İsrail ordusu, Suriye topraklarında yeni alanlar işgal etti

İsrail ordusu, Suriye topraklarında yeni alanlar işgal etti

İsrail ordusu, Suriye topraklarında yeni alanlar işgal etti

İsrail, Suriye’de Baas rejiminin devrilmesinin ardından bu ülkeye yönelik artan hava saldırıları ve karadan işgal sürecinde, Kuneytra iline bağlı 2 köyü daha işgal etti.

İsrail güçleri, Suriye’nin güneybatısındaki Kuneytra bölgesinde işgali genişletiyor.

Marriye ve Kodana köylerini işgal eden İsrail ordusu, Kodana’ya girmeden önce havadan attığı bildiride, köy sakinlerini evlerinde kalması konusunda uyardı.

Bildiride, bölgedeki çatışmaların İsrail ordusunu harekete geçmeye zorladığı iddia edildi.

İsrail’in Suriye’ye saldırıları ve işgali

Suriye’de 27 Kasım’da şiddetlenen çatışmaların ardından 8 Aralık’ta 61 yılık Baas rejiminin çökmesiyle eş zamanlı, İsrail ordusunun Suriye’ye saldırıları arttı.

Rejim ordusundan kalan askeri altyapı ve imkanları imha etmeye başlayan İsrail ordusu, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti.

Golan Tepeleri civarındaki tampon bölgeye giren İsrail ordusu, işgali daha ileriye taşıyarak başkent Şam’ın 25 kilometre yakınlarına kadar sokuldu.

İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. İsrail ile Suriye arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.

İsrail, Filistin ve Lübnan’da sürdürdüğü uluslararası hukuk ihlallerini Suriye’ye taşıyor

Orta Doğu uzmanı Dr. Assal Rad, İsrail’in Suriye’deki işgal ve hava saldırılarının, uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini ve Filistin ile Lübnan’da sürdürülen ihlallerin devamı olduğunu belirtti.İsrail, Filistin ve Lübnan'da sürdürdüğü uluslararası hukuk ihlallerini Suriye'ye taşıyor

İran asıllı ABD’li Orta Doğu uzmanı Rad, İsrail’in Suriye’deki son harekatının, Filistin ve Lübnan’da yıllardır devam eden uluslararası hukuk ihlallerinin bir uzantısı olduğunu belirtti.

İsrail’in bölgede yeni bir işgal politikası başlattığını söyleyen Rad, AA muhabirine, İsrail’in Suriye’deki saldırılarının tarihi, jeopolitik ve hukuki açıdan değerlendirmesini yaptı.

“İsrail, Suriye’nin geçiş dönemini istismar etti”

Orta Doğu araştırmacısı Rad, İsrail’in Suriye’deki geçiş sürecini istismar ettiğini belirterek, “İsrail, Suriye’nin bu çalkantılı dönemini, geçiş ve kırılma dönemini hemen istismar etti. Bu, Suriyelilerin durumu değerlendirmeye, devletin çökmediğinden ve devlet prosedürlerinin devam ettiğinden emin olmaya çalıştığı bir dönem.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Suriye’de işgal politikasının Filistin topraklarındaki uygulamalarıyla paralel olduğuna dikkati çeken Rad, “İsrail’in Golan Tepeleri’nde yaptıklarını anlamak için onlarca yıldır süren Filistin toprakları işgaline bakmak gerekiyor. İsrail devletinin zihniyeti, uluslararası hukuka göre açıkça Filistin halkına ait olan Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü ya da Suriye’ye ait olan Golan Tepeleri’ni serbestçe işgal edebileceği yönünde.” diye konuştu.

Rad, İsrail’in tüm bu topraklarda onlarca yıldır işgalini sürdürdüğünü vurgulayarak, “Çünkü İsrail, ABD’nin himayesi sayesinde uluslararası hukuk açısından hiçbir yaptırımla karşılaşmıyor, hiçbir hesap verebilirlik yok. 1980’ler ve 90’lar arasında onlarca yıl süren Güney Lübnan işgaline de bakabilirsiniz.” ifadelerini kullandı.

“Tampon bölge için tampon bölge istiyorlar”

İsrail’in Suriye’deki işgali sürdürmek için uluslararası hukukta yer almayan çeşitli bahaneler ürettiğini anlatan Rad, “İsrailli yetkilileri dinlerseniz, Golan Tepeleri İsraillilere göre kendi toprağı olduğu için, tampon bölge için bir tampon bölgeye ihtiyaç duyduklarını iddia ediyorlar. Onlarca yıldır süren aynı işgal dili ve söylemlerini görüyorsunuz.” dedi.

İsrail’in mevcut hükümetinin, “halihazırda etnik milliyetçi bir devlette şimdiye kadarki en sağcı milliyetçi hükümet” olduğunu vurgulayan Rad, “Netanyahu ve (Bezalel) Smotrich ile Ben Gvir gibi diğer bakanlar açıkça Batı Şeria’yı ilhak etmekten bahsetti. İsrail yorumcuları, devlet yetkilileri ve yerleşimci hareketlerin liderleri, Suriye dahil tüm bu topraklara yerleşeceklerinden bahsediyor. İsrail toplumunda bunu açıkça görebilirsiniz.” diye konuştu.

“Uluslararası hukuk yeniden yazılamaz”

Rad, İsrail’in uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda yorumlama çabalarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Egemenlik ve toprak bütünlüğü fikirleri uluslararası hukukun temel bileşenleridir. Bu, İsrail’in veya ABD’nin yeniden yazabileceği bir şey değil çünkü tek tek ulus devletlerin irade veya yorumlarına değil, uluslararası toplumun mutabakatına dayanıyor. Suriye’nin egemenliği de Lübnan, Filistin ve bölgedeki diğer ülkelerin toprak bütünlüğü de uluslararası hukuk tarafından korunmaktadır.”

İsrail’in Suriye’deki saldırıları

Başkent Şam’a 7 Aralık’ta girmeye başlayan gruplara halk kitlelerinin de destek vermesiyle Baas rejimi, Şam ve diğer birçok bölgede kontrolü tümüyle kaybederek çöktü. Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarı sona ererken, rejim lideri Esed başkentten kaçtı.

Tüm bu gelişmeler olurken İsrail de Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti.

İsrail ordusu, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın talimatı doğrultusunda işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgeye girdi.

İsrail, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 1967’den bu yana işgal altında tutuyor. 1974’te İsrail ile Suriye arasında imzalanan Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması ile tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.

6 soruda İsrail’in işgalini genişlettiği Suriye’deki Golan Tepeleri

İsrail, Baas rejiminin yıkılmasını fırsat bilerek işgal altında tuttuğu, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgede işgal ettiği alanı genişletmek için harekete geçti. 6 soruda İsrail'in işgalini genişlettiği Suriye'deki Golan Tepeleri

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun konuya dair açıklamasında, Golan Tepeleri’nde tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırlarını belirleyen 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın çöktüğü iddia edildi.

Netanyahu, işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki Bental Dağı’na yaptığı ziyaret esnasında 8 Aralık’ta çektiği video mesajda, “Bu bölge yaklaşık 50 yıldır 1974 yılında üzerinde anlaşmaya varılan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması uyarınca bir tampon bölge olarak kontrol ediliyordu. Bu anlaşma çöktü, Suriye askerleri mevzilerini terk etti.” dedi.

İsrail Başbakanı açıklamasının İngilizce versiyonunda bölgedeki varlıklarının geçici olduğunu öne sürerek bunun uygun bir düzenleme yapılana kadar bu şekilde devam edeceğini kaydetti.

Golan Tepeleri’nin önemi, tampon bölge ve işgalin genişletilmesini 6 soruda ele aldık.

1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması nedir?

Anlaşma, 6 Ekim 1973’te sona eren savaşın ardından Suriye ile İsrail arasında 31 Mayıs 1974’te İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler, Sovyetler Birliği ve ABD temsilcilerinin huzurunda imzalandı.

Anlaşma kapsamında İsrail (mavi) ve Suriye (kırmızı) olmak üzere iki ayrım çizgisi konularak aralarında bir tampon bölge oluşturuldu.

Tampon bölgede, bölgenin Suriye egemenliği altında olması şartıyla, anlaşmanın uygulanmasının izlenmesinden Suriye Golan Tepeleri’nde görev yapan BM Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) sorumlu kılındı.

Anlaşmada ayrıca “UNDOF’un ateşkesin sürdürülmesini ve sıkı şekilde uyulmasını temin için çalışacağı; ayırma ve sınırlandırma alanlarına ilişkin ek protokolü denetleyeceği” belirtildi.

Anlaşmada, “(BM gücü) misyonunu yerine getirirken genel olarak geçerli Suriye yasalarına ve düzenlemelerine uyacak ve yerel sivil idarenin çalışmalarını engellemeyecektir.” ifadesi yer aldı.

Aynı zamanda misyonun “hareket özgürlüğünden, iletişimden ve görevi için gerekli diğer olanaklardan yararlanacağı, savunma niteliğinde bireysel silahlarla donatılacağı ve bu silahları yalnızca meşru müdafaa amacıyla kullanacağı” belirtildi.

UNDOF’un BMGK’nın yetkisi altında olduğu, anlaşma uyarınca denetimler yapacağı ve bu konuda taraflara her 15 günden az olmamak şartıyla düzenli şekilde rapor vereceği kaydedildi.

BM’ye bağlı güçlerin durumu nedir?

UNDOF’un internet sitesindeki rapora göre, Ağustos 2024’te sayısı 1309 kişiden oluşurken bunlardan 1117’sini askerler, 59’unu subaylar ve 133’ünü de siviller oluşturuyor.

Bu güce katkıda bulunan 10 ülke askerleri arasında ise Nepal, Uruguay, Hindistan, Fiji, Kazakistan, Gana, Butan, Çek Cumhuriyeti, İrlanda ve Zambiya yer alıyor.

Silahsız tampon bölge nedir?

Rapora göre, tampon bölgenin uzunluğu 75 kilometreyi bulurken, orta kesimlerde genişlik 10 kilometre, güneydeki uç kesimlerde 200 metre arasında değişiyor.

Kuzeyde ise 2 bin 814 metre yükseklikte, dünyanın kalıcı yerleşiminin olduğu en yüksek BM’ye ait noktanın bulunduğu Şeyh (Hermon) Dağı bulunuyor.

“BM gücü, silah ve güçlere ilişkin üzerinde mutabakata varılan kısıtlamaların yerine getirildiğinden emin olmak için tampon bölgeyi sürekli denetliyor.

Tampon bölge Suriye köylerini içine alıyor mu?

BM gücünün, internet sitesinde yayımlanan haritaya göre, bölgede çok sayıda köy bulunuyor.

Bunların en önemlileri, Taranca, Cubata Haşeb, Ufaniyye, Medine Baas, Hamidiye, Kuneytra, Bi’r Acem, Barika , Asbah, Refid, Samdaniyye Garbiyye ve Kahtaniyye köyleri.

İsrail ordusu, Baas rejiminin devrildiği 8 Aralık günü Ufaniyye, Kuneytıra, Hamidiye, Samdaniyye Garbiyye, Kahtaniyye köylerinde askeri güçlerinin olduğunu belirterek bölge sakinlerini, evlerinden çıkmamaları konusunda uyardı.

Golan’da kimler yaşıyor?

Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ni 5 Haziran 1967’den bu yana işgal altında tutan İsrail, daha sonraki adımında bölgeyi ilhakını duyursa da bu uluslararası toplum tarafından tanınmadı.

Suriye Dışişleri Bakanlığının sitesinde, Golan’ın işgal altındaki alanının yüz ölçümünün 1150 kilometrekare olduğu, Kuneytra ve Fik kentlerinin yanı sıra 137 köy ve 112 tarım arazini kapsadığı bilgisi bulunuyor.

Raporda, Golan’da Suriye Arap köylerinin enkazı üzerinde yayılmış 45 yasa dışı İsrail yerleşim birimi bulunduğu belirtiliyor.

İsrail Meclisinde 14 Aralık 1981’de Golan Tepeleri’nin ilhak edilmesini, İsrail yasalarının, yargısının ve yönetiminin dayatılmasını öngören “Golan Yasası” onaylandı.

Fakat BMGK, 17 Aralık 1981’de “yasanın geçersiz olduğunu ve uluslararası düzeyde hukuki bir etkisi olmadığını” belirten 497 sayılı kararla bu adıma hızlı şekilde yanıt verdi ve Tel Aviv’den bu kararı iptal etmesini istedi.

Tarihler 25 Mart 2019’u gösterdiğinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanan kararla, “Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini ABD’nin resmen tanıdığı” ilan edildi.

İşgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki nüfusun yaklaşık 40 bin olduğu, yarısından fazlasının Dürzi kökenli Suriyeli, geri kalanının ise İsrailli yerleşimciler olduğu tahmin ediliyor.

Dürzi kökenli Suriyelilerin büyük kısmı İsrail ordusunda hizmet etmeyi reddediyor.

Golan Tepeleri İsrail için neden önemli?

İsrail Dışişleri Bakanlığı internet sitesindeki açıklamasında “bölgenin stratejik öneminin İsrail’in Celile bölgesine bakan konumunun yanı sıra Taberiye Gölü’nün İsrail’in ana su kaynağı olmasından ve bu gölün üçte birinin Golan Tepeleri’nden gelen suyla beslenmesinden kaynaklandığı” belirtildi.

İsrailli sivil toplum kuruluşu Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 2019’da yayımlanan bir raporda, “Stratejik Golan Tepeleri’nin paha biçilemez savunma avantajları sağladığı, Tel Aviv’in caydırıcı gücünü artırdığı” belirtildi.

Raporda Golan’ın İsrail’in kuzeydoğusunda, yüksekliği en fazla 1000 ila 1200 metre arasında değişen, toplam alanı 1800 kilometrekare olan kayalık bir plato olduğu, Ürdün Nehri ile Taberiye Gölü’nün batı sınırlarını çizdiği, Yermuk Nehri’nin ise güney sınırını belirlediği, doğuda ise havza hatlarıyla sınırlandığı kaydedildi.

Şeyh Dağı’nın (bir kısmının İsrail sınırları içinde yer aldığı belirtiliyor) Golan Tepeleri’nin kuzey sınırını çizdiği aktarılan raporda, “Şeyh Dağı, sadece 60 kilometre doğuda bulunan Şam’dan ve Akdeniz’deki Hayfa Körfezi’ne kadar olan bölgenin tamamını gözlemlemek için mükemmel bir nokta. Golan Tepeleri, Ürdün Nehri Vadisi, Celile ve Şam’ın girişlerini kontrol altında tutuyor.” ifadelerine yer verildi.

İsrail’in Golan’ın kuzeyindeki Şeyh Dağı’nın zirvelerinden birinin üzerindeki kontrolünün, aynı zamanda kendisine istihbarat bilgileri toplama konusunda inanılmaz imkanlar sağladığına dikkat çekildi.

Bu durumun, Suriye topraklarının derinliklerinde elektronik şekilde gözetlemenin kullanılmasının yanı sıra olası bir saldırı karşısında erken uyarı olanak tanıdığı belirtildi.

Raporda, Suriye rejiminin sinir sisteminin başkent Şam’da bulunduğuna işaret edilerek, Golan’ın Şam’a yakınlığının ciddi şekilde caydırıcılık değerine sahip olduğu ifade edildi.

Kaynak: AA