Bugüne kadar savcılığa önemli miktarda bilgi ve kanıt gönderildiği belirtilen açıklamada, Savcılık Ofisi çalışanlarının; hayatta kalanlarla görüşmek, sivil toplum örgütlerini dinlemek ve ilgili ulusal muhataplarla temas kurmak üzere Filistin Devleti ve İsrail’i ziyaret etme çabalarını da sürdüreceği vurgulandı.

Ukrayna olayında, aralarında İngiltere, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu UCM’ye taraf 39 ülke, 3 Mart 2022’de UCM’den Ukrayna’da işlenen suçların soruşturulması için başvurmuş ve UCM 17 Mart 2023’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya’nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında savaş suçu gerekçesiyle yakalama kararı çıkarmıştı.

Cenin Mülteci Kampı’na saldırıda 3 Filistinli öldü

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail ordusu, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kenti ve mülteci kampına onlarca askeri araçla baskın düzenledi.

İsrail askerlerinin, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırılarda, 3 Filistinli öldü, 2’si ağır 9 kişi yaralandı.

Öte yandan İsrail ordusu, Lübnan topraklarında Hizbullah’a ait “hedeflere” hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde devam eden işgalin bölgenin güneyine de yayılması sinyalini verdi. Halevi, “Kuzey Gazze Şeridi’ndeki askeri sistemi ortadan kaldırmaya yaklaştık. Biz anladığımız kadarıyla diğer alanlara devam edeceğiz.” dedi.

BM Raportörü Pedro Arrojo-Agudo, yaptığı yazılı açıklamada İsrail’in Gazze Şeridi’nde suyu bir savaş aracı olarak kullanmaya son vermesi gerektiğini vurguladı.

Mescid-i Aksa çevresinde kısıtlamalarını sürdüren İsrail polisi, geçen haftalarda olduğu gibi bu hafta da cuma namazını Aksa’da kılmak isteyen Filistinlileri engelledi.

Batı Şeria’da 2 Filistinli öldürüldü, 47 Filistinli gözaltına alındı

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Batı Şeria’nın güneyinde yer alan El Halil kenti yakınlarında İsrail askerlerine ateş açtıkları iddiasıyla 2 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu.

Öte yandan, İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 47 Filistinliyi gözaltına aldı.

Filistin Esirler Cemiyetinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Filistinlilere yönelik gözaltı baskınlarını sürdürdüğü belirtilirken Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 7 Ekim’den bu yana gözaltına alınan Filistinlilerin sayısının 2 bin 800’e ulaştığı kaydedildi.

Bununla birlikte, Filistin İstatistik Merkezinin internet sitesinde yayımlanan açıklamada, İsrail ordusunun yoğun saldırılarına maruz kalan Gazze ve Kuzey Gazze kentlerinde hala evlerini terk etmemiş 807 bin Filistinlinin bulunduğu belirtildi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Jeremy Laurence, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki işgalini güneye doğru genişletmesinin “büyük riskler “barındırdığını ve sivillerin korunmasının birinci öncelik olduğunu bildirerek “Şu anda tek çözüm savaşın durmasıdır.” dedi.

Batı Şeria’da İsrail askerlerinin daha önce yaraladığı Filistinli hayatını kaybetti

Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Cenin kentinde geçen hafta İsrail askerlerinin açtığı ateşte yaralanan 21 yaşındaki Cemal Mahmud Abdurrahman Muşarika’nın hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısının 206’ya yükseldiği kaydedildi.

Öte yandan, Cenin ve Nablus kentlerinde çıkan çatışmalarda 4 Filistinli yaralandı.

Cenin’deki İbni Sina Devlet Hastanesi’nden yapılan yazılı açıklamada, kentin güneyinde İsrail askerleriyle çıkan çatışmalarda 3 Filistinlinin yaralandığı, yaralıların hastaneye getirildiği aktarıldı.

Filistin Kızılayından yapılan açıklamada da Nablus’ta gerçek mermi ile yaralanan 30 yaşındaki bir gence müdahalede bulunulduğu belirtildi.

Filistin Eğitim Bakanlığı, “mevcut koşullar nedeniyle” Batı Şeria’da cumartesiden perşembeye kadar yüz yüze eğitimin askıya alındığı, öğrencilerin eğitimlerine çevrim içi devam edeceği bilgisini paylaştı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir